Inception Yoğurtçu Parkı. Hastasıyız.
Yoğurtçu Parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yoğurtçu Parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ocak 2016 Çarşamba
24 Temmuz 2015 Cuma
Bir Kare, Bol Güzellik
Son zamanlar gördüğüm en güzel fotoğraf. Sol üst köşede en çok mutlu olduğumuz, içinde olmak için her türlü prosedüre ayak uydurduğumuz, güldüğümüz, ağladığımız Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu. Biraz altında yeşil şerit olarak gözüken, ağaçların bol olduğu, mangallar yaktığımız, takımı kurtardığımız, efsane muhabbetler ettiğimiz, yediğimiz, içtiğimiz Yoğurtçu Parkı. Bu sene yine her maç öncesi erken saatlerde Yoğurtçu Parkı'nda olacağız yine oradan stada Okul Açık'a geçeceğiz. Salı günü başlıyoruz...
26 Mart 2015 Perşembe
Fenerbahçe 1 Beşiktaş 0 / Radyodan Derbi # 2
Fotoğrafta gözüktüğü gibi ''Bize hep Okul Açık'' ya da ''Bize her yer Okul Açık''.
Meseleye keşke en başından beri böyle yaklaşsak ve passolig'e karşı gerçekten bir duruş sergilesek-sergileyebilseydik. Sezon başında passolig yok diye kombine almış bir Fenerbahçe taraftarı olarak kulüp passolig'e imza attıktan sonra maçlara gitmeme kararı alabilirdim. Daha önce defalarca yazdığımı bir kez daha yazayım. Hayatta bir çok şeyden vazgeçebiliyoruz ama stattan ve Fenerbahçe'den vazgeçemiyoruz. Ne olursa olsun bir şekilde yolumuzu stada çeviriyoruz. Tribüne kupa getirmeyen futbolcular, Alex tezahuratı yaptığımız için direkt bize olmasa da bizim tribüne doğru hakaret eden kulüp başkanı, taraftar gruplarına karşı engeller, yaptırımlar olmasına rağmen koyun gibi yine o stadyuma gidiyoruz ya bu da bizim hatamız işte. Gerçi bu sebeplerden dolayı stada gitmeme kararı almak da var, bir kişi yüzünden neden stadı terkedeyim, maça giderim demek de var.
Galatasaray maçında olduğu gibi Beşiktaş maçında da parkta radyodan maçı dinleyecektik. Gerçekten büyük heyecan oluyor. Tavsiye ederim herkese. Bu sefer biraz daha kalabalık, daha organize şekilde parktaki yerimizi aldık.
Saat 15:00 gibi yanan mangal saat 22:00'de söndü. Yemek ihtiyacımızı kendimiz parkta karşıladık. Üşüyünce yaktığımız ateş ile ısındık. Mücadelenin ilk dakikasından son dakikasına yine büyük bir heyecanla maçı radyodan dinlemeye çalıştık.
Yoğurtçu Parkı sabahına dönelim. Sürekli burada veya twitter'da park güzellemeleri yapıyorum ama hakediyor. Cidden hayatımda en mutlu olduğum yerlerin başında geliyor. Tek ben değil, herkes mutlu. Herkes park olayına başka bakıyor. Ne telefona, ne saate, ne de haberleşmeye gerek olmadan maç günü potaların oradaki banka gelen arkadaşlarımız ile buluşuyor muhabbetimizi ediyor maç saatini bekliyoruz. Bu hafta yine müthiş bir kadro ile bunu gerçekleştirdik.
Mücadeleyi radyodan dinledik ve yine kazandık. Galatasaray maçı ve Beşiktaş maçı. 6 puan. Gol yemeden alınan 2 galibiyet.
Yoğurtçu Parkı'nın uğuru.
Gol anı ; Maç sonrası İzmite gideceğim için arabayla giden arkadaşım ile beraber 89.dakikası arabaya doğru hareket ettik. Tam arabaya binecekken gol sesi geldi, sevindik falan ama arkadaş gol falan diyor, ben inanmıyordum. Şaşkınlık var. Hemen arabaya binip radyoyu açtık ve golü tescil edip bir kez daha sevindik. Yine de bir daha maç bitmeden parktan adımımı atmam.
Radyo > Televizyon. Dilencilik yapalım.
Biz maçları radyodan dinlemeye devam etmesek de her maç öncesi parkta olmaya devam edeceğiz. Zaten maç öncesini yaşamadan stada girmek dünyanın en kötü olayı. Artık bahar da geliyor park daha da güzel olacak. Gerçi sadece 4 maçımız kaldı. Birini de Pazartesi oynayacağız.
Sizlere de tavsiye; Parkta maç öncesini çimlerde geçirin. Keyif almama şansınız yok.
Etiketler:
Beşiktaş,
Fenerbahçe,
Kişisel,
Yoğurtçu Parkı
10 Mart 2015 Salı
Fenerbahçe 1 Galatasaray 0 / Radyodan Derbi
1988'den 2015. Kendimi bildim bileli Fenerbahçe maçlarını izlemeye, Fenerbahçe maçlarını kaçırmamaya çalışıyorum. Fenerbahçe maçlarını izlemek için yaptığım fedakarlıklar geliyor aklıma. İnanılmaz şeyler. Belki de bazılarına göre mantıksız, akıl dışı. Yapılmaması gereken şeyler. Yaşım tutmadığı için içeri alınmadığım kahvenin yanından zar zor camdan izlediğim günlerden her sene kombine aldığım günlere. Tv'de diğer insanlara göre en dandik hazırlık maçından en önemli maça yıllardır Fenerbahçe'nin kaçırdığım maçı çok azdır. Bir şekilde Fenerbahçe maçlarına zaman yaratıyorum.
Bundan yıllar önce Fenerbahçe-Galatasaray maçına bilet almak için okuldan kaçmış, sınava girmemiştim. Hoş o maça bilet de alamamıştım ya neyse. Daha sonra hocaya açık açık ''bilet almaya gittim, sıra uzadığından gelemedim. Sınav yapmazsanız siz bilirsiniz.'' desem de hoca sınavı yapmıştı. Herhalde doğru söylediğimden.
Bu sefer ise bilet için herhangi bir çaba sarfetmem gerekmiyordu. Cebimde kombinem vardı. Ancak ben maça gitmemeyi tercih ettim. Bir arkadaşa biraz olsun vefa borcumu ödemek için kombinemi ktarmış maça gitmemeyi tercih etmiştim. Hoş ondan sonra herhangi bir yerden bilet gelse de maça girmeyecek değildim. Gayet de stada girerdim. Gerçi kombinem olmadığı yıllar bile Fenerbahçe-Galatasaray maçlarına gitmeyi pek tercih eden biri değildim. Sezonun en önemsiz gözüken kupa maçına bilet alır, derbilere gitmezdim. O maçın her şekilde dolacağını, Fenerbahçe'nin diğer maçlarda bana daha çok ihtiyaç duyduğunu düşünürdüm.
7 Mart 2015. Fenerbahçe-Galatasaray maçı için geceden Kadıköy'e gitmiş, müthiş Kadıköy havasını yaşamıştım. Maçtan önce programları, eski maçları izleyerek iyice havaya girmiştim. Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı yenmesini ve şampiyonluk yolunda mücadeleye devam etmesini istiyordum.
8 Mart 2015. Yani maç günü. Yine erkenden dünyanın en güzel parkına gidip, dünyanın en güzel insanlarıyla-abartmıyorum gerçekten de muazzam insanlar- maç önü ritüelimizi gerçekleştiriyorduk. Tezahuratlar, şarkılar, muhabbetler... Fenerbahçe-Galatasaray derbisini bekliyorduk. Stada girecek arkadaşlarımız kadar stada girmeyecek arkadaşlarımız da vardı.
Saat 18:50 gibi, Yoğurtçu Parkı'nı bilenler bilir. Stadın direkt karşısındayız. Takım anons edilirken Demirel anonsuna Volkan, Gönül anonsuna Gökhan, Moussa anonsuna Sow... diye bağırıyor maç atmosferini iliklerimize kadar hissediyorduk. Mohikan ile atkılar açılıyor artık maça geçiyorduk.
Hayatımda izleme fırsatı elimde olup da izlemediğim ilk derbi böyle başlıyordu. Fenerbahçe-Galatasaray ile oynuyor, bizler stadın yanında radyodan dinliyorduk. İçerde neler olduğunu inanılmaz merak ediyor, radyoda aşırı bir heyecan yaşıyorduk.
Radyo heyecanı > Stat heyecanı. Neden derseniz spiker her Sneijder dediğinde sanki Sneijder ceza sahası yayında almış, vuracak ve golü atacak hissine kapılıyoruz. Pozisyonu göremediğimizden herhangi bir yorum yapma şansımız olmuyor. Maçı anlatan spiker ne derse yaşadığımız o kadar. Dakikalar geçiyor, ilk yarı 0-0 bitiyordu. Hava gitgide soğumuş, parkta yaktığımız ateşin başında bir elimizde içkiler, bir diğer elimizde radyomuz maçı takibe devam ediyoruz. Dakikalar geçiyor, beklediğimiz gol bir türlü gelmiyordu. Heyecan daha da büyüyordu.
Dakikalar 75'i gösterirken radyoyu aldım, parkta dolaşmaya başladım. İleri geri gidiyorum. Bir elimde radyo, bir elimde bira şişesi parkta geziyorum. Spikerin anlatacağı golü bekliyor iyice geriliyordum. Ve derken o beklediğimiz gol geldi. Arkadaşlar ateşin başında ben onlardan uzaktayım. Radyo elimde. Kuyt'ın topu ağlara göndermesi ile beraber elimdeki şişeyi fırlatarak ''Gol be ak'' diyerek havaya zıplamak hayatımın en unutulmaz anlarından biriydi. Daha sonrası arkadaşlarla sevinç yumağı, çıldırma. Yine de ortada henüz biten bir şey yoktu. Gol sonrası aynı şekilde dolaşmaya devam ettim, dakikalar geçti ve maç sonunda bitti. Fenerbahçe derbi maçında Galatasaray'ı 1-0 yendi ve puan farkını 1'e indirdi.
Parkta dinlediğimiz bir maçı böyle geride bıraktık. Maçtan sonra gittiğimiz mekanda sadece bir kez özetini izlediğim maçı henüz oturup doğru düzgün izlemedim.
Bundan yıllar önce bana deseler ki ''Yiğit senin kombinen olacak, Galatasaray maçına gitmeyeceksin. Gitmemeyi bırak maçı da izlememeyi tercih edeceksin.'' Gülerdim. Ama yaşandı. İyiki de gitmedim. Zaten kazandık. O yüzden hiçbir şey önemli değil.
Yoğurtçu Parkı, Aslı, Ayşe, İlker, Erdinç, Recep, Alican, Fourfourtwo Kasım sayısı, bisiklet, ateş, Kuyt ve alınan 3 puan. Stada gitsem belki de ilerde böylesine hatırlayacağım bir maç olmayacaktı. Ama şimdi 8 Mart 2015 dendiğinde asla unutamayacağım bir maç olarak direkt söyleyeceğim. Beşiktaş maçı 22 Mart. Stada girmek mi yoksa parkta radyodan dinlemek mi? Arkadaşlar girmeyelim derse girmem. Hem belki yine kazanırız, kazanırsak zaten maça girmişim, girmemişim çok da önemli değil.
Fenerbahçe ile yaşamaya devam.
Etiketler:
Fenerbahçe,
Galatasaray,
Kişisel,
Yoğurtçu Parkı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



