30 Mayıs 2013 Perşembe

Kolasına Maçlar


“Bazen çok önemli maçlar oluyor. Nasıl hazırlanıyorsun diye soruyorlar. Küçükken mahallede kolasına maç yapıyoruz, cepte para yok. Kaybedersen kolayı nasıl ödeyeceksin? Onun stresinden daha büyük bir stres olabilir mi? Hayatta verdiğin sözü tutamamaktan daha büyük bir stres olabilir mi? Tabi o zaman yeteneğimize güveniyoruz. Maçları hep ben kazanırdım. Sonra kolaları alıp bakkalın buzdolabında biriktirirdim. Canım istediğinde de o kolalardan bir tane içerdim.”

Arda Turan'ın Halı Saha Ligi röportajının bana göre en özel yeri, hepimizi anlatıyor.

28 Mayıs 2013 Salı

Benfica Maçı Atkısı


Atkı koleksiyonumun en özel parçalarından, Benfica maçı günü Fenerium'dan aldım. Çok şey söylemeye gerek yok, 1-0 kazandığımız yarı final maçının atkısı. Hayatım boyunca saklayacağım.

Ankara'nın Bağları > Türkiye Kupası


































Fenerbahçe geçen sezondan sonra Türkiye Kupası'nı yine aldı, alamadığımız seneler daha güzeldi derdim de öyle değil, insanların yıllarca dalga geçmesi, yıllarca bel altı vurması, bunu abartması sonrası geçen sezon kupayı alalım ve bir daha da katılmasak olur diyordum, bu sene yine katıldık - doğal olarak - yine aldık. Tebrik etmek lazım.

Aslınd rakiplerin 29 senelik hasret diye dalga geçmeleri futbolun güzelliklerinden, bunu basın yıllarca kullandı, kupanın ''Fenerbahçe'nin 29 senedir alamadığı kupa'' şeklinde adı oldu. Yıllarca böyle lanse edildi, aldıktan sonra da değişmedi pek cümleler aslında, bir çok yerde '' Fenerbahçe 29 senelik hasrete son verdi '' manşetleri ile çıkıp bu sene de '' Fenerbahçe 29 yıldan sonra aldığı kupada bu senede finali hedefliyor. '' cümlelerine sebep oldu.

Bu sene kupa maçını yine önemsemedim, alalım, alamazsak da önemli değil diyordum, 3 kupanın 1 tanesini alarak sezonu kapadık, kağıt üstünde sadece Aykut Kocaman ve yönetim için olumlu etkisi oldu. Sezonu 1 kupa, 1 ikincilik ve bir yarı final ile tamamladık cümleleri insanı daha çok mutlu ediyor.

Maç hakkında bu saatten sonra yazacak çok şey yok, Sow'un golüyle kazandık, sonrası beni kupadan daha çok mutlu etti...

Ankara'nın Bağları çalarken Meireles ile Webo'nun karşılıklı oynaması sizi de kupadan çok mutlu etmedi mi? Veya devamında otobüste Meireles'in Türkçe şarkıları söylemesi? Yatcaz kalkcaz ordayız demesi? Kuyt'ın Ankara'nın Bağları ile oynaması? Otobüsteki sıcak ortam sizi mutlu etmedi mi?

Kupayı unuttum, son günlerin en mutlu anlarını yaşadım, berbat futbol dünyasının en güzel saniyelerini yaşadık, sahada yaptıkları ile eleştirdiğim, nasıl bu kadar hata yapıyor dediğim Meireles beni evde gülme krizine soktu, mutluluktan ağlamak deyimini yaşattı. 

Yıllar sonra bu kupayı alırken golü kimin attığını belki hatırlamayacağız ama Meireles'in Ankara'nın Bağları'nda oynaması, Türkçe şarkılar söylemesini asla unutmayacağız.

Ankara'nın Bağları eşliğinde futbolcuların oynaması, şarkılar söylemesi > Türkiye Kupası.

Beckham'a Veda


Beckham hayatımda otobiyografisini okuduğum ilk futbolcuydu, çok seviyordum, büyük bir zevkle takip ediyordum, yıllarca takip ettim, çok büyük oyuncuydu, kimine göre yakışıklı diye, kimine göre bileğinin hakkıyla üst yerlere geldi, Manchester United, Real Madrid, Los Angeles Galaxy, Milan ve son olarak Paris Saint Germain. Bu takımlarda kimse kimseyi yakışıklı diye oynatmaz. Futbol oynamadığı zamanlar yaptığı antrenmanlar, milli takıma seçilmek için başka kulüplerde antrenmanlara çıkması, yardımlar, iyi aile babalığı Beckham'ı Beckham yapan özelliklerdir.

Futbol dünyasından büyük bir yıldız kaydı, bundan sonra teknik kadrolarda görevler alacak mı, yoksa başka bir şeyler mi yapacak merakla bekliyoruz.

Yıllarca bize futbolu sevdirdiğin için, futbola daha büyük bir tutkuyla sarılmamızı sağladığın için minnettarız. İyi ki seni izledik.




25 Mayıs 2013 Cumartesi

Ygtylmz Blog 5 Yaşında


25 Mayıs 2008'de başladığım blog bugün itibari ile 5 yaşında, 5 yıl içinde bloga giren, bir yerlerde öneren, link veren, takip eden, yorum yapan herkese sonsuz teşekkürler, 5 yıl içinde 700 bin görüntülenme sayısını geçtik, yüzlerce yorum aldık ve en önemlisi blog sayesinde çok güzel insanlarla tanıştım. İnşallah hayatta olduğum sürece burada bir şeyler paylaşmaya devam edeceğim. Sağ olun, var olun.

21 Mayıs 2013 Salı

Maç Günlüğüm # 105 / Sezonun Sonu


Sezonun son maçının Galatasaray ile olması çok güzel, matematiksel olarak şansımız devam etseydi ve bu maça öyle gidiyor olsaydık daha güzel olurdu dememe gerek var mı bilmiyorum, Fenerbahçe 33.hafta sahasında Galatasaray'ı konuk ediyordu.

Benfica yenilgisi sonrası hayattan kopup futbolu izlememem ve sonrasında derbi, yine de tam anlamıyla moda giremedim tabiiki de, yenelim, sezonu böyle bitirelim desek de ben daha çok olay çıkmasın, bir dahaki sezona zarar gelmesin düşüncesindeydim.

Kocaeli'den kafam boş şekilde tek başıma yola çıkıp erkenden Fenerbahçelilerin buluşması noktası olan Yoğurtçu Parkı'nda oldum,  Alex'e ve Lefter'e selam çaktıktan sonra Yoğurtçu Parkı'nda sırtımı dayadım ağaca, stada karşı açtım biramı öylece bekledim, tabii yine aynı düşünceler, keşke her şey daha güzel olsaydı...

Tüm gün sevdiğimiz, sezon boyunca muhabbet ettiğimiz, maç öncelerinde Fenerbahçe'yi kurtardığımız arkadaşlarımızla beraber maçı bekledik, aslında muhabbetler hep sezonu değerlendirme ve gelecek sezon planlaması, yönetim de bizim kadar kafa yoruyorsa seneye şampiyon oluruz...

Yoğurtçu Parkı oradan Nazlı'nın Yeri derken maça 1 saat kala stada girdik, derbi maçı olmasına rağmen polisin ve stat güvenliklerinin aldığı önlemler ile beraber rahat şekilde stada girdik, sezonun ilk maçlarında yaşadığımız skandalların da ne kadar boşa olduğunu sezon boyunca gördük, bir şeyleri yaparak hayatı kolaylaştırabiliyormuşlar.

Tribünde yine Okul Açık G blok, sezona veda...

Takımlar sahaya çıktıktan sonra tribünlerin gerginliğini hissedebiliyorduk, en ufak bir olayda küfürler, tepkiler, polisin fotoğrafta da gözüken inanılmaz önlemi, özel güvenliklerin arkasında polisler, sahaya birinin girmesi mümkün değildi.

Mücadele'yi iyi oyunla kazandık.

Maç öncesi sahaya muz atan taraftarlara diyecek yok, yakışmadı, kulübün sonradan gördüğümüz tavrı da skandaldı.

Mücadele sonrası Galatasaraylı oyuncuların sahanın ortasında sevinmesi hoş değildi, Fenerbahçe futbol takımı o an hemen tribünlere gelmese, istenmeyenler olaylar çıkabilirdi. Galatasaray gibi büyük bir camia maç sonrası - yenildiği maç - , seyircileri olsa yine anlarım ama seyircileri de yoksa santra noktasında üçlü çekmemeli, omuz omuza yapmamalı, zaten insanlar zor duruyorlar, tahrik etmeye gerek yok... Bir daha tekrarlanmaz inşallah.

Volkan Demirel'in son saniye yaptığı harekete çok kızdım, gereksiz kahramanlıklar, Sabri'nin yaptıkları da onun yaptıkları da hoş değil. Sabri'nin çıkarken armayı öpüp tribünlere bakması, göstermesi hoş değildi.

Tribünler iyiydi, zaman zaman etkili tezahuratlar yaptık, sezonu iyi kapattık.

Maç sonrası takımı çılgınlar gibi alkışlayarak haklarını verdik, sezonu bir şekilde tamamladık, sezon boyunca forma için emeği olan herkese sonsuz teşekkürler, Cristian'a bile... :)

Maç sonrası sezon boyunca olduğu gibi yine otobüs ile beraber İzmit'e döndüm...

1 Ağustos 2012 tarihinde Vaslui maçı ile açtığımız sezonu, 12 Mayıs 2013 tarihinde Galatasaray maçı ile kapadık.

Sezon iyiydi, gelecek sezon yine o tribünlerde yer alıp, takımı sonuna kadar desteklemeye devam edeceğim.

Sezon başı Şampiyonlar Ligi eleme maçında - hazırlık maçı oynamazsak - görüşmek üzere...

Fenerbahçeli olmak ne güzel bir şey...

19 Mayıs 2013 Pazar

İşte Gidiyorum
























Kazım Koyuncu'nun güzel eseri ile Sir Alex Ferguson'a veda edelim, 1500 maç sonunda artık veda dedi...

İşte gidiyorum bir şey demeden
Arkamı dönmeden, şikayet etmeden
...


Kazım Koyuncu'yu rahmetle anıyoruz, Karadeniz'in yetiştirdiği en önemli isimlerdendi.

Asıl Tanrı Bu Deyyus


Akhisar nasıl ligde kaldı sorusuna cevap olarak gösterebileceğim bir video. Son günlerin sıkıcı, mutsuz futbol ortamının tek güzelliği, izlemeye başladığım andan itibaren gülüyorum, resmen Akhisar dilosu oldum, egodan uzak, samimi futbolcu topluluğu takımın her şeyi olan Gekas'a soyunma odasında tezahurat yapıyor. Sertan Vardar'ın oynaması, 25.sn kimin olduğunu bilmediğim futbolcunun ''Bülent Ersoyvari'' girişi videonun en iyi anları. Kenan Özer ise telefonla konuşacak başka zaman bulabilirdi, videonun kaybedeni.

Futbolu bu yüzden bu kadar çok seviyorum, şu hikayeyi, şu güzelliği başka yerde bulamazdık.

Sözleri ; 

yunan golcü theofanis çakar her maçta diğerlerine benzemez bu adam başka
gekas bizde ölünceye dek oynasın varsın akhisar onun golleriyle kümede kalsın
ne zeus ne perseus asıl tanrı bu deyyus her hafta gollerini çoşarak izliyoruz
ne zeus ne perseus asıl tanrı bu deyyus ne sow ne burak yılmaz thofanis gekas


13 Mayıs 2013 Pazartesi

Analar Ağlamasın


Fenerbahçe-Galatasaray maçının sonrasında evine gitmeye çalışan ancak metrobüsten indiği sırada sırf üzerinde Fenerbahçe forması var diye Galatasaray'lılar tarafından bıçaklanan ve vefat eden Burak Yıldırım'ın üzüntüsünü yaşıyoruz.

Cümledeki takımları silip yerlerine başka takımlar da yazabilirsiniz. Mesele takımlar değil çünkü, mesele her geçen gün daha da artan olaylar.

Yöneticiler açıklama yapıyor, ortalığı geriyor, onlar papermoon'da yemek yerken, taraftarlar kavga ediyor, futbolcular Volkan ile Sabri açıklama yapıyor, kavga ediyor, maç sonrası onlar beraber tatile gitme planları yaparken taraftarlar birbirleri ile kavga ediyor, teknik direktörler açıklama yapıyor, taraftarlar gaza geliyor, birbirleri ile kavga ediyor, basın desen aynı şekilde, ortalığı geren programlar ile dolu, durum böyle de olunca insanlar ağlıyor, insanlar genç yaşta bu hayattan göçüp gidiyor.

Bir gün bir yönetici çıkıp ''Haftasonu maça gelecek taraftarlar rakibe küfür etmekten çok bizi alkışlamaya gelsin'' demiyor, futbolcular maçtan önce çıkıp ''Bu sene onlar şampiyon oldu, seneye de biz oluruz, gelin ve bizi destekleyerek bir derbi galibiyeti daha görelim'' demiyor, teknik direktörler maçtan önce çıkıp ''Futbolda yenmek de var yenilmek de, ortamı germeyin, biz bu işten zevk almak istiyoruz.'' demiyor ve olanlar oluyor...

Yöneticiler hakem hataları olunca çıkıyor barkovizyon gösterisinde hakem hatalarını tek tek sunuyor ama aynı yöneticiler ''bu sene bunlar oldu, şampiyon olamadık, bize hiçbir şey katmıyor, bakın bu sene vuruldu, bu arkadaşımız bu sene vefa etti.'' tarzında açıklama yapmıyor...

Yıllardır süren kavga, yıllardır vurulan insanlar, acı çeken tribünler, ağlayan anneler, babalar, kardeşler, futbol gerçekten bu mu?

Bugün anneniz, babanız kalkıp '' bak oğlum artık maçlara gitmiyorsun, formalarını da çöpe attım, kombineni de kırdım...'' dese kim karşı çıkabilir? Yıllarca büyüttüğü oğlunu gerizekalı insanlar yüzünden kaybetmek ister mi? Onun genç yaşta yanından gitmesini ister mi? İstemez. 

Yöneticiler, futbolcular, teknik adamlar, siyasetçiler, başbakan, milletvekilleri, basın mensupları ve biz taraftarlar şiddetin, kavganın, adam bıçaklamanın herhangi bir yararı olmadığını bilerek ortalığı neden geriyoruz? Neden yıllardır ortalığın gerilmesi için çaba sarfediyoruz? Artık yeter!

Yıllardır süren bu kavganın bitmesi için herkes elini taşın altına koysun ve hatırlamak istemediğimiz olaylar bitsin, herkes maçına gidip zevk alıp, gülüp, ağlayıp evine dönmek istiyor, Lütfen herkes daha duyarlı olsun ve artık analar ağlamasın... Lütfen!

10 Mayıs 2013 Cuma

Kendall Jenner


Güzel.

Futbolcu Hayatı


'' Benim için ''Fenerbahçe gibi bir kulüpte oynuyor, çok iyi para kazanıyor, en iyi arabalara biniyor.'' diyorlar. İnanılmaz bir hayatımızın olduğunu sanıyorlar ama dışarıya bile çıkamıyorum. Ailemle, arkadaşlarımla bile gezemiyorum. Haber çıkacak diye ödüm kopuyor. Bu yüzden tesislerde kalıyorum. Antrenman bittikten sonra 2 saat uyuyorum, sonra bir yerlere gidip hava almak istiyorum ama''sıkıntıya değmez'' deyip tesislerde kalmaya devam ediyorum. Artık sivil hayat bana hiç zevk vermiyor çünkü ihtimalleri düşünüyorum. Tek mutluluğum futbol. ''

Salih Uçan bir futbolcunun neler çektiğini anlatıyor. Salih'in bu yaşında biraz daha sosyal hayata önem vermesi gerekiyor. Bu arada Salih bu yaşta bu kadar sıkıldıysa uzun yıllar Fenerbahçe'de veya Türkiye'de kalacağını düşünmüyorum, Avrupa'ya gidip rahat rahat dolaşmak isteyebilir.

Kaynak : Fourfourtwo Türkiye Mayıs sayısı.

Tenisçilerin Aşkı


Kadınlar tenisinin 2 numarası Maria Sharapova ile, erkekler tenisinin 28 numarası Grigor Dimitrov aşk yaşıyor, bakalım bu aşk ne kadar sürecek?



9 Mayıs 2013 Perşembe

Penaltılar


Aslında çok da önemli değil, sadece bir meraktır benim stadyumda seri penaltı atışları izleme isteğim, hiç yaşamadım, yaşamak istiyordum, bugün yaşamak için o fırsat geldi ama yine olmadı, cebimde kombine olmasına rağmen belli sıkıntılardan dolayı maça gidemedim, evde izledim, maç penaltılara kaldı.

Hayallerimiz bir türlü gerçekleşmiyor, ya da gerçekleşiyor da biz yakalayamıyoruz, kaçırıyoruz, Kutay gece 01:02'de mesaj atıyor, '' Bir ay önce stadyumda penaltılar yaşamak istiyordun, kalbin temizmiş.'' yazıyor, ama öyle değil, evet belki kalbim temiz ama olmadı, yine yaşayamadık, üzüldüm biraz...

Ama olsun, buradan da hayatımıza farklı bir sonuç çıkarabiliriz, ben bu akşam maça gitsem ve maç penaltılara kalıp elensek de olmazdı, ya da ben bu akşam maça gidip elensek yine olmazdı, gitmedim, penaltılara kaldı ve eleyip finale yürüdük, mutluyum.

Buradan da olumlu bir şeyler çıkaralım, hayalim hâlâ devam ediyor en azından, bir kez daha yazayım ; statta seri penaltı atışları izlemeden ölmeyeyim...

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Akil Spor Adamları Lazım


Türk futbolunda açıklamaları ile, hareketleri ile insanları kendinden soğutan ve ülke futboluna zarar veren insanlar var. Bu her kulüpte var, sadece isimler değişiyor, açıklamalar hep aynı kalıyor.

Trabzonspor'u sevmiyorum, Burak Yılmaz'ı da sevmiyorum, Sadri Şener'i de sevmiyorum, sevmek de zorunda değilim ama burada mesele sadece Sadri Şener ve yaptığı saçmasapan açıklama...

Sadri Şener çıkıp '' Burak orada Maserati sürüyor, burda sürse taşlarlar ayrıca taşlarlarsa da iyi olur. Bizim bir diğer eski oyuncumuz olan Umut Bulut ise 10 numara bir adam ve Türkçesi Burak Yılmaz'dan çok daha iyi." açıklaması yapabiliyor. Buna dur diyen yok, bu tarz açıklamalar yüzünden taraftarlar Burak'ın arabasını taşlıyor, taraftarlar kavga ediyor ama olan sadece onlara ve Burak'a oluyor, Ülke futbolunda ağırlığı olan, Trabzonspor gibi Türkiye'nin en büyük 4.takımı başkanı çıkıp '' Taşlasalar iyi olur.'' deme cesaretini gösteriyorsa sonra çıkıp da taraftarlar böyle böyle yaptı diyemez. 

Ülke futbolunda bir şeyler değişecekse, şiddet bitecekse, olaylar en az seviyeye inecekse bu tarz açıklamalar yapan insanlar olmayacak, bu tarz konuşan insanlar ağır cezalar alacak. Türk futboluna bu tarz açıklamalar ile yıllardır zarar veren adamlar değil, akil adamlar lazım.

Alex Ferguson ve Kupa Fotoğrafları

1992-1993

                                                           1993-1994

1995-1996

1996-1997

1998-1999

1999-2000

2000-2001

2002-2003

2006-2007

2007-2008


2008-2009

2010-2011

1990 - FA Cup

1994 - FA Cup

1996 - FA Cup

1999 - FA Cup

2004 - FA Cup

1992 - Lig Kupası

2006 - Lig Kupası

2009 - Lig Kupası

2010 - Lig Kupası

1997 - Commutiy Shield 

1999 - Şampiyonlar Ligi

2008 - Şampiyonlar Ligi

1991 - Kupa Galipleri Kupası

2008 - Fifa Kulüpler Şampiyonası

Oyun Bitti


27 yıl, 49 kupa, sayısız kişisel ödül, Sir Alex Ferguson için Manchester United kariyeri teknik direktörlük olarak sona erdi. Yine Manchester United bünyesinde bulunmaya devam edecek. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük hocalarından biri, futbolla ilgilenen, ilgilenmeyen, genç yaşlı herkesin tanıdığı bir isimdi, futbol sahalarının rengiydi, sakızını bilmeyen yoktu, hakemlere sert çıkışları, oyuncuları ile zaman zaman yaşadıkları ve muzzam başarılı kariyeri. 71 yaşında futbol sahalarından bir efsane ayrıldı...



7 Mayıs 2013 Salı

Rasat Zamanı / Tiyatro


Bu sezon tiyatro'ya daha sık gideceğiz dedik, öyle de yapıyoruz, ara ara gitmeye çalışıyoruz, hayatımda en çok tiyatro'ya gittiğim sene, 24 yaşındayken oluyor, tiyatro ucuz, tiyatro daha sıcak, tiyatro daha samimi, oyuncuların sadece bizim için oyun oynamaları insanı mutlu ediyor, önemli hissettiriyor.

Bu sezon gittiğim en güzel oyun buydu. Rasat Zamanı, Barış Falay - burada Barış Falay'ı anlatmak ayıp olur, tanımayan yok, büyük oyuncu, tiyatro geçmişi çok fazla, hep oynuyor-, Ufuk Aşar, Fatih Sevdi, Levent Muratoğlu, Ahmet Mete Elgün, Şafak Karali diğer oyunculardan bazıları. Oyun kısaca deprem gerçeğini umursamayan, hazırlıkları ciddiye almayan, yeteri kadar önemsemeyen yaklaşım biçimlerini mizahi bir biçimde ele alıyor. Kocaeli'de yaşayan herkesin sadece bu yüzden bile gitmesi gereken bir oyun.

Özellikle ilk sarhoş sahneleri, Pazarlamacı sahneleri, arkada atlayan adam en güzel sahenelerdi, tabii kadınların muhabbetleri, klasik mahalle sohbetleri ise çok samimi.

Gidip 1.5 saatinizi ayırıp, sadece 5 TL vererek bu oyunu izliyorsunuz ve oyun süresince hem gülüyor, hem de inanılmaz şekilde salondan mutlu ayrılıyorsunuz. Tüm ekibi ve oyuncuları kutlarım. Bu arada salon doluydu, gelen kitle gayet iyiydi, zaten tiyatro'ya gelen kitle hep daha farklı oluyor.

Daha geniş bilgi için tıks

Tiyatrolara gitmeye, tiyatroları yaşatmaya devam edeceğiz.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Hayatımız Fener Olmuş


Benfica maçı sonrası başlayan ve bitmek bilmeyen düşünceler. Fenerbahçe yarı final oynayıp kaybediyor ama ben günler geçmesine rağmen bunun üzüntüsünü atamıyorum, arada anı yaşamaya çalışsam da olmuyor. Hayatımız Fener olmuş sözü bile şu son günleri anlatacak bir cümle değil. Blogu açıyorum, bir şeyler yazmak istiyorum, 5 paragraf yazıyor, siliyorum, sonra tekrar yazmak istiyorum, yazınca rahatlamak, belki biraz olsun olanları unutmak istiyorum, Perşembe'yi unutmaya çalışsak da olmuyor, Amsterdam'a gidiyoruz diye bağırmak, planlar yapmak, acaba mı demek, olur mu demek, o kupa Kadıköy'e gelir mi demek çok güzelmiş, sadece planlar, hayaller bile çok anlamlıymış.

Perşembe'yi unutmadan Pazar gününe geliyoruz, arkadaşlar ile mekana oturuyor, Fenerbahçe'yi konuşuyoruz, bulunduğumuz mekanda Galatasaray maçını izliyorlar, ben de arkadaşlarıma eşlik ediyorum, Fenerbahçe maçını izleyesim yok, takımı satmak, takıma kızmak değil aslında ya, ne bileyim çok üzüldüm ya, Fenerbahçe'nin bu sezon hazırlık maçları dahil ilk kez bir maçını izlemiyordum, çıkan kadro, pozisyonları henüz görmedim, belki bu yazı bitince ligtv sitesine girip bakarım...

Bu arada gelen haberler berbat, takım yine her şeyi bırakmış, mücadeleden yoksun, formanın ağırlığını vermeyen şekilde oynuyormuş, daha doğrusu oynamaya çalışıyormuş, Bülent Korkmaz'ı sevindirdiğimize mi üzülsem, Belediye'ye kıyak yaptığımıza mı? Akhisar gibi takımlara ayıp etmemize mi? bilemiyorum. Fenerbahçe neden böyle oldu?

Fenerbahçe'den kupalar, zaferler istemiyorduk ki, sadece o formanın ağırlığını bilmelerini, bizim kadar o forma için mücadele etmelerini istiyorduk, tek golle kaçan zaferler, tek golle giden maçlar ve bunun yanında gerçekten artık sıkılmaya başladığımız yıllardır gelen kötü futbol, hocalar, başkanlar, isimler önemsiz, genel olarak kim gelirse gelsin takım istediğimiz gibi oynamıyor, Fenerbahçe yürüyerek şampiyon olacak diyen başkan oluyor ama takım sezona başlıyor, aynen devam ediyor, bıraktığı yerden...

Ve sezonun artık sonuna geiyoruz, Fenerbahçe 3 kupa hedefi ile başladı ve şu an tek kupa alma peşinde, Çarşamba günü stada gideceğiz ve Fenerbahçe'yi yine destekleyeceğiz, yine alkışlayacağız ama gerçekten son günlerden sonra Çarşamba - hadi Çarşamba o kadar olmaybilir - Pazar günü formanın ağırlığı verilmeden oynadığımız takdirde kötü günler, berbat bir hal alacak ve kendi açımdan yıkım sürecek...

Fenerbahçe'yi hayatımızda öyle bir yere koyduk ki, vazgeçmiyoruz, futbolcuların da-kim olursa olsun- Fenerbahçe'den, o formadan vazgeçmelerini istemiyoruz, çıksınlar Fenerbahçe'yi yaşasınlar, formanın ağırlığını hissetsinler, Lefter'in ve diğer efsanelerin hakkını versinler... 

Şimdilik bu kadar, hayat devam etmiyor.

ps : Twitter'a eskisi gibi yazmayı düşünmüyorum, Benfica maçı sonrası çok hayal kırıklığına uğradım, belki bir ara buna da değinirim.

5 Mayıs 2013 Pazar

Alex'i Rahat Bırakın


Alex'i rahat bırakın. Alex Fenerbahçe'nin en büyük 5 efsanesinden birisidir, Alex Fenerbahçe için elinden geleni yapmış, Fenerbahçe'den ayrılırken hata yapmış, bunu açıkca söylemiş, pişman olmuş bir efsanedir. Herkes efsane olamaz, herkes bu kadar büyük saygı göremez.

Mesele bu değil, mesele Alex'i çekemeyenler ve mesele Alex'i her yenilgide öne çıkaranlar.

Alex Fenerbahçe maçı öncesi samimi şekilde ''Başarılar Fenerbahçem'' yazıyor, maç sonrası '' Çok üzgünüm.'' yazıyor, Gökhan Gönül'e geçmiş olsun diyor, 23 Nisan bayramı ile ilgili mesaj yazıyor, Alex % 50 Türküm diyor, Fenerbahçeliyim diyor. Alex samimi olduğunu her fırsatta gösteriyor.

Her yenilgi sonrası ''Alex sen olsan kaybetmezdik.'' demek, her galibiyet sonrası ''Alex sen gittin, yeniyoruz.'' demek, attığı olumsuz tweetleri ön plana çıkarmak yakışmıyor, bunu yapmayın, bu hem Alex'e, hem futbolculara, hem Aykut Kocaman'a büyük saygısızlık. 

Alex'i sevin ya da sevmiyorsanız camia'ya zarar verecek şeyler de bulunmayın.

Fotoğrafın hikayesine gelecek olursak, geçtiğimiz günler biri Alex'e ''Selçuk neden oynuyor?'' tarzında bir soru sormuş, Alex de açıkca ''Bilmiyorum.'' diye net cevap vermişti, Bu bilmiyorumu aldılar, Alex Selçuk ile makara yapıyor diye önümüze çıkardılar, ama onu yapanlar Alex'in Selçuk için fotoğrafta attığı tweeti ön plana çıkarmaz, çünkü birileri ile dalga geçmeyi, silmeyi, karalamayı çok seviyoruz. Yapmayın!

Hayallerim Yıkıldı Gitti




















Yine olmadı, yıkıldım, son yıllarda en çok üzüldüğüm maç oldu, adım adım gidelim ; 

Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi yarı finali oynaması bizim açımızdan çok önemli bir şey, buralara hep gelen bir takım değiliz, zaten ülke futbolu olarak kaç kere yarı final oynadığımızı herkes biliyor, takımın buraya gelmesine sebep olan herkese teşekkür etmek boynumuzun borcu.

İlk maçta şahane oyun, direkler, alınan 1-0'lık galibiyet olmasına rağmen turun hâlâ % 51 Benfica'ya yakın olduğunu söylemiştim, burada oynanan maçta Benfica'yı bir şekilde tutmuştuk ama Benfica'yı 2 maçta durdurma şansımız ne kadardı?

2.maç bunun sonucunu aldık, şansımız yokmuş Benfica son yıllarda izlediğim en etkili rakip performanslarından birini gösterdi, Fenerbahçe çok daha büyük takımlarla oynadı ama hiç bu kadar ezilmedi, Benfica maç başından sonuna kadar oyuna hükmetti, pozisyon buldu, Fenerbahçe'nin ise rakip kalede kaç atağının olduğunu hepimiz gördük, yarı final maçı bu kadar oyunu geride kabul etmek, bu kadar rakibe bırakmak gibi bir şansımız yok, ancak ilk maçta 3-0 kazanırız da o zaman yine bir derece kabul edilebilir.

Yarı Final maçı oynuyoruz, yenersek final, tüm taraftarlar günlerdir, aylardır ''Amsterdam'a gidiyoruz.'' tezahuratları yapıyor, coşkuyu veriyor, çok istiyor, ama sahada oynayan futbolculardan kaç tanesi bunu gerçekten yürekten istiyor? Evet belki Kuyt topu ağlara 2.kez gönderse ve turu geçsek bunları söylemeyecektim, doğal olarak, ama takımın yarı final maçında böyle oynaması da çok can sıkıcı be abi...

Sonuç olarak Mayıs ayında Avrupa'da maç yapmak, yarı final oynamak, son kuraya girmek bizi mutlu eden satırlar. Ama insan yine de senelerdir üzülen, senelerdir acı çeken, senelerdir tek golle kaçırılan zaferler sonrası bir kez daha kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor. Belki bir gün bu son maç performansları lehimize döner, ne dersiniz?

Yazının sonunu sevdiğim bir şarkının sözleri ile sonlandırayım ; 

Ümitlerim kırıldı bitti,
Hayallerim yıkıldı gitti, 
Bu dert beni benden etti,
Sevdim, sevdim bak ne hale geldim.