7 Ekim 2011 Cuma

Maç Günlüğüm # 66


- #twitteradegilbloglarayazın

- Son gittiğim maç 15 Mayıs 2011 Ankaragücü maçıydı. Aradan tam 138 gün geçti. 138 gün sonra Fenerbahçe'nin resmi maçı için Kadıköy'e gidiyorduk. Rakip İstanbul B.Ş.B.Spor. Saat 13:00'da İzmit'ten başlayan yolculuk gece 22:30'da sona eriyordu.

- Fenerbahçe için ne ilk ne de son kez yollara düşüyorduk. Ancak içimizde her zamanki heyecan. Güzel ve güneşli bir İzmit gününden, sahil üzerinden 4 tane sevdiğim abi ile beraber güzel, güneşli ve Fenerbahçeli bir İstanbul gününe gittik.

- Diğer takım taraftarlarını bilmem de bizim maç önceleri çok güzel be. Tabii bu güzellikleri yaşamak isteyenler için. Bağdat Caddesi cıvıl cıvıl. Maç öncesi git otur, alkolünü, çayını, çorbanı içi. Nazlı'nın yeri ; Fenerbahçeliler bilir. Elde biralar, dillerde tezahuratlar, arkadaşlarla makaralar, muhabbetler. Kalamış Sahil ; Çimlerin üzerinde şahane rahatlık, Kadıköy ; Balıkçılar çarşının oralarda masalar, rakı, balık, muhabbet, Maçkolik ; biraz pahalı olması nedeniyle herkesin gidemediği ancak girince çıkamadığı bir yer, hem diğer maçları izliyorsun, ham alkolünü alıyorsun, hem de tezahuratlar ile coşuyorsuni Yoğurtçu Parkı ; içilen biralar, yapılan muhabbetler, hatta yanan mangallar ...ya da daha benim bilemediğim bir çok yer. Kadıöy'de maç önceleri hep güzeldir. Türkiye'de kaç tane takımın maç önceleri böyledir bilemiyorum.

- Stat çevresi güzel. Hareket var. İnsanların neredeyse tamamı sarı-lacivert. Forma giyenlerin sayısı bir hayli fazla. Aziz Yıldırım t-shirtleri yavaş yavaş azalıyor.

- Biz de bu hafta tercihimizi Nazlı'nın Yeri'nden yana kullandık. Tezahuratlar, muhabbetler ... FBloggers tayfası ile beraber keyifli dakikalar. 

- İkindi namazı'ndan sonra geçtiğimiz ay vefat eden Selçuk kardeşimizin 40'ı okuması nedeniyle dualar ettik. Bir Kadıköy günü, Fenerbahçe günü Selçuk'un yanımızda olmadığını, olamayacağını düşündük ve üzüldük. Tribüne pankart astık. Daha önce burada paylaşmıştım.

- Saat 18:00 gibi stada doğru hareket. En son geçen sezon Trabzonspor maçında gitmiştim Migros tribününe. Bu maçta oraya bilet almıştım. Trabzonspor maçı atmosfer açısından mükemmel olunca Migros-Okul Açık farketmemişti. Ama bu maç çok farketti. Karşıdan gelen tezahuratları duyunca ve katılamayınca üzüldüm. Kendi başıma katılınca da kimse eşlik etmeyince bir süre sonra bırakıyordum. Bu arada bütün gollerin bizim olduğumuz tarafa olması da büyük bir şans. Alex'in plasesini net şekilde gördük.

- Mücadeleyi 4-2 kazandık. Lider olduk.

- Tribün performansına gelecek olursak. 138 gün sonra oynanan bir maç böyle olmamalıydı. Çok daha güçlü olmalıydı. Tüm tribünler tezahuratlara katılıp, tüm tribünler coşkulu olmalıydı. Durgun bir ilk yarından sonra 2.yarı tribünler gelen golle beraber iyi oldu. Karşılıklı yapılan şovlar, karşılıklı söylenen tezahuratlar güzeldi. Taraftar tribününün yerinden hâlâ rahatsızım. Tribünü yönetecek grubun öyle köşe bir yerde olması hoşuma gitmiyor. Genç Fenerbahçeliler'in Okul Açık'a geçmesi gerektiğini aylardır söylüyoruz. Ayrıca ben artık maça omuz omuza başla, 5.dk bitmez tükenmez aşkını, 15.dk Fener gol gol gol gibi besteleri söylemekten sıkıldım. Hep aynı şeyler. Yunan tribünleri, Arjantin tribünleri gibi tribünler istiyorum. Coşku, birliktelik, görsellik. Paok tribünlerine hâlâ imrenerek bakıyorum. Sonuç olarak tribünler ilk maçta sınıfı geçemedi. İnşallah ilerleyen maçlar iyi olur.

- Fenerium üst tribününde bulunan kadın üyeler Migros'dan daha çok tezahurat yaptı. Hele maç sonrası çıkmayıp '' Sevdamıza kimse engel olamaz ... '' tezahuratını söylediklerki, müthişti.

- Mücadele sonrası dünyanın en iyi köftecilerinden - statların yanında bulunan tüm köfteciler - birinden köfte aldıktan sonra arabaya atladık ve İzmit'in yolunu tuttuk.

- Öncesi, maç anı, sonrası ile güzel bir Fenerbahçe gününü daha geride bıraktık. Bundan sonra ilk maç günlüğü Samsunspor ya da belki Mersin ...

Hiç yorum yok: