9 Ekim 2022 Pazar

Fenerbahçe 5 VavaCars Fatih Karagümrük 4


Fenerbahçe 2022/2023 sezonu 9.haftasında konuk ettiği Karagümrük'ü 5-4 mağlup etti. Bu galibiyet Fenerbahçe'nin lig tarihinde aldığı ilk 5-4'lük galibiyetti. Buraya da notu düşelim.

Mücadele öncesi kolay galibiyet bekleniyordu. Ancak maç hiç öyle geçmedi. Fenerbahçe Crespo'nun attığı güzel golle maçın henüz 9.dakikasında 1-0 öne geçti. Ardından Borini 16.dakika çıkarken kaptırdığımız top sonrası skoru 1-1'e getirdi. 24.dk Borini'nin şahane asistiyle Kouassi skoru 1-2'ye getirdi. 28.dakika Lincoln kişisel becerisiyle sol kanattan iyi girdi ve iyi ortaladı. Valencia kafayı vurdu ve skoru 2-2 yaptı. İlk yarı bu skorla bitti. 62.dakika Valencia penaltıdan skoru 3-2'ye getirdi. Ancak 4 dakika sonrası dk 66 olduğunda bu kez penaltıdan Borini skoru 3-3'e getirdi. 73.dk yine penaltıdan, yine aynı köşeye ama bu kez yerden Valencia skoru 4-3 yaptı. 83.dk Fenerbahçe'den sezon başında Karagümrük'e kiralanan Burak Kapacak skoru 4-4'e getirdi. Ve maçın sonucunu 88.dakika oyuna giren ve 90+5'de skoru 5-4 yapan Batshuayi belirledi. Fenerbahçe hem lig tarihindeki ilk 5-4'lük galibiyetini aldı, hem de lig şampiyonluğu yolunda önemli bir galibiyet aldı.

Maç tamemen dolu tribünler önünde oynandı, Karagümrük tribünleri de deplasman tribününün üst katını tamamen doldurdu.

Altay yediği gollerden sonra Fenerbahçe taraftarları tarafından ıslıklandı. Fenerbahçe taraftarları yıllardır vazgeçemediği alışkanlığı devam ettirdi. Bir maçta bir sporcunun ıslıklanması, yuhalanması oyuncuya ne getiriyor anlamıyorum. Benim taraftarlık anlayışımda olmayan bir şey. Eleştirmek, kızmak ayrı, oyuncuyu maç içinde yuhalamak ayrı. Altay'ın psikolojik olarak sıkıntıya düştüğü bir ortamda kaleye kim geçecek bunu da merak ediyorum.

Jorge Jesus'un en çok kızacağı maç olmuştur. Keşke bu maçın devre arası ve maç sonunda oyunculara yaptığı konuşmaları görme şansımız olsaydı.

Burak Kapacak kariyerinde attığı en özel gollerden birine sırf Fenerbahçe'den kiralık gitti diye sevinmedi. Bu da ayrı bir olay. 

Maçın oyuncusu; Fabio Borini. Tek kişilik resital.

Fenerbahçe Kadıköy'de 5 maç yaptı. 4 galibiyet, 1 beraberlik aldı. Bu blogda da çok kez yazdım. Lig şampiyonluklarını genelde iç saha puan lideri kazanıyor. Fenerbahçe bu seriyi sürdürmeli ve içerde puan kaybetmemeli. 

Valencia attığı 3 golle 10 gole ulaştı. İsmail Yüksek, Lincoln ve Szalai asist yapan topçularımız.

Lincoln 6 asistle takımın en çok asist yapan futbolcusu.

Fenerbahçe 17 puanla gizli lider durumunda. Bir maçımız bay geçmemiz sebebiyle eksik.

Hafta arası AEK Larnaca deplasmanına gidiyoruz ve Pazartesi Ankaragücü deplasmanı. 

Fenerbahçe sezonu şampiyonlukla tamamlamasa bile ben bu sezonu asla unutmayacağım. Jorge Jesus ve 2022/2023 sezonu unutulmaz.

8 Ekim 2022 Cumartesi

Dünyadan Uzak

 

2022 yılı biterken Spotify o yıl hangi şarkıları dinlediğimi listeleyecek. Ve o listenin tepesinde yer alacak şarkılardan birisi de bu. Ne zaman canım sıkkım olsa, ümitsiz olsam, hayattan sıkılsam açtığım şarkılardan birisi de Pinhani tarafından yapılan bu şarkı. Açıp defalarca dinliyorum. Her defasında aynı etkiyi veren şarkılardan birisi.

Sinan Kaynakçı tarafından yazılan sözler. Sinan Kaynakçı kim? Pinhani grubunun solisti. Aynı zamanda beste yazarı. Kendisinin Türk müziğine armağan ettiği bir çok beste var. Ayrıca bir çok müzik aletini de çalabiliyor. Röportajlarını okuduğunuz zaman ne kadar iyi bir insan olduğunu anlıyorsunuz. Tertemiz iyilik.

Bu şarkısına geri dönersem 2020 yılında çıktı. Ben o zamanlar dinledim mi hatırlamıyorum. Son 1 sene dinledim. Bağımlısı oldum. Herhalde hayatımın kötü 1 senesi olduğu içindir. Ancak başta dediğim gibi bu şarkı bana huzur ve umut veriyor. Müziği çok güzel, sözleri çok güzel. Tam şarkı biterken yeni bir şarkıya mı geçsem diye düşünürken tekrar başladığı an kapatmak gelmiyor içimden. En sevdiğim yeri de aşağıya bırakıyorum. Umarım huzurlu, mutlu günler yakın olur. Yazı bitiyor, şarkı bitiyor, şarkı başlıyor...
Yapamadığım birçok şey varHem tatminsizim, hem günahkarSen beni bu şehirden kurtarBir yer bulalım, dünyadan uzak

The Redeem Team


Bazen bir şeyler izleme havamda oluyorum ve yapımları hemen izliyorum. Bu belgesel o anlarıma denk geldi. Netflix dün yayınladı ve hemen izleyip bitirdim. Olağanüstü iş. Çok şey demeye gerek yok. Bu tarz arka plandan anı, hikaye, olay, görüntü olan işleri çok seviyorum. Belgesel Amerika Basketbol Takımı'nın 2008 Pekin Olimpiyatları sürecini anlatıyor. Elbette o süreci yakından takip edenler belki de bu belgeseldeki detaylara hakimdir ama benim için öyle olmadı. Hatta belki de bana şahane gelen anlar onlara çok sıradan gelecektir. Ya da belki de doğru bile olmayabilir.

Özellikle Kobe'nin konuşması ile başlayan belgesel bir çok Kobe anısını da içinde barındırıyor. Oyuncular tek tek Kobe değerlendiriyor, Kobe övüyor. Kobe vefat etmese böyle mi kurgulanırdı bu belgesel emin değilim. 

Spoiler olarak da bir şeyler yazayım. Özellikle takıma konuşma yapan askerler takımı oldukça etkiledi. O anlar oyuncuların samimiyetini hissettim. Kobe'nin takıma dahil edilmesi süreci de çok iyiydi. Kobe'nin de ''sizi kurtaracağım, dayanamadım yenilmenize'' tarzı konuşmaları iyiydi. Kobe geldikten sonra yapılan ilk antrenmanda oyuncuların sertliği, herkesin gerçek maç savunması yapması, Kobe'den ilham almaları şahaneydi. Wade'in işler yolunda giderken sakatlık yaşaması ancak 2008 kadrosunda yer almak için canla başla çalışması yine güzel örnekti. Yine takımın bir maç sonrası eğlenmek için bir gece kulübüne gitmesi, sabaha kadar eğlenmeleri, sabah otele döndüklerinde Kobe'yi lobide görmeleri ve o Kobe'nin sabah spor yapmak için kalktığını anlamaları ve devam eden günlerde önce Wade ve Lebron'un ardından tüm takımın Kobe'ye katılması da kusursuzdu. Ve 2008'de Arjantin maçında Ginobili'yi kobe'nin savunması, tüm takımın bu yüzden motive olması ve Ginobili'nin sakatlanarak maçı terketmesi, yine ilk İspanya maçında Kobe'nin ''kardeşim'' dediği Gasol'u daha ilk pozisyon yere sermesi acayipti. Kobe'nin 30.yaş günü kutlaması da çok iyiydi. 

Kobe ve kızını belgeselde görmek çok üzücüydü. İnsan böyle efsane isimlerin, bizim hayatımızda iz bırakan isimlerin öldüğüne inanmak istemiyor. Kobe'yi hayatında çok özel yere koyan insanlar o yüzden bu belgeseli izlerken oldukça zorlanır.

Şahane iş, vakit yaratın ve izleyin. 

3 Ekim 2022 Pazartesi

Manchester City 6 Manchester United 3


Saat 15:50, stat hoparlörlerinden müzik başlıyor, The Beatles söylüyor, Hey Jude. Bir premier lig klasiği. Tv karşısında keyifle yaşananları takip ediyoruz. Genci yaşlısı binlerce taraftar maçı nefis bir şarkıyı söyleyerek bekliyor. Biraz sonra ezeli rakipleri Manchester United ile karşılaşacaklar. Bu arada tribünlerde 3-4 bin Manchester United taraftarı da var. Aynı gün Türkiye'de Beşiktaş-Fenerbahçe maçında deplasman tribününe yasak gelirken, İngiltere'de tam tersi görüntüler var. Hayranlıkla izliyoruz.

Takımlar sahaya çıkıyor, favori elbette Manchester City, maça şahane başlıyorlar, şahane goller atıyorlar. Haaland ve Foden 3'er gol atıyor. Haaland'ın 2 asisti de bonus. City taraftarları için kusursuz bir gün. Derbide 6 gol atarak kazanan bir takım. Tüm rakiplere bir kez daha gözdağı veriyorlar.

İlk yarı sonunda United taraftarları tepki nedeniyle deplasman tribününü terkediyor. Şahsen yanlış buluyorum. Twitter'a daha net tepkimi yazıyorum. Ben olsam deplasmana gitmelerine izin vermem. Takımını her şartta desteklemek gerekir. Skor önemli olmamalı. Tabii bunun bir protesto olduğunu da söyleyenler var. Farklı görüşler.

City için kusursuz, United için kötü bir gün. Bir kez daha premier lig izlediğimiz için şanslı hissederek tv karşısından ayrılıyoruz.

29 Eylül 2022 Perşembe

Deplasman Hakkımız Engelleniyor


Fotoğraf tarihler 25 Şubat 2019'u gösterdiğinde Fenerbahçe taraftarlarının son kez Beşiktaş deplasmanına gittiği maçtan. O günden beridir Fenerbahçe taraftarları takımlarını Beşiktaş deplasmanında destekleme şansını bulamıyor. Ve bu Pazar oynanacak maçla beraber bu durum devam edecek.

O gün Fenerbahçe taraftarları şahane bir atmosfer yaratmış, takımları deplasmanda ilk yarıyı 3-0 geride kapatmasına rağmen bir saniye bile susmamış, skor 3-3'e gelirken kusursuz bir performans ortaya koymuş ve maç sonunda Ali Koç, yöneticiler, futbolcular hep birlikte bu muhteşem taraftarların önüne kadar gidip adeta onlara teşekkür etmişti. Ayrıca resmi siteye bakarsanız maçtan sonra en önemli not olarak da ''Takımlarını bu önemli mücadelede yalnız bırakmayan taraftarlar...'' ifadesini görebilirsiniz.

Aradan geçen yıllar, pandemi yasakları, seyircisiz maçlar ve ardından bu sezon. Ancak bu kez kulüplerin isteği doğrultusunda deplasmana gitme hakkı elinden alınan taraftarlar.

Zaten sezon başından beri özellikle Genç Fenerbahçeliler bu yasakların haberini almış ve tribünlerde her maç öncesi ''Deplasman hakkımız engellemez'' tezahüratları ile beraber bu kararın değişmesi için çaba gösteriyorlardı.

Valilik bu kararın 3 büyüklerin temsilcileri tarafından ve kulüpler adına istendiğini belirten bir  açıklama yaptı. Yani kravatlı yöneticiler, atkılı taraftarların maça gitme hakkını elinden alma yönünde bir karara imza attılar. Beşiktaş yönetimi apar topar biletleri satışa çıkardı, deplasman tribününün olduğu yerin satılacağını söyledi, biletler satıldı, yasak kararını böylece duymuş olduk. Gelecek tepkilerin sonuçsuz kalması açısından da çok önceden alınan kararın yeni duyurulduğunu görmüş olduk.

Bu yasağın savunulacak bir tarafı yok. Yıl 2022, İstanbul gibi bir şekilde, Türkiye gibi bir ülkede taraftarlar arasında akla mantığa uymayan bir karar alınıyor. Neden alındığını bilmiyoruz. Kimler istedi bilmiyoruz. Fenerbahçe taraftarları 5 bin kişiyle Kasımpaşa deplasmanına gidebiliyorken, Galatasaray taraftarları 2 bin kişiyle Trabzona gidebiliyorken, Beşiktaş taraftarları binlerce kişiyle Ümraniye deplasmanına gidebiliyorken, Trabzonspor taraftarları binlerce kişiyle İstanbulspor deplasmanına gidebiliyorken 3 büyük takım taraftarları birbirlerinin maçına gidemiyor. Yazdıkça cümleler anlamsız gelmeye devam ediyor.

Sonuç olarak bu kararın alınmasında tüm kulüplerin payı vardır. Tüm kulüpler suçludur. Taraftar grupları da birlik beraberlik içine girmediği müddetçe ve sert protestolar yapmadığı müddetçe bu yasaklar aynen devam eder ve takımlarına bağlı binlerce taraftar derbi maçlarını tv karşısında izlemek zorunda kalır. Deplasman hakkımız engellenemez tezahüratı da sadece anlık bir tezahürat olarak sonuçsuz kalmaya devam eder.

27 Eylül 2022 Salı

Tarihi Gece / Federer'in Vedası


Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük tenis oyuncularından ikisi el ele şekilde kort kenarında ağlıyor. Ne kadar acayip bir cümle. Yıllarca bize unutulmaz anlar yaşatan bu ikili bir kez daha bizleri inanılmaz duygular içinde bıraktı.

Gece yarısı tv karşısında yerimizi aldık. Biraz sonra Federer korta son kez çıkacak ve kortlara veda edecek. Elbette duygusal olacak. Hepimiz son kez Federer izlemenin heyecanı içindeyiz. Maç başlıyor. Eurosport ekranlarından takip ediyorum. Mikrofonda Emre Yazıcıol ve Aras Yetiş. Bizlere her saniyeyi kusursuz şekilde anlatıyorlar. Üstelik saatlerdir mikrofon başındalar. Artık maçın sonlarına doğru geliyoruz. Son Federer puanları görüyoruz. Birden oyuncular duygusallaşıyor. O an geliyor akıllara. Çok kısa bir süre sonra bir efsane kortlara veda edecek. Son top kullanılıyor. Maç bitiyor. Federer seyircileri alkışlıyor. Ancak daha sonra beklemediğimiz şekilde işler değişiyor. Nadal ağlıyor, Federer ağlıyor, Djokovic ağlıyor, Mirka ağlıyor, milyonlar ağlıyor. Tarihi anlar yaşıyoruz. Söylenecek söz yok. Twitter timeline'ı gündüz saatleri gibi akıyor, herkes ağlıyor. Herkes şaşkınlık yaşıyor. Bu gece başlamadan kimse bu gecenin bu kadar duygusal geçeceğini düşünmüyordu. Müzik çalıyor, Ellie Goulding şarkı söylüyor, Federer ve Nadal el ele ağlıyor. Bizler de ekran başında ağlıyoruz.

Spor tarihinin en duygusal vedalarından birine şahitlik ediyoruz. Daha önce Totti'nin vedası çok etkilemişti beni. Bu da onlardan biri oldu. Kortta her gördüğümde mutlu olduğum Federer'i bir daha izleyemeyecek olmak insanı hüzünlendiriyor. Ancak tenis sporu elbette devam ediyor. Yeni maçlar, yeni şampiyonlar, yeni yıldızlar. Ancak Federer gibisinin gelmeyeceğinden de eminiz. Federer kortlara veda etti. 2022'de veda eden diğer yıldızlar gibi. Ve sıra artık Nadal, Djokovic gibilere geliyor. Spor kahramanlarımızın vedaları bizleri üzüyor.

25 Eylül 2022 Pazar

4 luni, 3 saptamâni si 2 zile


4 Months 3 Weeks and 2 Days. Yani 4 ay, 3 hafta, 2 gün. Baskıcı bir ülkede yaşayan bir insanın yasaklar nedeniyle yaptırması gereken kürtaj sürecinde yaşadıklarını anlatıyor. Üniversite yurdunda başlayan film otel restoranında sona eriyor. Filmleri izlerken özellikle beni içine sokan ve bana orada olduğumu hissettiren yapımları daha çok seviyorum. Bu da o filmlerden birisi oldu. Gabita ve Otilia'nın yaşadıklarını sanki yakın arkadaşlarım yaşıyor gibi hissettim. Özellikle yönetmen Cristian Mungiu öyle bir film çekmek istemiş ki her saniye o ruhu, ambiansı, gerilimi hissediyorsun. Otilia'nın sevgilisinin ailesiyle buluşmak zorunda kaldığı gece masada yaşadıkları, tüm herkes gülerek, eğlenerek konuşurken bulunduğu ortamdan nefret etmesi bizlere acayip derecede geçiyor. Hayat boyunca olmak istemediğimiz yerlerde olan herkes o an bir an önce bu dakikalar geçsin ve bu evden, mekandan gideyim demiştir. Ayrıca hayatta herkesin Otilia gibi bir arkadaşı olmalı. Yaptığı fedakarlıkları çok kişi yapmaz. İşin özüne gelirsek film bir dramı hiç sağa sola bulaşmadan şahane bir şekilde bizlere anlatıyor. Diyalogsuz, karanlık geçen uzun sekanslar bile insanı asla ekrandan soğutmuyor. IMDb puanı 7.9 olan, Cannes film festivalinde 2007 yılında Altın Palmiye kazanan bu filmi iyi ki izlemişim. Sinema budur dediğim film. Tavsiye ederim.

21 Eylül 2022 Çarşamba

Roger Federer


Yıllar önce Nadal ile oynadıkları bir maçta tribünlerde ''Tenis bir dinse, Federer tanrıdır'' pankartı açılmıştı. O gün o maçı tv karşısında izlemiş ve Federer'in çok rahat galibiyeti ile beraber oldukça mutlu olmuştum. Aradan yıllar geçti ve sonunda o üzücü gün geldi. Roger Federer Laver Cup sonrası tenise veda edeceğini açıkladı. İçten içe ''Acaba son bir dönüş yapar ve bir şampiyonluk kazanabilir mi?'' şeklinde düşüncelere girsek de bunun bir hayal olduğunun da farkındaydık. Federer benim kortlarda izlemekten en çok keyif aldığım 1 numaralı isimdi. Hep en çok onu sevdim. Onu izledim. Ondan keyif aldım. Tenis kortunda belki de Nadal ve Djokovic önüne geçti ancak benim için Federer duruşu diye bir şey var. Gerçekten tenis kortlarında karizma diye birinden bahsedeceksek o benim için her zaman Federer olmuştur. Topa vuruşu, rahat tavırları, gülüşü, sevinçleri, centilmenliği, sempatikliği, ailesi ile ilişkisi, rakiplerle olan rekabeti ve bir çok güzel detay. 

Federer denildiğinde elbette akıllara çok maç geliyor ancak benim için bir numaralı maç bloga da yazdığım 2017 Avustralya Açık finalidir. Nadal karşısında alınan 5 setlik galibiyet benim askerlikte şahane bir gün geçirmeme vesile olmuş ve hayatım boyunca unutamayacağım bir anı olarak kayıtlara geçmişti.

20 Grand Slam, 20 masters ve toplam çiftler ile beraber kariyerinde kazandığı 111 şampiyonluk. Belki de şu an Federer en çok grand slam alan tenisçi olsaydı bu yazıyı başka şekilde kurgulardım ama biraz düşününce Federer gibi bir isim söz konusu olduğunda tüm bu istatistikler anlamsız oluyor. Gerçekten çok çok başka bir şey izletti bize. Bir daha benzeri gelir mi? Çok zor. Her şey için teşekkürler diyorum ve bunu kalpten söylüyorum.

14 Eylül 2022 Çarşamba

Bayern Münih 2 Barcelona 0


Maçı izlemeyip skora bakan birisi elbette klasik olarak Bayern Münih'in rahat bir galibiyet aldığını, Barcelona'nın artık eski günlerine dönemeyeceğini düşünüp yorum yapabilir. Ancak maçı izleyen birisi bunun tam tersini söyleyecektir.

14 Ağustos 2020; 8-2, 14 Eylül 2021; 3-0, 8 Aralık 2021; 3-0 gibi skorlarla Bayern Münih ezici galibiyetler alırken Barcelona ne kadar çaresiz durumdaysa, rakiple arasında ciddi güç farkını her saniye hissedebiliyorsak bu akşam tam tersini hissettik. Barcelona Xavi ile beraber girdiği yapılanma sonrasında bu ciddi maçında Bayern Münih karşısında maçın büyük bölümünü daha iyi oynayan taraftı. Ve Barcelona bana göre tekrardan bu seviyelere dönmek üzere olduğunu tüm herkese gösterdi. Kornerden yenilen gol ve kontra ataktan yenilen gol ile maç 2-0 bitmiş olsa da Barcelona için olumlu şeyleri söylemek daha doğru olacaktır. Özellikle gol atma konusunda dünyanın en iyilerinden biri olan Lewandowski'nin şanssız akşamı, Barcelona oyuncularının son toplarda yaptığı kötü vuruşlar, hatalı tercihler, rakip savunmada Upamecano gibi oyuncunun korkunç iyi performansı, Neuer'in iyi kurtarışları, direkten dönen top gibi etkenlerden dolayı Barcelona bu akşam kaybetti.

Özellikle Pedri, Gavi gibi oyuncuları her izlediğimde hayran oluyorum. Bugün yine bu iki genç adam aşırı keyif verici bir futbol oynadı. Bazen bu oyuncuları canlı izlediğim akşıma geliyor ve mutlu oluyorum.

Gavi 18 yaşında. Pedri 19 yaşında.

Dembele ve Raphinha biraz iyi oynasa Barcelona bu maçı kazanırdı. 

Tarihinde Bayern Münih deplasmanında kazanamayan bir Barcelona. Acayip kötü istatistik. 

Grupta 2 maç sonunda 3 puanla 2.sırada yer alan Barcelona. Gruptan çıkma konusunda Inter maçları çok kritik olacak. Yine de ben özellikle ikinci Bayern Münih maçını büyük bir merakla bekliyorum.

Lewandowski'nin kariyerindeki en şanssız akşamlardan birisi olabilir. Bu kadar gol kaçırması oldukça şaşırtıcı.

Bayern Münih kale arkasına bir kez daha hayran oldum. Bayraklı, bütün maç bağıran, görsel anlamda güzel anlar sunan bir tribün. Alt katta oldukları için devamlı ekranlardalar.

Can Önduygu iyi spiker. Ömer Üründül ile keyifli maç sundular.

22:00'de başlayan maç sonrası hemen gelip bloga maç yazısı yazdım çünkü maçtan büyük keyif aldım. Özellikle ilk yarı 0-0 bitmesine rağmen son zamanlarda izlediğim en iyi 0-0'dı. Tabii bu maç eleme maçı olsaydı çok üzülürdüm.

Barcelona izlemeyi ve Xavi'nin yaptıklarını çok seviyorum.

Haftasonu Elche ile lig maçına çıkıp daha sonra milli araya gidiyoruz. Dönüşünde yoğun fikstür devam edecek.

12 Eylül 2022 Pazartesi

Fenerbahçe 2 Dinamo Kiev 1 / Maç Günlüğü | Stattan İzlenimlerim


Fenerbahçe-Dinamo Kiev maçında gün boyunca yaşadıklarımı, gözlemlerimi, hislerimi ve fotoğrafları paylaşacağım maç günlüğü yazısına başlıyorum. 2022 Mart ayında Galatasaray-Barcelona maçına UEFA davetlisi olarak gitmiş ve o maçı statta nefis şartlarda izleme şansı bulmuştum. Bir kez daha sevgili İlker Uğur sayesinde bu kez Fenerbahçe'nin bir iç saha maçında bu deneyimi yaşayacak ve böylesi önemli bir maçı statta izleyecektim.

Beni tanıyanlar ya da bu blogu takip edenler yıllardır maçlara gittiğimi biliyor. Ancak ben her maça ilk gittiğim maç gibi heyecan duyuyorum. Yıllar önce Diyarbakırspor maçıyla başlayan stat yolculuğum aradan geçen onlarca maçın ardından bu kez Kiev maçıyla devam etti.

Yine klasik bir İzmit gününde sabahtan çalışıp akşam üzeri Fenerbahçeli patronumdan izin alıp Kadıköy'ün yollarını tutuyordum.

Ulaşım; Elbette burada Kadıköy'e ulaşımı anlatmayacağım insanlara ama ben genelde trafik de görmemek için İzmit-Marmaray ve ardından Marmaray ile Söğütlüçeşme yaparak gayet kolay ve trafik dertsiz şekilde stadyuma ulaşıyorum. Bu sezon gittiğim 6 maçta da aynısını yaptım.


Stat çevresi; Bu sezon her maç olduğu gibi yine tamamen dolu bir Kadıköy vardı. Yine binlerce taraftar Fenerbahçe heyecanı ile stadyum etrafında maçı bekliyordu. Ancak biz bu kez çok durmadık ve maçı beraber izleyeceğim arkadaşım Dilara ile beraber-tüm fotoğraflarımı da o çekti.- direkt tribüne girdik. Bu arada maçı Fenerium Alt Avis Tribünü F Blok'ta izleyecektik. 


Atmosfer; Elbette statta iyi bir atmosfer vardı. Maç öncesinde yapılan koreografi oldukça güzeldi. Yalnız ben olsam koreografiye imza koymazdım. Tabii bu yüzden Genç Fenerbahçeliler'i eleştirecek değilim. Şahane bir işe imza atmışlar. Hele koreografi sonrası kartonları konfeti haline getirip onları havaya atarak koreografiyi tekrar etmeleri olağanüstü bir detaydı. Kadıköy tarihinin en özel şovlarından birisini izledik. Buradan izleyebilirsiniz. Tribün maç içinde olmasıyla gayet iyiydi ancak tezahürat anlamında daha iyi olabilirdik. Ayrıca Fenerbahçe tribünleri geçmişte yaptığı ''DALE'' şovuna geri dönmeli. O şov çok daha güzel atmosfer oluşmasına vesile oluyordu.

VIP; Hayatımda ikinci kez böylesi bir heyecan yaşadım. Stada özel bir kapıdan girdik, adımızın olduğu listenin olduğu masaya uğrayıp kolumuza otellerde olduğu gibi bileklik taktırdık. Ve yine çok rahat bir şekilde tribüne girdik. Protokol tribünün arkasında özel salonda maç saatini bekledik. Her türlü yiyecek, içecek ücretsizdi. Maç öncesi yemeğimizi yedik. Özel kurulan play-station vardı. Orada 10 dk oyun oynadık, fotoğraf çekildik ve ardından tribünde yerimizi aldık. Tabii hayatımda ilk kez protokol tribünün olduğu yere girdiğim için özellikle her yere baktım, E blok ile stadın diğer tribünleri arasında seyir açısından uçurum olduğunu bu kez yakından gördüm. Umarım bu deneyimi yine yaşama şansı yakalarım. Ve umarım bu deneyimi günün birinde bir kez olsun yurtdışında bir stadyumda da yaşayabilirim.


Maç; Fenerbahçe çok istekliydi. Kiev özellikle sert oynayıp, zaman geçirip, oyunu çirkinleştirip bizi oyundan soğutmaya çalıştı. Rakibi zaman zaman sahasına hapsettik ancak pozisyon bulma konusunda çok etkili değildik. Bir duran top ile golü bulduk. Çılgınlar gibi sevindik. Daha sonra Kiev golü geldiğinde soğuk bir duş aldık. Ancak son dakika gelen Batshuayi golü ile beraber son zamanların en çok sevindiğim ol sevincini yaşadım. Sanırım Lucescu başta, Kiev oyuncularının gereksiz zaman geçirmelerinden dolayı iyice dolduk ve atılan golle beraber büyük bir patlama yaşadık. Avrupa Ligi gruplarına galibiyetle başlamak şahane bir şey. Umarım bu sezon bu kupada ilerleriz ve Fenerbahçe'nin adını herkese duyururuz.

İlk Kiev maçı sonrası en çok eleştirilen Gustavo Henrique bu maçın en iyilerinden birisiydi.



Jorge Jesus'u kenarda izlemek bile insanı mutlu ediyor. Sürekli maçın içinde, sürekli direktif veriyor, sürekli uyarılarda bulunuyor. Ben bu kadar maçı yaşayan hoca görmedim.

Ali Koç; bulunduğumuz tribünde çıkan kavgayı ayıran da, daha sonra kavga edenlerle uzun süre konuşan da başkandı. Gerçekten bu tarz işleri çok iyi yapıyor. Takdir ettim.

Maça gelip kavga etmeyi nasıl başarıyorsunuz? Gerçekten anlamıyorum. İnsanlar çok mu gergin yoksa statta mı bu gerginliğe bürünüyorlar ya da maç öncesi içilen alkolün etkisi mi bilinmez ama gerçekten asla anlamayacağım. Sahada Fenerbahçe maç yaparken tribünde kavga ediyorsunuz.

Yabancı maddeler üzerine de konuşmam lazım! Bir insan ceza alacağımızı bile bile nasıl olur da sahaya yabancı madde atar? Gerçekten bize yakışmıyor. Herhangi bir şekilde savunulacak tek bir tarafı yok. Bu olaydan vazgeçmek lazım. Ayrıca ben Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticisi olsam sahaya yabancı madde atarak Fenerbahçe'ye ceza aldıran taraftarlar hakkında işlem yaptırırım. Belki de bir anlık hareket Fenerbahçe'nin ciddi yaptırım almasına sebep olacak.

Kadıköy'de maça formayla gelen herkesi çok seviyorum. Özellikle belli yaşın üstündeki taraftarlarımız maçlara formayla geliyor ya bayılıyorum.


Ve böylelikle Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda 1907 tribünü hariç tüm tribünlerde maç izlemiş oldum. Rahatlık açısından elbette Loca gibisi yoktu ancak maçı izleme açısından üst tribünler her zaman daha iyi.

Bir günlüğün daha sonuna geldim. Hayatım boyunca Fenerbahçe ile ilgili ya da hayatım ile ilgili bu blogda yazmaya devam edeceğim. Umarım daha çok maçı statta yaşama ve burada anlatma fırsatı bulabilirim. Okuyan herkese teşekkürler.

7 Eylül 2022 Çarşamba

Kısa Kısa Spor Notları


Uzun bir süredir buraya Fenerbahçe dışında bir şey yazmıyorum. Kısa kısa notlarla kendi takip ettiğim, izlediğim, ilgimi çeken spor notlarını yazayım.

Barcelona yaz transfer döneminde Lewandowski'yi transfer etti. Elbette bu transfer için tutmaz demek çok zor olurdu ve öyle oldu. Barcelona kariyerine bıraktığı yerden başladı ve gollerine devam ediyor. 4 maçta 5 golü var. Yalnız bazı golleri inanılmaz iyi. Her Barcelona maçını izleyen birisi olarak mest oluyorum. Xavi önderliğinde bu sezon Barcelona neler yapacak çok merak ediyorum.

Haaland da Manchester City formasıyla oynuyor. Elbette onun için de herhangi bir yorum yapmak yersiz olurdu. O da beklendiği gibi inanılmaz başladı. 7 resmi maçta 10 gol, 1 asist ile yoluna emin adımlarla gidiyor. Manchester City zaten durdurulamaz bir takımdı Haaland ile daha başka bir boyuta geçtiler.

Yeni transferler yanında sezona bir başka bomba gibi giren isim her maçını 90 dk izlediğim Messi. İtalya ile oynana Finalissima maçıyla başlayan inanılmaz bir futbol. Maçlarda bu çok topu isteyip, bu kadar istekli oynaması, sürekli mücadele etmesi, goller atması, asistler yapması akıl işi değil. Yıllardır futbol oynayıp yıllardır bu istikrarı korumak acayip bir şey. Şu ana kadar 8 maç, 4 gol, 6 asist. Yine maç sayısından çok ürettiği var. Ayrıca 0-0 olsa bile oynadığı oyun gerçekten acayipti. Messi'nin her maçını izlemeye devam edeceğim. Çok özleyeceğim kendisini.

Amerika Açık turnuvasında Serena Williams'ın son maçına saat kurup kalktım ve bir efsanenin son anlarına şahitlik ettim. Kariyeri boyunca çok beğendiğim, denk geldiğim zamanlar maçlarını keyifle izlediğim, gerçek hayatta da canlı kortta izleme şansı bulduğum Serena Williams tenise veda etti. Yıllarca süren dominasyon ardından böylesi bir veda üzücü oluyor. Elbette tenise katkıları konusunda bir daha yanına yaklaşabilen birisi olur mu? Hiç sanmam. Erkekler tenisinde ise 1 numara değişebilir. Ve ilk kez şampiyon olacak bir isim göreceğiz.

Futbola geri dönersek Manchester United 95 milyon euro transfer bedeli ödeyerek Anthony'yi transfer etti ve ilk maçında Arsenal karşısında golünü attı. Ronaldo'nun ilk dönemlerinde yaptığı ayak hareketleri, şık pasları yanında ilk maçında golünü atması şahane olay oldu. Böyle anlara canlı izlerken denk gelmeyi çok seviyorum. Kariyeri nereye gidecek merak ediyorum. Takipteyiz. 

Ronaldo henüz skora etki edemedi. Onun sezonu nasıl geçecek onu da merak ediyorum. Ben olsam Sporting'e gitmiştim. Manchester United ile devam etmek bence hataydı.

Arsenal ne güzel top oynuyorsun ya. 

Kim ile Napoli şampiyonluğu gelmesini o kadar çok isterim ki...

Saçma bir organizasyon yüzünden stadı mahvolan ve maçlarını Eskişehir'de yapmak zorunda kalan bir Konyaspor. Taraftarlarına sezon başından bu yana işkence yaşatıyorlar. Gerçekten yazık.

Göztepe tribünleri diye bir gerçek var. Denk geldiğim maçlarını asla kapatmıyorum.

Uche Ikpeazu. Akıl almaz bir oyuncu. Yıllarca İngiltere alt liglerinde oynadıktan sonra Konyaspor'a nasıl transfer oldu gerçekten çok merak ediyorum. Özellikle Fenerbahçe maçında yaptıkları acayipti. Denk gelen maçını kapatmam imkansız. Hayranlıkla izliyorum.

Max Verstappen seni sevmiyorum ama büyük yarışıyorsun. Bir kez daha şampiyon oldun. Diyecek şey yok.

Ben nasıl Barcelona forması alacağım? Barcelona yeni sezon forması mağazada 1.599 TL. Gerçekten inanılmaz ya.

Cadiz henüz ligde gol atma başarısı gösteremedi. Merakla bekliyorum. Bu hafta Barcelona maçı var. Gol atarlar mı?

Bundesliga ve Ligue 1 şampiyonları belli. Haksız rekabetin dibi.

Dünyada Messi, Neymar ve Mbappe'den daha iyi bir üçlü yok.

Fulham bu sezon düşme lütfen. O şahane stat hatrına. Ve elbette Mitrovic hatrına.

Şimdilik bu kadar söyleyeceklerim. Yeni bir seri başlattım.

Yazının şarkısı; TIKS.

Şampiyonluklar Önemli Değil

Fenerbahçe 2013/2014 sezonundan beri şampiyonluk yaşayamıyor. Fenerbahçe'nin son şampiyonluğundan sonra 8 şampiyon gördük ancak Fenerbahçe tekrar o başarıyı yakalayamadı. Bu sene bir kez daha hedef şampiyonluk diyerek yola çıktık. Ona göre hoca seçimi, oyuncu tercihleri, her maç takımın yanında olan binlerce taraftar, her maçımızı izleyen milyonlar.

Fotoğrafı 3 Eylül 2022 Cumartesi günü oynanan Fenerbahçe-Kayserispor maçında çektim. Hayatımda onlarca Fenerbahçe maçına gitmeme rağmen bilet bulduğum an sanki ilk maçıma gidiyor gibi heyecan duydum. Belki çocukca, belki saçma, belki akıl dışı. Hislerim tam olarak böyle. Fenerbahçe maçı izlediğim zaman tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum. Kayserispor maçı da öyle oldu. Stada gidiş, maç öncesi parkta bekleyiş, arkadaşlarla sohbet derken statta zemini gördüğüm ilk an, futbolcuların sahaya çıktığı ilk an, maç öncesi tüm stadın samanyolu söylediği an, hakemin maç başlangıç düdüğünü çaldığı an, gol attığımız an, gol anonsu yapılan an, maç sonrası futbolcuların taraftarları selamladığı an...hepsi benim için çok özel anlar. Hepsinde mutlu oluyorum, gururlanıyorum. Tabii  olumsuz anlar daha çok kenetleniyorum takıma, Fenerbahçe gol yediğinde, gol attığından 5 kat daha fazla tezahüratlara katılıyorum, takıma daha fazla destek çıkmak istiyorum, çıkıyorum. Şampiyonluk kaybedilen senenin hemen ertesi günü kombinemi yenilerken şampiyonluk sonrası hemen yenilemedim. Fenerbahçeyi olumsuz anlarda, yalnızken, az kişiyken daha çok sahipleniyorum.

Şampiyonluk konusuna gelirsek; bazen arkadaş ortamlarında, twitter'da karşıma ''kaç senedir şampiyon olamıyoruz, artık yeter...'' gibi cümleler söylendiğini, yazıldığını görüyorum. Gerçekten sadece ben mi böyleyim bilmiyorum ama hiç ama hiç önem vermiyorum. Fenerbahçe şampiyon olsun ya da olmasın gerçekten benim Fenerbahçe yaşamımı etkilemiyor. Ben yine aynı coşkuyla, aynı heyecanla takımın yanında olmaya, maçları izlemeye, Fenerbahçe ile yaşamaya devam ediyorum. Şampiyonluk için sevmedik cümleleri kurulan yerde takıma küfür etmek, oyunculara küfür etmek bana hep uzak şeyler oldu. 

İşin özeti hayatımı Fenerbahçe'ye göre programlamaya, Fenerbahçe ile yaşamaya devam edeceğim. Şampiyon olmuşuz ya da olmamışız inanın hiç umrumda değil. Bu blogda da yıllardır ne hissediyorsam onları yazıyorum, yazmaya devam edeceğim. 

Ne kupalar ister, ne şampiyonluklar
Sarı-Lacivert bizi hayata bağlar...

5 Ağustos 2022 Cuma

Fenerbahçe 3 Slovacko 0 | Maç Günlüğü


Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi üçüncü ön eleme turu ilk maçında sahasında Slovacko'yu 3-0 yendiği maçı Kadıköy Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda izleme şansı elde ettim. Erkenden İzmit'ten yola çıkış, nefis Kadıköy havası, Moda semtinin şahane lokasyonu ve kaliteli yaşam, sahilin güzelliği, insanların keyifli geçirdikleri zaman, Yoğurtçu Parkı'nın her zaman olduğu gibi insana mutluluk veren hali, insanların stat dışındaki coşkusu, çalan davul-zurna, yapılan tezahüratlar, Lefter, Alex ve Can Bartu gibi isimlerle çekilen fotoğraflar, Fenerium'ların dolu olması, heyecanla stada erkenden giriş, nefis Maraton alt tribün açısı, stadın şahane zemini, aydınlık havalarda Kadıköy'ün bir başka gözükmesi, oyuncuların ısınırken denediği farklı metotlar, antrenörlerin tüm ısınmanın tam içinde olmaları, futbolcuların tribünlere çağrılması, omuz omuza ile başlayan maç, iyi futbol, yapılan taktiksel hamleler, atılan şahane goller, alınan şahane galibiyet ve avantajlı skor gibi detayları biraz daha açarak burada anlatabilirdim ancak benim anlatmak isteyeceğim şey Fenerbahçe tribünlerinin içinde bulunduğu durum.

Maç öncesi herkes kendi halinde tezahürat yapıyor, maçı bekliyor. Oyuncuları tribünlere çağırıyorlar, deplasman yasağı hakkında tezahüratlar yapıyorlar. Maç öncesi omuz omuza ile tribünler iyi gibi başlıyor ancak daha sonrası üzücü gelişmeler. Öncelikle Okul Açık tribününü de stadı da yöneten grup doğal olarak Genç Fenerbahçeliler. Ancak gerek beste seçimleri, gerek arabesk tezahüratlar ile beraber çok daha coşkulu olması gereken stadın atmosferini tam olarak yansıtamıyorlar. Migros tribününde bir grup farklı bağırıyor, Okul Açık zaten farklı, Maraton Üst farklı. Böylece 3 tribünde, 3 farklı ses çıkıyor. Hadi diyorum bu olur. Tribünler tüm tezahüratları aynı anda yapmak zorunda değil ama biz böyle alışmadık. Biz yıllarca o tribünlerde yine GFB'nin başlattığı tezahüratlara herkesin katıldığını görüyorduk. Yine diğer tribünler bir tezahürat girdiği zaman bu kez GFB katılıyordu. Ancak durum şu an böyle değil. Maç boyunca 3 tribün de farklı tezahüratı söyledi. 3 tribün de birbirlerinin tezahüratına katılmak istemedi. Maraton üst ''Ne Cimbom Ne Kartal...'' tezahüratını sadece Okul Açık'ın bir bölümüyle yaptı. O anlar GFB başka tezahürat yapıyordu. Yine maraton-fenerium ve maraton-kuzey tribün karşılıklı tezahüratlarında da GFB farklı şekilde bağırmaya devam ediyordu. Mesele GFB, KFY, UNİFEB meselesi değil. Fenerbahçe tribünleri bir arada bir tezahüratı da yapamıyorsa orada ciddi bir ego sorunu vardır. Herkes kendi tezahüratını yapmak istiyor. Dk 72 yeni adıyla Kuzey, eski adıyla Migros tribününden SARI-LACİVERT-ŞAMPİYON-FENER tezahüratı başladı. Bu tezahüratın bu kadar erken yapılmasının nedeni de bakın tribünleri biz de yönetiyoruz tavrıdır. Yoksa bu tezahüratın yıllardır hangi dakika yapıldığını hepimiz biliyoruz. Onun dışında skor 2-0, rakip 10 kişi, rakibin üstüne çökme şansımız var, insanlar tutkuyla maça gelmiş, keyifliler ve tribünler ''Anlasana'' tezahüratı giriyor. Koskoca Fenerbahçe tribünleri beste bulamıyor mu ve alıp şarkıları tribünde söylüyor? Neden onlarca iyi tezahüratımız varken bu anlamsız şarkıları tribünlerde söylüyoruz? Neden yıllarca karşılıklı tezahüratların yapıldığı stadyumda bu kadar az karşılıklı tezahürat yapılıyor? Neden gruplar birbirlerinin tezahüratlarına katılmıyor? Neden daha düzgün beste seçimleri yapılmıyor? Neden her maçı sadece 3-4 beste ile kapatıyoruz? Neden sahada olanlara tam olarak hakim değiliz?

İşin özeti Fenerbahçe tribünleri bölünmüş durumda, birbirlerinin tezahüratını söylemiyorlar, birbirleriyle yarış içinde davranıyorlar. Burada kazanan yok, kaybeden Fenerbahçe. Kaybedilen Kadıköy'ün yıllarca ''cehennem'' diye tabir edilen atmosferi. Bu konuda Fenerbahçe yönetiminin bir an önce tribün gruplarıyla konuşup sorunu çözmesi gerekiyor. Tribünlerde tezahürat konusunda yapılan bu yarış ilerleyen günlerde daha ciddi problemlere yol açabilir. Herkesin Fenerbahçe için geldiği bu stadyum çok daha iyi olmayı hakediyor. Umarım ilerleyen maçlar güzel tribünleri, tek ağızdan yapılan tezahüratları ve tribünlerin bir olduğunu konuşuruz.

4 Haziran 2022 Cumartesi

Bandırmaspor 1 İstanbulspor 2 | Maç Günlüğü


Spor Toto 1.Lig Play-off finalinde Bandırmaspor ile İstanbulspor'un Kocaeli'de karşılaşacağını duyduğum zaman hemen bilet almak istedim. Biletler 40 TL'den satıldı. Aslında İstanbul takımı gelmesin artık desem de arkadaşım Müge, Fenerbahçe efsanelerinden Aykut Kocaman, Bolic, Kocaelispor stadında bir çok kez izlediğim Alex Yordanov gibi sebeplerden dolayı İstanbulspor'u destekleme kararı aldım ve o yüzden de o tribünden bilet aldım.

İş çıkışı stada giderken maç havasına hemen giriyordun. Çünkü stadın etrafı ciddi şekilde kalabalıktı. Her yer 10 plakalı araçlarla doluydu. Bandırma tribünlerinin sağlam geldiği stat dışında belli oluyordu ve stada girdiğim zaman bunu gördüm.

Uzun zaman sonra Kocaelispor stadına gelmiştim. 1.Lig döneminde tek bir Kocaelispor maçına gitmedim. Bunun nedenini bilmiyorum.

Bandırmaspor tribünleri tamamen doluydu, İstanbulspor tribünleri de maç başladıktan sonra baya doldu. Yine de tribünlerin hakimi tartışmasız Bandırma tribünleriydi. Ancak tezahürat anlamında çok etkili değillerdi.


Maç; Bandırmaspor maça tutuk başladı. İstanbulspor topu bıraksa da her an golü atacakmış gibi oynuyordu. Kontra atakları oldukça iyi kullandılar. İbrahim Yılmaz ile şahane bir gol attılar. Daha sonra VAR kararı ile penaltı ve Bandırmaspor golü ve hemen ardından yine VAR kararı ile penaltı ve İstanbulspor golü geldi. İlk yarı 1-2 bitince ikinci yarıdan çok ümitliydik ancak ikinci yarı beklentileri karşılamadı. İstanbulspor 17 yıl aranın ardından Süper Lig'e çıktı. 

Hakem; Madem tüm kararları VAR verecek sen sahada ne yapıyorsun Halil Umut Meler?

Türkiye'de meşale yasaklanmasının bir numaralı sebebi yaktıktan sonra direkt olarak sahaya atan taraftarlar. Sahaya meşale atılmasa bu kadar sert önlemler alınmaz.

İlk İstanbulspor golünde topun kornere çıkmasını beklemeyip orta yapan ve golün olmasını sağlayan Valon Ethemi.

Beykan Şimşek iyisin hoşsun ama futboldan kopmuşsun.

Tribünü iyi takımların bu tarz maçları kaybettiğini düşünüyorum. Ya da benim algım öyle. Bandırmaspor tribünlerini böyle görünce yanımdaki arkadaşıma ''İstanbulspor turu geçti, hayırlı olsun.'' dedim ve öyle de oldu.


Dağıtılan İstanbulspor bayrağı da final hatırası olarak evimde yerini aldı.

Statta futbol izlemek gerçekten çok keyifli. Ve elbette gelip buraya yazmak da. Hayatım boyunca bu keyfi almayı umuyorum.

Bundan sonra bakalım hangi spor karşılaşmasını statta izleyeceğim.

Yeni Teknik Direktörümüz: Jorge Jesus

 Fenerbahçe dünyaca ünlü teknik direktör Jorge Jesus ile anlaştı. Seneye Fenerbahçemizin başında kendisini göreceğiz. Yapacaklarını, camiaya katacaklarını heyecanla ve büyük bir merakla bekliyorum.