21 Şubat 2018 Çarşamba

Beşiktaş Deplasmanına Hazırlanıyoruz


Türkiye'de en çok ''Kritik maç'' adı altında maça çıkan takım Fenerbahçe olabilir çünkü bunu biz yaratıyoruz. Sezon başlarında o kadar gereksiz puan kayıpları oluyor ki, sonradan 1 puan kayıp bile bizlere zarar veriyor. Ancak Pazar günü oynayacağımız Beşiktaş deplasmanı 1 puanın kötü olmayacağı bir deplasman olacak. 

Fenerbahçe son haftalarda oldukça iyi performans sergiliyor, başarı geldikçe hatalar da aza iniyor. Hasan Ali'nin ön libero oynaması, Dirar'ın ısrarla kesik yememesi, Giuliano'nun kanada atılması, Valbuena'nın yedeğe atılması ve üstelik bu yapılırken oyuncunun küstürülmesi, kadroda yer bulunamaması, Aatıf gibi ne gol ne asist yapan adamın ısrarla her maç sağ açıkta maçlara başlaması gibi yanlışları söyledim bundan sonra da söylemeye devam edeceğim. Tabii bu yanlışlara başka kişilere doğru gelebilir ama bana doğru gelmiyor.

Fenerbahçe Pazar günü 19:00'da Beşiktaş ile çok zorlu bir maça çıkacak. Hasan Ali'nin cezalı olması ile sol kanatta kimin oynayacağı belli değil, Valbuena ilk 11 çıkacak mı? Dirar-Aatıf ikilisi yine ilk 11'de mi olacak bunları maç saatinde göreceğiz. Ancak Bayern Münih deplasmanından ağır yenilgi alan ve belki de tek dalı lig kalan Beşiktaş'ın da tam bir final maçı olduğunu unutmayalım. Umarım sakin kalırız ve istediğimizi alarak döneriz bu zorlu deplasmandan.

Bu sene şampiyonluk çok kritik.

Aus dem Nichts


Son zamanlarda izlediğim güzel filmlerden birisi. Fatih Akın'ın yönetmenliğini yaptığı, Golden Globe ödülü kazanan, Cannes film festivalinde adaylık alan nefis bir dram filmi. 

Nefis mahkeme sahneleri, başrol oyuncusu Diane Kruger'in muazzam oyunculuk performansı, her geçen saniye nasıl son olacak acaba diye merakla geçen dakikalar, intikam, planlar, nefret, yalnızlık, kararsızlık. 

İzleyin, beğenirsiniz.

12 Şubat 2018 Pazartesi

Hadi Gel Müjdeler Ver


Bazı şarkılar çok özeldir, iyidir. Ancak daha önce dinleyip ne kadar sevdiysem ya da o şarkıyı daha önce ne kadar dinlediysem farketmiyor. Tribün söyleyince şarkının benim gözümde değeri daha da artıyor. Daha fazla dinlemeye başlıyorum. Ve bence gerçek şarkıdan daha iyi oluyor.

Bendeniz'in 1993 yılında çıkardığı Ya Sen Ya Hiç albümünden ''Müjdeler Ver'' şarkısı. Son zamanların Fenerbahçe açısından popüler şarkısı. Çünkü şarkıyı Ali Koç'a söylüyoruz. Evet söylüyoruz. Koca koca adamlar, kadınlar birbirlerine bakarak ''Hayırsızım ah hayırsızım, sensiz inan çok yalnızım...'' diye bağırmaya başladı.

Video o şarkının söylendiği en iyi yer olabilir. Fenerbahçe tribünlerinden bir arkadaş topluluğu İstanbul'da Bendeniz'in çıktığı bir gece kulübüne gidiyor. Şarkı başlıyor, Fenerbahçe tribünlerinden arkadaşlar eşlik etmeye başlıyor, şiddetleri git gide artıyor, ''Hadi gel müjdeler ver'' kısmında iyice bağırıyorlar, bir süre sonra Bendeniz orkestra arkadaşlarına dur işareti yapıyor, kontrolü Fenerbahçe tribünlerine bırakıyor, Fenerbahçe tribünü daha da coşkulu söylüyor, daha da alevleniyor ortam, Bendeniz şarkıyı bitiriyor, tam teşekkür edecekken kontrolü yine Fenerbahçe tribünü alıyor, son ses giriyorlar, Bendeniz de dayanamıyor söylemeye başlıyor, müzik de tekrar başlıyor, ortam iyice alevleniyor. İnsanlar kendinden geçiyor, sonunda bir ''Fenerbahçe sen çok yaşa...'' tezahuratı geliyor, Beşiktaş taraftarı olan Bendeniz de eşlik ediyor ve bu harika video sona eriyor.

Bendeniz şarkısının bu kadar coşkuyla söylenmesi karşısında mest oluyor, büyük ihtimal neden bu şarkıda bu kadar büyük coşku olduğunu bilmiyor. Belki daha sonra öğrenmiştir.

Fenerbahçe tribünleri uzun bir süredir ''Hadi gel müjdeler ver...'' şarkısını söylüyor, Ali Koç'a ithaf ediyor. Şahsen Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını, maçları kazanmasını istiyorum ancak Ali Koç konusundaki heyecanım oralarda yok. O heyecanımı kaybettim. Ancak şu tarz videolar beni gelecek açısından heyecanlandırmaya yetiyor. Ali Koç hayalleri kuruyorum. 50 bin kişiyle oynanacak Ali Koç başkanlığında ilk maç bu şarkının çalındığını, 50 bin kişinin eşlik ettiğini, tam o sırada Ali Koç'un sahaya çıkıp taraftarları selamladığını hayal ediyorum. Fenerbahçe'nin geleceği açısından Ali Koç son şans. Bu taraftar bu şansı sonuna kadar hakediyor. Başarı garantisi veremez belki ama bu heyecanın garantisini verebilir. Hadi gel, müjdeler ver... 


Medipol Başakşehir 0 Fenerbahçe 2


Keyif.

Pazar akşamı Fenerbahçe taraftarları olarak acayip keyifli bir akşam geçirdik. Fenerbahçe futbol takımı lig lideri Başakşehir deplasmanında baştan sona üstün oyunla beraber galibiyeti alarak bizleri mutlu etti.

Maç öncesi sahaya çıkan kadroyu beğenmesem de -bana kimse formanın adil dağıtıldığını ve hakedenin oynadığını söyleyemez- sahada bizleri yanıltan bir oyun izledik. Maç başından sonuna kadar hayallerimize en yakın Fenerbahçe takımlarından birini izledik. Her şey çok iyiydi.

Takım halinde çok iyiydik. 2-0 önde olmamıza rağmen ilerde pres yapılınca kendimden geçiyorum. Fenerbahçe yeteneksiz kadrosuyla beraber bunu her hafta yapabilir. Umarım bu maç bir dönüş olur ve Fenerbahçe futbolcuları yapabildiklerini kalan haftalar devam ettirir. 

Giulinao Rusya'ya gitmek için ekstra iyi oynuyor. Bunu sezon başından beri söylüyorum. Rusya 2018 büyük bir etki yaratıyor. Sakatlığı tam geçmeden maçlara dönmesi de bunu gösteriyor. Çok seviyoruz.

Fernandao. Golcü.

Cumartesi Alanyaspor maçı bu maçtan daha zor olursa şaşırmam.

Şampiyonluk için saldır Fener.

8 Şubat 2018 Perşembe

Darkest Hour


2.Dünya Savaşı'nın başlangıcında Nazi Almanyası'nın tehditi ile karşı karşıya kalan Büyük Britanya'da başbakan Chamberlain görevden ayrılmak zorunda kalır. Yerine Winston Churchill getirilir. Ancak Churchill'in karşısında vermesi gereken zor bir karar vardır. Ya Hitler ile barış yapacak ya da ülkesini savaşa koyup bir çok kişinin ölme ihtimalini yaşayacak?

Film Gary Oldman'ın canlandırdığı Winston Churchill'ın nefis bir hikayesini anlatıyor. Her saniye zorlanıyor, her saniye ne yapacağını bilemiyor, muhalefet olarak insanlar karşısında duruyor ancak o tüm bunlara rağmen hedefinden vazgeçmiyor.

Özellikle bir metro sahnesi var ki filmin en özel sahnelerinden birisi. Churchill'in taksiden birden inerek şöförden kaçması ve hayatında ilk kez metro'ya binecek olmasını bizlere kusursuz bir şekilde anlatmış. Gerçek bir olay olduğu için insan daha da etkileniyor. Ülkenin başbakanı tek başına, güvenlik ya da başka bir şey olmadan metroya biniyor ve halkın bu olaylara bakışını birinci ağızdan öğreniyor. Metroda insanların saygıdan ne yapacağını şaşırarak başladığı anlar daha sonra karşılıklı fikir alışverişine dönüyor. Belki de koca bir ülkenin kaderi burada alınan tepkilerden sonra çiziliyor.

Yine aynı şekilde filmde meclis sahneleri de kusursuz. İktidar ve muhalefet mensuplarına seslendiği sahneler izlerken insanı acayip duygulara itiyor.

Gary Oldman en iyi erkek oyuncu oscar ödülünü almalı. Gerçekten kusursuz oyunculuk sergilemiş.

Filmde Gelibolu ve yaşadıkları başarısızlık bir kaç kez anlatılıyor.

Film sonrası arkadaşla konuştuk. Türkiye olacak ne zaman böyle kaliteli bir Atatürk filmi çekeceğiz. Gerçekten ülke olarak böylesi büyük bir ismin bu zamana kadar filmini yapamadık. Atatürk gibi bir figür İngilizler ya da Amerikalıların elinde olsa şu ana kadar 20 film çekmiş, bir çok kez oscar adaylığı da ödülü de almıştı. Umarım bir gün iyi bir Atatürk filmi çekebiliriz.

Dunkirk ve Darkest Hour gibi birbirine bağlantılı iki olay, iki film, iki adaylık. Bu filmi izleyen Dunkirk'ü, Dunkirk'ü izleyen bu filmi izlesin.

Şu an vizyonda olan bu filmi izleyin. Beğenme ihtimaliniz yüksek.

6 Şubat 2018 Salı

Köprüden Önce Son Çıkış


Yıllardır Fenerbahçe'yi yöneten ancak bunun yanında son yıllarda her sene daha da kötü olan, daha da başarısız olan, bizleri daha da utandıran, daha da ne dediğini bilmeyen bir yönetim görüyoruz.

Mahmut Uslu'nun son açıklamaları malum. Yetiştirme taraftar söylemi camianın büyük bir kesiminden eleştiri aldı. Ardından hemen saatler sonra yaptığının yanlış olduğunu düşünüp özür diledi ancak bu onun bu düşüncesinin değiştiğini göstermiyordu.

Mahmut Uslu ya da Aziz Yıldırım. Bu tarz demeçleri yıllardır veren, lisanssız formayı imzalamayan, taraftara sürekli hakaret eden, zengin taraftar kesimine yalakalık yapan, inşaatçı gibi davranan, söylemleri, hareketleri ile bizleri utandıran kişilerdir.

Şimdi Haziran ayında kongrenin önünde iki yol var. Ya Aziz Yıldırım ve Mahmut Uslu gibi kişileri seçecek, Fenerbahçe'nin başına getirecek, ya da her konuşmasıyla kalitesini ortaya koyan Ali Koç gibileri getirecek.

Haziran Fenerbahçe için köprüden önce son çıkış. Aksi takdirde Fenerbahçe'nin geleceği parlak olmaz. Aziz Yıldırım'ın kazandığı bir seçim camianın çok büyük bir kesimi tarafından desteklenmeyecek ve Fenerbahçe'yi kötü günler bekleyecek.

2-3 Haziran 2018. Fenerbahçe için son şans.

3 Şubat 2018 Cumartesi

Rakibimiz; Gençerbirliği


Ligde 12 maçtır yenilmeyen Fenerbahçe ile yine ligde 6 maçtır yenilmeyen Gençlerbirliği'nin kapışması. Bir tarafta Aykut Kocaman, bir tarafta Ümit Özat, bir tarafta Sessegnon, bir tarafta Aatıf, bir tarafta Hopf, bir tarafta Volkan. Saat 19:00'da başlayacak maç BeIN Sports 1'den yayınlanacak Açıkcası 3 puan önemli, şampiyonluk yolunda ilerlememiz lazım tamam ama ben 3 puanın yanında artık Fenerbahçe'den iyi oyun bekliyorum. Yani çok kötü futbolla gelecek 1-0 galibiyet beni mutlu etmez. Zaten camianın şampiyonluğa inanması için iyi oyunla gelecek bir galibiyet lazım. Başakşehir maçı öncesi puan kaybı zaten her şeyi bitirebilir. Eljif Elmas ve Valbuena ilk 11'de olursa her şey iyi başlar. Umarım iyi oynarız ve öyle kazanırız. 

Tiyatro: Azizname


Bir arkadaşımın daveti üzerine İzmit Sabancı Kültür Merkezi'nde seyrettiğim oyun. Aziz Nesin'in öykü ve taşlamalarından oluşan bir oyun. Yücel Erten tarafından sahneye uyarlandı. Yaklaşık 3 saat sürdü.

Emre Altuğ, Bülent Çorak, Zühtü Erkan, Pınar Gülkapan, Hande Kaptan, Berk Sezenler, Burak Şentürk ve Fatih Topçuoğlu'nun oyuncu listesi. Piyanonun başında da İklim Tamkan var.

Açıkcası oyunu baştan sona keyifle, baştan sona mutlulukla izledik. Bazı sahneler oldukça güldük. Memleket güzellemeleri ile, siyasi göndermelerle, atıflarla, müziklerle, kostümlerle oldukça iyi bir oyun izledik.

Emre Altuğ beklediğimden daha iyi bir oyunculuk sergiledi. Anlık doğaçlamaları, takıldığı yerlerde yaptığı anında hazır sözler, seyirciyi arkasına alarak sahneyi uzatması ve güzel sesi ile beraber oldukça iyiydi. 

Emre Altuğ'un ''Sıcak'' şarkısını söylemesi.

2 tane kadın oyuncu vardı. Hande Kaptan ve Pınar Gülkapan. İkisi de oldukça iyi oyunculardı ve oldukça güzellerdi. Özellikle Hande Kaptan sempatikliği ile beraber bir tık öne çıktı.

Oyunun en efsane anları seyircileri selamladıkları ve sahnede müzik çaldıkları anlardı. Seyirciden en çok alkışı aldıkları sahneler bunlardı.

Yalnız oyuncular belli büyük keyif alıyorlar oynamaktan. Onu hissedebiliyoruz. Dans ettikleri sahneler, 3 saat boyunca düşmeyen enerjileri, birbirleri ile şakalaşmaları gerçekten tiyatro oyuncusu olmak keyiflidir. Belki dizi ya da sinema kadar çok para kazanmıyorlar ama seyirciden anlık tepkiler almak bana çok iyi bir şeymiş gibi geliyor. Bu his tüm oyuncuları kazandıkları paralardan daha mutlu ediyor olabilir.

Eğer imkanınız varsa İstanbul'da sahnelenmeye devam ediyor. Gidip 3 saat boyunca keyif almanız mümkün. Biletler burada

2 Şubat 2018 Cuma

Ölümlü Dünya


Hayatımda izleyip de en çok güldüğüm Türk filmi oldu Ölümlü Dünya. Sokaktan insanları çevirip bu filme sokasım geliyor. Ve hayatımda belki de ilk kez ikinci, üçüncü kez sinemaya giderim diyebildiğim bir film. Ben hayatımda sinemada bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum. Cem Yılmaz ya da başka bir isim. Bu filmin yanına yaklaşamadı. Açıkcası bu yazıyı yazarken aklıma sahneler geliyor gülmeye başlıyorum. O kadar çok güldük ki artık gülmekten gerçekten karnımıza ağrılar girdi. Sadece ben değil, tüm salon. Hatta bazı anlar ''İnsanlara ayıp olacak ya kendimizi frenleyelim.'' falan demeye başlayacaktım.

Film nefis bir Özdemir Erdoğan şarkısı ile başlıyor. Gurbet'i dinleyerek başlıyoruz. Ve ardından olaylar gelişiyor. Her saniye keyif alıyoruz, her 5-10 dakikada bir yere düşecek şekilde gülüyoruz.

Haydarpaşa Garı'nda bir restoran işleten 8 kişilik bir ailedir Mermer'ler. Ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Aile yıllardır kiralık katil olarak ve dünyanın önemli organizasyonlarından birinin altında çalışmaktadır. Ancak organizasyon kurallarının ihlal edilmesi sebebiyle işler karışır ve film devam eder.

Özellikle Wi-Fi şifresi verilen sahne, resepsiyon sahnesi, sorgu sahnesi, dayak yedikten sonra arkadaşlarına sitem ettiği sahne, kız isteme sahnesi, bankadan para çekme sahnesi, tarama sahnesi gibi 7 tane sahne var ki buralarda gerçekten dikkat edin koltuktan düşebilirsiniz.

Filmin bana göre yıldızları zaten sadece konuşsalar bile adından söz ettirecek iki kişi. Feyyaz Yiğit ve Doğu Demirkol. İkisi de olağanüstü oyunculuklar sergiledi. Her sahnede bizleri güldürdü. Zaten tipleri komik, bir de saf oyuncuları canlandırınca ortaya unutulmaz anlar çıktı.

Ahmet Mümtaz Taylan, Sarp Apak, İrem Sak, Alper Kul, Meltem Kaptan, Mehmet Özgür ve Özgür Emre Yıldırım filmin diğer oyuncuları. Hepsi de iyiydi ancak dediğim gibi ön plana çıkanlar Feyyaz ve Doğu oldu.

Doğu Demirkol'un ilk filminin bu olması oldukça şanslı hareket olmuş. Bundan sonra daha sık görmeliyiz.

Filmin içinde çalan şarkılar da oldukça iyiydi. Bir an önce albümü çıkmalı.

Ali Atay'ın ilk filmi Limonata'yı sinemada sadece 76 bin kişi izlemişti, filme bayılmıştım. Bu filme de ilk hafta sadece 109 bin kişi gitmiş. Oldukça az. Bu filmin rekor kırması gerekiyordu. Ama ben bu filmin zamanla daha da iyi gişe yapacağına inanıyorum. Çünkü anlatılınca insanlar daha da gidecek. Çünkü gerçekten bunu sonuna kadar hakediyor.

İşin özeti mutlaka ama mutlaka gidin. Gülmeme ihtimalinizin olduğunu düşünmüyorum. Yılın en iyi filmi, son yılların en iyi yerli filmi.

1 Şubat 2018 Perşembe

Keyifli Akşam


Aslında bu maçı buraya yazmazdım. Gökhan Abdik'in keyifli anlatımı, Engin Kehale'nin keyifli yorumları ve Manchester City'nin klasik bir iç saha galibiyetlerinden birisi. Ancak maç sonunda Oasis'in belki de en iyi şarkısı Wonderwall'ı duyunca yazmak istedim. Ligde lidersin, avrupa kupalarında güzel kura çekmişsin, dünyada en iyi topu oynuyorsun ve hafta içi bir lig maçında rakip WBA. Maç öncesi bir pub'da içkini içiyor ya da bir restoranda yemeğini yiyorsun. Hava yağmurlu. Stat da zemin de harika. Sahaya çıkacak kadro müthiş isimlerden oluşuyor. Dünyanın en iyi hocası kenarda. Maç başlıyor. Baştan sona üstün oynuyorsun. Skoru alıyorsun, topu vermiyorsun. 3-0'a gidiyor maç bir şekilde. Statta olduğun her an keyif alıyor, her an mutlu oluyorsun. Maç bitiyor, Oasis çalıyor. Manchester City'nin dünyaca ünlü taraftarları. Wonderwall söylüyorlar. Koltuğunda oturup bu şarkıyı da dinleyerek evine gidiyorsun. Manchester City taraftarı olmak falan istemem de böyle anlar güzel anlardır. Bize çok keyifli geliyor. Ayrıca iyi bir oyun, iyi bir skor ve statta maç sonunda çıkmayıp koltukta stadın boşalmasını izlemek her zaman keyifli olmuştur. Umarım kısa sürede bizler Fenerbahçe taraftarları olarak tekrardan bu günleri yaşayacağız...

Because maybe, you're gonna be the one that saves me
And after all, you're my wonderwall


29 Ocak 2018 Pazartesi

Dudullu Postası


Dudullu Postası Blu Tv'nin yeni dizisi. Erkan Can, Güven Kıraç, Bülent Şakrak, Hazar Ergüçlü, Taner Ölmez, Ahmet Rıfat Şungar, Ayda Aksel, Levent Tülek, Aslı Bekiroğlu, Özgür Emre Yıldırım oynayanlar. Penguen dergisinde yer alan Dudullu Postası karikatür serisinden ilham alınarak yapıldı. Gazeteciliği hayatının merkezine koyan Asım'ın Dudullu'da bir gazete çıkarmek istemesi ve bu vesile ile başından geçenleri anlatıyor.

Dizinin ilk bölümünü izledim. En çok beğendiğim oyuncu Bülent Şakrak oldu. Güven Kıraç ve Erkan Can gibi iki büyük ustayı izlemek de keyifli oluyor. Medcezir dizisinde Eylül ile Mert burada Tayfur ile Melis olmuş. Büyük renk katıyorlar. Zaten Medcezir dizisinde çok seviyordum bu ikiliyi burada da aynı sesleriyle karşımıza çıkıyor.

İlk bölüm 59 dakikaydı, her Cuma yayınlanacak. 

Açıkcası ilk bölüm bazı anlar çok güldüm. Komedi adı altında yapılsa da bu kadar güleceğimi tahmin etmezdim. Sıcak, doğal, samimi. Dizide her şey var. Tamam çok kaliteli başlamadı ama henüz ağır eleştiriler yapmak için de erken. Bakalım ilerleyen bölümler neler olacak.

Onur Ünlü'nün yönetmenliğini yaptığı diziyi buradan ücretsiz deneyerek ve daha sonra üye olarak izleyebilirsiniz.

Şampiyonluk ve Askerlik


Tarih 29 Ocak 2017. Avustralya Açık finalinde Federer ile Nadal karşıya gelecek. Ancak ben askerdeyim. Olayları başa alalım. Ankara'da Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda askerlik yapıyorum. Nizamiye görev yaptığım yer. Normalde Pazar günü çarşıya çıkarım, maç anında bir internet cafe'de maçı izlerim diyorum. Ama sonra haber geliyor. Çarşılar kilit. Tabii böyle olunca üzülsek de daha sonra bölük komutanı tarafından ''Çarşısı olanlar nizamiyeye gelmesin, gazino'da takılabilir'' haberi geliyor. Tabii böyle olunca ben bir şekilde ayarlıyorum ve nizamiye içinde yer alan bekleme salonunda tv karşısına geçiyorum. Tabii rahat değilim. Baskı var. Ancak kimseyle göz göze gelmeden sadece maçı izlemek istiyorum. Hatta bir ara bir albay geliyor, bekleme salonunda oturuyor, telefonu ile ilgileniyor ancak kumadan onun önünde duruyor. Gidiyorum önünden kumandayı alıp açıyorum Eurosport'u. Bu size biraz zor bir şey gibi gelebilir ancak nizamiye görevlisi olduğumuzdan orası bize emanet. Televizyon da. Maç muazzam geçiyor, bazı puanlarda ayağa kalkmaya yelteniyorum. Normalde tabur komutanı falan gelir, o gün şansıma gelmiyor kimse. Yerimden bile kalkmadan maçı komple bitiriyorum. Müthiş maç oluyor, Federer kazanıyor, mutlu oluyorum.

Ve 28 Ocak 2018. Bu kez yine Federer finalde, rakip Cilic. Bu kez evdeyim. Ortam şahane. Yine efsane maç oluyor. Yine Federer gülüyor. Kariyerinin 20.grand slam şampiyonluğuna ulaşıyor, tarih yazıyor. Cilic'e de paragraf açmak lazım. Müthiş bir mücadele sergiliyor. Sürekli geriden gelip setlerde eşitliği sağlıyor. Ancak bir yerde Federer'in kalitesi devreye giriyor.

Maç sonunda Federer konuşmasını tamamlayamayıp ağlamaya başlıyor. Biz de ekran karşısında duygulanıyoruz. 2 sene arayla iki Federer finaliyle ve gelen şampiyonlukla mutlu oluyorum. Hayatımda şartlar, bulunduğum yerler değişiyor ancak Federer ve şampiyonluklar değişmiyor.

Böylesine bir sporcuyu da izlediğimiz için şanslı olduğumuzu bir kez daha anlıyoruz.

Trabzonspor 1 Fenerbahçe 1


Fenerbahçe Trabzonspor deplasmanından 1-1'lik beraberlikle döndü. Sadece bu cümle üzerinden baksak Trabzon gibi zor deplasman, yeni statta ilk derbi, binlerce taraftar, ateşli atmosfer 1 puan kötü diyemezdik ancak iş öyle değil.

Öncellikle ben herhangi bir Fenerbahçe hocasının Hasan Ali gibi yetenekleri kısıtlı bir oyuncuyu ön libero oynatmasını doğru bulmuyorum. Hoca tercihidir, antrenmanda denemiştir, kusursuz oynamıştır, fayda sağlayacağını düşünmüştür ayrı konu. Ancak elinde Oğuz Kaan gibi Konyaspor maçında oynattığın -bana göre kötü de oynamadı- oyuncu varsa onun oynatılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Ya da kimsenin tanımadığı ama oyuna girdikten sonra etkisini gördüğü Eljif Elmas. Tabii ülkenin büyük kısmı Hasan iyi oynasa ya da gol atsa ya da çok iyi işler yapsa sesini çıkarmazdı ancak iyi ya da kötü Aykut Kocaman'ın sezon başındaki Sturm Graz maçında söylediği gibi ''Kendi mevkisinde oynama alışkanlığı olduğundan Ahmethan'ı tercih ediyorum.'' açıklamasında olduğu gibi bir karar vermesini beklerdim.

Valbuena tercihine gelirsek. Valbuena takımın en golcü ikinci oyuncusu, en çok asist yapan oyuncusu. Oyuna girdikten sonra etkisini hepimiz gördük. Savunmaya yardım etmiyor diye bu oyuncudan vazgeçmek ya da 60.dakika sonra izlemek hocaya doğru gelebilir ancak bana gelmiyor. Ben Fenerbahçe taraftarı olarak sahada yetenekleri kısıtlı Aatıf, Alper, Dirar gibi oyunculardansa arada top kaybı yapan, savunmaya yardım etmeyen ama top her ayağına geldiğinde olumlu işler yapan Valbuena'yı görmek isterim. Fenerbahçe'de kısa vadede çözülmesi gereken olay budur. Fenerbahçe taraftarları galibiyet tabiiki ister ancak sahada o galibiyet gelirken de iyi işler yapan futbolcu görmek ister. Yıllardır söylediğim gibi Fenerbahçe iyi kadro kurmalı, iyi futbol oynamalıdır. En azından oynamasa bile o isteğini sahada göstermelidir.

Mücadele böyle iki kritik hamleyle başladı. Ancak kadro kötü olsa da oyuncuların aşırı istekli olması nedeniyle Trabzonspor karşısında oldukça iyi başladık. İsmail ya da Alper ya da Aatıf golü atsa skor avantajını da alıp daha rahat bir maç izleyebilirdik. 2.yarı ise Sosa hamlesi yapan Trabzonspor oyunda üstünlüğü aldı ve Burak Yılmaz'ın golüyle öne geçti. O dakikadan sonra Valbuena ve Eljif Elmas hamlesi oyunu tekrardan Fenerbahçe'ye döndürdü ve Josef'in attığı gol ile de meyvesini aldı. Hatta golü biraz erken bulabilsek galibiyet de gelebilirdi.

Valbuena oyuna girdikten sonra kısa sürede oldukça faydalı işler yaptı. Kritik ortalarının, paslarının yanında golün asisti de ondan geldi.

Aatıf ve Dirar Fenerbahçe'de hiç kesilmeyecek oyuncular değil. Bir Fenerbahçe taraftarı nasıl oluyor da bunu savunuyor gerçekten anlamıyorum.

Alper ise geldiği günden bu yana arada parlasa da genel olarak iyi değil. Kendini de geliştirmiyor, çalışmıyor da sanırım. Fenerbahçe gibi bir takıma gelen Alper'in çok daha istekli, konsantre ve çalışkan olması lazım. 

Ozan Tufan nerede?

Fenerbahçe takımı yetenek olarak geride. Yetenekli oyunculardan kurulu bir takım değiliz ancak maçlara Aykut Kocaman'ın dediği gibi başlamasak da önce vursak, sonra tutsak. Bunu düşünüyorum. Mesela Valbuena ilk 60 dk oynasın sonra Aatıf girsin tutsun madem bu yönüyle tercih ediliyor.

Valbuena çaba harcarken takım kötüydü, takım iyi Valbuena yok. İyi takımda Valbuena'yı izleyemedik yani.

Fenerbahçe bu beraberlikle puanını 37 yaptı, Galatasaray ile fark 4. Başakşehir ve Beşiktaş deplasmanları sonrası fark iyice açılırsa Fenerbahçe için yol daralır. Zaten yetenek eksiklerini mücadele ederek kapatmaya çalışan bir takımız. Psikolojik olarak da geri düşersek sezon bitebilir. O 2 maç çok kritik.

Haftaya Kadıköy'de Gençlerbirliği'ni ağırlıyoruz. Son 6 maçında kaybetmeyen bir Gençlerbirliği. Zor maç olur. Puan kaybı ligi bitirir.

Fenerbahçe'nin herkes kazanmasını istiyor ancak bunu daha doğru işlerle görürsek tüm camia mutlu olacak. Gençlerbirliği maçını bu açıdan da merak ediyorum.

Sonsuza kadar yanındayız.

28 Ocak 2018 Pazar

Rakibimiz; Trabzonspor


18 haftada 10 galibiyet, 6 beraberlik ve 2 yenilgi. Aslında 18 haftaya baktığın zaman 2 yenilgi almak kötü değil. Belki 6 beraberlik sıkıntı ama Fenerbahçe'de sıkıntı olan şey galibiyetler, yenilgiler, beraberlikler değil. Camia takıma inanmıyor çünkü istikrarlı bir oyun yok. Ve kadro olarak da, teknik direktör olarak da geride olduğumuzu düşünüyor. Geçen hafta Göztepe karşısında ilk 30 dakika kusursuz oyun ardından kontak kapatma ve ardından gol yedikten sonra tekrar atma için uğraşma. Fenerbahçe maçları genelde böyle geçiyor. Trabzonspor ligin en zor deplasmanlarından birisi. Yıllardır maçlar oyundan çok olaylarla anılıyor. Bu kez neler olacak bilinmez ama Fenerbahçe ilk kez yeni stadyumuna konuk oluyor Trabzonspor'un. Geçen sezon Avni Aker stadyumunun kapanış maçında oynadığımız maçı 3-0 kazanmıştık. Maçı askerde gazino'da onlarca asker ile izlemiş, galibiyetle beraber oldukça mutlu şekilde uyumuştum. Bu kez o kadar rahat maç olmaz. Fenerbahçe'de Skertel, Şener, Giuliano, Neto ve Janssen gibi eksikler var. Alper, Aatıf, Fernandao ile gol arayacağız. Valbuena da hoca kararı ile kenarda oturacak. Ligin en çok asist yapan ikinci oyuncusu, Fenerbahçe'nin en çok asist yapan oyuncusu, en çok gol atan ikinci oyuncusu. Bunu görmek istemiyorum. Yarın Guilano'nun yokluğunda kontra ataktan gol arayacak bir oyun oynamamız muhtemel. Zaten ilk golü atarsak da kapanırız. Bana göre maçı belirleyecekler Aykut Kocaman ve Trabzonspor seyircisi olacak. Fenerbahçe için bir final maçı daha. 19:00'da başlayacak maçı Ali Palabıyık yönetecek. BeIN Sports naklen yayınlayacak.

27 Ocak 2018 Cumartesi

Şampiyon


2 kez sezonu bir numara kapattı, 2 kez grand slam finali kaybetti, evlilik aşamasına gelmişken son anda düğünü iptal oldu, ayrıldı, kötü günler geçirdi. Ancak o oradan ayağa kalktı ve tekrardan 1 numaraya yükseldi. Üstelik bunu kariyerinde ilk kez bir grand slam şampiyonluğu ile yaptı. Wozniacki üzerindeki tüm eleştirileri yıktı ve kariyerinde eksik olan adımı attı. Yıllardır takip ettiğim, sempatikliği ile dikkatleri üzerine çeken Wozniacki'nin böylesine bir zafer almasına acayip sevindim. Umarım böyle devam eder. Halep karşısında şampiyonluğa 7-6, 3-6 ve 6-4 ile ulaştı. Halep 3.finalinden de yenilgiyle ayrıldı.