30 Nisan 2013 Salı

Cappie'nin Basketi


Cappie Pondexter son saniye şutunu sokuyor ve Galatasaray'ın başkanı, futbol takımı teknik direktörü, eşi, kızı kahroluyor. Onları böyle görmek bizi mutlu ediyor.

28 Nisan 2013 Pazar

Takımı Lizbon'a Uğurluyoruz


Başlık çok net, takımı Lizbon'a uğrluyoruz, Fenerbahçe bugün Kayserispor ile lig maçına çıkıyor, evet belki şampiyonluk matematiksel olarak bitmedi, hedefimiz devam ediyor ama bana göre bitti, en büyük hedefimiz Uefa Avrupa Ligi.

Kayserispor ile bugün sahamızda oynayacağız, karşılaşmanın biletlerine olan ilgiden bu maç ile ilgili sonuçlar çıkarabiliriz. Fenerbahçe bugün sahaya çıkacak ve elinden geleni yapacak. Bana göre yedek ağırlıklı kadro çıkıp tamamen Lizbon'a konsantre olmalıyız.

Bugün sahadan alınacak bir sonuç ve Antep'den gelen Galatasaray galibiyeti sonrası lig şampiyonluğu kesinleşebilir. Ben bugün o stada takımı Lizbon'a uğurlamak için gideceğim, her türlü sonuçta alkışlayacağım ve tarihimizin en önemli maçına uğurlayacağım.

Stada gelen binlerce Fenerbahçe taraftarının da her ihtimali göz önüne alarak gelmesini ve takımı yürekten alkışlamasını istiyorum, Fenerbahçe'nin seneye de şampiyonluğu kovalayacağı kesin ama seneye Avrupa finali kovalayıp kovalayamayacağı kesin değil.

Yolumuz açık olsun.


Maç Günlüğüm # 103 / Benfica Maçı


Çocuklarıma anlatacağım bir maça gittim, Fenerbahçe'nin tarihinde oynadığı en önemli maçı statta izlemenin gururunu yaşıyorum.

Fenerbahçe-Benfica, Uefa Avrupa Ligi yarı final ilk maçı, yer Şükrü Saracoğlu, tribündeyiz...

Heyecan günler öncesinden başlamıştı, içim içimize sığmıyor, aklımızda sadece bu maç oynuyordu, bu maçı yaşıyorduk. Maç günü gelmişti, işe gitmiştik ama aklımızda ne iş vardı ne da başka bir şey, verimsiz bir iş günü, allahtan anlayışlı iş yeri, saatler zor geçiyor, sosyal alemde insanlar heyecandan ne yapacağını şaşırıyordu, belki de yıllar sonra Kocaeli merkezde bu kadar çok Fenerbahçeli formalı insan görüyordum...

Saat 17:00'de yola çıkıp, saat 19:00 gibi stadın yanındaydık, stada bakıp '' biraz sonra burada yarı final maçı başlayacak, vay be'' diyerek Nazlı'nın Yeri'ne geçiyorduk, maç ne olur, kazanır mıyız konuşmaları arasında içilen biralar, yapılan tezahuratlar, yanan yüzlerce meşale, patlayan ses bombaları, Nazlı'nın Yeri yükünü almış maç saatini bekliyordu.

Etraf karnaval yeri, yanımızda sevdiğimiz dostlar, gün şahane başlayıp, şahane gidiyordu, hatıra olarak çekilen fotoğraflar...

Boynumuzda Fenerium'un yaptığı güzel işlerden olan Fenerbahçe-Benfica maç atkısı ile beraber heyecanımız ile stada giriyoruz, yarı final maçı için stattayız, bunun coşkusu yeter.

Her zaman maçları izlediğimiz iki dost Fırat ve Mesut ile beraber Okul Açık G bloktaki yerimizi alıyoruz, futbolcuları tribüne çağırmak, takımı Amsterdam'a gidiyoruz tezahuratları eşliğinde maça hazırlama...

Maç saati geliyor, koreografi'nin parçası olarak kartonları kaldırıyoruz ve güzel bir işe yardımcı olmanın sevincini yaşıyoruz, maç başlıyor...

Omuz omuza peşinden bizim için saldır Kanarya diyerek milyonlarca Fenerbahçelinin sesi oluyoruz, takım iyi oynuyor, takım istekli oynuyor, direkten dönen top, ilk yarı biterken kazanılan penaltı, ancak atamayınca yaşanılan hayal kırıklığı sonrasında ilk yarı 0-0, inanç devam ediyor, iyiyiz, bu maçı alacağız diyoruz.

2.yarı başlıyor, takım yine iyi, yine atak yapıyoruz, kaleci çıkarıyor, savunma uzaklaştırıyor, yine direkten dönüyor ama en sonunda Egemen ile top ağlara gitmeden golü buluyor skor avantajını alıyoruz, bu golden sonra tribünler daha coşkulu, daha istekli, başka gol olmayınca mücadele 1-0 bitiyor.

Avrupa Ligi'nde bundan sonra maç yapma şansımız yok, son maçı yaşıyoruz, 20 Eylül Marsilya maçı ile başlayan mücadelemiz, 25 Nisan Benfica maçı ile sona eriyor, artık önümüzde biri deplasmanda biri tarafsız sahada olmak üzere 2 maç var, bunun bilinciyle, takımı yürekten alkışlayarak stattan ayrılıyoruz.

Herkes mutlu, herkes inançlı, tezahuratta ''Amsterdam'a gidiyoruz!'' diyoruz ve inşallah da gideceğiz.

Maç günlükleri devam edecek, belki bir maç günlüğü de Amsterdam'dan yazarız, kim bilir...

Fenerbahçe 1 Benfica 0


Tarihin en kötü Benfica'sı, tarihin en formsuz Benfica'sı, tarihin en iyi Fenerbahçe'si, tarihin en formda Fenerbahçe'si...

Fenerbahçe Uefa Avrupa Ligi yarı finali ilk maçında Benfica'yı top göstermeden yendi ve 2.maç öncesi ufak da olsa avantaj yakaladı.

Rakipleri önce büyütmeye daha sonra küçültmeye bayılıyoruz, Bate, Plzen, Lazio, Benfica, Bate için iyi dediler, Münih'i yendi dediler, sonra biz rahat eleyince '' tarihin en kötü Bate'si '' oldu, Plzen Napoli'ye 5 atıp eledi, Fenerbahçe'nin işi çok zor dediler sonra biz eleyince '' tarihin en kötü Plzen'i '' oldu, sonra Lazio dediler, Roma'yı yakamazsınız dediler, sonra Lazio'yu yenince '' Lazio nasıl buraya kadar gelmiş.'' oldu. Ve şimdi Benfica maçı ile beraber aynı cümleler, Fenerbahçe Benfica'ya pozisyon vermeden, sürklase ederek yendi, direkten dönen toplar, kaçan penaltı ve maç sonrası klasik yorum geldi '' Benfica bu muymuş? '' cümleleri...

Rakibi büyültmeyi, sonra da küçültmeye bayılıyoruz, Fenerbahçe Avrupa Ligi yarı finalinde tarihi bir galibiyet alırken insanların bu galibiyeti itibarsızlaştırmaya çalışması hoş değil, Fenerbahçeli bu oyunlara gelmiyor tabii ama yorumlar komikleşiyor.

Fenerbahçe açısından nefis bir maç oldu, sahada herkes en iyi performansını verdi, herkes tüm sezon performansının üstüne çıktı ve Fenerbahçe hakettiği bir galibiyet aldı.

Fenerbahçe'nin Avrupa'da yürüyüşü sürüyor, şimdi Perşembe günü Benfica deplasmanındayız, sonuç ne olur ne olmaz bilinmez ama Fenerbahçe'nin kolay teslim olmayacağı gerçeğini artık tüm ülke olarak kabul etmemiz lazım, Aykut Kocaman ve takımı saygıyı hakediyor.

Maç Günlüğüm # 102


Güzel bir Nisan günü Kadıköy'de takımın şampiyonluk yolunda bir maçını daha takip etme şansı yakaladık. Yine maç öncesi, maç skoru ve sonrası ile şahane bir gün. İlkbahar ve Yaz aylarında Saracoğlu'nda oynanan maçlar daha iyi oluyor, ayrıca gündüz maçları olayı ne zaman başlayacak merak ediyorum. Maç günlüğüm # 102 tarihimdeki yerini alsın.

27 Nisan 2013 Cumartesi

Sırrı Süreyya Önder'in Açıklaması Üzerine


BDP İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder katıldığı bir programda ''Fenerbahçe başarıyı tek amaç haline getirmiş. Başarıya tapıyor. Fenerbahçe taraftarı başarı dışında her ihtimali felaket olarak görüyor. Ben yenilmeye çok alışık olduğum için 'Bırak yenilelim.' diyebiliyorum.'' açıklamasını yaptı. 

İlk cümlesi ile başlayalım, Fenerbahçe tabiki de başarıyı amaç haline getirmiş bir kulüp, tüm branşlarda milyonlarca tl para harcayan, hedefi en iyi olmak koyan bir kulübün başarıyı hedef haline getirmesi çok doğal. Zaten aksi düşünülemez.

''Başarıya Tapıyor.'' açıklaması var, evet bu camianın büyük bir kısmında var ancak tek bizim yaptığımız bir durum değil, tüm Türkiye hatta dünyanın geneli böyle yaşıyor. Başarı gelince kral yaptığı insanları, en ufak bir başarısızlık sonunda hain ilan ediyor, siliyor atıyor. 

Başarı dışında her ihtimali felaket olarak görenler var, yine camianın büyük bir kısmı yenelim, ezelim, kupa alalım istiyor, gelmeyince de '' kıralım, dövelim, kovalım, yollayalım, atalım... '' gibi yaklaşımlar içine giriyor. Bunu da tek biz yaşamıyoruz kesinlikle ama en abartılı şekilde bizim yaşadığımız da görülen bir gerçek.

Açıkca yazmak gerekirse Fenerbahçe taraftarlarının bakış açısı yıllardır Aziz Yıldırım'ın açıklamaları ile beraber, Aziz Yıldırım'ın tutumları ile beraber ve 3 Temmuz süreci ile beraber iyice değişti, artık herkes biz tekiz, biz en büyüğüz açıklamaları yapıyor, evet büyüğüz, evet çok güçlüyüz ama bunu sürekli dile getirmek, bunu sürekli 1'e karşı 17 olayına getirmek çok yanlış, camia'ya hiçbir katkısı olmayan açıklamalar, tutumlar. Büyüksen büyüksündür ve bunu sen değil, diğer takımlar ve camiaları söylemelidir. Zaten bu açıklamalardan dolayı oluşan nefretin, bize bakışın camia'ya yarardan çok zarar verdiğini bize karşı farklı motive olan takımlardan, daha farklı oyunlardan, bize karşı bilet fiyatlarını arttıran rakip yönetimlerden ve nereye gidersek gidelim bize karşı edilen küfürlerden net olarak görüyoruz.

Sonuç olarak Fenerbahçe taraftarları üzüntüyü de, sevinci de en uçta yaşıyor, bu yıllardır gelen bir şey ve yıllarca da devam edecek bir şey. Bugün 3 kulvarda da ilerliyoruz, ne kadar güzel diyenler, 3 kulvara da nokta koyarsak yine tam geriye döner, o klasik tutumlarını yaşamaya devam eder ve Sırrı Süreyya Önder gibi insanların ''Başarıya Tapıyor'' açıklamalarına da kızarak yaklaşır.

Nazlı'nın Yeri


Fenerbahçe-Benfica maçı ile ilgili bir şeyler yazmak lazım, bununla başlayalım, Maç öncesi Eurosport'a şöyle bir yazı yazdım ve sonra bu fotoğrafı çektim. Bir ara Kalamış'a inmem gerekti ve oradan gelirken Fenerbahçelilerin buluşma noktalarından olan Nazlı'nın Yeri'nin yandığını gördüm. Telefon ile çekmesem daha etkileyici olurdu ama bu da çok iyi. Nazlı'nın Yeri her zaman çok başka. Her Fenerbahçeli bir maç öncesini orada geçirmeli.

25 Nisan 2013 Perşembe

Tadını Çıkaracağım


Altta bu çalıyor, ben bu yazıya başlıyorum, saat 23:53... Malum güne geldik, söze gerek olmayan gün, Fenerbahçe tarihinin en önemli maçına çıkıyor, Sevilla maçları, Chelsea maçları, Galatasaray ile şampiyonluk maçları, Türkiye Kupası finalleri... Hepsinin üstüne çıkan karşılaşmanın günü geldi çattı. Fenerbahçe tarihindeki en önemli maç olan Uefa Avrupa ligi yarı finali ilk maçına çıkıyor. Rakibin kim olduğunun önemi yok.

Ben bu tarihi ana tanıklık edecek 50 bin şanslı Fenerbahçeliden birisi olmanın mutluluğunu, gururunu yaşıyorum. Orada olacağım ve takımıma sonuna kadar destek olacağım. Tribüne gelecek 50 bin kişi de inşallah gerektiği gibi hareket eder ve takımın finale yükselmesi için avantajlı bir skor ile deplasmana gitmesine katkı sağlar.

Ben o tribüne hayatımın maçı olarak gideceğim ve hayatımın maçının tadını çıkaracağım.

Oyuncular pas hatası yaptığında tepki vermeyecek, küfür etmeyeceğim, destek olarak pasın doğru yere ulaşmasına, futbolcunun daha çok koşmasını, daha çok mücadele etmesini sağlayacağım.

Maçın 90 dakika değil, 180 hatta 210 dakika olduğunu bir an bile aklımdan çıkarmayacağım. 

Takım geriye düşebilir, tepki vermeyeceğim, takımı desteklemeye, takım için tezahurat yapmaya, takıma katkı sağlamaya hakemin bitiş düdüğüne kadar devam edeceğim.

Milyonlarca Fenerbahçeli içinden şanslı biri olarak maçı statta izlediğim için sorumluluğu hissedecek ve tribünde ona göre hareket edeceğim. 

Kısacası işin özeti ; Fenerbahçe tarihinin en önemli maçında Futbolculara, Aykut Kocaman'a, takımın buraya gelmesinde emeği olan herkese saygı gösterip, sonuç ne olursa olsun takımı alkışlayacağım. 

Yeneriz, yeniliriz bilmem ama şu kesin ; Ben Fenerbahçe tarihinin en önemli maçının, ben Fenerbahçe tarihinin avrupa'daki en önemli sınavının, yarı finalinin tadını çıkaracağım ve maçtan zevk alacağım. Umarım stada gelen herkes bunların bilincinde olur ve Fenerbahçe'nin 12 Numarası olduğunu bir kez daha gösterir.

Saat 00:09, yazı bitti, tarihi günün içindeyiz, Allah yardımcımız olsun...


24 Nisan 2013 Çarşamba

Mehmet Topuz'un Şutu


Son günler çok üzgünüz, çok üzgünüm, yakın arkadaşlarım ile beraber maç sonrası, 1 gün sonra, gecenin 3'ünde, 4'ünde, bugün ... Hep Fenerbahçe'yi konuşuyoruz, neden böyle oldu diyoruz, ne mi oldu? Takım kötü futbolla beraber Gençlerbirliği karşısında 2-0 yenildi ve şampiyonluğa bana göre veda etti. Aykut Kocaman'a göre de...

Mücadele'nin başından 59.dakikaya kadar inancım çoktu, ama her şey 59.dk Mehmet Topuz'un bomboş pozisyonu atamaması ile başladı. O an bu maç da gitti, şampiyonluk da dedim.

Fenerbahçe ne tarihinde ilk defa maç kaybediyor ne de ilk defa şampiyonluk kaçırıyor. Biz şampiyonluğu kaybetmeyi geçtim, statta son hafta şampiyonluğu vermiş, o durumu statta yaşamız taraftarlarız. Yani böyle bir şampiyonluk gitmesini normal şartlar altında rahat karşılamamız gerekiyor, ama öyle olmadı, çok üzüldüm, bunun bana göre nedenleri var, yazalım...

Öncelikle sezon başından beri Uefa Kupası her türlü daha önemli, ligi almasak da olur diyen biriydim, bunu hep diyordum ancak takımın sahaya çıkıp normal standart şekilde mücadele etmesi, rakip takım taraftarlarının  oley tezahuratları anında tepki vermemesi, rakip takım taraftarlarının şike tezahuratlarına kızmaması, savaşmaması beni en çok üzen olaydı. Tamam Uefa daha önemli ama 30.hafta lig maçı da böyle oyun, böyle rahat takım olamaz, en azından yenilsek bile maçın sonunda, sırılsıklam olsun o forma tezahuratının hakkının verilmesi gerekiyordu.

Üzülmemizin bir başka nedeni de çoğu Fenerbahçe'linin kabul edeceği gibi biz olmuyorsak kimin şampiyon oluyor olması, Fenerbahçe'nin Uefa'da yarı finale çıktığı bir dönemde, lider Galatasaray değil de başka bir takım olsaydı bu kadar üzülmezdik, bunu ben kendi adıma çok rahat söylüyorum, yine üzücü olurdu ama bu kadar olmazdı. Ezeli rekabet dediğimiz olayın tam karşılığını yaşıyoruz. Rakibimiz bizi geçiyor ve şampiyon oluyor, buna da çok üzülüyoruz.

Sevdiğimiz isimlerin üzülmesine üzülüyoruz. Cümle biraz saçma gibi oldu da mesela yakın arkadaşlarımın, mesela Aykut Kocaman'ın, Sow'un, Gökhan'ın üzülmesine üzülüyoruz. Fenerbahçe amblemini taşıyan, Fenerbahçe için mücadele eden isimlerin üzgün olmasına dayanamıyoruz. Belki herkesin hatası var buraya gelmesine falan ama insan onların yüzünün düşmesini istemiyor. Dik durmalarını istiyor.

Üzülmemin bir başka nedeni sevdiğimiz, saydığımız Galatasaray'lı arkadaşların mesajları, yazıları, onların genel olarak mutlu olmasını istiyorum tabiiki de ama galiba kıskanıyorum, bu kadar mutlu olmasını istemiyorum, en azından yıllardır kaçan şampiyonluklar, şike süreci falan çok acı çektik, bunlar yüzünden bir kere tam anlamıyla dört dörtlük bir sezon yaşamak güzel olurdu. 

Buraya kadar yazdıklarım aslında çok anlamsız şeyler, yazmayıp, '' üzgünüm amk '' yazıp kapasaydım da olurdu.

Fenerbahçe'li olmak güzel, Fenerbahçe'li dostlar güzel, Fenerbahçe çok güzel. Perşembe günü Benfica ile tarihimizin en önemli maçına çıkıyoruz ama akılların bir yerinde bir burukluk var, bunu da silemiyorum, zaten silmek de istemiyorum, böyle üzücü anlar olmasa belki de futbola, Fenerbahçe'ye bu kadar da bağlanmazdık. Böyle anlardan sonra takıma olan bağlılığım çok daha fazla artıyor.

Şimdi takım Perşembe sahaya çıkacak, ben o tribünlerde ''Fenerbahçe sen çok yaşa... '' tezahuratına katılacağım ya o an her şeyi unutacağım, yine armanın yanında olmanın gururunu, üzerimdeki formanın sevincini yaşayacağım. Statta milyonlarca taraftarı temsil etmenin gururunu yaşayıp, milyonlarca taraftar için takıma destek olacağım. Maç başlayacak, bitecek Benfica'yı yeneceğiz ya da yenileceğiz stattan çıkıp yola devam edeceğiz, bir sonraki maça kadar da Fenerbahçe'yi yaşamaya, Fenerbahçe için yaşamaya devam edeceğiz, tezahuratta ve blogun yukarısında banner'da yazdığı gibi de hayatımızın sonuna kadar '' Lacivert olmadan Sarı sevilmez, Fenerbahçe olmadan hayat çekilmez. '' tezahuratını unutmayacağız...

21 Nisan 2013 Pazar

İçimizden Biri ; Şevket Çoruh


Hem sevdiğimiz oyuncu, hem Fenerbahçeli. Hem de deplase oluyor. Şevket Çoruh'u sevmek için başka neden aramamıza gerek yok. Sanatçı arkadaşlarını da alarak hep beraber Ankara'ya Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçına gidiyorlar. Hastasıyız Dede!


20 Nisan 2013 Cumartesi

Bill Shankly
























Çok eskilerden nefis bir kare. Liverpool efsanesi Bill Shankly eliyle oyuncularına taktik veriyor. O zamanlar taktik tahtası böyleymiş tabii. 

Şanslı Veletler

 Şanslı veletler! Kimlerden mi bahsediyorum. Dünyaca ünlü futbolcu David Beckham'ın 3 oğlu Brooklyn, Romeo ve Cruz babaları ile beraber PSG antrenmanında top oynamışlar. Ibrahimovic, Thiago Silva, Lavezzi gibi isimlerle aynı sahada top oynamışlar. Bu bile yeter. Futbolcu olabilecekler mi diye merak ettiğim çocuklar listesinin üst sıralarında Beckham ailesinin fertleri yer alıyor, bir kaç sene sonra nerede olduklarını göreceğiz.

























18 Nisan 2013 Perşembe

Fenerbahçe Olmadan Hayat Çekilmez / Yeni Beste


Sözleri müthiş, melodi müthiş. Fenerbahçe tribünlerinden son zamanlarda çok güzel besteler çıkıyor. Hakkını vermek lazım. Kim yapıyor, nasıl yapıyor bilmem de çok güzel yapıyor be... Ellerine, ağızlarına sağlık.

Bir seni sevmişim yalan dünyada,
Döktüğüm göz yaşı uğruna feda,
En güzel aşkları yaşadım ama,
Şampiyon görmeden girmem toprağa,

Arasam dünyayı eşin bulunmaz
Öyle bir sevdasın paha biçilmez,
Lacivert olmadan Sarı sevilmez,
Fenerbahçe olmadan hayat çekilmez.

17 Nisan 2013 Çarşamba

15 Nisan 2013 Pazartesi

Kobe'ye Vefa























Lakers'ın yıldızı Kobe Bryant aşil tendonu koptuğu için sahalara yaklaşık 1 yıllığına veda etti. Ameliyat olan ve yaklaşık 1 yılı kaçıracak Kobe Bryant'ı Lakers taraftarları ilk maçında tabiiki de unutmadı.

Charlize Theron


































Charlize Theron Los Angeles Lakers-San Antonio Spurs maçını yakından takip etmiş. Güney Afrikalı ve 38 yaşında olduğunu hatırlatalım.

Doruklara Sevdalandık


Hedef 3 kupa, pankart anlamlı. Emeği geçenlere teşekkürler.

14 Nisan 2013 Pazar

Maç Günlüğüm # 101 / Lazio Maçı


Ne diyerek başlasam, nelerden başlasam bilemiyorum, çok iyi bir gündü be, Fenerbahçe'nin yıllar sonra böylesine bir başarısına statta şahitlik etme duygusu çok başka bir olay. Kocaeli'den yola çıkarken değil, kuralar çekildikten sonra başladık Lazio maçına, Chelsea zaferini statta yaşayan biri olmadığım için 24 yıllık hayatımın en önemli maçına gidiyordum. Bundan önce gittiğim şampiyonluk maçları falan büyük heyecanlar yaşatsa da bu çok başkaydı, takımımı Avrupa Ligi Çeyrek Final maçında stadyumda izleyecek olmak beni aşırı heyecanlandırıyordu.

Fenerbahçe maç günleri hep iyi olur deriz, bunun tarifi yok, 100 tane maç günlüğü yazdım, böylesini 100'ünde de yazmadım. Kocaeli'den arkadaşlarla yola düşüyor, heyecan iyice tavan yapıyordu. Stadın oraya varıyoruz ve rütin şekilde Nazlı'nın Yeri'ne gidiyor dostlarla, sevdiğimiz arkadaşlarla içiyor, maç saatini bekliyorduk. Atmosfer diğer maçlara göre daha iyiydi, yanan meşaleler, tezahuratlar, hafta içi bir maçın öncesi Nazlı tarihinin en yüksek misafirini ağırlıyordu.

Dostlarla muhabbet falan derken artık sıra stada girmeye geliyordu, Fenerbahçe'nin çeyrek final maçı için stada giriyorduk, evet bu çeyrek final vurgusunu hep yapıyorum ama benim için çok önemli. Gerçekten önemli. Stada giriyor, sahada ısınan takımlar Fenerbahçe ve Lazio, deplasman tribününde İtalya'dan gelen misafirler, tribünlerde tezahuratlar, her şey şahane...

Mücadele başlıyor, büyük heyecan duyuyoruz, arkadaşlarla beraber maçı yaşıyor, heyecandan ölüyorduk, ilk yarı istediğimizi alamıyor, direkten dönen topta veya kaçan fırsatlarda üzülüyorduk. 2.yarı başında Lazio 10 kişi kalınca belki de ilk defa daha inançlı şekilde ''Evet bu maçı alacağız.'' diyorduk ki dediğimiz gibi de oldu, önce kazanılan penaltı ve Webo'nun golü geliyor, tribünlerde kendimizden geçiyoruz, hayatımın ilk çeyrek final golünü canlı görüyorum, daha sonra bu skor iyi, gol yemeyelim cümleleri arasında Kuyt kaleciden seken topu tamamlıyor ve durumu 2-0'a getiriyordu, kendimizden geçiyorduk, çıldırıyorduk, inanılmaz bir mutluluk, tarifi olmayan bir mutluluk.

Mücadele sona eriyor, fotoğrafını benim çektiğim skorboard'da Fenerbahçe 2 Lazio 0 yazıyordu, yarı finale kalacağız cümleleri ilk defa bu kadar net ifadelerle söyleniyordu.

Mücadele her bakımdan tarihi diyoruz, her bakımdan özel diyoruz ama böyle düşünmeyenler de yok değil, böylesine önemli maçta Real Madrid'e tezahuratlar yapmak, tribünde Real Madrid atkısı takmak sadece bana mı yanlış geliyor? Tamam tezahurat yap ama maç öncesi, atkı tak veya satın al ama stada onunla gelme, bunun amacını anlamıyorum, resmen futbolculara '' bakın biz sizin için buraya geldik gibi gözüksek de, aslında rakip nefretimiz daha fazla. '' demektir. Adam belki de yıllardır Fenerium'a uğramamış ama işportacıdan Real Madrid atkısını alıyor.

İlk maç avantajı diye bir gerçek var, ortada herhangi bir skor olmadığından dolayı taraftarlar sadece maça konsantre oluyor ve herhangi bir umutsuzluğa kapılma, ters bir pas hatasında küfür etme gibi eylemlere girmiyor, bu yüzden de tribünler çok iyiydi, resmen Fenerbahçe'nin 12.adamı olduk. 

Maç atkısı yapılmaması skandaldır. Tarihimizin en önemli başarılarından biri ama Fenerium maça özel atkı yapmıyor, maça özel ürün yapmıyor. Büyük vizyonsuzluk. Halbuki yap maç atkılarını, sat 15-20 TL'den, taraftarlar da hayatlarının en önemli maçlarından birinin hatırasını alarak evlerine gitsinler.

Son olarak böylesine bir maça gitmenin gururu bana yeter, alınan skor ise gerçekten kaymağı oldu. Şimdi sırada Eskişehirspor maçı var, kazanıp mücadeleye devam.

Maç günlükleri devam edecek...


25 Nisan


25 Nisan Kadıköy'e gideceğiz, 25 Nisan hafta içi Fenerbahçe'yi izleyeceğiz, 25 Nisan Avrupa Ligi maçına çıkacağız, 25 Nisan Türkiye'yi Avrupa'da temsil edeceğiz, 25 Nisan Fenerbahçe diye bağırmaktan farklı bir haz alacağız... kısacası 25 Nisan tarihi maça şahit olacağız. Rakip de Benfica bu arada, çok da önemi yok. 


13 Nisan 2013 Cumartesi

Messi, Eşi ve Çocuğu


























Nefis kare, dünyanın en iyi futbolcusu, eşi ve çocuğu. Yalnız çocuğu futbolcu olacak mı büyük merak içerisindeyim.

Yarı Finaldeyiz, Şimdi Ne Olacak?


Tarihi maçın, tarihi kadrosu, ne yazsak boş kalır, hayatımızda bilmediğimiz duygular, Avrupa'da çeyrek finale çıkıyoruz, çok sevinmiyorum, en azından bir derbi galibiyeti kadar değil, hedefe ulaşırsak o zaman her şeyin üstüne çıkar tabii. İlk maçı evimizde iyi oyunla olmasa da akıllı oyunla 2-0 kazandık. Rövanşa müthiş bir avantajla gittik, maçın seyircisiz olması da önemli bir etken.

Maç öncesi arkadaşlarla konuşurken '' gol atamazsak eleniriz. '' dedim, hatta maç öncesi - benim için Uefa Finali > Lig şampiyonluğu - elenirsek twitter'ı kapatırım - çok üzülürdüm çünkü - gibi iddialı bir tweet yazdım. 

Mücadele öncesi heyecan çok fazla, günler öncesinden başlıyor, hatta ilk maçın bitimi ile beraber, eskiden olsa Orduspor maçını izlemek için işten izin alır, evde ya da arkadaşlarla cafede izlerdim, şimdi öyle değil, gayet iş yerinde ara ara ekrana bakarak, işlerimi hallederek izliyorum. Çünkü akıllar - aklım - kesinlikle Lazio maçında, hayatımızda ilk kez yaşıyoruz, kolay değil.

Lazio maçı başlıyor, tribünler omuz omuza giriyor, heyecan tavan yapıyor, Lazio etkili oynuyor, Lazio pozisyon buluyor, twitter'a bakıyoruz,  kimse takımdan memnun değil, ben memnunum, çünkü bu skor beni yarı finale taşıyacak, böyle devam edelim, Lazio isterse 20 gol pozisyonu bulsun, 5 topu direkten dönsün, farketmez, eleyelim de gerisi hiç ama hiç önemli değil. Futbolun anlamsız olduğu maçlardan.

İlk yarı 0-0 bitiyor, 2.yarı başlıyor, 45 dakika sonra yarı finaldeyiz, saatler geçmiyor, takım iyice gömülüyor, bu arada Lazio'nun golü geliyor, 1-0, maç öncesi bahsettiğim gol atmalıyız düşüncesi daha da önemli bir hala geliyor, ve evet o gol Caner'in ayağından geliyor, kendimizi havada buluyoruz, tüm stresin dışa vurumu, babamla evde mutluyuz, artık iş bitmiş, yarı finaldeyiz diyorduk, kalan dakikalar gayet rölanti şeklinde oynuyoruz ve maç bitiyor, yarı finaldeyiz, şimdi ne olacak? Takım sahada 1-2 dakika zıplıyor, içeri giriyor, maç sonu Emre '' soyunma odasına girdim, herkes sakin, bu ne sessizlik yarı finale kaldınız.'' dedim, Emre'nin bu sözlerinden takımın da bizimle aynı şekilde düşündüğünü görmek, bilmek güzel, kimse ne yapacağını cidden bilmiyor, akıllar Roma'dan kayıyor, Saracoğlu'na Eskişehirspor maçına.

Artık yarı finaldeyiz, elediğimiz takdirde Final, Amsterdam yolunda kritik 2 maç, kazanırız, kaybederiz bilmem de şu heyecan cidden çok güzel. Tadını çıkarmak lazım...


Maç Günlüğüm # 100


Nereye kadar maç günlüğü yazacağım? Maçlara gittiğim sürece. Evet belki hep aynı şeyleri yazıyoruz ama anı olarak burada dursun, hem bundan sonra sıcağı sıcağına daha detaylı yazmaya tekrardan başlayacağım, okuyanlar vardır herhalde. Akhisar maçı...

Fenerbahçe’nin yaz aylarında oynanan maçları diye bir gerçek var, Kadıköy güzel, maç öncesi güzel, bir de son seneler hep şampiyonluk mücadelesi verdiğimiz için heyecanımız da en üst düzeyde. İzmitten yola çıkıyor, heyecanımız ilk maça gider gibi, zaten her maç gününü büyük bir hevesle yaşıyoruz. Gidiyoruz, Yoğurtçu’da, Nazlı’da arkadaşlarla muhabbet, makara, tezahuratlar sonra maçımıza giriyoruz, tribünde yine aynı şahane muhabbetler.

Fenerbahçe-Akhisar maçı kağıt üzerinde kolay gibi gözükse de sahada öyle olmadı, topu rakibe vermemiz sıkıntı yarattı. İlk yarı 0-0 sona erince biraz maça konsantre olmaya başladık.

Tribünlerin daha iyi başladığı 2.yarı başında Webo’nun golü ise hepimizi rahatlattı, 83.dakika Sow’un attığı gol sadece skoru belirledi.

Bu maç hakkında yazacak çok da şey yok, klasik bir maç günü, yine galibiyet elde ettik ve şampiyonluk mücadelesine devam ediyoruz. Akıllar tabiî ki de Lazio maçında…



11 Nisan 2013 Perşembe

Taktiği Olmayan Maç


İşin tekniğine, taktiğine girmeyi çok sevmiyorum, belki de herkes kadar anlamıyorum. Hoş anlamayacak bir şey de yok, haftada 10'un üzerinde maçı 90 dk izliyoruz, sadece gördüklerimizi bile söylesek uzunca bir taktik yazısı çıkar ama bırakalım şimdi taktiği falan.

Fenerbahçe biraz sonra tarihi maça çıkacak, rakip İtalyanların güçlü ekibi Lazio. Hoş rakip Real Madrid ya da Barcelona olsa ne farkedecek, rakip yok. Fenerbahçe saat 22:05'de tarihi maça çıkacak, sahaya çıkacak kadro yok, sahaya sürülecek taktik yok, seyirci yok, baskı yok, eleme var, mutlaka eleme var.

Fenerbahçe nasıl oynadığı, kimlerle oynadığı önemsiz bir maça çıkacak, çıkacaklar ve yıllardır Avrupa'da yüzü gülmeyen, ligde ve kupada son maçlarda sıkıntı yaşayan, üzülen, sevinen, gülen, ağlayan milyonlarca Fenerbahçe'liyi sevindirecek, sevinçten ağlatacak, tarihinde ilk kez yarı finale yükselecek.

Yönetim, hoca, oyuncular, taraftarlar olarak yıllardır özlemini duyduğumuz, yıllardır beklediğimiz, bazen rezil olduğumuz, arada unutulmaz zaferler aldığımız Avrupa arenasında ilk kez kupaya bu kadar yaklaşacağız.

Buraya kadar yazılanlar hep rakibi eleme üzerine, tur atlama üzerine, ya elenirsek?

Asıl mesele burada başlıyor, elenirsek hiçbir şey değişmeyecek, yıllardır olduğu gibi Fenerbahçe diye bağırmaya, önümüze hedef koymaya, takımı desteklemeye devam edeceğiz, hatta belki bu sefer çok daha kısa bir sürede, 3 gün sonra lig maçında stada gidip, '' Aşkınla olduk derbeder, bu sevgi bir ömre bedel, Fenerbahçeli olmanın gururu bizlere yeter '' tezahuratında gırtlak patlatacağız...

7 Nisan 2013 Pazar

Tutan Kupon


Ne kuponlar yatıyor, ne banko gördüğümüz takımlar gidip yeniliyor ama gidip bu kupon tutuyor. Aslında tutmasını hiç beklemiyordum, bugün hesabı açtığımda 2 tl kaldığını görünce bu kuponu öylesine yapayım dedim, 4 maça 3.5 üstü oynadım ve maçlar 3-1, 5-1, 5-0 ve 3-2 bitti. Kupon tuttu. 19 oran. Belki bu kupon yükselişin başlangıcıdır.

5 Nisan 2013 Cuma

Heykeli Dikilen Başkan ; Süleyman Seba


19 Mart 2013 günü bir iş görüşmesi için İstanbul'a gitmiştim. İstanbul'a çok gidip geliyoruz ama gittiğimiz yer belli. Kadıköy ve çevresi. Tabii Kadıköy ve çevresini de biliyoruz diyemem, Yoğurtçu parkı, Nazlı ve stat üçgeninde geçen seneler. Neyse 19 Mart gününe dönecek olursak o gün vapurla Beşiktaş'a inip, oradan da yürüyerek Taksim'e geçme planlarım vardı. Öyle de yaptım. Ama ne yol biliyorum ne başka bir şey, daha önce rastgele gitmişliğim vardır. Bu sefer de öyle oldu, Kazan'ın önünden Stadyum tarafına giderken adını bile bilmediğim bir yokuştan yukarı çıktım, ve devam ederken hayatımda ilk kez ''Şairler Parkı''nı gördüm. Beşiktaşlı arkadaşların uzun uzun anlattığı, tezahuratların yazıldığı, deplasman önceleri sabahlanan, pankartların boyandığı park. Ve orada dimdik asaleti ile duran, Türkiye'de hakkı yaşarken verilen Süleyman Seba'nın heykeli vardı. Hemen fotoğrafını çektim, biraz baktım ve sonra yoluma devam ettim.

Yanlışlıkla girdiğim yolda karşıma çıkan bu heykeli görmek mutluluk verdi. Bugün Süleyman Seba'nın doğum günü, Allah uzun ömür versin, bugün 87.yaşına giriyor. Beşiktaşlı arkadaşların ''Efsane'' olarak adlandırdığı Süleyman Seba sadece onların değil, Türkiye'nin ''Efsane'' başkanıdır. 

İyi ki doğmuş.

Aykut Kocaman


Zamanında çok eleştirdim, beğenmediğimi söyledim, yaptığı yanlışları söyledim ancak hiçbir zaman hakaret etmedim, küçük görmedim. Fenerbahçe efsanesi, saygı duymak lazım. Nice uzun yıllar diyelim.

Seken Top































Kaleciden seken topta nerede olması gerektiğini bilen oyuncu. Kariyerinde her zaman yaptığını yine yapıyor. Lazio maçında attığı gol, onun bu yaşında neden burada olduğunu ve onun kariyerinde neden başarılı olduğunu kanıtlayan cinsten. İsteyeceksin, mücadele edeceksin, olması gereken yerde olacaksın. Kuyt maçtan sonra hep bizi alkışlıyor ama bizim de artık onu daha güçlü şekilde alkışlamamız lazım. Takımda bunu en çok hakeden oyunculardan.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Fenerbahçe-Lazio Maçı Analizleri # 2


Fenerbahçe-Lazio maçı analizlerinin 2. ve son kısmı ile tekrardan buradayız. Fenerbahçe-Lazio maçı yorumu aldığım 13 arkadaşıma çok teşekkürler, umarım Fenerbahçe iyi sonuçlar alır da yarı final için de böyle bir konu hazırlarım. İşte Lazio maçı hakkında kalan yorumlar ; 

26 Ekim'de, ortalık toz dumanken; şöyle demiştim:
"Fenerbahce futbol takımının F4/Yarı final şansını, basketbol takımından fazla görüyorum. Biraz şans, bir seri; bu takım çok iyi olacak."
Şimdi o yarı finalin arefesindeyiz.
Öngörülerimden biri de; takımın, ilk maçı deplasmanda oynayacağı her takımı eleyebileceğiydi. Sebebi basit; mevcut oyun formasyonumuz ve anlayışımız, Avrupa ve bilhassa deplasmanlar için biçilmiş kaftan. Özellikle ilk maçta gerekli ve yeterli skoru alabileceğimizi düşünmüştüm yukarıdakileri yazarken. Lazio taş gibi bir İtalyan takımı. İtalyanların turnuva reflekslerinin tamamına haiz. Dolayısıyla Türk futboluna ters. Ama bize değil. Sahadaki 11 oyuncu, Aykut Hoca'nın vereceği taktiği maç boyunca sabırla uygular ve şu malum/meşhur anormallikler bu turda yakamızı bırakırsa, gol yemeden geçeceğimiz bir tur olarak görüyorum. Noavas Blog'da Sevgili Fırat Aktav'ın kaleme aldıığı derin Lazio analizini okuyup, yeterince tahlil ettikten sonra iki yumurtayı zihnimde tokuşturduğumda, yarı final için heyecanlandığımızı gizleyemeyeceğim.
İnşallah, maşallah, amin."

Noavas - noavas.blogspot.com 

Fenerbahçe ve İtalyan takımları diyince benim hatırlayabildiğim en eski Fenerbahçe anısı sanırım 1990'daki Atalanta eşleşmesi. Caniggia'nın Atalanta'da olduğu dönem. Strömberg, Evair gibi isimlere de sahipti İtalyanlar. Milliyet'in başlığı "Atalanta... Yabana atma". Eleyen Atalanta olmuştu. Yine, Parma eşleşmesini de unutmaz Fenerbahçeliler. Eylül '98'de oynanan iki maçın ilkini İstanbul'da kazanmasına rağmen deplasmanda yenilerek elenmişti Fenerbahçe.  '96'da Juventus'la aynı gruba düştüler Şampiyonlar Ligi'nde, iki maçı da kaybettiler. 2005'te bu sefer Milan'dı aynı gruptaki İtalyan, yine iki maçta tek gol bulabildiler. Zico'lu efsane sezonda Inter'i İstanbul'da Deivid'in inanılmaz golü ve baskılı oyunla mağlup edip şeytanın bacağını kırdı. Rövanş o kadar parlak değildi.
Bu sezon Plzen'in Napoli'yi elemesiyle İtalyan'dan kaçış bir tur sürebildi. Şimdi rakip Lazio. Belli başlı medya kaynaklarının şimdiden son 24 yılın en kötü Lazio'su ilan ettiği takım bir dönemin parlak halinden uzak olabilir. Ancak Juventus ve Napoli'nin nispeten kopmuş gözüktüğü Serie A'da 7. sırada, puanı Inter'le aynı. Avrupa koltuğu kovalıyor ve Fenerbahçe maçları zorlu bir fikstür dönemecinin ortasında kalıyor. Benzer dönemeçteki Napoli'nin Plzen karşısındaki hafife alışı onlara pahalıya patladı. Lazio ise Napoli'den daha küçük ama kendisi için daha kritik bir hedefi kovalıyor. Konsantrasyon bölünmesi yaşayabilirler. Maçlarını hiç izlemedim ama güvendiğim kalemlerin analizlerine bakılırsa Avrupa alışkanlıkları bu sezonki gibi olan bir Fenerbahçe'nin turu geçme şansı yukarıda yazdığım Fenerbahçe'lere göre epeyi fazla. İç sahada oynanacak ilk maçta gol yemeden Roma'ya kapağı atabilirse tura yakın diyebiliriz Fenerbahçe için. 

Barış Gerçeker – Ntvspor.net Yazarı

Fenerbahçe'nin şansız bir kura çektiğini düşünüyorum. Lazio elenmesi mümkün ama oldukça güç bir rakip. Özellikle savunma ve orta saha bloğunun bir bütün oluşturması, savunması güçlü ve gol yemesi zor bir rakip olarak Lazio geçilmesi oldukça zor bir takım. her iki maçta da ilk golü bulan takım doksan dakika sonu için önemli bir avantaj yakalayacaktır. Hernanes Lazio adına maçın kilit ismi olurken Fenerbahçe yakasında çok fazla olmayacağına inandığım gol pozisyonlarını değerlendirme oranı açısından Sow'un performansı da belirleyici olacaktır. 

Orhan Uluca – devrimderki.blogspot.com /

Lazio oyun karakteri olarak Fenerbahçe'ye benzer yapıda bir takım.. Özellikle ikinci bölgede çok iyi alan daraltıp iyi savunma yaparak hızlı çıkabiliyorlar.. Ön tarafta çok baskılı bir oyun yapıları yok ve bu aslında Fenerbahçe için avantaj konumunda.. Deplasmandaki Plzen maçına baktığımızda oyun anlamında sıkıntılı Topal ve Selçuk göbeğine rağmen Plzen ön tarafta baskıyı yapmadı ve beklemeyi tercih etti.. Oyunun nasıl olduğu akıllarda.. Buna benzer oyunlar beklenebilir.. Fenerbahçe kadro kalitesi ve derinliği anlamında rakipten üstün bana göre.. Turu çok uzak görmüyorum ancak gerektiği gibi oynamak kaydı ile.. İlk maç iç sahada ve ne olursa olsun kazanmak mantığı ile değil daha kontrollü oynamak gerektiği kanısındayım.. Deplasman maçına handikaplı gidilmemeli, 0-0 bile orada Fenerbahçe'nin avantajına olacaktır zira açıldıkları zaman soru yaşıyorlar.. Lazio her ne kadar sezonun bu kısmında ligde form olarak bozuk olsa da Candreva, Hernanes ve Ederson gibi kaliteli ayaklara, Floccari, Klose ve benim çok beğendiğim Kozak gibi forvetleri var.. Çok tehlikeli bir takım.. Alan oyununu çok iyi oynuyorlar ve asla ama asla konsantrasyon eksikliğine, düzen dışı oynamaya müsade edilecek maç değil.. Fenerbahçe aslında kupada hedefi buldu ve illa ki turu geçmesi şart değil.. Bu avantajı olabilir.. Aykut Kocaman'ın daha önce kendisine ters gelen Petkovic'i bu sefer alt edeceğini ve turu geçeceğini düşünüyorum.. Fenerbahçe'ye başarılar dilerim. 

Erdal Vahid - http://riqfutbol.com/ 

Lazio inişler ve çıkışlarla dolu bir sezon yaşıyor. Lige harika girip sonra düşüşe geçip yeniden çıkış yakaladılar. Uzun süre Şampiyonlar Ligi potasında dolaştılar ama son iki aydır sezon ortasındakinden daha sert bir düşüş içindeler. Sadece Pescara'yı içeride yenebildiler. Serie A'da ilk 10 sırada yer alan takımlar arasında en az gol atan Lazio. 37 golden 25'i içerde sadece 12'si deplasmanda. Bu istatistik savunmaya kapandıklarından çok yaratıcı olamadıklarının göstergesi. Lazio, çeyrek finalden önce Mönchengladbach ve Leverkusen'i iki maçta da yenerek eledi. Serie A'daki 14 deplasmanda 12 gol atabilen Lazio, Almanya'da çıktığı iki karşılaşmada 5 gol attılar. Saracoğlu'nda kesinlikle gol yemeden Roma'ya gitmek gerek. Bu turun şifresi atmak değil, yememek.

Atilla Nesipoğlu – eurosport.com.tr Editör ve Yazarı

Lazio’nun başında, tanıdığımız ama hiç anlamadığımız bir teknik adam var; Vladimir Petkoviç. Young Boys’tayken oynattığı futbola hayran olup, müthiş taktisyen ilan etmişliğimiz de var, Samsunspor’dayken ‘bu ne ya?’ demişliğimiz de. Bu, ülkemiz futbolcusunun söz dinleyip dinlememesi ve taktik farkındalığıyla da ilgili aslında. Petkoviç sezon boyunca Lazio’da gayet başarılı bir performans ortaya koydu. Sezon başındaki hızları biraz kesilse de, hâlâ korkulacak bir takımlar. Tek bir taktikle oynamıyorlar ve ‘dönerli’ oyunu tatbik etmekte başarılılar. Genelde 4-1-4-1 veya 4-3-3 arasında değişen bir taktikleri var. Merkezi forvet Klose’yi biliyoruz. Kozak, Zarate ve Floccari’den ikisinin forma giyme şansı da yüksek. Hepsi hücum gücünde dikkat edilmesi gereken isimler. Orta sahada Hernanes zaten uzun yıllardır adını duyduğumuz bir yetenek. Lazio, alan daraltmada başarılı bir takım ama defansta ve kalede sıkıntılar yok değil.

Gününde bir Fenerbahçe’yle gününde bir Lazio’nun kapışmasında dengeler hemen hemen eşit aslında. Kuyt-Sow-Webo üçlüsü de hiç yabana atılacak bir hücum gücü değil. Orta sahada biraz dirençli olmak ya da o bölgeyi hızlı geçmek gerekiyor Fenerbahçe adına. Defansımızın göbeğinde kademeli ve biraz da önde basmak gerekiyor. Zira Klose yakın mesafelerden affeden bir adam değil. Yobo’nun Egemen veya Bekir’in arkasını iyi toplaması gerekecek. Salih eğer toparlanırsa agresif baskısıyla önemli pres gücü yaratabilir ve Baroni’nin gölge presinden daha yararlı olur. Gökhan’ın cezası sıkıntı yaratabilir ama Orhan Şam’dansa Mehmet Topuz tercihi daha yararlı olacaktır. Şanslar neredeyse yüzde 50’ye 50 diyebiliriz. Fakat diğer kuvvetli rakipler arasından Lazio’yu çektik diye kendimizi ‘yaymamamız’ ve konsantrasyonu üst düzeyde tutmamız gerekiyor.


Bundan tam 10 yıl önce o zamanki ismiyle UEFA Kupası’nda Beşiktaş çeyrek finalde Lazio ile karşılaşmıştı. Deplasmandaki yenilginin ardından iç sahada da yenilgi gelmiş ve Beşiktaş kupaya veda etmişti. Şimdi Fenerbahçe 10 yıl öncenin rövanşını almak için sahaya çıkacak. Ayrıca turu geçmesi halinde yarı finale yükselecek ve tarihinde ilk kez bir Avrupa Kupası’nın bu kadar yakınında olacak. Doğrusu, Lazio serisi ilerleyen yıllarda Fenerbahçe tarihinin önemli dönemeçlerinden birini temsil edebilir. Sarı Lacivertliler turu geçmesi halinde finale pekâlâ yürüyebilir ve Lazio asla Fenerbahçe’nin eleyemeyeceği bir takım değil.

Fenerbahçe düşük tempo oyununu Avrupa’da belki en iyi uygulayan ekip. İç sahada taraftar baskısı sebebiyle bu oyunu fazla sergileyemiyorlar ama Lazio maçı için taraftara kulak bir nebze tıkanmalı ve denge oyunundan vazgeçmemeli. İlk maçta alınacak her türlü galibiyet(hatta 0-0 beraberlik), rövanş öncesi Fenerbahçe’nin hanesine büyük bir artı koyacak. İtalya’daki maçın seyircisiz olmasıysa başlı başına büyük avantaj.

Lazio’yu geçen sezon Samsunspor’u çalıştıran Petkovic yönetiyor. Kötü Samsunspor macerasından sonra ilginç bir kariyer atlaması gerçekleştirdi. Fenerbahçe’yi tanıyor olması dezavantaj. Ayrıca kariyeri için büyük bir zıplama tahtası olacağından Petkovic’in UEFA Avrupa Ligi’ni çok önemseyeceğini düşünüyorum.

Bu tur için en büyük çekincem Fenerbahçe’nin lige daha çok asılıyormuş gibi bir görüntü sergilemesi. Avrupa’da kupanın bu kadar eşiğine gelmişken ligi ön planda tutmak doğru mu, değil mi bana göre tartışılır. Fakat şunu kolaylıkla söyleyebilirim ki Lazio karşısında Fenerbahçe en az rakibi kadar şanslı.  

Göksel Sert - http://www.uzunpaslar.com

2 Nisan 2013 Salı

Sol Kanatta Di Maria'yla


Fenerbahçeli taraftarlar Galatasaray'ın şampiyonlar ligi çeyrek finaldeki rakibi Real Madrid'e tezahurat yapmış, sözleri ve melodisi çok güzel. Pazar günü Akhisar Belediyespor maçı öncesi stat çevresinde bir çok Real Madrid atkılı fenerbahçe taraftarı gördüm. Tabii işportacılar bu fırsatı paraya dönüştürmüş. Şunu yazalım ve konuyu kapatalım ; Hiçbir Fenerbahçeli Galatasaray'ı desteklemek zorunda değil, desteklemeyene saygı, tabii destekleyene de...

Mesut Özil, Ronaldo'suyla, 
ileride Karim Benzema, 
sol kanatta Di Maria'yla, 
acımayın cimbomboma.

Maç Günlüğüm # 99


























Fenerbahçe, Bursaspor'u 4-1 yenerken oradaydık. İyi ki oradayız dediğimiz günlerden biri. Unutulmaz bir maça şahit olduk. Sadece burada dursun diye girilmiş üst üste 245.yazı.

Fenerbahçe-Lazio Maçı Analizleri # 1


Çoğumuzun hatırlamadığı 1963/1964 sezonu, bir çok Fenerbahçelinin kariyer başarısı olarak gördüğü 2007/2008 sezonu ve Aykut Kocaman önderliğinde Fenerbahçe'nin 2012/2013 sezonu. Fenerbahçe tarihinde 3.kez avrupa kupalarında çeyrek final oynuyor. Ben de Fenerbahçe'mizin bu tarihi maçı öncesi spor basınından, blog dünyasından arkadaşlara bu maçı sordum, işte Fenerbahçe-Lazio maçı hakkında güzel analizlerin ilk bölümü ; 

Lazio nötr olarak bir maçını izleyeni çok rahat bir sekilde uyutabilecek bir takım aslında. Ön alanda hemen hemen hiç baskı yapmaya, rakip orta alanı geçtikten sonra hareketlenen ve zaman zaman çok kompakt ve etkili bir hal alan bir savunması var. Oyun temposu düşük. Rakibin hatalarını degerlendirmeye yönelik bir tarzı benimsiyorlar Petkovic yönetiminde. Sabırlılar. Kenarları Candreva ve Lulic ile iyi kullanıyorlar. Zaafiyet olarak ise kenar oynayan Candreva'nın bek takip etmeyi pek sevmemesi, bunun yanı sıra defanslarının top kullanmada sorun yasaması gösterilebilir. Rakip forvetlere ilk topları kolay aldırıyorlar, ayrıca sag bek kademeleri Pereirinha ile çok sıkıntılı. Çok efektif hücum ediyorlar, o nedenle saldırmak büyük hata olur. Topa sahip olmak, rakibin zaafını risk almadan kullanmak önemli olacak. Ilk maçı kendi sahasında oynayacak Fenerbahçe ve bu nedenle saldırmaktan ziyade ilk maçta gol yememeyi hedeflemek önemli. Stuttgart saldırdı, sonucu çok az pozisyon vermesine ragmen kalesinde gördügü iki gol oldu.

Oğuzhan Oğuz – Amk Spor İddaa Yazarı , yarısaha.com Yazarı

Tarihin en kötü Laziosu!” Genellikle tatil havasında geçen, basın için tatlı rejenerasyon idmanlarına dönen milli maç arasının unutulmazlarından biriydi bu cümle. Elmalarla armutların karıştırıldığı hesaplara uzun uzun girmeye gerek yok. Hayır lig performansları göze alınırsa, Fenerbahçe’yi aynı bakışla şimdiden şampiyon ilan etmek gerekiyor. Her ne kadar sezonun uzunca bir bölümünde misak-ı milli sınırlarında dış sahada yer yer kaybolan sarı-lacivertliler, Kapıkule’nin öbür tarafında çizdikleri harika performansla dikkat çekiyor. İlk defa Nisan ayına iki takımla giriyoruz. Sonrası olur mu... İşte bu sorunun yanıtı Fenerbahçe’de gizli. Kâğıt üstünde şansların çok eşit olduğu bir eşleşmeyi kendi lehine çevirebilecek Aykut Kocaman’ın bir anda tüm rüzgârı arkasına alması muhtemel gözüküyor. Fakat unutmamak gerekiyor, futbol çim üstünde oynanıyor ve o mücadele gösterilmeden olmuyor.

Ali Murat Hamarat – Eurosport.com.tr  Genel Yayın Yönetmeni

Lazio'nun bize ters gelebilecek bir takım olduğunu düşünsem de, İngiliz ekipleriyle eşleşmektense Lazio tabi ki daha mâkul bir seçenek.Lazio'nun kadrosu kağıt üzerinde çok sansasyonel durmasa da; tamamen görev adamlarından kurulu, kaliteli bir kadro. Petkovic bu kadroyu lige çok iyi hazırladı ve lige çok iyi başlangıç yaptılar. Benim de Petkovic'in bu işi götürebileceğine dair şüphelerim vardı, ancak kendisi beklentilerin çok üstüne çıkan bir performans gösterdi. Ligde uzun süre zirve yarışı içerisinde mücadele verdi. Juventus'a kafa tutacak bir tempoya gelemese de, ikinciliği oldukça zorladı. Son dönemde ligdeki kötü gidişatı Lazio’yu Uefa’ya odaklandırdı. Petkovic’in Fenerbahçe’yi tanıması ve Aykut Kocaman’a hiç kaybetmemesi gibi avantajları var. Oyun yapısı olarak ise benzer bir oyun yapısında olduğumuzu düşünüyorum. Her iki takım da sabırla pas yaparak hücum etmeyi seviyor. Lazio’da en önemli oyuncular; Radu, Hernanes, Ledesma ve Candreva. Radu’nun agresifliği zaman zaman başına iş açabiliyor. Radu’yu sinirlendirebilmek önemli. Bir de Konko’nun sakatlığından dolayı Ocak’ta transfer ettikleri Pereirinha en zayıf halkaları. Çok mucizevi oynamazsave Konko da iyileşmezse, Pereirinha üstünden çok pozisyon bulabiliriz. Tur şansı için düşüncem ise; Lazio yüzde 51, Fenerbahçe yüzde 49. Bunun sebebi de Lazio’nun özellikle her maçın son 10-15 dakikalık bölümünde kurduğu müthiş baskı.Özellikle mağlup duruma düştükten sonra çok sağlam baskı kuruyorlar. Bate ve Plzen maçlarının son bölümünde kabullendiğimiz baskıda yaşadığımız stresi düşünürsek, Lazio’nun baskısında gol yemeden çıkmamız şans gerektirir.

Serkan Özerik - http://stiff1907.blogspot.com/

Hayatı vodoo ile geçen biri olarak FB ile ilgili her olaya uğurlu mu ? uğursuz mu ? diye bakarım. Bir tür paranoyaklık. GS UEFA kupasını aldığından beri her yeni sezon  Avrupa Kupalarını acaba bu sene mi diye umut ederek başlarım izlemeye. Chelsea’yi burada 2-1 yendiğimiz yıldan sonra ilk defa bu kadar yaklaştık bu hayalin gerçek olmasına.  Lazio benim ilk istediğim takım değildi. Ama aklıma GS’nin UEFA’yı alırken Bologna’yı  elediği gelince bir nebze rahatladım. Demek ki doğru sıra ile gidiyor kader ağları dedim. Normalde İtalyan takımları ile eşleşmekten nefret ederim. Pozisyon vermeyen maçı her an durduran, sen konstantrasyonu kaybettiğinde golü atan yapıları vardır. Lazio bu tura gelene kadar geçtiği takımları aynı anlattığım şekilde geçti.  Bu sene FB  gruplar ve ön elemeler dahil dışarıda oynadığı maçlarda aldığı iyi sonuçlarla başarılı oldu.  Son iki eleme tur ilk maçlarını deplasmanda oynadı ve turları %50 orada geçti. Bu turda ilk maçın İstanbul’da olması ve deplasmanda oynama sanatını en iyi bilen İtalyan takımlarından birine karşı olması net sıkıntı. Bana kalsa ilk maç İstanbul da 0-0 bitecek deseler oynamadan kabul ederdim. Seyirci  eğer formda olur ise takıma büyük katkı verir, ligin 2.yarısı ile seyirci de maça katkının üst seviyede olması bu anlamda umut verici.

Netice de Aykut Kocaman’ın bol pas ve top hakimiyeti ne dayalı oynatmak istediği sisteme en çok bu turda ihtiyaç duyacağız. “180 dakikalık bir maç” klişesinin gerçek olduğu iki maça çıkıyoruz. Lehine olan skoru 179. Dakikada dahi bulabilirsin , sabır bu turun anahtarı.

Ancak benim hayatımın totem olduğunu hatırlarsak bence Lazio bize burada iki atar orada ki maç 0-0 biter derim. Sabaha kadar oynasak turu geçemeyiz diye de eklerim. Anlayan anlar Kamil :)

Cüneyt Kaşeler – Lig Radyo yorumcusu

Fenerbahçe, Lazio ile eşleştiğinden beri İtalyan ekibi hakkında yapılan yorumlar genelde rakibin gücünü göz ardı eden türden. Halbuki durum böyle değil. Öncelikle bu aşamaya gelmiş her takım saygı duyulmayı hak ediyordur. Artı, Lazio'nun başında daha önce Fenerbahçe'yi Young Boys'la elemeyi başaran bir teknik adam var. Türkiye Ligi tecrübesi de cabası. Rakibinin bizim hakkımızdaki bilgisinin, bizim onları tanımamızdan daha çok olduğu kesin. Bu sezonki Lazio ve Fenerbahçe'yi iki açıdan benzetiyorum öte yandan. İki takım da EL'yi ciddi boyutta önemsiyor ve yine iki takımın da Avrupa kupasındaki performansı yerel lige oranla daha iyi. Taktik detaya dair de lafı çok dolandırmadan orta sahayı ele alanın turu da geçeceğini söylemek lazım. Fenerbahçe bu konuda Mehmet Topal'ın sakatlığı ve Emre'nin yokluğunda hayli zorlanacaktır. Bu ciddi bir dezavantaj. Daum'un bir dönem dilinden düşürmediği kompakt futbolu iyi uygulayan bir ekip Lazio. Plzen deplasmanındaki kadar rahat top yapması zor bu yüzden Fenerbahçe'nin. Bu turu geçebilmenin yolu Fenerbahçe'nin artık alışagelen sabırlı oyun oynabilme yetisinde. Bu becerilirse tur da gelir. Son olarak biraz ironi gibi de algılanabilir belki ama Lazio ile içeride oynanacak maçta yine seyirci olmasa daha mı iyi olurdu diye sormadan edemiyor insan. Malum Fenerbahçe, Avrupa kupasında tur maçlarında kendi seyircisi önünde zorlanan bir takım. Tribünlerin sabırsızlığı sahaya da sirayet ediyor ve genelde olumsuz bitiyor maçlar. Umarım, bu kez öyle olmaz. 

Hasan Muradoğlu – arielortega.blogspot.com

Ligde yakaladığı çıkışı ve başarılı form grafiğini son haftalarda aldığı üst üste yenilgilerle kaybeden Lazio için birinci odak noktası UEFA Avrupa Ligi olmuş olabilir. UEFA Avrupa Ligi genel olarak liglerinde şampiyonluk iddiasını sürdüren takımların geri plana ittiği bir turnuva olduğundan Lazio gibi liginde Avrupa kupalarına katılım mücadelesi veren ekiplerden bu anlamda biraz daha çekinmek gerekiyor. Kimine göre sıkıcı ve temposuz gibi görünen Lazio esasında futbolun doğru yönlerini fırsatçılığıyla da birleştiren bir ekip. Bu açıdan oyun yapısı olarak ezberimizi bozacak varyasyonlar pek fazla vadetmeseler de tur biletini bir anlık dalgınlık ve gevşekliğimizle alıp gidebilirler. Sakatlık haberi gelen stoperleriDias ve durumu şüpheli Klose’nin en azından ilk maçta oynamamaları da lehimize olacaktır. İşimize yarayabilecek bir diğer detay da Lazio’nun önündeki kritik maç fikstürü. Zira 4 Nisan’da oynanacak ilk maçın ardından 7 Nisan’da derbi maçta Roma ile karşılaştıktan sonra  ayın 11’inde bizimle rövanşa çıkıp 14’ünde de Juventus ile karşılaşacaklar. Lazio ile Roma arasındaki rekabetin boyutu düşünüldüğünde bu maçın öncesi ve sonrası birçok futbolcunun Fenerbahçe maçına olan motivasyonunu da etkileyecektir. Kısacası Laziokağıt üzerinde bize çok denk ve yapı olarak uygun bir rakip. Oyun disiplinini ve futbolun doğrularını uyguladığımız taktirde yarı final biletini kapabilir, bir anlık gevşekliğin sonucunda ise ahlar vahlar eşliğinde bu maceraya bir nokta koyabiliriz.

Cenk Akın








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...