Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Trabzonspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2023 Pazar

Fenerbahçe 2 Trabzonspor 3


Normalde 19/19 yaparken buraya hiçbir şey yazmamıştım ancak artık yazabilirim. Bir nevi totem bitti.

İlk olarak Genç Fenerbahçeliler, 1907 UNİFEB gibi grupların emekleriyle güzel bir koreografiye imza atan Fenerbahçe tribünlerini kutluyorum. Yenilgi nedeniyle gölgede kalmamalı. Şahane iş.

19'da 19 ile sezona başlayan Fenerbahçe'nin serisi Trabzonspor karşısında sona erdi.

Takımın 19'da 19 yapmasının en önemli sebeplerinden Becao, Djiku ve Fred gibi oyuncuların yokluğu alıştığımız oyunun oynanamasına sebep oldu ve sahadan 2-3'lük yenilgiyle ayrıldık. Bu Trabzonspor'un yıllar sonra aldığı ilk Kadıköy galibiyetiydi.

Tribünler maç öncesi şahane, maç içinde zaman zaman kötü işler olsa da genel anlamda iyiydi, maç sonrası da takımı tribünlere çağırdı ve gereken tezahüratlar yapıldı.

Fenerbahçe gününde değildi ve kaybetti. Trabzonspor ise daha istekli olan taraftı. Ancak dediğim gibi dünyanın neresinde olursanız olun bu kadar kritik oyuncuları eksik olan takımlar bu tarz yenilgiler alır. Maalesef kritik oyuncuların yokluğu aynı maça denk geldi. Ancak gemileri yakmak, karalar bağlamak için ortada tek bir sebep yok.

Sahada kalmaya, oynadığımız güçlü oyuna devam.

Adana Demirspor maçı da çok zor geçecek. Kaybedebiliriz. Ancak bu da yıkım değil. Fenerbahçe'nin tam kadro sahada olduğu anlarda bu takımın kazanma ihtimali çok yüksek. İnanmaya devam.

Fenerbahçe tarihinin en iyi takımlarından, en istekli, arzulu takımlarından birini izliyoruz.

Hep destek, tam destek sloganın sonuna kadar söylenmesi gereken bir sezondayız. Yolumuz uzun, mücadeleye devam.

25 Aralık 2022 Pazar

Trabzonspor 2 Fenerbahçe 0


Fenerbahçe Trabzonspor deplasmanından 2-0'lık yenilgiyle ayrıldı ve haftayı ikinci sırada tamamladı. Maçtan düşüncelerimi kısa kısa yazayım.

Öncelikle sahaya çıkan kadro maçı kontrol altında tutmak için iyi kadro ancak bu ligde gerçekten de maçları kontrol altında tutmaya gerek var mı? Fenerbahçe güçlü oyununu oynasa bu ligde yer alan her takıma karşı etkili olur, her maçı kazanmaya yeter. O yüzden de acaba bazı maçlara bu taktikle çıkmak hata mı?

Maçı şut çekemeden tamamladık. Hem kontrol edemedik. Hem şut çekemedik. Hem kaybettik. Elbette şut çekmemek tek başına analiz yapılacak bir istatistik mi emin değilim. Sonuçta King'in direkten şutu gol olsa şu an başka şeyler konuşuyor olurduk. Yani maçlar anlık yapılanlarla değişiyor. O yüzden de bazen istatistikler sadece üzerinde çok durulmayacak bir bilgi olarak yerini alıyor.

Fenerbahçe formasıyla oynadığı maçlarda kusursuz duran top kullanan Lincoln'ün duran topların başına geçmemesi elbette sorun. Ancak antrenmanlarda ne yaşanıyor bilemiyoruz. Belki de Emre Mor ya da x bir oyuncu kusursuz attığından hoca o oyuncuların adını yazıyor. Lincoln topun başına bile gelemiyor.

Crespo geçen maç kusursuz oynadı. İzlediğim için çok şanslı olduğumu her yerde yazdım. Bu maç kötüydü. Kırmızı kart gördü. Ancak böyle maçları olabilir. Sadece hoca keşke çıkarsaydı.

Jorge Jesus üzerine de yazmak lazım. Elbette çok büyük hoca ancak böyle anlarda nedense takıma güvenmeyi tercih ediyor ve bekliyor. Maç sonunda tam çıkaracağımı bölüm kırmızı kart gördü dese de neden 15 dakika bekliyor ben anlamıyorum. Devre arası yapsaydı belki de maçı kazanacaktık.

Fenerbahçe sadece 10 kişi kaldığında kaybediyor. Evet doğru ama o zaman burada da sıkıntı var. Böyle diye diye sezonu kaybederiz. Sonuçta Ocak ayına geliyoruz. Yarın yine 10 kişi kaldık, kaybettik dediğimiz zaman bir bakmışsın fark olmuş 10. Ligden kopmuşuz. Bu 10 kişi kalma durumuna da çözüm üretmek lazım.

Trabzonspor taraftarlarının yaptığı koreografi çok gereksizdi. Son sezonu şampiyon tamamlamış bir takımın bu tarz anadolu takımı tarzı gönderme yapmaları bana komik geliyor. Elbette biz de cevap vermemeliyiz. Trabzonspor ciddi bir rakibimiz, saygı duymalıyız. Ancak o kadar. 

Trabzonspor-Fenerbahçe maçının biletlerinin bitmemesi çok tuhaf. Şampiyonluk gelmesi sebebiyle bir rahatlama oldu sanırım. Yoksa Fenerbahçe maçlarını yıllarca kapalı gişe oynadılar.

Fenerbahçe her maça çubuklu formayla çıkmalı. Eğer forma seçim konusunda sorun yoksa başka forma düşünülmemeli bile. Özellikle 3 büyük takımla yapılan tüm maçlara çubuklu giyerek çıkmalıyız.

Takıma inanıyorum, hocaya inanıyorum ama bazı gerçekleri de söylemek, görmek lazım. Öyle ya da böyle liderliği bıraktık. İyi top oynuyoruz, her maçı kazanmak için favori durumdayız ancak yarın iyi oynarken 2 maçı daha kaybedince bir bakmışız iş işten geçmiş. İnanıyoruz derken bir kez daha şampiyonluk vermişiz. O yüzden takım inanmalı, taraftarlar inanmalı ve herkes işin ciddiyetinin farkına varmalı. Fenerbahçe için kırılmak çok kolay. Yine aynı senaryoyu yaşamayalım. Salı günü Hatayspor maçıyla beraber tekrar iyi oyunla ve galibiyetle yürüyüşe devam edelim. Henüz 15.haftanın bittiğini de unutmayalım.

2 Mart 2022 Çarşamba

Fenerbahçe-Trabzonspor Maçı Bilet Fiyatları

 


Fenerbahçe'nin Trabzonspor ile oynayacağı maçın bilet fiyatları belli oldu. Fenerbahçe'nin son yıllarında en düşük fiyatla satılan büyük maç bilet fiyatı. Fenerbahçe taraftarlarının bilet fiyatlarının düşük tutması yönünde bir isteği olmuştu ve Fenerbahçe yönetimi taraftarlarını dinledi. Açıkcası biraz daha düşük olmasını beklerdim ancak buna da şükür diyelim. Pazar günü Kadıköy'de tamamen dolu tribünler önünde oynanması beklenen Fenerbahçe-Trabzonspor karşılaşması Fenerbahçe'nin gelecek sezon avrupa kupası oynayıp oynamayacağını belli etmesi açısından oldukça kritik durumda. Umarım tribünler sadece Fenerbahçe ile ilgilenir ve etkileyici bir atmosferde galibiyet alırız ve yolumuza emin adımlarla devam ederiz. Bu bilet fiyatları da tarihteki yerini alsın. 


7 Eylül 2019 Cumartesi

Fenerbahçe 1 Trabzonspor 1


Bazı maçlar vardır sonucu çok önemsizdir. Fenerbahçe-Trabzonspor maçının da oynanan oyundan sonra sonucu önemsiz oldu. Ligin 3.haftası böylesi iyi bir takıma karşı, böylesi iyi futbol, bol pozisyon, alınan 1 puan gelecek açısından çok umut vericidir. Tolga neden pası atamadı, Garry neden atamadı, direk neden izin vermedi, savunmada neden boş bıraktık gibi detaylar konuşulur ama böylesi bir maçtan sonra hiçbir Fenerbahçe mensubuna küfür edilmez. Yıllardır söylediğimiz ''Hep böyle oynayın, canımızı verelim'' maçı tam olarak bu maçtı. Garry ve Ekuban'ın karşılıklı golleri ve Fenerbahçe'nin sürklase ettiği maç. Tarihte yerini aldı. 

29 Ocak 2018 Pazartesi

Trabzonspor 1 Fenerbahçe 1


Fenerbahçe Trabzonspor deplasmanından 1-1'lik beraberlikle döndü. Sadece bu cümle üzerinden baksak Trabzon gibi zor deplasman, yeni statta ilk derbi, binlerce taraftar, ateşli atmosfer 1 puan kötü diyemezdik ancak iş öyle değil.

Öncellikle ben herhangi bir Fenerbahçe hocasının Hasan Ali gibi yetenekleri kısıtlı bir oyuncuyu ön libero oynatmasını doğru bulmuyorum. Hoca tercihidir, antrenmanda denemiştir, kusursuz oynamıştır, fayda sağlayacağını düşünmüştür ayrı konu. Ancak elinde Oğuz Kaan gibi Konyaspor maçında oynattığın -bana göre kötü de oynamadı- oyuncu varsa onun oynatılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Ya da kimsenin tanımadığı ama oyuna girdikten sonra etkisini gördüğü Eljif Elmas. Tabii ülkenin büyük kısmı Hasan iyi oynasa ya da gol atsa ya da çok iyi işler yapsa sesini çıkarmazdı ancak iyi ya da kötü Aykut Kocaman'ın sezon başındaki Sturm Graz maçında söylediği gibi ''Kendi mevkisinde oynama alışkanlığı olduğundan Ahmethan'ı tercih ediyorum.'' açıklamasında olduğu gibi bir karar vermesini beklerdim.

Valbuena tercihine gelirsek. Valbuena takımın en golcü ikinci oyuncusu, en çok asist yapan oyuncusu. Oyuna girdikten sonra etkisini hepimiz gördük. Savunmaya yardım etmiyor diye bu oyuncudan vazgeçmek ya da 60.dakika sonra izlemek hocaya doğru gelebilir ancak bana gelmiyor. Ben Fenerbahçe taraftarı olarak sahada yetenekleri kısıtlı Aatıf, Alper, Dirar gibi oyunculardansa arada top kaybı yapan, savunmaya yardım etmeyen ama top her ayağına geldiğinde olumlu işler yapan Valbuena'yı görmek isterim. Fenerbahçe'de kısa vadede çözülmesi gereken olay budur. Fenerbahçe taraftarları galibiyet tabiiki ister ancak sahada o galibiyet gelirken de iyi işler yapan futbolcu görmek ister. Yıllardır söylediğim gibi Fenerbahçe iyi kadro kurmalı, iyi futbol oynamalıdır. En azından oynamasa bile o isteğini sahada göstermelidir.

Mücadele böyle iki kritik hamleyle başladı. Ancak kadro kötü olsa da oyuncuların aşırı istekli olması nedeniyle Trabzonspor karşısında oldukça iyi başladık. İsmail ya da Alper ya da Aatıf golü atsa skor avantajını da alıp daha rahat bir maç izleyebilirdik. 2.yarı ise Sosa hamlesi yapan Trabzonspor oyunda üstünlüğü aldı ve Burak Yılmaz'ın golüyle öne geçti. O dakikadan sonra Valbuena ve Eljif Elmas hamlesi oyunu tekrardan Fenerbahçe'ye döndürdü ve Josef'in attığı gol ile de meyvesini aldı. Hatta golü biraz erken bulabilsek galibiyet de gelebilirdi.

Valbuena oyuna girdikten sonra kısa sürede oldukça faydalı işler yaptı. Kritik ortalarının, paslarının yanında golün asisti de ondan geldi.

Aatıf ve Dirar Fenerbahçe'de hiç kesilmeyecek oyuncular değil. Bir Fenerbahçe taraftarı nasıl oluyor da bunu savunuyor gerçekten anlamıyorum.

Alper ise geldiği günden bu yana arada parlasa da genel olarak iyi değil. Kendini de geliştirmiyor, çalışmıyor da sanırım. Fenerbahçe gibi bir takıma gelen Alper'in çok daha istekli, konsantre ve çalışkan olması lazım. 

Ozan Tufan nerede?

Fenerbahçe takımı yetenek olarak geride. Yetenekli oyunculardan kurulu bir takım değiliz ancak maçlara Aykut Kocaman'ın dediği gibi başlamasak da önce vursak, sonra tutsak. Bunu düşünüyorum. Mesela Valbuena ilk 60 dk oynasın sonra Aatıf girsin tutsun madem bu yönüyle tercih ediliyor.

Valbuena çaba harcarken takım kötüydü, takım iyi Valbuena yok. İyi takımda Valbuena'yı izleyemedik yani.

Fenerbahçe bu beraberlikle puanını 37 yaptı, Galatasaray ile fark 4. Başakşehir ve Beşiktaş deplasmanları sonrası fark iyice açılırsa Fenerbahçe için yol daralır. Zaten yetenek eksiklerini mücadele ederek kapatmaya çalışan bir takımız. Psikolojik olarak da geri düşersek sezon bitebilir. O 2 maç çok kritik.

Haftaya Kadıköy'de Gençlerbirliği'ni ağırlıyoruz. Son 6 maçında kaybetmeyen bir Gençlerbirliği. Zor maç olur. Puan kaybı ligi bitirir.

Fenerbahçe'nin herkes kazanmasını istiyor ancak bunu daha doğru işlerle görürsek tüm camia mutlu olacak. Gençlerbirliği maçını bu açıdan da merak ediyorum.

Sonsuza kadar yanındayız.

28 Ocak 2018 Pazar

Rakibimiz; Trabzonspor


18 haftada 10 galibiyet, 6 beraberlik ve 2 yenilgi. Aslında 18 haftaya baktığın zaman 2 yenilgi almak kötü değil. Belki 6 beraberlik sıkıntı ama Fenerbahçe'de sıkıntı olan şey galibiyetler, yenilgiler, beraberlikler değil. Camia takıma inanmıyor çünkü istikrarlı bir oyun yok. Ve kadro olarak da, teknik direktör olarak da geride olduğumuzu düşünüyor. Geçen hafta Göztepe karşısında ilk 30 dakika kusursuz oyun ardından kontak kapatma ve ardından gol yedikten sonra tekrar atma için uğraşma. Fenerbahçe maçları genelde böyle geçiyor. Trabzonspor ligin en zor deplasmanlarından birisi. Yıllardır maçlar oyundan çok olaylarla anılıyor. Bu kez neler olacak bilinmez ama Fenerbahçe ilk kez yeni stadyumuna konuk oluyor Trabzonspor'un. Geçen sezon Avni Aker stadyumunun kapanış maçında oynadığımız maçı 3-0 kazanmıştık. Maçı askerde gazino'da onlarca asker ile izlemiş, galibiyetle beraber oldukça mutlu şekilde uyumuştum. Bu kez o kadar rahat maç olmaz. Fenerbahçe'de Skertel, Şener, Giuliano, Neto ve Janssen gibi eksikler var. Alper, Aatıf, Fernandao ile gol arayacağız. Valbuena da hoca kararı ile kenarda oturacak. Ligin en çok asist yapan ikinci oyuncusu, Fenerbahçe'nin en çok asist yapan oyuncusu, en çok gol atan ikinci oyuncusu. Bunu görmek istemiyorum. Yarın Guilano'nun yokluğunda kontra ataktan gol arayacak bir oyun oynamamız muhtemel. Zaten ilk golü atarsak da kapanırız. Bana göre maçı belirleyecekler Aykut Kocaman ve Trabzonspor seyircisi olacak. Fenerbahçe için bir final maçı daha. 19:00'da başlayacak maçı Ali Palabıyık yönetecek. BeIN Sports naklen yayınlayacak.

28 Nisan 2016 Perşembe

Trabzonspor 0 Fenerbahçe 4


Yerde yatan hakem, üzerinde taraftar olduğunu zanneden bir kişi, topa konsantre olmaya çalışan bir Onur, gol atmaya çalışan Fernandao, sahaya girmek üzere olan güvenlik görevlisi... Ve ardından koşarak içeri koşan hakem ve futbolcular. 


Bir Trabzon maçı daha yıllardır olduğu gibi yine aynı görüntülerle sona erdi. Gayet saçma şekilde ''Adaletin bittiği yerde anarşi başlar'' sözünü uygulayan Trabzonspor tarafarının takıma nasıl zarar verdiğini Trabzonsporlular hariç herkes görüyor. Yıllardır yaptıkları bu hareketten dolayı rahat şekilde kazanan yine Fenerbahçe oluyor. 

Nani'nin iyi futbolu, Kjaer'in bir kez daha hayran kaldığımız futbolu, ilk golde Nani'nin pası, Hasan'ın acele etmeden içeri asisti, Alper'in soğukkanlı şekilde bitirişi, Volkan Şen'in yükselen futbolu, Nani'nin şık golü, Van Persie'nin frikik golü.... vb. konuşulması gereken ancak konuşulamayan anlardan bazılarıydı. 

Bu maçla ilgili daha çok şey yazmak isterdik ancak böylesi bir durumda hepsi boşa. 90 dk edilen küfürler, atılan yabancı maddeler, dövülen hakem, sahaya giren taraftarlar, yıkılan kale arkası, kırılan koltuklar ve stattan yine zırhlı araçla ayrılan bir Fenerbahçe...

4 Aralık 2015 Cuma

Fenerbahçe 2 Trabzonspor 0 / Liderlik



Fenerbahçe için yol yapmaya devam. Büyük bir istekle, mutlulukla. Sanırım ölene kadar bu sürecek. Maça gitmekten de, stada girmekten de büyük keyif alıyorum.

Bu sezon 10.kez Şükrü Saracoğlu Stadyumu tribünlerinde oluyorum. Arada bir maç ceza sebebiyle uzak kalmak zorunda kaldık. Passolig geldikten sonra cezaların kalkacağını sanıyorduk ama yanıldık. Şimdilik kişilere ceza verilmiyor. Gerçi Galatasaray maçında kişilere ceza vermek zor, küfür etmeyen insan çok azdı.

25 Ekim Galatasaray maçından sonra ilk maç, 35 gün sonra ilk maç. Rakip Trabzonspor.

Yine aynı maç günü ritüelleri, işten erken çıkmak, otobüse atlayıp Fenerbahçe'ye koşmak. Maç öncesi parkta sevdiğimiz insanlarla muhabbet, stada girmek.

Maç bu kez maç öncesinden daha iyiydi. Özellikle ilk 30 dakika sezonun en iyi Fenerbahçe'si. Tribünde keyif alıyoruz. Herkes iyi, herkes istekli. Top hep bizde. Özellikle yıllardan beri istediğim 1-0 öne geçtikten sonra bile Trabzonspor ortasahayı geçemedi. Top yine bizdeydi. Büyük takım olmak bunu gerektiriyor. Bunu her maç yapmalıyız. 2.yarı biraz daha kontrollü futbol oynadık ancak buna rağmen rakibe pozisyon vermedik, son dakikalar Fernandao'nun golüyle skoru 2-0'a getirip maçı kapattık.

Nani ve taklaları.

Takımda herkes iyiydi. Tek bir isim vermeye gerek yok.

Vitor Pereira'yı çok sevdim, Topuk Yaylası'na gittim, hocamı yakından gördüm, açıklamaları ile mutlu oldum, daha da sevdim. Kötü günlerinde herkes eleştirirken sustum şimdi iyi günlerinde yine susuyorum. İyi günleri diyorum çünkü kafasındaki oyunu artık oturtmaya başladı. Daha da iyi olacağına inanıyorum. Yabancı bir ülkede, yeni bir takımı aldı, geçiş sürecini atlattı, artık yükseliş dönemi olacak.

Lider olmak çok güzel.

Salih Dursun gibi oyuncular beni tribünde deli ediyor, gol atan herhangi bir futbolcuya tepki vermiyorken gereksiz yere ortamı geren bu tarz oyuncuları kabullenemiyorum. Salih Dursun onların başında geliyor. Hiç yoktan takımın en bu olaylardan uzak adamı Markovic'e saldırdı.

Sahi Markovic o pozisyon neden sarı kart gördü? Hakemin skandalıdır.

Kornere çıktığı bariz olan pozisyon ısrarla taç kullandıran hakeme de ne desek az. O pozisyon gol olması da iyi oldu. 

Sahaya yabancı madde atmak da ayıp, sahaya yabancı madde atan taraftarı polise ispiyonlamak da. Gerçi bu konu çok karışık. Bir taraftar yüzünden neden zarar göreyim? Ya hakeme falan gelse maçı terketse? Bu kadar iyi giderken buna gerek var mı? Dediğim gibi karışık konu.

Tribünler iyiydi, daha da iyi olacak gibi. Okul Açık ile Migros arasında gerginlikler de bitti. Artık karşılıklı tezahuratlar da yapılıyor, her iki taraf da sarı-lacivert-şampiyon-fener tezahuratına katılım da gösteriyor. Tribünler bir oldu.

Trabzon ya da x bir takım için kümeye diye bağırmak keyifli, ne küfür var ne başka bir şey. Hem iyice uyuz oluyorlar, hem harika atmosfer oluyor.

Kombineli taraftar olmak ayrıcalıktır.

38 bin kombine satan bir takımın maçına 37.500 taraftar geliyor. Kombinesi olup da başkasına neden aktarma yapmıyor insanlar anlamıyorum. Aktarmak da 2 dakika sürmüyor. Çok basit bir işlemi var.

Pazar günü Gaziantepspor deplasmanındayız. Kazanırsak güzel olacak.

10 Aralık Perşembe Celtic ve 13 Aralık Pazar Başakşehir maçlarında tribünde olacağım. Tabii öncesi parkta.

Hayat Fenerbahçe'yi yaşayarak çok güzel.

6 Ekim 2013 Pazar

Kaza Olmasın


Milli ara öncesi son maç, kaza olmasın ve 3 puan alıp liderliğe devam edelim. Trabzonspor güçlü bir takım ama biz daha güçlüyüz, Trabzonspor'un 2-3 oyuncusu - Adrian, Malouda, Onur - dışında etki gösterebileceğine inanmıyorum. Daha çok isteyecek, daha çok koşacak takım da, daha iyi oyunculara sahip olan takım da biziz. Yarın çıkıp gerekeni yapmak lazım. Tribünlerin ise nasıl olacağını çok merak ediyorum. Sefa abinin gözaltına alınması, yönetim istifa sesleri, Taksim derken tribünlerde kötü şeyler yaşanmaz inşallah. Uzun zaman maç öncesi yazısı, şans getirsin.

28 Mayıs 2013 Salı

Ankara'nın Bağları > Türkiye Kupası


































Fenerbahçe geçen sezondan sonra Türkiye Kupası'nı yine aldı, alamadığımız seneler daha güzeldi derdim de öyle değil, insanların yıllarca dalga geçmesi, yıllarca bel altı vurması, bunu abartması sonrası geçen sezon kupayı alalım ve bir daha da katılmasak olur diyordum, bu sene yine katıldık - doğal olarak - yine aldık. Tebrik etmek lazım.

Aslınd rakiplerin 29 senelik hasret diye dalga geçmeleri futbolun güzelliklerinden, bunu basın yıllarca kullandı, kupanın ''Fenerbahçe'nin 29 senedir alamadığı kupa'' şeklinde adı oldu. Yıllarca böyle lanse edildi, aldıktan sonra da değişmedi pek cümleler aslında, bir çok yerde '' Fenerbahçe 29 senelik hasrete son verdi '' manşetleri ile çıkıp bu sene de '' Fenerbahçe 29 yıldan sonra aldığı kupada bu senede finali hedefliyor. '' cümlelerine sebep oldu.

Bu sene kupa maçını yine önemsemedim, alalım, alamazsak da önemli değil diyordum, 3 kupanın 1 tanesini alarak sezonu kapadık, kağıt üstünde sadece Aykut Kocaman ve yönetim için olumlu etkisi oldu. Sezonu 1 kupa, 1 ikincilik ve bir yarı final ile tamamladık cümleleri insanı daha çok mutlu ediyor.

Maç hakkında bu saatten sonra yazacak çok şey yok, Sow'un golüyle kazandık, sonrası beni kupadan daha çok mutlu etti...

Ankara'nın Bağları çalarken Meireles ile Webo'nun karşılıklı oynaması sizi de kupadan çok mutlu etmedi mi? Veya devamında otobüste Meireles'in Türkçe şarkıları söylemesi? Yatcaz kalkcaz ordayız demesi? Kuyt'ın Ankara'nın Bağları ile oynaması? Otobüsteki sıcak ortam sizi mutlu etmedi mi?

Kupayı unuttum, son günlerin en mutlu anlarını yaşadım, berbat futbol dünyasının en güzel saniyelerini yaşadık, sahada yaptıkları ile eleştirdiğim, nasıl bu kadar hata yapıyor dediğim Meireles beni evde gülme krizine soktu, mutluluktan ağlamak deyimini yaşattı. 

Yıllar sonra bu kupayı alırken golü kimin attığını belki hatırlamayacağız ama Meireles'in Ankara'nın Bağları'nda oynaması, Türkçe şarkılar söylemesini asla unutmayacağız.

Ankara'nın Bağları eşliğinde futbolcuların oynaması, şarkılar söylemesi > Türkiye Kupası.

8 Mayıs 2012 Salı

Trabzonspor 1 Fenerbahçe 3 / Onurlu Mücadele



Sezonun büyük bir merakla beklenen maçı. Kazanacağımıza inanıyordum. Ama insan ister istemez heyecanlanıyor. Maç başlarken inanılmaz bir heyecan vardı.

Maç öncesi akşam Selçuk twitter'dan '' teknelerle geldiler, bizi uyutmamaya çalışıyorlar. '' dediğinde maç başladı bizim için. En azından benim için. O an havaya girdim. O an bu maçı daha çok istedim. Şampiyon olamasak bile mutlaka bu maçı kazanmamız gerektiğini söyledim. 

Maç günü heyecan tarif edilemez bir boyuttaydı. Maç öncesi takım stada girerken yaşanan '' Taşlama '' olayı yine canları sıktı, öfkeyi arttırdı. Son yıllarda takımın en çok kazanmasını istediğim 5 maçı arasına rahat girer. 

Maç öncesi yaşananlardan, yönetici açıklamalarından, teknik direktör açıklamalarından sonra takımın nasıl bir taktikle oynayacağı pek de önemli değildi. Sahaya 11 kişi çıkacağımızı biliyor ve kazanmamız gerektiğini söylüyorduk. 

Maç başladı. Emre'nin golü geldiğinde mahallede sesimi duymayan yoktu herhalde. Ben uzun zamandır bir gole bu kadar sevinmedim. Golden sonra yaşananlar iyice hırslandırıyordu bizi. Fenerbahçe adeta sahada büyüyor, Trabzonspor ile tribünleri ile beraber küçülüyordu. Her korner taşlama, her korner duraklama. Ancak Fenerbahçe tüm bunlara rağmen sahada inanılmaz iyi bir mücadele sergiliyordu. Takımda herkes iyiydi.

Digitürk'ün çıkardığı sorun nedeniyle küfür ederken Twitter'dan '' Goooollll '' tweetlerini gördük. Bienvenu 2 yapmıştı ancak biz gol diye bağıramamıştık. O an babamın '' Ulan allah kahretsin gol diye de bağıramadık.  '' demesi bizim evin atmosferini özetliyordu. Neyseki tam bu arada digitürk düzeldi ve 2.golü gördük. Golün tekrarında bile gollll diye bağırdık. 

İlk yarı bitecekken gelen Trabzonspor golüne rağmen takıma inanıyor, takımın burada kazanacağına kesin gözüyle bakıyorduk.

İlk yarı boyunca hakemin skandal kararları, Colman'ın, Zokora'nın insanlık dışı müdahaleleri bizi iyice sinirlendiriyordu.

Zokora'nın bütün hafta bu maç için hırslandırıldığını, kurulduğunu net şekilde görüyorduk. Ya da Emre için kuruldu.

2.yarı başlıyor, Fenerbahçe'nin iyi oyunu devam ediyordu. İyi oyun, iyi paslaşmalar, iyi futbol. Bu arada korner kullanamamaya devam ediyorduk.

Bu arada ilk yarı Şenol Güneş, 2.yarı Mustafa Kamil Abitoğlu Emre'ye '' Kornerleri sen kullanma. '' diyordu. Bu da dünya futbol tarihinin duyduğu en saçma cümlelerden biriydi.

Maçın sonlarında Cristian'nın ortasahadan alıp gittiği topu şık bir vuruşla ağlara göndermesi sonucu yine bütün mahallenin duyacağı bir sevinç yaşadım. Skor 1-3 oluyor ve Fenerbahçe bir kez daha bizim kendisiyle gurur duymamızı sağlıyordu.

Takımda herkes iyiydi. Tek tek isim vermeyeceğim.

Alex'i aramadığımız ender maçlardan biriydi. Alex'i unuttum.

Maç sonu saatlerce beklemeden sonra İstanbul'a dönen Fenerbahçe. Trabzon'dan değil, savaş bölgesinden dönüyorduk sanki. Yolda yabancı maddeler, silahlar ...

Fenerbahçe kazandı ve benim için şampiyon oldu. Haftaya ben Şükrü Saracoğlu Stadyumu'na takımı ne sonuç çıkarsa çıksın alkışlamaya gidiyorum.

18 Nisan 2012 Çarşamba

Fenerbahçe 2 Trabzonspor 0 / İyi Futbol mu Dedin?


Ohhhhh beee!

Fenerbahçe Trabzonspor'u aylardır beklediğimiz ama bir türlü göremediğimiz iyi oyun ile beraber rahat bir şekilde, eze eze 2-0 yendi ve play-off müthiş bir başlangıç yaptı.

Play-off öncesi oynanan futbola rağmen, büyük maç oynama alışkanlığından dolayı genel olarak çoğu kişi '' Fenerbahçe play-off'da bir başka oynayacak. '' diyordu. Ve herkes ilk maç sonucunda haklı çıktı. Fenerbahçe bir başka oynadı.

Mücadele'nin 1.dakikasından 93.dakikasına kadar sahada rakipten daha çok koşan, rakibi boğan, maçı rakipten daha çok isteyen bir Fenerbahçe vardı. 

Gökhan, Mehmet, Ziegler, Bekir bu sezonun en iyi oyunlarını oynadılar. Emre ve Cristian ikilisi çok ama çok iyiydi. Sow, Yobo, Caner iyiydi. Alex takımın en vasatıydı.

92.dk korner bayrağının orada pres yapan bir Fenerbahçe. Çok özlemişiz be. Rakiplerden daha çok koşarsan, rakiplerin seni yenme şansı tamamen bitiyor. Çünkü o zaman kalite farkı ortaya çıkıyor.

Sow 12 maç 8 gol. Attığı golde vuruşu 1.sınıf golcü vuruşu.

Cristian kariyeri boyunca 11 gol attı, 8 tanesi bu sezon. Üsteli bu sezon attığı gollerin neredeyse tamamı müthiş. Sow'a yaptığı asist de Alexvariydi.

Bekir, Cristian, Ziegler, Dia, Stoch gibi oyuncular hoca ile oynuyorlar. Teknik direktörün motivasyonu, yaptığı konuşmalar hep etkili oluyor diye düşünüyorum. Çünkü hemen kontrolü kaybedebilen oyuncular.

70.dk oley çekmeye başlayan tribünler. Biz çekmedik, takım çektirdi.

90 dk küfür yok, 90 dk sahaya yabancı madde yok. Süper Final atmosferi gergin mi olacak demiştiniz?

Handikap geldi. 3.00 oran. İddaa.

Play-off'a iyi başladık, play-off'u böyle sürdürürsek şampiyon olamazsak da kimse üzülmez. En azından bu takım ile gurur duyar.

Süper Final dedikleri olay bizim için süper başladı. Pazar günü saat 19:00 Arena'dayız. Rakip Galatasaray. Mücadele et, gerisine bakma.




9 Nisan 2012 Pazartesi

Süper Final = Süper Heyecan


Lafı kıvırmadan şunu söyleyeyim. Heyecanlandım. 6 hafta peş peşe bu kadar büyük, bu kadar iyi takımlarla oynamak çok heyecan verici. Play-off kararı saçmaydı, play-off kararı '' 3 Temmuz '' süreci sonrası oluşan ortamı değiştirmek için bir adımdı. Bunu da baştan söyleyelim. Keşke olmasaydı ama oldu ...

Bugün gelinen noktada ise insanlar bir heyecan içinde. Sadece Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor taraftarları heyecan duyuyor gibi gözüküyor. Aslında Galatasaray taraftarları da heyecan içindeler ama akılları sıra yine farklı olma peşindeler. Bu karar sezon başında verildi ve öyle ya da böyle bu karar uygulanacak. Yani '' 2011/2012 şampiyonu Galatasaray'dır, Galatasaray şampiyon'dur, play-off sonucu hiç önemli değildir. '' gibi açıklamalar yapması hiçbir şeyi değiştirmiyor. Galatasaray play-off'u yeni adıyla Süper Final'i lider tamamlayamazsa tarih normal sezonu Galatasaray lider bitirmişti değil, şampiyon x takım olmuştur diyecek-yazacak.

Süper Final fikstürünü Fenerbahçe üzerinden değerlendirirsek 2'de 2 yaparak başla, şampiyon ol. Hatta şu kadar diyeyim güzel bir strateji geliştir, işi bir şekilde son hafta oynanacak Galatasaray maçına taşı. Kadıköy'de 6.hafta Galatasaray'ı yen, şampiyon ol.

Galatasaray cephesinden bakarsak 2'de 2 demek, şampiyonluk demek. Hatta Kadıköy'e şampiyon gitmek gibi önlerinde iyi bir motivasyon kaynağı var. Tabii ilk 2 maç alınacak 2 yenilgi camia'yı dağıtabileceği gibi, ilk hafta alınacak 2 galibiyet bu play-off saçmalığını sona erdirir, kalan 4 hafta boşa oynanır.

Beşiktaş ve Trabzonspor açısından da bakmak isterdim ancak onlar bence şu şartlarda şampiyonluktan uzaklar. Sadece şampiyonu belirleyecekler. Özellikle evlerinde Galatasaray ya da Fenerbahçe'den birine karşı alacakları galibiyet, deplasmanda takacakları bir çelme, Galatasaray ya da Fenerbahçe'yi bu yarışta zirveye ulaştıracaktır. Ancak yine de ilk hafta gelecek Beşiktaş ve Trabzonspor galibiyetleri de yarışı güzel bir hale getirir.

Sonuç olarak bu 4 takım, içeride, dışarıda galibiyet alabilecek kapasitede 4 takım. O yüzden play-off kararı her ne kadar gereksiz olsa da, heyecan bakımından şahane olacak. 1.5 ay ülke olarak güzel futbol, güzel atmosferler, kaliteli futbolcular, iyi tribün şovları izleyeceğiz. Tabii inşallah kötü olaylar yşaanmaz da diyelim.

Hadi bakalım heyecan başlasın ... Cumartesi başlıyoruz ...

İlk hafta fikstürü 

Beşiktaş - Galatasaray Cumartesi 19:00
Fenerbahçe-Trabzonspor Pazar 19:00

21 Aralık 2011 Çarşamba

Fenerbahçe 1 Trabzonspor 0 / Bu Taraftar Sizinle Gurur Duyuyor


Bu maç hakkında yazacak çok şey vardı. Ancak üstünden çok geçtiği için yazasım kalmadı. Sadece maçtan önce yapılan koreografi'den, Gökhan Gönül'ün fair-play hareketinden, Mehmet Topuz'un golünden, Serdar ve Yobo'nun mükemmel uyumundan, Alex'in zaman zaman klas hareketlerinden, Stoch'un pırpırlığından, Volkan'ın iyi kurtarışlarından, Atmosferin kötülüğünden, gergin geçmesi beklenen maçın gayet sakin geçtiğinden bahsedebiliriz.

Kadıköy'de 31 maçtır yenilmiyoruz. Ligde 34 puanla lider ile aynı puanla 2.sıradayız. 3 Temmuz'a rağmen - Evet bundan ısrarla bahsediyorum, bundan bahsedilir çünkü. - hâlâ zirvede olmak büyük başarı. 

Emeği geçen herkese çok teşekkürler. Bu taraftar sizinle gurur duyuyor.


17 Ekim 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker 88 Trabzonspor 63


Sezona galibiyetle başlamak güzel, Trabzonspor'u yenmek güzel. 

Maça çok iyi başlamadık. İlk çeyreği de ilk yarıyı da önde kapattık ancak Fenerbahçe Ülker bundan daha iyi oynamalıydı. İlk yarıyı 10 sayı farkla önde bitirdik. Ancak müthiş bir 2.yarı oynadık. Müthiş bir 3.periyot oynadık. Maçı orada kopardık, bitirdik. 3.çeyreğin skoru 24-5. 3.çeyrek 26-1'lik seri yaptık.

Bogdanovic çok iyi oyuncu. İlginç bir şut stili var. Maçı 13 sayı ile bitirdi.  Ukic 12 sayı, 2 ribaund, 3 asist, Curtis Jerrells 9 sayı, 4 ribaund, 3 asist, Gist 11 sayı, 8 ribaund, Ömer Onan 12 sayı ve Emir 12 sayı ile dikkat çekti.

Tribünler çok iyiydi. Pota arkasını bıraktık, orta bölüme geçtik ve direk farkı gördük. Hele bir 2.yarı performansı varki inanılmaz. Tüyler diken diken oldu. Ama şunu bir daha gördük Fenerbahçe-Trabzonspor maçı bitmez. En azından 1-2 kere durur. İnanılmaz bir öfke var.

Çarşamba Euroleague başlıyor. Caja Laboral ile oynuyoruz. Biletleri aldık, salonda takip edeceğiz.

18 Ağustos 2011 Perşembe

2003/2004 Sezonu & Mihriban & Denizli


2003/2004 sezonu. Fenerbahçe sezonu 34 maç aldığı 23 galibiyet, 7 beraberlik ve 4 mağlubiyet ile 76 puanla kapatıyor ve şampiyonluğa ulaşıyordu. En yakın rakibimiz 72 puan ile Trabzonspor oluyordu.

Sezon kötü başlıyordu. Enke'nin - 10 Kasım 2009 vefat etti - kötü bir maç çıkardığı sezon açılışında Fenerbahçe evinde İstanbulspor'a 3-0 gibi farklı bir skorla yeniliyordu. Taraftarlar geçen sezonu 6.tamamlamamızdan dolayı gergindi. Yoksa yine mi kötü geçecekti sezon diyorlardı.

Ama öyle olmadı. Peş peşe 4 galibiyet geldi.  2.hafta Trabzonspor'u deplasmanda Hooijdonk'un frikik golüyle yendik. Daha sonra 6.hafta Olimpiyat Stadı'na Galatasaray maçına çıkıyorduk. Galatasaray'ın attığı golü hepimiz hatırlıyoruz. İyi oynadığımız maçtan 2-2 beraberlikle döndük. 

Daha sonra 12. haftaya kadar yenilgi almadık. Ondan önce 11.hafta Karadeniz takımı A.Sebatspor ile 1-1 berabere kalıyorduk. 12.hafta deplasmanda Samsunspor'a 3-0 kaybettik. Kötü bir maç oynamıştık. Servet kırmızı kart görmüştü. 

Ve ondan sonra atağa kalkan bir Fenerbahçe. Üst üste oynadığı 16 maç 13 galibiyet ve 3 beraberlik alıyordu.

Ve 29.hafta yine bir Karadeniz takımı Çaykur Rizespor deplasmanı. 87.dk Saffet Akyüz'den yediğimiz golle 1-0 kaybettik. Rizespor'un başında Yılmaz Vural vardı. Bir sonraki hafta evimizde yine bir Karadeniz takımı olan Samsunspor ile 1-1 berabere kalıyorduk. 

31.hafta deplasmanda Beşiktaş ile karşılaşıyorduk. Şampiyonluk yolunda çok önemli bir maçtı. Serhat Akın ve mavi kramponları desem herhalde herkes hatırlar. Müthiş bir maç oynamıştı. 2 gol atmıştı. Geçtiğimiz günlerde Turgutluspor'a transfer oldu. Diğer golümüzü Tuncay Şanlı atmıştı.

32.hafta evimizde Ankaragücü'nü Semih'in ve Hooijdonk'un 2 golüyle 3-1 yendik. Son 2 haftaya şampiyonluğun en büyük adayı olarak giriyorduk. Fenerbahçe 73 puan, Trabzonspor 71 puan.

33.hafta Fenerbahçe deplasmanda Denizlispor ile oynuyor, Trabzonspor evinde Galatasaray'ı ağırlıyordu. 

Fenerbahçe henüz 12.dk 2-0 öne geçerken, ilk yarıyı da 3-0 öne kapatıyordu. Bu arada Trabzonspor ise evinde Galatasaray karşısında ilk yarıyı 2-0 geride kapatmıştı. Bu sonuçlarla Fenerbahçe şampiyon olacaktı. Galatasaray'ın 2.yarı başında Necati Ateş ile bulduğu gol skoru 0-3'e getiriyor ve artık Fenerbahçe'yi şampiyon yapıyordu. Kalan dakikalar Trabzonspor 2 gol bulsa da kalesinde 1 gol daha görüp mücadeleden 2-4 yenik ayrıldı. Fenerbahçe ise Tuncay'ın attığı gol ile beraber maçı 4-0 kazanıp şampiyonluğa ulaşıyordu.

Sezon hakkında en dikkat çeken olay Fenerbahçe'nin Karadeniz takımlarına karşı aldığı sonuçlar. Fenerbahçe o sezon Karadeniz takımlarına karşı tam 10 puan veriyordu.

Gelelim video'ya. Müthiş geçen sezon, müthiş bitmeliydi. Taraftarlar Denizli'ye akın ediyordu. Bir grup taraftar ise belkide yıllarca internette fenomen haline gelecek bu videoyu çekiyordu.

8 Mayıs 2004 Pamukkale'de bir otel. Bir abimiz '' Mihriban '' söylüyor, taraftarlar eşlik ediyor ve ortaya böyle şahane bir video çıkıyordu.

Ne diyor taraftarlar '' Öyle bir sevgiki tarif edilmez Fenerli olmayan kimse bilemez bilemez ....



28 Temmuz 2011 Perşembe

Klasik Yazlık Ortamı & Benfica - Trabzonspor Maçı


Trabzonspor kazansa bu maç yazısını yazar mıydım? Evet yazardım. Aslında bu bir maç yazısı da değil. Öyle içimden geçenler. Yazlıkta olduğum için maçı izleyemeyecektim. Aslında bir yerde bilsem olduğunu yine de gidip izlemezdim. Akşam siteden bir komşu ile çıkıp yürüyüş yapmaya karar verince karşıma çay bahçesinde D-Smart çıktı. Normalde orada D-Smart olduğunu bilmiyordum. Yoktu normalde de. Ne bileyim herhalde biri evden indirdi. Taktım nereden geldiğine.

Oturalım ve izleyelim dedik. Ortam klasik yazlık ortamı. Ufak bir tv - çok ufak da değil -, sesi çok net duyamıyoruz. Maçı izleyen sadece 10 kişi, çaylar, çekirdekler, yan masalarda okey, tavla oynayan insanlar, hemen yan tarafta parktan gelen çocuk sesleri. Böyle bir ortamda başladık maçı izlemeye. Ve hatta 17.dk izlemeye başladık.

Maç hakkında kısa kısa bir şeyler yazalım.

Stat çok iyi. Baya baya iyi. Atmosfer çok aşırı değil ama hakemi çok iyi baskı altına alıyorlar. Hakem bir kaç pozisyon sadece atmosferden etkilenip karar verdi.

Aimar iyi. Ama bir Valencia forması giyen Aimar değil. Zaten bir daha o Aimar olamaz.

Luisao çok iyi. Defansta her yerde. Gerçekten inanılmaz oynuyor. Bir oyuncu her topa nasıl oluyor da müdahale edebiliyor. Ayrıca her duran top ileri çıkıyor. Yorulmuyor da. Gerçi Luiaso'nun bu kadar öne çıkmasının nedenlerinden biri de Trabzonspor oyuncularının sürekli topu ileri şişirmesiydi.

Trabzonspor'dan da bahsedelim. Özellikle 2 adamdan. 2 yeni yabancı Adrian ve Paulo Henrique çok iyi oyuncular. Trabzonspor forması altında çok büyük işler yapabilirler. Tabii Trabzon'dan sorunlar yaşayıp ayrılmazlarsa.

Zokora da iyi, Colman geçen sene 2.yarı bıraktığı yerden devam ediyor. Alanzinho ve Burak Trabzonspor'un en zayıf 2 oyuncusu olarak gözüktü. En azından benim için öyle.

Genel olarak deneyimsizlik, çıkarken yapılan basit hatalar, gol yedikten sonra moral olarak çöken bir takım, 70.dakikadan sonra kondisyon olarak ezilme Trabzonspor adına dikkat çeken olumsuzluklardı.

Sonuç olarak Şampiyonlar Ligi'nde üst tur Trabzonspor için artık çok zor ama bu Benfica gelip İstanbul'da 3 yerse şaşırmam. Çok iyi takım değiller.

Hakem bir penaltı kararı, bir ofsayt kararı ve bir kırmızı kart kararını atladı. Onun dışında iyiydi.

5 Mayıs 2011 Perşembe

5 Mayıs 1996


6 Mayıs 1996'den bir gazete. Sahi 5 Mayıs 1996 ne olmuştu ? Aykut Kocaman ? Unutmuyoruz. Hele bu sene asla unutmuyoruz.

22 Nisan 2011 Cuma

1996'dan 2011'e Aykut Kocaman, Fenerbahçe ve Trabzonspor


19 Nisan 1996 

19 Nisan günü Trabzonspor evinde Belediye Vanspor ile oynuyor. Belediye Vanspor maçı 21.dk Erkan Avseren'in attığı gol ile 1-0 kazanıyor.

21 Nisan 1996

Fenerbahçe pazar günü deplasmanda Antalyaspor ile oynuyor. Mücadele'yi 1-0 kazanıyor. Golü atana ve dakikaya dikkat. Gol 61.dk geliyor. Golü Aykut Kocaman atıyor. Fenerbahçe şampiyonluk yolunda çok önemli bir 3 puan almış oluyor.

22 Nisan 2011

Trabzonspor ve Fenerbahçe yine şampiyonluğa gidiyor, Trabzonspor Eskişehirspor ile deplasmanda oynuyor. Maç 0-0 bitiyor. Trabzonspor çok önemli 2 puanı kaybediyor.

24 Nisan 2011

Fenerbahçe deplasmanda Bucaspor ile karşılaşacak. Fenerbahçe'nin başında Aykut Kocaman var. 15 yıl önce golü atıp şampiyonluk yolunda çok önemli rol oynayan Aykut Kocaman bu sefer teknik direktör olarak çok önemli bir maça çıkacak. Aykut Kocaman 1996'da olduğu gibi yine gülecek mi ? Pazar günü saat 20:45'de belli olacak ...

31 Ocak 2011 Pazartesi

Fenerbahçe 2 Trabzonspor 0 / Yüreğini Koydu Ortaya


Geçen sezon son maçta kaçan şampiyonlukdan dolayı, Şenol Güneş ve Aykut Kocaman'ın karşılıklı sözlerle kapışması, Trabzonspor taraftarlarının şampiyonluğa 16 maç kaldı söylemleri Fenerbahçeli futbolcuları ve Fenerbahçeli taraftarları inanılmaz motive etti

Trabzonspor futbolcuları ısınırken, Trabzonspor futbolcuları anons edilirken inanılmaz bir tepki vardı. Fenerbahçe anons edilirken hele böyle bir coşku görmedim. En iyi anonslardan biriydi.

Maç öncesi böyleydi. Mücadele'ye de aynen böyle bir coşku ile başladık. Koşuyoruz, mücadele ediyoruz, pres yapıyoruz, top kapıyoruz, pozisyon buluyoruz. Trabzonspor ne olduğunu anlamamıştı. Alex'in kornerinde Lugano'nun golü atılırken statta inanılmaz bir atmosfer oluyordu. Futbolcuların sevinçleri de görülmeye değerdi.


Daha sonra attığımız 2.gol ise inanılmaz bir duygu yaşattı. Resmen gözlerimiz doldu. Orta sahada başlayan pres, güzel paslaşmalar, güzel bir orta ve güzel bir son vuruş ile durum 2-0 oluyordu. Bu golün anonsunda ise Niang'ın 5 kere söylenmesi bizim gözlerimizin dolmasına neden oluyordu.

2-0 öne geçtikten sonra mücadelemiz hakem Bünyamin Gezer'e rağmen devam etti. Takım iyiydi. Trabzonspor top kontrolünü alsa da herhangi bir pozisyona giremiyordu. Egemen'in de erken sakatlanıp çıkması zaten Trabzonspor adına işleri zora soktu.

2.yarı Trabzonspor baskı ile başlayacağı belliydi ama o baskı da sonuç vermedi. 64.dk Selçuk Şahin atılsa da hem futbolcuların hem taraftarların inancı devam ediyordu. Bünyamin Gezer'in eyyam yaptığı ve hemen 2 dk içinde 2 sarı kartla Glowacki'yi oyundan atması ise maçı o an bitiriyordu. 

Daha sonra son dakikalar karşılıklı paslaşmalar ve top kayıpları ile sona eriyor ve Fenerbahçe şahane bir galibiyet alıyordu.


Takımımızda şu oyuncu iyi oynadı demeye gerek yok. Herkes iyi oynadı. Selçuk ve Mehmet Topuz başta Alex, Yobo, Lugano ve diğerleri. Sadece Alex'e bir not düşelim. Maçın sonlarına doğru yaptığı pres, mücadele boyunca koşması, Niang'a attığı toplar, gol pozisyonlarında olması ile hepimizi bir kez daha kendisine hayran bıraktı.

Fenerbahçe kazandı, taraftarlar sevindi ama bu sevinci abartmadan kalan 15 maça konsantre olalım. Bu mücadele, bu arzu devam ederse zaten şampiyon olmamamız için hiç bir sebep yok.

Maç hakkında diğer detaylar maç günlüğünde.