Derbiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Derbiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2024 Pazar

Fenerbahçe 2 Beşiktaş 1


Bazen yapılan davranışları, sergilenen tutumları, söylenen sözleri duyunca hemen gelip buraya bir şeyler yazmak ve ses çıkarmak istiyorum. Elimde olsa resmi siteye yazmak isteyeceğim yazılar oluyor. Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan 2023/2024 sezonu 34.hafta maçı bu klasmana giriyor.

Elbette maçın teknik taktik detaylarını da yazacağım ama başlamak isteyeceğim yer daha öncesi.

Fenerbahçe yönetimi Beşiktaş ile oynayacağımız maçın biletlerini satışa çıkarırken herhangi bir şekilde indirim yapmayı düşünmüyor. Rakibimiz Galatasaray mesela son hafta maçlarında daha iyi bir tribün, bir hava yakalanması açısından bilet fiyatlarında indirime gitti. Fenerbahçe yönetimi ise taraftarını sadece müşteri olarak görmeye devam ediyor. Ve o yönetim sadece Fenerbahçe taraftarını değil rakibimizi de öyle görüyor. Bize sezonun ilk yarısında 340 TL'ye bilet satan Beşiktaş varken biz onlara 1.040 TL fiyat belirliyoruz. Daha sonra geri adım atsak da keşke fahiş fiyatlar belirleyen kulüpler varken bize ilk yarı büyük jest yapan Beşiktaş'a karşı biletleri 340 TL'den satma şansımız olsaydı. Bu bana göre büyüklük göstergesidir. 

Maçın biletleri 800 TL ile 13.000 TL arasında değişen fiyatlarla satışa çıktı. Ve evet Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan derbi maçta başladıktan 5 dakika sonra bile kale arkaları dahil tüm tribünlerde bilet vardı. Fenerbahçe taraftarları böylesi bir maçta bile tribünleri tam anlamıyla doldurmadı. Elbette bunu tercih etmedik diyebiliriz. Çünkü sezon boyunca normal maçlarda bile biten biletleri biliyoruz. Şampiyonluğa olan inancın kaybolması sonrası insanlarda o coşku kalmadı. Elbette benim hayalini kurduğum Fenerbahçe şampiyonluk iddiası olsun olmasın her maçını tamamen dolu tribünlere oynayandır.

Fenerbahçe tribünlerinin sahada sezon boyunca büyük emek harcayan takımlarına ayıp ettiğini düşünüyorum. Böylesi bir maçta yapılacak anlamlı bir koreografi futbolculara hem bir teşekkür olurdu hem de sezonun kalanında aynı şekilde mücadele etmeleri açısından bir teşvik. Ancak Fenerbahçe tribünleri ne bir bayrak ne bir pankart herhangi bir görsel hazırlamadan derbi maça hazırlanmıştır. Bu da tribünlerin halini gösteren bir gerçek.

Maç içi performansa gelirsek maça coşkulu başlangıç, golü bulunca şampiyon olmuş gibi bir sevinç ve ardından direkt Beşiktaş'a küfür etmeye başlayan bir tribün. Fenerbahçe tribünlerinin son yıllarda normal tezahüratları bile neden küfürlü şekilde söylediğini anlamıyorum. Eskiden gol attığımızda, maç biterken yapılan atkı şovları herkes hatırlıyordur. Karşılıklı yapılan ''dale'' şovları, telefonla yapılan şovları unutmak mümkün değil. Maçın son dakikaları bir gelenek olarak futbolculara tek tek tezahürat yapılıp teşekkür edilirdi. Artık değişen tribün atmosferinde böyle şeyleri göremiyoruz. Elbette bunu yönetecek olan taraftar gruplarıdır. Taraftar grupları daha arabesk besteler ile beraber tribünlerin halini etkileyen konuma geçtiler.

Maç; Fenerbahçe maça sürpriz bir tercihle başladı. Dzeko yedekti. Ancak oynadığımız oyun gayet iyiydi. Beşiktaş karşısında maça çok iyi başladık, Beşiktaş dk 25 10 kişi kaldı ve dk 30 Batshuayi ile golü bulduk. Ancak sonrası biraz rolanti aldık. Normal şartlarda güle oynaya galibiyete gidecekken bu maçı 2-1 kazanmayı başardık. Elbette takımın bunu tercih etme ihtimalinin olduğunu düşünüyorum. Beşiktaş'ın gücünün farkında olan bir Fenerbahçe vardı. Kendilerini çok zorlamadan 3 puanı alıp yarışa devam ettiler.

Fred'in pası, Tadic'in asisti ve Batshuayi'nin golü. Nefisti.

Bazı oyuncuların varlığının tam farkında değiliz. Gittikleri zaman değerlerini daha çok anlayacağız. Fred ve Tadic bunların başında geliyor.

İsmail Kartal'ın neden bu kadar geç hamleler yaptığını ya da böylesi hamleler yaptığını anlamlandıramıyorum. Yapacağı ufak dokunuşlarla çok daha başka senaryo olabilirdi. Hatta İsmail'in sakatlığı sonrası bile farklı hamleler yapabilirdi.

VAR olmasa Beşiktaş maçı 11 kişiyle tamamlayacaktı. Böyle iyi kullanılınca çok anlamlı oluyor.

Livakovic'in ikinci yarı başında kurtardığı pozisyon acayipti. Son yılların en iyi kaleci kurtarışlarından. Son dönem acayip bir form yakaladı.

İrfan Can Kahveci. 28 yaşında kariyerinin en iyi dönemini geçiriyor. Sadece ligde 12 gol, 7 asist oldu.

Galatasaray ile fark 4. Kalan 4 maç var. 6 Mayıs 2024 Pazartesi günü Konyaspor deplasmanında bir zor maça çıkacağız. Matematiksel olarak iş bitene kadar şampiyonluğa inanmaya devam ediyorum. Bu takıma güveniyorum.

14 Kasım 2013 Perşembe

Fenerbahçe 2 Galatasaray 0


Fenerbahçe-Galatasaray maçının üstünden günler geçti. Fenerbahçe çok akıllı oynayarak Galatasaray’ı rahat bir şekilde 2-0 yendi ve ezeli rakibi ile arasındaki farkı 9’a çıkardı.

Fenerbahçe de, Galatasaray da maça kontrollü başladı. Tam bu arada Fenerbahçe’nin penaltı kazanması ve golü gelince bu oyunu daha da kontrollü duruma getirdik. Aslında burada kontrollü oynadık falan diyoruz da Galatasaray’ın belki de yıllar sonra bir derbide bu kadar etkisiz olduğunu gördük. Tribünde ben dahil çoğu kişi ‘’ 3 gün oynansa Galatasaray yenemez’’ görüşüne hakimdi. Zaten bu tribünlere öyle bir yansıdı ki, dakikalar 70’i falan gösterdiğinde rakiple makara yapan tezahuratlar başladı. 

Mücadelenin ilk yarısı nasıl geçtiyse 2.yarısı da öyle geçti. Kontrollü ve sıkıcı futbol vardı. Tribünde biz kendimizden geçerken, 3 puanı böylesine rahat almak hepimizi mutlu etmişti. Şampiyonluk yolunda emin adımlarla gidiyoruz ama daha henüz biten hiçbir şey yok.

Akıllı futbol, iyi savunma, kötü Galatasaray maçın 3 kilit noktasıydı. 



16 Aralık 2012 Pazar

Derbi Röportajı / Burak Eren


Röportaj gibi değil, daha çok karşılıklı konuşma. Msn'den birden doğdu zaten. Sportif Cümleler'den Galatasaray'lı arkadaşım Burak ile konuşurken derbi ile ilgili sorduğum sorulara kısa kısa cevapları ; 

Maç nasıl başlar, nasıl devam eder?

Maç Galatasaray'ın baskısıyla başlar, Galatasaray bu baskı içerisinde golü yaratırsa, geçen sezonki 3-1'lik maçı hatırlatan bir ortam doğar. Galatasaray'ın golünün gelmediği her dakika maçın ibresi Fenerbahçe'ye döner. Maçta beraberlik ihtimali görmüyorum. Galatasaray'ın kilit noktası ilk yarım saat, maçın son 15-20 dakikasına beraberlikle gelinirse yeni bir Selçuk Şahin gündemi yaratabiliriz. Bu sefer Selçuk Şahin değil de Mehmet Topal olur gibi. Ama genel olarak söyleyeceğim iki takımın da takım savunması yok, olayı hücum ve kaleciler belirleyecek.

Kırmızı kart olur mu?

Bence olacak, öyle 2-3 tane değil ama. Mesela Hasan Şaş ya da Lugano sahada olsa kesin kırmızı görürdü.

Hasan Şaş yine oralarda, belki yine görür. Ne dersin?-gülerek-

Sanmam. Antrenörün atılacağı ihtimali az. Gerçi atıldı bir maç ama bu maç olmaz.

Skor Tahmini verecek misin?

Sana ne zaman skor tahmini versem ters çıkıyor, o yüzden 2-1 Fenerbahçe kazanır diyorum.

Takımında en güvendiğin 3 futbolcu?

Burak Yılmaz, Selçuk İnan ve Umut Bulut. Genç Trabzonlulara güveniyorum-gülerek-

X Faktör dediğin oyuncu kim olur? 

Hamit Altıntop. İyi oynarsa maçın en iyi adamı, biraz sallanırsa maçın en kötü adamı olur. Ne yapacağını kestiremiyorsun.

Kesin ilk 11 çıkmasını istediğin oyuncu var mı?

Yekta Kurtuluş inşallah oynar. Adalet meselesi yüzünden. Haketti ilk 11'i.

Oynamamasını istediğin oyuncu?

Emre Çolak. İçimde ona karşı bir soğuma var, performans olarak değil. Onu bu maçta göremiyorum, sahaya yerleştiremiyorum.

Fenerbahçe'de en korktuğun 3 futbolcu?

Meireles, Volkan. 3.isim yok.

Oynamasa iyi olur dediğin futbolcu?

Tartışmasız Meireles.

Oynasın dediğin futbolcu?

Mehmet Topal. Tepki olacak mı? Olacaksa ne boyutta olacak. Bunu çok merak ediyorum.

Statta herhangi bir saha olayı, yabancı madde atılması gibi bir şey olur mu?

Sıfır olay çıkar, biz 2 senedir ceza almıyoruz zaten.

Aykut Kocaman ile Fatih Terim'in buluşması nasıl olur?

Tokalaşma olur tabiiki de ama soğuk şekilde. Aykut Kocaman çok alıngan, Fatih Terim'i yanlış anladı.

Yöneticiler arasında herhangi bir gerginlik olur mu?

Sizin yöneticileri görürsek olabilir, sizin yöneticiler son zamanlarda sportif dünyada değiller. Bu da tüm branşlarda en büyük sıkıntınız zaten.

Sow'un mu, Burak'ın mı gol atma şansı daha yüksek?

Burak Yılmaz'ın.

Hakem Halis Özkahya'nın performansı nasıl olur?

Hakem tam bomba, ya efsane olacak ya da bu maçta o da bitecek. Maçın ağırlığını kaldıracak isim değil bence. Ama Cüneyt Çakır'ın ülke dışında maç yönetecek olması, Fırat Aydınus'un sizin tarafınızdan istenmemesi yüzünden başka da çare yoktu.

Maçı nerede ve kiminle izleyeceksin?

evde izleyeceğim, olursa yanımda babam olur, belki samsun'dan akrabalar gelir, şimdiden bilemiyorum.

Totemin var mı?

Bu maça özel bir şey yok ama genel olarak totemim var, her maçı kanepinin aynı noktasında oturarak izlerim, köşede, hafif çarpraz. Ama bu tip derbilerde kafamda hafif ritim geçiririm, gerginliğimi alsın diye.

Keşke şu futbolcu olsaydı da ilk 11 oynasaydı dediğin isimler var mı? Özellikle son yıllardan.

Kazım Kazım. Adam 2 tane fenerbahçe maçı oynadı. İkisi de ayrı efsane. Yine sahada olsa kesin maçın adamıydı.

Son olarak derbi ile ilgili ne söylemek istersin?

Maç sonunda futbol konuşmak istiyorum. Tek söyleyeceğim şey bu.

İzninle bu cevaplarını yazacağım?

Keşke söyleseydin de ona göre daha güzel cevaplar verseydim-gülerek-

Samimiyet önemli, teşekkürler cevaplar için.

18 Mart 2012 Pazar

Fenerbahçe 2 Galatasaray 2 / İsteyen İstediğini Alır


Çok inanıyordum, takıma çok güveniyordum. Gerek yıllardır Kadıköy'de oynadığımız Galatasaray maçları, gerek hafta içi Alex'in, Volkan'ın, yöneticilerimizin açıklamaları, gerek 3 temmuz sürecinden sonra camia'da oluşan birlikte ve beraberlik, gerek twitter'da, facebook'da, sokakta insanların bu maça olan bakışı benim takıma çok daha fazla güvenmemi sağlıyordu.

Fenerbahçe'nin sezon boyunca kötü oynarken, Galatasaray tam tersi sezon boyunca iyiydi. Ama bu maç gerçekten de farklı diyordum. Yanıldım.

Mücadele'ye Sow'un ve Alex'in 2 mükemmel golleri ile başladık. İki futbolcunun da kariyer gollerinden. Bu gollerin yanında her topa koşan bir takım, iyi yardımlaşan bir takım, seyirciyi de arkasına alarak mücadele üstünlüğünü eline alan bir Fenerbahçe vardı. Ancak her şey Stoch'un şutundan sonra başladı. Stoch'un şutu attığı 21.dakikadan sonra sahadan silindik.

Top kontrolünü Galatasaray'a verdik, mücadele gücümüzü kaybettik, Galatasaray'ın etkili adamlarına çözüm bulamadık, basit top kayıpları yaptık. 

36.dk Elmander ve 82.dk Hakan Balta'nın gollerine engel olamadık ve mücadeleden 2-2 beraberlikle ayrıldık.

Skor 2-2 ancak sevinen taraf kim? Bence sevinen taraf biz olmalıyız. Çünkü Galatasaray tüm takım olarak bizden iyiydi, bizden daha çok maçı haketti, daha çok pozisyona girdi, daha çok koştu.

Stoch  - Eboue kanadı kritik dedik, Eboue kazandı, Selçuk-Melo , Emre-Cristian kapışmasını kazanmak önemli dedik, kaybettik, Elmander'i ezmeliyiz dedik, ezemedik, o bizi ezdi, Gökhan ve Mehmet Topuz kanadı bu sefer iyi kullanır, kullanmalı dedik, olmadı, Ziegler ofansif olarak iyi olsa da defansif olarak kötü kaldı, Volkan bütün hafta açıklama yaptı, kötü performans sergiledi, Alex müthiş gol attı ama kötüydü, Sow pozisyona giremedi, girdiğini de attı, Yobo ve Serdar da iyi değildi. Sonradan giren Selçuk, Dia ve Bienvenu da kötüydü.

Aykut Kocaman kariyerinin en kötü maç yönetimlerinden birini yaptı. Yersiz değişiklikler, takımı devre arasında motive edememe. Aykut Kocaman yıllarca bizde kalsın diyoruz da kendini geliştiremezse çok uzun soluklu bir Fenerbahçe kariyeri olamaz. Ben, sen inanırız da camia inanmaz, desteklemez.

Sonuç olarak 9 puan farkla girdiğimiz maçtan 9 puan farkla çıktık. Galatasaray gerek mücadelesi ile, gerek maçı bizden daha çok istemesi ile, oyuncularının daha konsantre olması nedeniyle istediği puanı alıp Kadıköy'den ayrıldı.

Fenerbahçe için sezonun geriye kalanından şampiyonluk için 9'da 9 yapmasını bekleyeceğiz. Yapabilir mi? Bu oyunla imkansız. 



17 Mart 2012 Cumartesi

Gün Gün Derbi Heyecanı


Pazar günü bilet satışı duyurusu ve başlayan aşırı heyecan
Pazartesi taraftar kartı göz önüne ve kredi kartını temize çıkarma
Salı günü biletlerin kongre üyelerine çıkması, 15 dk içinde bitmesi ve biraz üzüntü duyma ancak Ömer Temelli'nin '' taraftar kart satışına da bilet kalacak '' açıklaması ve rahatlamamız.
Salı akşamı uyuyamama, acaba bilet alabilecek miyiz heyecanı
Çarşamba günü günler sonra erkenden - standart altı - uyanma, iş yerine gitme, arada sürekli telefon görüşmeleri - ya alamazsak yorumları - 
Çarşamba günü saat 09:30'da çalıştığım şirket yönetimine '' 9:30 ile 11:00 arası ben yokum. '' demem ve pc başına geçmem,
Çarşamba günü 09:50 heyecan tavan, önümde dosya kağıtları, taraftar kartı numaraları, kredi kartı numaraları falan yazıyor.
Çarşamba günü saat 10:00 biletlerin satışa çıkması, anında sitenin kilitlenmesi, edilen küfürler, bilet alamama, arada alacak gibi olmak ama sonuç hep hüsran
Çarşamba gününün kalanı Biletix'e edilen küfürler.
Perşembe günü bilet arama ancak fiyatların aşırı pahalı olması nedeniyle vazgeçme, üzüntü hali devam ediyor.
Cuma günü arkadaştan '' Ben maça gitmeyeceğim, al bileti sen git '' demesi ve inanılmaz mutlu olmak. Yılın kıyağı. Herkes yapmaz. Ben yapmam.
Cuma günü arkadaşla buluşmam, bileti alacağım kredi kartını, kimliğini, taraftar kartını alma
Cuma günü maçı konuşma, maçı yaşatma, kafada oynatma, acaba Stoch bu sefer neler yapacak? Acaba Gökhan özlediğimiz Gökhan olacak mı? Emre cezasahası dışında gol atar mı? Alex bu sefer nasıl gol atacak? Statta nasıl atmosfer olacak? Koreografi nasıl olacak koreografi? soruları ...
Cumartesi günü bu satırları yazarken iş yerinde yanda çubuklu formam, atkım maça hazır şekilde bekleme.


Pazar gününden - hatta daha da önce fikstür çekildiği günden - itibaren 24 saat yaşanan heyecan heyecan heyecan ... Eski maçlara bakma, eski görüntülere bakma ...


20:00 Fenerbahçe - Galatasaray
Migros tribündeyiz.


İyi futbol, iyi mücadele olsun - olacak, inanıyorum - falan ama kazanalım be abi, her sene olduğu gibi yine kazanalım. Kurulan ittifakları, bozalım oyunlarını, yıklarım tüm statları KANARYA ...

6 Şubat 2012 Pazartesi

Fenerbahçe 2 Beşiktaş 0 / Kötü Futbol, Kötü Maç, İyi Skor


Fenerbahçe Süper Lig 25.hafta mücadelesinde Beşiktaş'ı Yobo ve Sow'un golleriyle 2-0 yendi ve lider Galatasaray ile arasındaki puan farkını 3'e indirirken, Beşiktaş ile arasındaki puan farkını 6'ya çıkardı.

Mücadele öncesi Beşiktaş'ın çok eksik kadrosu nedeniyle Fenerbahçe tüm her yerde büyük favori olarak gösteriliyor, maçı rahat kazanacağı söyleniyordu. Skora bakan insan da Fenerbahçe'nin rahat kazandığını zanneder ama durum hiç de öyle değil.

24 Kasım 2010 tarihinde oynadığımız Galatasaray maçına da çok büyük favori çıkan Fenerbahçe sahadan 0-0 beraberlikle ayrılıyor ve yıllar sonra Galatasaray'a puan veriyordu. Ayrıca galibiyeti kaçıran takım Galatasaray oluyordu. 5 Şubat tarihinde oynanan bu maçta da Beşiktaş'ın puan alması içten bile değildi.

Fenerbahçe'nin müthiş baskıyla başlamasını, sürekli pozisyon bulmasını, her topa koşmasını, Beşiktaş'ı ezmesini ve çok daha rahat galibiyet almasını bekliyorduk. Öyle olmadı. Yobo'nun ve Sow'un golleri arasında Fenerbahçe'nin öyle ahlar vahlar arasında kaçan bir pozisyonu yoktu. Beşiktaş'ın ise bir kaç tane '' Ohh be '' dediğimiz pozisyonu vardı. Ayrıca ne iyi paslaşan bir Fenerbahçe ne de çok mücadele eden Fenerbahçe vardı. Sadece akıllı oynuyorduk.

Fenerbahçe açısından sahanın en iyisi Yobo'ydu. Daha sonra Serdar diyebilirim. diğer oyuncular aşırı bir dikkat çekmedi.

Sow'un ilk maçı olmasına rağmen yaptığı koşular, zaman zaman çalımları, aldığı topları kaybetmemesi, pres yapması nasıl bir oyuncu olduğunu biraz da olsa gösterdi. Attığı gol ise hepimizi ilk golden daha çok sevindirdi. 

Fenerbahçe'nin 2.golünde Caner'in Stoch'a pası attıktan sonra koşusuna devam etmesi, Stoch'un müthiş ara pası, Caner'in tekte müthiş asisti, Sow'un soğuk kanlılığı ve golü. Müthiş.

Tribünler normal. Aşırı iyi değil.

Hakemin herhangi bir hatası, maça etkisi yoktu.

Çok sıkıcı maçtı. 

Fenerbahçe bir daha Kadıköy'de böyle oynamasın. Gerçekten iyi olmuyor.

Sonuç olarak başlıkta dediğim gibi ; Kötü futbol, kötü maç, iyi skor.

Pazar günü Karabükspor deplasmanına gidiyoruz.

9 Aralık 2011 Cuma

Şike Sürecini Unutturan Yenilgi


Çarşamba akşamı Türk Telekom Arena'da Galatasaray derbisine çıktık. Galatasaray baştan sona üstün oynayan taraftı, baştan sonra mücadele eden taraftı. Bu net şekilde görülen bir gerçek. Hoş biz bu gerçeği yazdığımız için de küfür yiyoruz. Neymiş Galatasaray'ın iyi oynadığını söylemeyecekmişiz, Galatasaray'ın maçı hakettiğini söylemeyecekmişiz. Söylerim ben abi.

3 Temmuz tarihinden sonra Fenerbahçe'nin özellikle futbol takımı yönünden ne oynadığı kötü futbola, ne aldığı bir yenilgiye ne de herhangi bir başka sıkıntısına bu kadar üzülmedim.

Galatasaray'a 3-1 kaybetmek beni çok üzdü. Hem de bu yenilginin bu kadar net bir şekilde gelmesi daha çok üzdü.

3 Temmuz'dan beri Fenerbahçe'nin zorluklara karşı mücadele ettiğini, Fenerbahçe'nin onur savaşı verdiğini söylüyoruz. Hatta bunu söylediğimiz zaman da karşı görüşler geliyor. Fenerbahçe'nin özellikle tüm takım genelinde bu onur mücadelesini verdiğini reddedenler var. Belki de hakllılar. 

Fenerbahçe sezon başından beri kaç maç dolu dolu mücadele etti? Kaç maç rakibi yoğun bir baskı altına aldı? Kaç oyuncu taraftarların bu kadar mücadele ettiği, birlik sağladığı dönemde varını, yoğunu sahaya yansıttı?

Bunların cevaplarını herkes biliyor. Evet bu süreç çok acayip bir süreç, bu süreç insanı değil maç yapmaktan, antrenmana çıkmaktan bile soğutabilecek bir süreç ancak yine de eğer bir birliktelik sağlanıyorsa bunu tüm camia olarak yapmalıyız. Takımın sahaya çıkması bile bir mücadeledir. Elbette bunu da söyleyebilirsiniz ama belli maçlar bu mücadelenin de çok üstüne çıkmak zorundayız.

Bunlardan birisi de Galatasaray maçıydı. Sahada ne yaptığını bilmeyen oyuncular - bir kaç kişi hariç - , mücadele etmeyen oyuncular, maçı kazanmayı istemeyen oyuncular.

Maçtan önce yazdığım yazı da bu maçın sezonun en kritik ve en önemli maçlarından birine çıktığımızı söyledim. İyi oyundan ziyade, 90 dk mücadele eden bir takım görmek istiyordum. Böyle olmadı.

Fenerbahçe bu kadar sıkıntıya rağmen şu an bile sadece averaj farkıyla 2.sırada. Ancak Fenerbahçe bu kadar sıkıntıya rağmen onları terketmeyen, onların yanında olan, onları hiçbir zaman yalnız bırakmayan taraftarları için o formanın hakkını çok fazla vermeliler.

Evet bütün takıma teşekkür ediyorum. Yaşananlar öyle böyle şeyler değil. Ancak taraftarların da istediği şeyler var. Mücadele istiyoruz, hırs istiyoruz, formanın hakkının verilmesini istiyoruz.

Önümüzde Bursaspor maçı var. Sonucu pek alakadar etmiyor ancak Fenerbahçe'nin 18 Aralık 2011 Tarihinde oynayacağı Trabzonspor maçı herkesi çok ilgilendiriyor. Özellikle Trabzonspor karşısında futbolcuların bir an bile mücadeleden vazgeçmesini, bir an bile hırslarından vazgeçmesini en azından ben kaldıramam. Çok üzülürüm. Bu sene bundan sonra 2 tane maç kazanacaksak bu iki maç Trabzonspor maçları olmalıdır.

Sonuç olarak Galatasaray karşısında alınan mağlubiyet en azından bana şike sürecini unutturdu. Maçtan önce başlayan heyecan, maç anında da devam etti. Aylardır hasret kaldığımız duyguları Galatasaray maçı anında ve sonrasında yaşadık. İnşallah bundan sonra saha dışı olaylar bir an önce sona erer ve taraftarlar olarak sadece saha içinden dolayı üzüntüler yaşarız.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Derbiye Doğru


3 Temmuz'dan bu yana 156 gün geçti. 156 gün boyunca Fenerbahçe taraftarları olarak çok acılar çektik, çok üzüldük. Sürecin belirsizliği daha da can sıkmaya başladı. Belki de o tarihten sonra ilk kez aklımızda şike süreci olmayacak. Bu akşam 19:30'da 90 dk boyunca aklımda ne süreç olacak ne de başka bir şey. Sadece Galatasaray derbisi olacak.

156 gün önce sabah saatlerinde gelen haberlerden sonra kahrolan taraftarlar, kahrolan futbolcular ve kahrolan camia'nın bu akşam Türk Telekom Arena'dan gelecek galibiyete çok ihtiyacı var. Belki sadece 3 puan olarak gözüküyor ancak hiç de öyle değil.

Bugün alınacak galibiyet Fenerbahçe ile ilgili yalan haber yapanlara, Fenerbahçe üzerine oyun oynayanlara, Fenerbahçe'nin adını kirletenlere, Fenerbahçe'yi rant kapısı olarak görenlere, Fenerbahçe üzerinden prim yapanlara tokat gibi çarpacak.

Bugün sahaya çıkın ve o formanın hakkını verin. Fenerbahçe'nin asla yıkılmayacağını bir kez daha gösterin. Hep yaptığınız gibi yine Galatasaray'ı yenin.

Galatasaray-Fenerbahçe
19:30

12 Ekim 2011 Çarşamba

Fenerbahçe Ülker 97 Galatasaray 103 / Işık Var


Kupayı çok kazanmak istedim. Belki de ilk defa bir kupayı bu kadar çok istedim. Belki de bu sezon yaşadıklarımızdan sonra çubuklu formanın olduğu yerden üzgün ayrılmasını istemiyorum. Ama üzgün ayrıldık. 2 uzatma sonucunda Galatasaray'a 103-97 kaybettik.

Mücadele kalite olarak iyi olmasa da heyecan olarak iyiydi. Ya da sadece Galatasaraylılar ve Fenerbahçeliler heyecanlanmıştır. Zaten Beşiktaşlı adam neden heyecanlansın?

Sezon başı bu oyundan daha iyisini beklemek de hata olur.

Maç bize de geldi, Galatasaray'a da. Ukic normal süre sonunda 2'de 2 atsa maçı kazanacaktık, Galatasaray o ribaund'dan sonra 20 sn'de iyi hücum yapsa kaybedecektik.

Ender'in ekstra basketleri çok can sıktı. Shumpert klasik Fenerbahçe maçları performanslarından birini sergiledi. Furkan bir bölüm çok can sıktı. Andric en skorer 2 isimden birisi.

Maç sonrası istatistiklere bakarken Ukic'in yanında 17 görünce, Andric'in yanında 22 görünce çok şaşırdım. Hangi ara bu kadar çok basket attılar anlamadım.

Bojan Bogdanovic en iyi zamanında neden kenarda oturur? Vidmar neden kenarda oturur? Curtis bu kadar kötüyken neden bu kadar çok süre alır? Emir nasıl oluyor da yıllardır bu yanlış şut tercihlerinden vazgeçmiyor? Bu soruların cevapları maçı neden kaybettiğimizi gösteriyor.

James Gist diye defalarca yazdık. Maçı kaybettik. Keşke bir kere yazsaydık da maçı kazansaydık. Tek elle alıp alley-oop'u tamamlandığı pozisyon son yılların en iyi hareketlerinden.

Ukic 17 sayı, Ömer Onan 11 sayı, Gist 18 sayı, 9 ribaund, 3 asist, Bojan Bogdanovic 21 sayı, Emir Preldzic 17 sayı, 6 ribaund, 10 asist, 5 top kaybı ile oynadı.

Bütün maç Emir oynasın. Toplar ona atılsın. Ancak son 5 dk top bile vermeyin. Saçmalıyor.

Gist, Ukic, Ömer, Bojan, Emir, Vidmar gayet iyi oyuncular. Bu isimler için salona gidilir. Bu arada salon demişken fiyatlar uygun olursa kesinlikle kombine alacağım seneye. Ancak Oğuz, Kaya, Curtis gibi isimler ile çok canımız yanar. İnşallah bizi yanıltırlar.

Geçen sezon olduğu gibi bu sezona da kupa ile başlayamadık.

Atmosfer iyi değildi. Fenerbahçe tribünleri neden pota arkasına geçer anlam veremiyorum. Galatasaray salonda hem güzel yeri almışlar, hem de sayıca çoklardı. Bizden iyi tribün yaptılar. Keşke Hashtag savaşı değil de tribün savaşı - mecazi anlamda - yapsaydık.

Sıfır Tolerans kuralı kaldırılsın. Çok saçma. Bu kadarı da fazla.

Cumartesi lig başlıyor. Sezon bu sene geçen sezonlardan çok daha zor olacak ancak ben takıma inanılmaz inandım, güvendim. Ne bileyim Bojan, Gist, Ukic çok fazla güven veriyorlar. İnşallah haklı çıkarım.

Cumartesi 17:00 Trabzonspor ile Abdi İpekçi'de oynuyoruz. Boş koltuk kalmamalı.

19 Mart 2011 Cumartesi

Galatasaray 1 Fenerbahçe 2 / Rekorlar Sizin Şampiyonluklar Bizim Olsun


Süper Lig 26.hafta mücadelesinde deplasman Galatasaray ile karşılaştık. Mücadele'yi Semih ve Alex'in golleriyle 2-1 kazandık.

Mücadele boyunca iyi oynamadık. Hatta kötü oynadık. Galatasaray ilk yarıyı Kazım'ın attığı gol ile üstün tamamladı.

Maç boyunca allah kahretsin bu da kaçar mı dediğimiz pozisyon yok. Böyle bir maç oynadık. 

76.dk'ya kadar 1-0 yenik götürdük. Sonra Alex çıktı sahneye.

Önce Şahane bir orta ve Semih'in golü, ardından Gökhan Gönül'ün şahane ortasına mükemmel bir kafa vuruşu ve Alex'in golü.

Takımımızda Alex 1 gol 1 asist, Gökhan Gönül 1 asist ile istatistiksel anlamda pay sahibi alan oyuncularımız.

Volkan, Gökhan Gönül, Alex, Özer, Cristian ve Semih iyi oynayan oyuncularımız. 

10'da 10 yaptık lideriz.

Türk Telekom Arena'da Galatasaray'ı ilk yenen takım olduk.

Bu kadar kötü oynadığımız, rakibin bu kadar iyi olduğu bir gün kazanmak bizi çok daha mutlu ederken, rakip taraftarları çok daha üzdü.

Deplasmana giden taraftarlarımız ekranları başında bizleri gururlandırdı. Maç boyunca susmadılar. Galatasaray'ın desibel rekoru kırdığı bir gecede Türk Telekom Arena'yı susturdular. Helal olsun, ağızlarına sağlık.

Maç sonu sevinçler güzeldi. Herkes tam havaya girmiş hindi baba'ya başlayacakken Aziz Yıldırım gelmesi ve sevinçlerin sona ermesi de güzeldi.

Maç öncesi otobüslerin camları kırılması, sahaya atılan yabancı maddeler, rakı şişeleri gecenin ve günün kötü yanlarıydı.

Fenerbahçe şampiyonluğa giderken ezeli rakibi Galatasaray'ın nereye gittiğini bilmiyorum.

Sevinin Fenerbahçeliler, hakkınız. Ama daha 8 maç var ! Bunu sakın unutmayın.

18 Mart 2011 Cuma

Maç Öncesi Galatasaray - Fenerbahçe


Bugün 18 Mart. Ülke tarihinin en büyük günlerinden biri. Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma günü ! Böyle bir günde ülke futbolunun hatta ülke sporunun en önemli 2 takımı Fenerbahçe ve Galatasaray karşı karşıya gelecek. Yine hayat duracak, yine heyecanlanacağız, yine sevineceğiz, yine üzeleceğiz, 2 saatliğine hayattan kopacağız, futbola konsantre olacağız.

Galatasaray'ın nasıl bir sezon geçirdiğini hepimiz biliyoruz. Hoca sıkıntıları, oyuncu sıkıntıları, yönetimsel sıkıntılar, stat yapma, açma gibi sıkıntılar olmak üzere bir çok sıkıntıdan geçtikleri bir dönemde karşımıza gelecekler. Fenerbahçe ise son 9 maçı kazanmış, ligin zirvesine çıkmış, iyi mücadele ediyor, oyuncuları en iyi dönemlerini geçiriyor. Yani Galatasaray'a göre hiçbir sıkıntısı yok.

Fenerbahçe şampiyonluğa giderken, Galatasaray öylesine bir maça çıkıyor. Fenerbahçe kazanıp şampiyonluk yolunda devam etmek, Galatasaray kazanıp taraftarlarını biraz olsun mutlu etmek, Türk Telekom Arena'da ilk derbide kazanmak için sahaya çıkacak.

Fenerbahçe kadro olarak daha iyi, Fenerbahçe daha çok mücadele ediyor, Fenerbahçe'nin daha iyi oyuncuları var gibi onlarca Fenerbahçe'nin maçı kazanması için sebep sayabiliriz. Galatasaray için ise oyuncuları formsuz, organize değiller, mücadele edemiyorlar, kötü oyuncular var, kalecisi kötü gibi maçı kaybetmesine neden olabilecek bir çok madde sayabiliriz.

Ancak hiç biri doğru değil. Yine klasik cümle ile yazıyı sona getirelim. Bu derbidir ve derbilerin sonucu daha önce kestirelemez.

Saat 21:00'de maç başlayacak güzel olsun, mücadeleci olsun, olaysız olsun en önemlisi 18 Mart gibi Çanakkale Şehitlerini andığımız bir gün tarihe yakışan bir maç olsun.

Tabii tüm güzelliklerin yanında Fenerbahçe kazansın.

Çanakkale Şehitlerini rahmetle anıyoruz !

21 Şubat 2011 Pazartesi

Beşiktaş 2 Fenerbahçe 4 / Alex'in Önderliğinde Takım Ruhu


Fenerbahçe Süper Lig 22.hafta mücadelesinde Beşiktaş'ı deplasmanda 4-2 yenerek maç fazlası ile liderliğe yükseldi. Fenerbahçe'nin gollerini Alex (3) ve Necip (kk) atarken Beşiktaş'ın gollerini Ekrem ve İbrahim Toraman attı.

Mücadele öncesi form durumu mükemmel olan, ligin en iyi top oynayan, en çok mücadele eden takımı Fenerbahçe ile hafta arası Kiev'den 4 yemiş, ligde dağılmış, hafta arası İbrahim Üzülmez-İbrahim Toraman sorunu yaşamış, sadece yıldızlarının konuşulduğu formsuz Beşiktaş. Böyle bir havada geliyorduk maç gününe.

Maçtan önce kadrolar açıklanmadan önce Fenerbahçe'de Gökhan Gönül, Santos ve Emre'nin oynayamayacağı söyleniyordu. Korkulan olmadı ve Fenerbahçe sahaya ideal ilk 11'i ile çıktı. Beşiktaş'ın ilk 11'i de benim beklediğim bir 11'di.


Mücadele'ye baskılı başlamasını beklediğim Beşiktaş beni ve birçok insanı yanılttı. Tam tersi yaşandı ve Fenerbahçe maça iyi başladı. 4.dk Alex'in kullandığı topta Necip'in ters vuruşu ile Fenerbahçe 1-0 öne geçti. Bu golden sonra daha iyi paslaşan, Dia-Santos kanadını çok iyi kullanan, rakibe pres yapan, top yapmasına izin vermeyen bir Fenerbahçe vardı. Dia, Emre ve Niang'ın mutlak gol pozisyonları sonuç vermiyor ve ilk 30 dakika 1-0 sonuçlanıyordu. 30.dakikadan sonra Beşiktaş oyunun kontrolünü alıyordu. Tabi bunda Fenerbahçe'nin geriye yaslanmasının da payı büyüktü. 44.dk Ekrem'nin muazzam golü geliyor ve Beşiktaş kötü oynadığı ilk devreyi 1-1 bitirmeyi başarıydı.

2.yarı ise Beşiktaş daha iyi başlıyor ve 50.dakika da kullanılan serbest vuruşta top İbrahim Toraman'ın önünde kalıyor ve güzel bir vuruşla topu ağlara gönderiyordu. Bu golden sonra taraftarının da müthiş desteğini arkasına alan Beşiktaş oyunda kontrolü ele geçiriyordu. Ancak 63.dk işler değişti. Top Beşiktaş'ın ayağındayken Lugano'ya dirsek atan Ferrari hem kırmızı kart görüyor hem de penaltıya neden oluyordu. Penaltıyı gole çeviren Alex skoru 2-2'ye getiriyordu. Bu golden sonra daha iyi paslaşan, daha rahat oynayan Fenerbahçe önce 72.dk Emre'nin şahane ortası sonucu Alex ile 3-2 öne geçiyor, bu golden 3 dakika sonra Dia'nın şahane asisti sonrası Alex kaleciyi geçip sıfırdan topu ağlara gönderiyordu. Kalan dakikalar Fenerbahçe'nin çok rahat oynadığı, pozisyonları bile zorlamadığı şekilde devam etti. Maç 4-2 biterken Fenerbahçe böylesine bir deplasmandan 4 gol ile 3 puanı almanın sevincini yaşıyordu.

Fenerbahçe'de oyunculara tek tek bakacak olursak ; Volkan Demirel ; Almeida'nın şahane bir pozisyonunu kurtardı, onun dışında maç içinde bir kaç güzel kurtarışı vardı. İyiydi. Gökhan rahatsızlığının etkisiyle oynadı, kötüydü. Lugano ve Yobo iyiydi, uyum içinde rakibe pek pozisyon vermediler, Santos maçın en iyilerindendi. Konsantre olduğu zaman ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu bir kez daha gösterdi. Mehmet Topuz iyi değildi. Zaten Mehmet Topuz ve Gökhan Gönül de iyi olsa çok daha rahat bir galibiyet alırdık. Emre o da tıpkı Gökhan Gönül gibi rahatsızlığını etkisindeydi. 1 asist ile oynadı. Selçuk iyiydi. Koştu, çalıştı. Dia takımın en iyilerinde. Beşiktaş'ın sağ kanadını resmen çökertti. Şahane oynadı. Asist, çalım, şut, mücadele, top kapma, pres dahil her şeyi yaptı. Alex MUAZZAM, Niang iyiydi. Sonradan oyuna giren Özer iyi, Cristian yorumsuz ve Bekir kötü oynadı. Ayrıca Bekir girer girmez sarı kart görerek yine rekor kırdı.


Aykut Kocaman ise sahaya çıkardığı kadro ile, takımı hazırlaması ile alkışın en büyüğünü hakediyor.

Sonuç olarak gelgitlerin yaşandığı bir maçı kazandık. Dia'nın şutu girse veya Almeida'nın şutu girse skor ne olurdu diyebiliyoruz. Veya Ferrari o hareketi yapmasa ... Belki şu an kaybeden bir takımın taraftarı olarak bu yazıyı yazacaktım. Ama öyle bir şey olmadı ve kazanan takımın taraftarı olarak mutlulukla yazıyorum.

Tribünler hakkında bir şeyler söylemek gerekirse Beşiktaş'ın o övülen taraftarlarının yine yalan olduğunu gördük. Skor olarak geriye düşünce susan taraftar benim gözümde iyi taraftar değildir. Fenerbahçe taraftarları ise yine iyiydi ancak tribünden arkadaşlarımın söylediğine bakarsak çok iyi değillermiş.

Hakem hakkında ise kötü bir maç çıkardı. Ekrem'in atılmaması, Ferrari'nin Lugano'yu indirmesi sonucu penaltı vermemesi ve Gökhan Gönül'ü atmaması gibi 3 önemli hataya imza attı.

Fenerbahçe'nin şampiyonluk mücadelesi devam ediyor. Son 10 hafta oynadığımız 9 maçı kazandık. 2.yarı 5 maç 5 galibiyet aldık. Zor 3 maçı geride bıraktık. Kalan 12 haftada Alex ile Emre ile Mehmet ile bu ruh devam ederse şampiyonluk içten bile değil. Taraftarın, takımın kısacası camianın inandığı bir sezonu şampiyonlukla bitirmek kolay olmalı ...Bu RUH devam ederse zaten kolay olacaktır ...

30 Aralık 2010 Perşembe

Galatasaray Cafe Crown 67 Fenerbahçe Ülker 56


Yenilmek kötü ve üzücü. Ben çok üzüldüm. Maçı kazanacağımızı düşünüyordum ancak olmadı. Mücadele'den kısa kısa notlar yazalım.

Çubuklu forma ile çıkmamız güzel. Arka tarafı da çubuklu olursa şahane olur. Galatasaray'da parçalı forma ile çıksaydı keşke. Parçalı formaları var mı bilmiyorum.

Ukic > Greer hatta Ukic > Türkiye'de bulunan Tüm Guard'lar.

Mücadelemiz iyiydi. İyi savunma yaptık diyebilirim. Yediğimiz toplar köşeden gelen 3'lükler, son sn'ler de gelen 3'lükler ve 2'likler. 

56 sayı atmamız kötü. Çok kötü. Galatasaray iyi savunma yaptı ancak biz atamadık. Mücadele boyunca 13/30 2'lik, 5/21 3'lük ve 15/27 serbest atış oranı ile oynadık. Herşeyi açıklayan oranlar. Ribaunlar 39-39, Asistler 12-9 Gs , Top Çalma 12-7 Gs ve top kaybı 12-15 Gs üstünlüğü vardı. 

Ukic 8 sayı 3 asist, Mirsad 3 sayı 3 ribaund, Ömer Onan 16 sayı 4 top kaybı, Lavrinovic 1 sayı 7 ribaund, Kaya 6 sayı 9 ribaund, Oğuz Savaş 14 sayı 4 ribaund, ile oynadı. Diğer oyuncularımız pek katkı yapamadı.

Spahija'nın faul pozisyonundan sonra yaptığı itirazlar haklıydı bence. Hemen teknik faul'ü alması maçı orada bitirse de bence haklı bir itiraz. Hoca o kadar da itiraz edecek. Ayrıca maç boyunca itiraz eden Mahmudi neden almadı bilemiyorum.

4.periyot fark 7'ye çıkınca takım dağıldı. Maçtan koptuk. Ataklar dağıldı. Bu da Fenerbahçe Ülker'e yakışmayan bir ayrıntıydı.

Hakemler kötüydü. Küfür edecek kadar kötü.

Gs seyircisi gergin anlar dışında pek bir şey yapmadı. Küfürler oldu. Tezahuratlar konusunda yapacağım tek yorum ise '' Kupaları Şirketlere Bırakmayalım '' tezahuratı yapmalarına olur. Galatasaray CAFE CROWN taraftarlarının öyle bağırması da saçma olsa gerek.

Sonuç olarak kaybettik ve liderliği rakimize verdik. Ancak şampiyonluğun yine en büyük adayı biziz. Bir daha biz böyle şanssız, kötü olmayız.

27 Aralık 2010 Pazartesi

Gün Olur Devran Döner


Dün malum olaylardan sonra birşeyler yazmak istesem de yazmamaya karar verdim. Şimdi 2 cümle yazayım. Bu olaylar ne ilk ne de son.

Galatasaray.org ; Üzgünüz
Fenerbahce.org ; Kınıyoruz
Ultraslan ; Kınıyoruz
Genç Fenerbahçeliler ; Destek vermek için Caferağa'ya gidiyoruz.

Bundan 1 ay sonra belki daha yakın belki daha geç yine bu olaylar olacak ve o zaman yine aynı başlıkları göreceğiz. Sadece başlıklar ve renkler değişecek.

Çok sıkıldık artık.

26 Ekim 2010 Salı

Fenerbahçe 0 Galatasaray 0 / Derbiden Kalanlar ...


Fenerbahçe'nin iyi oynayamadığını, Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi çok iyi çözdüğünü, Hagi'nin takıma olumlu etki yaptığını, Cana'nın, Ayhan'ın, Sabri'nin iyi oynadığını, Pino ve Elano gibi sezon başından beri hiçbir şey yapmayan 2 adamın çıkıp maça damga vurmalarını, Fenerbahçe'nin özellikle kanatlarını çok iyi durdurduğunu, Fenerbahçe cephesinde Yobo'nun şahane oynadığını, Volkan'ın müthiş kurtarışlar yaptığını, Mehmet Topuz'un ön libero mevkiine alıştığını ve yine iyi oynadığını, Dia ve Stoch'un iyi oynamadığını veya oynayamadığını, Gökhan Gönül'ün Paok ve Beşiktaş maçlarından sonra bu maçta da çizgiden golü çıkardığını, Caner'in ve Gökhan'ın ileriye neredeyse hiç çıkmamasını, Alex'in mücadele boyunca hiçbirşey yapmamasını, Niang'ın Neill ile boğuşmasını, zaman zaman Neill'in zaman zaman Niang'ın üstünlük sağladığını, Aykut'u tehlikeye sokacak sadece 1 tane top geldiğini, hakemin yanlış ve hataları kararlarını, fotoğrafta gözüken pozisyona penaltı çalmamasını, kırmızı kartlar çıkarmamasını veya çıkaramamasını, sarı kartları kullanamamasını, Aykut Kocaman'ın yine büyük bir maçta kazanamadığını, medyanın, blogger'ların, gazetelerin abartılı bir şekilde Galatasaray'ı yücelttiklerini, sanki sahada çok aşırı şeyler gibi harika oynadı gibi yorumlar yaptığını yazmalarını, mücadele boyunca Gökhan'ın çizgiden çıkardığı top dışında pozisyon gibi pozisyon olmadığını yazmamalarını, 11 sene sonra ilk puanını almasını konuşabiliriz... Ancak Fenerbahçe cephesinden bakmak gereken olaylar var ; 

1- ) Maçtan önce Dejavu t-shirtleri çıkaran yönetim ; Ne olursa olsun, rakip istediği kadar sizden küçük, istediği kadar büyük olsun. İstediğiniz kadar favori olun, istediğiniz kadar inanın ama... aması var... Bu şekilde t-shirt çıkartılmaz. Siz ne büyük kulüp olursunuz, ne de çevreden olumlu tepki alırsınız. Büyük hata !

2- ) İnternet'te oluşan aşırı rehavet ; Herkesin profiller '' Cimboma koymaya az kaldı '', herkesin iletiler 3-0 mı olur, 5-0 mı olur, +7 mi olur . Herkesin yorumlar Galatasaray bizi ne zaman yendi ki şimdi yensin... Herkesin maça önem vermemesi...Konyaspor maçının da Galatasaray maçının da 3 puan olduğunu unutmalarını kabul edemeyiz !

3- ) Fark olur diye giden taraftarlar ; Maça gidemedim, gitmedim... Ne derseniz deyin... ama giden arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla stadın etrafında derbi havası yokmuş diyorlar, etraf sessizdi diyorlar, eski maçlara göre en azından... Herkes rakibi küçük gördü herhalde... Böyle olunca hem stad çevresinde hem stadyumda böyle bir hava oluştu herhalde... Saat 17:30 civarı Lig Tv izliyorum, Galatasaray sahaya çıkıyor ne bir ıslık ne bir tezahurat olmuyor... Tabiki de demiyorum ki küfür edin, sahaya yabanacı madde atın ancak böyle de olmaz. En azından ıslıklayacaksın takımı... Ve maç başladıktan sonra da golün gelmediği her an susan, golün gelmediği her an daha da susan...susan taraftarlar... Ve böylelikle sessizce biten bir derbi...

En önemli 3 madde budur maçtan çıkartılacak... Galatasaray gelmiş, topunu oynamış, taraftarları şov yapmış, Fenerbahçeli taraftarlar Galatasaray'lı taraftarları izlemiş ve dinlemiş, Fenerbahçe'li taraftarlar derbi nedir unutmuş ve maç bitmiş... Fenerbahçe 2 puan kaybetti belki ama daha da önemlisi birşeyi de kaybetti... O da Fenerbahçe ruhu !