14 Ekim 2016 Cuma

Galatasaray Odeabank 84 Cska Moskova 109


Filmekimi için İstanbul'da olduğum için akşam dönmeyip maça mı gitsek dedik arkadaşla. Baktık biletler de bitmemiş. Cska Moskova gibi bir takımı da izlemiş oluruz dedik ve Nişantaşı'ndan 93T numaralı otobüse atladığımız gibi Abdi İpekçi Spor Salonu'nun yolunu tuttuk.

Yıllarca Fenerbahçe'nin bir çok kez maçına geldiğim salona bu kez Galatasaray'ın ev sahipliğinde bir maça geliyordum. Ayrıca hayatımda ilk kez Galatasaray tribününü izleyip değerlendirme şansı bulacaktım.

Salona rahat şekilde girdikten sonra, bağıran kitlenin en uzak noktasında etrafın dolu olmadığı bir koltukta maçı beklemeye başladım.

Galatasaray tribünleri için öncelikle Abdi İpekçi'nin büyük bir şans olduğunu söyleyeyim. Bu salonda tribün yapmak diğer salonlara göre çok daha kolay. Ayrıca Galatasaray'ın en kemik kadrosunun direkt tribünün en merkezi yerinde kalabalık bir şekilde konumlanması da tribün yapmalarının çok daha iyi olmasını sağlayan bir etken. Maça iyi başladılar, etkili tezahurat yaptılar. Sahada istedikleri oyun olmadığı anlar tribün performansı düştü. Ancak özellikle 3.çeyrek takımın da iyi oynaması ile beraber tribün iyi bir noktaya çıktı. Ve tribünün iyi olmasının sebeplerinden birisi salonda bağırmayan hatta ayakta olmayan az kişi var, neredeyse tüm salon tezahuratlara katılıyor. Bu önemli bir şey. 4.çeyrek başında Ccka Moskova'nın birden maçı bitirmesiyle beraber tribünün bitmesi çok ilgincime gitti. Tribün resmen sustu, maçı izlemeye başladı. Hatta salonun bir kısmı 8 dakika kala alınan mola sonrası salonu terketti ve 5 dakika kala da % 50'sinden fazlası salonu terketmişti. Son dakikalar sadece belli bir grup tezahuratlara devam ederken maç da böyle bitti.

Galatasaray tribünlerinin en büyük sıkıntısı yabancı maddeler. Hakemin bir kararı sonrası Ergin Ataman'ın da katkılarıyla beraber taraftarlarının sahaya yabancı madde atması, hakemlerin bu yüzden soyunma odasına gitmesi gerçekten Euroleague gibi bir organizasyona yakışmıyor. Galatasaray tribünleri içindeki genel futbol taraftarlarından görmeye alışık olduğumuz kitleyi içinden atamamış.

Sahaya gelecek olursak De Colo ve Teodosic'i izlediğim için şanslıyım. Zaman zaman acayip işler yaptılar, Teodosic 20 sayı, 11 asist ile Galatasaray'lıları olmasa da beni oldukça keyiflendirdi. De Colo ise zaten avrupanın en iyi basketbolcusu. Ne zaman ne isterse yapabiliyor. Maçı 22 sayı, 4 asist ve 5 ribaund ile tamamladı. Cska Moskova kasmadan 109 sayı attı, son çeyrek rotasyon yaptı, savunma direncini ortaya bile koymadı. Galatasaray ise savunma anlamında ciddi sıkıntılar yaşayabileceğinin sinyallerini verdi. Bu savunmayla Euroleague gibi bir yerde işler çok zor. Sezon nasıl devam edecek merak ediyorum.

Maç sonrası da marmaray ile beraber Üsküdar, oradan da otobüsle İzmit'e gitmek oldukça kolay.

Sonuç olarak keyifli bir basketbol akşamını geride bırakmanın mutluluğunu yaşadım. De Colo ve Teodosic bunun en büyük 2 nedeniydi.

Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...