12 Kasım 2018 Pazartesi

Kocaelispor 0 Bayburt İÖİ 0


Kocaelispor'un yeni stadında izlediğim ikinci maç. İlk maçı buraya yazma fırsatım olmamıştı. Şimdi hem maçı hem stadı yazalım.

Aslında maçın varlığını tamamen unutmuştum. Cumartesi günü saat 12:00 civarı birden aklıma gelen maçtı. Hemen otobüse atlayıp stada gittim. Stat İzmit merkeze 6 km. Euro 2024 adaylığı sürecinde tramvay hattının stada kadar gideceği söylenmişti ancak adaylık kaybedildikten sonra bu devam eder mi bilmiyorum. Şu an ya şehir içi otobüslerle ya da arabayla gidebilirsiniz.

10 TL'ye fotoğrafı çektiğim tribünden bilet alarak stada girdim. Bilet satışı çok hızlı yapılıyor. Çok fazla giriş olduğu için girişler de çok rahat.

Biletin üstünde 10 Kasım sebebiyle ''Fikirler Ölmez, İzin Silinmez'' yazıyordu. Stada girerken de taraftarlara maç günlüğü dağıtılıyor. Şık hareketler.

Yaklaşık 10 bin Kocaelispor, 500 Bayburt İÖİ taraftarı statta yerini aldı.

Kocaelispor tribünleri Fenerbahçe taraftarı Koray Şener'i unutmadı ve yaptıkları pankartla Koray'ı andı.

Stadyum; Stat 33 bin kişilik. Süper Lig öncesi belki arada iddialı maçlarda dolar onun dışında dolacağını düşünmüyorum. Yine de ortalamanın şu an bir çok süper lig ekibinden bile fazla olduğunu söyleyeyim. Ayrıca açılış maçında bile sadece 20 bin kişi vardı. Maç izlemek keyifli, girişler rahat, zemin iyi, koltuklar açılır-kapanır koltuk, oldukça rahat. Deplasman tribünü oldukça iyi, tuvaletler temiz. Kısacası yıllarca bir çok yönden eksiği olan İsmetpaşa Stadyumu'ndan sonra bu stat çok başka seviyede. Umarım Kocaelispor hızla üst liglere tırmanır da bu statta dolu tribünler ile keyifle maçları takip ederiz.

Tribün; Hodrimeydan eski gücünde değil. Zaten az kişiler. Yine bağırıyorlar, yine susmuyorlar ancak çok iyi olduklarını söyleyemem. Atatürk tezahuratları güzeldi.

Stat zaman zaman iyi atmosfere giriyor. Ancak 2.yarı müthiş atmosfer oldu. Bayburtspor tribünleri ''Bayburt'' tezahuratı yaptı ardından tüm stat Kocaelispor için bağırdı. Bayburtspor tribünleri bu kez herkesin katılımıyla ''Her zaman heryerde en büyük Bayburt'' tezahuratı yaptı ve onunla beraber Kocaelispor tribünleri iyice havaya girdi ve maç sonuna kadar susmadı. 

Maç; Uzun yıllardır izlediğim en iyi Kocaelispor maçlarından biriydi. Zaten stat mı bu düşünceye itiyor beni bilmiyorum da geldiğim iki maçı da keyifle takip ettim. İsmetpaşa olsa maç izlerken sıkılabilirdim. Burada ciddi şekilde maça girebiliyorsun. Bayburt lider, iyi top oynuyorlar, iyi pas yapıyorlar. İlk yarı çok iyiydiler. Ancak 2.yarı Kocaelispor acayip net fırsatlardan yararlanamadı. Bayburt sadece kontra ataklardan etkili oldu. Kocaelispor önemli galibiyet alabilirdi. 

Bayburt 26 puanla yenilgisiz lider, Kocaelispor 20 puanla 5.sırada.

Burak Süleyman diye bir gerçek var. Kocaelispor forması ile izlediğim en iyi topçulardan birisi. Sahada bu kadar istediğini yapan, kendine güvenen topçu çok izlemedim.

Maç öncesi yapılan saygı duruşu için rahatlıkla şunu söyleyebilirim; Statta şahit olduğum en iyi saygı duruşuydu. Çıt çıkmadı. Dakikalar 09:05 olduğunda bir kez daha saygı duruşu yapıldı ancak o çok etkili değildi. Bayraklar, atkılar ve pankartların açılması güzeldi. Kocaelispor tribünleri Atatürk'ü unutmadı.

Bu statta hakemlik yapmak da zor. Acayip bir baskı hissediyorlar. Özellikle yan hakemler bunu yaşıyor.

Kocaelispor'un eski stadı için gelin bir maç tribüne şahit olun diyordum. Bu stat için her şeyiyle gelin bir maçı izleyin diyorum.

#yoksunuz

10 Kasım 2018 Cumartesi

Atamızı Anıyoruz

Atamızı sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz. Fenerbahçe camiasının Atatürk duruşundan gurur duyuyorum. Geçtiğimiz günlerde vefat eden Koray Şener'in ailesi de Ali Koç ile beraberdi.

Fenerbahçe 2 Anderlecht 0


Hep peşinden iz sürdük yol bilmeden,
Bir armaya canlar verdik yolunda...

Fenerbahçe-Anderlecht maçı benim statta 973 gün sonra gittiğim ilk Avrupa Kupası maçıydı. En son gittiğim maç 10 Mart 2016 tarihinde oynanan ve Mehmet Topal'ın golüyle 1-0 kazandığımız Braga maçıydı. Bir arkadaşımın kombinesini devretmesiyle bu maça gitme şansı yakaladım.

Fenerbahçe maçlarına gitmeyi ne kadar çok seviyorsam Avrupa Kupası maçlarına gitmeyi 2 katı daha fazla seviyorum. Hafta içi puslu, biraz soğuk havada oynanan maçlar atmosfer olarak mutlu ediyor. Anderlecht maçında da aynı şartlar geçerliydi. Tribünlerin dolu olması da maçı güzelleştiren başka bir etken oldu.

Fenerbahçe oyun kontrolünü Anderlecht'e bırakmış gibi gözükse de maçı 2.yarıda özellikle Valbuena'nın gösterdiği kişisel beceriyle 2-0 kazandı ve gruptan çıkma yolunda önemli bir adım attı. Valbuena maçı 1 gol, 1 asist ile tamamladı. Fenerbahçe topa sahip olamadı ancak pozisyon anlamında ve kalesini korumak anlamında kusursuz bir maç çıkardı. 2 gol yanında bir çok pozisyon yakaladık. Kalemizde de ciddi bir tehlike yaşamadık. Yani kısacası bir maç nasıl kazanılır derseniz işte böyle kazanılır.

Anderlecht'in maçta isabetli şutu yok.

Valbuena gol, asist, gollük pas, çalım, pas isabet oranının yüksekliği. Her şeyi kusursuz yaptı. Son 2 maç 2 gol, 2 asist. 4 gole direkt katkı.

Slimani'nin form düşüklüğü. Frey Slimani'yi performans olarak geçti.

Hasan Ali Kaldırım o golü yapmalıydı.

Zaman zaman kusursuz paslaşan bir Fenerbahçe. Maçın tekrarını izlediğimde tekrar tekrar izlediğim pozisyonlar oldu. Barcelonavari paslaşmalar.

Tribünler Koray Şener'in anısına siyahtı. Maç öncesi sade ama olması gereken bir koreografi vardı. Koray için pankartlar vardı. Tezahuratlar vardı. Özellikle ''Senin için can verenler, bizim için ölümsüzler, seni asla unutmayız, kardeşimiz Koray Şener'' tezahuratı duygusal anların yaşanmasına sebep oldu. Maç başında 4 dakika sessizlik sonrası girilen ''Koray Şener ölmedi, kalbimizde yaşıyor.'' tezahuratı ve hemen akabinde ''Fenerbahçe sen çok yaşa, canım feda olsun...'' tezahuratı ve ardından ''Giy formanı, çık sahaya'' tezahuratını da uzunca süre söyledik. 2.yarı başında dakikalarca ''Hep peşinden iz sürdük yol bilmeden, bir armaya canlar verdik yolunda... '' tezahuratını söyledik. Bu sezon 2.kez bir Fenerbahçe maçına geldim ve devamlı gelen arkadaşlardan bu maç oldukça iyi tribün vardı yorumunu aldım. En azından skor olarak da geriye düşmediğimiz için kaos dolu tribünler yoktu. Yine de sabırsızık, şımarıklık bitecek gibi değil. 

Hep peşinden iz sürdük yol bilmeden... tezahuratı Youtube'a yüklendiği tarihe bakarsak 2015 yılının tezahuratı. Tıks. Bundan daha eski yüklenme tarihi olan video göremedim. Kusursuz bir beste. Daha çok bilinse, daha çok kişiyle söylense acayip atmosfer oluşturabilir. Fenerbahçe tribünlerinin çok çok iyi besteleri var ancak bir bestenin peşine gidiyor, alışıyoruz ve diğer besteleri tamamen siliyoruz.

Bir kez daha karar verdim. Fenerbahçe tribünleri Fenerbahçe diye bağırmaktan çok Galatasaray'a, Beşiktaş'a, Fatih Terim'e, Şenol Güneş'e küfür etmeyi seviyor. Gol atınca oluşmayan atmosfer özellikle Fatih Terim'e küfür anında zirve yaptı. Ali Koç'un küfürsüz stat istediği sene son yılların en küfürlü tribünleri yaşanıyor. Bunun artık çözüleceğini düşünmüyorum. Bari azalsa ve Fenerbahçe seyircilerden mahrum kalmasa. Zaten küfürün kişisel zevk dışında bir faydası yok.

Yıllarca stat zemininden şikayet ettik ama çok şükür böyle bir sorun kalmadı artık. Kadıköy'de futbol oynamak için olması gereken zemin var.

Isıtıcı olayı büyük lüks.

Okul Açık'a girişler daha rahat olabilir. Ayrıca passolig sistemi iflas etmiştir. Artık iyice başkasının passoligi ile maçlara girilebileceğine emin oldum.

Maç öncesi Yoğurtçu Parkı'na gitmek.

Maç sonrası Koray Şener t-shirtleri giyerek tribünleri selamlamak, abileri ile sahada tur atmak. Fenerbahçe aile oldu. Koray Şener'in ölümü-keşke yaşanmasaydı- bizi birleştirdi. Bu birleşmenin suni mi, kalıcı mı olduğunu göreceğiz.

Fenerbahçe'nin bir sonraki Avrupa Ligi maçı 29 Kasım'da yine Kadıköy'de Dinamo Zagreb ile. Galibiyet diğer maça bakmadan gruptan çıkmak demek. Liderlik zor ihtimal. Avrupa Ligi'nde üst turlara gitmenin biraz motivasyon, biraz camia birlikteliği ile kolay olduğunu düşünüyorum. Yine de bunu zaman gösterecek.

Pazar günü Alanyaspor maçında yine Okul Açık'tayım. O maçın notları ile burada olurum. Maça gitmek dışında yazmayı da özlemişim.

9 Kasım 2018 Cuma

Biz Seninle Öldük, Sen Bizimle Yaşayacaksın

Fenerbahçe tribünleri olarak Koray Şener'i unutmadık. ''Biz seninle öldük, sen bizimle yaşayacaksın'' yazılı koreografi ile andık.

7 Kasım 2018 Çarşamba

Ali Koç'u Seviyoruz


Fenerbahçe'de sportif başarı anlamında neler başaracağı bilinmez ama Ali Koç Haziran ayından bu zamana geçen kısa sürede yaptıkları ile neden yıllarca onu sevdiğimizi, neden onu istediğimizi bizlere gösterdi. Benim için bu detaylar çok önemlidir. Bu yüzden de üzücü olayın yaşandığı ilk andan itibaren her türlü desteği veren Ali Koç asla unutulmayacak.


Hemen hastaneye giden, statta yapılan töreni organize eden, Koray'ın kombinesinin ait olduğu koltuğun bundan sonra satılmayacağını açıklayan, tabutu en önde taşıyan, Koray'ın annesinin, babasının koluna girerek tribüne çıkaran, Koray'ın cenazesinin yıkandığı yere kadar giren, taraftarların otobüslerle İstanbul'dan İzmit'e gitmesini organize eden, en ufak detaylarla ilgilenen, Koray'ın Kocaeli'deki evlerine gidip taziyede bulunan, camideki cenazeye katılan Ali Koç bizlere iyi insan olmanın nasıl olacağını gösterdi. İyi ki böyle bir başkana sahibiz. Kendisiyle gurur duyuyoruz, çok seviyoruz.



Koray Şener Unutulmayacak


Fenerbahçe için gittiği bir deplasmanda tribünde geçirdiği kalp krizi nedeniyle vefat eden Koray Şener'i asla unutmayacağız. 

1 Kasım 2018 Perşembe

Sadece Fenerbahçe


Fenerbahçe'nin mevcut durumda bir teknik direktörü yok ve bu durumdayken yarın Galatasaray deplasmanında bir maça çıkacak. Ancak Fenerbahçe taraftarlarının büyük kısmı şu an sadece hoca adayları ile ilgileniyorlar. Kimse Fenerbahçe demiyor. Fenerbahçe'nin durumundan da, nasıl düze çıkacağından da bahsetmiyor. Ortada bir kaos var.

Özellikle Twitter gibi Türkiye gündemini belirleyen bir sosyal medya sitesinde insanların farklı zamanlarda, bir çok hoca hakkında tweet atması, bunu getirmek zorundasınız, bu olmalı, bu olmazsa bittik gibi cümleler yazması bana acayip yanlış geliyor.

Ersun Yanal diyenler, Aykut Kocaman diyenler, Daum diyenler, Zico-Alex ikilisi diyenler, yabancı hoca olsun diyenler, Kemal Özdeş diyenler, trend listesine hoca adayı sokmalar, trend listesine hoca adayı soktukları için para alıyor diyenler, bunu hoca adayı yaptırıyor diyenler ve bunun bir gibi bir çok madde.

Fenerbahçe'nin yıllardır olduğu gibi yine daha hoca gelmeden bölündüğünü görüyoruz. Şimdi Ersun Yanal gelse onu sevenler ve isteyenler keyifle tweet atacak, istemeyenler karşısında duracak. Yarın 2 maç kazanınca Ersun Yanal'ı destekleyenler mutlu olacak, diğerli istedikleri olmadığı için övmemeye, bunu takdir etmemeye başlayacak, Ersun Yanal 2 yenilgi alsa diğer hoca adaylarını isteyenler ''Bakın biz demiştik'' diyecek ve bu böyle döngü şeklinde devam edecek. Twitter'dan yaratılan algı, sokağa, stada yansıyacak ve Fenerbahçe yine bir arada olmadan yoluna devam etmeye çalışacak.

Şahsen ben bu sebeple yıllardır her gelen hoca adayına ''Hocam'' diyorum çünkü gerçekten Fenerbahçe'nin bir yerlere gelebilmesi için birlik olmamız gerektiğine eminim. Fenerbahçe'nin bölünerek bir yere gelmeyeceğini de biliyorum. O yüzden de Galatasaray maçına çıkacak Erwin Koeman şu an benim için tek hoca. Fenerbahçe taraftarları da bir an önce ''Sadece Fenerbahçe'' demezse Fenerbahçe'den hiçbir şey olmaz. Ayrıca Ali Koç gelmeden söylenen cümlelerin de ne kadar yalan olduğunu çok kısa sürede gördük.

Ali Koç'u, yönetimini, Comolli'yi, Koeman'ı ya da gelecek x hocayı değil Fenerbahçe'yi desteklemeye devam edeceğim.

Şartlar mı Değişiyor?


27 Ekim 2018 - Ali Koç'un açıklamaları.


28 Ekim 2018 - Kulübün açıklaması.

İkisinden biri yanlış da bunu zamanla göreceğiz. Ancak şu an kesin olan bir şey var. Ali Koç'un ciddi bir iletişim eksikliği var.


30 Ekim 2018 Salı

We Color Football


Barcelona Real Madrid maçlarında tüm stadın katıldığı koreografilere imza atıyor. Bunu da maçtan 1-2 gün önce resmi siteden duyuruyor. Ve ortaya çok güzel işler çıkıyor. Yapılan bu koreografi, alından 5-1'lik galibiyet. Barcelona taraftarları için kusursuz gün.
























Barcelona 5 Real Madrid 1


Hayatımda futbol anlamında en büyük mutlulukları son dönemlerde Barcelona ile yaşıyorum. Oynadıkları futbol da, aldıkları skorlar da bana keyif vermeye yetiyor. 2003 sezonundan beri Barcelona maçlarını kaçırmamaya devam ediyorum. Fenerbahçe maçları ile beraber tüm maçlarını izlediğim tek takım. 

Real Madrid karşısında acaba Messi olmadan ne yapacak deniyordu. 5 oldu. Suarez, Alba, Arthur, Sergi Roberto kusursuz oynadı. Coutinho, Suarez, Suarez, Suarez, Vidal sırasıyla golleri atanlar.

İlk 45 dakika kusursuz futbol. 2-0 öne geçme. 2.yarı başında Marcelo golü, ardından Modric'in direkten dönen topu. O arada yenen 15 dakikalık baskı ancak onun dışında tüm maç etkili futbol. 75.dakika gelen Suarez golüyle fişi çekilen ve 5'e giden maç.

1 dakika 33 saniye içinde yapılan 30 pas ile gelen Coutinho golü. 

Sergi Roberto'nun 2 asisti çok şık, Suarez'in kafası çok şık.

VAR ile gelen penaltı kararı. Tabii doğru karar. VAR iyi kullanıldığı zaman ne kadar etkili görmüş olduk.

2009'da 2-6, 2010'da 5-0, 2015'de 0-4'den sonra gelen bir net galibiyet daha.

4-2 Sevilla, 2-0 Inter ve 5-1 Real Madrid. 1 hafta içinde alınan 3 net galibiyet. 

Girona, Leganes, Athletic Bilbao, Valencia olmak üzere üst üste 4 maç puan kaybından sonra gelen 2 galibiyet ve tekrar puan farkıyla lider Barcelona. Zaten o maçlarda saçma kayıplar gelmese şu an çok daha başka bir puan durumu olmuş olurdu.

Cumartesi 22:45'de Rayo Vallecano deplasmanına çıkıp ardından 6 Kasım Inter deplasmanı.

Messi'siz 5. 

Manita.

29 Ekim 2018 Pazartesi

Fenerbahçe Camiası


Fenerbahçe dün Ankaragücü'ne 3-1 kaybetti. Ligde şu an 15.sırada. Gerçekten ne maç sonucuna üzüldüm ne de 15.sırada olmamıza. Hiçbir şeyin ısrarla değişmemesine üzülüyorum.

Yanlış kadro, kötü oyuncu tercihleri, basit hatalar, atılamayan goller, saha içi yerleşimi, kötü transfer dönemleri gibi bir çok maddeyi bir çok taraftar sayıyor ancak üzüldüğüm şeyler başka.

Ali Koç gelsin istedik, vizyon getirecek, çağ atlatacak dedik ama söylemleri ile yaptıkları çok başka.

Bir maç sonrası ''İşler kötü giderse gerekenleri yaparız'' diyor, bir maç sonrası ''Beşiktaş'ı ezdik, terbiyesizlik yapıyorsunuz.'' diyor, bir maç sonrası ''ne deseniz haklısınız, gerekenleri yapacağım'' diyor, bir maç öncesi ''son 5 maçın 4'ünde gol yemedik, iyiye gidiyoruz'' diyor ve o demeçten 1 gün sonra teknik direktörü basın toplantasına bile çıkmasına izin vermeden kovuyor. Burada büyük hatalar var. Ya ilk başta destek olmayacaksın, ya ezdik demeyeceksin, ya işler çok iyi gidiyor demeyeceksin, ya da hocayı öyle kovmayacaksın. Büyük bir iletişim eksikliği. Ya da Fenerbahçe kimliği ile öfke anında ani kararlar alma.

Cocu başarılı oldu mu? Olamadı. Bunu inkar etmeye gerek yok. Bazı şeyleri söylemek ayıp değil. Bir şeyler olmadı ve Cocu ile yolları ayırmak zorunda kaldın. Ancak mesele bu mu? Ali Koç yönetim olarak mı Cocu'yu yolladı yoksa kişisel olarak mı? Ya da şu an ''Cocu'yu getirmem hataydı, istikrara inanıyorum evet ama bu Cocu ile olmaz'' şeklinde mi düşünüyor? Yarın bir gün yeni gelecek hoca aynı bu seriyi yakalarsa yine hoca kovulacak mı?

Bir kaç hafta önce bununla ilgili bir şeyler yazmıştım. Ali Koç eğer bir başarısızlık sonrası bir hocanın görevine son verirse bu tüm başkanlık kariyerini etkiler ve taraftarın her istediğini yapmak zorunda kalır. O yüzden ya tam destek açıklamalı ya da farklı bir yola gitmeli.

Açıkcası Ali Koç'un anlattıklarıyla Cocu'nun kovulma şekli arasında doğru bir çizgi göremiyorum. İnsanlar ''Her şey bitti şimdi kovulma şekli mi sorun oldu?'' şeklinde konuşuyor. Evet bu sorun oldu. Çünkü yıllarca Aziz Yıldırım ve yönetiminden gördüğüm olayları şimdi Ali Koç gibi birinden görmek beni üzüyor. Ben yıllarca Ali Koç gelsin derken bu tarz işler olmasın diye istiyordum. Aziz Yıldırım gibi davranması açıkcası beni üzdü. Keşke çok daha medeni bir yolla bu ayrılık olsaydı. Her ne kadar Cocu başarısız olmuş olsa da. Bir tweet ile hoca gönderdik.

Fenerbahçe taraftarlarından da bahsetmek lazım. Açıkcası dün televizyon başında belki de statta yaşanan kaosu tam olarak anlayamadım ancak Fenerbahçe'ye tepki de olsa Ankaragücü paslarında oley çekmek, Ankaragücü golüne sevinmek, Fenerbahçe teknik direktörü zamanı ağlattığın, hakkında demediğin hakaret kalmayan İsmail Kartal'a tüm stat tezahurat yapmak bana göre çok kötü anlardı. Stada Fenerbahçe'ye destek için gittiğini iddia edip bunları yapmak doğru gelmiyor. Oyuncu 20.dakika topu ayağına alır hemen ''oooo'' diye ayağa kalkar oyuncu üzerinde baskı yaratırsın, gençler oynasın dersin ancak oynayan genci yaptığı geri pas yüzünden ıslıklarsın, ileri oynamadı diye hemen çıkmasını istersin. Bunlar bana doğru gelmiyor. Bir de bunların olmasının sebebini geçmiş yıllardan gelen başarısızlıklar olmasını söylemek de doğru değil. Tribünlerde ''Sen o formayı ıslat, mücadele et... '' şeklinde tezahurat yapıp aslında hiçbir öyle bir şey düşünmediğini, mücadele yalan galibiyet tek gerçek şeklinde bir düşünce içinde olduğunu her fırsatta bizlere gösteriyorsun.
İşin özeti Fenerbahçe camia olarak kendini yenilemeli. Ali Koç ve yönetimi iletişim konusunda gerekirse bir ekiple anlaşmalı, Fenerbahçe taraftarları gerçekten ne istediğine karar vermeli, yaptıklarının bugüne kadar işe yarayıp yaramadığını görmeli ve Fenerbahçe her ne kadar kısa vadede asla inanmasam da bir an önce ayağa kalkmalı. Yoksa tüm camia olarak gerçekten dibe düştük, daha da dip çok daha büyük sıkıntılara yol açabilir.

İlelebet Cumhuriyet

28 Ekim 2018 tarihinde oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü maçı öncesi Fenerbahçe tribünleri. Cumhuriyetin 95.yılı kutlu olsun.

28 Ekim 2018 Pazar

Fazla Anlamlı

2018'de vizyona giren Ölümlü Dünya filminde bir asansör sahnesi vardır. Serhan, Begüm, Zafer ve Serbest'in yukarı çıkarken diyalogu. Zafer rolüyle Doğu Demirkol girişte bir resim gördüğünden, fazla anlamlı bulduğundan bahsediyordu. Ne resim anlamlıydı ne onunla ilgili bir şey oldu. Benim de aklıma bu fotoğrafı görünce aynı böyle duygular geldi. Omuz omuza gelmiş Fenerbahçe takımı. Ankaragücü maçı için son yapılan antrenmanda ortaya çıkan bu görüntü bence fazla anlamlı. 20:30'da Kadıköy'de Ankaragücü maçı Fenerbahçe için sadece 3 puan değil, bir mesaj maçıdır. Fenerbahçe futbolcuları o mesajı verecekler mi göreceğiz...

26 Ekim 2018 Cuma

Yanarım Senin Uğruna


25.10.2018 Anderlecht deplasmanında Fenerbahçe tribünü. 

Anderlecht 2 Fenerbahçe 2


Öncelikle bu bir maç yazısı değildir. Sadece maçın hissettirdiği düşünceleri yazıya dökme olayıdır. Fenerbahçe deplasmanda Anderlecht ile 2-2 berabere kaldı. Kısa kısa yazalım.

Maça yine 3'lü savunma ile çıktık. Hoca bir süredir bunu deniyor ve açıkcası denediği maçlarda yapılanlara bakacak olursa bu tuttu diyebiliriz. Sırf gol atamadık, kazanamadık diye bir oyun planını dibe batırmak bana doğru gelmiyor, aynı şekilde sırf kazanıyor diye de bir oyun planını abartmamak lazım.

Fenerbahçe kadrosu mücadele olarak elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Sahada herkesin mücadele ettiğine inanıyorum. Ancak mücadele etmek her zaman sonuç getirmiyor. Özellikle ilk yarı Hasan Ali, Isla, Frey, Elif gibi oyuncuların biraz daha iyi topu kullansa atacağı paslarla golü atmak çok kolaydı. Ancak burada devreye yetenek giriyor ve pozisyonlar kötü sonuçlanıyor. Yani maçı ön yargıları olmadan izleyince bunu net şekilde görüyorsun. Kaleciyle karşı karşıya kaçan 2 net top ve son pasların kullanılmadığı bir çok pozisyon sadece 45 dakika sonunda karşımızdaydı.

2.yarı başında yenen gol ve 2-0 geriye düşen bir Fenerbahçe. Ancak oradan ayağa kalkıp da skoru 2-2'ye getirmeyi başardık ve hatta Elif Elmas'ın çaprazdan bulduğu pozisyon gol olsa 2-3'e getirmek mümkün olacaktı. Bu geri dönüşü sağlamak bile önemliydi.

Özellikle fotoğrafta duran isimlere baktığımız zaman normal şartlarda Fenerbahçe forması giyemeyecek oyuncuların mevcut kulüp durumundan bu formayı giydiğini görüyoruz. Herkes de bunu görüyordur.

Frey beğenilmiyor, tarihin en kötü forveti deniliyor ama insanların ciddi şekilde abarttığını düşünüyorum. Bugün maçı 1 gol, 1 asistle tamamlamasa da Frey'i yıldız ya da çöp diye değerlendirmenin yanlış olduğunu düşünüyorum. Bekleyelim, görelim.

Frey oyunda kalırken neden Slimani çıktı? Çünkü Slimani'nin maç boyunca top almak için harcadığı efordan dolayı yorulduğunu, bir önceki maç sakatlığından dolayı oynamadığını unutmayalım. O yüzden de çıkması son derece normal. Zaten karşılaşmanın son dakikalarında Frey'in ısrarla prese devam etmesi, top kazanması, oyunu dağıtması da bunu kanıtlayan bir şey oldu. Ayrıca bugüne kadar çok beğendiğim Slimani'nin bu akşam kötü oynadığını da söyleyeyim.

Benzia da çıktı çünkü o da sakattı. İnsanlar nasıl Benzia çıkar diyor ama bunu unutuyor. Zaten maçın sıcaklığıyla yapılan yorumların biraz düşünüldüğünde değiştiğini net şekilde görüyorum. Sakatlıktan çıkan Benzia'nın oyundan çıkmış olması abartılacak bir şey değil.

Jailson da Aurelio benzetmeleri yapılan oyuncumuz. Henüz karar veremedik ne oynadığını ama onu da değerlendirmek erken. Yine de elinden gelen mücadeleyi sergilediğine inanıyorum.

Maç sonunda Barış'ın oynamaması ile ilgili Cocu'nun açıklamalarını okuduk. Barış formayı almak istiyorsa hakkında söylenen -iddialar var- hataları yapmayı bırakacak ve sadece futbola konsantre olacak. Zaten Fenerbahçe'de de, milli takımda da ilk 11'e giremeyen bir Barış'tan bahsediyoruz. Yani mesele Cocu falan değil.

Alper Potuk Fenerbahçe formasını haketmeyen 1 numaralı isim. Cocu'ya katılmadığım konulardan birisi. Alper Potuk bu takımda 1 dakika oynamayı haketmiyor. Bu akşam oyuna girdikten sonra yapamadığı pozisyonlarla bunu net şekilde gördük. Umarım uzun bir süre Alper Potuk görmeyiz.

Cocu gitsin deniliyor, ben demiyorum. Çünkü Fenerbahçe'nin gelecek herhangi bir hoca ile bundan daha iyi olacağına inanmıyorum. Fenerbahçe kadrosuna baktığımız zaman ilk 11'de oynamaması gereken çok fazla isim var. Bu isimleri herhangi bir hocaya da versen fazlasını alamazsın. Çünkü mücadele, şans gibi faktörler bir yere kadar. İşin içinde bir yerde yetenek giriyor ve o da takımda yer alan futbolcuların çoğunda yok.

Skertel'e bir şey olmasın. Takımın gerçekten en vazgeçilmez oyuncusu olabilir.

Fenerbahçe taraftarları yine süperdi ancak yine söyleyeyim beste seçimi konusunda neden bilmiyorum ama bir besteye takılıp gittiğimizi düşünüyorum. Skor 2-1 olmuşken ''kederli günler... '' söylemek bana doğru gelmiyor. Belki bir ara tribünle ilgili bir yazı da yazarım.

Gruptan çıkma şansımız devam ediyor. Evimizde 2 maçımız var. 2 galibiyet kesin olarak çıkartır ve hatta 1 galibiyet, 1 beraberlik bile bize yetebilir. Uefa'da gruplardan çıktıktan sonra yakalanan hava ile beraber nerelere gidilebildiğini biliyoruz. O yüzden gruptan çıkmak önemli.

Pazar günü 20:30'da Kadıköy'de Ankaragücü ile oynuyoruz.

Son olarak 3'lü savunma oynayan, mücadele eden, her maç çok sayıda pozisyon bulan bir Fenerbahçe'nin taraftarıyla beraber daha iyiye gideceğine inanıyorum. Umarım Pazar günü iyi bir taraftar desteği ile galibiyeti alır, Galatasaray deplasmanına gideriz.

Fenerbahçe'nin geçiş sezonu olduğunu ve isimlere bakmadan sonuna kadar Fenerbahçe demeye devam edeceğimi de belirteyim.