29 Temmuz 2011 Cuma

Şike Konuşmak İstemiyoruz!


Bloga sürekli tatil haberleri, kişisel konular yazmak istiyorum. Şike konularından artık cidden çok sıkıldım. Şike yaptık mı? Küme düşürsünler hemen. Yapmadık mı? Kapatsınlar bu konuyu. Milyonlarca Fenerbahçe taraftarı artık ne yapacağını bilmiyor. Ben dahil herkes dün Emenike'nin satıldığını öğrenince '' Tamam kulübe haber geldi, küme düştük. '' yorumu yaptık. Artık iyice kafayı yeme boyutundayız. Yok Mehmet Baransu, yok Lube Ayar, yok Faik Işık, yok Habertürk, yok Savcı ... Artık cidden çok sıkıldık. 

Fenerbahçe'yi Bank Asya'ya, Amatör'e ya da nereye düşürürlürse düşürsünler ama artık bu meseleye nokta koysunlar. Aciz TFF, aciz basın, aciz emniyet, aciz yönetim bir an önce gerken yolu bulsun ve herşey netleşsin. Biz tribüne gidip '' Fenerbahçe sen çok yaşa ... '' diye bağırmak istiyoruz. Sadece futbol konuşmak istiyoruz.

Fotoğraf yine konu ile alakalı değil. Bizim yazlığın oralardan bir fotoğraf. Cumartesi ve Pazar günü yine orada futboldan, şikeden, Lube Ayar'dan, Mehmet Baransu'dan uzak 2 gün geçireceğim. Huzurlu şekilde Pazartesi sadece futbol konuşmak için döneceğim ya da dönmek istiyorum.

Büyük bir ustanın şarkı sözleri ile veda edelim ;

Bugün sen çok gençsin yavrum 
Hayat ümit neşe dolu 
Mutlu günler vaad ediyor 
Sana yıllar ömür boyu 
Ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni 
Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son
Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son


Fenerbahçe Ülker'in Euroleague Fikstürü


Thy Euroelague'de grup maçlarının fikstürü belli oldu. Caja Laboral ile evimizde başlayıp, Cantu ile deplasmanda tamamlıyoruz. Bu arada Caja Labarol deplasmanı için şimdiden uçak biletleri alsak, hem Fenerbahçe maçını izlesek hem de bu fırsat İspanya'yı gezsek ve tabii Barcelona'yı izlesek hiç de fena olmaz. Neyse bırakalım hayalleri de fikstürün tamamını verelim ;

19 Ekim Çarşamba Fenerbahçe Ülker-Caja Laboral
27 Ekim Perşembe Olympiakos-Fenerbahçe Ülker
3 Kasım Perşembe Fenerbahçe Ülker-SLUC Nancy
9 Kasım Çarşamba Bizkaia Bilbao Basket-Fenerbahçe Ülker
16 Kasım Çarşamba Fenerbahçe Ülker-NGC Cantu
24 Kasım Perşembe Caja Laboral-Fenerbahçe Ülker
1 Aralık Perşembe Fenerbahçe Ülker-Olympiakos
7 Aralık Çarşamba SLUC Nancy-Fenerbahçe Ülker
14 Aralık Çarşamba Fenerbahçe Ülker-Bizkaia Bilbao Basket
21-22 Aralık NGC Cantu-Fenerbahçe (Kesin tarih netlik kazanmadı)


Bir Emenike Geçti


1 ay önce transfer et, bütün camia sahiplensin, destek olsun, Aykut hoca tesise gelişinde inanılmaz bir sıcak kanlılık ile karşılasın, topuk yaylasına gittiğimizde bütün taraftarlar hep bir ağızdan senin için tezahurat yapsın, takım arkadaşların seni sevsin ama sen Fenerbahçe'den ayrıl.

Normalde bu girişin ardından yazıklar olsun Emenike derdim ama demiyorum. Fenerbahçe'ye transfer olacak- olmayacak, para aldı-almadı, para sayarken görüntüleri var-yok, yaşı normalde daha büyük, Fenerbahçe'den para aldığı için oynamadı, Türkiye'de çalışma izni yok, şike yaptı ... gibi insanı hayattan bezdirecek gelişmeler yaşandı. Ve doğal olarak o da daha fazla dayanamadı ve 1 ay önce geldiği Fenerbahçe'den 10 Milyon Euro karşılığında Spartak Moskova'ya transfer oldu. İnşallah günün birinde Fenerbahçe forması ile izleriz. Yolun açık olsun.

28 Temmuz 2011 Perşembe

Klasik Yazlık Ortamı & Benfica - Trabzonspor Maçı


Trabzonspor kazansa bu maç yazısını yazar mıydım? Evet yazardım. Aslında bu bir maç yazısı da değil. Öyle içimden geçenler. Yazlıkta olduğum için maçı izleyemeyecektim. Aslında bir yerde bilsem olduğunu yine de gidip izlemezdim. Akşam siteden bir komşu ile çıkıp yürüyüş yapmaya karar verince karşıma çay bahçesinde D-Smart çıktı. Normalde orada D-Smart olduğunu bilmiyordum. Yoktu normalde de. Ne bileyim herhalde biri evden indirdi. Taktım nereden geldiğine.

Oturalım ve izleyelim dedik. Ortam klasik yazlık ortamı. Ufak bir tv - çok ufak da değil -, sesi çok net duyamıyoruz. Maçı izleyen sadece 10 kişi, çaylar, çekirdekler, yan masalarda okey, tavla oynayan insanlar, hemen yan tarafta parktan gelen çocuk sesleri. Böyle bir ortamda başladık maçı izlemeye. Ve hatta 17.dk izlemeye başladık.

Maç hakkında kısa kısa bir şeyler yazalım.

Stat çok iyi. Baya baya iyi. Atmosfer çok aşırı değil ama hakemi çok iyi baskı altına alıyorlar. Hakem bir kaç pozisyon sadece atmosferden etkilenip karar verdi.

Aimar iyi. Ama bir Valencia forması giyen Aimar değil. Zaten bir daha o Aimar olamaz.

Luisao çok iyi. Defansta her yerde. Gerçekten inanılmaz oynuyor. Bir oyuncu her topa nasıl oluyor da müdahale edebiliyor. Ayrıca her duran top ileri çıkıyor. Yorulmuyor da. Gerçi Luiaso'nun bu kadar öne çıkmasının nedenlerinden biri de Trabzonspor oyuncularının sürekli topu ileri şişirmesiydi.

Trabzonspor'dan da bahsedelim. Özellikle 2 adamdan. 2 yeni yabancı Adrian ve Paulo Henrique çok iyi oyuncular. Trabzonspor forması altında çok büyük işler yapabilirler. Tabii Trabzon'dan sorunlar yaşayıp ayrılmazlarsa.

Zokora da iyi, Colman geçen sene 2.yarı bıraktığı yerden devam ediyor. Alanzinho ve Burak Trabzonspor'un en zayıf 2 oyuncusu olarak gözüktü. En azından benim için öyle.

Genel olarak deneyimsizlik, çıkarken yapılan basit hatalar, gol yedikten sonra moral olarak çöken bir takım, 70.dakikadan sonra kondisyon olarak ezilme Trabzonspor adına dikkat çeken olumsuzluklardı.

Sonuç olarak Şampiyonlar Ligi'nde üst tur Trabzonspor için artık çok zor ama bu Benfica gelip İstanbul'da 3 yerse şaşırmam. Çok iyi takım değiller.

Hakem bir penaltı kararı, bir ofsayt kararı ve bir kırmızı kart kararını atladı. Onun dışında iyiydi.

MLS All Star 0 Manchester United 4


Mls All Star takımı ile Manchester United hazırlık maçında karşı karşıya geldi. 26.716 kişinin izlediği mücadeleyi Manchester United Anderson, Park, Berbatov ve Welbeck'in golleriyle 4-0 kazandı. Bu arada Ferguson ile Beckham'ın karşılaşması oldukça samimi olmuş ! Henry ile Beckham'ın aynı takımda görmek de bir güzel oluyor.




Kişisel Konu ; Doğum Günüm


23 yaşından gün aldın veya 24 yaşına girdin. Ya da direk 24 yaşındasın. Bu işleri anlamam. Gerçi anlamayacak bir şey yok. Daha doğrusu şöyle dersek daha doğru olur. Bu işleri takip etmem. Ne bileyim doğum günü kutlamak gibi bir alışkanlığımız olmamış. Aile ya da arkadaşlar sürpriz bir şeyler hazırlarsa katılırım ama bu işleri sevmem. Ne bileyim sıkılıyorum. Bu akşam da herhangi bir planım, hadi şuraya gidelim, doğum gününde evde mi oturulur, hadi eğlenelim, kopalım gibi herhangi düşünce içine girmeyeceğim. Herhangi bir gün olarak geçecek benim için. Belki sadece yarın akşam doğum gününü bahane ederek bir mangal yakar arkadaşlarla sahilde oturur, içeriz. Daha da bir şey olmaz. Yine de dileğimizi yazalım. Sağlık, mutluluk, huzur ...



27 Temmuz 2011 Çarşamba

Federasyon'dan Fenerbahçe'ye Ceza Kıyağı


Fenerbahçe taraftarları olarak Shakhtar maçında bütün maç küfür ettik, sahaya yabancı madde attık, basını stattan kovduk, sahaya girdik ve maçın devam etmemesini sağladık ve 2 maç ceza aldık. İster hazırlık maçı olsun, ister süt kupası maçı. Bunları yaparsan cezayı alırsın. Hatta Federasyon iyi niyet gösterdi ve az ceza verdi. Her sene banko 1 maçımız seyircisiz oynanıyor. Ne zaman bunları geride bırakacağız bilmiyorum. Ayrıca 1 Temmuz 2011 tarihinde Mehmet Ali Aydınlar'ın '' Seyircisiz futbola karşıyım, seyircisiz maçları kaldıracağım '' açıklamasından sadece 26 gün sonra bize 2 maç seyircisiz ceza vermesi de oldukça ilginç oldu. İnşallah bu aldığımız son cezadır. Hiç sanmasam da...

26 Temmuz 2011 Salı

David Beckham & Thierry Henry & Wayne Rooney


Çarşamba günü MLS All Star takımı ile Manchester United özel maça çıkıyorlar. Maç öncesi bir basın toplantısı yapılmış. Henry ve Beckham büyük topçularsınız.



Kısa Kısa Notlar # 7


- Kısa kısa yazalım.

- Son yazdığım Kısa Kısa Notlar # 6 yazısına Victoria-David Beckham çifti ile başlamıştım. Bu sefer de yine magazinsel başlayalım. Angelina Jolie almış çocuklarını Londra'da gezintiye çıkarmış. Çocuklar da çocuk hani. Zaten annesi Angelina Jolie, babası Brad Pitt olan çocuğun kötü çıkma şansı ne kadar ki :) Her şeyi geçtim de Vivienne ve Shiloh bir kaç adım öndeler. Angelina Jolie 36 yaşında. Bilmem anlatabildim mi?

- Tekrardan Kavak Yelleri izliyorum. Kavak Yelleri evet. Var mı itirazı olan. Geçen hafta yazlıkta olmama rağmen izledim hem de. Neden izlediğime geleceksek çekildiği yer olan Sığacık inanılmaz bir doğal güzelliği olan bir yer. O görüntüler için değil Kavak Yelleri, Fatmagül'ün Suçu Ne - şaka - izlenir. Galiba son 6 bölümmüş. Kavak Yelleri'nin hangi akşam olduğunu bile hatırlamıyorum.

- Spor konuşalım mı? Mesela Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Olağan Toplantısı'nı, Nihat Özdemir'in müthiş konuşmasını, üyelerin sık sık konuşmasını keserek ayakta alkışlamasını, Nihat Özdemir'in konuşmasının sonunda akan göz yaşlarını, benim tv başında neredeyse ağlayacak duruma gelmemi, Abdullah Kığılı, Cihan Kamer ve üyelerimizin ağlamasını, tüm yönetim kurulu üyelerimizin inanılmaz moral bozukluğu içinde olduklarını, katılan 554 üyenin, yönetimin gayet birlik ve beraberlik içinde olduklarını, toplantıdan Aziz Yıldırım heykeli yaptırılması kararının çıkmasını ve genel olarak toplantıyı izledikten sonra Nihat Özdemir'in de söylediği gibi '' Fenerbahçe'nin bir günde kurulmadığını ve bir günde yıkılmayacağını net bir şekilde anladığımızı ...

- Copa America'yı izlemedim. Ancak Lugano'nun kaptanlığını yaptığı Uruguay'ın kazandığını belirtelim. Lugano en centilmen oyuncu ödülü aldı. Bildiğimiz Lugano :)

- Lugano'dan devam edelim. Lugano'nın yaptığı açıklamalardan sonra sevgim bir kat daha arttı. '' Biz şampiyonluğu  kan, gözyaşı ve ter ile aldık, seneye şampiyonlar ligi oynayacağız ... '' gibi açıklamalarından sonra karşıma gelse durmadan '' Alfrede Lugano Moreno laylalaylaylay '' diye tezahurat yapardım.

- Liglerin başlangıç tarihi 9 Eylül'e ertelendi. Fenerbahçe futbol takımına da 5 Ağustos'a kadar izin verilmiş. İnanılmaz sıkıldım bu olaylardan yarın başlasa maça giderim ama başlamasa da neden başlamadı demem.

- Cem Karaca - Ceviz Ağacı, Bu Son Olsun, Tamirci Çırağı son günlerde en çok dinlediğim 3 şarkı. Cem Karaca'yı rahmetle ve sevgiyle analım.

- Favorim ise Ceviz Ağacı. Ceviz Ağacı'nın hikayesi de var. Eğer gerçekse çok güzel. Söylenenlere göre Nazım Hikmet sevgilisi ile buluşmak için Gülhane Parkı'na gider. Tam bu sırada Nazım Hikmet sevgilisini beklerken polisler gelir. Nazım Hikmet o zamanlar polis tarafından arandığı için hemen altında beklediği ceviz ağacına çıkar. Ve ağacın tepesinde bu şiiri yazar '' Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda, ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında. '' 

- Bir Twitter gerçeği var. Tabii ben de varım orada. Twitter olmadan biz ne yapıyorduk gerçekten bilmiyorum. Sonsuza kadar Twitter. Bu da benim hesabım ;  http://twitter.com/Ygtylmz .

- Yaklaşık 3 aydır çalışıyorum. Artık işe alıştım. Ne bileyim. Her şeyi öğrendim. Biraz maaş sıkıntısı olsa da iş yerimde mutluyum. Gerçi her an - yarın bile olabilir - çıkarabilirler. Ama onlar çıkarana kadar devam. Ayrıca Cumartesi ve Pazar tatil olan bütün işler kraldır.

- Facebook'da kendi iletisini beğenen insanlar var. Gerçekten var. İnsan kendi yazdığı iletiyi neden beğenir abi?

- Neyse daha bir şey yazmayacağım. Gerçi yazlıktan bir şeyler yazmaya başlasam 3 sayfa sürer. Onları ayrı yazacağım.

Alexis Sanchez Barcelona'da # 2


Barcelona'nın bu sezon yaptığı ilk transfer Alexis Sanchez imzayı attı, formayı giydi. Artık kendini sahada gösterme zamanı ...



25 Temmuz 2011 Pazartesi

Maç Günlüğüm # 65


- 15 Mayıs 2011'den sonra ilk defa Kadıköy'e gidiyordum. Geçen sezon Ankaragücü maçı ile beraber Kadıköy'e veda etmiştik. O maç sonunda oluşan duygulu bir atmosfer vardı. Samanyolu çalıyor, eşlik ediyoruz, Fenerbahçe marşları çalıyor, eşlik ediyoruz ancak bir türlü stattan çıkmıyorduk. O gün stadı en son terk edenlerdendik. Belki de kötü günlerin geleceğini hissetmiş, iyi günlerin tadını çıkarıyorduk. Aslında bu yazıyı sadece o günler yaşadıklarım ile yazmak isterdim. En azından bugünlerden çok daha güzeldi. Stres, heyecan, mutluluk, hüzün, sevinç ...

- Fenerbahçe 60 gün sonra taraftarına karşına çıkıyordu. Biz de biletimizi almıştık. Geçen seneden sonra bu sezon da kombine alamadığımı belirteyim. Yine de her maça gitmeye çalışacağım. 

- Fenerbahçe-Shakhtar Donetsk maçı için saat 15:45 otobüsü ile yolculuğa başladım. Sabah erken kalktığımdan dolayı henüz yolun yarısında uyuya dalmış ve ancak Harem'e geldiğinde uyanmıştım. Kadıköy'e gelince ise etrafın bir değişik olduğunu gördüm. Yine formalı insanlar vardı, yine güzel bir hava vardı ancak bir şey eksikti. Ne bileyim ya da bana öyle geldi.

- Lefter Heykeli'ne kadar yeni sezon forması görmedim. İlk Tek Yıldız formayı gördüm. Ve tabii en güzeli bana göre. Ayrıca gün içinde kaleci forması dahil her formayı insanların üzerine gördüm. Tek Yıldız forma diğer bütün formalardan bir adım önde. Hatta çubuklu'dan bile. 

- Fenerbahçeli bloggerlar ve diğer münferit arkadaşlar ile buluşarak Kalamış'a geçtik. Her şeye rağmen neşeli şekilde biralarımızı içerek muhabbet ediyorduk. Yaklaşık 1-1.5 saat takıldıktan sonra hep beraber tribüne hareket ettik.

- Etrafta inanılmaz bir t-shirt sayısı vardı. T-shirt derken, Aziz Yıldırım t-shirtleri. Biz blogda giyer misiniz, giymez misin derken millet zaten giyiyor. En yakın arkadaşım bile alıyor. Gerçekten Aziz Yıldırım'ı çok başka seviyor Fenerbahçe taraftarları. Ayrıca 2 ay öncesine kadar Aziz Yıldırım'dan nefret eden insanlar bile t-shirt giyiyor, maske takıyor, tezahurat yapıyordu.

- Stadın etrafında güzel bir kitle vardı. Herkes forma giymişti.

- Stada girdiğimizde ilk dikkat çeken şey tribünlerin üstüne atılan Aziz Yıldırım posterleriydi. Hatta bana az geldi. Ben daha çok fotoğraf ve yönetim tarafından yapılmış pankartlar bekliyordum. Göremedim yanıldım.

- Maç öncesi futbolculara ve takıma yapılan tezahuratlar maç başlar başlamaz yerini tepkilere bıraktı. Kadıköy'ü böyle anlar çok daha fazla seviyorum. Basına verilen tepki iyiydi. Belki sadece foto muhabirlerine yapılan yabancı madde yağmuru yapılmamalıydı.

- Ve gecenin olayı ; Sahaya girmek ! Fotoğraf çekilmek için, çimlere yatmak için sahaya girmek çok ama çok saçma. Gir sahaya aç bir tane Fenerbahçe bayrağı ya da Aziz Yıldırım posteri o zaman diyeyim gerçekten de olayları protesto ediyorlar ama bu şekil yapınca inanılmaz anlamsız oldu. Ayrıca Fenerbahçe-Shakhtar maçını yarıda bırakacak şekilde sahaya giriyorsun ve bundan en çok bizim oyuncularımız etkileniyor. İnşallah bundan sonra bu tarz protestolar yapmayız.

- Dia, Stoch, Cristian, Semih ve Gökhan çok iyi. Sahaya baktığımız zamanlar özellikle dikkat çeken oyuncular bunlar oldu. Onun dışında Alex yok, Santos yok, Lugano yok, Mehmet yok ama oynadığımız futbol kötü değil. İyi pres yapıyoruz, hızlı çıkıyoruz, yıllardır olduğu gibi iyi paslaşıyoruz.

- Sahadan çıkmayan cimbomlu olsun, ayağa kalkmayan cimbomlu olsun, bağırmayan cimbomlu olsun. Bu tezahuratları bırakma vakti gelmedi mi? Fenerbahçe aşkıyla herkes bağırsın, ayağa kalkın, Fener için bağırın, Fenerbahçe aşkıyla herkes buraya gibi tezahuratlar yapsak daha güzel olmaz mı?

- Sabah iş nedeniyle 06:30'da başlayan gün akşam 01:00'da sona erdi.

- Daha yazacak bir şeyler illah vardır ama üzerinden 3-4 gün geçtiği için unuttum ya da yazmak istemiyorum. İnşallah ligler bir an önce başlar - hangi lig olduğu farketmez - ve gerçek maç günlüklerini yazmaya başlarım.

22 Temmuz 2011 Cuma

Alexis Sanchez Barcelona'da


Barcelona sezonun ilk transferini yaptı. Udinese forması giyen 22 yaşındaki Alexis Sanchez'i 26.5 Milyon Euro karşılığında transfer etti. Ayrıca oyuncunun göstereceği performansa göre 11.5 Milyon Euro daha verecek. Alexis Sanchez'i herkes az çok tanıyor. Özellikle Şili milli takımı forması ile ve geçen sezon Udinese forması altında efsane maçları vardı. Orta saha oynayan Alexis Sanchez bana göre Barcelona'nın müthiş faydalanacağı bir oyuncu. Çalım konusunda çok iyi. Geçemeyeceği oyuncu yok. Ayrıca bilekleri inanılmaz yumuşak. İyi bir oyun zekası var. Zaman zaman inanılmaz asistler yapıyor. Bitiriciliği konusunda endişelerim var ama onu da geliştirir. Henüz 22 yaşında sonuçta. Ayrıca Messi ile müthiş bir ikili olabilirler. Genel olarak bakarsak Pedro'dan da, Afellay'den de çok daha iyi bir oyuncu. Barcelona'ya çok büyük yararlar sağlayacaktır. Pazartesi resmi imzayı atıyor. Alexis Sanchez kariyerinde 237 kulüp maçına çıkıp 46 gol attı. 20 kez milli formayı giydi ve burada da 14 gole imza atmayı başardı. 

21 Temmuz 2011 Perşembe

Fenerbahçe İçin Düşüyoruz Yollara


Akşam Mabede gelecek olanlar Fenerbahçe için orada olduklarını unutmasınlar. Aziz Yıldırım maskesi takmak, Aziz Yıldırım tezahuratı yapmak, Aziz Yıldırım t-shirt'ü giymek Fenerbahçe diye bağırmaktan sonra gelmelidir. En azından ben bu dava sonuçlanana kadar da sonuçlandıktan sonra da öncelikle Fenerbahçe diye bağıracağım. İsimler hep sonra gelecek. - anlık tribün heyecanı ile kısa süreli Aziz Yıldırım tezahuratı da yapabilirim. -

Maç günlüğünü ve detaylarını yarın bloga yazarız ... Düştük yine yollarına ...

Anket # 22


Geçen sezon Fenerbahçe'nin en iyi takımı kim diye sormuştuk. 301 kişi oy kullandı. Teşekkürler. 152 kişi en başarılı takım olarak Futbol takımımızı seçti. Bu görüşe katılmıyorum. Bu kadro ile sadece tek bir kulvarda yarışan Fenerbahçe futbol takımı bana göre en başarılı takım olamaz. Neyse ankete oy verenlere saygı gösterelim. Yeni anketimiz ise kısa bir anket. Fenerium'un Shakhtar maçı öncesi satışa çıkardığı Aziz Yıldırım t-shirtleri var. O t-shirt'ü giyer misiniz? Giymez misiniz? Oylarınızı bekliyorum ...

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Özgürlük


Sil Özgürlük kelimesini yaz istediğini. İster Fenerbahçe, ister başka bir şey ...

Okulda defterime, sırama ağaçlara, yazarım adını
Okunmuş yapraklara, bembeyaz sayfalara yazarım adını
Yaldızlı imgelere, toplara tüfeklere, kralların tacına
En güzel gecelere, günün ak ekmegine, yazarım adını
Tarlalara ve ufka, kuşların kanadına,
Gölgede değirmene yazarım.
Uyanmış patikaya, serilip giden yola,
Hınca hınç meydanlara adını ey Özgürlük.



Kapımın eşiğine, kabıma kacagıma, içindeki aleve,
Canların oyununa, uyanık dudaklara yazarım adını.
Yyıkılmış evlerime, sönmüş fenerlerime, derdimin duvarına,
Arzu duymaz yokluğa, çırçıplak yalnızlığa, yazarım adını
Geri gelen sağlığa, geçen her tehlikeye,
Yazarım ben adını, yazarım.
Bir sözün coşkusuyla, dönüyorum hayata,
Senin için doğmuşum, haykırmaya.
Ey özgürlük



19 Temmuz 2011 Salı

Konuşan Fotoğraflar # 28


Fotoğraf'ı Twitter'da http://twitter.com/serhatkeskin hesabında gördüm. Gerçekten de efsane bir fotoğraf. Yoruma bile gerek yok.

19.07 Dünya Fenerbahçeliler Günü

Zor günler geçirsek de, camia olarak üzüntüler yaşasak da bugün bizim günümüz. Evimize Fenerbahçe bayrağı asma günü, sokağa Fenerbahçe forması ile çıkma günü. Bugün Fenerbahçe günü. Tüm Fenerbahçelilerin Fenerbahçeliler Günü kutlu olsun. Doğduğun günden beri gönül verdik biz sana ...

18 Temmuz 2011 Pazartesi

David Beckham & Brooklyn


David Beckham ve oğlu Brooklyn Malibu'da tatilin tadını çıkarıyor. Brooklyn sörf yaparken Beckham onun fotoğraflarını çekiyordu. Tabii o makinanın suya düşmesi, su sıçraması gibi olaylardan etkilenmemesi gibi bir bilgi de verelim :) Anne Victoria yeni doğan kızı ile ilgileniyor sanırım.



David Beckham & Harper



David Beckham ve Victoria Beckham çiftinin geçtiğimiz günlerde kız çocukları oldu. İşte basına yansıyan ilk fotoğraf. Bunca yıldır gerek aile yaşantısı, gerek futbolu, gerek karizması ve gerek reklam filmleri ile hep adından söz ettiren Beckham ailesi çocuğuna Harper Seven ismini koymuş. Bu arada David Beckham geçen gün Real Madrid ile oynadıkları hazırlık maçına çocuklarının isminin yazılı olduğu kramponlarla çıkmış.



15 Temmuz 2011 Cuma

Yazlık / Demtaş Koygun


İlk olarak şu şarkıyı açın ve öyle başlayın okumaya. Tabii okursanız. En azından ben bu şarkıyı dinlerken yazıyorum. Şarkı da şarkı hani. Efsane.

Yaz yaz yaz. Yaz çok güzel. Çalışmadan önce de güzeldi, çalışırken de güzel.

Yazlık olduğu için güzel olabilir. Eğer bu imkanım olmasa sıcaktan bunalır ve yazdan nefret edebilirdim. Bilemem. Gerçi yok be abi. Yazlık 7 senedir var. Ben ondan önce de yaz aylarını çok seviyordum. Bu arada Yazlık derken ne Bodrum, ne Antalya, ne de Çeşme'de. Gayet Karamürsel ile Yalova arası bir yerde. Karamürsel Kocaeli'ye bağlı. Ama gayet de mükemmel - megalomanlık -

Hafta içi sabah 8'de ayrıldığım, akşam 7.30'da geldiğim siteden nasıl memnun olabilirim. Gayette olurum. Akşam siteye döndükten sonra yapılan futbol maçı, peşinden terli terli girilen deniz ve peşinden havuz keyfi. Tabii bazı akşamlar ne deniz ne de havuz'a girmek yok. İşten çıktıktan sonra yapılan tek şey balık tutmak. Tekneyle balığa çıkmak paha biçilemez. Durun enter'a basayım da okuma zorluğu olmasın.

Tekne 3-4 metre. Ufak bir motoru var. Çekince çalışıyor. Bazen çalışmıyor. Beni sinir ediyor. Hareket ediyor. İşte bütün mesele bu. Hareket etmesi yeterlidir benim için. Biniyorum, çalıştırıyorum ve beni istediğim yere götürüyor. Balık tutmak için bundan iyisi yok. Ayrıca gayet tek başınayken hızlı da gidiyor. - yazar burada arkadaşlarına siz binmeyin, ben hızlı gideyim mesajı veriyor. -

Akşamları ne yapıyoruz. Havuz'dan sonra duş, yemek falan derken saat 9 oluyor. 9'dan sonra ne yapıyoruz. Batak, okey, 51, yanık, tavla tarzı oyunlar oynuyoruz. Zevk alıyoruz. Gayet hesabına güzel 51 partileri düzenleniyor. Ayrıca masada alkolde olduğu zamanlar oluyor. Eğlence olarak kopmalı şeyler de bulunmuyoruz. Aslında gitsek gideriz ama ne bileyim kimse istemiyor. Ya da istiyor da gerçekten gidemiyor.

Ayrıca akşamları oyunlar oynuyoruz. Geçen sezon Trivial Pursuit oynayan bizler bu sene Cranium oynuyoruz. Yine de her ne kadar zor da olsa Trivial Pursuit > Cranium

Ayrıca genel olarak yanan mangallar da hayatımıza renk katıyor. Tabii mangalı yakarken yapılan muhabbetler + mangal yandıktan sonra yapılan muhabbetler, içilen alkoller ve yenen etler de iyi oluyor.

Cumartesi ve Pazar günleri ise tüm bu aktiviteleri bütün gün yapabiliyorum.

Sonuç olarak işten çıkıp gidebildiğim, deniz ve havuz'a girdiğim, tekneyle gezdiğim, spor yaptığım, arkadaşlarla muhabbet ettiğim bir yazlık sevilmez de ne yapılır.

3 ay yazlık - yeri önemli değil - > 10-15 günlük en kral yerde yaz tatili.

Neyse yazı yazma zevkim kaçtı. Yazıyı bitirme vakti. Ara ara bu tarz yazılar yazmak lazım. Kafama göre yazılar ...

Coldplay ile başladık Coldplay ile bitirelim ... http://fizy.com/#s/16k5uk

Yarın da Cumartesi. TATİL ...

14 Temmuz 2011 Perşembe

2011/2012 Sezonu Fenerbahçe Formaları


Fenerbahçe futbol takımımızın 2011/2012 sezonunda giyeceği formalar belli oldu. Efsane Çubuklu,  Tek Yıldız, Altın Zırh ve Sarı Kanarya çeşitleri olmak üzere 4 adet forma çıkarıyoruz. Bir de Mavi Zırh kaleci kazağı çıkartıyoruz. Çubuklu forma her sene olduğu gibi çok güzel. Özellikle kol kısmı şahane olmuş. Tek Yıldız forma değişik bir tasarım olmuş. Arjantin formasına benziyor. Alex'in üzerinde çok güzel duruyor. Altın Zırh forma değişik. Nasıl olduğunu canlı görmeden söyleyemem. Sarı Kanarya forma 2005/2006 ve 2002/2003 sezonlarında çıkardığımız formalara benziyor. Bu sezon çıkanın ise özellikle bel tarafı çok iyi olmuş. Kaleci forması ise oldukça güzel. Lacivert-Turkuaz uyumunu iyi yakalamışlar. Sonuç olarak formalarımız genel olarak güzel. Ayrıca diğer sezonlar da olmayan ancak bu sezon olan bir ayrıntı var. Gayet büyük bir Türk Bayrağı yer alıyor. - Şampiyon olan ve Türkiye Kupası'nı kazanan takımın formasında bir sonraki sezon Türk Bayrağı yer alıyormuş. Şu an internetten satılan formalar 19 Temmuz tarihinde tüm Fenerium ve Adidas mağazalarında satışa çıkacak. Formaların fiyatları 95 TL! Geçen sezon Mavi, ondan önce Arma, ondan önce Bayrak ... formaları alan ben bu sene ilk olarak 19 Temmuz tarihinde Tek Yıldız formayı alacağım. Daha sonra duruma göre Sarı Kanarya forma da alınabilir.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

3 Saat Gidiş, 3 Saat Geliş, 25 Dk Fenerbahçe



Ne bir şampiyonluk maçı, ne önemli bir deplasman, ne bir derbi. İstanbul'dan, İzmir'den, Kocaeli'den, Sakarya'dan, Ankara'dan, Bursa'dan, Yalova'dan veya Türkiye'nin çeşitli yerlerinden kalkan Pazar sabahını feda eden binlerce Fenerbahçe gönüllüsü Düzce'ye Topuk Yaylası Tesisileri'ne gitmek için yollara düşüyordu. Giderken çok şey beklemiyorlardı. Herkesin ortak bir görüşü vardı. '' Gidelim, futbolculara moral verelim ve taraftarlık olarak bu zor günlerde takımımızı yalnız bırakmayalım. '' İmkanı olup da gerçekten takımı seven, takıma gönül veren herkes sabahtan yollara düşüyordu.


Saat 11 gibi İzmit'te İstanbul'dan gelen münferit Fenerbahçeliler ve Fenerbahçeli Bloggerlar'ın kaldırdığı otobüse binerek yolculuğumuza başlıyorduk. Üzgündük ama gururluyduk. Otobüste Fenerbahçe'nin durumu pek konuşuluyor desem yalan olur. Ara ara tezahuratlar ile gayet normal bir deplasmana gidiyor gibi yolculuğumuz devam ediyordu. Tabii acaba kazanır mıyız? ,  zor maç gibi cümleler de söylenmiyordu.

Bir çok kez durarak, ağır ağır giderek artık son kilometrelere yaklaşıyorduk. Ve bana göre günün en güzel ilk anlarından. Kaynaşlı'dan çıktıktan sonra Bolu Dağı'na döndük ve o an gayet kendiliğinden inanılmaz bir konvoy oluştu. Kornalar, bayraklar, tezahuratlar ile beraber Bolu Dağı'nda hareket ediyorduk. Çevreden anlamsız bakışlar veya alkışlar. İnanılmaz keyiflendik. Otobüste daha coşkulu tezahuratlar yapıyorduk. Ve artık Düzce Topuk Yaylası Tesisleri'ne gitmek için önümüzde sadece 11 kmlik yol kalmıştı. Henüz tesisler yeni bittiğinden yollar berbattı. 2 araç yan yana zor geçiyordu. Ve sonunda tesisi görmüştük. Uzun bir yolculuğun ardından karşımıza güzel bir göl, güzel bir tesis çıkıyordu. Ve etrafta binlerce Fenerbahçe sevdalısı. Tezahuratlar, pankartlar, meşaleler ile beraber yürüyorduk. 

Tesis hakkında bir şey yazalım. Tesisin yeri çok ters. Yolu kötü. İllah yapılır ancak şu an gidecekler gerçekten zorlanırlar. Gece gidemezsiniz. Ayrıca çok tozlu yollardan geçiyorsunuz. Tesis etrafı çok güzel. Ağaçlar, ortada şahane bir göl, şahane 2 tane saha, şahane bir yapı ve müthiş bir manzara. Yazın da güzel olur, kışın çok daha güzel olur. Paranız varsa gidin ve kalın. Öyle gayet mükemmel bir tatil olur. Hem de Fenerbahçe'ye katkınız olur. Ancak öyle git-gel yapılacak bir yer değil gibi geldi bana.


Ve tesiste geçirdiğimiz sadece 25 dakika. Basına tepki tezahuratları, takıma sevgi tezahuratları, Emenike ve Sezer'e destek tezahuratları, Alex'e, Aykut Kocaman'a destek tezahuratları. Futbolcuları mutlu görmenin verdiği mutluluk. Yaktığım meşale.

Aziz Yıldırım'a destek için yaptığımız tezahuratlara bütün futbolcuların ve özellikle yeri futbolcuların gayet net şekilde katkı sağlaması. Karşıklıklı yapılan güzel tezahuratlar. Camia'nın birliktelik mesajları.

Sonuç olarak 3 saat gidiş, 3 saat geliş. Tesiste geçirdiğim zaman sadece 30 dakika. Ama o 30 dakikanın bana verdiği huzur paha biçilemez. Gelen neredeyse herkesin Fenerbahçe forması giymesi, Alex'in, Gökhan'ın, Volkan'ın, Sezer'in mutlu olması, Aykut Kocaman'ın arkadan şapkasının altından mutlu ve gururlu şekilde etrafı izlemesi, futbolcuların taraftarları dakikalarca alkışlaması ve benim yaşadığım mutluluk. Tarifi yok. Taraftarlık gerçekten de paha biçilemez bir şey. Son söz ise ; Ne şampiyonluk günü, ne derbi galibiyeti, hayatım boyunca unutamayacağım ve gururla hatırlayacağım tarih ; 10 Temmuz 2011 !

Beckham, Casillas, Ronaldo ve Donovan


En sol tarafta duran futbolcuyu sevmesem de gerçek yıldız. Diğer 3 kişi zaten hem sahada, hem saha dışında iyiler.

12 Temmuz 2011 Salı

Messi'nin En İyi Milli Maç Performansı


Ev sahibi olduğu Copa America'da istediğini bulamayan Messi ve Arjantin 3.maç kendine geldi. Kosta Rika karşısında etkili bir oyunla kazanmayı başardılar. Agüero 2 ve Di Maria'nın golleriyle 3-0 kazanan Arjantin'de Messi şovu vardı. Kariyerinin en iyi milli maçını oynadı. Asistler, paslar, çalımlar. 9 dakikalık görüntüyü seyredin zaten gerçekten de en iyi maçı olduğunu kabul edeceksiniz.

8 Temmuz 2011 Cuma

Taraftarlık Güzel Şey


Fotoğraf İtalya'dan. Bayern Münih antrenmanını izleyen taraftarlardan bazıları krampon, forma, defter gibi kişisel eşyalarını futbolculara imzalatmak için demirlerin arasından uzatıyorlar. Belki de imzalatamayacaklar. Bir an için oyunculara ve kulübe kırılacaklar ancak bu en fazla 1 saat sürecek. 1 saat sonra yine her şey normale dönecek. Ya da imzalatacaklar ve hayatlarının en mutlu anlarını yaşayacaklar. Gidip ailesine, arkadaşlarına anlatacaklar. O defteri en iyi defteri, o formayı uğurlu forması, o kramponu en güzel kramponu olarak adlandıracak. Belki de bir kaç gün sonra defter kaybolacak, krampon ve formadaki imza silinecek ve gidecek. Ancak hayatı boyunca bu an o insanın aklından çıkmayacak. Takımı şike de yapsa, takımı 5 yese de, takımı sürekli yenilse de o insanlar oraya gidip o formayı, o defteri, o kramponu imzalatmaya devam edecekler. Futbolu neden sevdiğimizi anlatan fotoğraflardan. Orada Bayern Münih taraftarları, başka yerde Milan, başka yerde Real Madrid, burada Fenerbahçe taraftarları .... Renkler değişse de takıma olan sevgi asla değişmez .... Ölene kadar ...

Sezer, Emenike ve Takım Ruhu


0:12 ; Aykut Kocaman'ın '' Bravo beyler '' diye oyuncuları alkışlaması, liderlik vasfını, takım için birlikteliği ortaya yansıtması ve oyuncuları ortama ısındırması ...
0:38 ; Semih'in Sezer'e sanki 40 yıllık arkadaşı gibi sarılması, kafasına vurması ...
1:00 ; Volkan'ın Sezer'e sarılması ...
1:20 ; Alex'in kaptanlık görevini yerine getirmesi ve Sezer'e gayet sıcak bir şekilde sarılması ...
1:28 ; Alex'in Emenike'ye sarılması, kafasına vurması ...
1:40 ; Cristian'ın, Brezilyalı Cristian'ın Sezer'e sarılması, kafasını ellemesi, makara yapması ...
1:50 ; Aykut Kocaman'ın bu sıcak karşılamayı gayet mutlu bir şekilde izlemesi ...
2:32 ; Emre'nin Sezer'e bir abi gibi yaklaşması, halini hatrını sorması ...

Yukarıda kendi adıma gördüğüm güzellikleri yazdım. Çoğu kişi için anlamsız gelebilir ancak bu zor şartlarda takım ruhunun, takım birlikteliğinin ne demek olduğunu gösteren anlardı. Geçen sezon yakalanan müthiş arkadaşlık ortamının hâlâ devam ettiğini görmek de insanı gururlandırıyor ve duygulandırıyor.

İnsan bu ortamı görünce bir an önce liglerin başlamasını istiyor. Bur birliktelik, bu arkadaşlık ve bu samimiyet sürdüğü sürece Fenerbahçe şampiyon olmaya devam eder.

Tribünde söylediğimiz gibi ' Aşığım aşığım sana, doyamıyorum ki sana, neyleyim ben bu hayatı, of of of sen olmayınca KANARYA '' 

7 Temmuz 2011 Perşembe

Zaman Birlik Olma Zamanı


Fenerbahçemiz camia olarak zor günler yaşıyor. Acı çekiyor. Hepimiz acı çekiyoruz. Üzülüyoruz. Geceleri uyuyamıyoruz, Sürekli bu olayların ne olacağını düşünüyoruz. Bütün sezon neler yaşadığımızı düşünüyoruz. Utanmıyoruz ama canımız gerçekten sıkılıyor. Bu işler daha netleşmedi. Netleşince zaten bize bunları yapanlar cezalarını çekerler ve camia'dan silinip giderler. Biz geride kalan milyonlarca Fenerbahçe taraftarı ise Fenerbahçe'ye çok daha güçlü bir şekilde destek vermeye devam edecek. Bundan şüphem yok.

Mali yönden sıkıntı çekecekmişiz diyorlar-diyoruz. Her sene 1 forma alıyorduk, 2 forma alırız.

Statta 30 bin kombine satıyorduk, 40 bin kombine satarız.

Fenerbahçe için maça gidip tezahurat yapıyorduk, daha çok yaparız.

Fenerbahçe için 1 ay önce ne yapıyorsak, 2 ay sonra 2 katı daha çok şey yaparız.

Ve Fenerbahçe formasını geçen sezon büyük bir onurla, gururla taşıyan, terini akıtan, varını yoğunu sahaya yansıtan futbolcularımıza, takımı hazırlayan teknik ekibe, tercümanlara, Aykut Kocaman'a ve emeği geçen herkese destek için Pazar günü Düzce'ye Topuk Yaylası tesislerine gidiyoruz. Futbolcularımızın, teknik ekibimizin, hocamızın yüzünü biraz güldürelebilirsek, sahipsiz olmadıklarını bir kat daha hissettirebilirsek mutlu olacağız.

Eğer sen de biraz önce Alex'in '' Elimden gelse ben de pazar gunü Bağdat Caddesi'nde olurum. Taraftarlara her zaman olduğu gibi teşekkür ediyorum." açıklamasını dinlediysen işini gücünü ayarlayıp ya Topuk Yaylası'na ya da Bağdat Caddesi'ne git. Aşkını haykır. Desteğini ver. Bu zor günde takımı yalnız bırakma.

Bizler Fenerbahçeli bloggerlar olarak da bu organizasyona katılıyor ve Pazar günü saat 10'da İstanbul'dan, Kocaeli'den ve Sakarya'dan katılacak arkadaşlarla beraber Düzce'ye gidiyoruz.

Zaman Birlik Olma Zamanı !



4 Temmuz 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Bayrağının Gölgesi Bize Yeter


Fenerbahçe bayrağının gölgesi bize yeter
Bazen sevinçli bazen kederli
Hayat Seninle Güzel

Kemal Sunal'ı Saygı ve Sevgiyle Anıyoruz


3 Temmuz 2000. Daha dün gibi. Tatile giderken yolda radyodan öğrenmiştim. Sonra mola yerinde tv'den bakmıştım. Çok üzülmüştüm. Tam 11 sene oldu. 11 sene önce bugün Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran Kemal Sunal aramızdan ayrıldı. Herhalde hayatı boyunca Kemal Sunal filmi seyretmeyen insan yoktur. Ya da seyretmeyi geçtim aynı filmi 5'den az seyretmeyen yoktur. Hababam Sınıfı, Salako, Salak Milyoner, Mavi Boncuk, Hanzo, Meraklı Köfteci, Kapıcılar Kralı, Süt Kardeşler, Tosun Paşa, Şabanoğlu Şaban, Çöpçüler Kralı, Yüz Numaralı Adam, Sakar Şakir, İnek Şaban, Avanak Apti, Kibar Feyzo, Umudumuz Şaban, Şark Bülbülü, Korkusuz Korkak, Dokunmayın Şabanıma, Bekçiler Kralı, Gol Kralı, Tokatçı, Şabaniye, Postacı, Çarıklı Milyoner, En Büyük Şaban, Ortadirek Şaban, Atla Gel Şaban, Şaban Pabucu Yarım, Gülen Adam, Garip, Kiracı, Şaban Askerde, Bay Kamber, Propaganda dahil tam 87 film veya dizi performansı. Hiçbirini unutmuyoruz. Hâlâ tv'de gördüğümüz zaman başına oturuyor ve ilk kez izlermiş gibi aynı heyecanla takip ediyoruz. Herhalde yıllar geçse de takip etmeye devam edeceğiz.

Çok Mu Şey İstedik ?


Biz taraftarlar çok mu şey istedik acaba? Sadece maça gidip veya gitmeyip, takımı desteklemek, tezahurat yapmak, üzülmek, sevinmek. Sahada o çubuklu formayı görmek, onunla ağlamak, onunla gülmek. Yenilgilerden sonra arkadaşlarımızın bizi kızdırmasını sevdik ... Galibiyetlerden sonra okula gazete alıp gitmeyi sevdik ... Maç öncesi arkadaşlarla oturup muhabbet edip, Fenerbahçe'yi konuşmayı sevdik ... Çubuklu formayı gururla yıllarca taşıyan Lefter'i ziyaret etmeyi sevdik ... O yüzden şike yaptığımız kesinleşirse bizi en dibe kadar düşürsünler ancak buna neden olan her kim olursa - futbolcu veya yönetici - gereken cezaları alsın. Bizi en büyük zevkimiz, en büyük mutluluğumuz Fenerbahçemiz ile rahat bıraksınlar.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...