29 Eylül 2023 Cuma

Henüz Biten Bir Şey Yok

Nefes aldığım sürece bu blogda bir şeyler yazmaya, konuşmaya, kendime notlar bırakmaya devam edeceğim. Hayatımda kendimi mutlu hissettiğim anların başında blog kontrol paneline girip ''yeni yayın''  yazan yere bastığım an geliyor. Bazen ne yazacağımı bilmeden giriyorum, bazen not defterindekileri buraya aktarıyorum bazen de tamamen bilinçli şekilde kafamdaki cümleleri gelip buraya yazıyorum.

Hayatım boyunca Fenerbahçe maçlarına gitmiş biri olarak son 1 sene içinde toplam 5 Fenerbahçe maçına hatta stada gitmedim. Şubat ayındaki Kocaelispor-Sakaryaspor maçından sonra ilk kez geçtiğimiz hafta oynanan Fenerbahçe'nin avrupa kupası maçına gittim. Bir süre önce her Fenerbahçe maçına gitmek zorundaymışım gibi hisseden ben şu an böyle düşünmüyorum. Hatta o maçın hikayesini bloga yazmayı bile erteledim. Çünkü stattan eskisi kadar keyif almıyorum. Elbette zaman zaman bu değişkenlikler oluyor. Eski heyecanımı hissetmiyorum. Elbette bunun nedenleri var. Başlıca neden Göksel. Göksel'in olmadığı statta olmak beni üzüyor. Hatta bazen ''Göksel yoksa benim de olmamın anlamı yok.'' diyorum. Elimde imkan olmasına rağmen gitmeyi tercih etmiyorum. Zaten geçtiğimiz günlerde gittiğim maçın sebebi de Göksel'di. Doğum gününü o statta pankart açarak kutlamak istedim. Tüm arkadaşlarımızı organize ettik, para topladık, planlar yaptık ve o maç statta anmak istedik. Elbette istediğimiz gibi olmadı ancak yine de bu mücadelenin içine girmek bile beni-bizi mutlu etmeye yetti. Elbette Göksel için yakın zamamda yine o stada gidip yine onun pankartını, bayrağını statta dalgalandıracağım. Belki de bir gün yine eskisi gibi maçlara gitmeye başlayacağım. 

Hayat insanı bazen çok üzüyor. Elbette bu sadece futbol ya da spor ile alakalı değil. 28 Eylül Perşembe akşamı Yargıtay 3. Ceza Dairesi Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater Utku'ya verilen hapis cezalarını onadı. Bu kararların tamamen siyasi olduğunu söylemeye gerek yok. Ancak bu kararlar karşısında susmayacağımızı da söylemek lazım. Çok üzülüyorum. İnsanların yerine koyuyorum kendimi. Sırf bir insan istiyor diye hapishane köşelerinde bırakılıyorlar. Aileleri perişan oluyor. Elbette hep beraberiz, sizinleyiz, mücadele edeceğiz desek de belki de bunlar aslında aileleri ve kendileri için oldukça anlamsızdır. Biz istediğimiz kadar onların yanında olduğumuzu söyleyelim o insanların yaşadıkları koşulları değiştiremiyoruz.

Yıllar önce bu ülkede bir ''Gezi'' gerçeği vardı. Hepimiz oradaydık, hepimiz savunduk, hepimiz destekledik. Şu an yaşananlar karşısında o yüzden susmak, ses çıkarmamak bana göre değil. Çok daha fazla tepki verilmesi gerektiğini düşünüyorum. 5 kişi üzerine yıkılan aslında milyonların üzerine yıkılan bir şey. Gezi'yi hayatında önemli yere koyan herkesin bugünlerde kararlı şekilde bu hukuksuzluklara, bu yapılanlara ses çıkarması lazım.

Elbette çıkaracağız. Elbette tek kişi kalana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Türkiye İşçi Partisi Kocaeli örgütü olarak da elimizden geleni yapacağız. Unutturmamaya, bu kararları protesto etmeye devam edeceğiz. Yıllar önce belki de sadece 1-2 tweet atacağım yerden bugün polislerin karşısında pankartı tuttuğum noktaya geçtim. Örgütlü siyasetin bir şeyleri değiştirmek için en önemli etken olduğunu öğrendim-öğrenmeye devam ediyorum. Artık ben bu maçı terketmem. Ve maç devam ediyor, skor olarak gerideyiz, takım eksik durumda ama geri dönecek enerjimiz de gücümüz de var. Bu maç biz bitti demeden bitmez, bu maç biz pes etmeden bitmez. Günün sonunda bu bloga dönüp maçı kazandığımız günü de duyuracağım. Maç devam ediyor, dakikanın kaç olduğuna herkes kendisi karar versin ve hangi tarafta olduğunu iyi seçsin... Biz varız, onlar var...

22 Ağustos 2023 Salı

''Utanmaz Adam''


Türkiye İşçi Partisi Kocaeli örgütü olarak 19 Ağustos 2023 Cumartesi günü İzmit'in Yahyakaptan mahallesinde yer alan anfi tiyatro'da ''Can Atalay için Adalet Buluşması ve Halk Forumu'' organize etmek istemiştik. Ancak bizim bu düşüncemiz bazı insanlarda alerji yaratmış olsa gerek ki yapacağımız etkinlik İzmit Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Elbette bu yasaklama kararının bize etkinlikten 1 gün önce gelmesinin de sebepleri vardı. Yargıya başvuramamak ve etkinliğimizi düzenlemeyip bu atanmış kişilerin kararına uyup kenara çekilmemiz bekleniyordu. 

Türkiye İşçi Partisi programını açıp okuduğumuz zaman '' Ülkemizdeki adalet mekanizması, yargı teşkilatı ve hukuk sistemi adaleti sağlayacak bir yapı olmaktan çıkmış, Saray Rejimi’nin hedefleri ve amaçları doğrultusunda kullanılan bir araca dönüşmüştür. İktidarın ihtiyaçlarına göre şekil değiştiren, hukuk kurallarıyla değil siyasal tercihler ve talimatlarla karar veren bir yargı mekanizmasından adalet beklenemez.'' cümlelerini görüyoruz. Yani biz, Türkiye İşçi Partisi üyeleri zaten uzun bir süredir adaletten beklentimiz kalmamış şekilde hayatımıza devam ediyoruz. Siyasi kararların alındığı yüzlerce gün yaşanırken bizlerin parti tüzüğünde yazdığı gibi adım atması ve bu kararı tanımayıp orada hem bu karara imza atanlara hem de uzaktan bu kararın alınmasına sebep olan kişilere karşı susmayacağımızı, kenara çekilmeyeceğimizi, sesimizi çıkaracağımızı ve her zaman adalet isteyeceğimizi göstermemiz gerekiyordu. Öyle de oldu.

Yine Türkiye İşçi Partisi tüzüğünde yazan cümleler üzerinden devam edersem '' Parti, halka güvenir. Halkın hak mücadelelerinin örgütlenmesi ve somut başarılar kazanarak ilerlemesi için tüm olanaklarını seferber eder, farklı alanlardaki mücadelelerin birleştirilmesi için önderlik eder. Mücadele süreci içerisinde ortaya çıkan sorunların özgür ve zengin tartışmalarla, halkın en geniş kesimlerinin ortaklaşmasıyla çözülmesine çalışır.'' ifadeleri aslında bizim ne yapmamız gerektiğini ve ne yapacağımızı gösteriyordu. Biz halka güveniriz. Örgütlenerek halkın faydasına göre hareket ederiz. Tüm olanaklarımızı seferber ederiz. Farklı alanlardaki mücadelelerin birleştirilmesi için önderlik ederiz. Ortaya çıkan sorunları hızlıca çözer ve bu davamızdan vazgeçmeyiz. Ve günün sonunda somut başarılar kazanarak ilerleriz.

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş'ın katıldığı bir yürüyüş ve basın açıklaması sonunda kazanan Türkiye İşçi Partisi oldu. Kazanan halk oldu. Hem Kocaeli örgütü üyeleri hem bizlere destek veren vatandaşların kararlı duruşlarıyla beraber sesimizi net ve gür bir şekilde çıkardık. Anfi tiyatronun önüne barikat koyup bizi o tiyatro alanına sokmayan polisleri de, bu karara imza atan kaymakamı da unutmayacağız. Biz er ya da geç bu etkinliği yapacağız ve Cumartesi günü sergilediğimiz kararlı duruşu bir kez daha devam ettireceğiz.

En üstte koyduğum fotoğraf da belleklerimizde yerini aldı. Ülkenin güvenlik güçleri vatandaşlarının konuşmasına bile izin vermeyip kalkanlarıyla, silahlarıyla, joplarıyla oraya barikat kurup bizleri engelledi. Neyse ki biz aynı günden aşağıda yer alan fotoğrafı gururla paylaşmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin mücadele eden insanları var, bu ülkenin Türkiye İşçi Partisi var.



4 Ağustos 2023 Cuma

Akbelen'in Yanında mıyız?

Muğla'nın Milas ilçesindeki Akbelen ormanlarını ve orada yaşananları hep birlikte takip ediyoruz. Ancak gerçekten yanlarında mıyız?

Akbelen ormanı Muğla ilinin Milas ilçesinde yer alıyor. Koruma altındaki ormanlardan birisi. İçinde onlarca yıllık çam, meşe, kızılağaç, kestane ve çınar gibi ağaç çeşitleri bulunuyor. Akbelen ormanında yüzlerce çeşit bitki, 100'e yakın kuş çeşidi ve 30 kadar memeli hayvan yaşıyor. Yani ormanın kesilmesi, yok edilmesi ekosisteme de ciddi şekilde zarar verecek ve telafisi olmayacak.

Akbelen ormanında direniş aslında 2018 yılında bölgedeki kömür madenlerinin genişletilmesinden sonra başladı. İkizköy boşaltılmaya başlandı. Elbete o andan itibaren köylülerin ciddi şekilde direnişi de başlamış oldu. 2019 yılında köylüler dava açtı, dava sürene kadar orman bakanlığı kesimin yapılabilmesine müsade etti. 17 Temmuz 2019'da köylüler orman nöbetlerine başladılar. 

Bu arada dönemin Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin imzasıyla 220 bin dönümlük kömür sahası YK Enerji'ye devredildi. 

2021 yılında kömür madeninin genişlemesiyle beraber İkizköy'ün Işıkdere bölgesindeki yerleşim yıkıldı ve üretim sahasına dönüştürüldü.

2019'dan beri orman nöbetinde olan insanların bulunduğu alan jandarma ve tomalarla çevrildi ve 24 Temmuz 2023'te tekrardan kesime başlandı. 

Yetkililerin ve insanlarla adeta alay eden şirket sahiplerinin ''Kestiğimiz ağaçların fazlasını dikeceğiz'' şeklindeki yorumları da oldukça anlamsız. Devlet gücünü arkasına alan ve istediği her şeyi yapabileceğini düşünen bir holding bir ormanı katlediyor ve hiçbir şey olmamış gibi ''Biz ağaç dikeceğiz'' deme cüretini de gösterebiliyor.

Termik santrallerin hem üretim sonrası, hem üretim öncesi, hem proje anında nasıl zararlar verdiğini çok iyi biliyoruz.

Kesilen ağaçlardan kalanların altında dinlenen güvenlik güçlerini, direnen insanlara şiddet uygulayan görevlileri, direnişi gidip valiye şikayet eden muhtarları, direnişten günler sonra giden ve insanların tepkisi olmasa hemen oradan ayrılacak ana muhalefet partisi liderini de unutmayacağız.

Fotoğrafa gelecek olursak. Fotoğraf 4 Ağustos 2023 tarihinde çekildi. Türkiye İşçi Partisi Kocaeli örgütü olarak Akbelen'in yanında olduğumuzu yaptığımız yürüyüş ve ardından okuduğumuz basın açıklamasıyla dile getirdik. Ancak benim başlıkta da yazdığım gibi gerçekten biz Akbelen'in yanında mıyız?

Bu soru elbette üyesi olmaktan gurur duyduğum Türkiye İşçi Partisi üyelerine değil. Sadece seçim dönemlerinde siyaset yapıp seçim sonrası hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eden insanlar gerçekten bu seriden sıkılmadınız mı? Yaşanan insan, hayvan, doğa katliamlarına sadece sosyal medyadan ses çıkarmaktan sıkılmadınız mı? Yapılan onlarca zam sonrası ''Oh iyi oluyor'' demekten ya da sessiz kalmaktan sıkılmadınız mı?

Sokağa inersek, bir arada olursak, ses çıkarırsak ne kendimize ne herhangi bir canlıya bu iktidar ya da herhangi bir iktidarın zarar veremeyeceğini neden aklınıza getirmiyorsunuz? Vicdanlı şekilde yanında olduğunuz, duyarlılık gösterdiğiniz olaylar karşısında sokağa inmeye, ses çıkarmaya ne zaman başlayacaksınız?

Burası benim kişisel blogum elbette ve o yüzden canımın istediği her şeyi yazıyorum ancak bu sessizlik beni bu yazıyı yazmaya itti. Bugün Akbelen'e yapılanlar yarın İzmit'e, öbür gün İstanbul'a, öbür gün sizin evinizin dibine yapılmaya devam edecek. Nefes alamayacağız. O yüzden de lütfen örgütlü olarak bir şeyleri değiştirebileceğinizin farkına varın ve bu konuda mücadele edin. Siz olmasanız da biz mücadele etmeye elbette devam edeceğiz. Ancak şunu söyleyerek bitireyim; ''Birleşe birleşe kazanacağız'' sloganını biz yaptığımız eylemlerde kendimizi tatmin etmek için atmıyoruz... 

8 Temmuz 2023 Cumartesi

Arda Güler'in Vedası


Arda Güler Real Madrid'de. Açıkcası şaşkınım. Böylesi bir cümle kuracağımı tahmin etmezdim. Ancak elbette hayat bize bilemediğimiz cümleler kurdurma üzerine kurulu. Anlık gelişen iyi ya da kötü gelişmeler sonrası kurduğumuz cümleler farklı olabiliyor. Arda Güler'in Fenerbahçe'den gideceğine kesin gözüyle bakıyor ancak bu kadar erken olacağını tahmin bile etmiyordum.

Öncelikle aylar öncesine gidelim. Arda Güler Fenerbahçe'de forma şansı bulamıyor, taraftarlar Arda adını haykırıyor. Belki zamanı gelmediği için oynamıyordu, belki hoca inat ediyordu. Ve belki de taraftarın bu tezahüratları sonrası oynamaya başlıyordu. Elbette oynadığı her saniye bizleri mest ediyor, takımın kaderini tek başına değiştiriyordu. Blogda daha önce yazdığım yazılarda insanların Arda Güler sayesinde maçları izlediğini, tekrardan heyecan duyduğunu, stada geldiğini söylemiştim. Elbette yanlış olmaz. 

Sezon içinde kontratı nedeniyle ayrılacak lafları, belli dakika oynama zorunluluğu, arttırılan serbest kalma bedeli ve bunun yanında sahada yer aldığı her saniye şahane işler yapan ve buranın topçusu olmadığını kanıtlayan bir Arda Güler.

Ancak daha sonra süreç taraftar olarak benim açımdan zorlayıcı oldu. Arda Güler'e kızdım, vefasızlık yaptığını söyledim. Belki de saçmaladım. Belki de haklıydım. Belki de taraftarlık refleksi ile beraber söylenmesi normal olan cümleler kurdum. En azından bir sene üzerine tamamen kurulacak bir takımla onu çıplak gözle izlemek, çubukluyla görmek istedim. Şampiyonluk ile beraber ayrılmasını istedim. 

Arda Güler artık Real Madrid forması giyecek. 24 numaralı formasıyla bizleri heyecanlandırmaya devam edecek. Elbette benim nasıl bir Barcelona taraftarı olduğumu bu blogu takip eden herkes biliyor. Real Madrid'in herhangi bir şekilde başarılı olmasını istemiyorum. Bu Arda Güler gidince değişmeyecek. Yine her maçını kaybederek bitirmesi için izleyeceğim. Ancak bir yandan da Arda Güler'in olumlu işler yapmasının heyecanı içimde yer alacak. 


Hayat ilk paragrafta kurduğumuz gibi. Biz planlar yaparken, hayaller kurarken birden karşımıza çıkan kötü anlardan ibaret. Fotoğraf 8 Eylül 2022 tarihinde çekildi. Sevgili kardeşimiz, canımızdan çok sevdiğimiz Göksel Fenerbahçe-Dinamo Kiev maçı sonrası büyük bir mutlulukla bu fotoğrafı çekiliyor ve bizlere o günü heyecanla anlatıyordu. Tribünde o maç kendisiyle sohbet etmiş, son kez statta fotoğraf da çekilmiştik. O gün tribünde olan Göksel şimdi hayatta değil. Arda Güler de Fenerbahçe forması giymiyor. Biz yaşamaya çalışıyoruz. Anıları, güzel günleri yad ederek... Çok özlüyoruz.

Can Atalay Neden Tutuklu?


Yaşanan hukuksuzluklar karşısında insan her geçen gün daha çok sinirleniyor, öfkeleniyor. Halkın oylarıyla seçilen bir isim günlerdir cezaevinde tutuluyor ve belli partiler, isimler dışında herkes sessizliğini koruyor. Çevremizde siyasetle ilgilenmeyen arkadaşlarımızın ''Neden çıkmadı? Hâlâ mı içerde ya?'' gibi sorularını devamlı duyan birisiyim. Cevabı belli olan sorular ancak her defasında aynı cevabı vermekten sıkılmayacağım.

1976 yılında hayata gözleri açan Can Atalay'ın ne ailesi ne kendisi böyle günler geçireceğini tahmin edemezdi. Elbette Can Atalay er ya da geç hapisten çıkacak ama orada yaşadıkları, hayatının çalınması, sevenlerinin acı çekmesi, ona oy veren insanların umutsuzluğa kapılması gibi detaylar yıllarca unutulmayacak, akıllarda kalacak.

Can Atalay bu ülkede okumuş, her zaman mücadele içinde yer almış ve ülkesi için, ülke insanının mutluluğu ve hak ettiklerini alabilmesi için her zaman her türlü şarta, zorluğa rağmen mücadelesinden vazgeçmeyen birisidir. Ve bu değişmeyecek. Can Atalay hapisten çıkacak ve tekrardan halkı için mücadele etmeye devam edecek.

Can Atalay'ın geçmişine bakarken elbette hapiste olmasının dışında hayatı boyunca yaşadığı zorlukları da görmek zor olmuyor.

Mesela 2014 yılında Validebağ Korusu'nun yanındaki alana yapılacak olan inşaat nedeniyle yapılan protestolara katıldığı gün polis tarafından darp edilen, ''kafanıza sıkacağız'' denilen, gözaltına alınan Can Atalay orada o şartlarda bile ''Bu memleket bizim, kenti ev ev, ağaç ağaç savunacağız! Hesap soracağız.'' diyordu. 

Kendisi bunu önemsiyor mu bilmiyorum ama 27 Mart 2023'te 47.yaşına cezaevinde girnesi belki de içten içe bir hüzün getiriyordur.

2014 yılında Soma'da 301 işçinin ölümüyle sonuçlanan katliam sonrası Can Atalay orada yer alırken Cumhurbaşkanı ''Madenlerin fıtratında var'' diye açıklama yapmaktan geri durmuyordu. 


Hendek'te yaşanan patlama sonrası insanlar ölüyor, yaralanıyor ancak fabrikanın sahibi moral yemekleri düzenliyor, şube başkanları ile beraber kameralara gülerek poz veriyorlardı. Can Atalay ise oradaki ailelerin haklarını savunup destek olmanın peşinde koşuyordu.

Mesela 2013'e dönelim. 2013'te Gezi Parkı eylemleri sırasında polis tarafından atılan gaz fişeğiyle yaralanan Can Atalay bu konuda suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak bu konuda yetkililer her zaman olduğu gibi yine oldukça ağır davranıyor ve 2 yıl sonra 2015 yılında Can Atalay'ın ifadesini alıyordu. Ancak aradan yıllar geçtikten sonra dosyada hiçbir işlem yapılmadı ve en sonunda bu olayı gören şahitler de olmasına rağmen Mart 2022'de takipsizlik kararı verildi. Ve bu karar Can Atalay Nisan 2022'de cezaevi'ne girdikten sadece 1 gün sonra avukatları aracılığı ile tebliğ edildi. Avukatları o gün bu karardan sonra ''Gezi sanıklarıyla dalga geçiyorlar'' dediler ve olay kapatıldı.

2010 yılında Emek Sineması'nın yıkılmasına karşı, Gezi'de, Soma'da, Aladağ'da yurt yangını sonrası çocukların yanında, Çorlu davasında hep Can Atalay ismini gördük. Hapisten çıktıktan sonra da bu gibi olayların tam merkezinde yine Can Atalay ismini göreceğiz.

Türkiye İşçi Partisi olarak Can Atalay'ı unutmayacağız, onun için her şartta mücadele etmeye devam edeceğiz ve er yada geç hapisten çıkaracağız.

Can Atalay'ın 2022'de son duruşmasında söylediği cümlelerle yazıya noktayı koyayım. Yazının başlığında sorduğum soruya da cevap niteliğinde bir paragraf.

Bu bir son değil. Biz harama el uzatmadık, kul hakkı yemedik. Devleti kendi çıkarlarımız için kullanmadık. Kendi yandaşlarımızı zengin etmedik, suç işlemedik. Biz avukatlık, mimarlık, plancılık yaptık. Kendi hukukuna kendisi uymayanlara uymaları gerektiğini anımsattık. İstemediklerinde ısrar ettik. Faaliyetin bir yargılama faaliyeti olmadığını üzülerek ifade ettim. Eğer sorun Gezi direnişini sahiplenmekse sahipleniyoruz. Gezi'nin bakiyesi neyse biz onu taşıyoruz, onurla taşımaya çalışırız.

26 Haziran 2023 Pazartesi

Pride


Bu sadece bir film yazısı olmayacak. Pride filminin neden bahsettiğini, oyuncu performanslarını, film içinde yaşananları anlatıp bu yazıyı kapatıp yayınlayabilirdim. Ancak mesele sadece bu kadar basit değil. Ya da bu kadar basit olmamalı.

Türkiye'de LGBTİ+'ların nasıl zorluklar yaşadığını, insanlar tarafından nasıl ötekileştirildiğini, en yakın çevremizden, arkadaşlarımızdan bile yıllarca gelen ön yargılar sebebiyle nasıl bahsedildiğini bu yazıyı okuyan herkes biliyor. Sokağa çıkamıyorsun, yönelimini açıkca dile getiremiyorsun, giydiğin-giyeceğin kıyafete kolay bir şekilde karar veremiyorsun, sokakta sürekli nefretlik bakışlara şahitlik ediyorsun, sürekli ötekileştirilip, gözaltına alınıp, tacize uğrayıp ve hatta öldürülüp duruyorsun.

Türkiye'de insan olmak zor. Yaşamak zor. Kadın olmak zor. LGBTİ+ olmak zor. Elbette mesele baştan yanlış başlıyor. İnsanların kararlarına saygı gösterilse, herkese özgürce dilediğini yapabilse hiçbir sorun kalmayacak. Siz nasıl oluyor da başka insanların ne yapacağına karar veriyorsunuz?

Yaşadığım kentten örneklerle gideyim. Kocaeli Valiliği kararı ile 24.06.2023 ile 02.07.2023 tarihleri arasında ''Genel ahlaka aykırı olduğu, toplumda infial uyandıracak, milli, vicdani ve insani değerlere dokunacak, toplumsal iç barışı tehdit edebileceğinden... yasaklanmıştır'' şeklinde korkunç bir açıklama geldi. Kentin valisi peşinden ''Aziz milletimizin temeli olan aileyi ve milletimizin değerlerini korumaya kararlıyız, çocuk ve gençlerimizi hedef alan hiçbir oluşuma müsade etmeyeceğiz.'' şeklinde bir açıklama girdi.

Tanıdığım tüm LGBTİ+'lar sizin söylediğiniz gibi topluma zarar verecek, milli, vicdani ve insani değerlere dokunacak harekete imza etmiyorlar. Yönelimleri neticesinde hayatlarını yaşayıp mutlu olmak, Türkiye'de nefes almak ve herhangi bir şekilde sorun çıkarmadan yaşamak istiyorlar. Bu ülkeye zarar vermiyorlar. Bu ülkenin her konuda yanında yer alıyorlar. Ve hepinizden daha çok hizmet ediyorlar. Bu insanlar kendi hayatlarını bilerek zorlaştırmak isterler mi? Siz neden bu insanlara saygı göstermiyorsunuz?

O yüzden bırakın insanlar istediği gibi yaşasın. Toplum olarak insanları kutuplaştırmayın, ayrıştırmayın ve karışmayın. Bu insanlar sürekli sıkıntı yaşamak, gözaltına alınmak, tacize uğramak, öldürülmek istemiyor. 

Filme geri dönersek Onur isimli 2014 yapımı filmi herkesin izlemesini tavsiye ederim. 1980'ler İngiltere'sinde baskı altında yer alan toplumun hikayesi anlatılıyor. Madencilerin yaptığı greve eşcinseller destek oluyor ve ortak bir paydada buluşarak istediklerine ulaşmaya çalışıyorlar.

İlk önce tepkiyle yaklaştıkları LGBTİ+'lara zaman geçtikçe aslında ne kadar yanlış yaklaştıklarının farkına varıyorlar. Bir araya gelerek ortak hedefler doğrultusunda mesafe katediyorlar. 

Filmdeki oyunculukları, zaman zaman çalan müzikleri ve hedef doğrultusunda birlikte hareket eden insanları izlemek insanı umutlandırıyor. İngiltere'de 1980'lerde yaşananların günümüz Türkiye'sinde yaşanması da oldukça manidar.

Umarım günün birinde her insanın özgürce yaşadığı bir toplum oluruz.

2014 yapımı gerçek olaylardan uyarlanan Pride filmini izlemeniz size çok şey katar. İnsan olmak zor değil. En azından deneyin.

22 Haziran 2023 Perşembe

Edin Džeko Fenerbahçe'de


2007 ile 2011 yılları arasında izlemekten büyük keyif aldığımız Wolfsburg takımının en önemli isimlerinden biriydi. Hayranlıkla izliyor, Fenerbahçe'ye bir gün geleceğini istediğimiz tweetler, mesajlar atıyorduk. Ardından Manchester City forması ile izledik. Hayran olmaya devam ettik. Efsanevi 3-2'lik şampiyonluk maçında attığı golü dün gibi hatırlıyoruz. Roma ve Inter ile İtalya'da izledik. Son olarak henüz günler önce Şampiyonlar Ligi finalinde ilk 11 çıktı.

Çok iyi golcü, çok iyi futbolcu. Yaşının 37 olması elbette üzücü ancak Kadıköy'de çıplak gözle 1 sene bile olsa Dzeko izleyecek olmak bana mutluluk ve heyecan veriyor. Şimdiden sabırsızlıkla bu anı bekliyorum. Umarım hayallerde kurduklarımız gerçeğe dönüşür.

21 Haziran 2023 Çarşamba

Fenerbahçe 2023-2024 Sezonu Formaları


Fenerbahçe'nin 2023-2024 sezonunda giyeceği formalar tanıtıldı. Öncelikle diğer sezonlara göre farklı bir tanıtım yoluna gittik. Ligin sonunda oynadığımız Türkiye Kupası final maçında çubuklu formamızı görme şansı yakaladık. İlk o maçta giydik. Uğurlu geldi.

Çubuklu forma: Klasik çubuklu formamız. Kollardaki beyaz kısım biraz değişik duruyor. Ancak elbette Türk bayrağının olması bile formayı güzelleştiriyor. 90'lı yıllar nostaljisi yaşatan formayı beğendim.

Deplasman forması: Sarı Kanarya! Fenerbahçe'nin her sezon mutlaka sarı bir forma yapması gerekiyor. Bu sezon yine yaptık. Yine güzel. 

Alternatif forma: Lacivert olarak yaptığımız üçüncü formamız. Desenin ne olduğunu anlayamadım. Daha iyi olsaydı çok daha fazla beğenirdim.

Formaların fiyatı 1.399 TL. 

Fotoğrafta 3 forma bir arada çok şık duruyor. Bu fiyatlarda satış rakamları nasıl olacak bilmiyorum. Sonu kupalarla bitsin.

18 Haziran 2023 Pazar

2023 Fenerbahçe Olağan Mali Genel Kurul Notları ve Salondan İzlenimler


Öncelikle hayatım boyunca Fenerbahçe Kongre Üyesi olmak istemiştim. Ve bu hayalime 2022 yılının sonlarında erişme şansım oldu. Kendimi şanslı hissediyorum. Münferit bir taraftar olmanın yanında artık hayatıma Kongre Üyesi bir Fenerbahçeli olarak devam ediyorum.

Kongre Üyesi olarak ilk kez bir toplantıda yerimi almak beni hem mutlu etti hem kulübüm için bir şeyler yapabilme ihtimali olduğundan heyecan duydum.

2023 Olağan Mali Genel Kurulu için günün erken saatlerinde salonda yerimi aldım. Kadın basketbol takımımızın maçlarını oynadığı salona kurulmuş masalardan giriş kartımı alıp iyi şekilde hazırlanmış yönlendirmelerden geçerek koltuğuma oturdum. 

2.669 açıklanan katılım sayısıydı. Daha sonra bu sayı artmış olabilir. Mali Genel Kurul için bir Cumartesi günü insanların Fenerbahçe için bir araya gelmesi önemli bir gelişme.

Mali Genel Kurul üyelerin salonda yerini alması sonucu saat 11:00 gibi başladı. Önce Yönetim Kurulu  üyemiz Fethi Pekin açılış konuşması yaptı. Ardından Uğur Dündar oy çokluğu ile Genel Kurul Divan Başkanlığı'na getirildi. Burak Çağlan Kızılhan 2022 Yılı Faaliyetlerini okudu. Erol Bilecik mali tablolarla ilgili kongre üyelerini ve ekranları başındaki milyonlarca Fenerbahçe taraftarını bilgilendirdi. Mehmet Vodina'nın denetim kurulu raporunu okumasının ardından sıra kongre üyelerinin konuşmalarına geldi.

Kongre üyelerinin konuşmalarında oldukça iyi eleştiriler yapıldı. Elbette geçmiş yıllarda yapılan toplantılardan fazla şekilde Ali Koç ve yönetimine yapılan eleştiriler tüm salon tarafından ciddi şekilde alkış aldı. Sosyal medyada günlerce ibra etmeyeceğiz hazırlıkları yapılsa da aslında durumun hiç öyle olmadığını salonda net şekilde gördük. Eski yöneticimiz Metin Sipahioğlu da bu açıdan değerli ve oldukça iyi bir konuşma yaptı. En çok alkışlanan konuşmalardan biriydi. Bunun yanında bazı kongre üyelerimizin temas ettiği noktalar çok önemliydi.

Elbette bazı üyeler çıkıp Ali Koç'u sadece savunup taraftarları suçlayınca gereken tepkiyi gördü. Sanki suçlu taraftarmış gibi bahsedince konuşması tamamlayamadan oradan ayrılmak zorunda kaldı.

Kongre üyeleri sonrası söz sırası başkana geldi. Ali Koç beklediğimden kötü bir konuşma yaptı. Orada yer alan kongre üyelerinin tamamı Fenerbahçe'nin yıllardır neler yaşadığını çok iyi biliyor. Ali Koç oraya çıkıp 2006'da şu yaşandı, Denizli'de şu yaşandı, siz bizi yalnız bıraktınız, destek olmadınız derse tepki görür. Bana göre oldukça kötü hazırlanmış. Taraftar radikal cümlelerle somut açıklamalar istiyordu. Böyle olunca haklı olarak büyük tepki gördü. Ciddi katılımla söylenen ''Taraftar istifa'' tezahüratı da bana göre oldukça yaratıcı ve iyi bir protesto şekliydi.

Ali Koç'un konuşmalarına katılmayan kongre üyeleri ona tepki gösterince salonun alt kısmında olan taraftarlar o kişinin üzerine yürüdü. Daha sonra o taraftarımıza tepki gösterenlere de tepki diğer tribünden gelince ortalık biraz karıştı. Şunu söyleyeyim; o salona gelen kimse organize olarak gelmedi. Kimse onları parayla salona getirmedi. Kulübün yıllardır yönetilme tarzına haklı olarak tepki gösteren taraftarlara kimsenin el kol hareketi yapma, susun deme, siz satılmışsınız deme, bir organizasyon yapılmış demeye hakkı olduğunu düşünmüyorum. Fenerbahçe taraftarındır sadece bir tezahürat değil kulübün hangi noktada olduğunu anlatan çok iyi cümledir.

15 dakika aradan sonra kürsüye çıkan Ali Koç biraz daha net ifadelerle, 2 kez özür dileyerek konuşmasını tamamladı. Elbette ilk konuşmasından benzer şekilde yine üst perdeden eleştiriler yine suçlamalar vardı. Ancak kendisine salona ciddi eleştiri olduğunu anladığı için rotayı Aziz Yıldırım'a çevirdi ve eleştirilerini ona yöneltti.

Aziz Yıldırım'ın salona gelmemesi bana göre oldukça yanlıştı. Elbette gelse çok daha sıkıntılı anlar da yaşanırdı. Bu da ayrı bir nokta.

Uğur Dündar meselesine gelirsek bana göre gereğinden fazla şekilde olayları politize ediyor. Fenerbahçe taraftarlarını bir iktidara yakın gösteriyor, bir muhalefete yakın gösteriyor. Atatürk diyor, Cumhuriyet diyor, vazgeçmem diyor, taraftarı suçluyor, ortada zaten bunlara karşı bir kitle yokken burayı boş bırakmam diyor, tweet ile istifa ediyor, sonra başına giden kongre üyelerinin gazına geliyor, kendi belirlediği şekilde hakkı olmadan oylama yapıyor, kabul edenler, etmeyenler diyor, asla net bir taraf üstün değilken ve oylar sayılmadan istifam kabul edilmedi devam ediyorum diyor ve alkışlar ve istifa tezahüratları ile beraber göreve devam ediyor. Sürekli Atatürk, sürekli Cumhuriyet diyerek Fenerbahçe taraftarlarına bağırmaya, kulübü ben yönetirim havalarına girmeye kimsenin hakkı yok. O yüzden de Uğur Dündar'ın Divan Kurulu Başkanlığı 17 Haziran itibariyla sona ermiştir. Bundan sonra kimsenin ona saygı gösterme şansı kalmamıştır. Fenerbahçe siyaset üstüdür, Fenerbahçe kongresi ne zaman siyaset yapıp ne zaman yapmayacağını kimseden öğrenmez, kimseden icazet almaz.

Ali Koç'un mali ve idari açıdan ibra edilmesi bana göre doğru karardır. Zaten ben oyumu bu yönde kullandım.

Eski başkanlarımızdan Tahsin Kaya'nın konuşma yapması önemlidir. Ancak bunu daha iyi bir zamanda yapmalıydı.

Tüm bu oylama sonrası adını yazdıran tüm kongre üyelerine sözün verilmesi ve kongrenin böyle sonlandırılması da önemli bir adımdır.

Fenerbahçe kongrelerinin kalabalık olması önemli. Ciddi bir katılımla kararlar alınmasına bazı taraftarlarımız karşı çıksa da çok seslilik iyidir. İyi yönetmek lazım.

Kulübün kombine konusunda aldığı karara çok sevindim. 25 bin satış, 16.500 her maça satılacak bilet, 5 kez devir şansı, belli maça gelmeyen kombine yenileme imklanı verilmemesi gibi oldukça güzel detaylar var. Kulüp bu konuda mücadeleye devam etmeli. Umarım gelecek sezon deplasman maçları konusunda da farklı yollar görebiliriz.

Sonuç olarak bazen gergin, bazen güzel, bazen faydalı, bazen amaçsız bir Mali Genel Kurul'u geride bıraktık. 

Kazanan Fenerbahçe olsun.

5 Haziran 2023 Pazartesi

Can Atalay'ı Serbest Bırakın!


Şerafettin Can Atalay. Yıllarca bu ismi duymamış olabilirsiniz ancak son dönemlerde duymamış olmanız biraz zor. Zaten Türkiye siyasetini ucundan bile olsa takip ediyorsanız Can Atalay adını görebilirsiniz.

Can Atalay 1976 İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. NTV'de başlayan kariyerinin ardından kamu kurumlarındaki Gülen cemaatinin örgütlenmesini araştırdığı için yargılanan Ahmet Şık'ın avukatlığını yaparak tanınmaya başlamıştı. 2014 Soma faciası, 2016 Adana öğrenci yurdu yangını, 2018 Çorlu tren kazası, 2020 Hendek havai fişek fabrikası gibi felaketlerde mağdur olan insanların avukatlığını yapmıştı. Gezi Parkı eylemleri gibi Türkiye tarihinin en gurur verici günlerinde yine Can Atalay oradaydı. Taksim Dayanışması'nın avukatlığını yürüttü. Daha sonra sanık olarak davaya dahil edildi. Gözaltına alındı. Ancak 2 davadan beraat etti. 25 Nisan 2022'de ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs'' gibi komik bir suçlama sonucunda yargılandığı davada ise 18 yıl cezaya çarptırıldı ve Silivri'ye gönderildi. 

Babası ''Nerede bir hak ihlali varsa Can Atalay oradaydı.'' diye anlatıyor. O Can Atalay 14 Mayıs seçimlerinde Barış Atay'ın da unutulmayacak bir adımı ile beraber Hatay'dan Türkiye İşçi Partisi 1.sıra Milletvekili adayı oldu. Ve 14 Mayıs seçimlerinde Hatay'da 76.580 oy alarak seçimleri kazanarak milletvekili oldu. Ancak Hatay halkının bu iradesine karşı çıkanlar yüzünden Can Atalay henüz yemin edip görevine başlayamadı.

Meclisten bahsedeyim. Haber kanalları gün boyunca 600 vekil yemin edecek şeklinde yanlış bir haber duyurdular. 599 diyen kanal sayısı 2-3'tü. Neden 1 vekil mecliste yok kimse anlatmadı. Mazbatası alındı, odası hazırlandı, yemin etme sırasında adı anons edildi. Kimse neden gelip yemin etmiyor sorusunu sormadı- sormak istemedi.

Türkiye İşçi Partisi sözcüsü İstanbul milletvekilimiz Sera Kadıgil'in o an söylediği gibi ''Silivri'de esir tutulduğu için şu an yemin edemiyor!''

Elbette muhalefet partilerinin yaptıklarını ya da yapmadıklarını da konuşmak lazım. Gün boyunca Mustafa Sarıgül'ün açıklamalarını gördük, Sırrı Süreyya Önder'in attığı tweeti gördük. Günler sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun attığı tweeti gördük. Ancak o an mecliste yaklaşık 270 muhalefet vekili varken ne bir alkış, ne bir protesto ne bir tepki olmaması Türkiye'de muhalefetin ne kadar güçsüz olduğunu bizlere bir kez daha kanıtlayan bir detaydı.

Elbette Türkiye İşçi Partisi olarak sadece tweet atıp bu kararın düzeltilmesini bekleyecek değildik.

06 Haziran 2023 Salı günü saat 19:00'da tüm Türkiye'de aynı anda basın açıklaması ile beraber Can Atalay'ın sesi olup bu hukuk dışı kararın düzeltilmesi için elimizden gelenleri yapmaya başlıyoruz.

İstanbul'da 26 nokta, Hatay, Zonguldak, Eskişehir, Antalya, Diyarbakır, Balıkesir, Mersin, Kocaeli, Ankara, İzmir, Sinop ve Türkiye İşçi Partisi'nin örgütlendiği tüm şehirlerde saat 19:00'da Can Atalay'ı Serbest Bırakın sloganıyla basın açıklaması yaparak sesimizi yükselteceğiz. Bu yazıyı okuyup da basın açıklamasının yapılacağı bir noktaya giderek kararlı duruşunuzu herkese gösterebilirsiniz. Can Atalay bunu en çok hakeden isimlerden birisi. Ve ayrıca hepimiz için o mecliste en çok çalışan vekil olacak. Bu karar değiştiği zaman gururla hayatınıza devam edeceksiniz.

Can Atalay'ın 2019'da katıldığı duruşmada söyledikleri ile yazıya noktayı koyayım.

"Gezi'yi bu kadar güzel anımsanmasının sebebi budur. Gezi, insanın kendi kaderini eline alma iradesidir, kararlılığıdır. Gezi, bu ülkenin Ortadoğu'nun karanlığından çıkacağını ihtimalidir. Gezi, bu memleketin eşitlik, özgürlük ve adalet umududur.

29 Mayıs 2023 Pazartesi

Benim Hâlâ Umudum Var


Brezilyalı yazar Paulo Coelho'nun ''Sadece güneşli günlerde yürürsen hedefe ulaşamazsın.'' sözünü şimdiye kadar duymuş olabilirsiniz. Ya da şu an ilk kez duyuyorsunuz. Yaşadığımız coğrafya bizlere uzun bir süredir güzel, mutlu ve istediğimiz günleri yaşatmıyor. Güneşli günleri görmek istesek de mevcut hükümet sebebiyle bundan uzağız. Ancak bu pes edeceğiz, mücadeleden vazgeçeceğiz anlamına gelmiyor. Aylar öncesine döneyim.

Hayatım boyunca örgütlü siyaset yapmadığımı ancak bu yılın başından beri artık bunun zorunluluk olduğunu geçtiğimiz aylarda burada yazdığım bir yazıda belirtmiştim. O günlerde üye olduğum Türkiye İşçi Partisi ile bu mücadeleye başladım ve devam ediyorum.

Elbette böylesi bir dönem başladığımız yolculuk birden seçim yolculuğuna dönüştü. Günlerdir Türkiye İşçi Partisi Kocaeli örgütü ile beraber mücadele etmeye çalışıyoruz. İzmit sokaklarında insanlarla bire bir temas kuruyoruz. Kadın hakları, hayvan hakları, işçilerin sıkıntıları, fabrikalarda yaşananlar. Her meseleye eşit yaklaşıyor, her olayda duyarlı kalmaya çalışıyoruz. 1 Mayıs büyük bir kalabalıkla Maltepe'ye gidiyor, mücadelemizi, kararlığımızı ve asla vazgeçmeyeceğimizi bu meydanlardan tüm Türkiye'ye haykırıyoruz.

Seçim sürecinden ayrıca bir paragraf açarak bahsetmem lazım. Elbette burada bizim örgütün ne kadar büyük olduğundan bahsetmeyeceğim. Ancak çok sağlam olduğundan bahsetmem lazım. Zaten burası benim 15 senedir kişisel sayfalarım olduğu için her düşüncemi kırpmadan, çekinmeden yazacağım. Emek ve Özgürlük İttifakı ile beraber seçimlere girdik. Bu sebeple YSP vekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun bir kez daha buradan aday olacak olması nedeniyle biz seçimlere TİP olarak girmedik. Elbette bu konuda mutlu değildik. Hayal kırıklığı da yaşadık. Çevremizde bize oy vereceğini söyleyen yüzlerce insana ne diyeceğimizi bilemedik. Ancak biz hiçbir zaman kendi menfaatlerimizi düşünen bir parti olmadık. Olmayız da. Bir ittifak varsa ona göre davranmak zorundayız. O günden beri elimizden geldiğince mücadele ettik. Seçimin son gününe kadar Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu için bildiri dağıttık, oy istedik. Sokakta olduk. Sokakta olmaktan mutluluk duyduk. Diğer partilerden daha çok çalıştığımızı görüp bu mücadeleden bir an olsun vazgeçmeyi düşünmedik.

Seçim sürecine elbette sadece oy isteyerek hazırlanmadık. Oy vermenin dışında verilen oyların korunması konusunda da aktif olmamız gerektiğinin farkındaydık. Parti avukatlarımız ve yöneticilerimizin gayretli çalışmaları ile beraber yüzlerce kişiye eğitim verildi. Müşahit olarak sandıklarda yer alıp 1 oyun bile peşine düşmemiz gerektiğini biliyorduk. Kaliteli ve öğretici eğitimler sonucunda Türkiye İşçi Partisi olarak seçimlere hazırdık. Seçim günü hangi okulda ve sandıkta kimlerin olacağını, yaşayacağımız sıkıntılarda neler yapacağımızı, ulaşım ve lojistik destek anlamında destekleri nasıl alacağımızı, yaşanacak bir sıkıntıda avukatlarımızın nasıl dakikalar içinde yanımızda olacağını planlamıştık. Ve öyle de oldu. Günlerce süren çalışma sonucunda bulunduğumuz okulların tamamında sandığa tam anlamıyla sahip çıkan bir örgüt vardı.

14 Mayıs ve 28 Mayıs. 2 seçim, yüzlerce müşahit, avukatlar, yöneticiler, itiraz ve şikayetler sonucunda kazanılan oylar, korunan haklar ve mücadele eden Türkiye İşçi Partisi Kocaeli örgütü.

Seçim sonucunda istediğimizi alamadık ancak bu bizim hayattaki duruşumuzu bir adım bile değiştirmeyecek. Ne insanları-depremzedeleri- sırf bir kişiye oy verdiği için hain ilan edeceğiz, ne beter olun gibi bana göre oldukça yanlış olan bir cümle kuracağız, ne memleketin yarısına hakaret edeceğiz. İnsanlarla temas kurarak yine olmamız gereken her yerde olacağız, vermemiz gereken her tepkiyi vereceğiz, yapmamız gereken her şeyi yapacağız. 

Kocaeli örgütündeki avukat, yönetici ve üye yoldaşlarıma teşekkür ediyorum. Onlarla aynı yolda yürümekten gurur duyuyorum.

Yaşasın Türkiye İşçi Partisi!

29 Nisan 2023 Cumartesi

Demir Grup Sivasspor 1 Fenerbahçe 3


Dakika 75 Redmond golü atıyor skor 1-3 oluyor, dk 24 Ozdoev atıyor skor 1-0 oluyor, dk 81 Ali Sowe atıyor skor 0-1 oluyor, dk 30 Aleksic atıyor skor 1-0 oluyor, dk 90 Eze atıyor skor 3-3 oluyor... Fenerbahçe için sadece son 5 hafta böylesi anlar yaşandı. Kimi bizi çok üzdü, kim tekrardan ayağa kalkmamıza yaradı, belki de yazdığım kimi dakikalar yüzünden şampiyonluğu kaybedeceğiz. Ancak Fenerbahçe her şeye rağmen, türlü sıkıntılara rağmen şampiyonluk yarışına devam ediyor.

Sivasspor deplasmanında oynadığı hafta Fenerbahçe'den çok iyi oyun beklemek benim için öncelik değil. Böylesi bir hafta böylesi zor deplasmandan galibiyetle ayrılmak oyunun da önünde değerlendirilmesi gereken bir detay. Gideceksin, bir şekilde kazanacaksın ve döneceksin.

Fenerbahçe gitti, iyi oynadı, Rossi'nin güzel golüyle öne geçti, ardından Ferdi skoru 2-0 yaptı, İrfan'ın kırmızı sonrası acaba mı desek de yine Ferdi skoru 0-3 yapınca hepimiz rahatladık. İkinci yarı oyunun kontrolünü rakibe bıraksak da sadece 1 gol yedik ve mücadeleyi 1-3 kazanarak maç fazlasıyla da olsa Galatasaray'ın sadece 3 puan arkasına geldik. 

İrfan kalecilik konusunda müthişti, şahane 2 top çıkardı, Peres haftalardır olmamasına rağmen nefis bir futbol oynadı, biraz şanslı olsa bu şahane futbolunu 2 golle süsleyebilirdi, Samet iyi diyoruz inanılmaz hata yapıyor, kötü diyoruz acayip iyi işler yapıyor, Fenerbahçe stoperi bu kadar dengesiz olmamalı, Serdar iyiydi, Osayi oldukça iyi oynadı, tabii Osayi böyle oynadığı an aklıma geçen hafta oyuna girmemesi geliyor, kahroluyorum. Ferdi şahane sezonunu bu maçta attığı 2 golle süsledi, çok başka seviyede, tutmamız zor, İrfan kırmızı karta kadar şahane bir futbol oynadı, orada biraz daha dikkatli olabilirdi. Arao iyiydi, Arda yine çok klas işler yaptı, bu kadar teknik oyuncunun bu kadar çok top kazanması acayip bir şey. Valencia büyük geçmiş olsun, ambulans ile sahayı terketti, durumu iyiymiş. Pedro çok daha iyi olmalı, Rossi golünü attı, iyiydi.

Geçen hafta şok bir beraberlik aldığın haftanın ardından Sivas deplasmanına çıkıp 3 puanı 3 golle almak güzeldir. 

Valencia gibi golcüyü maçın başında kaybettik ancak ona rağmen takım kırılmadı.

Fenerbahçe tribünleri diye bir gerçek var. Deplasman konusunda şahaneyiz. Yine kusursuz performans ortaya koydular. Bu haftanın bestesi de; sensiz hayat, sensiz hayat, bir işkence, bir işkence...

Şanlı Kanarya!

Beşiktaş-Galatasaray maçının olduğu hafta kazanmak çok önemliydi.

Sivasspor yönetimi bilet fiyatlarını 65 TL yaptın, şahane hareket. Ancak bir tribün komple boş duracağına orayı Fenerbahçe taraftarlarına açsanız ve sadece gişeden bilet satsanız, Sivas ve çevre illerde yer alan aileler, kadınlar, çocuklar stada gelip futbol izleme şansı bulsa kötü mü olur? TFF başkanı olsam tribünleri dolduramayan ev sahibi takım deplasman kotasını arttırmak zorunda şeklinde kural koyarım.

Haftaya Giresunspor deplasmanındayız. Derbinin sonucuna göre maçın önemi değişecek.

Fenerbahçe'yi seviyorum.

23 Nisan 2023 Pazar

Giy Formanı, Çık Sahaya


Giy formanı, çık sahaya, yüreğini koy ortaya, koy yüreğini, göster öfkeni, düşman yenilecek zafer yakında...

Başakşehir deplasmanında dakikalar 52'yi gösterirken o ana kadar zaten müthiş olan tribünlerden bu besteyi duyduk. Taraftarlarımız skora rağmen takımlarına sahip çıkıyor, futbolcu yuhalamıyor, futbolcu ıslıklamıyor, sahaya olumsuz bir tepki göstermiyor ve tam tersi tribünde var gücüyle destek verip tribünleri inanılmaz iyi bir atmosfere sokuyordu. Ve Fenerbahçe belki de o dakikalardan gelen enerjiyle o maçı kazanıp şampiyonluk yarışına devam ediyordu.

Şimdi bu yazıyı Galatasaray'ın Karagümrük maçından sonra yazıyorum. Şu an fark 7 oldu. Ancak eksik maçımız var. Kazanırsak puan farkı 4'e inecek ve yarış devam edecek. 

Artık son 6 maçımız. Kadıköy'de son 3 maç. İstanbulspor maçı camia açısından çok önemli. Elbette taraftarlar bunun bilinciyle o tribünlere gelmeli ve 90 dakika boyunca sadece takıma destek olmalı.

Başakşehir maçında yaratılan şahane tribün atmosferi bu maçta devam etmeli. Takım uzun süre 0-0 götürebilir ya da erken bir golle geriye düşebiliriz ya da kırmızı kart görebiliriz. O tribüne gelen yaklaşık 45 bin taraftar milyonlarca Fenerbahçe taraftarını temsil ettiğini ve herkes için sadece Fenerbahçe diye bağırmayı kendine görev edinmelidir. Fenerbahçe arkasına taraftar gücünü de alarak İstanbulspor maçını kazanıp camiasına umut, rakiplere korku vermelidir.

Fenerbahçe için bir kez daha birlik olma ve tam anlamıyla mücadele etme zamanıdır. Biz inanalım, takım inansın, kazanalım ve yola devam edelim.

21 Nisan 2023 Cuma

Halkın Kampanyası


2023 seçimlerine çok az bir süre kaldı. Partiler ve adaylar seçim çalışmalarına hız verdi. Hazine yardımı alan partilerin yanında, büyük destekçileri olan partilerin yanında sadece halkın parasıyla bir yerlere gelmeye çalışan bir TİP gerçeği var. Her yerde yazdığımı burada da yazayım. Meclise baktığın zaman, sokağa çıktığın zaman, hakların aranmasının gerektiği her yerde TİP'in 4 vekili vardı bundan sonra da olmaya devam edecekler. Ve o TİP tüm bu mücadeleleri sadece halkın desteği ile yapıyor.

Geçtiğimiz günlerde TİP resmi kampanyasını duyurdu. halkinkampanyasi.org isimli siteyi açtı. Dileyen o site üzerinden TİP'e üye olabilir, dileyen bağış yapabilir ve belki de en güzel yeri dileyen seçim çalışmalarında aktif olarak rol alabilir. 

Sitede ''Malzeme Çantası'' isimli bir kısım var. Oraya girdiğiniz zaman Tişört tasarımları var, bir baskıcıya gidip t-shirt'ünüze bunu bastırabilir ve sokakta her yerde TİP adının görünmesini sağlayabilirsiniz. Instagram Story kısmında ise 5 arkadaşınızı etiketleyeceğiniz görseller yer alıyor. Özellikle herkesin 5 kişiyi etiketleyip paylaşım yaptığı bir yerde kısa sürede milyonlarca kişiye bu kampanya yayılmış olabilir. Telefonunuza koyabileceğiniz ekran koruyucular var. Ben günlerdir telefonumu öyle kullanıyorum. Tavsiye ederim. Logolar var. Logoları istediğiniz farklı yerlerde kullanabilirsiniz. Kapak fotoğrafı bölümü var. Linkedin, Twitter ve Facebook gibi platformlarda kullanabileceğiniz kapak fotoğrafları yer alıyor. Ve tüm platformlarda, whatsapp gruplarında paylaşabileceğiniz hazır görseller yer alıyor. Benim de çok sevdiğim görseller mevcut. Sizler de oradaki görsellerden beğendiğinizi yine sosyal medya hesaplarınızdan paylaşabilir, çıktısınız alıp bir yerlere yapıştırabilir ya da aklınıza gelen herhangi bir yerde kullanabilirsiniz.

Şimdilik çalışmalar iyi gidiyor. TİP hedefine doğru emin adımlarla yola devam ediyor. Bizler de bu yolculukta aktif olarak görev alıp vekil olmayı, söz sahibi olmayı sonuna kadar hakeden isimlere gereken desteği veriyoruz. Belki de hayatımda daha önce bu kadar doğru bir seçim yapmamıştım. TİP iyi ki var ve hepimizin desteğiyle var olmaya devam edecek.

17 Nisan 2023 Pazartesi

2022/2023 EuroLague Women Şampiyonu: Fenerbahçe


Twitter hesabımda maç sonunda aynen şunu yazdım. Birsel, Horakova, Angel, Nevriye, Penny Taylor, Taurasi, Sutton-Brown, Esmeral, Şaziye, Jekabsone, Matovic, Nevlin, Vajda ve benim adını hatırlamadığım onlarca isim. Caferağa'da izlediğimiz bu oyuncuların, bu branşın bu akşam bu yolculuğa kupa eklemiş olması şahane bir mutluluk. Elbette unuttuğum isimler vardır. Mesela Pondexter.

Fenerbahçe kadın basketbol takımı yıllardır özlemini duyduğu kupayı sonunda kazandı. Elbette yıllarca harcanan paralar, yapılan yatırımlar, kaybedilen finaller, ezeli rakibe kaybedilen kupa.

Taraftarların bir kısmının zaman zaman şubenin kapatılması yönünde yazdıkları. Bu blogda defalarca yazdım. Geçmiş ortada. Bir branşın finalleri kaybediyor diye kapatılmasını düşünmek bile bana çok anlamsız geliyor. Senede bu takımın varlığını sadece final kaybedince hatırlayan insanların bu görüşlerini ciddiye almamak gerekiyor. Başkan ve yönetim de öyle yapıyor. Her sene sağlam bir bütçe ile beraber bu takıma gereken desteği veriyorlar.

Bu sezon belki de tarihin en iyi takımı kuruldu. Ve belki de şu an dünyanın en iyi kadın basketbolcusu Fenerbahçe forması giyiyor. Breanna Stewart. Finaller MVP'si olarak bu şampiyonluğun en büyük mimarı oldu. Tarihi değiştiren kadın olarak kulüp müzesine adını yazdırdı. 35 sayıyla final maçında rekor kırdı. Geldiği günden bu yana bir takıma bağıra bağıra şampiyonluk kazandırdı. Fenerbahçe taraftarları böylesi bir oyuncuyu izlediği için çok şanslı.

Ve elbette diğer oyuncularımızı da unutmamak lazım. Kayla McBride, Sabally, Olcay Çakır, Emma Meesseman, Alina lagupova, Vandersloot, Alperi. Hepsinin ciddi katkısı oldu bu şampiyonlukta.

Finali de 99-60 kazandık. Yılların öfkesi.

Tarihin en rahat Fenerbahçe finali.

Dünyada hem erkeklerde, hem kadınlarda Avrupa'nın 1 numaralı kupasını kazanan tek takımın Fenerbahçe olmasının gururu.

Bu kupanın yıllarca çok sevdiğim Birsel'in elinde kalkmasının hayalini kurarken Olcay Çakır'ın elinde kalktığını görmek de beklemediğimiz bir şeydi.

Bu kupanın gelmesinde sevin ya da sevmeyin Aziz Yıldırım'ın etkisi büyük. Yıllar önce başlayan destekler, yapılan yatırımlar, insanların bu branşın varlığını kabul etmeleri ve sonunda 16 Nisan 2023 tarihinde gelen şampiyonluk.

Ve yine maç sonunda Twitter'a yazdığım ve bana göre bu yolculuğu net şekilde anlatan şarkı ile bitireyim;

Karanlık yollardan geçtik, zehir gibi sular içtik, bir yanımızda ölüm, bir yanımızda yar sevdik, bir değil binbir kere, sırat köprüsünden geçtik, cehennem denen illetin, ta göğsünü deldik geçtik... tıks.