31 Aralık 2017 Pazar

Bacheha-Ye aseman


İspanyol sinemasından sonra İran sinemasından bir kaç film listesi yaptım. İlk izlediğim film Bacheda-Ye aseman ya da Children of Heaven yani Cennetin Çocukları oldu. Film hakkımda yorumumu twitter hesabımdan yaptım. Daha önce izlemem gerektiğini ve film anında bunu yazmak için izlemeyi durdurduğumu belirten tweet attım. Film bir ailenin ve özellikle 2 kardeşin yoklukta neler başardığını bizlere muazzam bir şekilde anlatıyor. Hayatın zorlukları ve ailesinin maddi yetersizlikleri nedeniyle bir çok sıkıntı yaşayan ancak bunu sadece kendi aralarında çözen iki kardeşin nefis hikayesi. 

Bir odada yaşayan aile, yerde yapılan dersler, koşarak gidilen okul, hayatın tüm sıkıntılarını sadece kardeş ile çözme ve hayat mücadelesi esnasında kazandığı yetenek ile başardıkları. 

Daha fazla bir şeyler yazmak da istemiyorum spoiler olacak diye.

Filmin bazı sahnelerinde kendi çocukluğumu da gördüm.

Bir çift ayakkabıyla daha hüzünlü film çekilemezdi.

İran sinemasının Jodaeiye Nader az Simin ile beraber gelmiş geçmiş en iyi iki filminden biri olarak gösterilen Cennetin Çocukları'nın oscar adaylığı dahil, bir çok adaylığı ve ödülü de bulunuyor.

Yönetmen Majid Majidi, oyuncular Amir Farrokh Hashemien, Bahere Seddiqi ve Mohammad Amir Naji. Ali ve Zehra'nın kariyerlerinde tek filmleri.

Mutlaka izleyin diyeceğim filmlerden biri.

30 Aralık 2017 Cumartesi

Oyuncu Kazanmak Yasak mı?


Bugün gazetelere ''Ozan Tufan kampa götürülmeyecek ve devre arasında satılacak.'' şeklinde haberler düştü ve Fenerbahçe resmi sitesinden herhangi bir yalanlama gelmedi. Aykut Kocaman ile ya da Aziz Yıldırım ile ya da Volkan Demirel ile ya da başka bir isimle ne yaşadı bilmiyorum, kim haklı bilmiyorum, Ozan büyük bir hata mı yaptı bilmiyorum. Ama ben meseleye en olumsuz tarafından bakıp Ozan hatalı diye bakıp bir kaç cümle yazmak istiyorum.

Koskoca Fenerbahçe spor kulübü, milyonlarca taraftar, borsada hisse gören marka, hedefler, camianın büyüklüğü. Bir kez daha mı oyuncu kaybedecek? Neden biz hiç oyuncu kazanma yoluna gitmiyoruz? Oyuncuları silip atmak kolay olanı, önemli olanı oynatmak değil mi? 31 Mayıs 2020 tarihinde sözleşmesi bitecek olan, belki de en iyi dönemini geçiren, oynadığı maçlarda her şeyi yapmaya çalışan bir ismi kaybetmek üzücü değil mi? Fenerbahçe'de oyuncu kazanmak yasak mı?

Henüz 22 yaşında olan, milli formayı giyen, bu sezon itibari ile gayet de iyi oynayan bir oyuncunun % 100 hatalı olsa bile anlamsız şekilde birden kadroya alınmaması ve satılma düşüncesi içine girmesi gerçekten akıl alır gibi değil.

Yabancı sınırının geleceği konuşulan bir yakın dönem varken milli forma giyen yerli oyuncuyu kaybetmek Fenerbahçe'ye ihanettir. Bu kararı alanların bir kez daha düşünmesi gerekir. Ve son olarak umarım bugün gazeteye yansıyan haberler yalandır ve Ozan Tufan tekrardan formasına kavuşur.

29 Aralık 2017 Cuma

Fenerbahçe Doğuş 77 Real Madrid 79


Biletlerin günden önce tükendiği Real Madrid maçını Fenerbahçe 77-79 kaybetti ve bu sezon 6.yenilgisini aldı. Sahada oynananoyun, oyuncuların yaptıkları konuşulur ancak konuşulması gereken en önemli şey tribün.

Fenerbahçe tribünleri bu maça daha farklı bakıyor. Bunu satılan biletlerden de, salonun maç başlamadan dolmasıyla da ya da sosyal medyadan da görebiliyoruz. Bu maç büyük maç. Ancak bu maça yakışan bir tribün performansı gösteremiyoruz. Sarı tribün dediğimiz grubun salona yetmediğini düşünüyorum. Azlar. Diğer bölümler tüm maç oturarak maç izleyince, en kritik anlarda bile tezahuratlara katılmayınca onların da yapacak bir şeyi kalmıyor. Ayağa kalkmanın suç olduğu, pankartların, bayrakların görmeyi engelliyor diye salona sokulmadığı bir salona dönüştü.

Salon atmosferini yaratmak ve rakiplere korku salmak istiyorsak OAKA gibi bir bölümün tamamen tezahurat ile maçı yaşaması gerekiyor. Evet basketbol maçlarında öyle futbol maçları gibi tezahurata gerek yok belki, ya da maçı takip etmek gerekiyor ama tezahurat her türlü olmalı. Fotoğrafta gördüğünüz üzere, sol tarafta sarı t-shirt'leri ile beraber sarı tribünü görüyoruz. Fenerbahçe salonunu istenilen seviyeye çekmek istiyorsak o bölümün büyümesi gerekiyor. Sinan Erdem'de, Abdi İpekçi'de ya da Caferağa'da yıllarca iyi tribünler yaptıysak bu bağıran taraftar kitlesi ile oldu. Sarı tribünün yanına özellikle maçı izleyip de tezahurat yapacak bir kitle gelirse salonun diğer taraflarına pek gerek kalmadan atmosferi iyileştirebiliriz. Bayılarak izlediğimiz OAKA'da bile zaten belli bir bölüm sürekli tezahurat yapıyor, salonun kalanı sadece bazı anlar katılıyor.

Yapılacak şeyler belli. Bir taraftar grubunu sarı tribünün yanına koyacaksın. Orada tüm maç bağırmaya müsait iyi bir kalabalık olacak. Zaten alt katların biletlerinden ve kombinelerinden ciddi gelir elde ediyorsun. O yüzden üst katlara 50 TL'den bilet satmayacaksın ve o biletlerin fiyatını indireceksin. Böylelikle Fenerbahçe için tezahurat yapacak kitleyi tribünlere çekeceksin. Bunu artık kabul etmeyen yoktur. Fiyat ne kadar artarsa, tribün performansı o kadar düşüyor. Ve böylelikle özlenen salon atmosferini yaşayacaksın.

Bu maç yine tüm bu sıkıntıları yaşadığımız bir maç oldu. Seneye bir pota arkası gerekirse koltuklar sökülerek taraftarlara ayrılmalı ve Ülker Arena özlediğimiz seviyeye getirilmelidir. Tabii bu benim şahsi düşüncem. Tribün performansı için başka neler yapılabilir konuşabiliriz.

Maça gelirsek baştan sona istediklerini yapan bir Real Madrid izledik. Doncic önderliğinde baştan sona üstün olan Real Madrid 2.çeyrek ile ipleri eline aldı ve bir daha da bırakmadı. 

Doncic gerçekten bir yıldız oldu. Maçı 20 sayı, 8 ribaund ve 10 asistle tamamladı. Kusursuz bir şekilde oynayarak maçın oyuncusu oldu. Büyük ihtimalle haftanın da oyuncusu olur.

Fenerbahçe'de Wanamaker 20 sayı, Nunnally 11 sayı ve Datome 12 sayıyla oynadı.

Geldiğinden beri en iyi Thompson'ı izledik. Daha iyiydi.

Maçın başında oynayan, 2'de 2 üçlük atan, gayet sıcak olan bir Ali Muhammed varken bir daha neden oyuna girmedi gerçekten anlamadık. Obradovic'in bu tarz tercihleri oluyor.

Haftayı 5.sırada kapatan bir Fenerbahçe Doğuş var. 15 hafta sonunda 9 galibiyet, 6 mağlubiyet. 

Haftaya Cuma günü yine evimizde Baskonia ile oynuyoruz. Hem tribünler, hem takım daha iyi olmak zorunda.

27 Aralık 2017 Çarşamba

Kornerleri 2 Kişiyle Kullanmak


Geçtiğimizde günlerde Twitter'da Fenerbahçe'nin kornerleri 2 kişi kullanması ile ilgili şöyle bir tweet zinciri yazılmıştı. Fenerbahçe'nin neden böyle bir sistemi tercih ettiğini, avantajlarını ya da dezavantajlarını yazan tweette eksik ve yanlış şeyler olduğunu düşünüyorum. 

Öncelikle Fenerbahçe'nin ligde ilk yarı attığı gol sayısı 6. Tek tek tüm golleri izledim ve bu tweet zincirinde yazan gibi 7 gol göremedim. Belki de ben gözden kaçırdım. Ben 6 gol üzerinden değerlendireceğim.

Fenerbahçe kornerlerden 6 gol atarken bu 6 golün 4 tanesinde korner kullanmaya sadece tek kişi gitmişti. 10.hafta Kayserispor maçında Nesutadter 2-1 yapan golü atarken, 12.hafta Sivasspor maçında Soldado 2-1 yapan golü atarken, 16.hafta ve 17.hafta Mehmet Topal golleri atarken korner kullanmaya sadece tek kişi gitti. 4.hafta Başakşehir maçında Clichy'nin kendi kalesine golünde ve 14.hafta Kasımpaşa maçında Neustadter golü atarken korneri kullanmaya 2 kişi gitmişti. Ve üstelik bu maçları izlerseniz 2.adamlar öyle bu fotoğrafta görüldüğü gibi kullanmaya hazır durumda değillerdi. Hatta Clichy'nin golü bile tek kişi sayılabilir.

Yani 6 korner golünden 4 tanesinin tek adam gittiği zaman olduğunu görüyoruz. 2 tanesinde çift adam gitmesi işe yaramış.

Yani buradan çıkan sonuca göre ya da o tweet zincirinde yazanlara göre Fenerbahçe'nin kornerlere 2 kişi göndermesi aslında pek katkı alabildiğimiz bir şey değil. Ortada veriler var, ortada görüntüler var. Aykut Kocaman 2.yarı bu taktiğe devam edecek mi bilinmez ama daha net katkı alabileceğimiz farklı sistemler denerse Fenerbahçe'yi şampiyonluk yolunda avantajlı duruma getirebilir. Bana göre kornerlere 2 kişi göndermek o avantajlardan biri değil.

edit : Alanyaspor maçında da kornerden başlayan atak golle sonuçlanmış. Onu da buraya ekleyebiliriz.

Tofaş 76 Zenit 80


Planlar ani yapılınca daha da keyifli oluyor ve aksilik çıkmadan ya da insanlar vazgeçmeden gerçeğe dönüşüyor. Saat 14:00 civarı arkadaşım telefon etmeden önce aklımda ne maça gitmek ne de bu maç vardı. Ancak bir an telefonda konuşurken ''Maça mı gitsek?'' cümlesi gelince ister istemez farklı şehirde bir spor müsabakası da olunca ''Evet'' cevabını veriyorum. Yıllar önce bir gün sohbet programında konuşurken de karar verip 1 saat sonra kendimi otobüste bulmuştum ve Beşiktaş maçına gitmiştik.

Planı yaptıktan sonra hemen internete girip biletleri aldık. Gayet güzel bir açıdan bilet 40 TL'ydi. Normalde maç günü biletler gişeden satılır diye biliyordum ancak herhalde maça gidiyoruz diye şans yanımızdaydı.

Müthiş bir havada saat 18:30'da ancak Kocaeli'den yola çıkabildik. Neyse ki artık yollar gayet iyi ve rahat şekilde Bursa'ya ulaşım var. 45 dk sonra kendimizi Bursa'da salonun yanında bulduk. 

Maç Tofaş'ın 3 sayıyla yenmesi gereken bir Eurocup maçıydı ancak taraftar açısından büyük hayal kırıklığına uğradım. Ben Bursa gibi şehirde böylesine önemli bir maça gelecek daha fazla kişi olacağını tahmin ediyordum. Tribünler 20 TL'ye satılan bilet fiyatlarına rağmen boştu. Acaba tribünler tamamen dolu olsaydı maçın sonucu farklı olur muydu? Bence olabilirdi.

Tofaş mücadeleye iyi giremedi, tutuktu. Zaten sezona bomba gibi giriş yapan takımlar sonradan düşüyor. Tofaş da öyle oldu. Ligde 2 mağlubiyet alarak liderliği verdi, avrupa'da üst üste 4 yenilgi alarak elendi.

Morgan 21 sayı, Mejia 21 sayı, 9 ribaund, Kadji 15 sayı ve Barış Ermiş 10 sayı, 6 ribaund ve 8 asistle oynadı.

Tofaş zaman zaman etkili savunma yapsa da bunu maçın tamamına yayamadı. 19 top kaybını maçın inanılmaz kritik bölümlerinde yaptı. 3.çeyreğe bomba gibi girdi öne de geçti aslında ama o bölümde de yapılan kritik hatalar Zenit'i galibiyete götürdü.

Zenit maç boyunca kendinden emin, daha kararlı ve daha istekli oynadı. Özellikle Drew Gordon ne zaman basket atmak istese attı. Maçı da 27 sayıyla tamamladı. Ayrıca çok kritik anlarda Reynolds ve Simonovic'in üçlükleri de salonu sessizliğe gömdü.

Tony Crocker hiç maça giremedi. Sadece 2 sayıyla oynadı.

Orhun Ene maçta bir türlü uygun beşi bulamadı.

Salonda genç ağırlıklı bir kitle vardı. Kadınlar ve çocuklar bir hayli fazla. Basketbol açısından güzel kitle. Salon da güzelmiş. Giriş ve çıkışlar acayip rahat.

Basketbol maçlarını alt kattan izlemek büyük keyif. 

Bursa'da salon anonsçusuna Fenerbahçe maçında çok bağırdığı için biraz uyuz olmuştum bugün de fazla bağırmadı. Bence o kişi Galatasaray'lı ve Fenerbahçe'den nefret ediyor. O maç ekstra kendini paraladı. Ya da yanılıyorum.

Mücadele 22:00 gibi gitti ve yemekleri de yedikten sonra saat 00:30'da evde oldum. 

Kusursuz bir basketbol gününün tek eksi tarafı maçın geç bitmesi veya bizim erken saatte Bursa'da olamamamız. Bu yüzden iskender yemeden bir gün geçirdik. Bir kez daha gidersek telafi ederim.

26 Aralık 2017 Salı

İyi Çift # 4


Biri güzel ve dünyaca ünlü şarkıcı Shakira, biri yakışıklı ve dünyaca ünlü futbolcu Pique. İyi çift tanımının karşılığı olarak bu ikili örnek gösterilebilir. New York Knicks-Philadelphia 76ers maçını salonda takip etmişler.

Serena Williams Dönüyor


28 Ocak 2017'de Avustralya Açık finalini oynadıktan ve 2-0 kazanıp şampiyon olduktan sonra kortlara doğumu nedeniyle ara veren Serena Williams Cumartesi günü Abu Dhabi Dünya Tenis Şampiyonası'nda kortlara geri dönecek. Fransa Açık şampiyonu Jelena Ostapenko ile karşılaşacak Serena Williams'ın nasıl döneceği merak konusu olsa da sporculara söylenen genel söz akıllara geliyor. ''Form geçici, klas ve yetenek kalıcıdır.'' Sezona 22.sırada başlayacak Serena Williams'ın 36 yaşında neler yapacağını görelim...

25 Aralık 2017 Pazartesi

El Cuerpo


Bazı filmler hakkında başlığı atıp ''izleyin, lütfen izleyin.'' falan yazasım geliyor. Bu film onlardan birisi. Oriol Paulo'nun yönetmenliğinde nefis bir İspanyol filmi daha. İlk saniyesinden son saniyesine kadar merakla, endişeyle, gizemle takip ediyorsunuz ve son 10 dakika şok olmuş şekilde kalıyorsunuz. Normalde bu tarz filmler izleyen biri değildim ancak sanırım yavaş yavaş favori kategorilerimden biri olacak gibi.

Fenerbahçe İlk Yarı Performansları


Süper Lig'de ilk yarı bitti ve Fenerbahçe ilk yarıyı 17 maçta 9 galibiyet, 6 beraberlik ve 2 yenilgi ile 33 puanla 3.sırada tamamladı. İlk yarının son 10 haftasında 6 galibiyet, 4 beraberlik alan Fenerbahçe sezonun ilk 7 maçında 3 galibiyet, 2 mağlubiyet ve 2 beraberlik aldı. Sezonun ilk yarısı sonrası 2000/2001 sezonu ile beraber Fenerbahçe'nin neler yaptığına baktım. 

Daum'un damgasını vurduğu son 18 sezonun istatistikleri böyle. Fenerbahçe bundan önce 3.sırada bitirdiği son sezonu şampiyon tamamlamıştı ve o sezonun ilk yarısını da 33 puanla kapatmıştı. Aykut Kocaman, 3.sıra, 33 puan... Tarih tekerrür edecek mi göreceğiz...

En çok galibiyet : Daum (14)
En çok puan : Daum (45)
En çok gol : Daum ve Ersun Yanal (43)
En az gol yeme : Daum (9)
En az puan : Aykut Kocaman (27)
En az yenilgi : Daum (0)
En çok yenilgi : Mustafa Denizli (5)
En az gol atma : Aykut Kocaman (24)

Tüm istatistikler konusunda faydalandığım site mackolik.com

24 Aralık 2017 Pazar

Aykut Kocaman & Ozan Sorunu


''Oyuncularla ilgili karar vermek bu işin zor taraflarından bir tanesi. Ozan Tufan konusundan daha önce M. Topal ve Valbuena için soruluyordu. Bu bizim iç meselemiz. Doğru oluyor, yanlış oluyor, bu başka mesela. Şeffaflık var ama her şeyin açıklanması gerekmiyor. Bu başka bir seviye. Bir karar veriliyor sonuçta. ''

Aykut Kocaman Konyaspor maçında neden Ozan Tufan oynamıyor şeklinde gelen bir soruya bu cevabı verdi. Yalnız buradan değişik sonuçlar çıkabiliyor.

Öncelikle Ozan taktiksel olarak kesilmiş olabilir ancak bunu söyleyebilmek için sahaya bakacak olursak oynadığı son maçların tamamında takımın en iyi oyuncularından biriydi. Bu yüzden de böyle bir şeyi söylemek üstelik bu kadar eksik oyuncu varken doğru olmaz.

Kilosu ile ilgili bir problem olabilir mi? diye düşünürsek Ozan'ın kilo verdiğini, rejim yaptığını biliyoruz. Zaten bu sahada net gözüküyordu.

Ozan acaba yüz kızartıcı bir suç mu işledi? Bence en kritik konu bu. Aykut Kocaman açıklamalarında Ozan'ı töhmet altında bıraktı. Acaba Ozan ile kişisel bir problem mi yaşadı? Kavga mı etti? Ozan ''Neden oynamıyorum?'' dedi de, kavga mı çıktı? Bence Ozan da bu yüzden bir açıklama yapmalı ve neden yedek kaldığını ve asla tercih edilmediğini bizlere açıklamalıdır.

Fenerbahçe'de teknik direktör kim olursa olsun kişisel kavgalardan uzak, takım menfaatini düşünecek kararlar almalıdır. Ve Fenerbahçe teknik direktörü kim olursa olsun şeffaf olmalıdır. Gelecek sorulara cevap vermelidir. Ben bir taraftar olarak takım hakkındaki her şeyi öğrenmek zorunda olduğumu düşünüyorum. Belki de yanılıyorum ancak yanılmadığım bir şey var. Aykut Kocaman ve Ozan Tufan sorunu bir an önce çözülmeli ve Fenerbahçe kişisel hırslar ile zarar görmemelidir. 

23 Aralık 2017 Cumartesi

Konyaspor 1 Fenerbahçe 1


Son 5 hafta bir arada oynayan geri dörtlü ile oynadığımız maçlarda aldığımız üst üste 5 galibiyet, ondan önce 3 beraberlik gelirken bugün oynayan defans oyuncularından 3'ü sahadaydı. Ve sahada yine o oyuncular oynarken 1-1'lik beraberlikle ayrıldık. Ancak bu kaybın tek nedeni bu eksikler miydi? Bence değildi.

Fenerbahçe Konyaspor gibi ligin pozisyon bulma açısından da, gol atma açısından da en kötü takımlarından birine karşılık sabit bir forvet oyuncusu diyebileceğimiz bir isimle başlamayınca ilk yarı karşı sahada olduğumuz tüm anlar topu içeriye gönderme fırsatı bile yakalayamadık çünkü içerde kimse yoktu. Ceza sahasına kadar gelip orada tıkandık.

Konyaspor zaten ne pozisyon bulabiliyor ne de iyi savunma yapabiliyordu ancak biz korkak bir futbol ile oynuyorduk. 2.yarı Soldado değişikliği ile başlarken istediğimiz taktiğe döndüğümüz 65.dk skor tabelasında Konyaspor'un 1-0 üstünlüğü vardı. Isla'nın bireysel hatası ile yediğimiz golün ardından Valbuena'nın asistinde Mehmet Topal'ın golü geldiğinde önümüzde 25 dk vardı. Ancak kenarda ya oyunu okuyamayan ya da okumak istemeyen bir isim olunca 2.forveti soktuğumuz dakika 86'ydı. Sadece bu dakikadan sonra bile 3 pozisyona girdiğimiz düşünülürse Aykut Kocaman'ın bu değişiklik için geç kaldığı büyük bir gerçekti.

Fenerbahçe kazanması gereken, rahat kazanabilecek bir deplasmandan 1-1 ile dönüp şampiyonluk yolunda ağır bir yara aldu.

Oğuz Kaan belki güçsüz ama ilk yarı 3 tane ters top attı. Mehmet Topal ve Josef'den göremedim o pasları. İlk maçında bunları yapan bir oyuncuya daha çok forma vermemiz gerektiğini anlamak için 45 dakika yetti. Bence iyi futbolcu olacak.

Valbuena pas hatası yapıyor evet. Hatta 1 dakika içinde 3 pas hatası yaparak rekor kırmış bile olabilir ancak asist de yapan o, Soldado'ya 30 metreden topu atan da o. Yani maçı değiştirebilecek bir adam. Ayrıca takımda herkes sabit oynadığı için Valbuena'ya top kaybı yapıyor diye kızmam söz konusu olamaz. Takımda sorumluluk alan futbolcu görmek hoşuma gidiyor.

Soldado, Dirar, Aatıf ve Giuliano sahanın etkisizleriydi. Özellikle Giuliano birden stop etti. Dirar ise gerçekten benim görmediğim ne yapıyor 17 hafta sonunda anlayamadım.

Volkan Demirel'in bir kaç net kurtarışı vardı. Golde bir hatası yoktu bence.

Konyaspor stadında maçtan sonra Şampiyonlar Ligi müziği çalmak da enteresan. Konyaspor'u ciddiye almamak lazım. Rakip olarak bizi görmeleri normal. Fenerbahçe'den puan almak bile önemli bu takımlar için.

27 isabetli ortada sadece 8 isabetle oynadık. Özellikle Dirar'ın devre arasında orta çalışması lazım.

21 Ocak'ta Göztepe maçıyla 2.yarıya başlıyoruz. Şampiyon olmak istiyorsak transfer de yapmamız lazım, oyuncuların iyi de çalışması lazım. İşimiz zor.

Real Madrid 0 Barcelona 3


Başlığı yazmak bile mutlu olmama yetti. Barcelona Real Madrid'i deplasmanda 3-0 yendi ve en yakın rakibi Atletico Madrid ile puan farkını 9'a, Real Madrid ile puan farkını 14'e çıkardı.

Aslında Barcelona maça mücadele öncesinde tahmin ettiğim gibi beraberlik kötü sonuç değil diye çıktı ancak maçın 2.yarısı başı ile beraber Real Madrid'i yenebileceğini hissetti ve o hamleyi yaptı. 2.yarı başında nefis bir hazırlanış ile Suarez golü ardından Real Madrid'in 10 kişi kalması ve Messi'nin penaltı golü ve maçın son anlarında Vidal'in golü ile 0-3'lük net bir galibiyet aldı.

Valverde hocalık anlamında bu sezon acayip iyi işler yapıyor. Barcelona'da tüm oyunculardan verim alıyor ve kadroyu iyi planlıyor. Bu maçta da yine Zidane'a üstünlük sağladı. Hakkını vermek lazım. Barcelona'nın bu sezon başarısında ciddi bir hoca etkisi var.

Messi kötü gibi oynuyordu topla bile bulaşamıyordu. Ancak her şeye rağmen ilk yarı 2 net gollük pas verdi, 2.yarı gol attı, asist yaptı, arkadaşlarına paslar attı. Yine kusursuz bir Madrid deplasmanı geçirdi.

Real Madrid ise istediğini maç boyunca yapamadı. Zidane fazla kontrollü olunca şampiyonluğa belki de Aralık ayında veda etti.

Paulinho kritik adam demiştim maç öncesi ve öyle de oldu. Hem iyi savunma hamleleri yaptı hem de hücumda pozisyonlara giren adamdı. Şans yanında olsa ya da Real Madrid kalecisi hata yapsa gol atması da mümkün olacaktı.

Pique müthiş bir maç çıkardı. Her topta vardı. Ter Stegen de sezonun en iyi 3 kalecisinden biri.

Sezon başında Suarez'i çok eleştirdik ama son haftalar acayip bir form yakaladı. Son 6 maçın 5'inde gol attı. Son 6 maç 7 golü var. Zaten Suarez kalitesinde bir oyuncunun böyle olması gerekiyor.

Barcelona bu maçı kazandı, rakipleriyle puan farkını açtı. 2.yarı avantajlarına gelecek olursak en büyük avantajı puan farkı tabii ama rakipleriyle evinde oynaması da büyük avantaj. Atletico Madrid, Valencia ve Real Madrid 2.yarı Camp Nou'ya gelecek. Sadece bu maçları kaybetmemesi bile şampiyonluk için yetebilir.

Messi ve ayakkabısı olmadan yaptığı asist. 3.golde Marcelo'yu çalımlamaya giderken ayakkabısı çıkıyor ve asisti öyle yapıyor. Bu da maç anında gözümden kaçmış.

Dembele'nin dönüşü ve devre arasında yapılacak bir Coutinho transferi de Barcelona'yı Şampiyonlar Ligi'nde iddialı duruma getirir.

17 hafta, 14 galibiyet, 3 beraberlik, 45 gol, 7 yenilen gol. 45 puanla zirve.

2017 yılında BeIN Sports gibi bir platformun senkron sıkıntısı yaşaması da talihsizlik oldu. Bunun teknik detayını bilmiyorum ama haftalardır beklediğimiz maçta böyle bir şey görmek hiç hoşumuza gitmiyor.

Barcelona 4 Ocak Kral Kupası maçında Celta Vigo ile deplasmanda oynarken, 7 Ocak ligde sahasında Levante'yi ağırlayacak.

Keyif almaya devam.

Messi ve Gol Sevinci

Yine bir Real Madrid maçı ve 1 gol, 1 asist ile maçın adamı olan Messi.

El Clasico tarihinde 25 gol ile en golcü futbolcu. Aynı zamanda 13 ile El Clasico tarihinin en çok asist yapan futbolcusu.

526 gol ile Avrupa'nın 5 büyük liginde en çok gol atan futbolcu.

2017 yılında 50 gol. Bunu üst üste 7.kez başarıyor.

Geçen sezondan sonra bu sezon da efsane bir poz vererek bir kez daha Madrid'i susturan adam oluyor. Böylesine bir futbolcuyu izleyebildiğimiz için çok şanslıyız.

Aralık 2017

En yakın rakiple puan farkı 9. Real Madrid ile puan farkı 14. Barcelona şampiyonluk yolunda emin adımlarla gidiyor. Messi 1 gol, 1 asist ve en az 5 gol pası ile yine bir Real Madrid deplasmanına damgasını vurdu. Valverde'ye de ayrıca helal olsun. Bu takımdan maksimum verimi alıyor. Barcelona 3-0 ile 2018'e bomba gibi giriyor.

Futbol Günü


Futbol açısından baya güzel program. 15:00'de başlayıp gece 1'e kadar maç izleyebileceğimiz bir gün. Keyifli olsun.

15:00 Real Madrid-Barcelona BeıIN Sports 2
15:30 Everton-Chelsea S Sport 
16:30 Sivasspor-Beşiktaş BeIN Sports
17:00 Napoli-Sampdoria Tivibuspor 2 
18:00 Manchester City-Bournemouth S Sport 
19:30 Konyaspor-Fenerbahçe BeIN Sports
22:45 Leicester City-Manchester United S Sport 
22:45 Juventus-Roma Tivibuspor 2

Rakibimiz; Konyaspor


Geçen hafta ilk yarı oynanan kötü oyun. Ardından oyuna giren Valbuena. 1 gol ve 1 asistlik katkı. Üst üste 5.galibiyeti alıp 2.sıraya yükselen bir Fenerbahçe. Bu kez rakip Konyaspor. 6.galibiyeti alıp belki de sezonun ilk yarısını lider kapatacak bir Fenerbahçe. Konyaspor ligin hücum anlamında en kötü takımı, 16 haftada sadece 15 gol atabildiler. Ancak bunun yanında 22 ile en az gol yiyen 8.takım. Ancak bu tarz maçlar istatistiklere değil, sahada ne yaptığına göre sonuçlanacak maçlar. Konyaspor'un bu maça ekstra hazırlanacağını, Fenerbahçe'nin son haftalar galibiyet gelirken kurduğu kadrodan 3 önemli eksiğin olduğunu da konuşmak lazım. Defans dörtlüsünün 3'ü sarı kart cezaları, 1'i de sakatlık nedeniyle bu akşam Konyaspor maçında yer alamayacak. Bu da Fenerbahçe açısından maçın tüm dinamiklerini değiştirecek bir etken. Sonuçta Fenerbahçe son 5 maç galibiyet alırken bu dörtlüyle, ondan önce galibiyet alamazken diğer oyuncularla çıkmıştı. Bir diğer maçı etkileyecek olay Valbuena sorunu. Hücum anlamında Fenerbahçe'nin en iyisi olan Valbuena Aykut Kocaman'ın savunma beklentilerini karşılayamıyor mu? Ya da Aykut Kocaman Valbuena'nın savunmaya katkı yapmadan oynayabileceği bir ilk 11 oluşturamıyor mu? Bu gibi sorunları çözersek Konyaspor deplasmanından da galibiyetle ayrılabiliriz. Yine de beklediğim ilk 11'i yazacak olursam Volkan, Dirar, Neto, Isla, Hasan, Valbuena, Josef, Mehmet Topal, Aatıf, Giulinao ve Soldado. Aykut Kocaman'ın yine de Mehmet Topal'ı stopere çekebileceğini, Isla'yı solda, Dirar'ı aynı yerinde oynatarak Valbuena'yı yine yedek tutabileceğini de beklemek lazım. Belki de son haftalarda ilk 11'i en çok merak ettiğim maç olacak. Sonuç olarak Fenerbahçe tüm eksiklerine rağmen bu deplasmandan da yara almadan çıkmalı ve ligin ilk yarısını lider kapatabilme fırsatını tepmemeli. Lider bitirmek sadece ilk sırada yer almak demek değildir, camia olarak kenetlenmek, öz güven tazelemek ve şampiyonluk yolunda emin adımlarla yürümek demektir. Şans bizimle olsun.

19:30 Konyaspor-Fenerbahçe BeIN Sports

Fotoğraflarla El Clasico

Fotoğraflar marca. Unutulmaz bir kaç El Clasico fotoğrafı.












El Clasico 2017


Ağustos ayında oynanan 2 El Clasico vardı. Barcelona'nın son zamanlarında hem skor, hem oyun olarak ezildiği 2 maç. Madrid'de 2-0, Barcelona'da 3-1 kaybeden bir Barcelona. O gün oynanan oyundan sonra İspanya'da Real Madrid'in haksız rekabete yol açacağını, oluşturduğu bu kadronun, gelecek gençler ile beraber kusursuza yakın bir futbol oynayacağını ve Barcelona devrinin kapandığını söyleyenlerin sayısı bir hayli fazlaydı. Ancak öyle olmadı. Barcelona sezona fırtına gibi girdi ve bugüne kadar yenilgi yüzü görmedi. Real Madrid ise hiç beklenmediği bir şekilde oldukça kötü aylar geçirdi. Lider Barcelona'nın maç eksiği ile beraber 11 puan gerisine düştü. Ancak burası El Clasico. Burada her şey başka işliyor.

Son haftalarda formunu arttıran Real Madrid ve tam tersi son haftalarda biraz düşüşe geçen Barcelona. Maç Real Madrid'in evinde. Real Madrid'in beraberliğe bile üzüleceği bir maç. Barcelona kazanırsa lig biter. Farkın 14 olmasından ziyade İspanya gibi 2 takımın sürklase ettiği bir yarışta 14 fark kapanmaz. Barcelona da Real Madrid de bunun farkında. Ancak tabii Barcelona gibi bir takım böylesine büyük bir maça beraberliğe çıkmaz.

Ronaldo, Messi, Suarez, Benzema, Modric, Iniesta... Klas ayaklar konuşacak, milyonlar ekran başına geçecek ve belki de dünyanın en önemli maçlarından birisi olan El Clasico yine büyük bir heyecana sahne olacak.

Kazanan Barcelona olsun, lig yarışı son bulsun. 

15:00 Beın Sports 2.

Arsenal 3 Liverpool 3


Bir Cuma akşamı maçından bundan daha fazla keyif alamazdık. Dolu tribünler, futbol oynamaya çıkmış oyuncular, oyunu durdurma niyeti olmayan hakem, kötü savunmalar, 6 gol, müthiş tempo ve 90 dakikalık keyif.

Savunmaların gününde olmadığı akşamın ilk golü Coutinho ile geldi. İlk yarı 0-1 sona erdi. 52.dk Salah savunmanın da yardımıyla durumu 0-2'ye getirince acaba farka gider mi maç diye düşünsek de hemen ardından 6 dakika içinde sırasıyla Alexis Sanchez, Xhaka ve Mesut'un golleri ile Arsenal 3-2 öne geçti. Ardından bu moral bozukluğuna rağmen Liverpool beraberlik golünü Firmino ile buldu ve maç 3-3 sona erdi.

İlk yarı skoru 0-1'di ama normal şartlarda 0-4 falan bitmeliydi. Liverpool gol yollarındaki sıkıntıyı 2 puan kaybederek çekti.

Salah çok başka seviyeye çıktı. Sürekli atıyor, durmuyor.

Savunmaların ya da kalecinin hatalı olmadığı gol var mıydı? Yoktu. Bu seviyede takımların bu kadar maddi güce rağmen gerekli hamleleri yapamamasını asla anlamıyorum. İmkan var, uygulamıyorlar. Bu sonuçların çıktığı maçları hakediyorlar.


Klopp'un 6 dakika içinde 3 gole yapacak bir şeyi yoktu. Tabii sadece bu. Yoksa genel olarak daha iyi yönetim sergileyebilirdi.

Cech çok iyi kaleci. Her şeye rağmen.

Liverpool 35 puanla 4, Arsenal 34 puanla 5.sırada. Şampiyonlar Ligi için kapışırlar. Zaten şampiyonun belli olduğu bir lig.

Uğur Meleke maç önü ve maç anında yaptığı yorumlarla kusursuz bir gece yaşadı. İyi yorumcu. Kendini dinletiyor.

Premier lig başka bir seviye. Bir kez daha gördük.

22 Aralık 2017 Cuma

Adriana Lima


Fotoğraflar baya eski ama ben yeni gördüm. Adriana Lima Los Angeles Lakers-Brooklyn Nets maçını saha içinden takip etmiş. Gerçekten çok güzel.


Maccabi FOX 82 Fenerbahçe Doğuş 73


İkili oyunlara çare bulamama, hücumda doğru şutları bulamama, pota altında sert olamamak, hücum ribaundları konusunda sıkıntı gibi bir çok şey sayabiliriz ama bazı maçları belirleyen ana şey istek oluyor. Eğer bir takım isteksiz olursa o gün her şey ters gidiyor. Rakibin şutları giriyor, şans sayılarını buluyorlar, ribaundlar kucaklara düşüyor, saçma top kayıpları geliyor, boş şutlar kaçıyor ve haklı yenilgi geliyor.

Maccabi-Fenerbahçe maçında tüm bu söylediklerimize uygun bir maç oldu. Maçın ilk hücumundan son ana kadar bir kez bile olsun sahada Maccabi'den istekli olmadık ve maçı daha ilk hücumda kaybettiğimizi anladık. Datome ve Kalinic'in sakatlıkları da eklenince Fenerbahçe için maç iyice zor girdi ve baştan sona Maccabi üstünlüğünde bir maçı geride bıraktık. 

14 hafta sonunda 5 yenilgi olduk. Geçen sezon ile aynı durumdayız. 

Fenerbahçe son şampiyon ünvanı ile oynadığı için rakip tribünler, rakip takımlar, rakip koç ve rakip oyuncular bize karşı ekstra bir motivasyon ile oynuyor. Normalde nasıl mücadele ediyorlarsa özellikle evlerinde oynadıkları maç iki katı mücadele ediyorlar. Bu da bizim hata yapma lüksümüzü ortadan kaldırıyor. Bir de isteksizlik eklenince maç elden kaçıyor.

Fenerbahçe'de Vesely 18 sayı, 6 ribaund, Melli 11 sayı, 8 ribaund, Ali Muhammed 12 sayı, 5 asist, Wanamaker 9 sayı, Datome 9 sayı, 4 ribaund ile oynadı.

Thompson ilk 1:18, 3 faul. Maçı kapatış. Obradovic'in Thompson ile ne konuştuğunu çok merak ediyorum.

Murat Kosova'nın ülkeye soktuğu ''hakemlere isyan'' olayını BeIN Sports'da da devam ediyorlar. Gerçekten hiç sevmiyorum bu kadar çok hakem konuşulmasını. 

Maccabi tribünleri bir ev sahibi tribünün nasıl olması gerektiğini bize tüm maç gösterdi. Özellikle bu sezon berbat bir Ülker Arena seyirci atmosferi olduğunu düşünürsek Maccabi seyircisine imrenmemek elde değil. Umarım bu maç bir milad olur ve bundan sonra Ülker Arena'da geçen sezon yaşattığımız atmosfere döner. Kısaca Fenerbahçe taraftarları doymuşluk yaşıyor da diyebiliriz.

Euroleague'de evimizde ilk maç Real Madrid ile. Böylesi bir yenilgi sonrası o maça çok daha hırslı çıkacağımızı düşünüyorum.

21 Aralık 2017 Perşembe

Mientras Duermes

Bir güzel İspanyol filmi daha. 2011 yapımı. Başkalarının mutluluğunu istemeyen ve onları mutsuz görmek için çabalayan bir adamın ya da psikopatın hikayesi. Gerilim açısından film özellikle son dakikalar istenenden de fazlasını veriyor.

Başrollerde Clara rolüyle güzel ve sempatik kız Marta Etura, psikopat rolünde Cesar adıyla Luis Tosar ve Clara'nın sevgilisi rolüyle Marcos yani Alberto San Juan.

Evdeki ilk karşılaşma sahneleri muazzam. Gerilim tavan yapıyor.

Clara'nın bir sahnede giydiği Juventus t-shirt'ü.

Yine izleyin, beğenme ihtimalinizin yüksek olduğu bir film.

20 Aralık 2017 Çarşamba

Contratiempo


Oriol Paulo'nun yönetmenliğini yaptığı nefis bir gerilim, gizem, suç filmi. Hayatımda izlediğim en iyi filmlerden birisi. Filmin her saniyesi gerilim, her saniyesi heyecan. Her sahnesine artık bitti, bu iş buraya kadarmış diyorsun sonra başka bir şey patlıyor, yine gizem başlıyor. Bir yerde adamı suçluyorsun, bir yerde kadını. Avukat acaba yalan mı söylüyor diyorsun. Her sahnesine tüm bakışın yenileniyor.

Mario Casas, Ana Wagener, Jose Coronado, Barbara Lennie ve Francesc Orella oyuncu kadrosu.

Acaba hayatımda izlediğim kaçıncı İspanyol filmiydi? Varsa önerilerinizi de yazabilirsiniz.

Barcelona. Bierge. İspanya çok güzel ülke.

Buraya neredeyse her gün film konusu koyuyorum ama mutlaka izleyin dediğim film pek olmuyor. Bu film mutlaka izleyin dediğim filmlerden birisi.

2018 Kitap Okuma Listesi





2017 hayatımda en çok kitap okuduğum yıldı ve bunu 2018'de de geliştirerek devam etmek istiyorum. Instagram'da dolaşırken bir arkadaşımın #bizimbuyukchallengeimiz diye bir fotoğraf paylaştığını gördüm. Sonra biraz nedir, ne değildir diye bakınca 35 maddelik bir listeye ister 35 tane, ister 5 tane kitap yazıyorsun ve 2018 yılında okuyorsun. Tabii böyle bir şey görünce az madde yazmak istemedim. Ben özellikle evdeki kitapları değerlendirerek 35 maddelik bir kitap okuma listesi hazırladım. Özellikle 2 senedir bir çok kitap okuyan biri olarak bu tarz bir liste işine girmek beni hem daha çok teşvik edecek, hem de hedefe ulaşmamı sağlayacak. Ayrıca liste hazırlama süreci bile keyif veriyor. Yazarları araştırıyorsun, kitaplarına bakıyorsun, buraya yazmayıp da kenara not aldıkların oluyor, hayat hikayelerine bakıyorsun. Burada yer alan 35 maddenin bazıları gerçekten çok zor, hayatımda okumadığım kategoriler. Listeye en çok kitabını koyduğum isim 4 kitapla Sabahattin Ali oldu. Ondan sonra 2 kitap ile Ahmet Ümit, 2 kitap ile Stefan Zweig, 2 kitap le Yaşar Kemal gibi yazarlar geliyor. Mustafa Kemal Atatürk, Zülfü Livaneli, Dostoyevski, Halide Edip Adıvar, Tezer Özlü, Alice Munro, John Steinbeck, Gonçarov, Gabriel Garcia Marquez, Murathan Mungan, Simon Kuper, Halid Ziya Uşaklıgil, Orhan Pamuk, Ahmet Hamdi Tanpınar, Franz Kafka, Art Spigelman, Khaled Hosseini, Orhan Kemal, Necdet Özkazancı, Ursula K.Le Guin, J.R.R.Tolken, Reşat Nuri Güntekin, Mike Carson, Christy Brown ve İlber Ortaylı kitabını okuyacağım diğer isimler. Mesela 23.maddede yer alan ''kapağı nedeniyle satın aldığınız bir kitap'' maddesinde çok zorlandım çünkü öyle bir kitap almadım. Gittim D&R'a ve gördüğüm ilk kitaplardan birini alıp o maddeye koydum. Çevirmenini sevdiğiniz kitap ise en gerçekci hedefim çünkü kitabın çevirmeni arkadaşım Recep Özerin. Ben bu 35 maddelik listeyi Mayıs ayına kadar bitiririm ve Kocaeli'de her sene düzenlenen kitap fuarında gelecek senenin kitaplarını seçmeye başlarım. Sizler de böyle bir liste yapmak istiyorsanız Instagram sayfasına girebilirsiniz. Dileyene ben de boş şablonu gönderebilirim. İyi okumalar. Fotoğrafa tıklayarak büyük halini görebilirsiniz.

Memento


Yine 2000'li yıllarda yapılmış bir film, yine kalite. Eski filmleri izlemeyi çok sevmiyorum ancak bu tarz filmler gerçekten de izledikten sonra bir de üstüne yazıları okuyunca ''vay be'' dedirtiyor. Bu filmde de aynı duyguları yaşadım. Filmin farklı bir konusu olması çok güzel. 15 dakika önce ne yaptığını, neden yaptığını, karşısındaki insanın kim olduğunu kısacası her şeyi unutan bir adamın hikayesi. Karısının ırzına geçip öldüren adamı bulmak için planlar yapar, başkalarından yardım ister.

Filmi izledikten sonra yazıları okuyun sonra benim gibi hızlandırılmış şekilde filmi bir kere daha izleyin ve ondan sonra her şey daha net oturuyor kafada.

Christopher Nolan 2000 yılında film gibi film yapmış. Nolan'ın izlemediğim bir kaç filmi daha kaldı. Onları da izleyip bir sıralama yapabilirim. Bu Nolan'ın yönetmenlik yaptığı 2.filmiymiş.

19 Aralık 2017 Salı

Ana Ivanovic


Güzelliğine ve eşine güvenerek genç sayılabilecek bir yaşta tenisi bıraktı. Kariyerinde grand slam şampiyonluğu da bulunan Ivanovic spora aşık değilmiş. Fotoğrafı dün kendi hesabından paylaştı. 

Cedi Osman ve Kariyeri

Babaannesinin koyduğu ve arapçada lider anlamı olan ismi ile dikkat çekiyor Cedi Osman. Türkiye'yi Amerika'da başarıyla temsil eden milli basketbolcu. 1995 Makedonya Ohri doğumlu. Abisi Caner Osman ile Efes alt yapısında başlayan basketbolculuk kariyeri. Abisinin kariyeri Cedi'nin kariyeri gibi olmadı ve basketbolu bırakmak zorunda kaldı. Cedi ise yoluna emin adımlarla devam etti. Efes Pilsen'de kendisine yer buldu, Euroleague maçlarında oynadı, adından söz ettirdi. Profesyonel kariyerinde ilk maçında Efes'in ikinci ligdeki pilot takımı Pertevniyal formasıyla çıktı. 2003 yılında ise Efes ile sözleşme imzaladı. Efes ile ilk resmi maçına Antep karşısında çıkan Cedi maçı takımının en skorer oyuncusu olarak 12 sayı ile tamamladı. Ve ilk maçından verdiği sinyaller ile beraber 4 Mayıs 2013'den sonra hızla Efes'in vazgeçilmez oyuncusu oldu ve Temmuz 2017'de Cleveland'a transfer oldu. En sevdiği yemek boşnak mantısı, favori dizisi Prison Break, favori filmi Hızlı ve Öfkeli serisi. Zamanını kız arkadaşı ile sinemada geçirmeyi seviyor. Jedi Khight diyorlar ama o bunun aksine Star Wars serisini izlemiş biri değil, izlemeye başlayıp bıraktığını söylüyor. Basketbolcu olmasaydı pilot olmak istediğini söyüyor. Gelmiş geçmiş en büyük sporcu Drazen Petrovic diyor cedi. Şu an LeBron ile aynı takımda ama 2014 yılında Kobe mi LeBron mu sorusuna Kobe diyip daha çok sevdiğini söylüyordu. Bir şampuan reklamının yüzü olan Cedi şu sıralar NBA'de adından söz ettiriyor. Basketbol=Hayat diyen Cedi geçtiğimiz maç yaptıkları ile beraber Türkiye'de de gündem oldu. Bir çok kişiden övgü aldı. Daha ilk sezonunda sağlam izler bırakarak başladı. Kariyeri nasıl devam edecek büyük bir merakla bekiyoruz.

Fenerbahçe 2 Kardemir Karabükspor 0


Fenerbahçe Kardemir Karabükspor'u Mehmet Topal ve Valbuena'nın golleriyle 2-0 yendi ve son 5 hafta 5.galibiyetini aldı.

Mücaedele öncesi yazdığım yazıda kadronun yine bozulmayacağını ancak Valbuena'nın maçı çözeceğini yazmıştım. Öyle de oldu. Fenerbahçe Volkan, Şener, Skertel, Roman, İsmail, Dirar, Mehmet, Souza, Aatıf, Giuliano ve Soldado ilk 11'i ile başladı. Kadıköy'de lig sonuncusuna karşı neden hâlâ çift ön libero oynuyoruz bir türlü anlamıyorum. Hatta rakibin önemi de yok. Kadıköy'de bir kaç maç harici Fenerbahçe'nin çift ön libero ile çıkmasını yıllardır eleştiren biriyim. Zaten böyle bir kadro çıktığı zaman ilk yarı şut atamayacağımızı anlamamız lazımdı. Boşuna oynanan bir 45 dk izledik.

2.yarı ile birlikte oyuna Valbuena girdi ve maçın seyri tamamen değişti. Önce Mehmet Topal'a nefis bir orta, Mehmet Topal'ın golü, ardından nefis bir kişisel yetenekle atılmış bir gol. 

Mehmet Topal belki de sahanın en kötüsüydü ancak önce gol attı, ardından Valbuena'nın golünün pasını verdi. Maça damga vurdu. Yine de Fenerbahçe ilk 11'inde yer almaması gerektiğini iddia ediyorum. Umarım Konya'da olmaz diyeceğim de yine oynar kesin.

Takımın neredeyse tamamı sıradan bir maç çıkardı. Özellikle Giuliano ve Soldado maça gelmemiş gibiydi.

Fenerbahçe maça ya iyi hazırlanmamış ya da rakibi küçümsemiş. Yoksa bu kadar kötü bir ilk yarıyı sadece Karabükspor'un iyi hazırlanmasıyla, mücadele etmesiyle açıklayamayız.

Valbuena 1 gol, 1 asist, kilit paslar, şutlar. Girdi ve ne yapması gerekiyorsa yaptı.

Maç öncesi maçın Pazartesi oynanması ve havanın soğuk olması sebebiyle tribünlerde 32-33 bin kişi olur yazmıştım öyle de oldu. 33 bin seyirci tribünlerde takip etti. Zaten Fenerbahçe ne kadar iyi oynarsa oynasın bu tarz anadolu maçları dolmaz. Yıllardır böyle bu. Kombine sahipleri bu tarz maçlara gelmiyor çünkü. Yine 6 bin civarı kombine kart boş kaldı. Keşke güzel bir sistem kurulsa ve bu kartlar orada toplanıp daha ucuza satılsa ve o para ya kombine sahibine ya da bir hayır kuruluşuna bağışlansa. Ufak bir fikir.

Aykut Kocaman'ın Valbuena ve Mehmet Topal tercihi asla anlamayacağım. Kazanan takım bozulmaz basit bir hoca düşüncesidir. Hele kenarda daha iyi oynayan varsa, sahada hata yapan varsa.

16 hafta sonunda 32 puanla 2.sıradayız, lider Başakşehir'in 1 puan arkasındayız.

Cumartesi günü Konyaspor deplasmanı ile ligin ilk yarısını bitiriyoruz. Devre arası en az 2 transferle şampiyonluk hedefini ortaya koyabiliriz. Tabii yıllardır alıştığımız ''Takım iyi, gerek yok.'' gibi bir şeye de şahit olabiliriz. Bakalım

Maçı Değiştiren Adam


Oyuna girdi, 1 asist, 1 harika golle maçı aldı, Fenerbahçe'nin haftayı 3 puanla kapatmasını sağladı. Forma da artık bir zahmet verilsin.

18 Aralık 2017 Pazartesi

Moonlight


Bir insanın hayatının 3 dönemini anlatan bir film. En iyi oscar ödülü dahil bir çok ödül kazandı. Çocukluk dönemi, ergenlik dönemi ve yetişkinlik dönemi olmak üzere 3 dönem yaşadıkları, hayata tutunma çabaları, yaşadığı zorluklar, enteresan deneyimler, başına gelen olaylar anlatılıyor. Evet film iyi ama en iyi oscar ödülünü alacak kadar iyi olduğunu düşünmüyorum. Yine de sıkılmadan izlenen bir film olmuş.