Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2024 Cumartesi

Fareler ve İnsanlar


2018 yılında Fareler ve İnsanlar oyununa gitmiş ve burada yazmıştım. 6 senenin ardından bu oyunu izlerken hissettiklerimi eski yazıyı okuduktan sonra görmek oyunun ne kadar gerçekçi olduğu açısından iyi bir veri. Aradan geçen yıllar ancak seyirciye geçirdiği duygu aynı.

Elbette o yazıda söylediğim detayların hepsine bugün yine katılıyorum. Ancak o yazıdan farklı olarak herhalde benim bu kez bu oyuna daha hakim olma sebebim oyunu en önden izleme şansı bulmam. Direkt her anlarına hakim oldum. Hatta final sahnesinde ıslandım.

Aslında bu yazıyı kısa kesebilirdim çünkü dediğim gibi 2018'den 2024'e farklılıklar yok ancak bazı şeylerden yine bahsetmem lazım. Volkan Dinç ve Erdem Irmak. Kusursuz oyunculuklar. İzlerken yine mest oldum. Volkan Dinç. Oyundaki adıyla Lennie Small. Bir oyuncu bu kadar gerçekçi oynar. Konuşmadığı anlarda bile sahnede duruşuyla bir rolün hakkı nasıl verilir gösteriyor. Zaman zaman konuşmadığı anlarda bile sadece onu izledim. Erdem Irmak Lennie'nin her şeyi. Daima ona destek ve yanında olan insan. Oyun boyunca her anın hakkını veren bir performans.

2024 Türkiye'sinde sadece 20 TL verip bundan daha kaliteli, keyifli 150 dakika geçirme şansımız yok. Kocaeli'de ya da herhangi bir şehirde yaşayan insanların şehir tiyatrolarına bu kadar ilgi göstermesi de boşa değil. Kocaeli'de oynanan her oyun tamamen dolu salon önünde oynanıyor. Biletler çıktığı gibi bitiyor. Belediyenin sitesini takip edin.

Sonuç olarak her oyun izlediğimde aynı saygıyı duyuyorum oyunculara. Sadece o salondaki bizler için o sahnede performans göstermeleri bana hep çok iyi geliyor. Klasik tiyatro ritüeli olan oyuncuları alkışlama anı da oyuncuların ne kadar destek aldığını gözler önüne seriyor. Önce yan roller ile başlıyor, alkışlar ayağa kalkarak devam ediyor ve en sonunda başrol olan oyuncuların gelmesi, tüm salonun ayağa kalkması, dakikalarca alkışlaması, oyuncuların gözlerinden ve yüzünden okunan mutlulukları ve insanların keyifle evlerine yolculuğu.

24 Ocak 2023 Salı

Vişne Bahçesi

Bloga tiyatro yazıları yazdığım zaman sonuna ''Bundan sonra daha sık gideceğim.'' tarzı cümleleri eklesem de hayat öyle devam etmedi-etmiyor. Tiyatro sahnelerinden uzak kalıyorum. Gitmiyorum. Bilet fiyatının sadece 10 TL olduğu bir yerde vakit yaratıp da tiyatroya gitmeyi tercih etmiyorum. O yüzden bu yazı sonrası da şöyle tiyatro kurdu olacağım, böyle salonlardan çıkmayacağım gibi ifadeler kullanmayacağım. Vakit yaratırsak ve gitmek istersek gideriz.

2023'e ise tiyatro seyrederek başladım. Cumartesi günü 15:00 seansına bilet alarak arkadaşımla beraber İzmit SDKM yolunu tuttum. Oyunun adı Vişne Bahçesi. Elbette Vişne Bahçesi oyunu benim büyük bir hevesle gittiğim oyun oldu çünkü kazandığı ödüle saygım var. 1-2 ay önce İstanbul'da Göksel Kortay'ı canlı dinleme şansı buldum. O Afife ödüllerinin öneminden bahsediyordu. Göksel Kortay ayrıca en iyi tiyatroyu seçen jüride vardı. Her yıl yüzlerce oyun izleniyor, yüzlerce oyun değerlendiriliyor ve belli oyunlar kazanıyor. Vişne Bahçesi tam 7 dalda adaylık aldı. Bu 7 daldan en iyi oyun, en iyi hareket düzeni ve en iyi dekor tasarımı ödüllerinin sahibi oldu. En iyi oyun ödülünü kazanmış bir oyuna giderken heyecan duymam son derece doğal elbette. 264 oyun arasındaki en iyi oyun.

Salon tamamen dolu, yine oldukça heyecan duyan yüzlerce seyirci ve oyun başlamak üzere. Salon kararıyor, sessizlik başlıyor ve ardından sahne.

Tiyatro oyuncularına büyük saygı duyuyorum çünkü bizlerin karşısında o an oyun oynamak nedense bana çok zor geliyor. Yaptıkları işi hem zor buluyorum hem çok değer veriyorum.

Vişne Bahçesi Anton Çehov imzalı bir oyun. Yaşadıkları maddi sıkıntılar nedeniyle vişne bahçelerini satmak zorunda kalan bir ailenin hikayesini anlatıyor. Zor günler çeken insanların yaşadıkları yere veda ederken duyguları, çiftliği ve bahçeleri satın olan zengin kişinin ise günümüzde devamlı karşımıza çıkan zengin şımarıklıkları, alaycı bakışları, cümleleri. 

Sesler, sahne değişiklikleri, oyuncuların reaksiyonları, oyuncu değişiklikleri olağanüstü. Elbette ben bir tiyatro analizi yapacak değilim. Sadece beğendiğim detayları söylüyorum.

Mesela bir sahnede ön tarafta konuşma yapıyorlarken arka tarafta dans eden insanlar vardı. O an bir kapı açılıp kapanma sahnesi vardı ki sesin önce artması sonra kapanması ve bunun sadece 2 saniye içinde bizlere yanstılması olağanüstü bir sekanstı. Bayıldım.

120 dakika nasıl geçti anlamadım.

Tiyatro sonunda seyircilerin alkış ritüellerine bayılıyorum. Önce cılız alkışlar ve daha sonra herkes en beğendiği oyuncuyu daha çok alkışlıyor. Hatta daha çok beğendiği oyuncu sırasında ayağa kalkmayı tercih ediyor. Şahane olay.

Kocaeli'de fırsatı olan varsa bu şahane oyunu mutlaka izlesin. Başta dediğim gibi biletler 15 TL'den-ben gittikten sonra zam geldi- satılıyor ve anında bitiyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi resmi sitesini takip ederek ulaşabilirsiniz. Instagram hesaplarından da paylaşılıyor.

2023 hayatımda en çok tiyatroya gideceğim yıl olacak. Kişisel hedef.

9 Nisan 2018 Pazartesi

Tiyatro: En Kısa Gecenin Rüyası


2018 hayatımda en çok tiyatroya gittiğim sene olmaya devam ediyor. Bir arkadaşımın daveti üzerine Kadıköy Moda Sahnesi'nde sahnelenen En Kısa Gecenin Rüyası isimli oyuna gittik.

Cumartesi 20:30'da Moda Sahnesi'nde yerimizi aldık. Salon çok enteresandı. İki tarafta da tribün, iki tarafta da seyirciler. Oyuncular tüm salonu kullanarak, sürekli bir tarafa bakmadan, daha çok yan şekilde oyunlarını oynadılar.

En Kısa Gecenin Rüyası William Shakespeare'nin yazdığı bir oyun. Timur Acar, Didem Balçın, Onur Ünsal, Mert Fırat, Beyza Şekerci, Melis Birkan, Murat Tüzün, Volkan Yosunlu, Ezgi Coşkun, Caner Erdem, Mert Şişmanlar, Hasan Demirtaş, Alper Baytekin ve Çağlar Yalçınkaya gibi oyuncuların yer alıyor.

Oyuna gitmeden önce popülarite sebebiyle Mert Fırat, Melis Birkan, Timur Acar gibi oyuncular ön plana çıksa da açıkcası bu oyuncular evet müthiş bir enerjiyle, müthiş oynuyor ancak Volkan Yosunlu ve Caner Erdem gerçekten bizleri en çok keyiflendiren, en çok güldüren 2 oyuncu oldu.

Oyun inanılmaz bir tempoda ilerliyor. Durmuyorlar. 2 saat 25 dakika gibi uzun bir süre acayip bi hızla akıyor. Sürenin nasıl geçtiğini anlamadık. Oyun sonrası arkadaşlarla konuşurken oyuncuların sporcu kondisyonuna ihtiyacı olduklarını söyledik. Sahnede sürekli hareketler, yere oturup yerde sürünmeler, merdivenleri sürekli çıkmalar, sürekli tribünlerin etrafında dönmeler derken çok yorulduklarını düşünüyorum.

Mert Fırat acayip karizma, acayip iyi bir oyuncu. Ancak burada dikkat çeken Mert Fırat'ın sanata olan sevdası. Mert Fırat şu an Ufak Tefek Cinayetler isimli dizide oynuyor, dünya kadar para kazanıyor. İstese tiyatro yapmaz, keyfine bakar. Ancak o haftada bir kaç kez gelip oyun oynuyor, keyif alıyor. Filmler, diziler ve reklam çekimleri devam ederken vaktini tiyatroya harcaması büyük hareket. Oyun sonrası yanına gidip tebrik etmek ve teşekkür etme şansı da yakaladık. Bizlere davranışı, gelin üst tarafta ışık daha iyi orada çekilelim demesi, sürekli geldiğimiz için teşekkür etmesi hoşumuza giden şeyler oldu. Mert Fırat oyunculuğu dışında ve toplumsal olaylara karşı duruşu ile beraber her zaman sevdiğim bir oyuncu olmuştu. Burada iyi bir insan olduğunu da görmüş olduk. Mert Fırat gerçekten kızların hayran olabileceği bir kişiymiş.

Melis Birkan da güzel ve sempatik bir oyuncu. Komedi oyunlarında da iş yapabileceğini gördük. Keyifle izledik. 

Timur Acar da baya iyi oyuncuymuş. Kendisini Fenerbahçe kimliği ve filmlerden çok iyi tanıyoruz. Ayrıca oyunu izlediğimiz Moda Sahnesi'nin de kurucuları arasında. Yani ciddi bir tiyatrocu.

Şiveli oyuncular oyuna büyük renk katmış. İnternette bir kaç yorum okudum da beğenmeyen de çokmuş.

Oyuncuların eğlendiğini görmek beni çok mutlu ediyor. Yaptıkları işten büyük keyif alıyorlar. 

Eşek kafası.

Modern dans sahnesi ve Bergama Köy Oyunu sahneleri baya iyiydi. Eğer izlerseniz hak verirsiniz.

Oyunun müzikleri olağanüstüydü. Can Güngör imzalı. Bu konuyu yazarken bir kez daha açıp dinledim de gerçekten her saniyesini kafamda tekrar yaşadım. Bu da müziklerin ne kadar iyi olduğunu gözler önüne seriyor. Buradan sizler de dinleyebilirsiniz.

Seyircilerin karşılıklı oturmaları güzel detay. Karşıda yer alan oyuncularının tepkilerini an ve an görebiliyoruz. Ayrıca oyun interaktif bir oyun. Seyirciyi de dahil ediyorlar. Bu sayede de oldukça keyifli anlar yaşadık.

Tiyatro oyunu esnasında bir insan neden telefonunu alma ihtiyacı hisseder. Bu anlarda hemen yeşil lazerle müdahaleler gecikmedi.

Moda Sahnesi'nde ilk kez oyun izledim. Gayet güzelmiş. Ayrıca çalışanların insanlara güler yüzlü davranması da iyi detay.

www.modasahnesi.com adresinden oyunlara bakabilir sizler de gidip bu keyifli oyunu izleyebilirsiniz. Fiyatlar da normal bence.

Hayatımda izlediğim en iyi oyunlardan biriydi.


3 Şubat 2018 Cumartesi

Tiyatro: Azizname


Bir arkadaşımın daveti üzerine İzmit Sabancı Kültür Merkezi'nde seyrettiğim oyun. Aziz Nesin'in öykü ve taşlamalarından oluşan bir oyun. Yücel Erten tarafından sahneye uyarlandı. Yaklaşık 3 saat sürdü.

Emre Altuğ, Bülent Çorak, Zühtü Erkan, Pınar Gülkapan, Hande Kaptan, Berk Sezenler, Burak Şentürk ve Fatih Topçuoğlu'nun oyuncu listesi. Piyanonun başında da İklim Tamkan var.

Açıkcası oyunu baştan sona keyifle, baştan sona mutlulukla izledik. Bazı sahneler oldukça güldük. Memleket güzellemeleri ile, siyasi göndermelerle, atıflarla, müziklerle, kostümlerle oldukça iyi bir oyun izledik.

Emre Altuğ beklediğimden daha iyi bir oyunculuk sergiledi. Anlık doğaçlamaları, takıldığı yerlerde yaptığı anında hazır sözler, seyirciyi arkasına alarak sahneyi uzatması ve güzel sesi ile beraber oldukça iyiydi. 

Emre Altuğ'un ''Sıcak'' şarkısını söylemesi.

2 tane kadın oyuncu vardı. Hande Kaptan ve Pınar Gülkapan. İkisi de oldukça iyi oyunculardı ve oldukça güzellerdi. Özellikle Hande Kaptan sempatikliği ile beraber bir tık öne çıktı.

Oyunun en efsane anları seyircileri selamladıkları ve sahnede müzik çaldıkları anlardı. Seyirciden en çok alkışı aldıkları sahneler bunlardı.

Yalnız oyuncular belli büyük keyif alıyorlar oynamaktan. Onu hissedebiliyoruz. Dans ettikleri sahneler, 3 saat boyunca düşmeyen enerjileri, birbirleri ile şakalaşmaları gerçekten tiyatro oyuncusu olmak keyiflidir. Belki dizi ya da sinema kadar çok para kazanmıyorlar ama seyirciden anlık tepkiler almak bana çok iyi bir şeymiş gibi geliyor. Bu his tüm oyuncuları kazandıkları paralardan daha mutlu ediyor olabilir.

Eğer imkanınız varsa İstanbul'da sahnelenmeye devam ediyor. Gidip 3 saat boyunca keyif almanız mümkün. Biletler burada

23 Ocak 2018 Salı

Tiyatro: Keşanlı Ali Destanı

2018 hayatımda en çok tiyatro oyununa gittiğim yıl oldu. Özellikle ilk gittiğim oyundan sonra seçtiğim oyunlar benim tiyatroya olan ilgimi daha da arttırdı. İlk oyun o kadar iyi değildi ama sonra gittiğim 2 oyun harikaydı. Büyük keyif aldım.

Cumartesi saat 15:00'de Keşanlı Ali Destanı oyununa gittim. Oyun Haldun Taner'in efsane olmuş eseri. Sineklidağ sakinlerinin ve Ali'nin hikayesini anlatıyor. Çamur İhsan, Ali ve Zilha başrol oyuncuları. Çamur İhsan Zilha'nın dayısı, Zilha Ali'nin aşık olduğu kız. Bir gün Zilha'nın amcası öldürülür ve suçu Ali'nin üstünde kalır. Hapise girip çıkan Ali bu işin kendisine ün, şan ve şöhret getirdiğini görünce hayatını buna göre yaşamaya başlar. Ancak bir süre sonra yine de aşkından dolayı Zilha'ya açılır.

Oyun 2 perde olarak oynanıyor. Toplam süresi 2 saat 15 dakika.

Özellikle şimdi adını bile hatırlayamadığım bir oyuncu vardı ki bana göre en iyi performansı o sergiledi. Ali rolünü oynayan aşağı koyduğum fotoğrafta oturan kişi. Benim oyunculuğunu beğendiğim kişi ise onun tam arkasında ayakta duran kişi. Ali rolündeki oyuncu da gayet iyiydi.

Oyunun seyirci ile bir arada ilerlemesi güzel. Bazı sahneler bizden de destek aldı. Yalnız herkes oyuna konsantre olduğu için bir sahnede oyuncular bize bakıp bir şey söyleyince kimseden hareket olmadı. Bir oylama sahnesinde kabul edenler dedi, baktı ses yok, ışıkları açtırdı, tekrar tekrar söyledi, o zaman elleri kaldırdık. Keyifli bir sekans yaşadık.

Müzikal oyunlar keyifli oluyor. Bu oyunda da onu gördük. Zaten ana şarkıyı bilenler vardır. Bilmeyenler buradan dinleyebilir.

2012'de İstanbul'dan gelen oyunla beraber Keşanlı Ali Destanı'nı izlemiştim. O kadro Türk tiyatrosunun usta isimleriyle oynanmıştı. Dekoru da, oyunculukları da daha iyiydi. Ancak bu da çok iyiydi.

Özellikle Kocaeli'den bu yazıyı okuyacaklara hatırlatma. Keşanlı Ali Destanı 1 Şubat 20:00, 2 Şubat 20:00, 3 Şubat 15:00 ve 20:00 saatlerinde Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde sahnelenecek. Bilet fiyatları 8 ve 5 TL. Biletler buradan.

Her geçen gün daha da hakim oluyorum, daha da seviyorum. Tiyatrolara gitmeye devam edeceğim.

5 Ocak 2018 Cuma

Tiyatro: Fareler ve İnsanlar

15 Aralık tarihinde gittiğim HAK oyunundan sonra 2018 yılının hemen başında tiyatro dönemini açtık. Açtık diyorum çünkü bundan sonra istikrarlı bir şekilde gitmeye devam edeceğiz.

Perşembe akşamı saat 20:00'de yine Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde yerimizi aldık. Bir önceki oyuna göre bu kez salon tamamen doluydu. Zaten Kocaeli'de tiyatro konusunda ciddi bir ilgi var. İnsanlar zaman ayırıp gidiyorlar. Özellikle şehir tiyatroları da fazla para vermeden tiyatro keyfi yaşamak isteyen insanlar için harika bir olay.

Dünya klasikleri arasında yerini almış ve John Steinbeck tarafından yazılan Fareler ve İnsanlar kitabından sahnelenen oyun 1930'lu yıllarda iki gezgin çiftlik işçisinin yaşadıklarını ve toplum içinde karşılaştıklarını anlatıyor.

Tiyatro konusunda analiz yapacak bir bilgim yok ancak yine de bir şeyler söylemek gerekirse özellikle oyunun müziğini çok sevdim. Sahne değişiklikleri daha biz görmeden ya da daha hızlı şekilde yapılabilir mi bilmiyorum. Oyunda 10 tane oyuncu + bir adet köpek rol alıyor. 10 oyuncu var ama iki tanesi gerçekten çok başka seviyede olduklarını bizlere gösterdi. İlki Lennie rolünde aklı kıt bir kişiyi canlandıran Volkan Dinç ve diğeri Lennie'nin arkadaşı George rolüyle Erdem Irmak. Özellikle Volkan Dinç oyunculuk nasıl yapılır dersi veriyor. Sanki yıllardır hayatını engelli olarak sürdürüyor ve öyle yaşıyor gibi rolüne hakim. Gerçekten oyun sonunda öyle çıkmış olsa şaşırmazdım. Kusursuz. Erdem Irmak da yine neredeyse tüm sahnelerde olmasına rağmen ne bir cümle unutma ne bir konsantre kaybı yaşamadı. Bu iki oyuncu dışında diğer oyuncular da çok iyiydi ancak bunlar özellikle parladı.

Oyun sonunda salonu dolduran izleyiciler gereken alkışları verdi. Özellikle Volkan Dinç ve Erdem Irmak ayakta alkışlandı. Yani salon da benim gibi düşünüyor. Ayrıca oyun sergileyen insanlara hemen orada performansları nedeniyle alkış tutmak bile güzel olay. 

Aydın Sigalı yönetmenliğinde Erdem Irmak, Volkan Dinç, Yaşar Özveri, Veysel Sami Berikan, Nuri Karadeniz, Utku Oğuz, Ferdi Yıldız, Mete Elgün, Azer Şelte, Pınar Ünsal ve köpek rolüyle Çapul oyuncu kadrosu.

Dram olmasına rağmen yer yere güldüren de bir oyun.

Oyunda köpek olması güzel hareketti. Şanslı da, tiyatro sahnesinde hayatını devam ettiriyor.

2 perde olarak sergilenen oyunun süresi 2 saat 30 dakika.

Cumartesi 15:00 ve 20:00 seanslarına bilet bulmanız mümkün. Eğer siz de bu mükemmel oyunu izlemek istiyorsanız 8 TL'ye-öğrenci ve öğretmen 5 TL- bu keyfi yaşayabilirsiniz. Zaten Cumartesi'den sonra bu sezon bir daha gösterime girer mi bilmiyorum.

Hayatımda çok tiyatro izleyen biri değilim ama şimdiye kadar oyuncu performansları, müziği ve dekoru ile beraber en çok beğendiğim ve hemen yarın bir daha gitmek isteyeceğim oyun oldu. Bakalım bu oyundan daha iyi bir oyuna denk gelecek miyim...

15 Aralık 2017 Cuma

Tiyatro: HAK


Tiyatrolara gitmeye devam edeceğim dedikten sonra 4 yıl herhangi bir oyuna gitmemem? Gerçekten düşününce sadece 8 TL'ye satılan biletle gidilen ve keyifle geçirilen zaman varken neden tercih etmiyoruz acaba? Ya gerçekten keyif almıyoruz ya da tiyatroyu kenara atan daha büyük keyifler aldığımız aktiviteler var. Belki de gidecek kimse bulamamaktan dolayı gitmiyoruz. 

Cuma günü akşam 20:00'de başlayan oyun 45 dakika sürdü. 45 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadık. 3 tane kadın oyuncunun sahnelediği bir dram. Zuhal Gencer Erkaya, Eylem Tanrıver, Senem Akman gibi 3 tane yetenekli kadın oyuncunun oynadığı bir oyun. Bilinmeyen bir gün, bilinmeyen bir ay bir yerde silah patlar. Ancak insanlar hayatlarına o patlayan silah sesine rağmen devam ederler. Susmaya, görmezlikten gelmeye devam ederiz. Çocuklar ölür, çocuklar acı çeker, savaşlar çıkar, savaşlar biter. Ancak hiçbir şey olmamış gibi. Bir gün silah patlamadan, bir çocuk ölmeden, bir insan ölmeden dönüp bakabilmek lazım. Duyarlı olmak lazım.

Müzikler, ışıklar, oyuncu performansları ile beraber kısa ama net şekilde anlatılan bir hikaye. 

Bir gün zaman yaratırsanız Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde bu oyunu izleyin.

7 Mayıs 2013 Salı

Tiyatro: Rasat Zamanı


Bu sezon tiyatro'ya daha sık gideceğiz dedik, öyle de yapıyoruz, ara ara gitmeye çalışıyoruz, hayatımda en çok tiyatro'ya gittiğim sene, 24 yaşındayken oluyor, tiyatro ucuz, tiyatro daha sıcak, tiyatro daha samimi, oyuncuların sadece bizim için oyun oynamaları insanı mutlu ediyor, önemli hissettiriyor.

Bu sezon gittiğim en güzel oyun buydu. Rasat Zamanı, Barış Falay - burada Barış Falay'ı anlatmak ayıp olur, tanımayan yok, büyük oyuncu, tiyatro geçmişi çok fazla, hep oynuyor-, Ufuk Aşar, Fatih Sevdi, Levent Muratoğlu, Ahmet Mete Elgün, Şafak Karali diğer oyunculardan bazıları. Oyun kısaca deprem gerçeğini umursamayan, hazırlıkları ciddiye almayan, yeteri kadar önemsemeyen yaklaşım biçimlerini mizahi bir biçimde ele alıyor. Kocaeli'de yaşayan herkesin sadece bu yüzden bile gitmesi gereken bir oyun.

Özellikle ilk sarhoş sahneleri, Pazarlamacı sahneleri, arkada atlayan adam en güzel sahenelerdi, tabii kadınların muhabbetleri, klasik mahalle sohbetleri ise çok samimi.

Gidip 1.5 saatinizi ayırıp, sadece 5 TL vererek bu oyunu izliyorsunuz ve oyun süresince hem gülüyor, hem de inanılmaz şekilde salondan mutlu ayrılıyorsunuz. Tüm ekibi ve oyuncuları kutlarım. Bu arada salon doluydu, gelen kitle gayet iyiydi, zaten tiyatro'ya gelen kitle hep daha farklı oluyor.

Daha geniş bilgi için tıks

Tiyatrolara gitmeye, tiyatroları yaşatmaya devam edeceğiz.

24 Ocak 2012 Salı

Tiyatro: Keşanlı Ali Destanı


Blogda Tiyatro etiketi ile yazmış olduğum ilk yazı. Düşünün yani tiyatro'ya ne kadar uzak birisiyim. Türkiye'de zaten çoğu insan uzak. Tabii kalkıp da burada tiyatro'ya gidin diyemem, demem. Daha o cümleyi kuracak kişi olmadım. Eğer tiyatro'ya gitmeye devam edersem derim ama. Hazır olun.

Keşanlı Ali Destanı gibi türk tiyatrosunun kült oyunlarından birisinin geldiğini görünce hemen biletlerimizi aldık. - 40 TL - İtiraf etmek gerekirse oyuncu kadrosu bu tiyatro'ya gitmemize neden olan en büyük etkenlerden.

Sadri Alışık Tiyatrosu ve Keşanlı Ali Destanı. Müzikal bir oyun. '' Büyük kentin eteklerinde yer alan varoşlarda yaşayan ezilen yoksul insanların öykülerini ele alırken gündelik hayatin yanı sıra iktidar,çıkar,aşk iliskileri dolayında gelişen, olaylara da eğlenceli bir yaklaşımla değinen Türk Tiyatrosu'nun kült oyunlarından bir tanesidir.  ''

Kadrosu dedik de kim onlar ; Kayhan Yıldızoğlu, Kerem Alışık, Songül Öden, Mustafa Üstündağ, Tuba Ünsal, Yavuz Bingöl ve Şinasi Yurtsever'in başrolünde olduğu 39 kişilik bir ekip.

Oyunun başlangıcı güzel, arası normal ve bomba bir 2.perde.

Mustafa Üstündağ yani sizin tanıdığınız ismi ile Muro inanılmaz bir oyunculuk sergiliyor. Resmen sahnede parlıyor. Mustafa Üstündağ dışında bir Songül Öden gerçeği var. Müthiş bir oyunculuk. Resmen onun sahnelerinde nefes almıyoruz. Onun dışında Kerem Alışık. Oyun başındaki sarhoş rolü müthiş. Hele o son sahne. Aile'den gelen bir yetenek. Özellikle 2.perde müthiş aksanı ile bizi güldüren Tuba Ünsal da müthiş oynuyor. Yavuz Bingöl ise oyuncu kadrosunun en zayıflarından birisi.

Yavuz Bingöl dedik de bir sahnede bir şarkı başlangıcı vardıki, müthiş. Hep şarkı söylesin.

Teoman Gelmez adında bir genç yetenek vardı. Daha doğrusu ben oynadığı oyundan dolayı böyle dedim. Resmen oyunu ile dikkat çekiyordu. Ancak daha sonra eve geldiğimde 1976 doğumlu olduğunu öğrendim. Genç değildi belki ama müthiş oyuncuydu.

Orkestra çok iyiydi. Bir kere bile hata yapmadılar, bir kere bile yanlış bir müzik girmediler.

Genel olarak oyuncular çok iyiydi, hata yapmadılar. Sadece Yavuz Bingöl ile Songül Öden bir sahnede fazladan oynadılar, o da eğlenceliydi.

Kerem Alışık'ın sahneye çıkamaması ? :)

Gelen kitle de müthişti. Resmen herkes kaliteli. 550 kişilik salonun tamamı dolu. Hatta kenarda sandelyeler var ve onlar da satılmış. Bu sevindiriciydi.

20:15'de başlayan oyun 23:15'de sona erdi. 3 saat izledik, sıkıldık mı? Asla.

Oyun sonrası hemen tiyatro hakkında değerlendirmerle yapmamız güzeldi :) Hatta buraya bu yazıyı yazmam da. Hemen tiyatro uleması olduk. 

Bundan sonra ara ara tiyatro'ya gideceğiz. Herkesin gitmesi lazım. Bu oyun biraz pahalı gibi olsa da normal oyunlar oldukça ucuz. Sinemadan baya ucuz.

Sonuç olarak Keşanlı Ali Destanı güzel bir oyun. İmkanınız varsa mutlaka gidin.

Keşanlı Ali Destanı
Sadri Alışık Tiyatrosu
Başlangıç Yılı : 2011
Kadro :Yazan : Haldun Taner  Yöneten : Ahmet Mümtaz Taylan Müzik : Yalçın Tura Dekor - Kostüm : Barış Dinçel Koreografi : Cihan Yöntem Kostüm : Başak Özdoğan Dramaturg : Aylin Aliveren 
          Oynayanlar : 
Yavuz Bingöl, Kerem Alışık, Songül Öden, Mustafa Üstündağ, Tuğba Ünsal, Kayhan Yıldızoğlu, Şinasi Yurtsever, Serda Kondeler Aktuna, Teoman Gelmez, Ayhan Anıl, Fuat Onan, Utku Demirkaya, Hüseyin İlker, Nurullah Kalkan, Batuhan Pamukçu, Burcu Görek, Derya Kahraman, Ece Duran, Gizem Ertürk, Nihan Ekitöz, Sinem Erten, Sevda Can, Senay Aksoy, Merve Erdoğan, Selin Altıntaş, Didem Polat, Ahmet Irmak, Emir Ünver, Ömer Yiğitoğlu, Selçuk Yerlikaya, Ünal Hakverdi, Zafer Altun, Pelinsu Polat