Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2022 Çarşamba

Fenerbahçe 3 İstanbulspor 1


Fenerbahçe-İstanbulspor Türkiye Kupası 5.Tur maçı için saat 17:00 gibi yollara düştüm. Fenerbahçe için maça gitmekten aşırı keyif alıyorum. Hafta içi, Kocaeli'den, iş çıkışı, kazanmamızın çok muhtemel olduğu, aşırı soğuk havada oynanan bir maça gitmek pek çok insana göre mantıklı hareket olmaz. Ancak ben bu maça giderken bile büyük heyecan duyuyorum. Fenerbahçe sevgimiz her zaman hayatımızın merkezindeydi ve bundan sonra da öyle olmaya devam edecek.

Fenerbahçe ile ilgili en büyük hayallerimden birisi hafta içi oynanan kupa maçının biletlerinin tamamen tükenmesi ve stadın tamamen dolması. İstanbulspor maçı beklediğimden çok kişinin geldiği bir maç oldu. Elbette bu hayalim bir kez daha ertelendi ve gelecek maçlara kaldı. Umarım bir gün bu istediğim gerçekleşir.

Fenerbahçe-İstanbulspor maçına İrfan Can, Osayi, Szalai, Gustavo, Ferdi, Arao, İrfan Can, Crespo, Emre Mor, King ve Batshuayi ilk 11'i ile başladı. İlk dakikadan itibaren müthiş bir ön alan baskısı yapan ve rakibi boğan bir takım vardı. İstanbulspor'u kendi sahasına hapsetmiş bir şekilde oynanan maçta golü Crespo'nun şahane asistinde King ile bulduk. Pas kusursuz, koşu ve bitiricilik şahaneydi. Hemen ardından gelen Batshuayi golünde King'in al da at demesi güzeldi. Üçüncü golde yine King'in pası şahane, Batshauyi'nin çalımı ve arka direğe yaptığı vuruş nefisti. 

Ferdi'nin nefis çalımlarla gittiği pozisyon gol olsa Kadıköy'de gördüğüm en iyi gollerden birine şahitlik etmiş olacaktım. Akıl almaz bir oyun oynadı. Keşke direkten dönen topu gol olsaydı. Son dakika kaleciden top istiyor, ileri hareketleniyor, enerjisi bitmiyordu. Fenerbahçe formasıyla uzun yıllar göremeyiz. Seviyesi çok başka noktada. 

Crespo yine maçın en iyilerinden biriydi. Özellikle toplu oyunların tamamında var zaten ama maçı çıplak gözle izlediğin zaman ne kadar değerli iş yaptığı daha net görülüyor. Arkadaşlarını yönlendirmeye de ciddi uğraşıyor. 

Arao. Mis gibi topçusun be. Kare as.

Ferdi ve Crespo'yu çıplak gözle izlediğim için kendimi şanslı hissediyorum. 20 Aralık 2022 benim için unutulmaz bir gün oldu. 

King'in böyle oynamasından çok mutluyum.

Gol sonrası çalan müziğimiz şahane. Belki Dünya Kupası belki uzunca bir aradan sonra olmanın etkisi bilemeyeceğim çok daha coşkuyla katıldı herkes. Gala'dan Freed From Desire. Nefis şarkı. Tık. 

Fenerbahçe stadı taraftarlarının ürün giymesi konusunda oldukça üst seviyede. Stada gelen herkesin üstünde sarı-lacivert var. Elbette Fenerbahçe maçlarına kırmızı, pembe giyerek gelenler de var. Beni çok şaşırtıyorlar. Anlamıyorum.

Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener tezahüratı sahada oynanan keyifli oyundan dolayı mı bilmem ama çok coşkuluydu. Herkes kalpten bağırdı. Nedense bana çok anlamlı geldi. Ya da ben abartıyorum.

Tamam hava çok soğuk, tamam maç bitti ama stattan 5 dk erken çıkmak size ne kazandırıyor? Gerçekten merak ediyorum.

Yediğimiz golde İrfan Can'ın kurtarış sonrası topu araması olumsuzluk. Orada hızlı şekilde süzüp ikinci hamleyi yapabilmeliydi.

Jorge Jesus Fenerbahçe'sini izlemeye bayılıyorum.

77.dakika Valencia'ya yapılan harekete gerçekten penaltı verilmedi mi? Akıl almaz bir karar. Volkan Bayarslan orada ne düşünüp de penaltı vermedi anlamak mümkün değil. Hem Jesus, hem tribünler acayip sinirlendi. Hakem mis gibi giden maçta ortalığı germeye yetti.

Bu sezon ilk kez bu kadar çok arandım. 3 farklı noktada polis araması vardı. Acaba Göztepe-Altay maçında yaşananların etkisi mi? Bilemedim.

Stattaki ısıtıcılar. Büyük lüks. Etkisi çok fazla.

Türkiye Kupası'nda son 16 turuna kaldık. Umarım tribünü iyi bir takımla eşleşiriz.

Saat 02:00'de evde olmamla sona eren bir maç gününü yaşadım. Fenerbahçe ile geçen her günümden çok mutlu oluyorum. Statlarda, salonlarda olmaya devam edeceğim.

7 Ekim 2019 Pazartesi

Kocaelispor 3 Gölcükspor 1


Statta maç izlemeyi seviyorum ancak izledikten sonra gelip buraya yazmak her zaman kolay olmuyor. 10 Eylül tarihinde oynanmış bu maç. Skoru bile 2-1 diye kalmış aklımda. Sonradan 3-1 bittiğini hatırladım. 

Ya da sanırım her maça gidip taktik de yazmayı sevmediğim için aynı şeyleri yazmaktan kaçınıyorum sanırım. O yüzden de bazen buraya yazmak zor oluyor. Yine de tarihe not bırakmak açısından yaklaşık 10 senedir bloga bir şeyler yazıyorum.

Bu maç diğer maçlardan farklıydı aslında. Eylül ayının başında Türkiye Kupası ilk turunda Yalova'ya gitmiş, Yalova Kadıköyspor-Bigaspor maçını tribünde takip etmiştim. bu kez Türkiye Kupası ikinci tur maçı için stada gidiyordum.

Maça giderken beklentim bu kadar değildi ancak ufak araştırmalar maçtan güzel hikayeler çıkarıyor. Mesela ilk hikaye Gölcükspor'un forveti Batuhan Boyoğlu Kocaeli'de anneannemlerin oturduğu yerde oturuyordu. Sokakta taşları koyar, beraber top oynardık. Şimdi o Gölcükspor forması ile Kocaelispor'a gol atarken ben kale arkasında onu izliyorum. 

Maçın diğer hikayesi Gölcükspor'un teknik direktörü. Taner Gülleri. Kocaelispor forması ile özellikle Galatasaray'a bir maçta attığı 4 golle ve alınan 2-5'lik galibiyetle Türkiye gündemine gelmişti. O sezon tüm büyük takımlara gol atmış, sezonu da 18 golle tamamlamıştı. Kocaelispor'u Süper Lig'e çıkarırken de 21 golle gol kralı yine Taner Gülleri'ydi. O Taner Gülleri'nin şimdi Kocaelispor'a karşı teknik direktörlük yapması güzel hareket.

Mücadeleye gelirsek Kocaelispor için bu sezon asıl hedef 2.lig olduğundan kupa maçlarına yedek kadroyla çıkıyor. Yine öyle oldu. İlk yarı 0-1 geride tamamladı. 2.yarı ise özellikle kaleci hatası ile beraber gelen gol ve ardından Burak Süleyman'ın oyuna girişi ile beraber Kocaelispor için maç kolaylaştı. 3-1 kazanarak bir üst tura yükseldi.

Burak Süleyman'ın kariyer maçlarından birisiydi.

Kocaelispor tribünleri fazla dolu değildi ancak asıl hayal kırıklığım Kocaelispor için çok şey yapmış Taner Gülleri için tek bir tezahurat yapılmaması oldu. Bir tribün grubu Taner Gülleri'nin hoca olduğunu bilmeli ve ona göre tezahurat yapmalıydı.

Gölcükspor ile Kocaelispor tribünlerinin karşılıklı tezahurat yapması güzel detaylardı.

Kocaelispor 3.turda Sivas Belediyespor'a yenilerek kupaya veda etti. O maç çalıştığım için gidemedim.

15 Aralık 2017 Cuma

Ziraat Türkiye Kupası Son 16 Kuraları


Kötü statüsü olan kupanın bir kura çekimi daha yapıldı. Kötü diyorum çünkü çift maç olayı gerçekten çok anlamsız geliyor. Bir önceki turda Adana Demirspor ile eşleştik ve 2 maçı da farklı kazandık. Alt lig takımlarının biraz daha şansının artması için şu kupanda maçların tek maç olarak olması gerekiyor. Çünkü bir alt lig takımın özellikle büyük takımlara karşı 2 maçlı statüde şansının olduğunu düşünmüyorum. Kurada şimdi de İstanbulspor gibi bir alt lig takımı ile eşleştik. İlk maç 26, 27 veya 28 Aralık tarihlerinden birinde Kadıköy'de, rövanş ise 16, 17 ve 18 Ocak tarihlerinden birinde İstanbulspor'un evinde oynanacak. Kupada diğer eşleşmeler de şöyle;

Beşiktaş-Osmanlıspor
Boluspor-Akhisarspor
Galatasaray-Bucaspor
Kayserispor-Antalyaspor
Giresunspor-Başakşehir
Gençlerbirliği-Bursaspor
Konyaspor-Trabzonspor


14 Aralık 2017 Perşembe

Adana Demirspor 1 Fenerbahçe 4


Fenerbahçe Türkiye Kupası 5.tur rövanş maçında Kadıköy'de 6-0 yendiği Adana Demirspor'u deplasmanda da 4-1 yenerek kupada son 16'ya kaldı.

Maçı izleyemedim ancak Fernandao'nun 2 gol atması, Valbuena'nın 1 gol, 3 asist'lik performansı, Aatıf'ın güzel golü, Erten, Yiğithan, Samed, Serhat, Oğuz Kaan ve Ahmethan gibi gençlerin forma giyme şansı yakalaması maçtan güzel detaylar.

Kupada son 16 kuraları yarın saat 15:00'de çekilecek. 

18 Mayıs 2017 Perşembe

Kara 17 Mayıs


Bu neydi şimdi? Fenerbahçe açısından oldukça üzücü ve sinir bozucu bir günü geride bıraktık. İlk olarak 18:30'da Yakın Doğu Üniversitesi ile kadınlar basketbol ligi final maçına çıktık. Seri 2-2'ydi ve kazanan şampiyon olacaktı. Mücadele baştan sona çekişmeli geçti. Zaman zaman biz öne fırladık, zaman zaman rakip. Son çeyreğe eşitlikle girildi. Çeyrek başında Yakın Doğu farkı açtı ancak Fenerbahçe iyi geri gelerek rakibini yakalamayı başardı. Ve son 1:25'e 4 sayı önde girdik. Ancak işler o moladan sonra değişti. Yakın Doğu kötü şekilde kullandığı hücumdan boş dönüyordu ancak Ayşe Cora'nın saçma faulü geldi ve rakip 3 serbest atış kullanmak zorunda kaldı. 3'de 3 atarak farkı 1'e indirdiler. Ardından yaptığımız hücumda ise 2 kez hücum ribaund'u almamıza rağmen sayı bulamayıp boş döndük. Son hücumu 19 saniye kala ev sahibine bıraktık. Maçın son bölümünde bir savunma bizi şampiyonluğa götürecek durumdayken skandal bir savunmayla pota altından gayet basit sayı yedik ve son 3.8'e 1 sayı geride girdik. Mutlaka sayı bulmalıydık. Şampiyonluk gidiyordu. Kenardan topu oyuna sokarken araya giren Yakın Doğu oyuncusundan dolayı topu pota altına taşıdık. Topu oyuna soktuk. Ve bu kez Yakın Doğu oyuncusundan skandal bir hareket geldi ve faul hakkı dolmuşken Candace Parker'ı faulle durdurdu ve çizgiye gönderdi. Candace Parker 2'de 2 atarsa Fenerbahçe şampiyon olacaktı. 1 basket uzatma demekti. Ancak WNBA tarihinin veya dünya tarihinin gelmiş geçmiş en iyi kadın basketbolcularından birisi, defalarca buraları oynamış, son topları kullanmış, bu sezonun WNBA finaller MVP'si, kariyerinde gayet iyi serbest atış yüzdesi yakalayan 31 yaşındaki Candace Parker felaket iki atışla beraber 2'de 0 yaptı ve ne maçı uzatmaya taşıyabildi ne de bizi şampiyon yapabildi.

İnsan böyle bir maçtan sonra ne diyeceğini bilemiyor. Bir çok Fenerbahçe taraftarının kenara attığı branş için kahrolmak çok saçma. Bu takıma karşı yıllar önce hissettiğimiz duyguları atamıyoruz ve yenilince kahroluyoruz.

Belki de son 1 dakika 2 hücum ribaund'u almasak son hücum bize kalacak, rahat bir basketle işi bitireceğiz? Ayşe orada gereksiz faulü yapmasa? Böyle şeyleri düşünüp daha da kafayı yiyoruz.

Candace Parker için kim 2'de 0 atacak diyebilir?

Bu maçın kaybedilmesini maç içinde yaptıklarımıza bağlayabiliriz ama bu maç yıllar boyunca Candace Parker'ın 2 serbest atışı kaçırmasıyla hatırlanacak.

Bir camia bu kadar mı uğursuz olur? Finalleri dramatik şekilde kaybetmekten ne zaman vazgeçeceğiz? Gerçekten bilmiyorum. Belki de maçlar öncesinde psikolojik destek almalıyız.

Neyse dedik, üzüldük. Kahrolduk. Futbol takımını izleyerek önümüze bakalım dedik. Ve saat 20:45 itibari ile tv karşısında Fenerbahçe'nin yarı final maçını izlemeye başladık.


Mücadele başından sonuna kadar oldukça etkisiz bir Fenerbahçe gördük. Ne yaptığını bilmeyen bir takım. Yeteneksiz oyuncular topluluğu. Bir yönetim başarısı olarak boş tribünler, desteksiz takım. Yine de final konusunda oldukça çok fırsat geldi ancak değerlendiremedik. İlk yarının sonlarında Emre'nin golüyle yenik duruma düştük. Ardından 2.yarı Sow ile beraberliği yakaladık. Rakip gol ararken bu kadar savunmaya gömülmek, orta sahayı bile geçememek bize bir yerde sıkıntı çıkaracaktı derken 86.dk Holmen'den golü yedik ve 1-2 geriye düştük. Yandık, elendik derken Ozan sahneye çıktı ve maçı 2-2 ile beraber uzatmaya götürdü. Uzatma bölümünde de eşitlik bozulmadı vemaç penaltılara kaldı.

Penaltılar başladı. 13'er penaltı kullandık. 3 kez finale çıkma şansı ayağımıza geldi ancak sonuç alamadık. Mehmet Topal skandal bir penaltı kullandı şansı tepti. Skertel skandal bir penaltı kullandı ve şansı tepti, Volkan Demirel 10.penaltıyı kullanmak için topun başına geldi. Sanki futbolla alakası yokmuş gibi berbat bir atışla beraber şansı yine tepti. Ve en son 13.penaltıyı atmak için gelen Josef sonuç alamayınca Fenerbahçe bir maçı daha kaybetti ve finale çıkma şansını yitirdi.

Fenerbahçe yine bir final maçını yine dramatik şekilde kaybetti ve sezonu kupasız olarak tamamlamayı garantiledi.

Yıllardır kupa alınmamasına rağmen futbol branşında sadece hocaların ve oyuncuların değişmesi? Yönetim ne zaman istifa edecek? Yeter artık demeyecek mi?

Sonuç olarak Fenerbahçe bugün yine 2 farklı branşta, 2 önemli maçta dramatik şekilde kaybederek kupalara veda etti. Fenerbahçe için bundan kötüsü olmaz dediğimiz her şey olmaya devam ediyor. Finaller kaybediliyor. Finaller dramatik şekilde, insanın aklına gelmeyecek şekilde kaybediliyor. Ve bunun değişmesi için bana göre tek çare var. O da Aziz Yıldırım ve yönetiminin gitmesi ve camianın silkelenerek ayağa kalkması. 

17 Mayıs günü yüzümüzün gülmesini beklemek hataydı belki de...

27 Mayıs 2016 Cuma

Galatasaray 1 Fenerbahçe 0


Sevdik seni, her şeyden çok, Fenerbahçe, bize bu yolda, geri dönüş yok.

Maçla ilgili yazacak çok şey yok. Fenerbahçe adına maçın en iyisi tribünlerdi. Özellikle 2.yarı bu kötü oyuna rağmen bir an olsun bile susmadılar ve Fenerbahçe'ye müthiş bir destek verdiler. Sağolsunlar.


6 Mayıs 2016 Cuma

Fenerbahçe 2 Torku Konyaspor 0


Fenerbahçe-Torku Konyaspor maçına giderken aslında çok büyük beklenti içinde değildim. Normalde erken saatte işten ayrılır, maç önünü yaşamak için erkenden Kadıköy'de olurum. Ama bu kez öyle olmadı, gayet normal bir saatte İzmitten çıkıp maça 1.5 saat kala Kadıköy'de oldum.

Yoğurtçu Parkı havasını soluduktan sonra hemen Okul Açık tribünündeki yerimizi aldık.

Gündüz twitter'dan da yazdım. Hayalimdeki Fenerbahçe bütün maçlarını tamamen dolu tribünler önünde oynuyor. Ama sanırım biz hayatımızın sonuna kadar böyle bir şey göremeyeceğiz. Fenerbahçe taraftarlarının da çoğu maç seçiyor. Bu normal diyenler var ancak bana hiç normal gelmiyor. Her maç stat tamamen dolmalı. Tabii bunun yanında bilet fiyatları gerçeği de var. İlk maç 3-0'lık sonuçtan sonra 50 TL'ye bilet satarsan o biletler bitmez. İnsanlar zaten elenmemizin mucize olduğu maça gelmez, para verme hakkını bir sonraki maça saklar. Belki de yanılıyorum. Bir gün o statta her maçın tamamen dolduğunu göreceğiz.

İlk yarısı acayip sıkıcı maçın 2.yarısı biraz daha iyiydi. Fernandao'un golleriyle 2-0 kazandık ve toplamda 5-0 ile finale yükseldik.

Volkan Şen her geçen gün büyüyor. Adam gözümüzün önünde takımın yıldızı durumuna geldi.

Mücadele ile ilgili başka diyecek bir şey yok. 

Konyaspor bize karşı değil, herhangi bir takıma karşı 3-0'ı çeviremez. Hücum bakımından baya kısıtlı kadro. Ligin vasatlığından dolayı iyi savunmayla beraber kendilerine 3.sırada yer buldular.

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumunun ciddi yenilenme ihtiyacı yaklaşıyor. Buna dün gece bir kez daha karar verdim. Bununla ilgili belki başka zaman bir yazı yazarım.

90 dakikadan çok sonrasında bana göre Fenerbahçe tarihinin gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden Tuncay Şanlı'yı görmek, konuşmak, fotoğraf çekilmek günün en büyük olayıydı. Açıkcası çok mutlu oldum. İzlemek büyük keyifti.

15:30'da İzmitte başlayan yolculuk 23:15'de sona erdi.

Artık Kadıköy'de son maça geldik. 15 Mayıs Pazar Gençlerbirliği maçı takıma teşekkür maçı olmalı.

Fenerbahçe ile yaşamaya devam.

26 Nisan 2016 Salı

Torku Konyaspor 0 Fenerbahçe 3


Nereden geliyor bu güven bilmiyorum ama Konyaspor ile 100 maç yapalım, 98'ini kazanırız. Lig maçında aldığımız skorun tek nedeni takımın maça inanmamış olmasıydı. Kupada Volkan Şen, Nani ve Van Persie'nin golleriyle 0-3 yenerek final yolunda dev bir adım attık. Tarihte yerini aldı.

3 Şubat 2016 Çarşamba

Fenerbahçe 1 Kayserispor 0


Her maç aynı fotoğraf, bir klasik haline geldi. Ve bu fotoğrafları da sezon sonunda tablo yaptırma fikri buldum. Şu an bu yazıya başlarken geldi aklıma. 2015/2016 sezonunda gittiğim Fenerbahçe maçlarından çektiğim fotoğraflardan bir tablo. Her fotoğraf altında ufak bir maçın hikayesi, golleri atanlar. Asarım duvara. Tabii sonu kupayla biterse daha da anlamlı olabilir.

Fenerbahçe'nin bir maçına daha gidiyor olmanın mutluluğunu yaşıyordum, Kayserispor ile oynuyorduk ve hedef çeyrek finaldi.

İzmitten saat 14:30 otobüsü ile yola çıktım, trafik falan derken 17:00'de Kadıköy'de izleyeceğim Barcelona-Atletico Madrid maçına zar zor yetiştim.

Alican ve Aslı ile gittiğimiz, Ali Murat abi, İlker, Emre ile tesadüfen orada karşılaşılan bir Blue Pub günü. Biz Varol abinin tekel diyoruz. Maç izlemek için daha iyi yer yok. Yine keyifliydi. Muhabbet, makara, Barcelona galibiyeti. Daha ne olsun.

Tabii bir maç önü klasiği. Yoğurtçu Parkı. Yine oraya uğramadan stada gitmem. Gerçi park günleri artık az kişilik ama olsun, umarım seneye sayımız artar. Bir ara da ilk göz ağrımıza uğrayalım. Nazlı'nın Yeri.

Saat 20:30 gibi stada girdik, ilk yarı üst katta, ikinci yarı bizim önümüze atak olduğu için alt katta, uzatmaları yine üst katta izledik. Kimse bizim keyfimizi sorgulamasın.

Takım tatsızdı ve gol bir türlü gelmedi. Maç uzatmaya gitti, son otobüsü kaçırdım, erken çıkmayı düşünmedim. Diego uzatmada oyuna girdi ve penaltı atışlarını engelledi. Maç uzatmaya gidince ''inşallah gol olmaz da hayatımda ilk kez statta penaltı atışları görürüm.'' diye de düşünmedim değil. Yine olmadı, yine göremedim. Geçtiğimiz senelerde bir maç penaltılara kalmıştı ama o maça da gidememiştim. Statta seri penaltı atışları izlemeden ölmek istemiyorum.

Tribünler normale dönüyor, Sefa abi için tezahuratlar bu maç daha az yapıldı. Zaten insanların tepkisini çekmemek için sadece maç önü ve maç sonlarında bağırmak en doğru olanı. Yalnız ben Genç Fenerbahçeliler'in yerinde olsam Roma'nın bir klasik haline gelen ve her maçta yerinde olan ''No Totti, No Party'' tarzı sopalı pankartı tarzı bir Sefa abi pankartı ya da bayrağı yaptırırdım. Maç boyu orada dursun, 90 dk sallansın. Deplasman maçlarına da götür. Bence baya iyi fikir. Bunu kesinlikle yapmalılar. 

Okul Açık'ta maç izlemek büyük keyif, girişi de rahat, çıkışı da. Tezahurat yapmak istersen de yaparsın, oturmak istersen de oturursun. Tribün gibi tribün. Sanırım hayatım boyunca burada olacağım. Statta bu sezon izlediğim 16.maçtı, cezalı Konyaspor ve sınav nedeniyle gelemediğim Rizespor lig maçı firelerim.

Vitor Pereira tezahuratı yapmak keyif.

Saat 14:30'da İzmitten başlayan maç günüm gece 00:15'de Harem'den bindiğim Kırşehir seyahat arabasıyla ve gece 01:50'de evde olmamla son buldu.

Fenerbahçe için ilk gideceğim maç 11 Şubat Fenerbahçe-Malaga basketbol maçı. 12 Şubat Kadıköy'de Kasımpaşa maçı da var.

Fenerbahçeyle yaşamak çok güzel.

22 Ocak 2016 Cuma

Fenerbahçe 1 Tuzlaspor 0


Futbolculara ''Maç seçmeyin, her maç aynı mücadeleyle oynayın'' demek istiyorsam benim de öyle yaşamam lazım diye düşünüyorum. Tabii sırf bu cümleyi kurmak için gitmiyorum maçlara. Hafta içi 20:45'de oynanan, sonucunda hiçbir şeyin değişmeyeği maça gitmek ya da gitmemek mesele değil. Ben kendimi takımın her maçında yanında olmak zorundaymışım gibi hissediyorum. Bu yüzden üşenmeden her maçına gitmeye çalışıyorum.

Tuzlaspor maçı için de yine kendimi mutlu hissederek gittim. 17:30'da İzmitten çıktım, gece 00:15'de evde oldum.

Oldukça sıkıcı maç, soğuk hava, Sefa abiye yapılan tezahuratlar, Maçın başka herhangi bir detayı yoktu.

Anadolu GFB'nin ''Sefa Reis'' tezahuratları yapması ve ''Hiç olmadı böyle, bırakıp da gitmek, unutulur mu be, 20 yıllık emek'' şeklinde tezahurat bestelemesi günün en iyi detayıydı.

Bu arada son otobüsü - 23:00 - kaçırmamak için stattan erken çıkmak zorunda kaldığım için de galibiyet golünü göremedim. Dram.

Bir kez daha ''Fenerbahçe ile yaşamak çok güzel.'' diyeyim.

Rizespor maçına sınavlar nedeniyle gidemiyorum, ilk gideceğim maç 12 Şubat Cuma Kasımpaşa maçı.

24 Aralık 2015 Perşembe

Fenerbahçe 4 Antalyaspor 2


Fenerbahçe'nin kupa maçı için İzmit'ten yola çıkarken böylesi bir geceyi hayal etmiyorduk. Giderken kupa maçı, az taraftar gelir, yedek oyuncular oynar, zevkli maç olmaz falan diye gittik ama çok farklı şekilde gelişti ve unutulmaz oldu.

Maç öncesi parkta arkadaşlarla takılırken gelen kadro haberi ile mutlu olduk. Nani, Van Persie, Caner gibi isimlerin ilk 11'de olması bizi direkt maça dahil etti. O ana kadar keyif alalım, gerisi önemli değil diye bakarken o andan sonra ''Acaba nasıl oynayacaklar'' falan demeye başladık.

Maç hafta içi 18:45'de oynandığından taraftarlar ilgi göstermedi. Rahat şekilde tribüne girdik, klasik yerimizi aldık. 

Tribünler oldukça boştu, GFB ve Anadolu GFB'nin olduğu kısımlar doluydu. Zaman zaman iyi tezahuratlar olsa da bu maçın tribün değerlendirmesi olmaz. İnsanlar eğlendi, tadını çıkardı.

Takım iyi isimlerden çıktı, yıldızlar oynadı falan ama istekli olmaları çok önemli. Böylesine bir kupa maçında bile oyuncular pres yapıyor, yardımlaşıyor, iyi paslaşıyor, maçı bırakmıyordu. 

Nani'nin mükemmel golüyle perde açıldı, önümüzdeki kalede olduğundan net şekilde gördük, direkten sekerek giren topların zaten ayrı bir güzelliği var. Bu gole süper derken bu kez Kadıköy'de gördüğümüz en iyi gollerden birine şahit olduk. Şener acayip bir gol attı. İlk yarı böyle bitti, 2.yarı Van Persie 2 gol atınca keyfimiz daha da yerine geldi. Van Persie diye bağırmak bile bizi mutlu ediyor. Kalan dakikalar 2 gol yesek de maçı güle oynaya 4-2 kazandık.

Van Persie gülsün, dünya gülsün.

Şener'in golünü video çekme şansı yakaladım, kişisel tarihimin en güzel anlarından biriydi. Öylesine bir anda, korner pozisyonunda video çekmeye karar verdim ve o an gol geldi. Acayip şekilde şans. Buradan izleyebilirsiniz. Güzel anı oldu benim için. Twitter'da da iyi yürüdü tweet. Alican Koçak'a selam olsun.

Ertuğrul güzel maç çıkardı, tribünler hakkını verdi ama nazar değdi. İnşallah kısa sürede tekrardan forma giyme şansı yakalar.

Vitor Pereira tezahuratı yapmak güzel. Hocamı çok seviyorum.

Noel tatili yapan Nani Noel'den bir gün önce çıkıp golünü attı, oldukça istekli oynadı.

Fernandao 12 gol, Nani ve Van Persie'nin 8'er golü var. 

Okul Açık be kardeşim.

23.12.2015, gayet puan açısından bize bir şey kaybetmeyecek, hafta içi 18:45'de oynanan maç, atılan goller, yıldızlar, skor, çektiğim video ile beraber unutulmaz oldu. 15:00'de izmitten başlayan gün, 23:30'da sona erdi.

Pazartesi günü Sivasspor maçıyla desteğe devam.

Fenerbahçe'yi yalnız bırakmayalım.

7 Ekim 2014 Salı

Fenerbahçe Ülker @ Türkiye Kupası


Obradovic geldiğinden bu yana bir kez bile maça gitmemiş bir Fenerbahçe taraftarı olarak bu sezonu çok erken açtım ve sezonun ilk 2 resmi maçını salonda takip ettim. Futbol branşına olan ilgim her geçen gün düşmesiyle orantılı olduğunu düşündüğüm gibi kurulan takımın hoşuma gitmesi de benim Kocaeli'den Perşembe günü ve arefe günü kalkıp Sakarya'ya gitmeme vesile oldu.

Başbakan Obradovic önderliğinde kurulan güzel takımı salonda seyretmek de bir o kadar keyifliymiş. Başa alalım...

Perşembe günü iş yerinde, Cuma günü evde yatarken gelen telefonlar sonrasında aniden yolumuz Sakarya'ya düştü. Yeni yapılan salonda ilk gün 10 tl - 1.kategori olacak diye, ama olmadı - ikinci gün ise 5 tl vererek maçları güzel açıdan takip ettik. Salon güzel olmuş notunu da buraya yazalım.

Mücadeleler hazırlık maçı havasında geçti. Ted Kolejliler maçının özellikle 3.çeyreğinde yaptığımız savunma görülmeye değerdi, Tofaş maçında ise ilk güne göre daha iyi bir Fenerbahçe Ülker savunması vardı. Takımda özellikle oyuncuların rahat hareketleri dikkat çekiyor. Emir takımda en iyi oyun kuran oyuncu. Bir kaç yıl içinde oyuncunun gelişimi takdiri hakediyor. Can çok büyük fayda sağlayacak. Basketbolu Fenerbahçe'de bırakırsa şaşırmam. Bogdan inanılmaz rahat, sanki antrenman maçında şut atıyor, ısınırken 12'de 11'i vardı. Hickman ve Goudelock için aynı cümlede bahsedebilirim. İstedikleri an istediklerini sahaya yansıtıyorlar. Asist, pas, şut, penetre. Ne isterlerse yapıyorlar. Çok büyük fayda sağlayacaklar. Vesely uçuyor, her şey yapıyor. Bjelica kasmadan oynadı, Tam anlamıyla bitse de gitsek modundaydı. Yine de çok iyi işler yaptı. Zoric de zaman zaman inanılmaz kaliteli işler yaptı. Serhat, Semih, Melih gibi oyuncular da kesinlikle fayda sağlayacaklar. Oyuncuları değerlendirmek için daha zamana ihtiyaç var. Şimdilik her şey iyi gibi.


Obradovic için ayrı paragraf açmak lazım. Bazen bir şeyleri abarttığını düşünüyorum. Tribünde baz bölümler sadece onu izledim. Yapılan hata sonrası oyuncularına attığı fırçalar adamı hayattan soğutur. Her yapılan hatadan sonra bench'e dönüp pozisyonu anlatıyor. Tabii bunu bağırarak yapıyor. Bir pozisyon Melih'e, bir pozisyon Hickman'a inanılmaz bir fırça attı. Yine de insan bir şeyler yazarken bile içiden ''Sen Obradovic'e sallama cesaretini nereden buluyorsun'' diye de geçirmiyor değil.

Takım bazı pozisyonlar topu inanılmaz güzel çevirdi, neredeyse her oyuncunun eline 2 kere atış fırsatı geldi ancak kimse potaya bakmadı. Zaten bu pozisyonlar sonrası Obradovic ya hemen oyuncu değiştirdi, ya hemen fırça attı ya da mola aldı.

Takım büyük keyif veriyor ya. Tribünde maçların nasıl geçtiğini anlamadım.


Bir oyuncunun nasıl olduğunu ısınmasından bile anlayabiliyorum diye iddialı bir cümle de kurabilirim.

2.maçın sonunda Goudelock'un üçlükleri çok iyiydi. Bizi bu hazırlık maçında bile ayağa kaldırdı.

Ömer Onan'ın Takım menejeri olarak görevde kalması klas hareket.

Isınırken Hickman rahat smaç basabiliyor mu cümlem bitmeden gelen inanılmaz smaç.

Euroleague maçları ile sezona devam ederim. Salonlar bu sezon büyük keyif verecek.

Şu hayatta Islama köfte gerçeği var. Sakarya'ya giden herkes ya ''Köfteci Mustafa'' ya da ''Tarihi Yenicami Lokantası''na uğramalıdır.

28 Mayıs 2013 Salı

Ankara'nın Bağları > Türkiye Kupası


































Fenerbahçe geçen sezondan sonra Türkiye Kupası'nı yine aldı, alamadığımız seneler daha güzeldi derdim de öyle değil, insanların yıllarca dalga geçmesi, yıllarca bel altı vurması, bunu abartması sonrası geçen sezon kupayı alalım ve bir daha da katılmasak olur diyordum, bu sene yine katıldık - doğal olarak - yine aldık. Tebrik etmek lazım.

Aslınd rakiplerin 29 senelik hasret diye dalga geçmeleri futbolun güzelliklerinden, bunu basın yıllarca kullandı, kupanın ''Fenerbahçe'nin 29 senedir alamadığı kupa'' şeklinde adı oldu. Yıllarca böyle lanse edildi, aldıktan sonra da değişmedi pek cümleler aslında, bir çok yerde '' Fenerbahçe 29 senelik hasrete son verdi '' manşetleri ile çıkıp bu sene de '' Fenerbahçe 29 yıldan sonra aldığı kupada bu senede finali hedefliyor. '' cümlelerine sebep oldu.

Bu sene kupa maçını yine önemsemedim, alalım, alamazsak da önemli değil diyordum, 3 kupanın 1 tanesini alarak sezonu kapadık, kağıt üstünde sadece Aykut Kocaman ve yönetim için olumlu etkisi oldu. Sezonu 1 kupa, 1 ikincilik ve bir yarı final ile tamamladık cümleleri insanı daha çok mutlu ediyor.

Maç hakkında bu saatten sonra yazacak çok şey yok, Sow'un golüyle kazandık, sonrası beni kupadan daha çok mutlu etti...

Ankara'nın Bağları çalarken Meireles ile Webo'nun karşılıklı oynaması sizi de kupadan çok mutlu etmedi mi? Veya devamında otobüste Meireles'in Türkçe şarkıları söylemesi? Yatcaz kalkcaz ordayız demesi? Kuyt'ın Ankara'nın Bağları ile oynaması? Otobüsteki sıcak ortam sizi mutlu etmedi mi?

Kupayı unuttum, son günlerin en mutlu anlarını yaşadım, berbat futbol dünyasının en güzel saniyelerini yaşadık, sahada yaptıkları ile eleştirdiğim, nasıl bu kadar hata yapıyor dediğim Meireles beni evde gülme krizine soktu, mutluluktan ağlamak deyimini yaşattı. 

Yıllar sonra bu kupayı alırken golü kimin attığını belki hatırlamayacağız ama Meireles'in Ankara'nın Bağları'nda oynaması, Türkçe şarkılar söylemesini asla unutmayacağız.

Ankara'nın Bağları eşliğinde futbolcuların oynaması, şarkılar söylemesi > Türkiye Kupası.

9 Mayıs 2013 Perşembe

Penaltılar


Aslında çok da önemli değil, sadece bir meraktır benim stadyumda seri penaltı atışları izleme isteğim, hiç yaşamadım, yaşamak istiyordum, bugün yaşamak için o fırsat geldi ama yine olmadı, cebimde kombine olmasına rağmen belli sıkıntılardan dolayı maça gidemedim, evde izledim, maç penaltılara kaldı.

Hayallerimiz bir türlü gerçekleşmiyor, ya da gerçekleşiyor da biz yakalayamıyoruz, kaçırıyoruz, Kutay gece 01:02'de mesaj atıyor, '' Bir ay önce stadyumda penaltılar yaşamak istiyordun, kalbin temizmiş.'' yazıyor, ama öyle değil, evet belki kalbim temiz ama olmadı, yine yaşayamadık, üzüldüm biraz...

Ama olsun, buradan da hayatımıza farklı bir sonuç çıkarabiliriz, ben bu akşam maça gitsem ve maç penaltılara kalıp elensek de olmazdı, ya da ben bu akşam maça gidip elensek yine olmazdı, gitmedim, penaltılara kaldı ve eleyip finale yürüdük, mutluyum.

Buradan da olumlu bir şeyler çıkaralım, hayalim hâlâ devam ediyor en azından, bir kez daha yazayım ; statta seri penaltı atışları izlemeden ölmeyeyim...

12 Nisan 2012 Perşembe

Twitter, Türkiye Kupası, Fenerbahçe, Penaltılar, Yarı Final


Maç başlamadan önce öylesine bir maç gözüyle bakıyoruz, Türkiye Kupası'nı kazanınca ne yaparız, Türkiye Kupası önemli değil, Türkiye Kupası ne? , Kayserispor'u yeneriz herhalde tarzı yorumlar makaralar.

Maç başlıyor, sahaya çıkan kadro güzel, 4-3-3 diyoruz, değişik bir şeyler görürüz diyoruz. Ne pas yapabiliyor, ne pozisyona girebiliyoruz. Berbat bir Fenerbahçe ...

Bu arada Twitter'da insanı kanser eden yorumlar. Herkes takıma sallıyor, Aykut Kocaman'a sallıyor, durmadan ama, sürekli hakaret, mantıklı yorum yapanlar çok az. 

İlk yarı sonlarına doğru gol yiyoruz, iyice başlıyor küfürler, hakaretler. Tamam insanlar bu takımdan artık mücadele bekliyor, bende bekliyorum ama en azından ben böyle hakaret eden yorumlar yapmıyorum-yapmam da.

2.yarı başlamadan önce devre arasında yine umut verici konuşmalar, alırız ya, Bienvenu girer, atar, maçı alırız yorumları ...

2.yarı başlıyor, Ziegler'den bir hata 2-0. Yine herkes şok, çok şükür küfür etmeye fırsat kalmadan Cristian'ın golü geliyor ve küfürler bitiyor. En azından hakaretler devam ediyor sadece.

Bu dakikadan sonra yine etkisiz bir Fenerbahçe, pozisyona giremeyen Fenmerbahçe, can sıkan Fenerbahçe.

Oyuna Semih, Bienvenu ve Özer giriyor. Biraz kıpardanırız diyoruz ama olmuyor. Ancak şans yanımızda 90+2.dk Özer'in ortasına Semih dokunuyor, top Sow'un önünde kalıyor ve durum 2-2 oluyor. Normal süre 2-2 bitiyor. Uzatmalar.

Uzatmalarda yine kötü futbol, bu sefer bir kaç pozisyon var. Ama sonuç yok. Penaltılar...

Penaltılar da her sonuca hazır olmak lazım, ancak olamıyoruz. Heyecan tavan. Sanki Şampiyonlar Ligi final maçı. Sadece ve sadece Kayserispor ile oynanan çeyrek final maçı. Ama twitter'a da yazdığım gibi Fenerbahçe bizim mahalle takımına karşı penaltılarda maç kazansın, aynı şekil sevinirim. Penaltılar inanılmaz bir heyecan katıyor.

Penaltılara başlıyoruz. Takımdan iyi penaltı performansı beklemiyordum ama yanıldım. Semih, Ziegler, Serdar, Sow ve Cristian çok net penaltılar ile bizi yarı finale çıkardı.

Maç başlamadan heyecansız olan ben, Cristian'ın penaltısı sonrası yerimden gooooooolll diye fırlıyordum. Fenerbahçe bizi yine heyecandan öldürecekti.

Ama tüm bu yaşananlara rağmen '' Fenerbahçeli olmak ne güzel bir şey '' demekten de vazgeçmiyorum.

27 Ocak 2011 Perşembe

Fenerbahçe 2 Gençlerbirliği 1


Türkiye Kupasına veda ettiğimiz zaten önceden belliydi. Öylesine bir maç oynadık ve Semih'in biri penaltıdan biri frikikten 2 golüyle 2-1 kazandık.

Gençlerbirliği bu sonuçla çeyrek finale çıktı.

Semih'in performansı iyiydi. Attığı frikik golü şahaneydi.

Gökay, Cristian en iyi oyuncularımızdı. Stoch ve Dia daha iyi olmalıydı.

Caner'in gördüğü kırmızı karttan sonra yorum yapasım bile gelmiyor. Yazıklar olsun.

Statta sadece 1000 kişi vardı herhalde. Maçı statta izleyen Kutay Migros tribününde 203 kişi olduğunu tek tek saymış. Düşünün gerisini

Oh be ! Türkiye Kupası bitti.



14 Ocak 2011 Cuma

Yeni Malatyaspor 2 Fenerbahçe 1


Türkiye Kupasına veda ettik. Yeni Malatyaspor'a 2-1 yenildik. Oynanan oyun, yapılan mücadele pek yorum yapma ihtiyacı gerektirmiyor. Malatya'da tribünde maçı izlemiş biri olarak söylüyorum. Hava gerçekten inanılmaz soğuktu ve futbolcuların soğuktan üşümesi normal ancak bizler sadece soğuktan değil bir çok nedenden dolayı üşüyoruz ... Malatya hakkında detayları yavaş yavaş yazarım.

22 Aralık 2010 Çarşamba

Fenerbahçe 2 Bucaspor 3


- Kötü forma, kötü futbol

- Kötü taraftar, kötü taktikler

- Kötü performanslar, kötü maçlar

- Kötü skorlar

Türkiye Kupası'na da veda etmek üzereyiz. Bakalım daha nelere veda edeceğiz .

29 Ekim 2010 Cuma

Türkiye Kupası Kuraları


Türkiye Kupası'nda kuralar belli oldu. Bu sene kupayı alacağız. Alamayız alamayız şaka yapıyorum. Grupta Ankaragücü, Gençlerbirliği, Bucaspor ve Yeni Malatyaspor ile aynı gruba düştük. Maçlar 10 Kasım'da başlıyor. Fenerbahçe'mizin fikstürü şöyle ; 

1.Hafta ; Ankaragücü-Fenerbahçe - 10 Kasım -
2.Hafta ; Fenerbahçe - Bucaspor - 22 Aralık -
3.Hafta ; Yeni Malatyaspor - Fenerbahçe - 12 Ocak -
4.Hafta ; Bay
5.Hafta ; Fenerbahçe - Gençlerbirliği - 26 Ocak -

12 Ağustos 2010 Perşembe

Türkiye Milli Takımı ve Taraftar Sorunu


Türkiye A Milli Takımı 2012 Avrupa Şampiyonası elemeleri öncesi son hazırlık maçında Romanya ile karşılaştı ve mücadele'yi Emre'nin penaltı - uydurma - ve Arda'nın uzaktan attığı şahane gol ile beraber 2-0 üstünlükle bitirdi. Oynanan oyun, sahaya sürülen kadro, taktiksel hamleler tabiki de konuşulması gereken dosyalar ancak konuşulması gereken bir başka konu varsa o da taraftarlarımız. Daha doğrusu seyircilerimiz. Neden mi ? İşte sebepleri ; 

- Milli takım deplasmanda maç oynarken Türkiye'den kaç tane Türk taraftar maça gidiyor ? Cevap belli. Çok az hatta zaman zaman hiç kimse gitmiyor. Neden çünkü insanlar milli takımı benimsemiyor. Hiç kimse çıkıpta ekonomik durumlardan bahsetmesin.

- Son maçtan dolayı bir soru soralım. Bilet fiyatları uygun - 10, 20, 30 TL - , Saati uygun - iftar ile 1 saat fark var - , rakip iyi diye adlandıracağımız bir takım, stadyum güzel ve kaliteli, rahat girip çıkacaksın ama tribünlere baktığında toplasan 15 bin kişi görüyorsun. Euro 2012 elemeleri öncesi takıma moral vermen gereken yerde tribünleri bomboş bırakarak futbolcuları yalnız bırakıyorsun. Aynı şekilde Hollanda, İngiltere, Arjantin evinde maç yapsa tribünlerde kaç kişi olur düşünmeye bile gerek yok.

- Milli takım forması neden satılmıyor? Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, Bursasporlusu, Trabzonsporlusu ve diğer takım taraftarları yeni sezon forması çıkınca hemen gidip alıyor-alıyoruz. Ancak iş milli takım forması almaya gelince bakmaya bile gitmiyoruz. Hem de gayet uygun fiyatlara satılmasına rağmen asla almıyoruz. Alanlar da var tabi.

- Milli takım gol atınca aşırı sevinen kaç kişi var ? Normal takımlarımız hazırlık maçında dahi kazansa Facebook'ta, Msn'de, Twitter'da veya her türlü sosyal paylaşım sitesinde anında cümleler yazıyoruz. Nasıl yendik, ne güzel kazandık vb... Ancak milli takım olunca değil yazmayı konuşmuyoruz bile. Yine istisnalar var.

Bunun gibi daha birçok soru sorabiliriz ancak herhalde ya bizi milli takımdan soğuttular, ya bizim milli duygularımız yeteri kadar güçlü değil, ya normal takımlarımıza sürekli maç yaptıkları için ve göz önünde oldukları için daha fazla önem veriyoruz, ya da gerçekten milli takımı umursamıyoruz. Sorulması gereken son soru ise herhalde şudur. ; Aynı anda Fenerbahçe-Antalyaspor , Galatasaray-Manisaspor , Beşiktaş- Ankaragücü ve Trabzonspor-Sivasspor maçları olsa ve bir de Türkiye-Belçika maçı olsa acaba kaç kişi milli maçı izler ? Cevap belli aslında ...

* Antalyaspor, Manisaspor, Ankaragücü, Sivasspor küçümseme amaçlı değil aklıma ilk gelen takımlar olduğu için yazılmıştır.