Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2024 Pazartesi

Galatasaray 0 Fenerbahçe 1


19 Mayıs 2024 tarihinde Galatasaray'ın sahasında oynanan ve Fenerbahçe'nin Çağlar'ın golüyle 1-0 kazandığı maç tarihimizin en gurur verici maçlarından birisi olarak yerini almıştır. Şampiyonluk kadar önemli ve bizleri sevindiren bir galibiyettir. 

Henüz 21.dakika yanlış bir kararla 10 kişi kaldığımız maçta ev sahibi Galatasaray'a isabetli şut bile attırmadan kazandık ve şampiyonluk şansımızı son maça taşıdık.

Fenerbahçe takım olarak olağanüstü bir mücadele sergiledi. Fred, Tadic, Oosterwolde, Çağlar, Osayi başta olmak üzere tüm takım alkışı hakedecek bir oyun oynadı.

Fenerbahçe deplasman tribünü bir klasik olarak yine çok iyi maç çıkardı. Şampiyonluk ihtimali olduğu için aslında psikolojik olarak zor bir maça gittiler. Bu kararı almak bile önemli. Tribüne söyleyeceğim tek eleştiri keşke yakılan meşaleleri taraftarların üzerine atmasaydık. Bu tarz şeyleri sevmiyorum ve yanlış buluyorum. Benzeri bize yapılıyor ve bundan masum taraftarlar zarar görüyor.

Mert Hakan Yandaş'tan da bahsetmem lazım. Seviyorum ya da sevmiyorum diyemem. Bir gün karşılaşırsak da bundan bahsedeceğim. Evet dün takıma kaptanlık yaptı, özellikle basına söyledikleri önemli ama ben Fenerbahçe kaptanının sahada kalıp her maç Fenerbahçe için mücadele etmesini istiyorum. Sadece sakatlıklar nedeniyle 2023/2024 sezonu 18 maç, 2022/2023 sezonu 17 maç ve 2021/2022 sezonu 12 maç kaçıran bir kaptan istemiyorum. Bunun yanında cezalar nedeniyle de kaçırdığı maç sayısı 13.  Toplam 4 sezon sakatlık ve cezalar nedeniyle 60 maçı kaçıran bir kaptan görmek istemiyorum. Tabii Türkiye futbol ortamında bunlar önem görmüyor. Tribünlere derbi maçta arma gösterilmesi bir oyuncunun takımda kalıp kalmamasını bile etkiliyor. Umarım Mert Hakan bundan sonra sadece saha içinde kalabilir.

Fenerbahçe takımı haklı olarak taraftarları selamlamak istedi ancak izin verilmedi. Bu andan sonra başkan Ali Koç'un gelmesi de, takımla beraber sahaya çıkması da, taraftarları selamlamak istemesi de doğru hareketler. Fenerbahçe başkanı da söz söylemeyip bu tarz eylemlerde bulunmalıdır. Ali Koç kongre yolunda dün akşam iyi puan topladı.

Beşiktaş ve Galatasaray'a karşı sezonu 3 galibiyet, 1 beraberlik ile kapattık.

Hababam Sınıfı Fenerbahçe'dir.

Hangi ayağa basmalar kart, hangileri değil?

İsmail Kartal takımı sahanın ortasında toplaman işte bu maçta anlamlı oluyor. Kayserispor maçında değil. 

Son hafta sahamızda İstanbulspor'u yenip Konya'dan Galatasaray yenilgisi gelmesini bekleyeceğiz. Olsa da olmasa da 2023/2024 Fenerbahçe takımı tarihimizde gururla hatırlayacağımız takımların başında geliyor. Biz onlardan razıyız.

8 Nisan 2024 Pazartesi

Süper Kupa Kronolojisi


24 Temmuz 2023 - TFF Süper Kupa'nın 2023/2024 sezonu devre arasında oynanacağını açıkladı. Gerekçe olarak da Fenerbahçe ve Galatasaray'ın sezon öncesinde her hafta yapmak zorunda olduğu eleme maçlarını gösterdi. Fenerbahçe sezon başında 26 Temmuz, 1 Ağustos, 10 Ağustos, 17 Ağustos, 24 Ağustos ve 31 Ağustos olmak üzere 6 Avrupa maçına çıktı. 13 Ağustos ve 21 Ağustos tarihlerinde de lig maçına çıktık. Galatasaray'ın da aynı sayıda maçı var.

20 Ekim 2023 - TFF Süper Kupa'nın 30 Aralık 2023 tarihinde Suudi Arabistan'da oynanacağını açıkladı. Bu tarih ve yer açıklanırken hem Fenerbahçe hem Galatasaray imza atarak koşulsuz şekilde bu kararı kabul etti.

03 Kasım 2023 - TFF Süper Kupa'nın 29 Aralık 2023 Cuma gününe alındığını açıkladı.

28 Aralık 2023 - Fenerbahçe takım kaptanı Dzeko ''Bizler için en büyük motivasyon kupa, Tek arzumuz kupayı kazanmak, burada olmak beni ve arkadaşlarımı iyi hissettiriyor.'' açıklaması yaptı.

Aralık ayında Süper Kupa maçı günü yaşananları herkes biliyor. Maç oynanamadan takımlar Türkiye'ye döndü ve maçın ilerleyen tarihlerde oynanacağı TFF tarafından açıklandı.

21 Şubat 2024 - TFF Süper Kupa'nın 7 Nisan 2024 tarihinde Şanlıurfa'da oynanacağını açıkladı.

7 Nisan 2024 - Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan maç Fenerbahçe'nin sahadan çekilme kararı ile beraber sona erdi.

Kronolojik olarak Süper Kupa yolculuğu böyleydi. Öncelikle Fenerbahçe yönetimi süreç boyunca doğru bir yönetim sergileyememiştir. Suudi Arabistan kararına da gereken tepkiyi zamanında vermemiştir, bir duruş sergilememiştir ve işler bu noktaya gelmiştir. Tepki vermeyi geçtim Süper Kupa'nın Arabistan'da oynanması kararının altına imza atmıştır. Taraftarlar dışında büyük çoğunluk Süper Kupa maçının orada oynanancak olması ile ilgili herhangi bir adım atmamıştır, cümle kurmamıştır. Ve daha sonra yaşanan süreç sonrası da olaylar istemediğimiz noktaya gelmiştir.

21 Şubat yeni tarih ve yer açıklanırken de herhangi bir tepkimiz olmamıştır. TFF'ye ''Bakın bizim o tarihte avrupa maçımız olacak bu maçı yanlış tarihe koydunuz.'' dememiştir. Fenerbahçe o gün gereken tepkiyi hızlıca verseydi böylesi bir süreç yaşanmazdı.

Avrupa'da çeyrek finale yükselince ve bu sebeple maçın ertelenmesini isteyince de Galatasaray'ın da ret oyuyla beraber bu teklif kabul edilmemiş ve Fenerbahçe bu maça çıkmamayı düşünmeye başlamıştır. 

Daha sonra ligden çekilme kararının konuşulması, toplanan genel kurul, alınan U19 kararı ve takımın maçtan çekilmesi süreçlerini biliyoruz.

Sonuç olarak bu eylem bir kongre üyesi ya da bir taraftar olarak desteklediğim bir şey değil. Ben Fenerbahçe'nin her türlü mücadeleyi sahada vermesini isteyen birisiyim. Fenerbahçe başkan ve yönetiminin zamanında almadığı kararlar sonucunda böylesi bir maç izlemek zorunda kaldık.

Maçta neden U19 takımımız olduğunu bilmiyorum, uçakla A Takım getirilir ve bu çekilmeyi o oyuncular yapabilirdi diye düşünüyorum. U19 takımımızı neden böylesi bir süreç içine soktuk anlam veremiyorum. 

Maçın başında yediğimiz gole üzülmeyen taraftar var mı? Ben bunu da beceriksiz bir hamle olarak görüyorum. O gol elbette planlarımız arasında yoktu.

Sonuç olarak Fenerbahçe yönetiminin zamanında atamadığı ya da atmadığı adımlar yüzünden bu duruma geldiğimizi düşünüyorum. Öyle ya da böyle Galatasaray'a 1 kupa daha hediye ettik. İslam Çupi'nin sözünün de böylesi anlar için söylendiğini düşünmüyorum. Umarım bundan sonra Fenerbahçe başkanı ve yönetimi alması gereken kararları zamanında alır ve Fenerbahçe bu duruma düşmez.

Son olarak umarım bundan sonra Türkiye'de futbol adil bir ortamda oynanmaya başlar. Ben bu kaos dolu ortamı hiç sevmiyorum.

Fotoğraf 7 Nisan 2024 Süper Kupa gününde çekildi. Fenerbahçe Olympiakos maçı hazırlıklarını İstanbul'da sürdürdü.

19 Mart 2022 Cumartesi

Galatasaray 1 Barcelona 2 / Maç Günlüğü | Stattan İzlenimlerim

Ne gün ama! Bu blogu takip edenler benim nasıl bir Barcelona sevdalısı olduğumu biliyor. Özellikle Ronaldinho dönemi ile başlayan ve maçların Ntv'den verildiği günlerden itibaren neredeyse tüm işimi gücümü Barcelona maçlarını izlemek üzerine ayarlıyorum. Barcelona izlemenin her saniyesinden büyük keyif alıyorum. Yıllardır tv'de izlediğim takımı İspanya'da izlemek henüz kısmet olmasa da hayatımda ilk kez bu şansı Galatasaray ile eşleştikleri zaman bulduğumu hissettim. Zaten kura çekildiği an yakın arkadaşlarımın hemen beni arayıp bu eşleşmeyi haber vermeleri de buna işaretti. Sevgili İlker Uğur abinin yardımlarıyla beraber maç için bilet bulma çabasına girdim ve bunun karşılığında da maçtan yaklaşık 3 gün önce gelen haberle beraber biletimin mail adresine atıldığını öğrendim. O an araba kullanırken yaşadığım heyecanı ve mutluluğu tarif etmem mümkün değil. Barcelona'yı statta mı izleyecektim? İnanamıyorum!

3 gün önceden maç gününe kadar yaşadığım heyecanı da anlatmam mümkün değil. Belki saçma gelecek bir çok insana ama ben çocuk gibi heyecan yapmıştım. Hemen Perşembe günü için işten izin aldım ve artık maç gününü beklemeye başladım.

Ulaşım; Maç günü saat 13:00'te evden çıkarak bu yolculuğa başladım. Önce İzmit-Gebze, ardından Gebze'den Marmaray ile beraber Yenikapı, Yenikapı'dan metro ile Sanayi Mahallesi ve oradan yine metro ile Seyrantepe. Yaklaşık 4 saatlik yolculuğun ardından stadyuma gelmiştim. Maç dönüşünde de yine hemen metro ile Yenikapı ve oradan da başka bir metro ile Esenler otogar ve oradan da 00:00 Denizli otobüsü ile İzmit. 1'de başlayan yolculuk gece 03:30'da evde olmamla sona erdi.

Stat; Öncelikle stadyuma ulaşım az önce yazdığım gibi çok zor değil. Girişler de yoğunluk var. Normalde kapılar 17:45'te açılacaktı ancak onu biraz önce çekseler belki de bu yoğunluk yaşanmayacaktı. Hepimiz yağmurun altında beklemek zorunda kaldık. Daha sonra 2 aramadan geçerek biletimizi okutacağımız tribün önüne geldik. Stadyuma giriş konusunda sıkıntı yaşamadım ama belki de saat 18:00 gibi girmemin payı yüksektir. Yine de giriş rahat diyebilirim.

Atmosfer; Hayatımda ilk kez bu statta maç izleyecektim. Özellikle maçın önemini de düşünürsek oluşan atmosfer oldukça iyiydi diyebilirim. Neredeyse statta bulunan herkes tezahüratlara katılıyor, tezahüratlara katılmasa bile ıslık anında mutlaka sesini yükseltiyordu. Geriye düştükten sonra tribünler de biraz düştü doğal olarak. Maç başlangıcı ve hatta maç öncesi yaratılan atmosfer gayet iyiydi diyebilirim. Yalnız böylesi önemli bir maça koreografi neden yapılmadı anlamadım.


VIP; Hayatımda statta ilk kez bir maçı bu kadar iyi bir açıdan izledim. UEFA davetlisi olarak girdiğim için maçı tam olarak üstteki fotoğrafta gözüken açıdan takip ettim. Olağanüstü bir deneyimdi. Tüm maçı ayakta takip etsek de bundan şikayetçi olacak değilim. Ayrıca maç öncesi, devre arası UEFA konuk ağırlama alanında sınırsız yemek, içecek ve sıcak ortamda bulunabilmek de büyük şanstı. Günün birinde başka bir statta bu deneyimi yaşamak isterdim. Özellikle yurtdışında izlediğim bir maçta UEFA davetlisi olmak keyifli olabilir.

Maç; Herhalde futboldan az çok anlayan herkes maçın böyle geçeceğini tahmin etmiştir. Galatasaray topu bırakacak, mücadele edecek, kontra ataklarla etkili olacak ve turu almaya çalışacak. Öyle de oldu. Maça mücadele ile başladılar. Kontra ataklarla Gomis, Kerem, Babel ile pozisyonları da buldular. Elbette De Jong, Ferran, Pedri ile Barcelona pozisyonlarını da gördük. Golü de bir kornerde Marcao'nun kafasıyla buldular. O an statta oluşan atmosfer etkileyiciydi. Ancak hemen ardından gelen şahane Pedri golü atmosferin düşmesine sebep oldu. Bu golden birazdan bahsedeceğim. 2.yarı başında gelen Barcelona golü de bana göre maçın bittiği andı. O an sanki hem tribünler hem Galatasaray biraz olmayacak havasına kapıldı. Yine Kerem ile 1-2 kontra atak şansı bulunsa da maçta başka gol olmadı ve Barcelona çeyrek finale çıktı. 

Galatasaray; Kerem Aktürkoğlu elbette çok büyük oyuncu olacak. Galatasaray adına en dikkat çekici topçu yine oydu. Sahada izlemek şans. Onun dışında diğer oyuncular hakkında ekstra bir şey demiyorum. Mücadele ettiler ama yetmedi. Tabii bu sene bu noktaya gelmek bile bence başarı. Zaten ben tur sonunda herhangi bir Galatasaray taraftarının aşırı üzüldüğünü de düşünmüyorum.

Barcelona; Sahaya ısınmaya çıktıktan sonra bile sürekli onları takip ettim, nasıl ısınıyorlar, neler yapıyorlar. Elbette efsane Barcelona kadroları gibi kadro yoktu ama yine de böylesi isimleri görmek beni aşırı mutlu etti. Ter Stegen için çok iş düşmedi diyebilirim, ne kritik kurtarışı var, ne yediği golde hatası, Dest idare etti, öne çıkan oyunculardan birisi değildi, Pique zaman zaman acayip işler yaptı, topun nereye düşeceğini bile biliyor. Elbette yaşı ilerledi, artık son zamanları ancak yine de kalitesi ortada. Sahada takımı yönlendiren oyunculardan birisi. Yıllarca hem kulüp, hem milli takım düzeyinde kazanmadığı başarı olmayan bir futbolcuyu izlemek beni çok mutlu etti. Eric Garcia da işini yaptı. Topla ileri çıkışları oldukça iyiydi. Alba maça savunmaya önem vererek başladı daha sonra her dakika daha çok ileri çıktı. Yine de yıllarca izlediğimiz Alba değildi. De Jong ilk yarı çok net topu harcadı, asistini yaptı, maçın kazanılmasında katkısı büyük. O da çok zeki. O da acayip topçu. Pedri. Henüz 19 yaşında. Böyle bir kalite olamaz. Topla her şeyi yapabiliyor. Attığı golde topa değmeden 2 kişiyi çalımlaması acayip bir şey zaten ama onun dışında da kusursuz işler yaptı. Spor medyasına göre çok büyük yıldız olacak bir ismi bu yaşta izlemek büyük şans oldu. Nereye gideceğini çok merak ediyorum. Foden sonrası statta izlediğim en acayip topçuydu. Kaptandan da uzunca bir bahsetmek lazım. Sergio Busquets. Bayıldım. Zaten meşhur Barcelona kadrolarında ön plana çıkmadan neler yaptığını biliyordum ama çıplak gözle izlediğim zaman yaptıklarına hayran kaldım. Mesela tam Galatasaray etkili pres yapıyor, diyorum topu kaptıracaklar, Busquets topu öyle bir noktaya atıyor ki birden hem pres bitiyor, hem Barcelona atağa kalkıyor. Kademe konusunda da acayip işler yaptı. Yine tam tehlike olacak pozisyon diyorum hemen orada bitiyor. Erken sarı kart görmesine rağmen kusursuz bir top oynadı. İzlemek çok büyük keyifmiş. Adama Traore belki de takımın en kötü oyuncusuydu. Hiçbir şey yapmadı desem ayıp etmiş olmam. Çok etkisizdi. Gününde bir Traore izlemek keyif verirdi. Ferran Torres de iyi isimlerden biriydi. O da zaman zaman kalitesini konuşturdu. 22 yaşında olduğunu söyleyelim. Maçı da asistle tamamladı. Gerçi Pedri'nin golünde o pasa asist demek haksızlık olur. Aubameyang da golünü attı, çok aşırı etkili oldu desem yanlış olur. Yine de o da kalitesini bazen öyle bir yansıtıyor ki boşuna bu seviyelerde değil diyorsun. Sonradan oyuna girenlerden Dembele bildiğimiz oyuncu. Bazen yaptıklarına şaşırıyorsun, bazen kızıyorsun. Ortası yok. Araujo için de çok söyleyecek şey yok. Sakatlanan Dest'in yerine girdi. Gavi. Yine Pedri gibi önümüzdeki yıllara damgasını vuracak oyuncuyu böylesi bir yaşta izleme şansı buldum. 17 yaşında ama sanki 25 yaşında gibi rahat. Topla dönüşleri, pasları acayip. Hakeme itirazları, takımı yönlendirişi, arkadaşlarına kızması, bağırması. Geleceği seviyeyi çok merak ediyorum. Lenglet için de söyleyecek bir şey yok. Memphis Depay da girdikten sonra gol atma şansını buldu ama değerlendiremedi. Büyük yetenek ama o da yeteneği ile benzer performans sergilemiyor. Genel olarak Barcelona böylesi gençleri bulmuşken ve Xavi gibi bir taktisyen hocası varken önümüzdeki yıllarda tekrardan üst seviyelere çıkacak. Umarım büyük transfer hataları yapılmaz ve bu gençler eski günlere kavuşturur.

Xavi; yıllarca tv karşısında beni yaptıklarıyla en çok mutlu eden, şaşırtan, vay be dedirten oyunculardan birisini şimdi teknik direktör olarak görmek çok iyiydi. Çok zeki topçu olduğundan hocalığı da iyi olacak. Hakeme itirazları, takıma sürekli direktifleri, oyuncuları yanına çağırıp devamlı uyarılar yapması ile beraber sürekli maçın içinde olan bir hoca izledik. Maçın ikinci yarısında yedek kulübüsine doğru bir top geldi. Xavi her zaman gördüğümüz bilek hareketiyle topu dördüncü hakeme yolladı ve ben o an tüm kariyerini bir kez daha mutlulukla andım. O kaliteyi o 5 sn içinde bile görebiliyorsunuz. Eminim antrenmanlarda zaman zaman acayip işler yapıyordur. Ve elbette canlı bir maçını izlemiş olmayı isterdim.

Gerginlik; tvye ne kadarı yansıdı bilmiyorum ama sahaya atılan yabancı maddelerden dolayı önce Pique ardından da Alba bana göre haklıydı. Özellikle Pique oyundan çıkarken hakemin yanına gidip ''oradan çıkmayayım, yabancı madde atıyorlar'' şeklinde uyarı yapsa da hakem onu dinlemedi, Pique diğer taraftan oyundan çıktı ve doğal olarak kale arkasından bir çok yabancı madde atıldı ve Pique de haklı olarak çıldırdı. Alba'nın pozisyonu da benzer. Sürekli kafasına madde atılırken tacı kullanmak istememesi son derece normal.

Hakem; gayet iyi bir maç yönetti diyebilirim. Pozisyonlara yakındı, gördüğünü hemen çaldı. Yine de belki tvden izlesem farklı düşünürdüm.

Maç atkısı; Galatasaray yönetiminin bu maça neden özel maç atkısı çıkarmadığını anlamadım. İşporta tezgahlarında 50 TL'ye satılan atkıyı eminim kendileri üretse çok daha fazla satış yapabilirlerdi. Atkı koleksiyonu yapan biri olsam da özellikle kötü tasarım olduğu için almadım.

Maçtan önce biletlerin özellikle arap turistlere satıldığı yönünde haberler çıkmıştı ve ben statta olan biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu kesinlikle doğruymuş. Çevremde devamlı Türkçe konuşmayan insanlar duydum. Bu kadar çok yabancı insanın bilet alabilmiş olması biletlerin normal satılmadığını gösteren bir gelişme. Galatasaray savcılık konusunda bir mesaj yayınlasa da iş işten geçti ve bazı gerçekler maalesef gözüküyor. Biletler her zaman olduğu gibi satılmamış.

Deplasman tribünü de vardı ama statta öyle bir atmosfer vardı ki 1 saniye bile seslerini duymadım desem yalan olmaz. Tabii Barcelona değil de başka bir takım taraftarı olsa etki yaratırlardı. 

Bu Barcelona'yı izledikten ve büyük keyif aldıktan sonra prime Barcelona dönemlerinden bir maçı statta izlemek nasıl olur diye düşündüm. Herhalde insan hayranlıkla takip eder.

Sonuç olarak böylesi bir mükemmel bir günü 2 Barcelona golü görerek, hayran olduğum topçuları izleyerek, hocayı görerek, şahane bir açıdan maçı takip ederek oldukça keyifli şekilde tamamladım. Hayatımda ilk kez Barcelona'yı izledim ama eminim son olmayacak...

2 Mart 2022 Çarşamba

Barcelona'yı İzleme Şansı


17 Mart 2022 tarihinde Barcelona uzun yıllardan sonra ilk kez Türkiye'ye geliyor. Galatasaray ile eşleşen Barcelona Türk Telekom Arena Stadı'nda maça çıkacak. Messi gittikten sonra ilk sezon Barcelona'nın Türkiye'ye geliyor olması oldukça üzücü olsa da yine de yıllardır her maçını izlediğim, tv karşısında zaman zaman ayağa fırladığım, ürünlerini aldığım Barcelona'yı hayatımda ilk kez izleme şansım var. Elbette Galatasaray biletleri satışa çıkardığı zaman almayı deneyeceğim ancak şimdiden araya birilerini koyarak bilet kovalamaya başladım. Bakalım 2022 yılında benim için bir önemli gün yaşanacak ve yıllardır hayranlıkla izlediğim Barcelona'yı statta izleme şansı bulabilecek miyim? Tabii böyle bir şey yaşanırsa hayatımı o güne göre ayarlayacağım ve tüm detayları hem buradan, hem twitter hesabından hem ınstagram hesabından- belki de insanları bıktırana kadar- paylaşacağım. Şans yüzümüze gülecek mi göreceğiz...

23 Şubat 2020 Pazar

Kısa Kısa Notlarla Fenerbahçe 1 Galatasaray 3


Fenerbahçe 20 yıl aranın ardından Galatasaray'a 1-3 kaybetti ve serinin bitmesine neden oldu. Elbette üzücü ama dersler çıkarılabilir. 

Öncelikle Fenerbahçe taraftarlarının bir derbiye daha bu kadar motive olmadan çıkmasını yanlış bulsam da sezon boyunca yaşanan hakem hataları, siyasi faktörler, kötü kadro gibi sebepleri de es geçemiyorum. Biz kötü oynasak da, kötü kadromuz olsa da dış etkenler böyle olmamalıydı. Bunları konuşan insanları da eleştiremiyorum.

Taraftarlar gibi futbolcular da motive olmadan çıkmış olacak ki hem gerginlikten, hem mücadele eksikliğinden bunu gördük.

Fenerbahçe teknik direktörü Ersun Yanal takımı bu maça hazırlayamamış. Elbette böyle düşünen taraftar sayısı çok fazla ancak bazen de kadromuzun yetersiz olduğunu da unutamıyorum. Adamın eline iyi kadro veremedik. Sol bek olmayan oyunculardan sol bek yaratıyor ve sezonun genelinde en iyi topu o oynatıyor. Cidden bazı maç sonuçlarını düşünürken sezona ihanet etmemek lazım. Sezonun büyük bölümünde bir çok Fenerbahçe taraftarı takımın oynadığı oyunu beğeniyordu.

Ersun Yanal'ın en büyük sıkıntısı oyuncu değişiklikleri diye haftalardır söylüyorum. Bugün yine gördük. Elbette maç öncesi çıkan kadroyu doğru buluyorum. Ancak 45 dakika sonunda olmadığını görünce neden değişiklik yapmak için 16 dakikayı daha çöpe attık anlamadım.

Galatasaray maça çok iyi hazırlanmış, maç boyunca çok iyi oynadılar ve hak ettikleri galibiyeti aldılar. 

Serinin bir yerde biteceği belliydi. Ve bugün bitti. Yıllardır bir çok Fenerbahçe taraftarı bu seri olayıyla gurur duyuyordu ancak ben her zaman şampiyonluk daha önemli diyordum. Üstelik bu serinin de bize zarar verdiğini söylüyorum. Fenerbahçe Kadıköy'deki maçlara kazanmak için değil, seriyi devam ettirmek için çıkıyor. Son 5 maç 1 yenilgi, 1 galibiyet, 3 beraberlik var. Seneye kazanmak için çıkarız.

Taraftarlar da çok kötüydü. Maç boyunca Galatasaray tribünlerinin sesini ekran başında dinledik. Açıkcası dediğim gibi Fenerbahçe taraftarları stada maçı aldık diye geliyor. Maç öncesi tüketilen alkol miktarı da, biletlerin karaborsa olarak satılması da, farklı profil bir kitlenin stada gelmesi de etken. Atmosfer olmuyor. Bugün bir kez daha sınıfta kaldık.

Hakem her müdahale için faul kararı verdi, hatalı kararları vardı ancak bugün bu maçtan sonra ben hakem konuşmam. Sezon boyunca Fenerbahçe'yi adeta doğrayan hakemlerden sonra bugün hakem konuşmayı doğru bulmuyorum.

Maçın sonlarında sahaya atılan yabancı maddeler, kırılan koltuklar yakışmayan şeyler. Ama bunun nedeni de yaratılan atmosfer. Taraftarlar Fenerbahçe'yi değil, galibiyeti daha çok sever hale geldiler. Müşteri gibi oldular. Ve olumsuz bir durumda sinirlerini çıkarmak için her şeyi yapabilirler. 

Maç sonrası Ali Koç'un görüntüleri düştü. Bir kulüp başkanı bu noktaya gelmemeli. İsterse yüzüne karşı küfür etsinler öyle tribünden atlayıp kavgaya dalmamalı. Ayırmak için bile olsa. 

Fenerbahçe'nin devre arasında Falette diye bir oyuncu almasını hâlâ şaşkınlıkla izliyorum. Ve Moses gibi bir oyuncunun gönderilmesini de aynı şekilde yorumluyorum. 

Fenerbahçe geçen sezon küme düşme mücadelesi verdi, bu sezon şampiyonluk. Sonuç olarak iki sezonu da kaybettik. Buradan sonra dönüş çok zor. Artık Fenerbahçe çok daha sağlam planlamayla hareket etmek ve geleceği kurtarmak zorunda. Yıllardır tek bir kupa kazanamayan bir Fenerbahçe var. Üstelik arkasında bu kadar büyük bir taraftar kitlesi varken.

Statta sanırım '''küfürsüz tezahüratlar yapın'' uyarısı yapılmış. Elbette küfür edilsin demiyorum ancak böyle bir tezahüratın gerçekten açıklanabilir tarafı yok.

Fenerbahçe haftaya Antalyaspor deplasmanında. Artık lig yarışı yok. Tek hedef Türkiye Kupası'nı kazanıp oradan avrupa kupalarına katılma hakkını elde etmek. Maddi yönden sıkıntılı bir dönem geçiren Fenerbahçe avrupa gelirlerine veda edemez.

Fenerbahçe sen çok yaşa, canım feda olsun sana demeye sonuna kadar devam edeceğim. 

26 Ekim 2017 Perşembe

Galatasaray 0 Fenerbahçe 0


Takımdan iyi oyun bekliyordum çünkü Fenerbahçe futbol takımı derbilere bir başka hazırlanıyor. Yine öyle oldu. Sezon boyunca bizden daha iyi oynayan Galatasaray'a karşı oldukça iyi bir mücadele sergiledik. Pozisyon açısından istediğimizi yansıtamasak da mücadele açısından iyiydik. Kameni, Josef, Janssen en iyi üçlüydü. Cüneyt Çakır kötü maç çıkardı. Aykut Kocaman 10 kişi sonrası bile cesaretli davranmadı. Fenerbahçe derbiden 1 puan alarak döndü ve lider ile 8 puanlık farkı korudu. Sezonun ilerleyen zamanları neler gösterecek göreceğiz.

20 Ekim 2017 Cuma

Galatasaray Maçlarında Aykut Kocaman


Aykut Kocaman Fenerbahçe'nin başında Pazar günü 11.kez Galatasaray ile karşılaşacak. Bugüne kadar çıktığı 10 maçta, 4 galibiyet, 3 yenilgi ve 3 beraberlik aldı. Bu 4 galibiyetin 2 tanesini deplasmanda, 1 tanesini Kadıköy'de alırken, 1 tanesini de Almanya'da oynanan hazırlık maçında aldı. Kariyerinde ise 32.kez yönettiği bir takımla Galatasaray karşısına çıkacak. Bugüne kadar yönettiği 31 maçta 5 galibiyet, 10 beraberlik ve 16 mağlubiyet aldı. Bu 5 maçın 4'ünü Fenerbahçe ile alırken 2003-2004 sezonunda İstanbulspor'un başında da 3-1'lik bir galibiyeti var. Aykut Kocaman'ın pek parlak bir derbi performansı olduğunu söyleyemeyiz ancak bakalım bu kez ne olacak? Bu arada Aykut Kocaman'ın futbolculuk kariyerinde de Galatasaray ile 37 maç yaptığını, 14 gol attığını ve bu 37 maçın 11'ini galibiyetle kapattığını da ekleyelim.

19 Ekim 2017 Perşembe

26 Senelik Fenerbahçe Geleneği Yıkılıyor mu?


Fenerbahçe Pazar günü ligde kritik bir maça çıkacak. Rakip Galatasaray. Dünyanın sayılı derbilerinden birisi. Fenerbahçe bu maça rakibinin oldukça gerisinde çıkacak ve kaybetmesi durumunda şampiyonluk şansı iyice azalacak ve hatta bana göre bitecek. Ve derbi Fenerbahçe tarihi açısından enteresan şekilde oynanabilir. Fenerbahçe ligde 1991'den beri oynadığı hiçbir Galatasaray maçına yabancı kaleciyle çıkmadı. 4 Mayıs 1991 tarihinde Galatasaray'ın 4-1 galibiyeti ile biten derbide oynayan Toni Schmuacher Fenerbahçe kalesini Galatasaray maçlarında koruyan son yabancı kaleciydi. Kameni tarih boyunca Fenerbahçe kalesini Galatasaray maçlarında koruyan 7.kaleci olabilir. Fenerbahçe tarih boyunca Galatasaray ile oynadığı maçlarda 39 kez yabancı kaleciyle oynadı. 2016 yılında Türkiye Kupası maçında oynayan Fabiano bu onuru yaşayan son kaleciydi. Bu 39 maçta Fenerbahçe 15 galibiyet alırken 13 maçı kaybetti.11 maç berabere bitti. Ligde oynanan maçlarda ise Fenerbahçe 10 galibiyet alırken, Galatasaray 6 kez kazandı. 5 maç ise berabere bitti. Pazar günü derbide kalede Kameni'nin oynama ihtimali bulunuyor. Bakalım Kameni oynayacak mı ve oynarsa sonuç nasıl olacak göreceğiz. Bu arada bugüne kadar Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinde oynayan yabancı kalecilerin listesini de ekliyorum...



Tüm bu verileri bulmamı sağlayan site maçkolik.com 'a da teşekkürler.

27 Mayıs 2016 Cuma

Galatasaray 1 Fenerbahçe 0


Sevdik seni, her şeyden çok, Fenerbahçe, bize bu yolda, geri dönüş yok.

Maçla ilgili yazacak çok şey yok. Fenerbahçe adına maçın en iyisi tribünlerdi. Özellikle 2.yarı bu kötü oyuna rağmen bir an olsun bile susmadılar ve Fenerbahçe'ye müthiş bir destek verdiler. Sağolsunlar.


14 Nisan 2016 Perşembe

Galatasaray 0 Fenerbahçe 0


Daha çok kazanmak istediğin maçı kazanamıyorsak bu hiçbir anlam ifade etmiyor. Son 15 yılın belki de en kötü Galatasaray'ını böyle bulmuşken, şampiyonluktaki rakibin Beşiktaş maçını kazanmışken, iki haftadır puan kaybederken bu maçın sonucunda 3 puan dışında hiçbir durum bize yaramıyordu.

Vitor Pereira maç sonu açıklamasında ''Kazanmayı isteyen taraf bizdik.'' açıklaması yapmasına rağmen takımın kazanamamasında ciddi yanlışları var. Özellikle son 5 hafta olduğu gibi bu hafta da oyuncu değişiklikleri konusunda direkt hatalıydı. Gol atmamız gereken yerde hiçbir şey yapmayan Josef ve Nani gibi isimleri oyunda tutup, Volkan ve Alper gibi daha istekli futbolcuları çıkarmak direkt bizi maçtan kopardı.

Maç boyunca gol yollarından etkisiz bir Fenerbahçe olması ise sadece şanssızlık ile açıklanamaz.

Tarihin en kötü Galatasaray'larından birisine puan vererek belki de şampiyonluğa bu kez kesin olarak veda ettik. 

Yarış matematiksel olarak devam ediyor ancak ne hoca, ne futbolcular ne de camia şampiyonluğa inanmıyor. İnşallah bir mucize olur ve işler bizim lehimize döner.

Bu arada bu sezon şampiyonluk kaçarsa herkes suçlu ancak en suçlu tepedeki isim. Umarım kararlar bu yönde alınır.

10 Mart 2015 Salı

Fenerbahçe 1 Galatasaray 0 / Radyodan Derbi


1988'den 2015. Kendimi bildim bileli Fenerbahçe maçlarını izlemeye, Fenerbahçe maçlarını kaçırmamaya çalışıyorum. Fenerbahçe maçlarını izlemek için yaptığım fedakarlıklar geliyor aklıma. İnanılmaz şeyler. Belki de bazılarına göre mantıksız, akıl dışı. Yapılmaması gereken şeyler. Yaşım tutmadığı için içeri alınmadığım kahvenin yanından zar zor camdan izlediğim günlerden her sene kombine aldığım günlere. Tv'de diğer insanlara göre en dandik hazırlık maçından en önemli maça yıllardır Fenerbahçe'nin kaçırdığım maçı çok azdır. Bir şekilde Fenerbahçe maçlarına zaman yaratıyorum. 

Bundan yıllar önce Fenerbahçe-Galatasaray maçına bilet almak için okuldan kaçmış, sınava girmemiştim. Hoş o maça bilet de alamamıştım ya neyse. Daha sonra hocaya açık açık ''bilet almaya gittim, sıra uzadığından gelemedim. Sınav yapmazsanız siz bilirsiniz.'' desem de hoca sınavı yapmıştı. Herhalde doğru söylediğimden. 

Bu sefer ise bilet için herhangi bir çaba sarfetmem gerekmiyordu. Cebimde kombinem vardı. Ancak ben maça gitmemeyi tercih ettim. Bir arkadaşa biraz olsun vefa borcumu ödemek için kombinemi ktarmış maça gitmemeyi tercih etmiştim. Hoş ondan sonra herhangi bir yerden bilet gelse de maça girmeyecek değildim. Gayet de stada girerdim. Gerçi kombinem olmadığı yıllar bile Fenerbahçe-Galatasaray maçlarına gitmeyi pek tercih eden biri değildim. Sezonun en önemsiz gözüken kupa maçına bilet alır, derbilere gitmezdim. O maçın her şekilde dolacağını, Fenerbahçe'nin diğer maçlarda bana daha çok ihtiyaç duyduğunu düşünürdüm. 


7 Mart 2015. Fenerbahçe-Galatasaray maçı için geceden Kadıköy'e gitmiş, müthiş Kadıköy havasını yaşamıştım. Maçtan önce programları, eski maçları izleyerek iyice havaya girmiştim. Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı yenmesini ve şampiyonluk yolunda mücadeleye devam etmesini istiyordum.

8 Mart 2015. Yani maç günü. Yine erkenden dünyanın en güzel parkına gidip, dünyanın en güzel insanlarıyla-abartmıyorum gerçekten de muazzam insanlar- maç önü ritüelimizi gerçekleştiriyorduk. Tezahuratlar, şarkılar, muhabbetler... Fenerbahçe-Galatasaray derbisini bekliyorduk. Stada girecek arkadaşlarımız kadar stada girmeyecek arkadaşlarımız da vardı. 

Saat 18:50 gibi, Yoğurtçu Parkı'nı bilenler bilir. Stadın direkt karşısındayız. Takım anons edilirken Demirel anonsuna Volkan,  Gönül anonsuna Gökhan, Moussa anonsuna Sow... diye bağırıyor maç atmosferini iliklerimize kadar hissediyorduk. Mohikan ile atkılar açılıyor artık maça geçiyorduk.

Hayatımda izleme fırsatı elimde olup da izlemediğim ilk derbi böyle başlıyordu. Fenerbahçe-Galatasaray ile oynuyor, bizler stadın yanında radyodan dinliyorduk. İçerde neler olduğunu inanılmaz merak ediyor, radyoda aşırı bir heyecan yaşıyorduk.

Radyo heyecanı > Stat heyecanı. Neden derseniz spiker her Sneijder dediğinde sanki Sneijder ceza sahası yayında almış, vuracak ve golü atacak hissine kapılıyoruz. Pozisyonu göremediğimizden herhangi bir yorum yapma şansımız olmuyor. Maçı anlatan spiker ne derse yaşadığımız o kadar. Dakikalar geçiyor, ilk yarı 0-0 bitiyordu. Hava gitgide soğumuş, parkta yaktığımız ateşin başında bir elimizde içkiler, bir diğer elimizde radyomuz maçı takibe devam ediyoruz. Dakikalar geçiyor, beklediğimiz gol bir türlü gelmiyordu. Heyecan daha da büyüyordu. 

Dakikalar 75'i gösterirken radyoyu aldım, parkta dolaşmaya başladım. İleri geri gidiyorum. Bir elimde radyo, bir elimde bira şişesi parkta geziyorum. Spikerin anlatacağı golü bekliyor iyice geriliyordum. Ve derken o beklediğimiz gol geldi. Arkadaşlar ateşin başında ben onlardan uzaktayım. Radyo elimde. Kuyt'ın topu ağlara göndermesi ile beraber elimdeki şişeyi fırlatarak ''Gol be ak'' diyerek havaya zıplamak hayatımın en unutulmaz anlarından biriydi. Daha sonrası arkadaşlarla sevinç yumağı, çıldırma. Yine de ortada henüz biten bir şey yoktu. Gol sonrası aynı şekilde dolaşmaya devam ettim, dakikalar geçti ve maç sonunda bitti. Fenerbahçe derbi maçında Galatasaray'ı 1-0 yendi ve puan farkını 1'e indirdi.

Parkta dinlediğimiz bir maçı böyle geride bıraktık. Maçtan sonra gittiğimiz mekanda sadece bir kez özetini izlediğim maçı henüz oturup doğru düzgün izlemedim. 

Bundan yıllar önce bana deseler ki ''Yiğit senin kombinen olacak, Galatasaray maçına gitmeyeceksin. Gitmemeyi bırak maçı da izlememeyi tercih edeceksin.'' Gülerdim. Ama yaşandı. İyiki de gitmedim. Zaten kazandık. O yüzden hiçbir şey önemli değil.

Yoğurtçu Parkı, Aslı, Ayşe, İlker, Erdinç, Recep, Alican, Fourfourtwo Kasım sayısı, bisiklet, ateş, Kuyt ve alınan 3 puan. Stada gitsem belki de ilerde böylesine hatırlayacağım bir maç olmayacaktı. Ama şimdi 8 Mart 2015 dendiğinde asla unutamayacağım bir maç olarak direkt söyleyeceğim. Beşiktaş maçı 22 Mart. Stada girmek mi yoksa parkta radyodan dinlemek mi? Arkadaşlar girmeyelim derse girmem. Hem belki yine kazanırız, kazanırsak zaten maça girmişim, girmemişim çok da önemli değil.

Fenerbahçe ile yaşamaya devam.

19 Ekim 2014 Pazar

Bruno Alves Cezalandırılmalıdır


Mücadele'ye çok iyi başlıyorsun, ezeli rakibin sahasında, 40 bin kişi önünde gayet iyi bir oyunla 45 dakikayı oynuyorsun. Pozisyonlar buluyorsun, pozisyon vermiyorsun, adeta sezonun oyun anlamında zirvesine çıkıyorsun. İlk yarıyı bir şekilde gol bulamasan bile 0-0 tamamlıyorsun. Herkes takımdan da, oyundan da, oyunculardan da çok memnun. Bir şekilde o gol gelecek inancında.

2.yarı başlıyor, ev sahibi 2.yarıya evinde oynamanın avantajı ile biraz gazla başlıyor. Ancak ondan sonra Alves diye bir adam çıkıyor ve milyonlarca Fenerbahçe'yi üzüyor. 10 takım arkadaşına ihanet ediyor.

Faul yapmanın inanılmaz gereksiz olduğu bir yerde % 100 doğru bir kırmızı kartla oyun dışında kalıyor ve işleri kötü bir yere çekiyor. Bu dakikadan sonra takım istediklerini sahaya yansıtamıyor, bu dakikadan sonra hocamız istediği hamleleri yapamıyor, bu dakikadan sonra ev sahibi daha da moralleniyor, ev sahibi takımın taraftarları daha da gaza geliyor. Kısacası her şey Fenerbahçe için kötü, Galatasaray için iyi oluyor. Hoş bu kırmızı karttan sonra Kadlec o pozisyonu atsa belki de bu kadar sert şekilde Alves'i eleştirmeyecektik.

Bruno Alves, Fenerbahçe'nin 32 yaşında Portekiz milli takımında banko oynayan oyuncusu. Derbi maçında gördüğü saçma kart yüzünden takımını yaktı. Galatasaray'a karşı kaybettik ama daha ligin başı, maç telafi edilir ama Alves'in hatasını es geçmemek, yeni Alves'lere koz vermemek lazım.

Volkan, Emre, Meireles. Fenerbahçe'nin emeklerini çalan oyuncular, yaptıkları skandal hatalar ile beraber bizi üzen oyuncular. Bunun tek nedeni bu oyunculara verilmeyen cezalar, bu oyuncuların kulübü babalarınn çiftliği gibi görmeleri. Alves bu hareketinden dolayı derhal cezalandırılmalıdır. Maç sonrasında derhal kontratı feshedilsin, derhal kovulsun diyenler oldu. Bence o kadar da değil ama büyük para cezası alsın. 250-500 bin euro civarı para cezası verilsin. Bir daha ne Alves, ne Emre ne de Meireles o tarz bir hareket yapamasın. Sahada mücadele eden arkadaşlarının emeklerini, bizlerin mutluluklarını çalmasınlar. 

Taktik, teknik, saha yerleşimi, oyun mesafesi, alan daraltma, hızlı futbol, pres, hocanın hamleleri, kademe falan gibi bir çok etkenin heba olmaması için Alves'lerin bu tarz hareketler yapmaması lazım. Umarım Fenerbahçe yönetimi derhal gereken cezayı verir Fenerbahçe futbol takımında bundan sonra herkes o formanın ağırlığını bilerek futbollarına devam eder. Yoksa yaptırım gelmediği takdirde bu tarz hareketler her derbi tekrarlanmaya devam eder.

17 Nisan 2014 Perşembe

Kemik Kadro


Fenerbahçe kadın basketbol takımının son maçına gittiğimde Caferağa Spor Salonu'nda oynuyorduk. Şubeye bu kadar uzak bir taraftarım. Aslında Caferağa günlerinde elimizden geldiğince Euroleague ve derbilere gidiyorduk. Burada iyice koptuk. Öncelikle bunun için özür dileyip şunu da söyleyeyim ; Formanın hakkını verenler asla yalnız kalmaz diyoruz ama bu koca bir yalan, demek ki sadece futbol takımının formasının hakkını verenler asla yalnız kalmıyormuş.

Aslında bunun nedenleri var, cebimizde çok para olsa, istediğimiz an, istediğimizi yapma şansımız olsa çok kez kadın basketbol maçına giderdik ama maddi olarak iyi durumda olmadığımızdan para harcama işini sadece Fenerbahçe'nin futbol takımı için yapıyoruz. Sadece onun için cefa çekiyoruz. Bu da bizim en büyük eksikliğimiz.

Yine de kendime bu kadar suç atmayayım, Fenerbahçe kadın basketbol takımının normal lig maçları dahil çoğuu maçını FB Tv'den takip ediyorum. Bu gayet doğal, bunu sadece bilgi için yazıyorum. Bakın ben ilgiliyim demek için değil.

Fenerbahçe kadın basketbol takımı bu sezon Euroleague'de 18'de 18 yaparak finale çıktı. Ben bu maçların 10 tanesini ancak izlemişimdir. Galatasaray ile finale çıktığımızda ise çok şey değişti.

Ben dahil çoğu taraftarın finale bakışı değişti. Kazanırsak çok fazla sevinecek, kaybedince çok fazla üzülecektik, kaybettik.

Fenerbahçe kadın basketbol takımı 18'de 18 ile geldiği finali özellikle kötü ilk çeyrek performansı ile kaybetti ve Avrupa ikincisi oldu. Geçen sezondan sonra bir kez daha Avrupa'nın finalinde olmak güzel olsa da bir kez daha kaybetmek sinir bozucu.

Yenilgi sonrası çok üzüldük, yenilgi sonrası çok düşündük, Galatasaray'ın kazanması bizi daha da üzdü. Belki de Ekaterinburg'a temiz 40 sayı yiyerek kaybetsek kimse bu kadar üzülmez, bu kadar öfkelenmezdi. Ancak burada işler değişti. Hem rakipten daha fazla para harcayan takım olduğumuz için, hem de rakibin sıkıntılar yaşadığı için çok daha üzüldük.

Ancak bizim sevincimiz de üzüntümüz de Caferağa'da her maç tribüne giden, yeni salona geçildikten sonra kombine alan, maçlara giden kemik kadrodan fazla olamaz. Ben takımdan özür diliyorsam, onları yalnız bıraktğımız için kendi kendime üzülüyorsam, takım da her maç tribüne giden o kemik kadrodan özür dilemek zorunda. Bana değil ama onlara bir Avrupa şampiyonluğu borçları var. 


Son olarak da şunu söyleyeyim, Fenerbahçe kadın basketbol takımına elinden gelenin fazlasını yapan, hapisten çıktıktan sonra bile hemen onların maçına giden, bu sezon yeni salonda çok kez maça giden, takımı Rusya'da maçlarda yalnız bırakmayan Aziz Yıldırım'a da bir kupa borcu var.

11 Nisan 2014 Cuma

18'de 18 İle Finale



























18'de 18 ile finaldeyiz. geçen sezon da final oynamış ancak kaybetmiştik. Bir sezon yine finaldeyiz. Bu kez olur mu? Pazar günü 16:00'da final oynuyoruz. Rakip ebedi dost, ezeli rakip Galatasaray. Türk sporu için unutulmaz bir gün olacak. Kazanan biz olalım.

6 Nisan 2014 Pazar

Kart Raporu


































Galatasaray derbide Fenerbahçe'yi Sneijder'in golüyle 1-0 yendi. 90 dakika içinde sadece 30 saniye doğru işler yapan Galatasaray iyi bir organizasyonla golü attı ve derbiyi kazandı. Mücadelenin 89 dakika 30 saniyesi her iki takımda da futbol adına bir şey yoktu. Bülent Yıldırım verdiği ve vermediği kartlarla maçın önüne geçti. Bir Galatasaray-Fenerbahçe mücadelesi daha sahada futboldan çok diğer etkenlerin konuşulacağı maç olarak kayıtlara geçti.

28 Aralık 2013 Cumartesi

Derbi Motivasyonu


Fenerbahçe Altyapı takımları bugün 3 farklı kategoride - 14, 15, 16 yaş - Galatasaray ile karşılaştı. Fenerbahçe için Galatasaray maçları her zaman çok önemli olmuştur. Bunu taraftarlar biliyor. Mesele alt yaş kategorilerinden oynayan oyunculara da aşılamak. Doğru mu, yanlış mı tartışılır ama Fenerbahçe altyapı takımları Galatasaray ile yaşadığımız rekabetinin ne boyutta olduğunun birazcık farkına varırsa iyi olur. Bugün o tribünlere giden, tezahuratları, pankartları, meşaleleri ile nefis atmosfer yaratan tüm taraftarlarımızın, ellerine, ağızlarına, ayaklarına sağlık.


12 Aralık 2013 Perşembe

Galatasaray 1 Juventus 0


Ülke puanı, ülke başarısı, Türk bayrağı gibi konulara girmiyorum. Galatasaray'ın Avrupa'da oynadığı maçlarda doğal olarak rakiplerini destekliyorum. Eğer futboldan zevk alıyorsak, eğer futbolu bir oyun olarak görüyorsak onlar da bizim maçlarda rakipleri desteklesin. Bu çok doğal. 

Fotoğrafı bile zor seçtim, en Galatasaray ile alakasız fotoğraf bu. Başlık kolay, skoru yaz geç. Ama o başlık bile beni üzmeye yetiyor. Galatasaray Juventus maçı öncesinde Juventus’un bu maçı alacağını söylesem de işin taktiğine, ilk maç oynanan oyuna, Galatasaray’ın bu tarz maçlarda sahaya koyduğu oyuna baktığımda Juventus’u şanslı görmüyordum. Galatasaray yenilmez ancak turu Juventus geçer diyordum. Gollü beraberlik maçla ilgili tek beklentimdi.

İlk gece maç başladığında bunu gördük. Galatasaray net şekilde daha iyi oynarken müthiş bir kar başladı. Daha sonra hakemin bir an kimsenin ne yaptığını anlamadan verdiği ‘’Erteleme’’ kararı derken biz iyice makara yapıyor, Galatasaray’ın tur atlayacağı ihtimalini kafalardan siliyorduk.

Bir gün sonra yine ‘’Galatasaray’ın tur atlaması stresi’’. Galatasaray Avrupa Kupası maçına çıkıyor ancak ben de heyecan yapıyordum. Belki de Avrupa’nın Fenerbahçe için daha önemli olduğunu düşünen benim için böyle. Galatasaray’ın geçen yıl yakaladığı Avrupa başarısından sonra bu sene de aynı seviyeye gelmesi beni üzecekti.

Mücadele bir gün sonra berbat  zeminde kaldığı yerden başlıyordu. İş yerinde sessiz bir şekilde maçı izliyor. Her geçen saniye 0-0'a kilitlense gibi gözükse de yine de içimde kötü bir his vardı. Sırf Ercan Taner’in maç sonunda ‘’Zor oldu ama oldu’’ diyeceğini tahmin ettiğim için, sırf Galatasaray taraftarlarının iki gün üst üste cefa çektiği için bir hediye alacaklarını düşündüğüm için, sırf Kutay’ın maça gittiği için bile o golün geleceğini biliyordum. Geldi de. Sneijder Buffon’u avladı ve Galatasaray’ı Avrupa’nın en iyi 16 takımı arasına yazdırdı.

Avrupa’nın en iyi 16 takımı arasında Galatasaray, Avrupa’da üst üste gruplardan çıkan Galatasaray… Bu cümleler beni üzüyordu. Ezeli rakibimin Avrupa kupası oynuyor olması beni ne kadar üzüyorsa, tur atlaması iki katı üzdü. Bizim avrupa'dan men ediliğimiz yıl ezeli rakibimizin oralarda olması hoş değildi.

Galatasaray’lı taraftarlar, milyonlar çocuklarına anlatacak hikaye bulmuşken, biz Fenerbahçe taraftarları ya da Galatasaray’ı sevmeyen, tabii bunu sadece sahada kazan-kaybet olayına indirgeyen taraftarları üzülüyordu.

Galatasaray’lılar bir üst tura çıkmanın tadını çıkarırken, bizler Juventus maçı yüzünden kötü bir gün geçiriyorduk, üzülüyorduk.

Buradan Juventus camiasına ve Conte’ye selamlarımı yolluyorum. Bir de başbakan Pirlo var. Başbakan değil, muhtar Pirlo.

14 Kasım 2013 Perşembe

Fenerbahçe 2 Galatasaray 0


Fenerbahçe-Galatasaray maçının üstünden günler geçti. Fenerbahçe çok akıllı oynayarak Galatasaray’ı rahat bir şekilde 2-0 yendi ve ezeli rakibi ile arasındaki farkı 9’a çıkardı.

Fenerbahçe de, Galatasaray da maça kontrollü başladı. Tam bu arada Fenerbahçe’nin penaltı kazanması ve golü gelince bu oyunu daha da kontrollü duruma getirdik. Aslında burada kontrollü oynadık falan diyoruz da Galatasaray’ın belki de yıllar sonra bir derbide bu kadar etkisiz olduğunu gördük. Tribünde ben dahil çoğu kişi ‘’ 3 gün oynansa Galatasaray yenemez’’ görüşüne hakimdi. Zaten bu tribünlere öyle bir yansıdı ki, dakikalar 70’i falan gösterdiğinde rakiple makara yapan tezahuratlar başladı. 

Mücadelenin ilk yarısı nasıl geçtiyse 2.yarısı da öyle geçti. Kontrollü ve sıkıcı futbol vardı. Tribünde biz kendimizden geçerken, 3 puanı böylesine rahat almak hepimizi mutlu etmişti. Şampiyonluk yolunda emin adımlarla gidiyoruz ama daha henüz biten hiçbir şey yok.

Akıllı futbol, iyi savunma, kötü Galatasaray maçın 3 kilit noktasıydı. 



8 Kasım 2013 Cuma

#KralveSinyor'un Hikayesi


Avea'dan Fenerbahçe-Galatasaray maçına özel güzel bir reklam filmi. Can Bartu ve Metin Oktay gibi iki büyük efsanenin unutulmaz forma değişimi. ''Reklam filminde Türk futbol tarihinin efsane iki ismi, Galatasaray’ın eski kaptanı Metin Oktay (Kral) ve Fenerbahçe’nin eski kaptanı Can Bartu’nun (Sinyor)’un,1969 yılında Mithat Paşa Stadı’nda karşı karşıya geldikleri FB-GS derbisine yer veriliyor. Bu unutulmaz maçın spikerliğini yapan Halit Kıvanç tarafından seslendirilen reklam filminde hikaye, maça ait siyah beyaz görüntüler eşliğinde anlatılıyor.'' Metin Oktay'a Allah'tan rahmet dilerken, Can Bartu'ya Allah uzun ömür versin. 

30 Nisan 2013 Salı

Cappie'nin Basketi


Cappie Pondexter son saniye şutunu sokuyor ve Galatasaray'ın başkanı, futbol takımı teknik direktörü, eşi, kızı kahroluyor. Onları böyle görmek bizi mutlu ediyor.