16 Nisan 2016 Cumartesi

Kobe'den Veda


Bu yazının şarkısı.

Öyle eskiden beri NBA takip eden birisi olmadım. Play-off dönemleri daha çok maç izlerdim. Ya da normal sezon güzel, iddialı veya yıldızların olduğu maç olursa ya da sevdiğim oyuncu olursa oturup izlerdim. Mesela Tracy McGrady'yi çok severdim ve onun için özellikle Houston döneminde çok NBA maçı takip etmişimdir. Öyle teknik taktik de çok takılmam. Sadece estetik basketbol oynadığını düşünür ve izlemekten büyük keyif alırdım. Kobe olayı ise daha farklı. Kobe'yi çevremizde daha çok duyuyorduk, sokakta daha çok Lakers ve Kobe ürünü görüyorduk. Yıllardır bir Kobe gerçeği ile büyüdük. 

Sanırım Kobe ile ilgili ilk düşüncem imkansız şutların girmesi ve onun oynadığı maçın sonucunun son saniyeye kadar bitmemiş olmasıdır. Gece maçları takip etmiyor, sabah siteleri açıyoruz. Kobe yine 50 atmış, bir yerden sonra şaşırmıyor sıradan geliyordu. Bir gün sonra son saniye üçlüğiü ile kazandırdığı bir maç daha. Hatta sabah kalktığımızda ''Kobe akşam 81 attı'' diye haber görüp şok oluyorduk. 

Kobe Perşembe sabahı Los Angeles Lakers ile son maçına çıktı. Özellikle saatimi kurup kalktım. Hatta ''Neden saat kurup bu maça kalktığımı bilmiyorum.'' şeklinde bir tweet atmıştım. Sanırım Kobe'yi düşündüğümden çok sevmiştim ya da bir şeyler olacağını hissetmiştim. Sayısız başarı ile geçen bir 20 yıl. Yüzükler, ödüller, rekorlar... Müthiş bir kariyer. Ve böyle bir kariyere sahip oyuncuya son maçında da efsane bir maç yakışırdı. Oturup maç öncesi senaryo yazsak ''Kobe çok oynasın, girmese bile çok şut atsın, maç son anlara kafaya kafaya girsin, Kobe'nin şutuyla Lakers kazansın'' şeklinde yazardık. Kobe çok oynadı, çok şut attı, maç kafa kafaya gitti, Lakers Kobe'nin son anlarda attığı şutlarla maçı kazandı. Hatta beklediğimizden de çok attı. 60 sayı. Film değildi bu. Gerçekti. Kobe Bryant son maçında da bir kez daha neden Kobe olduğunu milyonlarca insana gösterdi.

Basketbolu sevdiren adam diyorlar. Böyle adamlar özeldir. Ben basketbolu Kobe ile sevmedim. Ancak bu tarz oyuncuları çok sevdim. Mesela teniste çok oyuncu varken Federer hep kendini izletiyor. Çünkü her an herkesin yapamayacağı bir sayı alabilir. Ya da baskete dönersek Miami'de Wade, şu an Curry, ya da Panathinaikos forması giyen Diamantidis ya da futboldan özellikle Manchester United forması giyerken Ronaldo, Milan forması giyerken Kaka, Brezilya'lı Ronaldo'nun, Beckham'ın herhangi bir maçı, Messi'nin tüm maçları...Bu tarz isimlerin maçlarını takip eder keyif alırdım. Mesela Ronaldinho. En önemsiz maçında bile acaba ne yapar diye oturup maçlarını izliyordum. Kobe de özellikle son 8-9 sezon olmak üzere oturup izlediğim bir isimdi. Onun oynadığı her andan keyif alıyordum. Bize keyifli çok maç yaşattı. Bu saatten sonra artık izleyemeyeceğiz. Ancak öyle ''neden bıraktın'' şeklinde dramatize etmeyeceğim. Bırakması gerekiyordu ve bıraktı.

İşin özeti güzel adamdın Kobe. Keyif verdiğin her saniye için minnettarız.

Hiç yorum yok: