Şampiyonluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2011 Perşembe

2003/2004 Sezonu & Mihriban & Denizli


2003/2004 sezonu. Fenerbahçe sezonu 34 maç aldığı 23 galibiyet, 7 beraberlik ve 4 mağlubiyet ile 76 puanla kapatıyor ve şampiyonluğa ulaşıyordu. En yakın rakibimiz 72 puan ile Trabzonspor oluyordu.

Sezon kötü başlıyordu. Enke'nin - 10 Kasım 2009 vefat etti - kötü bir maç çıkardığı sezon açılışında Fenerbahçe evinde İstanbulspor'a 3-0 gibi farklı bir skorla yeniliyordu. Taraftarlar geçen sezonu 6.tamamlamamızdan dolayı gergindi. Yoksa yine mi kötü geçecekti sezon diyorlardı.

Ama öyle olmadı. Peş peşe 4 galibiyet geldi.  2.hafta Trabzonspor'u deplasmanda Hooijdonk'un frikik golüyle yendik. Daha sonra 6.hafta Olimpiyat Stadı'na Galatasaray maçına çıkıyorduk. Galatasaray'ın attığı golü hepimiz hatırlıyoruz. İyi oynadığımız maçtan 2-2 beraberlikle döndük. 

Daha sonra 12. haftaya kadar yenilgi almadık. Ondan önce 11.hafta Karadeniz takımı A.Sebatspor ile 1-1 berabere kalıyorduk. 12.hafta deplasmanda Samsunspor'a 3-0 kaybettik. Kötü bir maç oynamıştık. Servet kırmızı kart görmüştü. 

Ve ondan sonra atağa kalkan bir Fenerbahçe. Üst üste oynadığı 16 maç 13 galibiyet ve 3 beraberlik alıyordu.

Ve 29.hafta yine bir Karadeniz takımı Çaykur Rizespor deplasmanı. 87.dk Saffet Akyüz'den yediğimiz golle 1-0 kaybettik. Rizespor'un başında Yılmaz Vural vardı. Bir sonraki hafta evimizde yine bir Karadeniz takımı olan Samsunspor ile 1-1 berabere kalıyorduk. 

31.hafta deplasmanda Beşiktaş ile karşılaşıyorduk. Şampiyonluk yolunda çok önemli bir maçtı. Serhat Akın ve mavi kramponları desem herhalde herkes hatırlar. Müthiş bir maç oynamıştı. 2 gol atmıştı. Geçtiğimiz günlerde Turgutluspor'a transfer oldu. Diğer golümüzü Tuncay Şanlı atmıştı.

32.hafta evimizde Ankaragücü'nü Semih'in ve Hooijdonk'un 2 golüyle 3-1 yendik. Son 2 haftaya şampiyonluğun en büyük adayı olarak giriyorduk. Fenerbahçe 73 puan, Trabzonspor 71 puan.

33.hafta Fenerbahçe deplasmanda Denizlispor ile oynuyor, Trabzonspor evinde Galatasaray'ı ağırlıyordu. 

Fenerbahçe henüz 12.dk 2-0 öne geçerken, ilk yarıyı da 3-0 öne kapatıyordu. Bu arada Trabzonspor ise evinde Galatasaray karşısında ilk yarıyı 2-0 geride kapatmıştı. Bu sonuçlarla Fenerbahçe şampiyon olacaktı. Galatasaray'ın 2.yarı başında Necati Ateş ile bulduğu gol skoru 0-3'e getiriyor ve artık Fenerbahçe'yi şampiyon yapıyordu. Kalan dakikalar Trabzonspor 2 gol bulsa da kalesinde 1 gol daha görüp mücadeleden 2-4 yenik ayrıldı. Fenerbahçe ise Tuncay'ın attığı gol ile beraber maçı 4-0 kazanıp şampiyonluğa ulaşıyordu.

Sezon hakkında en dikkat çeken olay Fenerbahçe'nin Karadeniz takımlarına karşı aldığı sonuçlar. Fenerbahçe o sezon Karadeniz takımlarına karşı tam 10 puan veriyordu.

Gelelim video'ya. Müthiş geçen sezon, müthiş bitmeliydi. Taraftarlar Denizli'ye akın ediyordu. Bir grup taraftar ise belkide yıllarca internette fenomen haline gelecek bu videoyu çekiyordu.

8 Mayıs 2004 Pamukkale'de bir otel. Bir abimiz '' Mihriban '' söylüyor, taraftarlar eşlik ediyor ve ortaya böyle şahane bir video çıkıyordu.

Ne diyor taraftarlar '' Öyle bir sevgiki tarif edilmez Fenerli olmayan kimse bilemez bilemez ....



21 Haziran 2011 Salı

Şampiyonluk Günlüğü # 3


Şampiyon olarak eve gittik, şampiyon takımın taraftarları olarak konuştuk, şampiyon takımı konuştuk, şampiyonluk görüntülerini izledik ve şampiyon olarak uyuduk ... Sabah kutlamalar ve takımı karşılamak için tekrardan erkenden uyanacaktık. Şampiyonluk kutlamaları için biletlerin sabah 10'da satışa çıkacağını akşam öğrenmiştik. Saatlerimizi kurduk ve sabah uyandık.

Şampiyon şansı yanımızdaydı. Tam o sırada Fb Tv izliyorduk. Şampiyonluk biletlerinin Bağdat Caddesi'nde Fenerium tırında da satılacağını öğrendik. Tır bize yürüyerek 10 dk mesafedeydi. Akşam bir arkadaşım sayesinde öyle güzel konumu olan bir evde kaldık. Düştük yola ve tırın oraya vardık. Önümüzde sadece 7-8 kişi vardı. 1 kişi 3 bilet alabilecekti ve biletler sadece 5 Tl'den satışa çıkacaktı. Şanslıydık. Çok kolay şekilde biletlerimizi aldık. Zaten insanların akşam ne kadar yorgun olduğunu düşünürsek uyanmamaları pek de anormal değil.

Ve biletlerimizi almanın verdiği mutluluk ile tekrardan eve döndük. Biraz tv, yemek falan derken tv'den takımın tesislerden ayrıldığını görüyorduk. Hemen Cadde'ye gittik. İlkleri yaşamaya devam ediyordum. İlk kez bir şampiyonluk geçidine gidecektim. İnsanlar yavaş yavaş Cadde'ye akın ediyordu. Biz ise tam merkezinde değil de Cadde'nin girişinde duracaktık. Saatler geçmiyor, dedikodular bitmiyor, takım bekleniyordu. Ve nihayet takımı gördük. Gördükten 1.5 saat sonra falan bizim olduğumuz yere geldi. Burada da şansımız devam ediyordu. Futbolcular ile yakından görüşüyorduk. Stoch, Alex, Cristian, Semih ve diğerleri ... Hepsi mutluydu. Gökhan, Emre, Mehmet Topuz arka planda sakin duruyordu. Alkol içenler, tezahurat yapanlar, forma imzalayanlar, Fenerbahçe taraftarları ise pek bir şey yapmıyor, sadece oyuncuları izliyordu. Çoğu kişinin anlamayacağı bir mutluluk yaşıyordu. Güvenlikler hadi çekilin artık demese 1-2 gün sadece futbolcuları izlerdik herhalde. Bu arada ortamın iyice kötüye gittiği anlar '' Amigoluk '' görevini de aldım. Tek tek bütün futbolculara tezahurat yaptırdım. Zaten herkes yapmaya niyetliydi ancak bir kişinin çıkıp başlatması lazımdı. Lugano'ya, Emre'ye, Semih'e, Alex'e ... tezahuratları yaptık. Bu arada otobüsün değişeceği için bizim olduğumuz yerde baya bir süre kaldılar. Daha sonra futbolcuların - Emre önderliğinde - başlattığı '' Dilimde şarkıların gündüz gece ... '' tezahuratını karşılıklı söyledik. Coşku tavan yapmıştı. Bütün sezon bu takımın peşinde koşan, maçlarını izleyen, ağlayan, gülen, kızan, bağıran insanların hepsi takımı alkışlıyordu. Bu arada 1 adet meşalede yaktım. Sonuçta bütün sezon Kadıköy'de veya deplasmanlarda '' Bu dünyayı yakarız senin için, şampiyonluk gelince '' tezahuratını yaptık. Hakkını da verelim.

Takımın bu tempoyla stada gidemeyeceği anlaşıldığı için güvenlikler arttırıldı ve takım biraz daha hızlı şekilde stada doğru devam etti. Bu arada biz alt yollardan seri şekilde stada gitmenin peşindeydik. Ancak Cadde'nin sonuna doğru geldiğimizde takım bizi geçti ve stada bizden daha önce ulaştı.

Türk Telekom tribünü'ne girmeye çalışsak da inanılmaz bir yoğunluk vardı. Bileti olan-olmayan herkes kapılara yüklenince aşırı bir yoğunluk yaşandı. 15 dk ezilme tehlikesi geçirsek de içeriye girebildik. 

Stadın içine girdiğimizde stadın tamamen dolu olduğunu gördük. Kendimize güzel bir yer bulup törenlere başladık. Futbolcular tek tek anons edilecekti. Beyaz ve Acun çıktı. Anons işini beceremediler. Futbolcular tek tek anons edilirken kimse hangi futbolcu denildiğini anlayamadı. Keşke anons işini de Stat Dj'i yapsaydı. Cristian anons edilince 3 meşale, Emre anons edilince 10 meşale, Alex anons edilince 50 meşale yandı. Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım hakettikleri alkışı aldılar. Ve artık bütün sezon mücadele verdiğimiz kupayı kaldırma zamanıydı. Federasyonun başkanının elinden Alex'e verilen kupa havaya yükseliyor ve '' We Are The Champions ... '' şarkısı başlıyordu. Hepimiz çılgında takımı alkışlıyorduk. Sezon bizim için harika bitiyordu.

Işık şovları, havai fişek şovları gayet güzeldi. Kulüp gerçekten bu törenlere iyi hazırlanmış.

Sonuç olarak şampiyonluk maçını izleme, takımı karşılama ve statta yapılan törenler ile beraber müthiş 2 gün geçirdik ve tekrar İzmit'in yolunu tuttuk. Futbol sezonunu güzel kapattık. İnşallah seneye aynı olayları yaşarız.

7 Haziran 2011 Salı

En Güzel Şampiyonluk Klibi


Blog arşivinde olması için geç de olsa koyalım. Gerçi daha izlemeyen çok kişi vardır. Şahane bir klip şahane ...

6 Haziran 2011 Pazartesi

Şampiyonluk Günlüğü # 2



Nerede kalmıştık ! Artık heyecan tavan yapmış ve maç zamanı gelmişti.

Maç öncesi biz iyiyiz, Sivasspor bizi yenecek takım mı ? , rahat kazanırız, şampiyon oluruz desek de maç  başlar başlamaz kendimizi kaybettik. Heyecan inanılmaz bir boyuttaydı. Zaman zaman çıt çıkmıyor zaman zaman heyecanı azaltmak için tezahurat yapıyorduk.  1-0 olunca mutluluktan ağlayan onlarca insan, 20.dk Sivasspor golü bulunca ve Trabzon’un 1-0 öne olduğu haberi gelince herkes sustu. Moraller inanılmaz bozulmuştu. Kimse ben rahattım, emindim demesin. Ayrıca emin olmak farklı o an Lig Tv’in sol altta verdiği canlı puan durumunu görmek başkaydı. Başımızdan kaynar sular dökülüyordu. Kendi adıma söyleyeyim. O an sürekli olumsuz şeyler düşündüm. Ya şampiyon olamazsak, mükemmel olan ortam bozulacak, eve ağlayarak gidecektim. Ve 41.dk Selçuk’un uzaktan golü gelince yine kendini kaybeden onlarca insan. Mekan bir kez daha mutlu. İlk yarı bitti 2-1 . Bu sonuçla şampiyon olacaktık.

Devre arası rahattık, gülüyorduk, tezahurat yapıyorduk, eğleniyorduk. Ve 2.yarı başladı. 51.dk Alex’in şansının da yanında olduğu frikiği gol olunca biraz rahatlamıştık. 3-1 olmuştu. Sivasspor rahat olduğu ve Fenerbahçe inanılmaz gergin olduğu için pozisyonlar veriyorduk. 65.dk Erman’ın golü gelince yine bir koltuğa gömülüş … Ve 2 dk sonrası. Yobo Fenerbahçe forması ile ilk golünü atıyor ve 2 farkla öne geçiyorduk.  Kalan dakikalar heyecan içerisinde geçiyor ve artık son anlara geliyorduk. Tabii birden bire yine mekanı FBloggers önderliğinde coşturuyorduk. Takım şampiyon olacaktı beyler diye girdik ‘’ Haklıyız Kazanacağız ‘’ bestesine... Tabii hemen akabinde yediğimiz gol bizi bir kez daha şok etse de kalan dakikalar başka gol getirmiyor ve Fenerbahçemiz 4-3 kazanarak şampiyon oluyordu.

Bu andan itibaren sadece mutluluk var. İnsanların birbirlerine sarılması, tebrik etmesi, mutluluktan ağlaması. Mekanı anında mutlu bir şekilde terkettik. Tezahuratlar, yanan meşaleler, bayraklar, kornalar. Kadıköy Bağdat Caddesi tarihin en güzel günlerinden birini yaşıyordu. Belki de geçen sezon yaşanan kabustan sonra tekrardan hayata bağlanmıştı. Ve o gece sabaha kadar kutlamalar, kornalar, meşaleler derken eve gidiyorduk – arkadaşın Erenköy’de bulunan evi -. Sabah uyanıp takımı Cadde’de karşılayacak ve statta yapılacak kutlamalara ve kupa törenine katılacaktık …

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Şampiyonluk Günlüğü



Fenerbahçe’nin şampiyonluk maçını izlemek için ve gelecek olan şampiyonluğu kutlamak için Kadıköy’e gidiyorduk.

Hafta bizim için Pazar akşamı oynadığımız Ankaragücü maçı sonrası başladı. 1 hafta boyunca sadece ve sadece Fenerbahçe’nin Sivasspor maçını düşündük. O maça konsantre olduk. Totemler yaptık, uğurlar denedik,  korktuk, hüzünlendik.  Şampiyonluk önemli değil önemli olan mücadele desek de bu kadar mükemmel şekilde geçen sezonun kupa ile sona ermemesi hepimizi çok üzerdi.  Yine gider ilk gün formamızı alırdık, yine gider ilk gün kombinemizi alırdık ancak üzülürdük.

Hafta boyunca zaman geçmek bilmiyordu. Zamanın geçmesi için ne yapacağımıza şaşırmıştık.  Zor da olsa Pazar günü geliyordu. Cumartesi gecesi en iyisi uyumak, uykuda zaman hemen geçer anlamayız diyen insanlar, yatmadan sabaha kadar sezonun maçlarını izleyen ve kendince istatistikler çıkaranlar, çok rahat olanlar, kesin şampiyonuz diyenler ve totem yapanlar J

Pazar günü olmuştu. Tüm Fenerbahçeliler gibi benim için de çok önemli bir gündü. Daha çok değil geçen sezon da böyle mükemmel geçen sezonun ardından Pazar günü Kadıköy’e şampiyonluk için gitmiştim ancak olamamıştık. Bir sezon sonra yine şampiyonluk parolasıyla atlıyordum trene ve Kadıköy’ün yolunu tutuyordum. Üzerimde formam elimde atkım. Ayrıca bu sezon maçı statta değil ‘’ FBloggers ‘’ grubuna üye olan güzel insanlar ile tv başında izleyecektim.

Saat 14:30 gibi Kadıköy'de olacağım diyordum ancak tren yolculuğuna daha fazla dayanamadık- tabii heyecan - ve Bostancı'da indik. Oradan yürüyerek Bağdat Caddesi ...

Bağdat Caddesi süslenmiş, insanlar formalarını giymiş, evler süslenmiş, bayraklar asılmış şampiyonluk bekleme pozisyonuna geçilmişti. Bağdat Caddesi’nde zamanın geçmesini beklerken Türk Telekom standında çembere soktuğum 2 top – 2 farklı stand – sayesinde 2 tane de atkı kazanmıştım J Gün iyi başlamıştı. – Atkıları yanımda olan 2 arkadaşıma hediye ettim –

Saat 15:00-15:30 gibi FBloggers grubundan güzel insanlar ile buluştuktan sonra istikamet Caddebostan sahildi.

Alkolleri almış, şampiyonluk şarkıları söyleyerek – yalan – Caddebostan sahile gidiyorduk. Sahil boyunca formalı insanlar çimlere serilmiş adeta gelecek olan şampiyonluk öncesi katılacakları kutlamalar öncesi dinleniyorlardı. Biz de güzel bir yer bulduk ve muhabbete başladık. Şampiyonluk, Aykut Kocaman’a olan güven, Avrupa’da mutlaka başarı gelmesi gibi konular konuştuk. Bu arada zaman zaman tezahuratlar ile Caddebostan sahili havaya sokuyorduk. Tabii yanan meşaleler ile birlikte.

Artık saat maç saatine yaklaşmıştık. Tezahuratlar ile beraber maçı izleyeceğimiz mekana – Pacific – geçiyorduk. Bağdat Caddesi’nde ilk kez bir maç izleyecektim. Kendi kendime umarım şampiyonluk gelir ve bir daha burada maç izlememek zorunda kalmam diyordum. Mekan ilk başlarda sessiz, sakin ve heyecanlı olsa da maçın başlamasına yakın bir süre kala tezahuratlar ile beraber ortamı renklendirdik.

Ve artık kalplerin durma noktasına geldiği an maç başlıyordu. Ya gün mükemmel devam edecek, ya da üzülerek ancak gururlu bir şekilde evlerimize gidecektik …