18 Mart 2012 Pazar

Fenerbahçe 2 Galatasaray 2 / İsteyen İstediğini Alır


Çok inanıyordum, takıma çok güveniyordum. Gerek yıllardır Kadıköy'de oynadığımız Galatasaray maçları, gerek hafta içi Alex'in, Volkan'ın, yöneticilerimizin açıklamaları, gerek 3 temmuz sürecinden sonra camia'da oluşan birlikte ve beraberlik, gerek twitter'da, facebook'da, sokakta insanların bu maça olan bakışı benim takıma çok daha fazla güvenmemi sağlıyordu.

Fenerbahçe'nin sezon boyunca kötü oynarken, Galatasaray tam tersi sezon boyunca iyiydi. Ama bu maç gerçekten de farklı diyordum. Yanıldım.

Mücadele'ye Sow'un ve Alex'in 2 mükemmel golleri ile başladık. İki futbolcunun da kariyer gollerinden. Bu gollerin yanında her topa koşan bir takım, iyi yardımlaşan bir takım, seyirciyi de arkasına alarak mücadele üstünlüğünü eline alan bir Fenerbahçe vardı. Ancak her şey Stoch'un şutundan sonra başladı. Stoch'un şutu attığı 21.dakikadan sonra sahadan silindik.

Top kontrolünü Galatasaray'a verdik, mücadele gücümüzü kaybettik, Galatasaray'ın etkili adamlarına çözüm bulamadık, basit top kayıpları yaptık. 

36.dk Elmander ve 82.dk Hakan Balta'nın gollerine engel olamadık ve mücadeleden 2-2 beraberlikle ayrıldık.

Skor 2-2 ancak sevinen taraf kim? Bence sevinen taraf biz olmalıyız. Çünkü Galatasaray tüm takım olarak bizden iyiydi, bizden daha çok maçı haketti, daha çok pozisyona girdi, daha çok koştu.

Stoch  - Eboue kanadı kritik dedik, Eboue kazandı, Selçuk-Melo , Emre-Cristian kapışmasını kazanmak önemli dedik, kaybettik, Elmander'i ezmeliyiz dedik, ezemedik, o bizi ezdi, Gökhan ve Mehmet Topuz kanadı bu sefer iyi kullanır, kullanmalı dedik, olmadı, Ziegler ofansif olarak iyi olsa da defansif olarak kötü kaldı, Volkan bütün hafta açıklama yaptı, kötü performans sergiledi, Alex müthiş gol attı ama kötüydü, Sow pozisyona giremedi, girdiğini de attı, Yobo ve Serdar da iyi değildi. Sonradan giren Selçuk, Dia ve Bienvenu da kötüydü.

Aykut Kocaman kariyerinin en kötü maç yönetimlerinden birini yaptı. Yersiz değişiklikler, takımı devre arasında motive edememe. Aykut Kocaman yıllarca bizde kalsın diyoruz da kendini geliştiremezse çok uzun soluklu bir Fenerbahçe kariyeri olamaz. Ben, sen inanırız da camia inanmaz, desteklemez.

Sonuç olarak 9 puan farkla girdiğimiz maçtan 9 puan farkla çıktık. Galatasaray gerek mücadelesi ile, gerek maçı bizden daha çok istemesi ile, oyuncularının daha konsantre olması nedeniyle istediği puanı alıp Kadıköy'den ayrıldı.

Fenerbahçe için sezonun geriye kalanından şampiyonluk için 9'da 9 yapmasını bekleyeceğiz. Yapabilir mi? Bu oyunla imkansız. 



1 yorum:

Adsız dedi ki...

Genellikle katılıyorum da yazdıklarınıza, bir konuya asla katılamıyorum.

Aykut Hoca2ya saldırıyoruz. Evet, kelime bu, saldırıyoruz. Açın bakın antuya.

Ayıp. Gerçekten ayıp. Sene başında her platformda takıma destek, hocaya destek sözü verelim. Sahada kötü gitsin işler, hemen cayalım. Olmaz böyle. Biz gs taraftarımıyız ki geçen sene takımlarının yüzlerine bakmıyorlar, bu sene başarılı gitti diye hemen sahip çıkıyorlar?

Hani noldu sene başındaki sözler? Maçlar oynana kadar mıydı?

Aykut Hoca rezil yönetti takımı, doğrudur. Ama hatırlayalım Terim'in nasıl kötü gittiğini fakat camianın desteği(ki burada camiadışı destekte vardı) ile 4 yıllık başarılı dönemlerini.

Teknik anlamdaki bütün eleştirileri Aykut Hoca haketti.

Fakat eleştiri cadı avına döndü biraz. Stres topuna çevirdik bu işi.

Böyle olmaz.

Camiayı bir arada tuttu. Takımı 2. sırada tuttu. Yine iyi bir transfer yapabildi. Stoch'u kazandı. Serdar'ı kazanmaya çalışıyor.

Takım 9 maç daha yapacak ve az da olsa şampiyon olabilir. Sonuna kadar gitmeye çalışacak.

Üstelik bulunduğumuz rezil dönemde yaptık bunları camiaca. Aykut Hoca'nın hiç mi katkısı yok burda?

Hep başarıya endeksli, hep sonuca endeksli...

Takım geri çekildi, korkak davrandı diye eleştiriliyor. Adım gibi biliyorum 2-1 bitse maç, bu eleştirielerin bir çoğu yerini "nasıl koydu Aykut Kocaman'a" dönerdi. Evet, dediğim gibi bu eleştirileri haketti hoca.


Fakat bu cadı avını değil.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...