Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2019 Cumartesi

Türkiye 2 İngiltere 3 / Ümit Milli Maçı


Türkiye'nin İngiltere karşısında 3-2 yenildiğini zaten bir çok siteden öğrendiniz ya da maçı izlediniz. Ben buraya daha çok kişisel yorumlar ve stat gözlemlerini yazıyorum.

Saat 19:00 gibi stadın önüne vardığımda stat etrafının oldukça kalabalık olduğunu ancak kapıların açılmadığını gördüm. Beklemeye başlamıştım. Bu arada biz tam tribün girişi önünde beklerken iki milli takım yanımızdan stada geldi. Bu arada stada gelişin sadece tek bir yoldan olması nedeniyle ilerde burada gerilimi yüksek maçlarda nasıl bir güvenlik önlemi alacaklar çok merak ediyorum. Hatta geçtiğimiz günlerde Kocaelispor-Sakaryaspor maçı da sırf bu nedenle iptal oldu. Hem Sakaryaspor'u, hem taraftarlarını bu stada getirmek kolay değildi.


Türkiye'yi taşıyan otobüsün bayırda arıza yapıp 2 dakika beklemesi? Gerçekten stat konum olarak çok çok kötü bir yere yapıldı. Evet içi olarak çok güzel ama hem ulaşım, hem hemen yanında bulunan çöp fabrikası nedeniyle oluşan koku nedeniyle insanlar cidden sıkıntı çekiyor. Koskoca Kocaeli'de bu stadın yapılacağı başka yer bulunamadı mı çok merak ediyorum.

Saat 19:50 gibi kapılar açıldı ve stada girmeye başladık. Bu arada girişte herkese federasyon yetkilileri tarafından maçın biletleri dağıtıldı.


Maç köftemizi yedikten, bilet fotoğrafı çektirdikten ve maç atkısını satın aldıktan sonra stada girdim. Bilet dağıtıldığına bakmayın. Biletler sadece sayıyı belirlemek için yoksa kapılar açıktı direkt okutmadan stada girdik. Biletin verilmesinin tek güzelliği koleksiyona eklenmiş olması oldu.

Stada girdiğimde UEFA Alt ve Maraton Alt tribünlerinin dolu olduğunu, diğer tribünlere seyirci alınmadığını gördüm. Maç başladıktan sonra kapılar açıldı sanırım çünkü Maraton Üst tribünün de tamamı doldu. 

TFF sitesinde açıklanan seyirci sayısı 11.500 ancak ben karşılıklı 2 tribünün tamamen dolu olduğunu gözlemlediğim için bu sayının doğru olmadığını düşünüyorum. Belki de dağıtılan bilet sayısı 11.500'dür.

Mücadeleye gelirsek İngiltere çok iyi oyunculardan kurulu bir takım ve istedikleri an pozisyon bulacak ve gol atacakmış gibi oynuyor. Türkiye milli takımı da beklediğimden iyi çıktı. 

Phil Foden. Manchester City oyuncusu. Dün akşam stada gidenler bir kaç sene sonra 100 milyon euro civarı transfer yapacak bir oyuncuyu izlemenin şansını elde ettiler. 2 asist ile tamamladığı maçı 5 asistle tamamlasa kimse şaşırmazdı. Arkadaşlarına sürekli pozisyonlar hazırlıyor, istediği an adam eksiltiyor, ara pasları atıyor. Sahada yapması gereken her şeyi yapıyor. Guardiola gibi bir efsane hocanın elinde olduğunu da düşünürsek Phil Foden için çok başka seviyelere çıkacak demek yanlış olmaz. Yaşı da henüz 19.

İngiltere milli takımında 2 gol atan Edward Nketiah acayip bir golcü. 20 yaşında ve kiralık olarak Leeds United forması giyen oyuncu gol vuruşları yanında ileri üçlünün her yerinde oynama özelliğine de sahip. 2020 Mayıs ayında Arsenal'a geri dönüyor. Üst seviyeye çıkabilecek mi merakla takip edeceğim.

İngiltere forması ile bir başka dikkat çeken oyuncu 6 numara, kaptan Tom Davies. 21 yaşında ve Everton forması giyen Tom Davies maestro gibi yönetiyor takımını.

Reiss Nelson kadar ayaklarına hakim topçu izlemedim. Yine Arsenal forması giyen 19 yaşındaki oyuncu acayip bir yetenek. Bu sezon Arsenal forması ile 2 maça ilk 11 çıkması tesadüf değil.

Diğer dikkat çeken oyunculara bakarsak; 2 numaralı sağ bek Max Aarons, 4 numaralı stoper Trevoh Chalobah, sonradan oyuna giren Manchester United oyuncusu Mason Greenwood ve yine sonradan oyuna giren Liverpool'un forveti Rhian Brewster.

Bizim takıma bakınca ise elbette en çok dikkat çeken oyuncu takımın lideri gibi oynayan ve bunu her saniye belli eden Berkay Özcan. 45.dakika sakatlanarak çıkana kadar çok iyi işler yaptı. 2 numaralı sağ bek Mert Müldür boşuna Sassuolo'ya transfer olmamış. Maç boyunca sağ kanatta faydalı işler yaptı. Golünü de attı. 7 numaralı Doğukan Sinik bana göre takımın en iyi oyuncusuydu. Antalyaspor'un 20 yaşındaki futbolcusu sol açık ve sağ açık mevkilerinde oynayabiliyor. Çok yakında bir büyük takıma transferini duyabiliriz. 16 yaşındaki Ravil stoper olarak, 11 numaralı Ahmet Kutucu sağ açık olarak ve 4 numaralı Hüseyin Türkmen stoper olarak diğer dikkat çeken oyunculardı.

Altay daha çok genç ama bu hataları yapmamalı. Elbette tek bir maç nedeniyle yüklenmek doğru değil ama çok top sektiriyor, topları rakiplere atıyor, yan toplarda boşa çıkıyor. Umarım bunu düzeltir.

Milli takım iyi bir jenerasyon yakalamış. Nereye gideceklerini merak ediyorum. Bu arada İngiltere bu kadroyla Avrupa Şampiyonası'nın şampiyonluk adaylarından olur.

Tribünler iyiydi, genel olarak Türkiye tezahüratı yaptılar. Ancak bir klasik olarak ev sahibi olduğu için kendi takımlarına da tezahürat yapmaktan vazgeçmediler. Acaba merak ediyorum diğer ülkelerde de ev sahibi takım taraftarları kendi takımlarına tezahürat yapıyor mu? Bunu araştırmak lazım.

İngiltere ısınırken tüm takım, antrenörler halinde saha içindeyken bizim takım aynı şekilde ısınmıyor. Tüm antrenörlerin kulağında kulaklıklar, ellerinde notlar gayet profesyonel şekilde işlerini yaparken bizim ekip aynı şeyi gösteremiyor. Mesela oyuncu ısınmaları esnasında 3'er oyuncu antrenör tarafından ısındırılıyor. Bizim antrenör durup maçı izliyor, oyuncular kendileri ısınıyor. İngiliz antrenör ise her saniye oyunculara direktif veriyor.

Yine ufak bir başka detay. Su molalarında bizim takım kenara gelirken kenardan plastik şişelerle sular yağıyor. İngiltere takımına ise suluklarla direkt elden veriliyor. Hatta bu anın fotoğrafını da ekleyeyim.


İngiltere'nin kadro dışında yer alan oyuncuları tribünde yanımızda oturuyordu ancak ben hiçbirini tanıyamadım. Yine de simaları az çok kafama yerleştirdim. Fotoğraflarını da çektim. Daha sonra bakacağım.

Tribünlere Türk bayrakları konulması iyi olaydı.

İngiltere oyuncularının maç sonrası formaları top toplayıcılara vermesi, oyuncularının ısınırken gelip tribünlere fotoğraf çekilmesi güzel detaylardı. En neşeli oyuncu ise Rhian Brewster. Tribünlerle en çok o ilgilendi.

Maç sonunda takım soyunma odasına giderken takımı ısrarla çağıran, tüm tribünlere götüren, tribünleri alkışlayan ve eldivenlerini top toplayıcı çocuğa veren Altay Bayındır'dı.

Ulusal marşlar anında ''Ne kalkacağım ayağa İngiltere marşında'' diyen insanlarımız...

Cuma 20:45 Türkiye-İngiltere, Cumartesi 19:00 Kocaelispor-Fethiyespor. Zemin kaldıracak mı merak ediyorum.

Sonuç olarak bu statta izlediğim en kaliteli maç, en iyi futbolcuların olduğu maç, en gollü maçı geride bıraktım. Umarım bu kalabalık, bu iyi organizasyon sonrası yakın bir zamanda tekrar milli takımı burada izleme şansı elde ederiz. Belki de A Milli Takım maçı verilir.

3 Eylül 2019 Salı

Kocaeli'de Ümit Milli Maçı


Kocaeli'de en son izlediğim milli maç 2008 yılında İzmit İsmetpaşa Stadyumu'nda oynanan Türkiye-Şili hazırlık maçıydı. O gün tamamen dolu tribünler önünde oynanan maçı Türkiye 1-0 kazanmıştı. O gün Şili forması ile kaleci Bravo, Vidal, Alexis Sanchez gibi isimleri izleme şansı yakalamıştım. Şili'nin teknik direktörü de Marcelo Bielsa'ydı. 

Aradan geçen 11 sene ve bu kez Kocaelispor'un yeni stadında Ümit Milli maçı oynanacak. 2021 U21 Avrupa Şampiyonası eleme maçında rakip İngiltere. Açıkcası maçın oynanacağını gördüğüm ilk an hemen kadrolara baktım ve bu sezon Premier Ligin ilk 6 takımının ilk 11'lerinde oynayan ya da kadrosunda olan oyuncuların geleceğini görsem de daha sonra resmi kadro açıklanınca oyuncuların form durumları ve yaşları sebebiyle artık A Milli takıma geçtiğini gördüm. Yine de Kocaeli'de geleceğin yıldız adaylarını izleme şansımız olacak.

Türkiye forması ile Altay, Berkay Özcan, Atalay Babacan, Ahmed Kutucu, Halil İbrahim Dervişoğlu, Orkun Kökçü gibi isimleri izleme şansımız olacak. Açıkcası diğer oyuncular arasında da iyi isimler varsa onları da izleyip görmüş olacağız.

İngiltere kadrosu ise yine heyecan verici. Bir çok oyuncu Premier Lig takımlarının ilk 11'lerinde şans buluyor. Aaron Ramsdale, Max Aarons, Ben Godfrey, Todd Cantwell, Tom Davies, Phil Foden, Morgan Gibbs-White, Dwight McNeil, Oliver Skipp, Joe Willock, Mason Greenwood ve Reiss Nelson gibi isimlerin büyük kısmı bu sezon oynanan 4 maçta da oynadı. Bugünün geleceği parlak oyuncuları, yarının yıldızları olabilir. 

Arsenal, Chelsea, Manchester United, Tottenham, Manchester City, Liverpool gibi takımların oyuncularını izleyeceğiz.

Mücadele 6 Eylül 2019 Cuma sat 20:45'de başlayacak ve A Spor'dan canlı yayınlanacak.

Stada girişler ücretsiz. Bu önemli nokta.

Bir kaç sene sonra ''Ben o oyuncuyu canlı izlemiştim.'' demek bir insanı mutlu edebilir. Cuma akşamı işi gücü olmayan Yeni Kocaeli Stadyumu'na doğru gelsin. Ben orada olacağım.


7 Ekim 2016 Cuma

Emre Mor ve Türkiye-Ukrayna Maçı


Bir Emre Mor gerçeği var. 1997 doğumlu bu futbolcu varlığından haberdar olduğumuz ilk günden beri her izlediğimiz an bizleri şaşırtmaya, heyecanlandırmaya devam ediyor. Ukrayna maçı da o anlardan biriydi.

Mücadelenin ilk dakikasından son anına kadar topu ayağına aldığı bir çok an olumlu işler yaptı. Çalımları, hızı, top sürüşü, top hakimiyeti ile beraber bizleri tv karşısında keyiflendirdi ve heyecanlandırdı. Zaman zaman gereksiz çalımlar, gereksiz driplingler yapsa da bunların da zamanla ortadan kalkacağını düşünüyorum. Emre Mor bu kadar genç yaşta takımın en büyük oyuncularından birisi olup maçın kaderini değiştirmesi için tüm takım arkadaşlarının desteğini de almış durumda. Maç sonrası Hakan Çalhanoğlu'nun ''Topu Emre'ye atıp bir şeyler yapmasını istiyoruz.'' tarzı açıklaması da bunu bizlere gösteriyor. Emre Mor şu an çok iyi durumda, daha da iyi olacak. Bu çalım yeteneğine asist yeteneğini eklediği zaman, pasları zamanında atabilme özelliğini eklediği zaman, karar verme yeteneğini kazandığı zaman zaten dünya futbolunun en iyi oyuncularından birisi olacak. Yıllardır Türkiye'de biz böyle bir yerli oyuncu izlemedik. Biz kimseye ''Dünya çapında yıldız olacak.'' demedik. Emre Mor için diyoruz.

Emre Mor ile ilgili tek sıkıntı var. Bu maç çok kez gördüğümüz itirazları. Emre Mor gibi bir futbolcu gerekli-gereksiz her an hakeme itiraz etmemeli. Messi'nin kariyerininin ilk gününden bu yana sert fauller yapıldığında bile asla itiraz etmediğini, sadece saha içinde topa konsantre olduğunu ve bu sayede çok daha olumlu şeyler yaptığını biliyoruz. Emre Mor için de aynı şeyler lazım. Her pozisyon hakemin dibinde bitip hakeme itiraz ederek Emre Mor hiçbir şey kazanmaz. Bu konuda hem Dortmund hem de Türkiye yetkililerinin uyarı yapması gerektiğini düşünüyorum. Emre Mor'u biz diğer futbolcular gibi görmek istemiyoruz. Emre Mor'u saha içinde olumlu şeyler yaparken görmek istiyoruz.

Türkiye 2-0 geriye düştüğü maçta Ukrayna ile 2-2 berabere kaldı. 1 puan mı kazandık, 2 puan mı kaybettik sorusuna tam olarak cevap veremeyiz. İlk yarı oynanan kötü futboldan sonra 2.yarı yapılan doğrular, oyuncuların daha konsantre olması güzel şeylerdi. 0-2'den 2-2'ye gelmek hatta 3-2'yi kaçırmak önemliydi. Artık grupta özellikle evimizde puan kaybetme lüksümüzün kalmadığını düşünüyorum. Deplasmanda alınacak ekstra bir galibiyet ise grupta tekrardan ciddi şekilde iddialı konuma gelmemizi sağlayabilir. İzlanda deplasmanı bunun için ilk fırsat. Milli takımın Rusya'ya olmasını çok istiyoruz o yüzden bu takımı yürekten destekliyoruz. 

18 Kasım 2015 Çarşamba

Saygısızlık


Trafikte, sokakta, toplu taşımada, bakkalda, eczanede, kasapta, yolda kısacası hayatın her yerinde insanlara saygısız davranan toplumdan stadyumda yapılan saygı duruşuna saygı beklemek hayal olur. O stadyum ülkenin % 70'ini temsil ediyor. Bizim gerçeğimiz tam olarak bu.

2 Eylül 2015 Çarşamba

Potansiyel


Davet edilenler-edilmeyenler konuşulmaya devam etsin ben uzun yıllardır bu kadar potansiyelli milli takım görmedim. Ya da özellikle potansiyel var diye yıllardır izlediğimiz isimlerden dolayı büyük beklenti içine girdik. Caner, Şener, Mehmet Topal, Arda, Selçuk, Hakan, Burak gibi kimsenin ilk 11 oynamasına itiraz etmeyeceği 7 isim. Bunların yanında Ozan, Alper, Volkan, Gökhan, Yasin, Mehmet, Oğuzhan gibi çok şey beklenen isimler. Yarın akşam Türkiye'nin Letonya ile oynayacağı maçı büyük bir merakla bekliyorum. Umarım kazanırız ve Avrupa Şampiyonası yolunda önemli bir adım atarız. Yoksa bir çok kez yazdığım gibi şu müthiş jenerasyona yazık olacak.

28 Mart 2015 Cumartesi

Milli Hesaplar


Gecenin bu saati oturmuş Türkiye gruptan çıkar mı çıkamaz mı hesapları yaptığıma göre benim içimde hâlâ milli takıma karşı bitmeyen bir sevgi var. 

Milli takımın Euro 2016'da olmasını çok istiyorum. Yazın yaşayacağımız heyecan, arkadaşlarla buluşup maçları izlemek, 2008'de olduğu gibi kendimizden geçmek, keyif almak, mutlu olmak. Yakaladığımız müthiş oyuncu jenerasyonunun bir büyük turnuva daha oynamasını istemek. Gökhan, Arda, Caner, Mehmet, Gökhan Töre, Burak Yılmaz, Volkan, Selçuk İnan, Hakan, Mehmet Ekici, Olcay, Alper, Umut gibi oyuncuların bir büyük turnuva oynaması başta kendileri daha sonra ülke futbolu ve tabii takımları adına çok önemli. Belki de bu sayede kariyerleri açısından çok başka bir noktaya gelecekler.

Ancak işler ne onların istediği gibi ne de bizim istediğimiz gibi gitmiyor. Milli takıma karşı zaten sürekli azalan ilgi yaşanan futbol dışı olaylardan dolayı daha da azalıyor. İnsanlar artık iyice milli takımlardan soğudu. En son hangi milli gole ayağa kalkarak sevindiniz sorusunun cevabını hatırlayan var mı? İnsanlar milli takıma neden bu kadar soğudu bunun da oturup incelenmesi lazım. Gerçi Fatih Terim yüzünden Fenerbahçeliler, Volkan'ın forma giymesinden dolayı Galatasaraylılar belki de şimdi Emre'nin milli takımda olmasından dolayı Beşiktaşlılar desteklemiyorlar. Ya da hiç alakasız başka sebepler. Hatta desteği geçtim rakip takımların gollerine sevinen ciddi bir kitle var. Tabii o kitlenin işine geldiği zaman nasıl milli duygulardan ve milliyetçilikten bahsettiğini de söylemeden geçmeyeyim.

Gelelim mevcut duruma. Berbat başladık. 3-0'lık İzlanda mağlubiyeti. Kimsenin beklemediği bir yenilgi. Daha sonra evimizde yine beklemediğimiz bir Çek Cumhuriyeti yenilgisi. İki rakibimize karşı alınan 2 yenilgi. Gerçekten olacak şey değil. Daha sonra yine beklemediğimiz ve çok kötü oynadığımız Letonya deplasmanı. 1-1 döndüğümüz Letonya deplasmanı sonrası zaten grupta iyice alt sıralarda kaldık. Kasım ayında son maçta ise Kazakistan karşısında kazanıp biraz olsun geleceğe umutla bakmaya başladık.

Şimdi bu akşam Hollanda ile oynuyoruz. Bana göre kaybedeceğiz. Ancak gruptan çıkabilecek miyiz bunu diğer maçlar gösterecek. Tabii ben yazmadan önce söyleyeyim. Gruptan çıkamayacağız.

Tüm rakipleri yendiğimizi düşünüp sadece 1 maça yenilgi veriyorum ama yine de kurtarmıyor. 4.oluyoruz.

Yaptığım tahminlere göre şöyle bir şey bekliyorum. Hatta bana göre Türkiye'ye ekstra galibiyet bile verdim diyebilirim. Türkiye 6 maçta 5 galibiyet alamaz.


Öncelikle illah beraberlik çıkar ama beraberlik vermedim. Öyle düşündüğüm maçları ev sahibi lehine ya da güçlü lehine 3 yaptım. Gözüktüğü gibi Türkiye'nin kalan 6 maçında 5 galibiyet alacağını söylediğim halde bile puanımız sadece 19 oluyor. Çek Cumhuriyeti 6 maçta 3 galibiyet alsa bile 21 oluyor ve bizi geçiyor. Zaten evinde oynayacağı Letonya ve Kazakistan maçlarına direkt 6 dersek 4 maçta da 1 galibiyet alırsa Çek Cumhuriyeti bizim üstümüzde bitirmeyi garantiliyor. Ayrıca zaten Çek Cumhuriyeti-Türkiye maçında bile Türkiye kazanır dedim. O da çok ama çok zor. Gelelim İzlanda'ya. Onların da bizimle oynayacağı maça 0 dedim. Yine de 2 kazakistan ve bir Letonya maçları kazanmaları zor değil. Yine de bir ihtimal 3 galibiyet alırlarsa ve biz de onları yenersek belki de onları geçme şansımız doğabilir. Ancak bunun ne kadar zor olduğunu herkes biliyor. Ve Hollanda'ya geldik. Artık hata yapacaklarını düşünmüyorum. Grubu lider bitirirlerse şaşırmam. Bunu oynadıkları futbola göre değil, tarihlerine bakarak söylüyorum. Gerçi bu akşam kazanırlarsa devamında o moralle Letonya deplasman galibiyeti ve İzlanda galibiyeti derken 3 maç sonra grupta liderlik hesapları yapmaya başlarlar. Hollanda'nın da bizimle oynayacağı maça 0 yazdım. 

Türkiye İzlanda, Çek Cumhuriyeti ve Hollanda'yı 1 maçta yenecek. Ama yine de gruptan çıkması mümkün gözükmüyor. Artık Kazakistan ve Letonya'nın rakipler karşısında sürpriz yapmaları gerekiyor. Yoksa böylesine bir jenerasyon ve bizler bir turnuvayı daha evimizde başka bir ülkeyi destekleyerek izlemek zorunda kalacağız.


Averaj hesabı yok.

Yine de her şeye rağmen Türkiye bitti demeden bitmez. En azından ülkenin belli bir futbol sistemi ve futbol düşüncesi olmasa da bunu söyleyebiliriz. Fatih Terim de böyle anları daha çok sever. Hollanda maçı yenilgisinin de hiçbir şey farkettirmeyeceğini söyleyelim.

15 Kasım 2014 Cumartesi

Türkiye 0 Brezilya 4 / Futbolun Güzellikleri


Türkiye-Brezilya maçının oynanacağını duyduğum an ilk söylediğim cümle ‘’Oooo Neymar geliyor, kesin gitmek lazım.’’ Evet, çünkü Neymar tek başına bile maça gitmek için büyük bir sebep. Dünyanın sayılı futbolcularından, hatta bana göre en iyi ilk 5 futbolcusundan birisi. Brezilya takım olarak seyredilir zaten de Neymar işin ekstra boyutu.

Bu kadar istek olmasına rağmen hayatın akışı nedeniyle ve milli takıma olan ilgiden dolayı biletler bitmez, maç günü gişeden alırım diyordum. Öyle olmadı, biletler bitti, biletsiz kaldım. Daha sonra twitter’dan bir abi sayesinde hem de Maraton Alt tribün bileti buldum. Artık maça gitmek, Neymar’ı izlemek için her şey hazırdı.

İzmit’ten büyük merakla, büyük bir zevkle yola çıkıyorduk. Trafik, berbat otobüs yolculuğu heyecanımızı alamıyordu. Saat 20:10 gibi stadın yanında biletlerimizi alarak tribüne girdik.

Passolig saçmalığından dolayı bu sezon dolu görmediğimiz Şükrü Saracoğlu’nun dolu halini görmek bizi mutlu etti. Ayrıca Şükrü Saracoğlu’nun dolu olduğu zamanlar nasıl bir atmosfere büründüğünü de net şekilde gördük.

‘’Sayın sporseverler biletinizde belirtilen numaraya oturunuz, aksi takdirde en yakın güvenlik görevlisinden yardım isteyiniz.’’ Anonsu bizim için yapılmış. Maraton Alt I blok biletimiz olmasına rağmen E blok’a geçtik ve tam ortasaha çizgisi hizasında locadan maç izledik – hemen kafamızın üstündeki ekranlardan pozisyon tekrarlarını bile izledik - . Maçı İzmit’ten bir arkadaş, Sadettin Saran ve Acun Ilıcalı ile yan yana izledik. Yerimiz o kadar iyi yani…

Ve mücadele’ye geçelim; Brezilya Almanya karşısında aldığı hezimetten sonra artık çok daha iyi bir takım olduğu gerçeğini oynadıkları ilk hazırlık maçlarında görmüştük zaten de doğal olarak ilk kez canlı görmüş olduk. Özellikle tribün açımızdan dolayı – hayatımda izlediğim en iyi açılı Kadıköy maçı -  ilk yarı Filipe-Oscar kanadının akışlarını, 2.yarı Danilo-Willian kanadının akışlarını çok net şekilde, çok büyük bir keyifle takip ettik. Hayran olduk.

David Luiz çok büyük oyuncu be. Keşke aynı stadyumda çubuklu forma ile izleyebilme şansımız olsaydı.

Tribünler ; Tribünlerde gayet iyi bir seyirci vardı. İyi bir futbol takımı geliyor diye herkes heyecanla stada koşmuş, iyi hareket olduğunda tribünden çıkan sesi herkes duymuştur. İyi pas atana alkış, iyi hareket yapana bravo, iyi gol atana tezahurat. Neymar attığı 2.golden sonra çılgınca alkışlandı, tezahurat yapıldı. Gelen kitle sahada muazzam işler yapan bu 22 yaşındaki adama adeta teşekkür ediyordu. Yoksa kimsenin milli takım düşmanlığı yaptığı – yapanlar var – yok. Ayrıca evet o formanın hakkını vermeyenler yuhalanır. Artık insanlar Türk milli takımından da bir şeyler görmek istiyorlar.

Türkiye-Brezilya maçı hayatımda izlediğim en iyi maçlardan, Neymar hayatımda şu ana kadar stadyumda izlediğim en büyük oyuncu olarak kişisel tarihime geçti. Yıllar sonra Neymar çok daha büyüdüğünde ‘’Bu adamı stadyumda izlemiştik.’’ diyebilmek de keyifli olacak.

16 Ağustos 2012 Perşembe

2012/2013 Sezonu Cezaları


Sezon başlar başlamaz cezalar da başladı. Buraya yazalım da sezon boyunca kim ne sebeple nasıl ceza alıyor değerlendirelim. 

16.08.2012 Kararları

Galatasaray taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 75.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına ... Sahaya atılan meşaleler, 2 kere duran oyun ve küfürler, sezonun devamında cezalar bu şekil devam ediyor mu, etmiyor mu göreceğiz. 


GALATASARAY A.Ş. sporcusu ENGİN BAYTAR'ın, müsabaka hakemlerine ve taraftarlara yönelik sportmenliğe aykırı hareketi ve ihraç sonrası müsabaka hakemine yönelik saldırısı nedeniyle takdiren 11 RESMİ MÜSABAKADAN MEN ve 20.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına ... Engin net kırmızı yedi, sonra hakemi bir dövmediği kaldı. Daha önceki cezalara göre çok olsa da, normali bu. Sezon devam ettikçe verilecek cezaları görür, Engin'e haksızlık mı yapıldı, kıyak mı geçildi bakarız. 

FENERBAHÇE A.Ş.'nin, 12.08.2012 tarihinde oynanan GALATASARAY A.Ş. - FENERBAHÇE A.Ş. Süper Kupa müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 15.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına ... Fenerbahçe tribünleri de meşale yaktı. Küfür de olmuştur. 15 bin tl'lik. Normal ceza.
 FENERBAHÇE A.Ş. teknik sorumlusu AYKUT KOCAMAN'ın, müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle takdiren 10.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına ... Aykut Kocaman Caner'e güvenerek hakeme bir şeyler söylemiş. Karar ne olursa olsun Fenerbahçe teknik direktörü hakem ile diyaloğa girmemeli. 

TRABZONSPOR A.Ş.'nin, 13.08.2012 tarihinde kulüp resmi internet sitesinde yer alan sportmenliğe aykırı açıklamalar nedeniyle takdiren 50.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına ... bu açıklamaları cidden bilmiyorum ama sert olacakki ceza verilmiş.

TRABZONSPOR A.Ş. başkanı SADRİ ŞENER'in, 13.08.2012 tarihinde kulüp resmi internet sitesinde yer alan sportmenliğe aykırı açıklamalar nedeniyle takdiren 21 GÜN HAK MAHRUMİYETİ ve 15.000-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına ... bunun da ne dediğini bilmiyorum.

Sezonun ilk resmi maçı sonrası verilen cezalar böyle. Sezon ilerledikçe yazmaya devam ederiz ...

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Milli Takımın Önü Açık


Mert Günok : Fenerbahçe
Bekir İrtegün : Fenerbahçe
Serdar Kurtuluş : Gaziantepspor
Ömer Toprak :  Bayer Leverkusen
İsmail Köybaşı : Beşiktaş
Arda Turan : Atletico Madrid
Nuri Şahin : Real Madrid
Emre Belözoğlu : Atletico Madrid
Sercan Saraer : Greuther Fürth

Tunay Torun : Hertha Berlin
Umut Bulut : Toulouse

Bulgaristan karşısına çıkan ilk 11 oyuncuları ve oynadıkları takımlar. Güzel günler yakında ...

13 Ekim 2011 Perşembe

Euro 2012 Play-off Kuraları


2012 Avrupa Şampiyonası play-off kuraları bugün çekildi. Portekiz çıkar diyordum ancak Hırvatistan çıktı. 2008'den kalan Rövanş. En azından Hırvatlar için. Semih oynasın kabus gibi çökelim 2.defa. Tehlikeli takım oldukları gerçeği var ancak bizim de ben iyi performans göstereceğimize inanıyorum. İlk maç 11 veya 12 Kasım Türk Telekom Arena'da. Rövanş büyük ihtimalle Zagreb'de 15-16 Kasım tarihlerinde. İnşallah İstanbul'da oynayacağımız maç tribünde olurum. Dualar milli takım ile beraber.

12 Ekim 2011 Çarşamba

Euro 2012'ye Son 2 Maç


Öyle ya da böyle artık önümüzde sadece 2 maç kaldı. Portekiz, Çek Cumhuriyeti, İrlanda Cumhuriyeti, Hırvatistan, Karadağ, Bosna Hersek ve Estonya'dan birisi ile eşleşeceğiz ve iki maç oynayacağız. Rakiplerimiz seri başı olmama durumundan büyük ihtimalle Portekiz, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti ve İrlanda Cumhuriyeti'nden biri olacak.

Grup kuraları Perşembe günü 14:00'de çekilecek. İlk maçlar 11-12 Kasım, rövanşları 15 Kasım'da oynanacak.

Kötü oynadık, iyi oynadık, kötü kadrolar kurduk, iyi kadrolar kurduk, Hiddink iyi, Hiddink kötü, Oğuz iyi, Oğuz kötü, maçlar neden orada oynanıyor, maçlar iyiki orada oynanıyor gibi yüzlerce, binlerce yorum. Deplasmanda Kazakistan'ı 3-0 yendiğimiz maçla başlayan eleştiriler, Azerbaycan'ı 1-0 yendiğimiz maç ile sona erdi. Hatta sona ermedi, hâlâ devam ediyor-edecek.

Tüm bu eleştirilere eyvallah tamam ama inşallah Euro 2012'ye gideriz. Hakederek ya da haketmeyerek yazın Haziran ayında Türkiye'yi Avrupa Şampiyonası'nda seyretmek çok güzel olur. Ülkenin de buna ihtiyacı var.

8 Mayıs 2011 Pazar

Formula 1 Yolculuğu


2005 yılında ilk Formula 1'e görevli - hakem - olarak gitmiştim. Bu sene de görevli olarak gidecektim ancak bir sorun çıktı ve görevli olamadım. 2005 yılı Formula 1'in Türkiye'de ilk yapıldığı yıldı. İnsanlar büyük heves içindeydi. Yıllarca tv'den seyrettiği pilotları izleme, o çılgın motor sesini duyma ve heyecana ortak olma gibi şansları vardı. Aslında çokta azımsanmayacak bir kitle tarafından yerinde takip edildi. Ve inanılmaz şekilde reklamları yapıldı. Televizyon kanalları bütün gün reklamını yaptı, canlı bağlantılar yaptılar. Ayrıca Sultanahmet şovu, Boğaz Köprüsü şovu gibi şovlar ve gösteriler yapıldı. İlgiyi  arttırmak için tüm Türkiye gayret gösterdi. Yarış da iyi oldu.

Ancak seneler geçince ilgi bitti. Hem piste giden seyirci sayısında, hem de reklam yapma boyutunda ciddi bir düşüş oldu. İnsanlar değil yerinde yani İstanbul Park'ta izleme, tv başında bile izlememeye başladı. Sadece gerçek Formula 1 severlere kaldı.

Ve 2011 senesi geldi. Formula 1'in son kez yapılacağı açıklanan sene. İnsanların bir kısmı '' Giderse gitsin, banane '' derken, bir kısmı da '' Gidince herkes pişman olacak '' demeye başladı. Tabii bu arada pistin Formula 1 bittikten sonra ne amaçla kullanılacağı hakkında projeler başbakana çıkmaya başladı!

Ülke alarak alınmadan önce büyük çaba harcadığımız organizasyon elimizden belli bir ücreti vermediğimiz için elimizden kayıp gidiyor. Amerika, Rusya gibi ülkelerin bu organizasyonu almak için nasıl bir çaba harcadığı düşünülürse nasıl bir şeyi kaçırdığımızı daha sonra anlayacağız. Ancak o zaman da iş işten geçmiş olacak.

Yarın ben de 2005 yılında yapılan ilk yarıştan sonra 2011'de yapılan son yarışa gidip yerinde bu şahane sesleri, bu müthiş heyecanı göreceğim. 7 sene boyunca yapılan organizasyonu 2 kere izlemiş olmak benim ayıbım olsa da insanların hiç gitmediğini düşününce benim 2 kere gitmiş olmam gayet önemli bir şey. 

İstanbul Park ve yarış hakkında tüm detayları döndükten sonra blogda yayınlarım. Tabii fotoğraflar ile birlikte.

12 Ekim 2010 Salı

Azerbaycan 1 Türkiye 0


4-4-2, 4-3-3, 3-5-2 diye girilmez, sahaya çıkan kadro yanlış denilmez, Hiddink hatalar yaptı denilmez. Emre kötü oynadı, Özer yokları oynadı, Hakan berbat oynadı, Gökhan Gönül kötü oynadı, Volkan yine hatalı gol yedi, Hamit uğraştı, Tuncay iyice dibe batıyor, Semih gol atmayı unutmuş denilmez. Eğer ki sen Türkiye'sen ve 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası'na gitmek istiyorsan Azerbaycan'ı sahaya hangi ilk 11 çıkarsa, hangi hoca maça hazırlarsa, hangi şartlarda oynarsan yeneceksin. Yenemiyorsan bir sonra ki turnuvayı evinde izlersin. Gerçekten çok acı bir durumdayız ve daha da kötüye gidiyoruz ...

9 Ekim 2010 Cumartesi

Almanya 3 Türkiye 0 / Yapılmaması Gerekenler



- Sen bütün hafta takımı değerlendireceğine, Almanya maçını düşüneceğine gidipte Mesut neden gitti ? Mesut gol atacak mı ? Mesut gol atarsa sevinecek mi ? Milli marşımızı okuyacak mı ? Mesut neden böyle yaptı ? Neden şöyle yaptı ? sorularıyla haftayı geçirirsen ... Üstelik bunları futbolcular bile yaparsa ...

- Sahaya takımlarında oynamayan oyuncular ile , Özer Hurmacı Fenerbahçe'de oynamıyor , sonradan oyuna giren Semih, Sercan ve Tuncay ile çıkarsan ...

- Oyuncular yanlış yerlerde oynarsa. Sabri sol kanatta , Hamit sol açıkta oynadı. Nuri de olmaması gereken yerdeydi ...

- Mücadele'ye çıkan ilk 11'i geçtikten sonra hangi zihniyetle çıktığımıza bakarsak herhangi bir isim koyamazsın ... Hücum oynamak için mi çıktık ? Savunma yapmak için ? İkisi de değil . Sadece sahaya çıkık. Genelde olduğu gibi. Anlık ve bireysel yetenekler ile maçı kazanmaya çalışacaktık. Taraftar gazı da olabilir. Ya da rakibin hataları. Öyle olmayınca ...

- Almanya gibi çok yetenekli oyuncular olmasa da ne yaptığını bilen oyuncular var. Bir de üstüne üstlük golü koklayan Klose, takımı yöneten Mesut ve Muller gibi 3 oyuncu olursa işler daha kolay oluyor. Bu takım ki zaten İngiltere ve Almanya'ya 3 ay önce peş peşe 4'er tane atabilecek bir takım. Ayrıca bugün çok iyi oynamadı diyoruz ve 3-0 bitiyor maç. 8-9 tane gol pozisyonu da cabası olursa ...

- Maç boyunca 2 pas yapamazsan, gol pozisyonunu giremezsen, ne oynadığını bilmezsen ...

- Yaklaşık 1-2 sene önce kararını veren ve Almanya milli takımını seçen Mesut Özil'i - çok muhteşem oyuncu olduğu için - bütün maç ayağına top gelince alkışlayan taraftarların olursa ...

Yenilmeye mahkumsun. Hatta yenilmek değil ne yazık ki ezilmek ...