Türkiye İşçi Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye İşçi Partisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2024 Pazartesi

2024 Yerel Seçim Sonuçları ve Kocaeli


Hayatımda içinde olduğum ya da kıyısından köşesinden şahitlik ettiğim her şeyi buraya yazdığım için elbette 2024 yerel seçimlerini de buraya not düşeceğim.

Öncelikle seçimin Türkiye'de kazanan partisi Cumhuriyet Halk Partisi oldu. 1977 seçimlerinden beri ilk kez birinci parti olarak sonlanan bir seçim izledik. 14'ü Büyükşehir toplam 35 belediye kazandı. % 37.7 oy oranı yakalayan CHP'yi % 35.5 ile AKP, % 6.2 ile YRP, % 5 ile MHP ve % 3.8 ile İYİ parti takip etti. Katılım oranı % 78.5 ile son yılların en düşük oranı oldu. Yaklaşık 13.5 milyon seçmen sandığa gitmedi. Katılım oranı en yüksek il % 84.9 ile Manisa, en düşük il % 59.6 ile Bingöl oldu.

Elbette Türkiye İşçi Partisi açısından da seçimi değerlendirmek gerekir. Türkiye İşçi Partisi'nin 7 Kasım 2017'de kurulduğunu ve bu seçimin tarihimizde girilen ilk yerel seçim olduğunu unutmamak gerekir. Henüz 7 yıllık bir partinin de ağır eleştiriler alması ya da ağır çıkarımlar yapması da doğru değildir. Elbette aday belirleme süreçleri, belirlenen adaylar, seçime girilen yerler, seçime girilmeyen yerler konuşulur, tartışılır. Zaten partinin en önemli ve güzel özelliklerinden birisi de her şeyin konuşulabilir durumda olmasıdır. Konuşacağız, tartışacağız.

Türkiye İşçi Partisi 2024 seçimleri sonucunda kendi adı ve logosu ile girdiği il başkanlıklarında toplam 71.158 oy aldı. Toplam il genel meclisleri hesaba katıldığında oy sayısı 258.238. İlçe belediyelerinden Samandağ'ı kendi logomuzla ve adımızla kazandık. Ancak bazı gerçekleri konuşmak lazım. En azından ben bunu tercih edeceğim. Türkiye İşçi Partisi Samandağ'ı kazanırken Samandağ Değişim İttifakı'nı, destekleyen EMEP, TÖP, Samandağ Emekli Dayanışması, Samandağ Mor Dayanışma Kadın Derneği gibi dernekleri unutmamak ve adını anmak lazım. Sonuçta 16 Ocak tarihinde Emrah Karaçay'ın bu adaylığı açıklanırken altında bu parti ve derneklerin de isimleri yer alıyordu. Hacıbektaş'ı duyurduk ancak orada da kazanan aday seçimlere bağımsız girdi. Ali Kaim orada kazanmayı başarırken elbette Türkiye İşçi Partisi'nin de desteğini aldı. Ancak yine DEM dahil olmak üzere sol örgütlerin de desteklediği bir aday olduğunu es geçmek mümkün değil.

Türkiye İşçi Partisi elbette doğal olarak bu iki adayı benimsiyor. Belki de bundan sonra bu iki aday sadece TİP ile anılacak ancak destekleyen başka insanlar varken her türlü duyurunun bana göre benim burada yazdığım şekilde yapılması daha doğru olurdu.

Türkiye İşçi Partisi bir seçim partisi değil ve o yüzden sonuçlar üzerinden olumsuz ya da olumlu çıkarımlar yapmak kısa vadede mantıklı olabilir ancak uzun vadede bizim gittiğimiz yolu değiştirmemeli. Türkiye İşçi Partisi var olduğu sürece çizgisinden, yapacaklarından ödün vermemelidir.

Kocaeli özelinde bakarsak biraz daha kişisel çıkarımlar yapmam mümkün olabilir. Kocaeli gibi sağ partilerin çok yüksek oy aldığı bir şehirde adaylar çıkarmak, her gün sokakta yer almak, şehrin her yerini afişlerle donatmak, tüm ilçelerde meclis üyesi adayları çıkarmak, sokakta insanlara dokunmak, girilmedik pazar, mahalle, dernek bırakmamak oldukça değerli şeyler ve Türkiye İşçi Partisi Kocaeli örgütü bunun üstesinden başarıyla gelmiştir. O yüzden alınan oy sayıları ya da oranları bizlere belki bir şeyler gösterir ancak çok şey anlatmaz. Yine de bahsetmek gerekirse Türkiye İşçi Partisi 16 il adayı çıkardı. Ve Kocaeli dışında yer alan 15 ilde adayların aldığı toplam oy sayısı Kocaeli'de Hakan Koçak'ın aldığı oy sayısına yetişmiyor bile. Hakan Koçak aldığı 13.247 oyla oldukça değerli bir sonuca imza atmıştır. Bu kentte aldığımız bu oy dışında Hakan Koçak'ın dokunduğu, temas ettiği, şikayetini dinlediği çok daha büyük bir kitle olmuştur. Ayrıca Hakan Koçak seçime giren diğer sol partilerin yaklaşık 3 katı oy almıştır. Yine Gebze'de Erkan Baş'ın aldığı 40.438 oy ne kadar değerliyse, tüm partilerin yarıştığı, herkesin kendi adaylarına oy verdiği meclis üyesi seçiminde alınan 17.386 oy çok daha değerlidir. 17.386 kişi mecliste Türkiye İşçi Partisi'nin olmasını istemiş ancak % 10 seçim barajı saçmalığı yüzünden bu gerçekleşmemiştir. 

Kocaeli'nin diğer ilçelerine baktığımız zaman elbette alınan oy sayıları beklediğimiz gibi değil ancak bu seçimde Türkiye çapında beklentilerin zaten karşılık bulmadığını herkes gördü. O yüzden de olumsuz pencereden bakmaktan vazgeçip meclis üyesi seçimlerinde bize oy veren 20.984 sayısının üzerinden bir çıkarım yapmak daha sağlıklı olacaktır. Gebze ile beraber bize oy veren 20.984 kişi, Gebze dışında oy veren 3.598 kişi ile bu şehrin sokaklarında, fabrikalarında bir olmak, ses çıkarmak, bir şeyleri değiştirmek mümkün olacaktır. O yüzden de üst paragraflarda yazdığım gibi tarihinde ilk kez yerel seçimlere giren bir parti olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak isterim.

Sonuç olarak maddi imkansızlıklar, insan gücünün yetersizliği, iş saatlerimiz gibi maddeler üst üste binmesine rağmen Türkiye İşçi Partisi Kocaeli'de bir seçimi bu şekilde tamamlamıştır.

Kocaeli'de sandığa gitmeyen kişi sayısı 361.573 oldu. Bu da üzerine konuşulabilecek bir sayı. 

1 Nisan 2024 tarihi ile beraber Türkiye İşçi Partisi aynı şekilde yoluna devam edecek ve olmamız gereken her yerde var olmayı sürdürecektir. Seçim bitti, hayat devam ediyor.

30 Mart 2024 Cumartesi

Oyları Bölmüyorlar


Yarın sabah 08:00'de oy kullanmaya başlayacağız ve saat 17:00'ye kadar oy vermeye devam edeceğiz. Bizleri 5 yıl boyunca yönetecek belediye başkanlarını, meclis üyelerini ve muhtarları seçeceğiz. Elbette herkes her partiye oy vermekte özgür ancak lütfen artık yıllardır devam ettirdiğiniz ve oldukça anlamsız cümleleri kullanmaktan vazgeçin.

''Oyları bölüyorsunuz'' dediğiniz yerde yıllardır bizi işlevsiz muhalefet partilerine mahrum bıraktığınızı nasıl unutuyorsunuz? Daha çok kısa bir süre önce Mayıs 2023'te söylediğiniz bu cümleler yüzünden Deva, Gelecek, Saadet partisi gibi partilerin sizin listelerinizden vekiller çıkardığını ve sonra hiçbir şey olmamış gibi mecliste grup kurup hayatlarına devam ettiğini bilmiyor musunuz? Sırf bu sebepten Türkiye İşçi Partisi'nin bazı şehirlerde vekil kaybettiğini bilmiyor musunuz? Toplumsal olaylarda hareketsiz kalan partileri bilmiyor musunuz? Şehirlerde milyonlarca lira harcayıp da şehirlerin hâlâ sıkıntılar içinde olduğunu bilmiyor musunuz? Rant uğruna atılan imzaları bilmiyor musunuz? 

O yüzden 2024 yılında bir kez daha aynı hataya düşmeyin ve sizleri mecliste temsil edecek, sizlere kusursuz belediye başkanlığı yapacak isimlere oy vermekten çekinmeyin. Yıllardır mecliste Sera Kadıgil, Erkan Baş, Ahmet Şık ve Barış Atay gibi isimlerin yaptığı muhalefetin bir benzerinin kendi şehir meclislerinizde de yapılmasını istiyorsanız sarı pusulada çekinmeden, oyları böldüğünüzü düşünmeden Türkiye İşçi Partisi'ne oy verin.

Son olarak Genel Başkanımız ve Gebze Belediye Başkan adayımız Erkan Baş'ın söyledikleriyle nokta koyayım. ''Bilirim, yarın diye bir şey var. Çeliğin su katılmamış yanı. Irmakların, geçilecek fırtınaların dinecek. Bir yanı var ömrümüzün. Belki bir gün gülecek. Ağız dolusu gülüp, kucak dolusu sarılacağımız günlere olan inancımla umutla selamlıyorum hepinizi.'' 


27 Mart 2024 Çarşamba

Oylar Türkiye İşçi Partisi'ne


Pazar günü Türkiye bir kez daha seçime gidiyor. Bir kez daha oy kullanacağız ve verdiğimiz oylarla bir şeyleri değiştirebileceğimizi hayal edip buna göre adım atacağız. Elbette bu ülkede uzun bir süredir hayalini kurduklarımıza oy vererek ulaşma ihtimalimizi görmüyor ancak yine de çalışmaya, sokakta olmaya devam ediyoruz. 1 Nisan sabahında da devam edeceğiz. Sokakta olacağız, fabrikalarda olacağız, grevlerde olacağız, limanlarda olacağız. Nerede bir haksızlık görürsek karşısında olacağız. Türkiye İşçi Partisi'nde siyaset yapıyor olmamın nedenlerinden birisi de bu. Herhangi bir seçim sonucu bizim yolumuzu değiştirmiyor.

Kocaeli'de parti olarak ilk kez seçime giriyoruz, ilk kez kendimize oy vereceğiz. Kocaeli Büyükşehir, İzmit, Gölcük ve Çayırova'da belediye başkan adaylarımız ve tüm ilçelerde meclis üyesi adaylarımızla beraber pusulalarda logomuz ve adımızla yer alıyoruz.

Fotoğrafta en yakından gördüğünüz kişi Mahmut Hakan Koçak. Kendisi Türkiye İşçi Partisi'nin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkan adayı. 1970 doğumlu. Hayatı boyunca çeşitli sendikalarda eğitim, örgütlenme, koordinatörlük ve editörlük görevlerinde bulundu. 2016 yılında ''Bu suça ortak olmayacağız'' başlıklı bildiriye imza attığı için KHK ile Öğretim Görevlisi olarak çalıştığı Kocaeli Üniversitesi'nden ihraç edildi. Yıllarca işçi hareketleri konusunda yazılar yazdı, kitaplar çıkardı, çalışmalarda yer aldı. Adaylığı açıklandığı ilk günden beri Hakan hocayı parti önlüğü ile beraber sokakta görüyoruz. Diğer parti adaylarının aksine kendisi insanlarla temas etti, iletişim kurdu. Gündüz bildiri dağıttı, gece afiş astı. Nasıl bir parti olduğumuzu belediye başkan adayımızın tutumundan bile anlayabilirsiniz.

Fotoğrafın en arkasında duran  ve stanta tutunan ise İzmit Belediyesi başkan adayımız Çiğdem Kandemir. Kendisi 1981 İzmit doğumlu. Kocaeli'de eğitim hayatını tamamladıktan sonra çeşitli fabrikalarda kalite kontrol departmanlarında çalıştı. Kocaeli Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi'nde 5 yıl boyunca Mali Sorumlu olarak çalıştı. Hakan hoca için söylediklerimi Çiğdem abla için de söyleyebilirim. Sabahtan akşama kadar tüm çalışmaların içinde yer alıp, partimiz için elinden geleni yaptı.

Elbette bu sayfada benim görüşüm objektif değerlendirilmeyebilir ama keşke Hakan hoca ve Çiğdem ablayı Belediye Başkanı olarak görme ve yapacakları olağanüstü işleri hep beraber takip ediyor olma şansını yakalasak.

Fotoğrafta ortada gözüken iki kişi de partimizin tüm çalışmalarında yer alan, kendi özel hayatlarından vazgeçen, hiçbir menfaat beklemeden parti için çalışan Yağmur ve Sinem. Partimizin onlarca çalışkan üyelerinden ikisi. Sabah parti için çalışmaya başlıyor ve akşam parti çalışmasından evlerine gidiyor. Üstelik bu günlerdir böyle devam ediyor.

Türkiye İşçi Partisi gücünü üyelerinden alıyor. Üyeleri bildiri dağıtıyor, üyeleri afiş asıyor, üyelerinin yaptığı bağışlarla kirası ödeniyor, afişleri hazırlanıyor, elektrik, su faturaları ödeniyor. Yani biz parti olarak tamamen çıkarsız ve tamamen gönüllü bir şekilde siyaset yapıyor ve ülkede bir şeyleri değiştirmeye çalışan insanlarız. Sizler de Pazar günü sandığa gidip sizin sesiniz olacak, sizi temsil edecek, her saat ulaşma şansınız olan insanların yer aldığı Türkiye İşçi Partisi'ne oy verip bize güç verebilirsiniz. Bu ülke Türkiye İşçi Partisi'nin meclislerde, başkanlıklarda olduğu bir düzende çok daha yaşanabilir olacak. Bir oyla çok şey değiştirebilirsiniz.

22 Ağustos 2023 Salı

''Utanmaz Adam''


Türkiye İşçi Partisi Kocaeli örgütü olarak 19 Ağustos 2023 Cumartesi günü İzmit'in Yahyakaptan mahallesinde yer alan anfi tiyatro'da ''Can Atalay için Adalet Buluşması ve Halk Forumu'' organize etmek istemiştik. Ancak bizim bu düşüncemiz bazı insanlarda alerji yaratmış olsa gerek ki yapacağımız etkinlik İzmit Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Elbette bu yasaklama kararının bize etkinlikten 1 gün önce gelmesinin de sebepleri vardı. Yargıya başvuramamak ve etkinliğimizi düzenlemeyip bu atanmış kişilerin kararına uyup kenara çekilmemiz bekleniyordu. 

Türkiye İşçi Partisi programını açıp okuduğumuz zaman '' Ülkemizdeki adalet mekanizması, yargı teşkilatı ve hukuk sistemi adaleti sağlayacak bir yapı olmaktan çıkmış, Saray Rejimi’nin hedefleri ve amaçları doğrultusunda kullanılan bir araca dönüşmüştür. İktidarın ihtiyaçlarına göre şekil değiştiren, hukuk kurallarıyla değil siyasal tercihler ve talimatlarla karar veren bir yargı mekanizmasından adalet beklenemez.'' cümlelerini görüyoruz. Yani biz, Türkiye İşçi Partisi üyeleri zaten uzun bir süredir adaletten beklentimiz kalmamış şekilde hayatımıza devam ediyoruz. Siyasi kararların alındığı yüzlerce gün yaşanırken bizlerin parti tüzüğünde yazdığı gibi adım atması ve bu kararı tanımayıp orada hem bu karara imza atanlara hem de uzaktan bu kararın alınmasına sebep olan kişilere karşı susmayacağımızı, kenara çekilmeyeceğimizi, sesimizi çıkaracağımızı ve her zaman adalet isteyeceğimizi göstermemiz gerekiyordu. Öyle de oldu.

Yine Türkiye İşçi Partisi tüzüğünde yazan cümleler üzerinden devam edersem '' Parti, halka güvenir. Halkın hak mücadelelerinin örgütlenmesi ve somut başarılar kazanarak ilerlemesi için tüm olanaklarını seferber eder, farklı alanlardaki mücadelelerin birleştirilmesi için önderlik eder. Mücadele süreci içerisinde ortaya çıkan sorunların özgür ve zengin tartışmalarla, halkın en geniş kesimlerinin ortaklaşmasıyla çözülmesine çalışır.'' ifadeleri aslında bizim ne yapmamız gerektiğini ve ne yapacağımızı gösteriyordu. Biz halka güveniriz. Örgütlenerek halkın faydasına göre hareket ederiz. Tüm olanaklarımızı seferber ederiz. Farklı alanlardaki mücadelelerin birleştirilmesi için önderlik ederiz. Ortaya çıkan sorunları hızlıca çözer ve bu davamızdan vazgeçmeyiz. Ve günün sonunda somut başarılar kazanarak ilerleriz.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş'ın katıldığı bir yürüyüş ve basın açıklaması sonunda kazanan Türkiye İşçi Partisi oldu. Kazanan halk oldu. Hem Kocaeli örgütü üyeleri hem bizlere destek veren vatandaşların kararlı duruşlarıyla beraber sesimizi net ve gür bir şekilde çıkardık. Anfi tiyatronun önüne barikat koyup bizi o tiyatro alanına sokmayan polisleri de, bu karara imza atan kaymakamı da unutmayacağız. Biz er ya da geç bu etkinliği yapacağız ve Cumartesi günü sergilediğimiz kararlı duruşu bir kez daha devam ettireceğiz.

En üstte koyduğum fotoğraf da belleklerimizde yerini aldı. Ülkenin güvenlik güçleri vatandaşlarının konuşmasına bile izin vermeyip kalkanlarıyla, silahlarıyla, joplarıyla oraya barikat kurup bizleri engelledi. Neyse ki biz aynı günden aşağıda yer alan fotoğrafı gururla paylaşmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin mücadele eden insanları var, bu ülkenin Türkiye İşçi Partisi var.



8 Temmuz 2023 Cumartesi

Can Atalay Neden Tutuklu?


Yaşanan hukuksuzluklar karşısında insan her geçen gün daha çok sinirleniyor, öfkeleniyor. Halkın oylarıyla seçilen bir isim günlerdir cezaevinde tutuluyor ve belli partiler, isimler dışında herkes sessizliğini koruyor. Çevremizde siyasetle ilgilenmeyen arkadaşlarımızın ''Neden çıkmadı? Hâlâ mı içerde ya?'' gibi sorularını devamlı duyan birisiyim. Cevabı belli olan sorular ancak her defasında aynı cevabı vermekten sıkılmayacağım.

1976 yılında hayata gözleri açan Can Atalay'ın ne ailesi ne kendisi böyle günler geçireceğini tahmin edemezdi. Elbette Can Atalay er ya da geç hapisten çıkacak ama orada yaşadıkları, hayatının çalınması, sevenlerinin acı çekmesi, ona oy veren insanların umutsuzluğa kapılması gibi detaylar yıllarca unutulmayacak, akıllarda kalacak.

Can Atalay bu ülkede okumuş, her zaman mücadele içinde yer almış ve ülkesi için, ülke insanının mutluluğu ve hak ettiklerini alabilmesi için her zaman her türlü şarta, zorluğa rağmen mücadelesinden vazgeçmeyen birisidir. Ve bu değişmeyecek. Can Atalay hapisten çıkacak ve tekrardan halkı için mücadele etmeye devam edecek.

Can Atalay'ın geçmişine bakarken elbette hapiste olmasının dışında hayatı boyunca yaşadığı zorlukları da görmek zor olmuyor.

Mesela 2014 yılında Validebağ Korusu'nun yanındaki alana yapılacak olan inşaat nedeniyle yapılan protestolara katıldığı gün polis tarafından darp edilen, ''kafanıza sıkacağız'' denilen, gözaltına alınan Can Atalay orada o şartlarda bile ''Bu memleket bizim, kenti ev ev, ağaç ağaç savunacağız! Hesap soracağız.'' diyordu. 

Kendisi bunu önemsiyor mu bilmiyorum ama 27 Mart 2023'te 47.yaşına cezaevinde girnesi belki de içten içe bir hüzün getiriyordur.

2014 yılında Soma'da 301 işçinin ölümüyle sonuçlanan katliam sonrası Can Atalay orada yer alırken Cumhurbaşkanı ''Madenlerin fıtratında var'' diye açıklama yapmaktan geri durmuyordu. 


Hendek'te yaşanan patlama sonrası insanlar ölüyor, yaralanıyor ancak fabrikanın sahibi moral yemekleri düzenliyor, şube başkanları ile beraber kameralara gülerek poz veriyorlardı. Can Atalay ise oradaki ailelerin haklarını savunup destek olmanın peşinde koşuyordu.

Mesela 2013'e dönelim. 2013'te Gezi Parkı eylemleri sırasında polis tarafından atılan gaz fişeğiyle yaralanan Can Atalay bu konuda suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak bu konuda yetkililer her zaman olduğu gibi yine oldukça ağır davranıyor ve 2 yıl sonra 2015 yılında Can Atalay'ın ifadesini alıyordu. Ancak aradan yıllar geçtikten sonra dosyada hiçbir işlem yapılmadı ve en sonunda bu olayı gören şahitler de olmasına rağmen Mart 2022'de takipsizlik kararı verildi. Ve bu karar Can Atalay Nisan 2022'de cezaevi'ne girdikten sadece 1 gün sonra avukatları aracılığı ile tebliğ edildi. Avukatları o gün bu karardan sonra ''Gezi sanıklarıyla dalga geçiyorlar'' dediler ve olay kapatıldı.

2010 yılında Emek Sineması'nın yıkılmasına karşı, Gezi'de, Soma'da, Aladağ'da yurt yangını sonrası çocukların yanında, Çorlu davasında hep Can Atalay ismini gördük. Hapisten çıktıktan sonra da bu gibi olayların tam merkezinde yine Can Atalay ismini göreceğiz.

Türkiye İşçi Partisi olarak Can Atalay'ı unutmayacağız, onun için her şartta mücadele etmeye devam edeceğiz ve er yada geç hapisten çıkaracağız.

Can Atalay'ın 2022'de son duruşmasında söylediği cümlelerle yazıya noktayı koyayım. Yazının başlığında sorduğum soruya da cevap niteliğinde bir paragraf.

Bu bir son değil. Biz harama el uzatmadık, kul hakkı yemedik. Devleti kendi çıkarlarımız için kullanmadık. Kendi yandaşlarımızı zengin etmedik, suç işlemedik. Biz avukatlık, mimarlık, plancılık yaptık. Kendi hukukuna kendisi uymayanlara uymaları gerektiğini anımsattık. İstemediklerinde ısrar ettik. Faaliyetin bir yargılama faaliyeti olmadığını üzülerek ifade ettim. Eğer sorun Gezi direnişini sahiplenmekse sahipleniyoruz. Gezi'nin bakiyesi neyse biz onu taşıyoruz, onurla taşımaya çalışırız.

5 Haziran 2023 Pazartesi

Can Atalay'ı Serbest Bırakın!


Şerafettin Can Atalay. Yıllarca bu ismi duymamış olabilirsiniz ancak son dönemlerde duymamış olmanız biraz zor. Zaten Türkiye siyasetini ucundan bile olsa takip ediyorsanız Can Atalay adını görebilirsiniz.

Can Atalay 1976 İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. NTV'de başlayan kariyerinin ardından kamu kurumlarındaki Gülen cemaatinin örgütlenmesini araştırdığı için yargılanan Ahmet Şık'ın avukatlığını yaparak tanınmaya başlamıştı. 2014 Soma faciası, 2016 Adana öğrenci yurdu yangını, 2018 Çorlu tren kazası, 2020 Hendek havai fişek fabrikası gibi felaketlerde mağdur olan insanların avukatlığını yapmıştı. Gezi Parkı eylemleri gibi Türkiye tarihinin en gurur verici günlerinde yine Can Atalay oradaydı. Taksim Dayanışması'nın avukatlığını yürüttü. Daha sonra sanık olarak davaya dahil edildi. Gözaltına alındı. Ancak 2 davadan beraat etti. 25 Nisan 2022'de ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs'' gibi komik bir suçlama sonucunda yargılandığı davada ise 18 yıl cezaya çarptırıldı ve Silivri'ye gönderildi. 

Babası ''Nerede bir hak ihlali varsa Can Atalay oradaydı.'' diye anlatıyor. O Can Atalay 14 Mayıs seçimlerinde Barış Atay'ın da unutulmayacak bir adımı ile beraber Hatay'dan Türkiye İşçi Partisi 1.sıra Milletvekili adayı oldu. Ve 14 Mayıs seçimlerinde Hatay'da 76.580 oy alarak seçimleri kazanarak milletvekili oldu. Ancak Hatay halkının bu iradesine karşı çıkanlar yüzünden Can Atalay henüz yemin edip görevine başlayamadı.

Meclisten bahsedeyim. Haber kanalları gün boyunca 600 vekil yemin edecek şeklinde yanlış bir haber duyurdular. 599 diyen kanal sayısı 2-3'tü. Neden 1 vekil mecliste yok kimse anlatmadı. Mazbatası alındı, odası hazırlandı, yemin etme sırasında adı anons edildi. Kimse neden gelip yemin etmiyor sorusunu sormadı- sormak istemedi.

Türkiye İşçi Partisi sözcüsü İstanbul milletvekilimiz Sera Kadıgil'in o an söylediği gibi ''Silivri'de esir tutulduğu için şu an yemin edemiyor!''

Elbette muhalefet partilerinin yaptıklarını ya da yapmadıklarını da konuşmak lazım. Gün boyunca Mustafa Sarıgül'ün açıklamalarını gördük, Sırrı Süreyya Önder'in attığı tweeti gördük. Günler sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun attığı tweeti gördük. Ancak o an mecliste yaklaşık 270 muhalefet vekili varken ne bir alkış, ne bir protesto ne bir tepki olmaması Türkiye'de muhalefetin ne kadar güçsüz olduğunu bizlere bir kez daha kanıtlayan bir detaydı.

Elbette Türkiye İşçi Partisi olarak sadece tweet atıp bu kararın düzeltilmesini bekleyecek değildik.

06 Haziran 2023 Salı günü saat 19:00'da tüm Türkiye'de aynı anda basın açıklaması ile beraber Can Atalay'ın sesi olup bu hukuk dışı kararın düzeltilmesi için elimizden gelenleri yapmaya başlıyoruz.

İstanbul'da 26 nokta, Hatay, Zonguldak, Eskişehir, Antalya, Diyarbakır, Balıkesir, Mersin, Kocaeli, Ankara, İzmir, Sinop ve Türkiye İşçi Partisi'nin örgütlendiği tüm şehirlerde saat 19:00'da Can Atalay'ı Serbest Bırakın sloganıyla basın açıklaması yaparak sesimizi yükselteceğiz. Bu yazıyı okuyup da basın açıklamasının yapılacağı bir noktaya giderek kararlı duruşunuzu herkese gösterebilirsiniz. Can Atalay bunu en çok hakeden isimlerden birisi. Ve ayrıca hepimiz için o mecliste en çok çalışan vekil olacak. Bu karar değiştiği zaman gururla hayatınıza devam edeceksiniz.

Can Atalay'ın 2019'da katıldığı duruşmada söyledikleri ile yazıya noktayı koyayım.

"Gezi'yi bu kadar güzel anımsanmasının sebebi budur. Gezi, insanın kendi kaderini eline alma iradesidir, kararlılığıdır. Gezi, bu ülkenin Ortadoğu'nun karanlığından çıkacağını ihtimalidir. Gezi, bu memleketin eşitlik, özgürlük ve adalet umududur.