10 Aralık 2011 Cumartesi

Avrupa Yolu Fenerbahçe Başarılarıyla Dolu


Dünyanın en büyük spor kulübüyüz diyoruz ancak Galatasaray yenilgisi sonrası hayattan kopuyoruz. En azından çoğu insan Fenerbahçe Ülker'in maçını bile seyretmedi. Fenerbahçe Universal'in maçını izlemedi, Fenerbahçe kadın basketbol takımının deplasmanda nasıl kazandığını bilmiyor.

Erkek basketbol takımımız deplasmanda 20 sayı fark attı, grup lideri, bayan voleybol takımımız deplasmanda 3-0 yendi, grup liderliği sürüyor. Set bile vermedi. Kadın basketbol takımımız Euroleague'in tek yenilgisiz takımı. İyi basketbol oynuyorlar. Rahat kazanıyorlar.

Bu 3 takım - 3 Temmuz değil 3 takım - bu sene Avrupa'da büyük ihtimalle - büyük bir sakatlık falan olmazsa - Ocak ayına, Şubat ayına hatta Mart ya da Nisan ayına kadar maç yapmaya devam edecek. Avrupa'da başarı sağlamaya devam edecek.

Camia'nın bu kadar sıkıntı çektiği bir dönem bu 3 takım sezon öncesinden çok daha farklı, çok daha iyi, sezon öncesinden çok daha iyi mücadele ediyor.

 Bu 3 takıma salonlara gidip destek olmak her Fenerbahçelinin başlıca görevlerinden olmalı. Futbol takımı Avrupa kupalarında bu kadar başarılı olsa herhalde her maç stat dışında 10 binlerce insan kalırdı.

Bu sene Avrupa'dan kupa gelmeli.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Fenerblog'da başlığı görünce içimden "aynen, bu takımın diğer branşları bu hafta beni çok mutlu etti..varsın, bu zor süreçte futbol takımı kötü gitsin. o kadar da kredisi olsun o takımın." dedim.

Burada da benzer düşünceleri görünce sevindim.

Taraftar olarak artık sadece futbol takımına değil, bütün klübe sahip çıkmamız gerek. Bunu hakediyorlar.

Bir ekleme yapmak istiyorum. Erkek voleybolda desteğimizi hakediyor başarılarıyla.

Bu sene sportif açıdan idare eder/başarısız dahi sonuçlansa bir iki ufak detay dışında takımın geneline ve hocamıza tek bri lafım olmayacak.

İçinden geçtiğimiz süreç bir yana, geçen seneki çok başarılı takımın hatrına bu kararı aldım. Biraz sabır ve beklentilerimizi sportif başarının ötesine taşırsak daha güçlü bir kulüp olacağımıza inanıyorum.

Aykut Hoca genç bir hoca.Risk alacak, hata yapacak, oyuncu kazanıcak/kaybedicek, transfer hatası yapacak. Ama bana bu ışığı verdiler geçen sene. Takımımıza, hocamıza, oyuncularımıza o güveni hissettirmek lazım.

Basketbol erkek'te taraftar desteği tam bir drama haline geldi. Sanki trip atıyor taraftar takıma...bu nasıl iş? İyi oyunclarımız, iyi hocamız, iyi bir ekibimiz var. Formsuz dönemlerimiz oluyor, sakatlar oluyor, eksikler oluyor, sıradan transsferlerimiz de olabiliyor ama takım 'takım' olup başarılaırnı devam ettiriyor. Bugün Avrupa'nın en iyi takımlarından birine sahibiz. İmrenerek bakılan oyuncularımız var. Misal Bogdanovic daha 22 yaşında bir adam. İstiyoruz ki domine etsin oyunu..Edecek ama biraz sabır.

Voleybola gelince... Kim Yeon Koung'un kendi ülkesinde görmediği ilgili burda(ve Avrupa'da) gördüğüne dair bir yazı okumuştum. Dünyanın en iyi takımlarından birisi...bu ne demek acaba taraftarlarımız farkında mı?

Erkek voleybol üzerine sürekli koyarak ilerliyor. Bayan basketbolda bir Taurasi meselesi nerdeyse yönetimimize mal olacaktı taraftar nezdinde.

Söylemeye çalıştığım, sizin de yazdığınız gibi, eğer spor kulübü diye övünüyorsak artık daha büyük çerçevede takımlarımıza sahip çıkmamız lazım. Bu sadece salona gitmek demek değil. Futbol takımı yenildi mi? Olabilir. Nedenleri tartışılır, eleştiriler yapılır, destek verilir...Fakat herhangi bir branşta başarısızlık anında (sürekliliğinde değil) kelle isteme kafasını bırakmadıkça spor kulübüyüz demenin bir anlamı yok.

O yüzden yazınızı çok beğendim ve zamanlamasını çok doğru buldum. Bu kadar uzadığı için özür dilerim.

Saygılar.

yiğit yılmaz dedi ki...

Bu kadar uzunca bir yorum yaptığınız için ben teşekkür ederim.

Artık tüm branşlar destek görüyor. Az ama çok. İnşallah zamanla ufak bir başarısızlıkta kelle isteme olayını da yapmayacağız.