28 Aralık 2013 Cumartesi

Derbi Motivasyonu


Fenerbahçe Altyapı takımları bugün 3 farklı kategoride - 14, 15, 16 yaş - Galatasaray ile karşılaştı. Fenerbahçe için Galatasaray maçları her zaman çok önemli olmuştur. Bunu taraftarlar biliyor. Mesele alt yaş kategorilerinden oynayan oyunculara da aşılamak. Doğru mu, yanlış mı tartışılır ama Fenerbahçe altyapı takımları Galatasaray ile yaşadığımız rekabetinin ne boyutta olduğunun birazcık farkına varırsa iyi olur. Bugün o tribünlere giden, tezahuratları, pankartları, meşaleleri ile nefis atmosfer yaratan tüm taraftarlarımızın, ellerine, ağızlarına, ayaklarına sağlık.


26 Aralık 2013 Perşembe

Tarihten Bir Sayfa


11 Mayıs 2008, sezonun sondan bir önceki haftası. Barcelona Camp Nou'da Mallorca'yı ağırlıyor, mücadeleden Mallorca 3-2 galibiyetle ayrılırken Mallorca'nın galibiyet golünü 90.dk Guiza atıyordu. Diğer gollerden birisini ise atan isim şu anda Fenerbahçe forması ile müthiş işler yapan Pierre Webo. Maçın özeti; Fenerbahçe forması giymiş iki oyuncunun Barcelona'yı yıkması.

25 Aralık 2013 Çarşamba

7>10


Kıyaslamak bile ayıp da yine de dursun.

Wasteland


Üst üste çok kaliteli filmler izliyorum. Denk geliyor diyelim. Tabii sadece denk geliyor demek doğru olmaz. Arkadaşlarımın tavsiyelerini dinliyorum. 

Wasteland, Amerika'da The Rise adıyla vizyona giren nefis bir suç, dram, gerilim filmi. Başrolünde Harvey, işlemediği bir suçtan hapishane'ye atılıyor ve daha sonra içerden çıktıktan sonra aklında sadece intikam yer alıyor. Yanına 3 arkadaşını ve kız arkadaşını da alan Harvey'nin macerası başlıyor. Filmin hangi anında ne olacağını anlamıyor, tahminler yapıyor ancak sonunda iyice şaşırıyorsunuz.

Özellikle filmin son 1 saatinin nasıl geçtiğini anlamayacaksınız ve filmin sonunda yüzünüzde tebessüm oluşacak. Mutlaka seyredin diyebileceğim filmlerden. 

Sevemem Senden Başka

video

Bir futbolsever daha doğrusu tribün seven insan böyle tezahuratlara bayılır. Daha doğrusu bu tezahurat değil, şarkı ama sözleri öyle güzel, öyle dokunaklı ki, Kadıköy'de veya deplasmanda tribünde söylenebilir. Fenerbahçe tribünü bu hafta Karabük'e çok sağlam gitti. Eski tribüncüler oradaydı. Bu video maçın devre arasında çekilmiş. Nefis olmuş. Gidenlerin ayaklarına, bu şarkıyı söyleyenlerin ağızlarına sağlık.
Sevdana gönül verdim, düşürdü beni dillere, aşkına yürek verdim, savurdu beni küllere, ne senle ne de sensiz söz geçmiyor bu yüreğe, yar beni cano beni, sakla beni ellerine, Sevemem senden başka gözüm arar gözlerini, dil söyler yürek ağlar, yürek çeker özlemini, kulağımdan sesini gözlerimden hayalini, atamam ah atamam sen olmayınca yapamam, Bu yürek daha sensiz daha da sessiz geçiyor, Bu can bu ne dertlere daha da acı veriyor, geleceksin diyerek gözler yolunu gözlüyor, gelmediğin gün için o mehdi her gün ölüyor, Sevemem senden başka gözüm arar gözlerini, dil söyler yürek ağlar, yürek çeker özlemini, kulağımdan sesini gözlerimden hayalini, atamam ah atamam sen olmayınca yapamam,

24 Aralık 2013 Salı

Mr. Morgan's Last Love


Ne yazacağımı bilmediğim bir film. Cidden çok beğendim. Senaryo, oyunculuklar, kurgu mükemmel. Matthew Morgan rolündeki Michael Caine, Pauline Laubie rolündeki Clemence Poesy müthiş oyunculuk sergilemişler. Film baştan sona izletiyor. Matthew'in Pauline ile tanışması, hayata tutunması, ikilinin birbirlerine olan saygısı, sevgisi, aile kurma isteği. Filmin ne zaman nereye gideceğini bilmiyorsunuz, sonunda ne olacağını tahmin edemiyorsunuz. Son zamanlarda izlediğim en iyi film. Burada öyle ''Seyredin'' cümleleri pek yazmam ama bu film için yazıyorum. Mutlaka izleyin, pişman olmazsınız. Bu arada Paris güzel şehir. Film orada geçiyor. Bir de merak ettiğim bir şey var, Eyfel Kulesi tüm Paris'den gözüküyor mu?

Gerçek Tribün

Adamlar çok iyi, adamlar çok başka seviyede. Özellikle derbi maçlarda inanılmaz atmosfer yaratıyorlar. Her şeyi anlıyorum da her maç her maç bu kadar meşale yanmaz be abi. Büyük bir zevkle takip ediyorum. Bu kareler dün oynanan Panathinaikos-Olympiakos maçından. Yunanistan kupasında Olympiakos'u 67-59 yenen Panathinaikos hem finale yükseldi, hem de rakibinin 21 maçlık galibiyet serisine noktayı koydu. Bu atmosferde aksi düşünülemezdi.




22 Aralık 2013 Pazar

Karabükspor 2 Fenerbahçe 1


Fenerbahçe için kötü sonuç ancak her sonuçta bir hayır vardır. Fenerbahçe her maçını kazansın, hemen şampiyonluğu garantilesin isteriz ama Türkiye şartlarında böyle bir şey pek söz konusu değil. Genelde mücadele son haftalara kadar sürüyor.

Fenerbahçe son yenilgisini aldığından beri 14 hafta geçti. 14 hafta sonra yine yenildik. Yenilgi sonrası ne yaptığımızı unutmuşuz.

Karabükspor karşısında Fenerbahçe istediği oyunu sahaya yansıtamadı ancak bunun daha çok nedeni zemin ve ortasaha oyuncularının formsuzluğuydu. Zeminden dolayı Fenerbahçe'nin maça ısınması geç gerçekleşti. Ortasaha oyuncuları da formsuz olunca hem ofansif anlamda, hem de defansif anlamda sıkıntı çektik, hem atağa çıkamadık, hem de rakip çok rahat kalemize geldi.

Maç sonunda tabeleya baktığımızda skorun 2-1 olduğunu gördük. Bu normaldi, hatta daha farklı bitmeliydi. Sahanın bizim takım adına en iyi 3 oyuncusundan ikisi kalecimiz Volkan ve sol bekimiz Caner'di. Volkan inanılmaz toplar kurtarırken, Caner'in kademe sayısını sayamadık.

Emenike de Fenerbahçe forması ile en iyi maçını oynadı. Güçlü, topu alınca gidecek, yakalayınca atacak. Hepsini yaptı. Tam anlamıyla formanın hakkını verdi.

Gol sonrası sevinmemesi tartışıldı. Bence yaptığı çok doğru. Emenike'nin Emenike olmasının sağlayan takım Karabükspor. Taraftarları ne kadar bize küfür etse de, camiası ne kadar bizi sevmese de Emenike'nin orada gol sonrası sevinmemesi çok normal. Vefalı oyuncu. Duygusal oyuncu. Böyle oyuncuların bu tarz hareketleri normal. Kayserispor maçında gol attıktan sonra sevinecek, 1 maç sevinmemesini abartmamak lazım. Eğer oyunculara takacaksak, gidip forma için her şeyini veren ancak golde sevinmeyen Emenike'yi değil, takıma zarar veren, mücadele etmeyen oyunculara takalım, onları eleştirelim.

Golde hatası olan, korner kullanırken ayağı kayan ama 1 dakika sonra Iniesta asisti yapan Cristian. Çok dengesiz oyuncu. İstediği zaman takımın en iyisi, istemediği zaman takımın en kötüsü. İyi oyununu sürekliliğe yaysa efsane olur.

Ersun Yanal'ın Alper'i çıkarıp Webo'yu almasını eleştirenler oldu. Ama ben de hoca olsam aynısını yapardım. Çünkü bu tutan bir şey. Daha önce hep yaptı, hep kazandık. Bu kez yaptı, olmadı. Bir sonraki hafta oyun sıkıntıya girerse ve yine yapar maçı kaybedersek eleştiririm. Ama bu maç normaldi. Çünkü tutan bir şey. Hiç kimse başarılı olduğu, meyvesini aldığı taktiği değiştirmez. Boşuna kimse hocamızı eleştirmesin. 

Hep böyle oyna, canımızı verelim Volkan.

Gökhan Gönül yine formsuz. Her zaman demişimdir, Gökhan Gönül'ün Kadıköy performansları genelde deplasman maçlarından iyi oluyor. Kuyt gibi Gökhan da seyirci ile coşan futbolculardan.

Kuyt ve Sow'u gören oldu mu? Ben görmedim. En silik maçlarından.

Fenerbahçe en yakın rakibinin 7 puan önünde liderliğini sürdürüyor. Haftaya Kayserispor'u mutlaka yenmek ve ilk yarıyı gayet güzel şekilde bitirmek lazım.

Karabükspor'un stadı ne zaman bitecek?

Bu deplasmanda da takımını yalnız bırakmayan Fenerbahçe taraftarlarının ayaklarına, ağızlarına sağlık.

Karabükspor'a karşı oynadığımız son 4 maçı kaybettik. Fenerbahçe gibi bir takımın böyle bir istatistik yakalaması çok ilginç. Belki de ligde 3 büyükler hariç hiçbir takıma karşı bu istatistiği vermemişizdir. 

Haftaya Pazar 19:00 Kayserispor ile oynuyoruz. Ligin son maçı. Sonra 1 ay ara.

Runner Runner


İnternetten bahis oynayıp da bir dönem casino'ya bulaşmamış kimse yoktur. İllah herkes girip 1 el bile olsa oynamıştır. Bu film o yüzden İnternet üzerinden bahis, casino oynayanların seyretmesi gereken bir film. Film bir internet sitesi oyuncusunun nasıl kendini kaybettiğini, nasıl hileye maruz kaldığını ve daha sonra o internet sitesi sahibinin üye bilgilerini nasıl kullandığını bizlere gösteriyor. Kasa her zaman kazanır cümlesinin ne kadar da doğru olduğunu gösteren bir film.

Başrollerde efsane oyuncu Ben Affleck, Justin Timberlake ve Gemma Arterton var. Diğer iki oyuncu zaten büyük ama asıl mesele Justin Timberlake. Şarkıcılıktan film işine geçen Justin Timberlake her geçen film üstüne koyarak gidiyor. Daha alması gereken çok yol var ama net olarak filmlere yakışıyor.

Film çok mu güzel? Değil, ama izlerken sıkılmazsınız. Çok iyi senaryosu olmayan, çok da abartılmaması gereken, vakit geçirmek için izlenebilecek bir film.

Efsaneler Ölmez Lefter


Tribünler inledi binlerce kere, ver Leftere yaz deftere, bitti kalem doldu defter, Efsaneler ölmez Lefter.

Fenerbahçe tarihinin 1 numaralı futbolcusu. Benim için çok özel. 22 Aralık 1925 doğumlu. 88 yaşına giriyor. Asla unutmadık, asla unutmayacağız. Konuya koyduğum fotoğrafa ise bir kez daha mutlulukla bakıyorum. İyi ki defalarca ada'ya gitmiş, Lefter ile tanışma, konuşma, muhabbet etme şansı bulmuş ve iyi ki böyle bir fotoğraf çekilebilmişim. 

21 Aralık 2013 Cumartesi

Euroleague Top 16


Fotoğraf Milano'dan. Bu yıl Final Four'un yapılacağı yer. Fenerbahçe Ülker Milano'nun en büyük adaylarından. Gider miyiz şu an bir şey diyemem. Çoğu Fenerbahçe taraftarı çok emin ama ben öyle düşünmüyorum. Basketbolu çok iyi bilen insanlar zaten temkinli yaklaşıyor, sadece iddialı konuşmayı sevenler ''kesin'' diyor. Bana göre kesin diye bir şey yok. Top 16 grubumuzdan bu çok net anlaşılıyor.

Fenerbahçe grubu lider bitirdi ve bana göre oldukça zor bir gruba düştü. Son şampiyon Olympiakos, geçen sezon Final Four yapan Barcelona, yine daima buralarda olan, gruplar sonrası her sezon Top 16'larda bambaşka bir seviyeye çıkan Panathinaikos. Onun dışında Panathinaikos'un olduğu grupta 2.olan Laboral, özellikle tempo yakaladığında iyi maçlar çıkaran Malaga, Final Four'un ülkesinde olmasından dolayı ekstra motivasyonla oynayacak ama bunu kalitesi ile ne kadar birleştireceği tartışılacak Emporio Armani Milano ve her ne kadar çoğu kişinin 2 maçı da kesin alırız dediği olsa da bana göre özellikle evinde başımıza iş açabilecek Anadolu Efes.

Grup oldukça karışık. Özellikle deplasman maçları çok çok zor geçecek. Evimizde yine normal sezon performansı sergilememiz ve özellikle ilk 4 yolunda en büyük adaylardan Olympiakos, Barcelona ve Panathinaikos'u mutlaka yenmemiz şart. Laboral, Efes, Malaga ve Armani Milano kesin kazanırız diyeceğimiz maçlar olmamakla beraber favori çıkacağımız maçlar. O takımlara karşı çok daha dikkatli olmalıyız. Zaten ben burada basit bir taraftar olarak yazıyorum. Obradovic varsa güven vardır. Obradovic varsa mücadele vardır. Obradovic varsa hedef vardır.

Sonuç olarak bizi çok keyifli aynı zamanda çok çok zor bir grubun beklediği bir gerçek. İlk maçlar 2-3 Ocak tarihinde oynanacak. Olympiakos deplasmanı ile başlıyoruz. Fikstürün tamamı şöyle ;

2-3 Ocak    - Olympiakos-Fenerbahçe Ülker
9-10 Ocak  - Fenerbahçe Ülker-Barcelona
16-17 Ocak - Unicaja Malaga-Fenerbahçe Ülker
23-24 Ocak - Fenerbahçe Ülker-Panathinaikos
30-31 Ocak - Emporio Armani Milano-Fenerbahçe Ülker
13-14 Şubat - Fenerbahçe Ülker-Laboral
20-21 Şubat - Anadolu Efes-Fenerbahçe Ülker
27-28 Şubat - Fenerbahçe Ülker-Olympiakos
6-7 Mart     - Barcelona-Fenerbahçe Ülker
13-14 Mart  - Fenerbahçe Ülker- Unicaja Malaga
20-21 Mart  - Panathinaikos-Fenerbahçe Ülker
27-28 Mart  - Fenerbahçe Ülker - Emporio Armani Milano
3-4 Nisan    - Laboral-Fenerbahçe Ülker
10-11 Nisan - Fenerbahçe Ülker-Anadolu Efes

Düğün Dernek


Emeğe saygı göstermek lazım da olmamış be abi, zorlamayalım. Ahmet Kural, Murat Cemcir iki yeni, yetenekli oyuncu, Rasim Öztekin gibi bir efsane ama kötü bir senaryo. 

Güldüren sahneler var mı? Var. Oyunculuklar iyi mi? İyi gibi. Ama bir şeyler eksik. Herhalde konunun iyi olmamasından kaynaklanıyor.

Çok fazla üzerinde yazmaya gerek yok. Çok kişiye göre gayet iyi bir film olsa da bana göre hiç iyi film değildi. Ya da ben büyük beklentiyle gittiğim için öyle oldu. Ahmet Kural ve Murat Cemcir'i iyi bir senaryo ile izlemek lazım. Sinema'ya verdiğim 10 TL'ye acıdım. Olmamış.

Hatta şöyle diyeyim ; Tam olarak torrent'den indirilip evde izlenmesi gereken bir film.

17 Aralık 2013 Salı

Endüstriyel Gol Sevinci


Demiştim diye lafa girelim. Bu çok bariz bir şeydi. Artık moda formayı kafaya almak. İntel reklamın karşılığını ilk maçtan aldı ve Villarreal maçında gol atan Neymar tarafından böyle sahnelendi.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Efsane Beste


Sisli bir gece yarısında,
ıssız bir sokak ortasında,
kırık bir lambanın altında,
dalmışım sevdalara.
Neler geçti kalbimden bilsen,
yaşlar damladı gözlerimden,
anladım ki ölene kadar,
Fenerbahçe düşmeyecek dilimden.

Bloga çektiğim bir fotoğraftan yola çıkarak ''Yoğurtçu Parkı'' güzellemesi yazacaktım. Ama bu fotoğrafı görünce karar değiştirdim. Aklıma Fenerbahçe tribünlerinin en iyi tezahuratlarından birisi geldi. 

Sözlerini yukarıda yazdım. Unutulmaz beste. Tüyleri diken diken eder. Özellikle Caferağa denildiğinde akıllara ilk gelen bestelerden birisidir. Şu video ise o bestenin en efsane görüntülerinden birisi. Galatasaray ile oynanan bir maçta tribünler kendinden geçiyor.

En sevdiğim tribün anlarından birisi. Basket, gol sonrası besteyi kesmeyip tezahurata daha da kuvvetli şekilde devam etmek. İnsan o an sahayı bırakıp sadece tribünü düşünüyor, sadece tribünden keyif alıyor. Böyle bir kaç maç vardı. Caferağa'da oynanan bu maç, Bursa'da oynadığımız 1-1'lik maç, 3-2'lik Kocaelispor maçı, Ankara'da oynanan Hacettepe maçı aklıma ilk gelen maçlar.

O zamanlar tribünlerden daha çok zevk alıyorduk, tribün zevkimizi de biraz olsun azalttılar. Neyse biz bu bestenin keyfine varalım, inşallah Kadıköy'de de söylemeye başlarız. Karşılıklı ya da altlı üstlü yapılırsa efsane olur.

Fenerbahçeli



Fenerbahçeli güzel günler geçiriyor, kötü günleri düşünmüyor,
Fenerbahçeli mutlu, Fenerbahçe başarılı, başarıyı da geçtim huzurlu,
Fenerbahçeli sadece saha içini konuşuyor, saha dışı faktörleri mümkün olduğunca hafızasından silmek istiyor,
Fenerbahçeli liderliğin tadını çıkarıyor ama rehavete girmiyor,
Fenerbahçeli şampiyonluk hesapları yapıyor ama Fenerbahçeli şampiyon olduk demiyor,
Fenerbahçeli Alex'i unutmuyor ama Emenike'ye, Sow'a, Webo'ya saygısından Alex olsaydı demiyor,
Fenerbahçeli Aykut Kocaman'ı unutmuyor, Ersun Yanal'a saygı gösteriyor, iki hoca arasında kıyasa girmiyor,
Fenerbahçelinin erkekleri ceza alıyor, kadınları yalnız bırakmıyor,
Fenerbahçeli yıllardır şöyle böyle geçen sezonların ardından emin adımlarla şampiyonluğa yürüyor.

Fenerbahçeli bu günleri bir süre daha yaşamak istiyor, çok hakettik. Huzur bozmayın, huzurumuzu kaçırmayın.

13 Aralık 2013 Cuma

Barcelona ve Forma Reklamı

 Yıllarca forma kutsal diyerek formanın önüne bile reklam almayan Barcelona, formanın içine bile reklam alma durumuna geldi. Formaya reklam olayı tüm dünyada kalksa keşke ama endüstriyel futbol buna izin vermez. Şimdi Barcelona'nın ilk maçında Messi ya da Neymar gol attığında formayı kafasına geçirirse bu sadece ''para'' ile açıklanır.


Beren Saat





















GQ dergisi tarafından yılın kadını seçildi.

Kortej


Maç öncesi kortej nefis, meşaleler, önde pankart. Genç Fenerbahçeliler Partizan maçı öncesi salona böyle gitmişler. Salonun içinde de özlenen tribün olur mu? Çok zor.

12 Aralık 2013 Perşembe

Galatasaray 1 Juventus 0


Ülke puanı, ülke başarısı, Türk bayrağı gibi konulara girmiyorum. Galatasaray'ın Avrupa'da oynadığı maçlarda doğal olarak rakiplerini destekliyorum. Eğer futboldan zevk alıyorsak, eğer futbolu bir oyun olarak görüyorsak onlar da bizim maçlarda rakipleri desteklesin. Bu çok doğal. 

Fotoğrafı bile zor seçtim, en Galatasaray ile alakasız fotoğraf bu. Başlık kolay, skoru yaz geç. Ama o başlık bile beni üzmeye yetiyor. Galatasaray Juventus maçı öncesinde Juventus’un bu maçı alacağını söylesem de işin taktiğine, ilk maç oynanan oyuna, Galatasaray’ın bu tarz maçlarda sahaya koyduğu oyuna baktığımda Juventus’u şanslı görmüyordum. Galatasaray yenilmez ancak turu Juventus geçer diyordum. Gollü beraberlik maçla ilgili tek beklentimdi.

İlk gece maç başladığında bunu gördük. Galatasaray net şekilde daha iyi oynarken müthiş bir kar başladı. Daha sonra hakemin bir an kimsenin ne yaptığını anlamadan verdiği ‘’Erteleme’’ kararı derken biz iyice makara yapıyor, Galatasaray’ın tur atlayacağı ihtimalini kafalardan siliyorduk.

Bir gün sonra yine ‘’Galatasaray’ın tur atlaması stresi’’. Galatasaray Avrupa Kupası maçına çıkıyor ancak ben de heyecan yapıyordum. Belki de Avrupa’nın Fenerbahçe için daha önemli olduğunu düşünen benim için böyle. Galatasaray’ın geçen yıl yakaladığı Avrupa başarısından sonra bu sene de aynı seviyeye gelmesi beni üzecekti.

Mücadele bir gün sonra berbat  zeminde kaldığı yerden başlıyordu. İş yerinde sessiz bir şekilde maçı izliyor. Her geçen saniye 0-0'a kilitlense gibi gözükse de yine de içimde kötü bir his vardı. Sırf Ercan Taner’in maç sonunda ‘’Zor oldu ama oldu’’ diyeceğini tahmin ettiğim için, sırf Galatasaray taraftarlarının iki gün üst üste cefa çektiği için bir hediye alacaklarını düşündüğüm için, sırf Kutay’ın maça gittiği için bile o golün geleceğini biliyordum. Geldi de. Sneijder Buffon’u avladı ve Galatasaray’ı Avrupa’nın en iyi 16 takımı arasına yazdırdı.

Avrupa’nın en iyi 16 takımı arasında Galatasaray, Avrupa’da üst üste gruplardan çıkan Galatasaray… Bu cümleler beni üzüyordu. Ezeli rakibimin Avrupa kupası oynuyor olması beni ne kadar üzüyorsa, tur atlaması iki katı üzdü. Bizim avrupa'dan men ediliğimiz yıl ezeli rakibimizin oralarda olması hoş değildi.

Galatasaray’lı taraftarlar, milyonlar çocuklarına anlatacak hikaye bulmuşken, biz Fenerbahçe taraftarları ya da Galatasaray’ı sevmeyen, tabii bunu sadece sahada kazan-kaybet olayına indirgeyen taraftarları üzülüyordu.

Galatasaray’lılar bir üst tura çıkmanın tadını çıkarırken, bizler Juventus maçı yüzünden kötü bir gün geçiriyorduk, üzülüyorduk.

Buradan Juventus camiasına ve Conte’ye selamlarımı yolluyorum. Bir de başbakan Pirlo var. Başbakan değil, muhtar Pirlo.

10 Aralık 2013 Salı

Bate Borisov


Yurtdışına veya şehir dışına gidenlerden ilk olarak atkı istiyorum. Hediye olarak başka bir şey alsalar beğenmeyebilirim ama atkı alınca beğenmeme durumum olmuyor. Koleksiyona bu sefer katılan atkı Bate Borisov atkısı oldu. Renkleri bile güzel. Beyaz Rusya'dan çok sevdiğim Uğur getirdi. Çok teşekkürler.

9 Aralık 2013 Pazartesi

Fenerbahçe'nin Şampiyonlukları ve Deplasman Maçları


Fenerbahçe bu sezon deplasmanda şu ana kadar oynadığı 7 maç sonunda 6 galibiyet aldı. Evinde gösterdiği performanstan daha iyi bir performans. Lig 18 takım olduktan sonra alınan Fenerbahçe'nin şampiyonluğunda deplasman galibiyetlerinin nasıl olduğuna bakalım ; 

2010-2011 sezonu ile başlayalım, Fenerbahçe o sezonu toplam 12 deplasman galibiyeti ile tamamlarken, ilk 14 hafta 5 galibiyet almıştı. 

2006-2007 sezonunu 9 deplasman galibiyeti ile tamamlarken, 14.hafta sonunda sadece 3 galibiyetimiz vardı.

2004-2005 sezonunu ise 10 deplasman galibiyeti ile tamamladık. İlk 14 hafta ise bu sezon olduğu gibi yine 6 galibiyetimiz vardı. O sezon 8 maç sonunda 6 galibiyetimiz vardı.

2003-2004 sezonunu 11 deplasman galibiyeti ile tamamladık. İlk 14 hafta ise 3 galibiyetimiz vardı.

2000-2001 sezonunu sadece 7 deplasman galibiyeti ile kapatmıştık. İlk 14 hafta sonunda 2 galibiyetimiz vardı.

1995-1996 sezonunda 13 deplasman galibiyetimiz vardı. İlk 14 hafta ise 4 galibiyetimiz vardı.

1988-1989 sezonunda 12 deplasman galibiyetimiz vardı. İlk 14 hafta ise 3 galibiyetimiz vardı.

1984-1985 sezonunda ise 7 deplasman galibiyetimiz vardı. İlk 14 hafta ise sadece 2.

1982-1983 sezonunda 7 deplasman galibiyeti, ilk 14 hafta 4 deplasman galibiyeti. 

İlk 14 hafta itibari ile tarihimizin en iyi deplasman performansını geçirdiğimiz yıl. Bakalım sezon sonunda mutlu sona ulaşacak mıyız?

Anket # 23


Kadıköy ya deplasman farketmeden, rakip farketmeden hangisi daha iyi? Şu tarz maçlarda şu oynasın, bu tarz maçlarda şu oynasın demek yasak. Soru net. Her türlü özellik göze alındığında Webo mu? Emenike mi?

Fernanda Lima


2014 Dünya Kupası kura çekiminin önüne geçti. Nasıl geçmesin ki?

Dünya Kupası Yolu


2014 Dünya Kupası grupları belli oldu. İlk santra 12 Haziran Perşembe saat 23:00'de yapılacak. Açılış maçı Brezilya-Hırvatistan. Excel'de yaptığım tablo yukarıda. İspanya-Brezilya finali oynanıyor ve İspanya yine şampiyonluğa ulaşıyor. Bakalım Dünya Kupası sonunda kaç tahminim tutmuş olacak.

8 Aralık 2013 Pazar

Maç Günlüğüm # 116


13 Ocak 2011, Fenerbahçe'nin Yeni Malatyaspor yenilgisini aldığı gün. Fenerbahçe o gün sahadan tarihi bir yenilgiyle ayrılırken o maç stattan çıkarken ne kadar üzüldüğümü, hayal kırıklığına kapıldığımı düşünüyorum.  O gün sahada alınan yenilgiden daha çok maç sonunda oyunculara, hocaya yaptığımız tezahuratlara dönüp bakmamaları, tribünde taraftar yok gibi davranmaları bizi üzmüştü, bu kez daha farklı oldu.

4 Aralık 2013, Fenerbahçe Fethiyespor karşısında 2-1'lik yenilgi alıyor ve kupaya ilk maçtan veda ediyordu. Yenilgi üzücü, elenmek üzücü ama daha üzücü şeyler var. Hayal kırıklıkları var.

Çarşamba günü işten izin alırken ya da evde babamlara akşam maça gideceğimi söylerken böyle bir sonucu hayal etmemiştim. Kupa önemli değil, evet. Önemli değil derken en azından beni ligde alınan 3 puan hatta kupada alınan galibiyet daha çok mutlu ediyor. Final maçı oluyor, kazanıyoruz. Eee aldık ne oldu? cümlesi ile baş başa kalıyorum. Bu konuda bir çok kişi, aynı şeyleri düşünüyor.

Kadıköy'e vardığımızda etrafın sessiz, sakin olduğunu görünce maçın havasından daha da kopuyorsunuz. Sonra kadroyu öğrenince tekrardan o hava geliyor. Kadro kağıt üzerinde müthiş. Kalede Mert var, bir çok kişi ilk 11'e koyuyor, Bekir, joker adam, sağ bek de oynuyor, stoper de ama etkisiz, hatta çok kötü, Yobo, kalitesini hepimiz biliyoruz, Kadlec, çok seviyorum, çok tutuyordum ama bitti, bir sıkıntı var. Mehmet Topuz, ilk 11 adamı, bu maçta da en sahanın Fenerbahçe adına en iyisiydi, Cristian canı istediği zaman Alexvari oynuyoru, canı istemediği zaman benden kötü oynuyor, Selçuk Şahin, bu maçta da, Galatasaray maçında da aynı isteği ile oynadığını düşünüyorum. Sonuçta iyi bir Fenerbahçeli. Holmen, İBB'den geldiği zaman çok sevinmiştim, oynaması gerektiğini söylüyordum, hâlâ da aynı şeyleri düşünüyorum ama bu maç sergilediği futbol net hayal kırıklığı, Holmen dediğimiz adam bu maç iki pas, iki çalım, şut ile skora katkı yapacak, Salih Uçan, geleceğimiz, bu maç rahatsızlığı vardı herhalde, oynadı, hiçbir şey yapamadı, keşke oynamasaydı, Webo, ilk 11'in golcüsü, takımın en önemli oyuncularından birisi.

Sahaya çıkan isimlerin kalitesini bilip de -evet çok kaliteli isim var- bu kadar aciz futbol oynamaları beni hayal kırıklığına uğrattı. Sahada Fenerbahçe formasını giyen oyuncu mücadele edecek, koşacak, iş yapacak. Aksi halde Bank Asya'nın da en kötü takımı gelir, seni yener.

Mücadele etmediği zaman dünyanın en kötü takımı Fenerbahçe. Bunu bir kez daha gördük.

Tribünlere gelen 20 bin kişi, hafta içi 19:00 maçı dolmaz. Doğal. İnsanlar İstanbul trafiğinden bu maça gelemez. Ancak inşallah günün birinde Fenerbahçe'nin kupa maçı da tamamen dolu tribünler önünde oynanır.

Hafta içi kupa maçlarını çok seven biri olarak elenmemize çok üzüldüm, takımın böyle bir oyun oynamasından dolayı kızdım, hayal kırıklığına kapıldım ama yine de iyi ki stada gelmişim diyorum. Fenerbahçe'nin yanında olduğum zamanlar en güzel zamanlar.

Son cümle de benden-bizden Bekir'e gelsin. Bekir sen bu maç oynayıp, takımın en kötülerinden olup 15 bin Euro maç başı ücretini cebine koymuşken, ben ya da bizler cebinden para verdi. Fenerbahçe forması ağırdır, hakkını verin. Ben İzmit'ten gelmeye devam edeceğim ama sizler de en azından bize her maç layık olmaya çalışın.

5 Aralık 2013 Perşembe

Mesele Atkı Değil


Fotoğraf bugün Haliç Kongre Merkezi'ndeki Genel Merkez Seçim İşleri Başkanlığı Bölge Toplantısı'nda çekildi. Bursaspor atkısı olan ve elinde su olan kişi Bursa Belediye Başkanı Recep Altepe, solunda duran ise Kocaeli Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu.

Birisi yıllardır Bursaspor'un yanında duruyor, stat yapılması, kulübe destek gibi konularda Bursaspor'a büyük katkıları var. Bursaspor'un şampiyonluğa giden sürecinde de çok net bilmesem de katkıları olduğunu düşünüyorum.

Diğeri ise Kocaelispor'a belli sebeplerden dolayı sırtını dönmüş Belediye Başkanı. Kocaelispor'a son dönemde herhangi bir yardımını duymadım. Adeta şehir gibi o da takıma küsmüş bir isim.

Biri belediye başkanlığı adaylığının açıklanacağı güne Bursaspor atkısı takarak giderken, birisi normal takım elbise ile gidiyor.

Belki tek fotoğrafla net şekilde açıklanamaz ama neden Bursaspor'un zirvede, Kocaelispor'un dipte olduğunu gösteren bir fotoğraf. Şehir takımları için siyasetin yardımı önemli. Seçim sürecinde ve sonrasında tekrar değerlendiririz.

4 Aralık 2013 Çarşamba

Koreografi '' Hababam Güm Güm Güm ''

Fikir şahane, statta müziği çalması nefis, uygulama biraz kötü. Keşke kartonlar biraz daha büyük olsaydı ve daha net tutulsaydı. Koreografi konusunda genelde fikirler iyi oluyor ancak tribüne gelen taraftarların tutması konusunda sıkıntılar oluyor. Buna çözüm lazım. Bazı kartonlar çok kötü duruyor. Emeği geçenlere teşekkürler.

Maç Günlüğüm # 115


Sezonun en keyifli maç öncesi, sezonun en keyifli maçlarından birisi. Üstelik kazanamamamıza rağmen.

Fenerbahçe-Beşiktaş maçları son senelerde diğer derbilerin önüne geçiyor. Oyun olarak büyük keyif veriyor.

Gün erkenden başladı, maçın Cumartesi olması ilk başta hepimizi üzse de maç sonrası bunun böyle olmadığını gördüm. Kocaeli'den saat 14:00 otobüsü ile gelirken aklımda sadece galibiyet vardı, dönüşte gece 23:00 otobüsünde ise sadece şampiyonluk. Bu takım şampiyon olacak cümlelerini daha çok söylemeye başladık.

Her maç öncesi olduğu gibi yine parktaydık. Parka ben geldiğimde kimse yoktu, ilk tek başıma otururken daha sonra ortam ısındı. Herkes geldi. Sezonun en kalabalık maç öncesiydi. Bu kez biraz daha fazla alkol aldım. Twitter'da takip ettiğim insanların % 92'si parktaydı. Ankara'dan, İzmir'den arkadaşlar, sevdiğimiz dostlar bile bu maçta takımı yalnız bırakmamıştı. Tabii rakip takım taraftarları da her zaman olduğu gibi yanımızdaydı. Yalnız burada ya da twitter'da parkı öyle bir anlatıyoruz ki artık sadece parkı yaşamak için bile gelecek olan arkadaşlar, renktaşlar-hiç sevmem bu hitap şeklini, neden kullandım bilmiyorum- çıkacaktır. 

Park güzel, tezahuratlar, alkol, muhabbet, cidden her maç öncesi aynı hevesle gelip, her maç yazısında aynı cümleleri kurmaktan sıkılmadım. Hayatımın tam ortası Yoğurtçu Parkı. Bu keyif hiç bitmesin.

Atilla Nesipoğlu parkın tek eksiğiydi. Onsuz park olmaz. Tebrik edelim, kendisi dünya evine girmek için adım atıyor.

Yerel seçimler nedeniyle parkta çalışmalar vardı. İlk maçta belki daha güzel park görürüz, çimler yenileniyor.

Maça kısa bir süre kala stada girip, yine Okul Açık tribününde yerimizi aldık. Yine aynı tayfa. Yine aynı isimler. 

Tribün olarak bu maçta pek iyi değildik, rakip takım tribünleri olsa daha iyi olurduk diyeyim bir kez daha. Açıkcası tribün performansını beğenmedim. Çok daha iyi normal anadolu maçlarını gördük.

Takım süper, takım inanmış, 10 kişi ile büyük bir süre Beşiktaş'ı ezdi, geriye düşse de oradan tekrardan geldi ve beraberliği yakaladı. Hakemin yanlış kararları olmasa galibiyet de gelecekti. Ama şunu bize bir kez daha gösterdi. Şampiyonluğu hiç olmadığı kadar çok isteyen bir takım var.

Kuyt, Topal, Alves büyüksünüz.

Maç sonrası tek tek tribünleri alkışlayan futbolcular candır. Kuyt zaten çok büyük.

Maç sonrası hepimizin yüzü gülüyor, sanki rahat galibiyet almışız gibi stadyumdan ayrılıyorduk. Gerçi şunu net söyleyebilirim, biz bu stattan bazı galibiyetlerde bu kadar inançlı, bu kadar mutlu çıkmamıştık. Beraberliğin alındığı bir maçı bu kadar mutlu tamamlayamazdık.

Deplasman tribünü yasağı kalksın.

Maç sonrası inanılmaz yorgun şekilde İzmit'e dönerken, maçın Cumartesi olmasına ne kadar sevindiğimizi tarif edemezdim. Pazar yatış.

Maç günlükleri devam edecek. Fethiyespor maçı günlüğü ile-evet o maça da gideceğim- yine burada olurum.

2 Aralık 2013 Pazartesi

Dünyaya Geldik Senin Aşkınla


Herhalde en büyük özelliklerimden birisi güzel olan her şeyi sevmem, renkleri çok farketmiyor. Beşiktaş'ın ve Galatasaray'ın bestelerini bile dinleyen biriyim. Size göre dilenciyim. Bir tribünün güzel bestesi varsa dakikalarca, saatlerce hatta haftalarca dinlerim, izlerim. Bu Karşıyaka bestesi de onlardan birisi.

Yıllardır sıkıntılı süreçler geçiren Karşıyaka tribünleri bu sezonun galiba açılış maçında senkronize olarak nefis bir tribün yapıyorlar. Video 13 dakika, 13 dakika aynı tezahurat. Yıllardır Kocaelispor ve Fenerbahçe tribünlerine gidiyorum, tribünün en iyi olduğu zamanlar bir bestenin ısrarla devam ettiği anlardır. Beste devam ettikçe katılım ve coşku artıyor. O yüzden de çoğu zaman maçı tek tezahuratla bitirsek sesimi çıkarmam diye söylerim.

Karşıyaka bestesinin sözleri müthiş, yaz ayı olduğu için herkesin üzerinde sadece formalar, tribün renk olarak gayet iyi, önde Avrupa'dan alışık olduğumuz bayraklar, eller aynı anda kalkıyor, aynı anda çırpılıyor ve tribün dakikalarca kendinden geçiyor. İnsan orada olmak istiyor.

Karşıyaka tribünleri İzmir'in en özel tribünlerinden, besteleri de bence Göztepe bestelerinden daha iyi. Bu beste zaten Türkiye'nin en özel bestelerinden. Şu aşamada Süper Lige çıkmaları zor gözükse de, biz inşallah çıkarlar diyelim. Takımı olmasa da tribünü çok hakediyor.

Dünyaya geldik senin aşkınla
Bitmiyor içimizdeki bu sevda,
Her sene sona erse de hüsranla,
Çarşı hep yanınızda,
Dün gece bir şey gördüm rüyamda,
Şampiyonluk kutlanıyor çarşı'da,
Herkesin elinde rakı, bira,
Gerçek olsun bu rüya

30 Kasım 2013 Cumartesi

Pique & Shakira

 Pique ve Shakira Barcelona-Fenerbahçe Ülker maçını salonda takip etmiş. Pique 2.fotoğrafta Shakira'ya Basketbol kurallarını anlatırken, 3.fotoğraf Pique adına talihsiz olmuş.



27 Kasım 2013 Çarşamba

Takım Birlikteliği

Fenerbahçe, Beşiktaş maçı hazırlıklarını sürdürüyor. Lider olmak, iyi futbol, kazanılan maçlar normal olarak takımın moralini üst seviyede tutuyor. Belki de lider olunmasa böyle güzel fotoğraflar göremezdik. İşler iyi giderken bu tarz fotoğrafları sıklıkla görüyoruz.

Fotoğrafta 8 oyuncu var. Herhalde yapılan antrenman maçını kazandılar, mutlular. Burada dikkat çeken uzun zamandır forma giymeyen oyuncuların da mutlu olması. Fotoğrafta yer alan futbolculardan ;

Mert Günok bu sezon sadece 3 maç oynadı, 
Kadlec bu sezon sadece 5 maç oynadı, 
Holmen bu sezon sadece 3 maç oynadı, 
Yobo bu sezon sadece 4 maç oynadı, 
Gökhan 10, Kuyt 17, Emre 9 ve Webo 17 maç oynadı.

Belki de Fenerbahçe'nin bu sezon neden burada olduğunu gösteren, kanıtlayan nefis bir fotoğraf. Takım birlikteliği bir takım için çok önemli, en azından sahada iyi sonuçlar varken...

Salah'ın Golü


Basel bu sezon gruplarda Chelsea'yi 2.maçta da yenmeyi başardı. 2.maçı 87.dk Salah'ın attığı golle kazanırken golün hazırlanışı pek Mourinho takımlarına yakışmayan şekildeydi. Kaleci Yann Sommer pası önündeki Fabian Shar'a verdi, Fabian Shar uzun bir topla Mohamed Salah'ı gördü, Mohamed Salah güzel kontrol ile topu sürdü ve iyi bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Kalecinin elinden çıkışı ile ağlara gidişi arasında geçen süre yaklaşık 10 saniye. Mourinho bu golü hafta boyunca anlatır.

Ajax 2 Barcelona 1


Sadece futbol izlemek için ekran başına oturulan bir akşam daha. D-Smart sahibi olmanın ayrıcalıklarından gol gol kanalımız açık. Gol gol kanalı, bir ana maç veren ama diğer maçlarda atılan golleri anında bağlanarak yayınlayan bir kanal. 

Ana maç Ajax-Barcelona olunca gece daha da zevkli oldu.

Ajax'ın gençleri muhteşem mücadele ile beraber sahadan galibiyetle ayrıldılar. Daha çok koşan, daha çok isteyen Ajax Barcelona'ya bu sezon ilk yenilgisini tattırdı. Özellikle Fischer ve Schöne çok etkiliydi. Barcelona mücadeleyi biraz az ciddiye alınca, Ajax da tam tersi tam konsantre çıkınca galibiyet zor olmadı. 2.yarı başında hatasız oynayan savunma ve Ajax 10 kişi kalıp maçı biraz sıkıntıya soksa da Barcelona'nın bu maçı alacak durumu yoktu.

Kasım ayında sezonun genelinde ilk yenilgi. 21.maçta ilk yenilgi. Fenerbahçe'nin de bu durumlarını görürüz inşallah.

Skor 2-1, oyuna giren oyuncular; Adama Traore, Sergi Roberto ve Patricio Gabarron. 96 doğumlu, 92 doğumlu ve 93 doğumlu 3 oyuncu. 

Tribünlerde 51.628 futbolsever. Maç boyunca oldukça coşkulular. Yalnız 2.gol sonrası tribünden düşen Ajax taraftarının durumu ağır diyorlar. İnşallah iyileşir.

Iniesta'nın attığı bazı paslar evde beni ayağa fırlatıyor. Iniesta'yı izlemeyi çok seviyorum ve tabii Barcelona'yı izlemeyi de çok seviyorum. Özellikle ilk yarıları geride kapattığı maçları. Geride kapatılan maçlar farklı farklı pozisyonlar ile gol arıyorlar ve bu bana inanılmaz keyif veriyor. Resmen ağır Barcelona dilosuyum.

Son maçlar öncesi Barcelona 10 puanla lider. Son hafta celtic'i evinde yenerse lider olarak çıkıyorlar. Milan-Ajax maçını kazanan ise yolunda şampiyonlar liginde devam edecek.

Bahis oynayanlar için genel olarak kabus gibi bir akşam. Gerçi bu maça üst oynamak en mantıklı seçenekti.

Heyecan bugün oynanacak 8 maçla devam edecek.

Bizi şampiyonlar liginden mahrum bırakanlara selamlar.

25 Kasım 2013 Pazartesi

Yıkım


Takımı Manchester City deplasmanından 6-0'lık tarihi yenilgi ile ayrılınca Tottenham taraftarının bu duruma gelmesi çok doğal.

100'ler Kulübü


Bazılarına göre çok önemsiz ama bana göre çok da önemsiz olmayan bir kulüp. Futbolcu olsaydım ve forvet olarak oynasaydım 100 gole ulaşmak ilk hedeflerimden biri olurdu. 100 gole ulaşır adımı kupa almasam, şampiyon olmasam bile tarihe yazdırırdım. Her ne kadar çok da dikkat çekmeyen bir tarih olsa da.

Süper ligde 100'ler kulübüne girebilen 32.futbolcu haftasonu attığı gol ile beraber Burak Yılmaz oldu. Bu kadar kısa süredir -son 3 sezon 75 gol- gündemde olup, 100 gole ulaşması takdir edilmesi gereken bir konu. Her ne kadar saha içinde yaptıkları ile futbolseverlere antipatik gelse de konu futbola gelince iş değişiyor. 0.52 gol ortalaması ile beraber en iyi ortalamaya sahip 6.futbolcu olması da zaten bunu kanıtlıyor.

100'ler kulübüne aktif futbolcular arasında en ciddi aday 96 golü bulunan Gökhan Ünal. 31 yaşındaki futbolcu 4 gol attığı takdirde 100'ler kulübüne girecek. Onun dışında aşağı doğru gidersek 75 gol ile Bobo, 66 gol ile Holosko, 60 gol ile Tuncay Şanlı, 59 gol ile Isaac ve 56'şar gol ile Mehmet Yıldız ve Semih Şentürk aktif futbolcuğa devam eden ancak 100'ler kulübüne en yakın-bana göre mümkün olmasa da- diğer isimler.

Konunun fotoğrafını Semih Şentürk yapmamın sebebine gelince; Gol krallığı yaşamış, yıllarca Fenerbahçe formasını giymiş, nöbetçi golcü lakabını almış bir futbolcunun henüz 56 golü olması iki kelimeyle hayal kırıklığı.

Sevinç






























Kenarda gollerde böyle reaksiyon veren hocaları seviyorum. Ben nasıl seviniyorsam o da öyle seviniyor. Ersun hocam ve ekibi Antalyaspor maçında Sow'un attığı gole benim gibi sevinmiş.

Gelenek


Adeta bir kulüp geleneğine dönüşen son dakika galibiyetlerinin yıldızı bu hafta Moussa Sow'du. Şampiyonluk yakın veya şampiyon olacağız demiyorum. Bu çocuklar ve camia şampiyonluk istiyor diyorum.

21 Kasım 2013 Perşembe

Maç Günlüğüm # 114


Aylar sonra tekrardan Kocaelispor maçı için İsmetpaşa Stadyumu yollarına düştük. Fenerbahçeli kimliğimi bilmeyen yok ama tribünlere Kocaelispor stadında başladım. O zaman ortaokul sıralarında okuldan kaçarak Kocaelispor'un kupa maçlarına gidiyordum. Haftasonu zaten babamla beraber Kocaelispor'un her maçında yanında oluyorduk.

Madem futbolu bu kadar seviyoruz, 3.lig bile olsa tribünlerde olmalıyız. Kocaelispor-İstanbulspor maçı için stada giderken hüzün çökmedi değil. Bir zamanlar süper ligin güçlü takımları, sahasında üç büyüklere karşı aldıkları sonuçlar, kazanılan kupalar. 

Yıllarca tribünleri ile adından söz ettiren İsmetpaşa Stadyumu'nun etrafı bu kez boş, stat adeta yıkılmayı bekliyor, sıvalar iyice dökülmüş, bakımsız şekilde duruyor.

5 TL'ye maraton tribününe giriyorum. Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda kale arkasından maç izleye izleye bu açıyı özlemişiz. Maraton tribünü resmen sahanın içindeymişsin hissi veriyor.

Hodrimeydan bu kez de yerinde ama bu kez çok az kişiyle. İstanbulspor tribünü ise 5 kişi ve 3 pankart ile tribünlerde. 

Mücadele hakkında çok şey yazmaya gerek olmadığını bilsem de İstanbulspor daha çok koşup, daha iyi oyuncuları olup, daha iyi konsantre olup mücadeleden 0-6 ile galip ayrılıyor. Kocaelispor bir ağır yenilgi daha alıyor.

İstanbulspor'dan 9 numaralı formalı futbolcu dikkat çekiyor. Adını bile bilmiyorum. 

Kocaelispor çok kötü takım. Geçen sezon bu takımın aynı isimerle çok iyi mücadele ettiğini söylüyorlardı. Bu sefer mücadele de yok. Herkes kabullenmiş gibi oynuyor. Tabii bu futbolcuların ne şartlarda olduğunu başka bir yazıda yazarız.

Hakem çok kötü. Baskı yok, stres yok ama sürekli eyyam var. Hatalı karar var.

3.lig, 6 gol, penaltı, kırmızı kart, tezahuratlar. Dolu tribünler olsa çok daha zevkli geçerdi.

Yine yönetim istifa tezahuratları var, yine kentte destek çıkmayanlara, siyasetçilere tezahuratlar var. 5-6 senedir bu tezahuratlar eksik olmadı.

Tribünlerde yıllardır maça gelenler var. Kocaelispor'dan vazgeçmeyenler. Daha çok gençler.

Bir zamanlar Türkiye'nin 1 numaralı liginde adından söz ettiren Kocaelispor, hızla amatöre düşüyor. Bakalım bu düşüne kim ne zaman dur diyecek. Ya da gerçekten dur diyecek çıkacak mı? Bekleyelim.