Liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2019 Cuma

Oradaydım # Uefa Süper Kupa 2019; Liverpool-Chelsea


Uefa Süper Kupa maçının Türkiye’de oynanacağı açıklandığı zaman ‘’Orada olmalıydım.’’ dedim. Daha sonra sezon ilerledi ve finali Liverpool ve Chelsea gibi iki İngiliz takımının oynayacağı belli oldu. Uefa resmi sitesi üzerinden bilet başvurusu yaptım, kura çekildi, bilet çıktı, ödemeyi yaptım ve maç saatini beklemeye başladım. 


Maç günü saat 18:00 civarında Beşiktaş semtinde oldum. Maçın havası her anlamda vardı. Etrafta bir çok formalı, atkılı insan görmek mümkündü.

Önce 1 saat Şairler Parkı’nda takıldım. Orada bir şeyler içip sohbet etsek de Beşiktaş taraftarlarının toplanma yeri olmuş bir yerdi. 5 dakikada bir kavga çıkıyordu, sürekli Beşiktaş tezahüratları yapılıyordu. Oradan Beşiktaş Köyiçi’ne geçtik. Orada da durum farklı değildi. Sadece bir mekan iyi organize olmuş Chelsea taraftarları ile doluydu onun dışında Liverpool ve Beşiktaş taraftarları ağırlıktaydı. Yine Beşiktaş tezahüratları ve Fenerbahçe'ye küfür vardı.

Gün boyunca Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Liverpool, Chelsea, Adana Demirspor, Kocaelispor, Göztepe, Sakaryaspor, Arsenal, Real Madrid, Tottenham, Karşıyaka formalı veya ürünlü insan gördüm.

10 TL’ye Liverpool-Chelsea maç atkısı aldım. Stat yanına kurulan yerlerde orijinal ürünler el yakıyordu.

Saat 19:30 gibi stadın yanında olduktan, arkadaşlarla sohbet ettikten sonra saat 20:30 civarı stada girdik.

Bu arada bileti olmadığı halde stat çevresine gelen binlerce insan vardı. Tezahürat yapıyor, bira içiyor, atmosferi yaşıyor, maç saatini bekliyordu.



Açıkcası maça girerken sıkı aramaların olacağını düşünmüştüm ancak öyle olmadı. Normalde Şükrü Saracoğlu Stadyumu’na girerken daha çok aranıyorum. Elimdeki powerbank ve sarj kablosuna bakmadılar bile. Arama bile 5 saniye sürdü.

Vodafone  Park’a ilk kez geldim. Stat gerçekten güzel. Giriş-çıkış çok rahat. Tuvaletler temiz, koltuklar rahat, saha görüşü oldukça başarılı. Akustik de fena sayılmaz. Zemin daha iyi olabilirdi.

Statta Liverpool taraftarlarının büyük çoğunluğu vardı. % 90’a 10 desek abartmış olmayız sanırım. Resmen maç Liverpool’un evinde oynanıyor gibiydi.

Futbolcuların ısınmasını bile büyük bir keyifle izledim. Dünyanın en iyi futbolcularının, en iyi 3 hocasından birisinin sahada olması insanı heyecanlandırıyordu. Bu arada ısınma anının büyük bölümünü Klopp Chelsea'yi takip ederek geçirdi. Sanırım ona özgü bir şey.



Maç öncesi şovu Türkiye tanıtımı şeklindeydi, daha iyi olabilirdi. 



Maç; Chelsea beklediğimden çok daha iyiydi, Liverpool maça konsantre olmakta zorlandı. Özellikle Kante, Pedro, Jorginho’yu büyük bir keyifle izledim. Van Dijk’i izlemek büyük keyifti. Salah zaman zaman iyi işler yapsa da pek iyi maç çıkarmadı. Mane acayip topçu. Böyle bir hız yok. Maçın hızı, topun sürekli oyunda kalması, mücadele derken tribünde maçı izlerken çok etkilendim. Gerçekten adamlar çok başka bir seviye futbol oynuyorlar. 
Normal sürede 2 gol, uzatma bölümünde 2 gol, penaltılarda 9 gol. Toplam 13 golü izleme şansı buldum. Maç gidebileceği son noktaya kadar gitti. Bu da bizim şansımız.

Atmosfer
; Açıkcası zaman zaman statta çıt çıkmayan bir ortam vardı. Zaman zaman Liverpool tribünleri, zaman zaman Chelsea tribünleri ve zaman zaman Beşiktaş taraftarları seslerini duyurdu. YNWA anında iyi atmosfer vardı.


Maçın hakemlerini çok beğendim. Şahane maç çıkardılar. 

Maç öncesi Liverpool tanıtılmadan önce YNWA, Chelsea tanıtılmadan önce Chelsea marşı çaldı. Statta atmosferin en yoğun yaşandığı andı.


Canlı canlı YNWA dinlemek büyük keyif oldu. Maç sonunda futbolcuların önümüzde omuz omuza söylemesi ise efsane andı. Bu ana şahitlik etmek güzel olay.



2014’de oynanan  Ludogorets-Liverpool maçından sonra 2.kez bir Liverpool maçını statta izleme şansı buldum. O maç oynayan futbolculardan sadece Henderson sahadaydı.

Bir insan bir maçta neden sahaya girer? Anlamak mümkün değil. Maç sonrası girdiğinde Liverpool kalecisi Adrian’ı sakatladı. Gerçekten kepazelik.

Tribünlerden İspanya bayrağı almak için giden Liverpool teknik kadrosundan bir ismi görevlililerin taraftar sanması, peşinden koşması, zeminden çıkartmak istemesi…


Statta ilk kez seri penaltı atışları izledim. Benim uzun yıllardır yaşamak istediğim bir olaydı. Böylesi bir maça kısmetmiş.


Klopp gerçekten farklı hoca. Çok acayip bir enerjisi var. Ekrana geldiğinde stat yıkılıyordu.


Ekranlarda maç anında tekrarların gösterilmesi, maçın oradan yayınlanması alışık olmadığımız şahane detaydı.

Statta satılan her şey pahalıydı.


Chelsea sahaya çıkarken tüm stadın ıslıklaması?

Türkiye’de hangi statta böyle bir maç oynanırsa oynansın iş bir yerden sonra stat sahibi takım taraftarlarının tezahüratlarına döner. Çok da abartmamak lazım bu olayı.

Hayatımda ilk kez sonunda kupa verilecek bir maça gittim. Kupa töreni izledik. Güzel olay.

Penaltılar önümüzdeki kaleye atılsa iyiydi.


Son söz olarak da böylesi bir maçı tribünde izlediğim için kendimi şanslı hissediyorum. Maç gününde 70-80 Euro'ya biletime talipler çıktı. Umarım Haziran ayında yine İstanbul'da oynanacak Şampiyonlar Ligi Finali'ni de statta izleme şansı yakalarım.

23 Aralık 2017 Cumartesi

Arsenal 3 Liverpool 3


Bir Cuma akşamı maçından bundan daha fazla keyif alamazdık. Dolu tribünler, futbol oynamaya çıkmış oyuncular, oyunu durdurma niyeti olmayan hakem, kötü savunmalar, 6 gol, müthiş tempo ve 90 dakikalık keyif.

Savunmaların gününde olmadığı akşamın ilk golü Coutinho ile geldi. İlk yarı 0-1 sona erdi. 52.dk Salah savunmanın da yardımıyla durumu 0-2'ye getirince acaba farka gider mi maç diye düşünsek de hemen ardından 6 dakika içinde sırasıyla Alexis Sanchez, Xhaka ve Mesut'un golleri ile Arsenal 3-2 öne geçti. Ardından bu moral bozukluğuna rağmen Liverpool beraberlik golünü Firmino ile buldu ve maç 3-3 sona erdi.

İlk yarı skoru 0-1'di ama normal şartlarda 0-4 falan bitmeliydi. Liverpool gol yollarındaki sıkıntıyı 2 puan kaybederek çekti.

Salah çok başka seviyeye çıktı. Sürekli atıyor, durmuyor.

Savunmaların ya da kalecinin hatalı olmadığı gol var mıydı? Yoktu. Bu seviyede takımların bu kadar maddi güce rağmen gerekli hamleleri yapamamasını asla anlamıyorum. İmkan var, uygulamıyorlar. Bu sonuçların çıktığı maçları hakediyorlar.


Klopp'un 6 dakika içinde 3 gole yapacak bir şeyi yoktu. Tabii sadece bu. Yoksa genel olarak daha iyi yönetim sergileyebilirdi.

Cech çok iyi kaleci. Her şeye rağmen.

Liverpool 35 puanla 4, Arsenal 34 puanla 5.sırada. Şampiyonlar Ligi için kapışırlar. Zaten şampiyonun belli olduğu bir lig.

Uğur Meleke maç önü ve maç anında yaptığı yorumlarla kusursuz bir gece yaşadı. İyi yorumcu. Kendini dinletiyor.

Premier lig başka bir seviye. Bir kez daha gördük.

14 Ekim 2017 Cumartesi

Liverpool 0 Manchester United 0


Premier ligin en büyük maçı Liverpol-Manchester United maçı başladığı gibi 0-0 sona erdi. Oynamak isteyen Liverpol, oynatmak istemeyen Manchester United izledik. % 63 topla oynama, 19 şut, 495 isabetli pas, 7 korner gibi istatistiklerle maçı tamamlayan Liverpool ise gol konusunda çektiği sıkıntıları bugün bir kez daha yaşadı. Manchester United belki istediği futbolu oynadı ancak bu futbol açıkcası bana hitap eden bir futbol değil. Oynatmayan değil, oynatan hocaların ve takımların peşindeyiz.

Bu arada maç öncesi koreografiyi ve YNWA tezahuratını ekrana getirmeyen S Sport'a da bu hareketlerinden dolayı tebrikler. Bir yayıncılık nasıl yapılmazın karşılığı budur.

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Arsenal 3 Liverpool 4

Dünyanın izlemesi en keyifli ligi premier lig resmen başladı ancak biz Türkiye'de hiçbir yayıncının yayın haklarını almaması ya da alamaması yüzünden izleyemiyoruz. İlk haftanın en efsanevi maçı da Arsenal ile Liverpool arasında oynanmış. Arsenal Walcott'ın golüyle 1-0 öne geçmiş, 45+1 Coutinho, 49 Lallana, 56 Coutinho ve 63 Mane ile Liverpool 1-4'ü yakalamış. 64.dakika Oxlade, 75.dakika Chambers ile 2 gol bulan Arsenal sadece maçın skorunu belli etmiş.

Premier lig umarım 2.haftadan itibaren yayınlanmaya başlar ve bizler de bu maçları mış-miş şeklinde değil de izleyerek yorumlama şansı yakalarız.

15 Nisan 2016 Cuma

9 Kasım 2015 Pazartesi

Veda & Dönüş

Mayıs 2015. Steven Gerrard Liverpool'a en azından Anfield Road'a veda ediyor. Liverpool o gün Crystal Palace'a karşı 1-3 kaybetmişti.


Kasım 2015. Steven Gerrard o maçtan sonra ilk kez Anfield Road'a dönüyor ve oynanan maç yine Crystal Palace ile. Sonuç yine hüsran oluyor. 1-2.

17 Mayıs 2015 Pazar

Gerrard'dan Liverpool'a Veda

Vefa dünyada bir çok taraftar ve kulüp için semt adı değil. Steven Gerrard Liverpool'a hakettiği şekilde veda etti. Liverpool'un maçı 1-3 kaybetmesi ise gerçekten hiç ama hiç önemli değil. Kasım ayında da Sofya'da canlı izleme şansı yakaladım. Hayatımda canlı izlediğim en büyük topçulardan birisi. Çok yaşasın. Gerrard Liverpool'a hoca olarak geri döner. 




2 Ocak 2015 Cuma

Veda


695 maç, 180 gol, 1 Şampiyonlar Ligi, 2 FA Cup, 3 Lig Kupası, 1 Uefa Kupası, 2 Uefa Süper Kupası ve 1 Charity Shield.

Liverpool ve futbol dünyasının en büyük yıldızlarından Steven Gerrard sezon sonunda Liverpool'a veda ediyor. Bizlere onlarca güzel maç, gol ve asist izletti. Futbol hayatında büyük ihtimal Amerika'da devam edecek. Kasım ayında canlı gözlerle de izleme şansını elde ettim. Benim için unutulmaz bir anı oldu.


28 Kasım 2014 Cuma

Hem Gezi, Hem Maç


Yok bir sitemim hayatta her şey kısmet...

Yazıya böyle başlamayı hayal etmemiştim. Hayatımda ilk kez Avrupa'ya çıkacakken, hayatımda ilk kez Avrupa'da maç izleyecekken yaşanan aksilikler beni böyle bir başlangıca itti. Neyse kısmet diyelim ve sonra ne olduğunu yazmak üzere en başa dönelim...

Kağıt üstünde güzel plan diyerek başlamıştım bu yolculuğa, trenle Sofya, oradan Atina, Atina'dan İstanbul. 2 futbol maçı. Gayet güzel gözüküyor. Ancak Sofya gezisi ve Ludogorets-Liverpool maçı olarak gezi sonlandırıldı.



Gece 22:00'de İstanbul'dan başladı yolculuk. Aslında trenle gideceğiz diyorduk ama tren yollarında yapılan çalışmalardan dolayı tren yok. Otobüsle gidiyoruz. 22:00'de İstanbul'dan Sirkeci Garı'ndan Kapıkule'ye otobüsle gittik. Gece 01:30'da Kapıkule'de bekleme solanında yerimizi aldık. Daha sonra Bulgaristan'dan gelecek otobüs bizi alıp trene bineceğimiz yere götürecekti. Ancak yaşanan yavaşlıktan dolayı - hep öyle oluyormuş - 3 saat Kapıkule'de beklemek zorunda kaldık. Tavsiye ; Bulgaristan'a giderseniz kesinlikle otobüsü tercih edin, direkt İstanbul'dan Sofya'ya otobüs var. 9 saat sürüyor. Evet Kapıkule'de bekledikten sonra Bulgaristan'dan gelen otobüs geldi ve bizi gümrük işlemlerinden sonra Bulgaristan'a götürdü. Sabaha karşı bir tren istasyonunda - adını bile bilmiyorum - bizi bıraktılar. Oradan da trenle Plovdiv'e gittik. Evet adını bildiğim ilk Bulgaristan kenti. Plovdiv ; oldukça güzel bir yer. Kentte doğal olarak yine tarihi binalar dikkat çekiyor. Bulgaristan'ın en büyük 2.kentiymiş. Zaten bu kenti gezmedik. Saat 09:05'de Plovdiv'de olduk. İlk Sofya treni 12:00'de. Beklemeyelim, otobüsle gidedim dedik. Tabii burada bize yardımcı olan Türk dayıyı unutmayalım. Bizi alıp otogara götürdü, biletlerimizi aldırdı, sonra otobüse bindirip ayrıldı. Büyük bir kıyak. Otobüsle Plovdiv'den Sofya'ya gidiyorduk. Plovdiv'in nasıl güzel bir kent olduğunu da geçerken gördük, her yer ağaç, her yer tarihi bina. Yaklaşık 3 saatlik yolculuktan sonra Sofya'ya vardık, otelimize yerleştik.



Otele yerleştikten sonra ilk işimiz hemen gidip Ludogorets-Liverpool maçı bileti almak oldu. Buraya gelme amacımız maç. Dışarda kalmayalım. Stadın yanına gittik, bilet satışı sürüyordu. Ancak biz Liverpool tribününe girmek istediğimizden karaborsacıların eline kaldık. 2 tane deplasman tribünü bileti aldık, tanesi 50 TL'den. Ancak deplasman tribünü bileti çıkmadı. Kandırıldık. Çok da önemli değil. Zaten deplasman tribünü biletleri bitmişti. Başka yerden bulma şansımız yoktu. Ve daha sonra biletlerimizi de cebimize koyduktan sonra kenti gezmeye başladık.



Hava Durumu ; Gayet soğuk ama yağış yoktu. Sadece dönüşte bir ara kar yağdı, o da hemen geçti. Özellikle maç anında inanılmaz üşüdüm.


Sofya ; Sofya oldukça güzel bir yer. Gitmeden internetten biraz baktığımda ''Açık Hava Müzesi'' diyenler çoğunluktaydı. Hakkaten öyleymiş. Resmen müze şehir. Amacımız maç olduğu için tabii doğal olarak çoğunu dışından görerek yetindik. Sadece avrupa'nın en büyük 2.klisesi olan Alexander Nevski Klisesi'nin içine kadar girdik. Etkileyici. 1000 yılık diyorlar. Mimarisi ve konumu olarak büyüleyici. Kentin tam merkezinde. Bunun dışında Bulgaristan Milli Kütüphanesi, Ulusal Arkeoloji Müzesi, Belediye binası, opera binası, Ayasofya klisesi ve diğer önemli yerleri de görme şansı elde ettik. Zaten neredeyse çoğu şehrin aynı yerinde bulunuyor. Yani kısa bir zaman içinde isterseniz hepsinin içine kadar gezme şansınız olur. Biz girmemeyi tercih ettik, yürüyerek bütün şehri tavaf ettik. Gitmediğimiz cadde kalmadı. 



İçki ; Sofya gezisi boyunca elimizden bira düşmedi. Her büfeden bira alıp kenti öyle gezdik. Burada dikkat çeken şey tüm gün elimizde bira olmasına rağmen, polislerin yanına gidip soru sormamıza rağmen tek bir kişi bile dönüp bir şey demedi. Medeniyet. Tüm Bulgar biralarını denedik. Kamenitza benim en çok beğendiğim bira oldu. Hatta vişneli olanına bayıldım.


Yemek ; Pek yemek yediğimiz söylenemez ama her yerde dilim pizza satan dükkanlar mevcut. İnsanlar dev dilim pizzaları alıyor ve sokakta yiyor. Fiyatları da inanılmaz uygun. Onun dışında öyle özel yemeği var mı yok mu bilmiyorum. Dediğim gibi pek yemek yemedik.

Ulaşım ; Ulaşım gayet rahat, metro, otobüs, tramvay mevcut. Yalnız ulaşım konusunda en büyük olay herkesin yayalara olan saygısı. Yola adım atar atmaz tüm araçlar duruyor. Bir de bu öyle durmalar değil. Ani fren yapıyorlar ve neredeyse arkasındaki arabayla kaza yapacaklar. Ama yine de duruyorlar. Bir kaç kez sırf bilerek yola atlamışlığım var. Test etme amaçlı. % 100 çalışıyor. İnsanlara saygı konusunda inanılmazlar. Yarın Kocaeli'de araçlardan saygı beklediğim için yola atlayıp ölebilirim.


Stadyum ve Maç ; Stadyum şehrin harika bir yerinde. Etrafında bizim Yoğurtçu Parkı'ndan çok daha büyük yeşil alan var. Tabii hava soğuk olduğundan öyle maç öncesi bizim gibi takılma durumu biraz zor olabilir. Alışık olmayan adam için büyük sıkıntı. Otel'den stada 15 dakika'da ulaştık. Biletlerimiz elimizde, üzerinde hangi kapıdan gireceğimiz falan yazıyor. Başka kapıdan girmek gibi bir durum söz konusu değil. Gireceğimiz tribüne gidiyoruz, kapıda hoşgeldin diye karşılanıyoruz. Üzerimiz kısaca bir arandıktan sonra içeri doğru giriyoruz, bu sefer bileti gösterme zamanı. Bir bilgisayar, bir barkod okuma cihazı. Öyle turnike falan yok. bileti okutuyoruz, buyrun falan tarzında içeri alınıyoruz. Bileti de yırtma yok. Barkodu okuduğundan bir daha başka birinin o biletle girme şansı yok. Deplasman tribününde değiliz. Ama yine de yerimiz çok güzel. Ludogorets tribünlerindeyiz. Etrafımızda bizden başka bir kaç Liverpool taraftarı daha var. Biz de doğal olarak Liverpool destekliyoruz. Hava inanılmaz soğuk, maç öncesi skorbord'dan takım kadroları falan veriliyor, hatta dünün özetleri. İzliyoruz. Liverpool tribünleri dolu. Zaten tüm statta Liverpool taraftarları görmek mümkün. Pankartlarının olduğu bölüm bizim tam tersimiz. Uzaktan video ve fotoğraf çekmekle yetiniyorum. Maç başlamak üzere. Heyecan tavan. Malum durumlardan dolayı yıllardır Şampiyonlar Ligi'nin muazzam müziğini duyamıyorduk, Sofya'ya kısmetmiş. Takımlar top ve kale seçimini yaptı ve artık maç başlamak üzere. Tribünler tamamen dolu. Mücadele başında gelen golle tribünler yıkılıyor. Toplu tezahuratlar falan. Atmosfer gol anlarında gayet iyi. Daha sonra Liverpool golü geliyor. Liverpool tribünlerinde yanan meşaleler. Daha sonra Liverpool öne geçiyor. Tribünler iyice suskun. Liverpool tribünleri de iyi değilmiş. Skor 2-1 gidiyor. Liverpool iyice skora yatıyor derken son dakikalar gelen golle maç 2-2 bitiyor. Liverpool böylesine kötü bir takıma karşı bile kazanamıyor.



Tribün ; Liverpool tribünü iyi değil. Deplasman tayfası iyidir demişlerdi ama ben hiç beğenmedim. Bağırmıyorlar. Maç öncesi YNWA! söylediler. Bu an güzeldi. Maç içinde de bir kaç kez ''Liverpooooollll Liverpoooollll .... '' tezahutatlarını duyduk. Onun dışında yoklar. Ludogorets tribünleri zaten yok. Kale arkasında bir grup var. Lise Ludogorets galiba. Onlar da hiçbir şey bağırmıyorlar. Sofya'da sadece derbiler iyi tribün oluyor sanırım.



Gerrard ; Ayrı paragraf açmam gerekiyor. Isınırken de farklı, yürürken de farklı. Resmen ben Gerarrd'ım diyor. Top ayağına geldiğinde, ekranlara yansıdığında stat yıkılıyor. En çok alkışlanan da en çok tepki gören de Gerrard. Böylesine büyük bir efsaneyi canlı izlemek mutluluk verici.



Hayal Kırıklığı ;  Sofya'dan Atina'ya geçecektik. Uçak biletleri iptal oldu. Atina Havalimanı'ndan yapılan grev nedeniyle 24 saat boyunca Atina'ya uçak inmeyecekmiş. Bizim biletler de yandı doğal olarak. Senenin 364 günü çalışan yer bizim gideceğimiz gün greve gitti. İnanılmaz bir şanssızlık. İnsan ne diyeceğini bilemiyor. Hayatımda ilk kez avrupa'ya çıktığım gün böyle bir şey yaşanıyor. Hadi böyle bir şey yaşanıyor, her türlü riski alalım otobüsle gidelim diyoruz, ilk otobüs sabah 08:00, 12 saat sürüyormuş. Maça yetişme şansımız yok. Son otobüs gece 20:00. Liverpool maçına gideceğiz o da yalan. 23:50'de Selanik'e giden otobüs var. Onunla gidelim diyoruz. O da hafta içi her gün var. Ancak bugün yok diyorlar. Neden diyoruz? Bilmiyoruz bugün iptal edildi diyorlar. İnanılmaz cidden. Bizim yaşadıklarımızı başkası yaşasa inanılmaz bir yıkım yaşar. Biz her şey kısmet diyip mutlu olmaya, andan zevk almaya bakıyoruz.

Liverpool maçı bittikten sonra gece otelde kaldıktan sonra sabah 09:00 otobüsüyle İstanbul'a, oradan da ben 18:30 otobüsü ile Kocaeli'ye döndüm.


Gezi yazıları okumayı çok severim ama hep fiyat konusunda neden hiçbir şey yazmıyorlar diye tepki koyardım. Daha doğrusu tepki değil de keşke fiyatları da yazsalar derdim. Bari ben yazayım. Bir Sofya gezisi + maç kaç TL'ye maloldu ;

İstanbul'dan Sofya'ya otobüsle Ulaşım ; 75 TL 
Sofya'dan İstanbul'a Ulaşım ; 75 TL ( 
( 9 saat sürüyor, 2 saati Gümrük ) 
Otel ; 45 TL
Ludogoretst-Liverpool Maç Bileti ; 50 TL
Yemek + İçki = 150 TL
Vize ve Pasaport ( 1 Yıllık ) ; 565 TL

Sofya'dan Atina'ya ve Atina'dan İstanbul'a aldığımız uçak bilet fiyatlarının parasını geri alacağız. Asteras-Beşiktaş maçı için verdiğimiz 30 Euro bilet parası ise yandı. Ona yapacak bir şey yok.

Sonuç olarak Sofya gayet güzel bir başkent. Güzel bir anı olarak hayatımda yer alacak. Bir daha Sofya'ya gider miyim? Sadece Fenerbahçe ile bir Sofya takımı eşleşirse deplasmana giderim. Yoksa bir daha gitmeye gerek yok.


Umarım 3 aylık vize bitmeden bir başka ülkeyi de görme şansı elde edebilirim, kısmet.

20 Kasım 2014 Perşembe

İstikamet ; Sofya & Atina


Hesap makinesine göre 26 yaşındayım. Hayatımda bu yaşıma kadar ne pasaportum oldu ne de doğal olarak vizem. Ancak artık pasaportum da var, vizem de. Her şey Armağan'ın attığı bu tweetle başladı. Anında gaza geldim. Güzel plandı. Uyar bana dedim. Hem ilk kez Avrupa'ya çıkmak, hem 2 başkent görmek hem de 2 tane futbol maçı izlemek insanı cezbetti.

Artık tüm hazırlıklar tamam. Pasaport, vize, uçak biletleri, otel...

Salı akşamı 22:00'da İstanbul'dan trenle Sofya. Tren'de içe içe gideriz, güzel olur. 12-13 saat sürer diyorlar. 11 gibi oradayız. Tüm gün Sofya'da gezinti, takılmaca, akşam Ludogorets-Liverpool maçını tribünlerde takip etmek, Şampiyonlar Ligi'nin muazzam müziğini uzun bir aradan sonra canlı dinlemek, kaptanı, Gerrard'ı görmek, YNWA'u hayatımızda ilk kez canlı canlı duymak. Çarşamba akşamı Sofya'da otelde kalmak, sabah uyanıp ilk uçakla Atina'ya geçmek, Atina'da gezmek, akşam üzeri Asteras-Beşiktaş maçı için bir minibüsle Tripoli'ye hareket, Beşiktaş deplasman tribününde maçı takip etmek, tezahurat yapmak, eğlenmek, maç sonrası tekrardan Atina'ya dönmek, sabah ilk uçakla Atina'dan İstanbul'a dönmek.

Döndüğümde tüm detaylar burada olur.

17 Eylül 2014 Çarşamba

We Are Liverpool

 2009'da oynanan Fiorentina maçından sonra ilk Şampiyonlar Ligi maçı. Benim için Şampiyonlar Ligi'nin olmazsa olmaz takımlarından birisi. Şampiyonlar Ligi'ne net çok yakışıyorlar. İlk maçlarında Ludogorets'i 2-1 yendiler. Balotelli ve Gerrard'ın golleri gelirken Ludogorets kalecisi Borjan uzatma dakikalarında maçı resmen hediye etmiş. 



15 Haziran 2013 Cumartesi

Tüyler Diken Diken


Liverpool taraftarları efsaneleri Carragher'a veda ediyor, muazzam görüntüler. Bu görüntüleri yeni izliyorum, 19 Mayıs 2013'de olmuş. Spikerlere de ayrı bir parantez açmak lazım, tezahurat sırasında susup, izleyicilerin televizyon başında bu muhteşem anı yaşamalarına izin vermişler, Türkiye'deki spikerler her futbolcunun adını söylemenin zorunluluk olduğunu düşündükleri için bu anları yaşayamıyoruz. Hatta bazen sanki inat yapar gibi yorumcular ve spikerler o an daha ateşli konuşuyorlar. Neyse susayım ve tekrar tekrar bu muhteşem anları izleyeyim...






20 Nisan 2013 Cumartesi

Bill Shankly
























Çok eskilerden nefis bir kare. Liverpool efsanesi Bill Shankly eliyle oyuncularına taktik veriyor. O zamanlar taktik tahtası böyleymiş tabii. 

26 Ağustos 2012 Pazar

Nuri Şahin



Bundan sonra Liverpool maçlarını daha farklı gözle takip edeceğiz. Nuri Şahin umarım başarılı olur. Bu arada arkadaki kramponlar?

7 Şubat 2012 Salı

Kedi Bile Liverpool'a Gitti


Aynı bizim mahallenin kedisi. Bizim mahallenin kedilerine üzüldüm şimdi. Bir kedi Liverpool-Tottenham maçına gidiyor, bir kedi bizim mahallenin kötü sokaklarında geziyor. Onu geçin de bir kedi kadar olamadık.


4 Ocak 2012 Çarşamba

Manchester City 3 Liverpool 0 / Yağmurun Altında Görsel Şov


Şahane bir futbol ortamı. Tribünler tıklım tıklım. Manchester City ve Liverpool gibi iki dev kulüp. Sağanak yağmur altında oynanıyor. Biz ise sıcacık evimizde bu maçın keyfini yaşıyoruz. Önce Aguero arından Toure'nin golleri. 2.yarı Barry kırmızı kart görüyor tam Liverpool bir şeyler yapabilir derken 1 dk sonra penaltı ve Milner'ın golü. 3-0. Maç da 3-0 sona eriyor. 

Dünyanın en güzel liginde yine güzel bir maç izlemenin mutluluğunu bir kez daha yaşıyoruz.

1 Şubat 2011 Salı

Tuncay, Torres ve Diğer Transferler


Fenerbahçe'de oynadığı 5 yıl içerisinde 3 şampiyonluk yaşayan, defalarca ayakta alkışladığımız, mücadelesi ile hepimizin takdirini kazanan Tuncay Şanlı Stoke City'den ayrılarak Wolfsburg'a gitti. Wolfsburg ile 3.5 yıllık sözleşme imzalayan Tuncay Şanlı 6 numaralı formayı giyecek. Almanya ligi güzel lig, Tuncay ile daha da güzel olacak. İnşallah bir kaç yıl orada kalacak ve daha sonra Fenerbahçe'ye geri dönecek. Dönsün.


Ve büyük gelişme. Torres Liverpool'dan Chelsea'ye gitti. Liverpool'da mutsuz olan ve kupa kazanamayan Torres 35 Milyon Sterlin karşılığında Chelsea'ye transfer oldu. Büyük transfer. Pazar günü Chelsea-Liverpool maçı ile bu mücadelesine başlayacak. Belki de bugün Sunderland karşısında.

Liverpool ise Torres'den gelen parayı Andy Carroll'a yatırdı. 22 yaşındaki oyuncu Newcastle'dan Liverpool'a transfer oldu. Suarez ile bakalım nasıl bir performans sergileyecekler.

Avrupa'da transferler böyleydi. Bakalım Fenerbahçe bir bomba patlatacak mı ? Transfer dönemi 17:30'da sona eriyor.

30 Aralık 2010 Perşembe

Ne Olacak Bu Liverpool'un Hali ?


41 bin kişi tribünlerde, son lig maçını 11 Aralık tarihinde oynamış bir takımları var, son lig maçını kaybetmiş bir takımları var, rakip Wolverhampton son lig maçını 3 gün önce oynamış, son deplasman galibiyetini 23 Mart 2010 tarihinde almış, bu sezon deplasmanda sadece 1 beraberlik almış ve 7 maçı kaybetmiş, ayrıca lig sonuncusu ...

Ancak maç bir başlıyor Liverpool inanılmaz kötü oynuyor, pas yapamıyor, şut çekemiyor, pozisyona giremiyor. Wolverhampton ise tam tersi maçı istiyor, 3 gün önce oynamış gibi değil de 1 yıldır futbola aç gibi oynuyor. 56.dk savunmanın hatasıyla birlikte Stephen Ward ile golü bulan Wolverhampton bu golden sonra da rakibe pozisyon vermiyor. Zaten Liverpool'un maçı istediği de yok, pozisyon bulma isteği de. Tribünler yavaş yavaş boşalıyor. Torres, Gerrard, Cole, Kuyt, Babel sahada ancak hiçbiri mücadele etmiyor. Mücadele etmek de istemiyor. Maç bitiyor herkes üzgün şekilde evlerine gidiyor.

Bu yenilgiden daha da önemlisi son zamanlarda Liverpool taraftarları You'll Never Walk Alone demiyor. Böyle devam ederse ne zaman You'll Never Walk Alone derler onu da kimse bilmiyor ...