10 Ekim 2019 Perşembe

Fenerbahçe 0 Antalyaspor 1


Kadıköy'de izlediğim son futbol maçı 3 Aralık 2018'de oynanan ve 2-2 biten Fenerbahçe-Kasımpaşa maçıydı. Fenerbahçe o günden sonra bir çok iç saha maçı oynadı ama gitmek kısmet olmadı. Ancak Antalyaspor maçı ile beraber tekrardan tribünlere geri döndüm.

Şükrü Saracaoğlu Stadyumu'nun neredeyse her tribününde maç izledim ancak ilk kez bir maçı locada takip edecektim. Açıkcası büyük bir merakla beklemedim desem yalan söylemiş olurum. Klasik bir maç günlüğü şekilde adım adım yazalım.

Kocaeli'den Kadıköy'e en rahat kendi aracınızla gidersiniz tabii ancak onun dışında otobüs kullanarak da ulaşmak çok zor değil. Ancak bir süredir açılan Marmaray ile beraber Gebze'den direkt stadın karşısına ulaşım var. Trafiğe girmeden stada ulaşmanız mümkün. Günün birinde Marmaray'ı İzmit'e kadar uzatırlarsa Fenerbahçe maçları bizim gitmemiz açısından çok daha rahat olur. Antalyaspor maçına giderken iş yerinden servis ile Gebze, oradan Marmaray ile stat, dönerken stattan Marmaray ile Gebze, oradan otobüs ile 30 dk içinde ev şeklinde yaptım. Hem maliyet açısından uygun, hem de geç saate kadar olması avantajı var.

Marmaray'a adım attığım an Fenerbahçe maçı havasını alabiliyoruz çünkü bir çok Fenerbahçeli maça gidiyor. Stadın oraya gittiğimde de durumun tam olarak böyle olduğunu gözlemledim. Etraf kalabalık, coşkulu Fenerbahçe maçını bekliyordu.

Maç öncesi bir şeyler yedikten sonra ve yıllar sonra Nazlı'nın Yeri diye tabir edilen Fenerbahçelilerin maç öncesi toplanma yerinde bir şeyler içtikten sonra stada doğru hareket ettim.

Normalde kale arkasına girerken oldukça sıkı aramadan geçiyoruz, powerbank, sarj aleti gibi yanımızda getirdiklerimizi stada sokmakta zorluk çekiyoruz. Ancak Maraton Alt tribününe girerken böyle bir zorluk yaşamadım. Neredeyse aranmadan stada çanta ile girmeyi başardım. Kale arkasına girerken sıkı arama yapılırken o tribüne girerken arama yapılmaması da herhalde Türkiye detayı olsa gerek. Kale arkasına giren insanın olay çıkarma, yabancı madde atma ihtimalini daha yüksek görüyorlar.

Locaya giriş oldukça rahat, Fenerbahçe müzesinin oradan girdik ve hemen üst katta özel kapısından geçerek locaya ulaştık. Kapıyı çalarak giriyorsun. Görevli kadın açıyor. Aynı zamanda hosteslik yapıyor. İçerde tv, koltuk gibi detaylar mevcut. Seyir keyfi açısından kusursuz bir yer. Oturduğun koltuklar çok rahat ve sahaya hakimsin. Hemen kafanın üstünde pozisyon tekrarlarını izleyebileceğin ekranlar var. Çay, kahve, su istediğin zaman hostes hemen yardımcı oluyor. Bazı localarda yemek de var sanırım ancak bizim gittiğimiz loca öyle değildi. Sonuç olarak bugüne kadar statta en rahat izlediğim maçı geride bıraktım. Buradan sevgili Atilla Nesipoğlu'na bir kez daha teşekkür edelim.


Mücadeleye gelirsek bazı Fenerbahçe maçları taktiksel açıdan rahat şekilde değerlendiriliyor. Bu maç onlardan birisiydi. Fenerbahçe maçın başında geriye düştü ve kalan dakikalar ısrarla gol aramasına rağmen taktik anlamda zayıf kaldı ve maç 0-1 sona erdi. Yavaş şekilde top çeviren, herkesin sabit durduğu, sürekli topu kanatlara indirip orta ile gol arayan, duran topları kötü kullanan, ön plana oyuncu çıkaramayan bir Fenerbahçe vardı. Bu şekilde olunca da pozisyonlar bulsak da maç sanki 180 dakika oynansa kazanamayacakmışız gibi bir havada sona erdi. Böylesi anlarda farklı gol atma şekilleri denemek lazım. Ortadan denemek lazım, duran topları iyi kullanmak lazım, Vedat'ı savunmacıların kucağından almak lazım, gerekirse yanına erken dakika başka bir forveti koymak lazım, ikiye bir denemek lazım, oyuncu eksiltmek lazım, çizgiye inmek lazım. Fenerbahçe bunları yapamadı ve çok kritik 3 puanı kaybetti.

Takımda hangi oyuncu iyi derseniz açıkcası takımın en iyisi Altay'dı. Eğer o olmasa maç çok daha erken bitecekti. Diğer Fenerbahçe oyuncuları sıradan bir maç çıkardı.

Kruse Emre çıktıktan sonra sorumluluk aldı ve iyi oynadı. Emre ile bunu yapamadı. Bu maç özelinde bir şey mi bilmem ama oyunculara biraz rahatlık vermek lazım. Mesela Zajc, mesela Deniz. Bu iki oyuncu oyuna girdikten sonra fena oynamadı ama topu aldıklarında hemen ısrarla pas istemek, bu oyunculara yeteneklerini kullandırma şansı bırakmamak iyi bir olay değil. Özellikle Kayserispor formasıyla serbest oynayan, şut çekmesine bile izin verilen Deniz burada baskı yaşıyor gibi hissettim.

Gustavo. Savunmada çok iyi, hücumunu beğenmedim. Ayrıca hem ısınırken izledim, hem maç boyunca dikkat ettim. Gerçekten şut çekme konusunda oldukça zayıf.

Isla bindirmekten yoruldu. Ortaları daha iyi olsa golü bulabilirdik. 

Arkadaşımla sohbet ederken Fenerbahçe tribünlerinin ne kadar mükemmel olduğundan bahsetmiştim. Maç öncesi ısınma esnasında, takım sahaya çıkarken kusursuz bir atmosfer vardı. Ancak maç içinde böyle olmadı. Fenerbahçe tribünleri maçı izliyor. Tezahürat yapması beklenen tribünler bile etkisiz kalıyor. Ayrıca bir oyuncu ceza sahasında topu aldığı zaman hemen onu gaza getirecek tepkiler bana doğru gelmiyor. Hatta bir iki pozisyon futbolcular tribün tepkisinden dolayı erken ve hatalı tercihler kullandı.

Ferdi kullanılabilir miydi? Hep aklımda olacak bir soru.

Hakem kötüydü. Ama bir yerden sonra herkes hakeme oynamaya başladı. Bu da takıma zarar verdi.

Türk futbolunda en sinir olduğum olay zaman geçiren futbolcular ve uzatma süresini hesaplayamayan hakemler. Gerçekten statta ya da tv karşısında maç izlerken en çok sinirlendiğim anlar bu anlar oluyor. 

İçerde 17'de 16, 17'de 15 hayalleri kurarken erkenden bundan uzaklaştık. Şampiyonluk için iç saha performansı çok önemli. Umarım bundan sonra kayıp olmaz.

Locada izlediğim maç gol görememek üzdü.

Fenerbahçe için iyi başlayan sezon sakatlıklar ve şanssızlık ile beraber kötü sonlandı. Milli ara sonrası bir seriye ihtiyacımız var. Yoksa şampiyonluk hayal olur.

7 Ekim 2019 Pazartesi

Kocaelispor 3 Gölcükspor 1


Statta maç izlemeyi seviyorum ancak izledikten sonra gelip buraya yazmak her zaman kolay olmuyor. 10 Eylül tarihinde oynanmış bu maç. Skoru bile 2-1 diye kalmış aklımda. Sonradan 3-1 bittiğini hatırladım. 

Ya da sanırım her maça gidip taktik de yazmayı sevmediğim için aynı şeyleri yazmaktan kaçınıyorum sanırım. O yüzden de bazen buraya yazmak zor oluyor. Yine de tarihe not bırakmak açısından yaklaşık 10 senedir bloga bir şeyler yazıyorum.

Bu maç diğer maçlardan farklıydı aslında. Eylül ayının başında Türkiye Kupası ilk turunda Yalova'ya gitmiş, Yalova Kadıköyspor-Bigaspor maçını tribünde takip etmiştim. bu kez Türkiye Kupası ikinci tur maçı için stada gidiyordum.

Maça giderken beklentim bu kadar değildi ancak ufak araştırmalar maçtan güzel hikayeler çıkarıyor. Mesela ilk hikaye Gölcükspor'un forveti Batuhan Boyoğlu Kocaeli'de anneannemlerin oturduğu yerde oturuyordu. Sokakta taşları koyar, beraber top oynardık. Şimdi o Gölcükspor forması ile Kocaelispor'a gol atarken ben kale arkasında onu izliyorum. 

Maçın diğer hikayesi Gölcükspor'un teknik direktörü. Taner Gülleri. Kocaelispor forması ile özellikle Galatasaray'a bir maçta attığı 4 golle ve alınan 2-5'lik galibiyetle Türkiye gündemine gelmişti. O sezon tüm büyük takımlara gol atmış, sezonu da 18 golle tamamlamıştı. Kocaelispor'u Süper Lig'e çıkarırken de 21 golle gol kralı yine Taner Gülleri'ydi. O Taner Gülleri'nin şimdi Kocaelispor'a karşı teknik direktörlük yapması güzel hareket.

Mücadeleye gelirsek Kocaelispor için bu sezon asıl hedef 2.lig olduğundan kupa maçlarına yedek kadroyla çıkıyor. Yine öyle oldu. İlk yarı 0-1 geride tamamladı. 2.yarı ise özellikle kaleci hatası ile beraber gelen gol ve ardından Burak Süleyman'ın oyuna girişi ile beraber Kocaelispor için maç kolaylaştı. 3-1 kazanarak bir üst tura yükseldi.

Burak Süleyman'ın kariyer maçlarından birisiydi.

Kocaelispor tribünleri fazla dolu değildi ancak asıl hayal kırıklığım Kocaelispor için çok şey yapmış Taner Gülleri için tek bir tezahurat yapılmaması oldu. Bir tribün grubu Taner Gülleri'nin hoca olduğunu bilmeli ve ona göre tezahurat yapmalıydı.

Gölcükspor ile Kocaelispor tribünlerinin karşılıklı tezahurat yapması güzel detaylardı.

Kocaelispor 3.turda Sivas Belediyespor'a yenilerek kupaya veda etti. O maç çalıştığım için gidemedim.

Türkiye - Kocaelispor


Yeni Kocaelispor Stadyumu'nda oynanan Türkiye-İngiltere Ümit Milli takım maçı öncesi aldığım maç atkısı. Bir tarafta Kocaelispor ilk 11'i, bir tarafta Mustafa Kemal Atatürk. Güzel atkı. Koleksiyona eklendi.

Kocaelispor


Kocaelispor'un 15 Mayıs 2019 tarihinde oynadığı, 3.lig play-off yarı final rövanş maçının öncesi aldığım atkı. Kocaelispor o gün Yeni Çorumspor'a 0-3 kaybedip sezona kötü şekilde noktayı koydu. Atkı koleksiyondaki yerini kötü anılarla aldı.


10 Eylül 2019 Salı

Kocaelispor 1 Fethiyespor 0


Kocaelispor için geçen sezonu çok üzücü şekilde kapatmıştık. Çorum karşısında alınan şok yenilgi ve sezona birden veda. Ardından Kocaelispor için işler değişti, belediye takıma desteğini açıkladı, başkan değişti, kulübün tüm borçları ödendi ve yıllar sonra transfer yasağı kalktı. Bir çok iyi oyuncu transfer edildi ve sezona girildi. Hedef mutlak şampiyonluk. Play-off bu sezon asıl hedef değil.

İlk hafta deplasmanda alınan 1-0'lık galibiyetin ardından Kocaelispor için heyecan duyan bir kent vardı. Evden sokağa adım atar atmaz maç olduğunu farkına varıyorsun. Formalı, atkılı, bayrakları insanlar, arabalar şehrin içinde geziyor.

19:00'da başlayacak maç için saat 17:00 gibi yollara düştüm. 10 TL'ye Güney Kale Arka Üst kat bileti alıp stada girdim. Sanırım stada ilk girenlerden birisiyim


Meşhur İsmetpaşa topunun yanından geçerek stada girdim. Tribünler girdiğimde boştu. 1 gün önce oynanan Türkiye-İngiltere maçı zemini bozsa da futbol oynamaya uygun bir zemin vardı.


Tribünlere maç başladıktan sonra da girenler oldu. Yaklaşık 15 bin taraftar statta yerini aldı. Daha dolu olsa daha iyi olurdu ama Cumartesi çoğu kişinin çalıştığını düşünürsek ve stadın ulaşım açısından rezalet bir konumda olması sebebiyle bu stada gelen seyirci sayısına bir şey dememek lazım. İnsanlar çile çekmek istemiyor.


Kocaelispor yönetimi çok akıllı bir iş yaparak Hodrimeydan'ın olduğu tribünün koltuklarını sökmüş. Her maç kırılıyor ve kulübe gereksiz masraf yaratıyordu. 1-2 blok daha genişletebilir. Bu arada Siyah koltuklarla yazılan ''Kocaeli'' yazısının A harfi ortadan kaybolmuş oldu. Yönetim umarım bunu görmüştür ve zemine A harfini yazdırır.

Hodrimeydan'ın lideri bir kez daha değişti. Uzun yıllar sonra ilk kez bu kadar kalabalık ve etkili bir tribün vardı. Sanırım küskünleri de tribünlere çekmeyi başardılar. Tezahürat anlamında çok iyiler. Tek eleştireceğim şey bence küfürü sıfır düzeyine çekmeliler.

Küfür olayına karşıyım çünkü gerçekten ben Türkiye'de bu kadar çok kadın ve çocuk gelen stat var mı bilmiyorum. Bir çok aile maça bir arada geliyor. O çocuklar küfür duymayı, kavga görmeyi hak etmiyor. Keşke komple bitse bu tarz şeyler.

Kocaelispor tamamen yeni takım ancak kaliteli ayaklar hemen kendini belli ediyor. Özelikle yeni transferlerden Serdar Ümit Deniz, Talha Mayhoş, Feridun Kıroğlu ve Batuhan Yayıkcı'yı çok beğendim. Büyük umutlarla gelen gol kralı Yakup Alkan ise beklediğimi veremedi. Bir süre sonra daha net değerlendirme yapabilirim.

Bir oyuncudan bir kez daha ekstra bahsetmem gerekiyor. Burak Süleyman. Ben Kocaelispor formasıyla cidden bu kadar teknik, bu kadar rahat adam geçen, bu kadar istediği an istediğini yapabilen futbolcu izlemedim. Kocaelispor maçı izlemeye giderseniz 41 numaralı kaptan Burak Süleyman'ı farklı gözle izleyin. 

Kadrolar sayılırken ''Mekanın Sahibi Kocaelispor... '' şeklinde yapılan anons.

Yaklaşık 10 Fethiyespor taraftarı da tribünlerde yerini almıştı.

Kocaelispor yönetimi UEFA Üst tribününün bilet fiyatlarını indirmeli bence. Alt kat neyse de üst kat gereksiz yere boş kalıyor. 

Hodrimeydan dışında kale arkasında tezahürat yapan bir taraftar grubu var. Anlam veremiyorum. Keşke Hodrimeydan ile birleşme durumu olsa ve Maraton tribünü daha coşkulu hale gelse.

Geçen sezon olduğu gibi bu sezona da 2/2 başlayan Kocaelispor.

Hedef şampiyonluk.

7 Eylül 2019 Cumartesi

#Hedef29

Fenerbahçe taraftarlarının Fenerbahçe-Trabzonspor maçı için yaptığı koreografi. Hedef 29.şampiyonluk.  

Fenerbahçe 1 Trabzonspor 1


Bazı maçlar vardır sonucu çok önemsizdir. Fenerbahçe-Trabzonspor maçının da oynanan oyundan sonra sonucu önemsiz oldu. Ligin 3.haftası böylesi iyi bir takıma karşı, böylesi iyi futbol, bol pozisyon, alınan 1 puan gelecek açısından çok umut vericidir. Tolga neden pası atamadı, Garry neden atamadı, direk neden izin vermedi, savunmada neden boş bıraktık gibi detaylar konuşulur ama böylesi bir maçtan sonra hiçbir Fenerbahçe mensubuna küfür edilmez. Yıllardır söylediğimiz ''Hep böyle oynayın, canımızı verelim'' maçı tam olarak bu maçtı. Garry ve Ekuban'ın karşılıklı golleri ve Fenerbahçe'nin sürklase ettiği maç. Tarihte yerini aldı. 

Türkiye 2 İngiltere 3 / Ümit Milli Maçı


Türkiye'nin İngiltere karşısında 3-2 yenildiğini zaten bir çok siteden öğrendiniz ya da maçı izlediniz. Ben buraya daha çok kişisel yorumlar ve stat gözlemlerini yazıyorum.

Saat 19:00 gibi stadın önüne vardığımda stat etrafının oldukça kalabalık olduğunu ancak kapıların açılmadığını gördüm. Beklemeye başlamıştım. Bu arada biz tam tribün girişi önünde beklerken iki milli takım yanımızdan stada geldi. Bu arada stada gelişin sadece tek bir yoldan olması nedeniyle ilerde burada gerilimi yüksek maçlarda nasıl bir güvenlik önlemi alacaklar çok merak ediyorum. Hatta geçtiğimiz günlerde Kocaelispor-Sakaryaspor maçı da sırf bu nedenle iptal oldu. Hem Sakaryaspor'u, hem taraftarlarını bu stada getirmek kolay değildi.


Türkiye'yi taşıyan otobüsün bayırda arıza yapıp 2 dakika beklemesi? Gerçekten stat konum olarak çok çok kötü bir yere yapıldı. Evet içi olarak çok güzel ama hem ulaşım, hem hemen yanında bulunan çöp fabrikası nedeniyle oluşan koku nedeniyle insanlar cidden sıkıntı çekiyor. Koskoca Kocaeli'de bu stadın yapılacağı başka yer bulunamadı mı çok merak ediyorum.

Saat 19:50 gibi kapılar açıldı ve stada girmeye başladık. Bu arada girişte herkese federasyon yetkilileri tarafından maçın biletleri dağıtıldı.


Maç köftemizi yedikten, bilet fotoğrafı çektirdikten ve maç atkısını satın aldıktan sonra stada girdim. Bilet dağıtıldığına bakmayın. Biletler sadece sayıyı belirlemek için yoksa kapılar açıktı direkt okutmadan stada girdik. Biletin verilmesinin tek güzelliği koleksiyona eklenmiş olması oldu.

Stada girdiğimde UEFA Alt ve Maraton Alt tribünlerinin dolu olduğunu, diğer tribünlere seyirci alınmadığını gördüm. Maç başladıktan sonra kapılar açıldı sanırım çünkü Maraton Üst tribünün de tamamı doldu. 

TFF sitesinde açıklanan seyirci sayısı 11.500 ancak ben karşılıklı 2 tribünün tamamen dolu olduğunu gözlemlediğim için bu sayının doğru olmadığını düşünüyorum. Belki de dağıtılan bilet sayısı 11.500'dür.

Mücadeleye gelirsek İngiltere çok iyi oyunculardan kurulu bir takım ve istedikleri an pozisyon bulacak ve gol atacakmış gibi oynuyor. Türkiye milli takımı da beklediğimden iyi çıktı. 

Phil Foden. Manchester City oyuncusu. Dün akşam stada gidenler bir kaç sene sonra 100 milyon euro civarı transfer yapacak bir oyuncuyu izlemenin şansını elde ettiler. 2 asist ile tamamladığı maçı 5 asistle tamamlasa kimse şaşırmazdı. Arkadaşlarına sürekli pozisyonlar hazırlıyor, istediği an adam eksiltiyor, ara pasları atıyor. Sahada yapması gereken her şeyi yapıyor. Guardiola gibi bir efsane hocanın elinde olduğunu da düşünürsek Phil Foden için çok başka seviyelere çıkacak demek yanlış olmaz. Yaşı da henüz 19.

İngiltere milli takımında 2 gol atan Edward Nketiah acayip bir golcü. 20 yaşında ve kiralık olarak Leeds United forması giyen oyuncu gol vuruşları yanında ileri üçlünün her yerinde oynama özelliğine de sahip. 2020 Mayıs ayında Arsenal'a geri dönüyor. Üst seviyeye çıkabilecek mi merakla takip edeceğim.

İngiltere forması ile bir başka dikkat çeken oyuncu 6 numara, kaptan Tom Davies. 21 yaşında ve Everton forması giyen Tom Davies maestro gibi yönetiyor takımını.

Reiss Nelson kadar ayaklarına hakim topçu izlemedim. Yine Arsenal forması giyen 19 yaşındaki oyuncu acayip bir yetenek. Bu sezon Arsenal forması ile 2 maça ilk 11 çıkması tesadüf değil.

Diğer dikkat çeken oyunculara bakarsak; 2 numaralı sağ bek Max Aarons, 4 numaralı stoper Trevoh Chalobah, sonradan oyuna giren Manchester United oyuncusu Mason Greenwood ve yine sonradan oyuna giren Liverpool'un forveti Rhian Brewster.

Bizim takıma bakınca ise elbette en çok dikkat çeken oyuncu takımın lideri gibi oynayan ve bunu her saniye belli eden Berkay Özcan. 45.dakika sakatlanarak çıkana kadar çok iyi işler yaptı. 2 numaralı sağ bek Mert Müldür boşuna Sassuolo'ya transfer olmamış. Maç boyunca sağ kanatta faydalı işler yaptı. Golünü de attı. 7 numaralı Doğukan Sinik bana göre takımın en iyi oyuncusuydu. Antalyaspor'un 20 yaşındaki futbolcusu sol açık ve sağ açık mevkilerinde oynayabiliyor. Çok yakında bir büyük takıma transferini duyabiliriz. 16 yaşındaki Ravil stoper olarak, 11 numaralı Ahmet Kutucu sağ açık olarak ve 4 numaralı Hüseyin Türkmen stoper olarak diğer dikkat çeken oyunculardı.

Altay daha çok genç ama bu hataları yapmamalı. Elbette tek bir maç nedeniyle yüklenmek doğru değil ama çok top sektiriyor, topları rakiplere atıyor, yan toplarda boşa çıkıyor. Umarım bunu düzeltir.

Milli takım iyi bir jenerasyon yakalamış. Nereye gideceklerini merak ediyorum. Bu arada İngiltere bu kadroyla Avrupa Şampiyonası'nın şampiyonluk adaylarından olur.

Tribünler iyiydi, genel olarak Türkiye tezahüratı yaptılar. Ancak bir klasik olarak ev sahibi olduğu için kendi takımlarına da tezahürat yapmaktan vazgeçmediler. Acaba merak ediyorum diğer ülkelerde de ev sahibi takım taraftarları kendi takımlarına tezahürat yapıyor mu? Bunu araştırmak lazım.

İngiltere ısınırken tüm takım, antrenörler halinde saha içindeyken bizim takım aynı şekilde ısınmıyor. Tüm antrenörlerin kulağında kulaklıklar, ellerinde notlar gayet profesyonel şekilde işlerini yaparken bizim ekip aynı şeyi gösteremiyor. Mesela oyuncu ısınmaları esnasında 3'er oyuncu antrenör tarafından ısındırılıyor. Bizim antrenör durup maçı izliyor, oyuncular kendileri ısınıyor. İngiliz antrenör ise her saniye oyunculara direktif veriyor.

Yine ufak bir başka detay. Su molalarında bizim takım kenara gelirken kenardan plastik şişelerle sular yağıyor. İngiltere takımına ise suluklarla direkt elden veriliyor. Hatta bu anın fotoğrafını da ekleyeyim.


İngiltere'nin kadro dışında yer alan oyuncuları tribünde yanımızda oturuyordu ancak ben hiçbirini tanıyamadım. Yine de simaları az çok kafama yerleştirdim. Fotoğraflarını da çektim. Daha sonra bakacağım.

Tribünlere Türk bayrakları konulması iyi olaydı.

İngiltere oyuncularının maç sonrası formaları top toplayıcılara vermesi, oyuncularının ısınırken gelip tribünlere fotoğraf çekilmesi güzel detaylardı. En neşeli oyuncu ise Rhian Brewster. Tribünlerle en çok o ilgilendi.

Maç sonunda takım soyunma odasına giderken takımı ısrarla çağıran, tüm tribünlere götüren, tribünleri alkışlayan ve eldivenlerini top toplayıcı çocuğa veren Altay Bayındır'dı.

Ulusal marşlar anında ''Ne kalkacağım ayağa İngiltere marşında'' diyen insanlarımız...

Cuma 20:45 Türkiye-İngiltere, Cumartesi 19:00 Kocaelispor-Fethiyespor. Zemin kaldıracak mı merak ediyorum.

Sonuç olarak bu statta izlediğim en kaliteli maç, en iyi futbolcuların olduğu maç, en gollü maçı geride bıraktım. Umarım bu kalabalık, bu iyi organizasyon sonrası yakın bir zamanda tekrar milli takımı burada izleme şansı elde ederiz. Belki de A Milli Takım maçı verilir.

3 Eylül 2019 Salı

Deplase Keyifler # Yalova


Kocaeli, İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Malatya, Eskişehir, Manisa ve Sofya'da futbol maçı izledim. Bu şehirlerin yanına Yalova'yı eklemek için yola düştüm. 

Aslında öyle planlı bir maç organizasyonu değildi bu. Evde maçkolik uygulamasına bakarken Yalova Kadıköy-Bigaspor Türkiye Kupası maçı olduğunu gördüm ve hemen nerede oynandığına baktım. Benim bulunduğum yere 30 km mesafede olduğunu görünce de hemen dolmuşa atlayıp Yalova yoluna düştüm.


Yalova özellikle deniz kenarı bir şehir olduğundan çok sevdiğim bir yer. Ağaçların arasında caddeler, güzel sahil. Atatürk sevgisini her saniye görebildiğiniz bir kent. 


Atatürk heykellerinin, posterlerinin ve Türkiye bayraklarının bir hayli fazla olduğu bir kent. 


Ne Mutlu Türküm Diyene.


Şehrin merkezinde altta fotoğraflarını koyduğum tarzda heykeller de var. 




Bu tarz heykelleri geçerek böyle bir yoldan stada gittim. 



Ağaçlı yollarda yürümek bile insana keyif katıyor. Yalova belediyesini tebrik etmek lazım böylesi bir şehir yarattığı için.


Stat merkeze yürüyerek 5 dakika mesafede. Stadın adı Atatürk. Yalova şehrinden de bu beklenirdi. İnternette araştırma yapınca stadın 8.900 kişilik olduğunu görüyorum. Bir tribünün ortası kapalı, diğer tribünler açık. Ve oldukça eskimiş durumda.


Zemin beklediğimden daha iyiydi, tribünlerin koltukları da oldukça temizdi. Yine de kapalı tribünün direkleri maçı izlemeyi engelliyordu. Türkiye'de bu tarz çok stat vardı.


Takımların seromonisi sırasından koyduğum fotoğrafa bakarsanız stadın ne kadar eski olduğu belli oluyor. Formalar ise 1 ile 11 arasında. İsim yok. 


Santra anında maç. 


Mücadele oldukça heyecanlı geçti. Her iki takımın da net pozisyonları vardı. Direkten dönen top var, 88.dk kaçan penaltı var. 120 dakika gol sesi çıkmadı. Maç penaltılara kaldı. Hayatımda bir süre önce ''statta penaltı atışları izlemeden ölmek istemiyorum.'' demiştim. 15 gün içinde önce Liverpool-Chelsea Süper Kupa maçında, şimdi bu maçta penaltıları canlı izleme şansı buldum.


Mücadeleyi Bigaspor kalecisi sayesinde kazanan deplasman ekibi oldu. Özellikle maç içinde şu oyuncu iyi oynuyor dediğim oyuncu yoktu. Herkes belli mücadele içindeydi. Ancak bir isim öne çıktı ve o da skoru belirledi. Normal sürede 1, penaltılarda 1 olmak üzere 2 penaltı kurtardı.


Ev sahibinin 2000, deplasman takımının da 300 kadar taraftarı maçta yerini almıştı. Açıkcası tezahürat anlamında da pek iyi bir maç olduğunu söyleyemem. Kadıköy tribünleri Fenerbahçe ve Göztepe tribünlerinden besteleri söylüyor. Bigaspor tribünlerine küfürlü tezahürat yapıyor. 2.yarı tezahürat yapan tribün yoktu mesela. Herkes maçı izledi. Hadi ev sahibi tribünleri anlarım da Çanakkale'den deplasman gelip sessiz kalmak bana çok anlamsız geliyor.

Yalova Kadıköy'ün teknik direktörü aynı Yılmaz Vural gibiydi. Sürekli hareket halinde, sürekli oyunculara hakaret ediyor, el kol hareketi yapıyor. Asıl enteresanı maçın devre arasında stat dışında sigara içiyor. Zaten sigara içmese herhalde futbolculara saldırırdı.

Maçın ücretsiz olmasına şaşırdım. Bari 5 TL gibi bir miktar yapılsın ve takıma biraz katkısı olsun taraftarların. Gerçi paralı olunca hafta içi bu kadar dolar mıydı bilmiyorum.

Protokol tribünü nasıl bu kadar doldu anlamadım. Sürekli ilave koltuk getirildi. Sanırım iki kulübün başkanları, belediye başkanları, vali statta yerini almıştı. Kalabalıktan görmek mümkün olmadı.

Karşılıklı yüzüne bakarak küfürleşen 2 taraftar grubu. Tek bir yabancı madde atılmadı. Maç sonunda ''koyduk mu'' tezahüratını bile bizim olduğumuz tarafa bakarak yaptılar.

Bozuk parayı sokamadığım statlar.

Son olarak bedavaya, farklı bir şehirde, farklı bir statta penaltılara kadar giden bir maçı izlemek keyif verdi. Stat gezginliği yapmak keyifli olay. Belki bu sene bu tarz bir kaç tane daha maç için şehir yolculuğu yaparım. 

Futbol çok güzel.

Kocaeli'de Ümit Milli Maçı


Kocaeli'de en son izlediğim milli maç 2008 yılında İzmit İsmetpaşa Stadyumu'nda oynanan Türkiye-Şili hazırlık maçıydı. O gün tamamen dolu tribünler önünde oynanan maçı Türkiye 1-0 kazanmıştı. O gün Şili forması ile kaleci Bravo, Vidal, Alexis Sanchez gibi isimleri izleme şansı yakalamıştım. Şili'nin teknik direktörü de Marcelo Bielsa'ydı. 

Aradan geçen 11 sene ve bu kez Kocaelispor'un yeni stadında Ümit Milli maçı oynanacak. 2021 U21 Avrupa Şampiyonası eleme maçında rakip İngiltere. Açıkcası maçın oynanacağını gördüğüm ilk an hemen kadrolara baktım ve bu sezon Premier Ligin ilk 6 takımının ilk 11'lerinde oynayan ya da kadrosunda olan oyuncuların geleceğini görsem de daha sonra resmi kadro açıklanınca oyuncuların form durumları ve yaşları sebebiyle artık A Milli takıma geçtiğini gördüm. Yine de Kocaeli'de geleceğin yıldız adaylarını izleme şansımız olacak.

Türkiye forması ile Altay, Berkay Özcan, Atalay Babacan, Ahmed Kutucu, Halil İbrahim Dervişoğlu, Orkun Kökçü gibi isimleri izleme şansımız olacak. Açıkcası diğer oyuncular arasında da iyi isimler varsa onları da izleyip görmüş olacağız.

İngiltere kadrosu ise yine heyecan verici. Bir çok oyuncu Premier Lig takımlarının ilk 11'lerinde şans buluyor. Aaron Ramsdale, Max Aarons, Ben Godfrey, Todd Cantwell, Tom Davies, Phil Foden, Morgan Gibbs-White, Dwight McNeil, Oliver Skipp, Joe Willock, Mason Greenwood ve Reiss Nelson gibi isimlerin büyük kısmı bu sezon oynanan 4 maçta da oynadı. Bugünün geleceği parlak oyuncuları, yarının yıldızları olabilir. 

Arsenal, Chelsea, Manchester United, Tottenham, Manchester City, Liverpool gibi takımların oyuncularını izleyeceğiz.

Mücadele 6 Eylül 2019 Cuma sat 20:45'de başlayacak ve A Spor'dan canlı yayınlanacak.

Stada girişler ücretsiz. Bu önemli nokta.

Bir kaç sene sonra ''Ben o oyuncuyu canlı izlemiştim.'' demek bir insanı mutlu edebilir. Cuma akşamı işi gücü olmayan Yeni Kocaeli Stadyumu'na doğru gelsin. Ben orada olacağım.


27 Ağustos 2019 Salı

Liverpool-Chelsea




Liverpool-Chelsea Süper Kupa maçı öncesi stat yanındaki işportacılardan 10 tl ödeyerek aldığım maç atkısı. Koleksiyona katıldı. 

Başakşehir 1 Fenerbahçe 2

 
İlk hafta alınan 5-0'lık galibiyetin ardından bu kez geriden gelerek Başakşehir gibi bir deplasmanda 2-1'lik galibiyet. Dirar'ın iyi oyunu, golü, Ferdi'nin görerek, bilerek yaptığı şahane asist, Altay'ın maçı kurtaran pozisyonu, Ozan'ın sağ bek oynamasına karşı iyi mücadelesi, Vedat'ın kusursuz oyunu, gollerine devam etmesi, Emre'in müthiş futboluna devam etmesi, Alper'in futbola dönüşü, Zajc'ın kısa sürede olumlu işleri, Tolga'nın nefis asisti, Zanka'nın biraz daha iyiye giden futbolu, Fenerbahçe taraftarlarının klasik iyi deplasman tribünü performansı, Ali Koç'un goldeki sevinci ve 2 hafta sonunda 6 puan ile liderlik. 

Fenerbahçe için sezon iyi başladı. Pazar günü Trabzonspor maçı en zor testimiz olacak. Bakalım o testi de geçebilecek miyiz?

20 Ağustos 2019 Salı

Fenerbahçe 5 Gazişehir Gaziantep 0


Fenerbahçe 2019/2020 sezonu ilk maçında Gazişehir Gaziantep'i 5-0 yendi ve sezona iyi bir şekilde başladı.

Kısa kısa maçla ilgili düşüncelerimi yazayım.

Fenerbahçe'nin 5-0'lik galibiyetine sevindim çünkü bu tarz galibiyeti çok özlemiştik. Evet elbette rakip kötü o yüzden 5 oldu denilebilir ancak ilk maç belki de Fenerbahçe'nin zirve performansı değildir. Daha da iyi olacağız. Tüm takımlar iyiye giderken biz de iyiye gideceğiz.

Emre, Kruse, Jailson, Ozan. Özellikle Emre Fenerbahçe forması ile 34 maça çıkarsa Fenerbahçe çok başka seviyeye çıkabilir. Emre'nin sakatlıkları, kart cezaları Fenerbahçe'nin durumunu belli edecek. Emre takımı bir maestro gibi yönetti.

Stoper Jailson'u çok beğendim. Elbette pek atak savunmak zorunda kalmadı ancak gelen tüm ataklarda beklenen hamleyi yaptı, oyunu başlattı. Ayağı iyi stoper diye boşuna söylemiyoruz. Bir futbol takımı için çok önemli bir detay. % 94.2 ile 103 pas. 

Vedat Muriqi. Gerçekten büyük keyif. Attığı gol 1.sınıf. Fernandao'nun başlangıcına benziyor. Fernandao da ilk lig maçında Bursaspor'dan gelip Eskişehirspor'a Diego'nun pasında nefis bir gol atmıştı. Vedat da şahane gol attı. Özlediğimiz golcü.

Emre'nin asisti.

2 Nisan 2018 Kayserispor deplasmanında 5-0 kazanmıştık, iç sahada 5-0'lık son galibiyet 30 Ekim 2016 tarihinde Karabükspor'a karşı gelmişti. Karabükspor maçında 18 ile 53.dakika arası 5 gol atmıştık. Van Persie yıldızlaşmıştı. 

Fenerbahçe'nin transfere ihtiyacı var. Özellikle stoper ve sol bek şart.

Isla'nın hücum performansını beğenmeyenler Hasan Ali Kaldırım'ın hücum performansını beğeniyordu sanırım.

İlk haftadan inanmak ayrı, sevinmek ayrı, şampiyonluk geliyor demek ayrı. Fenerbahçe camiası erkenden havaya giriyor, kendini moda sokuyor sonra ters sonuçlarda daha fazla tepki veriyor.

Şampiyonluk cümleleri için en azından 7-8 hafta geçmeli. Özellikle sert deplasmanlar ve derbiler her şeyi daha net ortaya koyacak.

Ferdi'nin gol atmasına diğer dört golden daha çok sevindim.

Emre Belözoğlu varken başka futbolcu penaltı atmamalı. Moses'in bana göre 2 penaltısı da kötüydü. Emre'nin penaltısı ise çıkmaz.

Altay iyi sinyaller vermedi. Özellikle 1-2 pozisyon Harunvari hareketler sergiledi.

Garry'den daha iyi işler bekliyorum. Umarım kendine gelir.

Zanka'yı da test edemedik. Başakşehir deplasmanı daha net değerlendirme yapabiliriz.

Ozan Tufan için blogda ya da twitter'da çok kez yorum yaptım. Gelsin, formayı alsın dedim. Geldi, formayı aldı, vermez. Cidden çok etkili. Sergen Yalçın'a teşekkür etmek gerkeiyor sanırım. Payı büyük.

Televizyondan tribün değerlendirmeyi sevmiyorum ama skoru almışken tek tribün ''Anlasana'' söylemektense karşılıklı tezahuratlar yapmak daha mantıklı. Hazır herkes mutlu, herkes havaya girmiş bunu kullanmak lazım. Anlasana tarzı tezahüratlar sadece söylenen tribüne keyif veriyor. Umarım Fenerbahçe tribünleri de Trabzonspor maçı ile beraber efsane günlerine döner. Ayrıca tribünlerde birlik olduğuna inanmıyorum. Maç anında 2-3 farklı tezahurat duyuyoruz.

Kendi yarı sahamızda topu almışken henüz 10.dk ''oooo'' diye ayağa kalkan Fenerbahçe tribünleri.

Ersun Yanal'a olan sevgi, Ali Koç'u geçti. Şu an Ersun Yanal daha çok seviliyor. Taraftarlar maç boyunca 2-3 kez tezahürat yaparak bunu net şekilde gösterdi.

Cumartesi 21:45 Başakşehir deplasmanı var. Takımı değerlendirmek için biraz daha iyi maç.

16 Ağustos 2019 Cuma

Oradaydım # Uefa Süper Kupa 2019; Liverpool-Chelsea


Uefa Süper Kupa maçının Türkiye’de oynanacağı açıklandığı zaman ‘’Orada olmalıydım.’’ dedim. Daha sonra sezon ilerledi ve finali Liverpool ve Chelsea gibi iki İngiliz takımının oynayacağı belli oldu. Uefa resmi sitesi üzerinden bilet başvurusu yaptım, kura çekildi, bilet çıktı, ödemeyi yaptım ve maç saatini beklemeye başladım. 


Maç günü saat 18:00 civarında Beşiktaş semtinde oldum. Maçın havası her anlamda vardı. Etrafta bir çok formalı, atkılı insan görmek mümkündü.

Önce 1 saat Şairler Parkı’nda takıldım. Orada bir şeyler içip sohbet etsek de Beşiktaş taraftarlarının toplanma yeri olmuş bir yerdi. 5 dakikada bir kavga çıkıyordu, sürekli Beşiktaş tezahüratları yapılıyordu. Oradan Beşiktaş Köyiçi’ne geçtik. Orada da durum farklı değildi. Sadece bir mekan iyi organize olmuş Chelsea taraftarları ile doluydu onun dışında Liverpool ve Beşiktaş taraftarları ağırlıktaydı. Yine Beşiktaş tezahüratları ve Fenerbahçe'ye küfür vardı.

Gün boyunca Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Liverpool, Chelsea, Adana Demirspor, Kocaelispor, Göztepe, Sakaryaspor, Arsenal, Real Madrid, Tottenham, Karşıyaka formalı veya ürünlü insan gördüm.

10 TL’ye Liverpool-Chelsea maç atkısı aldım. Stat yanına kurulan yerlerde orijinal ürünler el yakıyordu.

Saat 19:30 gibi stadın yanında olduktan, arkadaşlarla sohbet ettikten sonra saat 20:30 civarı stada girdik.

Bu arada bileti olmadığı halde stat çevresine gelen binlerce insan vardı. Tezahürat yapıyor, bira içiyor, atmosferi yaşıyor, maç saatini bekliyordu.



Açıkcası maça girerken sıkı aramaların olacağını düşünmüştüm ancak öyle olmadı. Normalde Şükrü Saracoğlu Stadyumu’na girerken daha çok aranıyorum. Elimdeki powerbank ve sarj kablosuna bakmadılar bile. Arama bile 5 saniye sürdü.

Vodafone  Park’a ilk kez geldim. Stat gerçekten güzel. Giriş-çıkış çok rahat. Tuvaletler temiz, koltuklar rahat, saha görüşü oldukça başarılı. Akustik de fena sayılmaz. Zemin daha iyi olabilirdi.

Statta Liverpool taraftarlarının büyük çoğunluğu vardı. % 90’a 10 desek abartmış olmayız sanırım. Resmen maç Liverpool’un evinde oynanıyor gibiydi.

Futbolcuların ısınmasını bile büyük bir keyifle izledim. Dünyanın en iyi futbolcularının, en iyi 3 hocasından birisinin sahada olması insanı heyecanlandırıyordu. Bu arada ısınma anının büyük bölümünü Klopp Chelsea'yi takip ederek geçirdi. Sanırım ona özgü bir şey.



Maç öncesi şovu Türkiye tanıtımı şeklindeydi, daha iyi olabilirdi. 



Maç; Chelsea beklediğimden çok daha iyiydi, Liverpool maça konsantre olmakta zorlandı. Özellikle Kante, Pedro, Jorginho’yu büyük bir keyifle izledim. Van Dijk’i izlemek büyük keyifti. Salah zaman zaman iyi işler yapsa da pek iyi maç çıkarmadı. Mane acayip topçu. Böyle bir hız yok. Maçın hızı, topun sürekli oyunda kalması, mücadele derken tribünde maçı izlerken çok etkilendim. Gerçekten adamlar çok başka bir seviye futbol oynuyorlar. 
Normal sürede 2 gol, uzatma bölümünde 2 gol, penaltılarda 9 gol. Toplam 13 golü izleme şansı buldum. Maç gidebileceği son noktaya kadar gitti. Bu da bizim şansımız.

Atmosfer
; Açıkcası zaman zaman statta çıt çıkmayan bir ortam vardı. Zaman zaman Liverpool tribünleri, zaman zaman Chelsea tribünleri ve zaman zaman Beşiktaş taraftarları seslerini duyurdu. YNWA anında iyi atmosfer vardı.


Maçın hakemlerini çok beğendim. Şahane maç çıkardılar. 

Maç öncesi Liverpool tanıtılmadan önce YNWA, Chelsea tanıtılmadan önce Chelsea marşı çaldı. Statta atmosferin en yoğun yaşandığı andı.


Canlı canlı YNWA dinlemek büyük keyif oldu. Maç sonunda futbolcuların önümüzde omuz omuza söylemesi ise efsane andı. Bu ana şahitlik etmek güzel olay.



2014’de oynanan  Ludogorets-Liverpool maçından sonra 2.kez bir Liverpool maçını statta izleme şansı buldum. O maç oynayan futbolculardan sadece Henderson sahadaydı.

Bir insan bir maçta neden sahaya girer? Anlamak mümkün değil. Maç sonrası girdiğinde Liverpool kalecisi Adrian’ı sakatladı. Gerçekten kepazelik.

Tribünlerden İspanya bayrağı almak için giden Liverpool teknik kadrosundan bir ismi görevlililerin taraftar sanması, peşinden koşması, zeminden çıkartmak istemesi…


Statta ilk kez seri penaltı atışları izledim. Benim uzun yıllardır yaşamak istediğim bir olaydı. Böylesi bir maça kısmetmiş.


Klopp gerçekten farklı hoca. Çok acayip bir enerjisi var. Ekrana geldiğinde stat yıkılıyordu.


Ekranlarda maç anında tekrarların gösterilmesi, maçın oradan yayınlanması alışık olmadığımız şahane detaydı.

Statta satılan her şey pahalıydı.


Chelsea sahaya çıkarken tüm stadın ıslıklaması?

Türkiye’de hangi statta böyle bir maç oynanırsa oynansın iş bir yerden sonra stat sahibi takım taraftarlarının tezahüratlarına döner. Çok da abartmamak lazım bu olayı.

Hayatımda ilk kez sonunda kupa verilecek bir maça gittim. Kupa töreni izledik. Güzel olay.

Penaltılar önümüzdeki kaleye atılsa iyiydi.


Son söz olarak da böylesi bir maçı tribünde izlediğim için kendimi şanslı hissediyorum. Maç gününde 70-80 Euro'ya biletime talipler çıktı. Umarım Haziran ayında yine İstanbul'da oynanacak Şampiyonlar Ligi Finali'ni de statta izleme şansı yakalarım.