26 Şubat 2016 Cuma

İşporta


















Porto-Borussia Dortmund maçı öncesi Estadio do Dragao çevresinden güzel bir tezgah. Şükrü Saracoğlu etrafında da böyle bir tezgah görebilsek keşke.

23 Şubat 2016 Salı

Fenerbahçe 2 Lokomotiv Moskova 0


Bu maçı yazmayı unuttum? 

Yine keyifli bir maç günü, Avrupa Ligi maçı zaten. Her zaman avrupa maçlarında daha fazla heyecan duyuyorum. Bu sene şampiyonluk çok önemli olsa da avrupada'da gidebildiğimiz yere kadar gitmeliyiz. Zaten şimdi havaya giremeyenler üst turlarda kendilerini kaybetmeye başlar. Çeyrek Final sonrası zaten hedef şampiyonluk olur.

İstanbul trafiğinden dolayı parkta sadece 10 dk durabildik. Son 1 ay gittiğim maçlarda acayip trafiğe giriyorum. İstanbul'daki arkadaşlar daha iyi bilir ama trafik arttı bence. Normalde rahat yetiştiğim maçlara artık yetişememeye başladım. Çok can sıkıyor trafik durumu. Bundan sonra maça giderken yanımda kitap, dergi falan götüreceğim. Başka türlü yolculuk çekilmiyor. Hem bu ''ölü'' zamanı faydalı şekilde kullanmış olurum.

Fenerbahçe oynanabilecek en iyi şekilde oynadı, gol yollarında iyi olsak tarihi bir skor alabilirdik. Yine de takımda herkes çok iyiydi. Gökhan Gönül, Ozan ve Josef en iyi üçlüydü.

50/52 pas isabet oranı ile oynayan Josef.

Tribünler iyiydi, maç erken koptuğundan Beşiktaş maçı akıllara geldi, tezahuratlar o yöne kaydı.

Volkan Şen ve bitiremediği pozisyonlar.

Fenerbahçe taraftarları 2-0 olan, kopan maçta oyundan çıkartılan Van Persie'den dolayı teknik direktör Vitor Pereira'yı yuhlayabiliyor. Böylesine bir maçta ben sadece oynanan keyifli oyuna bakıyorum, insanlar bu maçtan bile kaos yaratıyor. Alkışla Van Persie'yi bak maçına. Böyle yaparak Fernandao'yu da bitiriyoruz.

Fenerbahçe'yi izlemek çok güzel, Fenerbahçe'yi statta izlemek çok çok daha güzel.

Ceza nedeniyle Beşiktaş maçında yokuz, tribünde olacağım ilk maç Amedspor ile oynayacağımız Türkiye Kupası Çeyrek Final maçı.

22 Şubat 2016 Pazartesi

O An

Bu tarz fotoğraflara bayılıyorum, 65-64 geride olan Fenerbahçe ve şuta kalkan Bogdanovic. Sonrasını herkes biliyor...

17 Şubat 2016 Çarşamba

Van Persie & Lokomotiv Moskova Maçı


Bu blogu okuyan herkes benim Fenerbahçe maçlarının en azından Kadıköy kısmını statta izlediğimi bilir. Dün akşam Lokomotiv Moskova maçında yine stattaydım. Yine büyük bir destekle Fenerbahçe'yi takip ettim. Fenerbahçe belki de son zamanların değil son yılların en iyi maçlarından birini çıkardı. Maç yazısı daha sonra yazacağım ancak ben öncelikle Van Persie olayıyıyla ilgili bir şeyler yazmak istedim.

Robin van Persie geldiğinden beri Fenerbahçe'de en iyi dönemini geçiriyor. Bunu statta çok daha yakından görebiliyoruz. Ekranlara yansıyan pozisyonlardan ziyade top istemek için yaptığı koşuları net şekilde görüyoruz. Pozisyonların içine girmek isteyen, arkadaşlarına yardımcı olan, gol pozisyonlarında golün olmasını sağlayan anlarda Robin van Persie var.

Robin van Persie'nin bu kadar iyi olmasının nedenlerinden birisi bana göre sadece Van Persie'nin kalitesi değil, Vitor Pereira'nın süreci iyi yönetmesi. Şimdi yaşananlar ise sezon başında yaşananların- taraftarların RVP izlemek istemesi, izleyememesi, RVP'nin forma giydiği dönemler etkisiz futbolundan dolayı oynayamaması- etkisi.

Robin van Persie şu an formda, Vitor Pereira bu formda olduğu dönem ilk 11'e koyarak bunu da gösteriyor. 

Dün maçın sonlarında oyundan alması doğru ya da yanlış, bu teknik direktör tercihi. Ancak sonrasında taraftarların Vitor Pereira'yı yuhlaması geceye yakışmayan anlardan biriydi. Bu takım arkadaşlarına, hocasına ve Fernandao'ya ayıp. 

Vitor Pereira size göre doğru ya da yanlış her iki futbolcuyu da belli bir seviyeye getirdi. Her iki futbolcu da oynadığı süre içerisinde elinden geleni yapıyor, dün Robin van Persie gollerin içindeydi, Fernandao sonradan oyuna girdi pozisyonların içindeydi, direkten dönen, direğin dibinden çıkan pozisyonları vardı.

İşin özü Fenerbahçe taraftarlarının Robin van Persie izlemek izlemesi normalse, hocanın bu ikiliyi bu şekilde kullanması da o kadar normal.

Ayrıca yıllar önce Alex-Aykut Kocaman meselesinde hocayı haklı görenlerin şimdi hocayı bu kadar net ifadelerle haksız görmesi de komik oluyor.

Fenerbahçe böylesine iyi oynadığı, avrupada son 16 takımın arasına kalmayı büyük ölçüde garantilediği maçtan sonra bunları yaşamamalı. Ve evet Robin van Persie, Fernandao ve Vitor Pereira üçgeninde ciddi bir sorun yok. Bunu özellikle statta bulunan taraftarlar yaratıyor.

Gökhan Gönül


''Soyunma odasına döndüğümde cebimde hiçbir şey kalmıyor. Her şeyimi veriyorum sahada”

Değerini bilelim. Avrupa çapında bir oyuncuyu çubuklu forma ile izliyoruz.

16 Şubat 2016 Salı

Fenerbahçe 3 Kasımpaşa 1


Haftanın son iş gününde tüm haftanın yorgunluğunu unutturan bir şey Fenerbahçe. Bir Cuma maçında işten erkenden çıkarken yine heyecanla yine büyük bir istekle Kadıköy yollarına düşmüştük...

Öncesinde dostlarla Varol Döken'in mekanında takılma, yapılan sohbetler. Ardından şu hayatta en mutlu olduğumuz yer olan Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda Fenerbahçe izlemek.

Van Persie'li, Nani'li, Diego'lu Fenerbahçe. Yine zaman zaman oldukça iyi oynuyoruz. En azından tribünde keyifle maçı takip ediyoruz. Zaten sanırım tribünlerde gerginlik yaşamadan maçı takip eden bölümlerden birisi benim bu maç fotoğraflarını çektiğim bölümdür. Herkes rahat, takıma sonuna kadar inanıyor. Keyif alıyor.

İlk golde yapılan paslaşma, Van Persie'nin pası, Diego'nun temiz gol vuruşu, ilk yarı sonunda Van Persie golü, Van Persie diye bağırmak, 2.yarı rolantiye alsak da Alper ile gelen şahane 3.gol ve iyice rahatlama. Son dakikalar golü yesek de oldukça iyi bir oyunla ligin iyi takımlarından birini rahat şekilde yenmenin mutluluğu.

Tribünler çok iyi değildi. Zaten bir süredir öyle.

Hasan Ali Kaldırım'ın hakkı yeteri kadar verilmiyor. Acayip oynadığı çok maç var bu sene.

Volkan Şen ve kaleciyle karşı karşıya kaçırdığı pozisyonlar.

Van Persie çıktığında ıslıkların bir kısmı Kasımpaşa oyuncularına bir kısmı Vitor Pereira'yaydı. Bunu statta gözlemledik.

2 maç fazlasıyla Beşiktaş'ın 4 puan önündeyiz. 

Cumartesi ligde kritik bir Bursaspor deplasmanı. Salı günü ise avrupa kupalarına geri dönüyoruz. Rakip Lokomotiv Moskova.

15 Şubat 2016 Pazartesi

Spor Keyfi


Perşembe Malaga maçıyla başladı hafta, salonda izleme şansı buldum ve rahat bir galibiyet geldi. Cuma günü yine canlı tanıklık ettiğim maçta Kasımpaşa'yı Van Persie ve Diego'nun gol attığı maçta yenince haftasonuna acayip moralli başladık. Cumartesi zaman zaman keyifli bir Dortmund-Hannover maçı. 19:00'da başlayan maçta ezeli rakibimiz Galatasaray Mersin'den yenilgiyle ayrıldı, 21:45'de oldukça keyifli bir Juventus-Napoli maçı. Juventus liderliği aldı. Gece All Star yarışmaları zamanıydı. TV 8'in yayın haklarını almasıyla beraber acayip bir şeye tanıklık ettik. Aaron Gordon ve Zach LaVine ile beraber tarihi bir smaç yarışması. Klay Thompson ve Curry gibi iki efsane şutörün üçlük yarışması. Oldukça keyifli şekilde sabaha karşı biten bir gün.

Pazar günü 14:00'de Arsenal-Leicester maçıyla başladık. Acayip iyi maçtı. Son zamanlar izlediğim en iyi maçtı. 18:00'de bir klasik olarak Udoh önderliğinde maçın sonunu harika oynayan ve Konya'dan galibiyetle dönen bir Fenerbahçe basketbol takımı. 19:00'da şampiyonluktaki tek rakibimiz Beşiktaş'ın puan kaybı da gelince hafta acayip bir yere geldi. Saat 21:30'da Barcelona acayip şeylerin yaşanadığı maçta Celta Vigo'yu 6-1 yendi. Neymar'ın yaptıkları, Messi'nin penaltıdan asisti, Suarez'in golleri. Gövde gösterisi. Akşamı bu kez All Star maçı. Batı Doğu'ya karşı. Kobe'nin vedası. NBA tarafından müthiş bir vefa gösterisi. Ardından maçta yaşananlar. Chris Paul, Westbrook gibi isimlerin büyük şovu. Curry'nin son sözü. Sokak basketbolcusu Jordan Kilganon'un kısa ama etkili şovu. Batı'nın rahat şekilde galibiyeti. Westbrook'un MVP ödülünü kazanması ve yine sabaha karşı biten bir gün.

Fenerbahçe'nin tüm branşlarda çıktığı maçlarını kazandığı, şampiyonluktaki rakibin puan kaybettiği acayip keyifli bir haftaydı. Üst üste bu kadar güzel şey istikrarlı şekilde yaşanmaz. Yarın Lokomotiv Moskova maçında her şey normale dönebilir...

14 Şubat 2016 Pazar

Tarihi Poz


Fotoğraftaki adam Aaron Gordon. Orlando Magic forması giyiyor. Dün gece smaç yarışmasını belki kazanamadı ama şu fotoğrafın çekilmesine sebep olan smacıyla tarihe geçti. Bizler de tarihi bir geceye tanıklık etmiş olduk. Arkadan bu smacı izleyen 8 numaralı Zach Lavine ise sadece kağıt üstünde kazanan. 

Arsenal 2 Leicester City 1




TSİ 14:00'de başlayan nefis maç. Tribünlerde 60.009 seyirci. Maça iyi başlayan Arsenal, hakem hatası sonucu çalınmayan penaltı. Leicester'ın arada yaptığı ataklar, kaleci Cech'in 2 muazzam kurtarışı, yine hakemin hatası sonucu verilmeyen faul, ardından özellikle İngiltere'den alışık olduğumuz iyi bir hakemlik özelliği ve pozisyonu avantajı bırakması ve ardından çalınan penaltı kararı. Vardy topu ve Cech'i farklı köşelere gönderdi. İlk yarı 0-1 bitti.

2.yarı Arsenal daha çok atak yapıyordu ama müthiş Leicester savunmasını geçemediler. Özellikle Kante ve kaleci Schmeichel'ın müthiş oyunları. 49 ve 54.dakika iki-bana göre doğru kartlar- sarı kart gören Simpson atılınca Arsenal iyice oyunu yıkmaya başladı. Ranieri'nin bana göre yanlış değişikliği. Mahrez çıktıktan sonra iyice gömülen ve atak yapamayan bir Leicester. Wenger'in tam tersi aldığı iki oyuncuyla maçı değiştirmesi. 70.dk Walcott ile gelen gol. Golde Giroud'un topu indirişi kusursuz. Artan baskı. Schmeichel'ın yaptığı inanılmaz bir kaç kurtarış. Ancak 90+5 kazanılan serbest vuruşta Mesut'un acayip iyi ortası ve Welbeck'in 9 Mart 2015'den sonra attığı ilk gol ve kazanılan 3 puan.

Lig Tv spikeri Çağdaş Tok'un müthiş anlatımı, 90 dk düşmeyen tempo, Kante, Wardy Mesut, Giroud, Welbeck ve Walcott gibi öne çıkan oyuncular. 

Leicester City 53 puanla liderliğini sürdürüyor. Bu yenilgiye nasıl bir tepki vereceklerini haftaya göreceğiz. Arsenal ise Manchester United deplasmanına gidiyor. Kazanırlarsa çok büyük bir iş yapıp şampiyonluk yolunda önemli bir adım atarlar.

Premier Lig çok güzel.


Fenerbahçe 80 Unicaja Malaga 59


Obradovic röportajı sonrası salona daha çok gideceğim demiştim ve gitmeye devam ediyorum. En azından bundan sonra kolay kolay Euroleague maçı kaçırmam.

Yine bir iş günü sonrası salona gidiyor olmaktan dolayı malum İstanbul trafiği can sıksa da bu kez daha erken saatte salonun yanında oldum. Kocaeli'den salona gitmek isteyenler için en ideal güzergahları da yazayım. Efe Tur ile otobüsle gidecekseniz, Harem'e kadar gidin, oradan firma servisiyle yenisahra, yenisahra'dan 15 dk yürüyerek ya da taksiyle salona ulaşabilirsiniz. Arabayla gidenler zaten Ataşehir çıkışından çıktıktan sonra salonu karşılarında görecekler. Trafik olmadığı takdirde otobüsle 1.5 saatte, taksiyle 1 saatte salonda olabilirsiniz. Yenisahra'dan salon 10 TL yazıyor.

Bu kez erken saatte gittiğimden maç öncesini de yaşama şansı elde ettik. Kadıköy'de de kaliteli mekanlar var ama buradaki O'learys Sports Pub direkt olarak basketbol maçı öncesi takılmak için yaratılmış. İçeride oldukça kaliteli bir kitle, her yerde büyük ekranlar, doğal olarak spor kanalı, maç açık ve kaliteli sohbet. Arena'ya gidenler için gerçekten iyi mekan. Tabii fiyatlar derseniz biralar 10.5-21 TL. Yemekler falan çok aşırı pahalı da değil, ucuz da değil. Salonun direkt karşısında olduğundan yürüyerek hemen 5 dk'da salona geçebilirsiniz. Bu avantajı da büyük.

Bir abinin kombinesi ile yine geçen sefer oturduğum yerde maçı izleme şansı yakaladım. Bence o koltuğun sahibi yok. Sezonun devamında göreceğiz.

Takım yine keyif veriyor. Mücadele, topa atlayan oyuncular, iyi hücumlar, Udoh, Datome. Udoh maçı 12 sayı, 10 ribaund, 7 blok, 2 asist ile tamamladı. Gerçekten en büyük keyif aldığımız anların hepsinde Udoh vardı. Adam büyük karakter. Takım genel olarak baya iyi. Söyleyecek şey yok.

Melih çok iyi şutör olmadı mı ya? Herkes üçlük atabilir ama bazıları üçlük atarken daha büyük keyif verir. Daha estetik atar. Melih de onlardan oldu. 3/5 ile 9 sayı buldu.

Tribünler yine maçın içinde. Alt kat özellikle sürekli maçı yaşıyor. Tezahurat yine zaman zaman yapıldı.

Aziz Yıldırım ve malum olay. İlk yarının sonlarıydı, Aziz Yıldırım'ın oturduğu tribünün hemen üstünde bir yer tartışması çıktı. Tabii hemen gözler oraya kaydı. Tartışma biraz uzadı, itiş kakış yaşandı. Daha sonra Aziz Yıldırım önce tartışan 3 kişiden 2 kişiyi yanına kadar çağırdı. Yanında sanırım Yasemin Merçil vardı, onu kaldırdı, buraya oturun dedi. Adamlar oturuyordu yine karar değiştirdi, adamları tünele yolladı. sonrası ne oldu bilmiyorum. Daha sonra ise herkes maça devam ederken kalktı gitti yukarda tartışan diğer adama. Adama eliyle ''Gel koridora'' dedi. Tek başına direkt çıktı gitti koridora. Arkasından adam da gitti. Ne konuştular ne yaptılar bilmiyorum. Ama kulüp başkanının salonda bu tarz bir hareket yapması açıkcası hoşuma gitmedi değil. ''Ne karışıyorsun sen?'' diyemeyeceğim bir mesele. Sonuçta orada yaşanan kavga keyif almaya gelen herkesin canını sıkıyor, maçtan kopartıyor. Böyle bir şeye müsade etmemesi bence güzel. Aziz Yıldırım'ın kendine has davranışları maçın dikkat çeken anlarından oldu.

Obradovic, Vesely, Udoh ve Datome'ye tüm salon tezahurat yaptı. Yalnız Obradovic'in en son tezahurat yapılırken ayağa kalkıp ısrarla eliyle benchi göstermesi, onları alkışlayın demesi de çok büyük hareket be.

Final Four yolunda emin adımlarla yürüyüş sürüyor.

Bu arada maç sonrası İzmit'e ister biletinizi önceden alarak Yenisahra'dan 23:10 gibi gelen otobüse binerek, ya da Yenisahra'dan Kartal'a metro ile gidip oradan 24:00'de kalkan hat 200 belediye otobüsüne binerek ulaşabilirsiniz.

Salona gideceğim ilk maç Galatasaray olabilir. Ona gidemezsek Kızılyıldız maçı yine oradayız.

Obradovic gibi bir efsaneyi, böyle taş gibi takımı imkanlarınız varsa kaçırmayın. Salonda izlemeye çalışın. Bir kaç sene sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayabilir.

Mutluluk Desteklenir


Fotoğraf Fenerbahçe-Kasımpaşa maçında çekildi. Bakınca aklıma ilk olarak son zamanların popüler reklamı ''Mutluluk Her Yerde'' geldi. Üzerine çok şey yazmaya da gerek yok. Sözler ile fotoğraf bu kadar yakışır birbirine. 

Mutluluk yakalanır, sevilir, okşanır, mutluluk tutulur, mutluluk desteklenir, mutluluk bağırılır, mutluluk bakılır...


10 Şubat 2016 Çarşamba

Youth


Sanırım hayatımda bu kadar sakin şekilde ilerleyip de beni sıkmayan nadir filmlerden. Diyaloglar, görüntüler, oyunculuklar her şey şahane. Zaten çok iyi bir hikayesi var. Her 3-5 senede izlenmesi gereken bir film. İnsan her ilerleyen sene çok daha değişik yorumlar yapabilir. Mutlaka İzleyin. Film müziklerinden şu harika. Sanırım filmin Türkiye'de çok salonda vizyona girmemesinin sebedi de afişi. Michael Caine'in de hastasıyız.

Şunu da dinleyin. 


9 Şubat 2016 Salı

Çocuklar Ölmesin, Maça Gelsin


Amedspor-Fenerbahçe maçı öncesi her iki takımın futbolcuları böyle poz verdi. Slogan net; Çocuklar ölmesin, maça gelsin.

5 Şubat 2016 Cuma

Ant-Man


İlk küçüldüğü sahne ve sonra başına gelenler, hapisten kaçışı, karıncaların geri sayımı, film boyunca karıncaların yine müthiş bir takım halinde çalışmaları, güzel Evangeline Lilly sahneleri, hiç düşmeyen yüksek tempo, nefis aksiyon sahneleri, karıncalar olmadan hiçbir işe yaramayan bir süper kahraman. Marvel filmlerine göre senaryosu pek iyi olmayan bir film. Yine de izleyin ''neden izledim'' demezsiniz. Eğlenceli film. 

Hocam


Çok büyük sevgi besliyorum hocama karşı. Antalyaspor deplasmanı öncesi Fenerbahçe'li bir ufak çocukla bu pozu verdi. Size göre şov, bana göre sıcaklık.

4 Şubat 2016 Perşembe

The Vow


Sadece Rachel McAdams'ın sempatikliği için bile izlenebilir bir film. Sıkılmadan izleyeceğiniz bir romantik dram. Filmin başında yaşananlar, tanışma anları, düğünleri, Leo'nun büyük fedakarlıkları, Paige'in her şeye rağmen mücadelesi, ailesinin yaklaşımı ve sonu ile beraber 1.5 saat boyunca keyif almanızı sağlayacak bir film. Gerçek bir hikayeden alınmış olması da zaten filmi çok daha güzel kılıyor. 

Maç Topu


İspanya'da kural vardır, 3 gol ve üstünü atan maçın topunu alır evine götürür. Barcelona'nın Kral Kupası yarı final ilk maçında Valencia'yı 7-0 yendiği maçta Messi 3, Suarez 4 gol attı ve topları eve götürmeye hak kazandı. Arda Turan maçın 7.golünün asistini yaptı. Suarez'in ve Messi'nin tüm gol vuruşları derslikti.

3 Şubat 2016 Çarşamba

Fenerbahçe 1 Kayserispor 0


Her maç aynı fotoğraf, bir klasik haline geldi. Ve bu fotoğrafları da sezon sonunda tablo yaptırma fikri buldum. Şu an bu yazıya başlarken geldi aklıma. 2015/2016 sezonunda gittiğim Fenerbahçe maçlarından çektiğim fotoğraflardan bir tablo. Her fotoğraf altında ufak bir maçın hikayesi, golleri atanlar. Asarım duvara. Tabii sonu kupayla biterse daha da anlamlı olabilir.

Fenerbahçe'nin bir maçına daha gidiyor olmanın mutluluğunu yaşıyordum, Kayserispor ile oynuyorduk ve hedef çeyrek finaldi.

İzmitten saat 14:30 otobüsü ile yola çıktım, trafik falan derken 17:00'de Kadıköy'de izleyeceğim Barcelona-Atletico Madrid maçına zar zor yetiştim.

Alican ve Aslı ile gittiğimiz, Ali Murat abi, İlker, Emre ile tesadüfen orada karşılaşılan bir Blue Pub günü. Biz Varol abinin tekel diyoruz. Maç izlemek için daha iyi yer yok. Yine keyifliydi. Muhabbet, makara, Barcelona galibiyeti. Daha ne olsun.

Tabii bir maç önü klasiği. Yoğurtçu Parkı. Yine oraya uğramadan stada gitmem. Gerçi park günleri artık az kişilik ama olsun, umarım seneye sayımız artar. Bir ara da ilk göz ağrımıza uğrayalım. Nazlı'nın Yeri.

Saat 20:30 gibi stada girdik, ilk yarı üst katta, ikinci yarı bizim önümüze atak olduğu için alt katta, uzatmaları yine üst katta izledik. Kimse bizim keyfimizi sorgulamasın.

Takım tatsızdı ve gol bir türlü gelmedi. Maç uzatmaya gitti, son otobüsü kaçırdım, erken çıkmayı düşünmedim. Diego uzatmada oyuna girdi ve penaltı atışlarını engelledi. Maç uzatmaya gidince ''inşallah gol olmaz da hayatımda ilk kez statta penaltı atışları görürüm.'' diye de düşünmedim değil. Yine olmadı, yine göremedim. Geçtiğimiz senelerde bir maç penaltılara kalmıştı ama o maça da gidememiştim. Statta seri penaltı atışları izlemeden ölmek istemiyorum.

Tribünler normale dönüyor, Sefa abi için tezahuratlar bu maç daha az yapıldı. Zaten insanların tepkisini çekmemek için sadece maç önü ve maç sonlarında bağırmak en doğru olanı. Yalnız ben Genç Fenerbahçeliler'in yerinde olsam Roma'nın bir klasik haline gelen ve her maçta yerinde olan ''No Totti, No Party'' tarzı sopalı pankartı tarzı bir Sefa abi pankartı ya da bayrağı yaptırırdım. Maç boyu orada dursun, 90 dk sallansın. Deplasman maçlarına da götür. Bence baya iyi fikir. Bunu kesinlikle yapmalılar. 

Okul Açık'ta maç izlemek büyük keyif, girişi de rahat, çıkışı da. Tezahurat yapmak istersen de yaparsın, oturmak istersen de oturursun. Tribün gibi tribün. Sanırım hayatım boyunca burada olacağım. Statta bu sezon izlediğim 16.maçtı, cezalı Konyaspor ve sınav nedeniyle gelemediğim Rizespor lig maçı firelerim.

Vitor Pereira tezahuratı yapmak keyif.

Saat 14:30'da İzmitten başlayan maç günüm gece 00:15'de Harem'den bindiğim Kırşehir seyahat arabasıyla ve gece 01:50'de evde olmamla son buldu.

Fenerbahçe için ilk gideceğim maç 11 Şubat Fenerbahçe-Malaga basketbol maçı. 12 Şubat Kadıköy'de Kasımpaşa maçı da var.

Fenerbahçeyle yaşamak çok güzel.

2 Şubat 2016 Salı

Şampiyon

Rekabeti bitiren adam. Novak Djokovic.

Son 5 Grand Slam turnıvasının 4'ünü kazandı, 1'ini finalde Wawrinka'ya kaybetti. Son 7 Grand Slam turnuvasının 5'ini kazandı. Bir süre daha en iyi kalmayı başarır. Keyifle takip ediyoruz.

Fenerbahçe 86 Cedevita Zagreb 73


Fenerbahçe futbol takımı kombinesi sahibi olduğumdan ve her iki haftada bir İstanbul'a maça gittiğimden basketbol maçlarına gitmek kolay olmuyordu. Ancak artık bunun önünde herhangi bir engel yok. Elimden geldiğince salona gitmeye çalışacağım.

Hem kişisel problemlerin düzelmesi hem de Socrates dergisinde okuduğum Obradovic röportajı beni salona götürdü. Açıkcası Obradovic'e o röportaj öncesi nasıl bakıyorsam röportaj sonrası çok daha farklı bakmaya başladım. Söyledikleri sonrası böylesine bir efsaneyi, spor adamını mümkün olduğunca salonda izleme, takip etme şansı bulmalıyım düşüncesine girdim. Bu sebeple ilk maça bilet aldım ve salona gittim.

Sanırım açıldığından beri 5.kez gidiyorum. Ya da 4 olabilir.

Bir Fenerbahçe ve salon klasiğim. Geç kalmak, Yenisahra'dan Ataşehir'e yürümek hatta koşmak.

Kağıt bilet.

Salona girişler geç saat olduğundan sıkışık ama öyle yavaş ilerleyen bir durum yok, gayet 5 dakika içinde salona girme şansı bulduk. Hoşgeldiniz falan denilerek karşılanıyoruz.

Normalde biletimiz en üst uzay katı ama arkadaşımız sayesinde çektiğim fotoğrafta gözüktüğü gibi bir açıdan takip ettik maçı. Yani oldukça iyiydi. Savaş'a teşekkürler.

Salon atmosferi çok iyi. Evet bunu belki de ilk kez söylüyorum çünkü ilk kez alt kata gittim, ilk kez böylesine bir coşkuya yakından şahit oldum. Elimizde şakşaklar her an maçın içindeyiz, her an pozisyona itiraz ediyoruz, zaman zaman tezahurat da yapıyoruz. Yani tv'den gördüğüm salon ile bu salonun alakası yok. Salon oturmuş, salon o basketbol kültürünü almış. Sadece üst katta bir bölümde sürekli tezahurat eden bir kitle var. Onun dışında kitle acayip iyi. Kimse artık salonda tezahurat edilmiyor falan demez-dememeli. Çünkü bu atmosfer takıma maç kazandırıyor, takım 1 seneden beri yenilmiyor. Yani tezahurat değil, bilinçli taraftar lazım. Burada olduğu gibi.

Takıma bakarsak. Yetenek anlamında çok mu iyiyiz? Hayır. Ama mücadele anlamında çok iyiyiz, hatta ligin en iyilerinden biriyiz. Takımda herkes canla başla oynuyor, her topa atlıyor. Udoh önderliğinde iyi bir Fenerbahçe izledik. Udoh maçı 17 sayıyla tamamladı. Datome ne yaptı diye bakıyoruz maç sonunda 19 sayı attığını görüyoruz, Hickman 11 sayı 6 asist, Sloukas 11, Vesely 12 sayı ile diğer katkı yapan oyuncular.

Obradovic ve Fenerbahçe'yi getirdiği nokta çok keyifli.

Final Four yolunda emin adımlarla giden bir Fenerbahçe.

Malaga maçında tekrardan salona gideceğiz. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...