6 Aralık 2017 Çarşamba

Glitch


Avustralya yapımı bir dizi. Farklı zamanlarda ölen kişilerin tekrar hayata geri gelmesini ve sonrasında yaşananları anlatıyor. Belki çok iyi dizi değil ama izlettiriyor kendini. Başrollerinde Patrick Brammall, Genevieve O'Reilly ve Emma Booth var.

Şu ana kadar iki sezonu yayınlandı ve ben henüz sadece ilk sezonunu izleyebildim.

Emma Booth yani dizideki adıyla Kate Willis oldukça güzel.

Öldükten sonra geri gelmek güzel bir şey olsa da döndüğünüzde her şeyin farklı olduğunu görmek insanı yıkıma uğratabilir. Sonuçta mesela evli olduğunuz kişi siz öldükten sonra en yakın arkadaşınızla evlenebilir ve siz tekrar hayata geldikten sonra bunu görebilirsiniz. Ya da yaşadığınız çevrenin değiştiğini görmek hatta sizi öldüren insanı görmek çok başka duygular yaşatabilir. Bu açıdan diziyi izlerken insan sürekli bunları da düşünmüyor değil.

İzleyin, pişman olmazsınız. Zaten 50 dakikadan 12 bölümlük bir dizi. Şimdilik.

Giuliano'nun Çocukluğu


Fenerbahçe'nin 20 numaralı yıldızı Giuliano Fenerbahçe Tv'de yayınalanan 1'e 1 programına konuk oldu. Programı buradan izleyebilirsiniz. Giuliano da çocukluğunu zor geçiren futbolculardan bir tanesi ve o günleri böyle anlatıyor. ''Bugün bunu kalbimde mutlulukla anlatabiliyorum. Çünkü geldiğim yer ile gurur duyuyorum. Başıma gelen her şey beni bugüne getirdi. Pek çok insan gerçekleri bilmeden, dışardan baktığında,''futbolcuların parası var, şöhreti var, hiçbir zorlukları yok'' diye düşünüyorlar. Ama daha önce de belirttiğim gibi çok fakir bir aileden geliyorum. Hayatımı anlatma fırsatı bulduğum röportajlarda ailemden sürekli bahsediyorum. Çocukluğumda bir akşam karnımın çok aç olduğunu hatırlıyorum. Aslında tüm ailem için geçerli bir durumdu, çünkü maddi imkansızlıklarımızdan dolayı, zaman zaman ekmek veya yemek alacak paramız yoktu. Anneme;''karnım çok acıktı'' diyerek, ağladığımı hatırlıyorum. Annem de bana su içip, uyumamı söylemişti. 6-7 yaşlarında bir çocuk olduğunuz zaman böyle bir durum sizde iz bırakıyor. Şimdi olduğum yere ve başardığım şeylere baktığımda; önce kişiliğime, sonra kariyerime baktığımda, gerçekten çok farklı bir noktadayım. Geçmişime baktıımda gurur duyuyorum ve fırsat buldukça bu hiyayeyi anlatıyorum. Şu anda olduğum yerden bağımsız olarak, o zaman yaşadıklarım, benim bugün ''ben'' olmamı sağladı. ''


Yılın En İyi Genç Futbolcusu


Makedonya futbol federasyonu tarafından yılın en iyi genç futbolcusu seçilen Eljif Elmas'ı sabırsızlıkla beklemeye devam ediyoruz. Ocak ayından itibaren forma giyecek Eljif Elmas ile ilgili beklentimiz çok fazla. Bu tarz haberler sonrası o beklenti daha da artıyor. 

Barcelona 2 Sporting Lizbon 0


Barcelona rotasyon yaparak çıktığı maçta Sporting Lizbon'u 2-0 yendi ve grubunu 6 maçta 4 galibiyet, 2 beraberlik ile 14 puanla lider tamamladı. Attığı gol 9, yediği gol sadece 1.

Paco Alcacer ve Mathieu kendi kalesine attı golleri.

Valencia formasıyla iyi işler yapan Paco Alcacer Barcelona'nın hiçbir zaman 1.forveti olamaz diye düşünüyorum. Bu sadece his. Hatta kısa bir zaman içinde ayrılır.

Messi Şampiyonlar Ligi tarihinde 121.maçına çıktı ve en çok forma giyen Güney Amerikalı futbolcu oldu. 121 maçta 97 golü var. Ronaldo'nun 16 gol arkasında.  Şampiyonlar Ligi tarihinde en çok forma giyen oyuncu 166 maç ile Casillas.

Chelsea-Atletico Madrid, Bayern Münih-PSG maçlarının olduğu akşam oturup 90 dk Barcelona izlemek keyif veriyor.

Kötü geçen Şampiyonlar Ligi sezonlarından sonra bu sezon Barcelona'nın ilerlemesi önemli. Pazartesi günü rakip kim olacak bakalım?

5 Aralık 2017 Salı

Aile Arasında


Özellikle Türk sinemasında komedi anlamında yapılan bir çok kötü işten sonra bu film gerçekten de zirveye oynar. Gülse Birsel'in yazdığı başrollerinde Engin Günaydın ve Demet Evgar'ın oynadığı Aile Arasında filmi son zamanların en iyi Türk filmi.

Engin Günaydın ve Demet Evgar'ın oyunculukları gerçekten de inanılmaz iyi. Demet Evgar filmde kusursuz bir performans sergilemiş. Engin Günaydın ise zaten başta konuşması ile fark yaratırken her sahnesi bizleri güldürmeye yetti. Muazam iki oyunculuk.

Erdal Özyağcılar, Devrim Yakut, Fatih Artman, Şevket Çoruh, Derya Karadaş, Su Kutlu, Ayta Sözeri, Devin Özgür Çınar, Deniz Şen Hamzaoğlu, Rıza Akın, Arif Erkin Güzelbeyoğlu, Erdal Cindoruk, Ünal Yeter ve Gülse Birsel filmde yer alan diğer oyuncular. Hepsinin en bir iyi sahnesi vardı filmde.

Filmin ilk yarısı İstanbul'da, ikinci yarısı Adana'da. 

21 yıllık evlilikleri aynı gün sona eren Fikret ve Solmaz'ın komik bir tesadüfle tanışması, ardından aynı binaya kiracı olarak gelmesi, Solmaz'ın kızının evlilik aşamasında Fikret'in baba rolünde oynaması ve ardından yaşananlar.

Adana'nın ne kadar güzel bir şehir olduğunu da bizlere iyi gösterdiler.

Şevket Çoruh seni de çok seviyoruz be.

Filmde yer alan reklamlar. 

Filmde zaman zaman sadece şarkı çalması filme iyice adapte olmamızı sağlıyor ve insan o aralarda kendini dinlendiriyor. Bence filmlere çok yakışan bir şey şarkı olayı. Her filmde olmalı. Bu filmde de gayet iyi şarkılar seçilmiş.

Filmi ilk 3 gün 504.024 seyirci izlemiş.

Engin Günaydın çok iyi oyuncu yalnız bir Burhan Altıntop gerçeği de yok değil. Umarım bir gün Burhan Altıntop'un filmi çekilir.

Çok mu güleceksiniz bu filme gidince bilmem ama çok eğleneceğiniz kesin. Zaman yaratın ve bir an önce gidin. Ayrıca ciddi güleceğiniz bir çok sahne de yok değil.

4 Aralık 2017 Pazartesi

Giuliano Uçuşa Hazır


24 Eylül 2017 tarihinde burada Giuliano'ya çok inandığımı ve daha da iyi olacağını söylemiştim. Sanırım yavaş yavaş olmaya başladı. 13 maçta attığı 7 gol ile beraber takımımızın en golcü oyuncusu. Yalnız attığı gol istatistiği yanında sürekli ceza sahasına girmesi, çalımları, pasları ile beraber bizlere uzun yıllar sonra Alex'i düşündüren adam oldu. Evet Alex'in seviyesine çıkmak için daha önünde çok uzun bir yol var, çıkamayadabilir ancak şu an işler gayet iyi gidiyor. İzlemekten keyif alıyoruz.

Fenerbahçe 4 Kasımpaşa 2 / Hep Böyle Oynayın, Canımızı Verelim


Hep böyle oynayın, canımızı verelim.

Fenerbahçe taraftarı olarak yıllarca tribünlerde bu tezahuratı yaptım ve tribünlere döndükten sonra da yapmaya devam edeceğim. Bu tezahuratın hakkının verildiği maçlar da oldu, verilmediği maçlar da. Ancak Kasımpaşa maçı belki de o maçların en iyilerinden biriydi. 

Mücadeleye Volkan, Şener, Roman, Skertel, İsmail, Josef, Mehmet Topal, Dirar, Giuliano, Aatıf, Alper ilk 11'i ile başladık. Ancak Fenerbahçe bir çok kişiyi yanıltarak maç başlar başlamaz oyunu rakip sahaya yıktı ve tüm maçı orada oynadı. Hücumda organizasyon açısından kusursuz olan Fenerbahçe sürekli pozisyon buluyor, deniyor, topu 10 saniye içinde rakipten kazanıyor, savunma oyuncuları bile orta saha çizgisinde bekliyor rakip Kasımpaşa'ya nefes aldırmıyordu. Gol bir korner organizasyonundan Neustadter ile geldi. Gol sonrası da Fenerbahçe alışık olduğumuz oyundan uzak pozisyon bulmaya devam ediyordu. Skor olarak üstün olan Fenerbahçe oyun olarak çok daha üstündü. Ancak ilk yarı sonunda bir anlık hata sonrası verdiğimiz duran top ve oyunculardan seken top ağlarımıza gitti ve kusursuz oynadığımız ilk devreyi 1-1 ile kapadık.

Devre arası sanırım tüm Fenerbahçeliler maçı alacağımızdan emindi. Ve öyle de oldu. Fenerbahçe 2.yarının hemen başında Giuliano ile 2.golü buldu. Ardından 13 dk sonra Giuliano bir gol daha atarak skoru 3-1'e getirdi. Bu golden 19 dk sonra bu kez Valbuena golünü attı ve skor 4-1'e geldi. 82.dakika Murillo'nun attığı gol sadece skoru belirledi. 4-2.

İlk golde yaptığımız korner organizasyonu, 2.golde paslaşmalar, Giuliano'nun bitirişi, 3.golde Şener'in nefis ortası, Giuliano'nun net bitirişi ve son golde Dirar'ın asisti ve Valbuena'nın klas son vuruşu oldukça iyiydi.

Golü attıktan sonra hemen peşine pozisyona girmek. Barcelona, Bayern Münih gibi takımlardan alıştığımız özellik. Keyifliymiş.

Takımda Mehmet Topal dışında herkes iyiydi. Mehmet Topal futbolu bir an önce bırakmalı ya da kendine gelmeli. Fenerbahçe'nin en kötü oyuncusu. Ayrıca Ozan'ın bu kadar iyiyken kesilmesi bana anlamlı gelmiyor. Bir arkadaş ''Ozan-Mehmet Topal konusunda yönetimden baskı var.'' dedi, hayır öyle bir şey yoktur diyemedim.

Dirar 2 asist, Giuliano 2 gol, Neustadter 1 gol, Alper 1 asist ve Valbuena 1 gol ile istatistiksel anlamda öne çıktılar.

% 64 topla oynama, 16 şut, 473 isabetli pas, 24 orta, 3 korner istatistiklerimizdi.

Giuliano tam bir Alex gibi oynadı. Attığı 2 golde de Alex'i izlemiş gibi oldum. Böyle oynasın, canımızı verelim. Ayrıca Giuliano için 2018 Dünya Kupası büyük doping oldu. Rusya'ya gitmek istiyor ve ekstra iyi oynamasını sağlıyor. Bunu değerlendirmek lazım. Zaten skor anlamında katkı yaptığı sürece Brezilya'da da haber olmaya devam eder ve o kadroda olur. Olmaması oyuncu açısından yıkım olabilir.

Maç öncesi Twitter'a yazdım. Takım haftalarca kötü giderken tüm her şeyi tek başına yapan, yapmaya çalışan Valbuena'nın kesilmesi bana acayip ayıp gibi geliyor. Bu oyuncu senin kötü gününde tek ayakta kalan oyuncundu. Şimdi işler iyi giderken sanki suç Valbuena'nın gibi onu yedek bırakmak acayip haksızlık. Umarım bir an önce hakettiği ilk 11'e döner. Ayrıca oyuna girdikten sonra attığı paslar ve attığı gol ile beraber ne kadar hazır olduğunu gösterdi. Bir de şöyle bir şey var takım ters bir sonuç aldığı anda tek kurtarıcın Valbuena olacak. Aykut Kocaman'ın birinci görevi bu olmalı hafta içinde.

Takım toparlanınca, rakipler puan kaybedince bir da hava iyi olunca tribünler doluyor. Bugün tribünlerde 40 bin civarı taraftar vardı. Bursa deplasmanında kazanırsak ilk maç daha da dolar. Ayrıca tezahurat anlamında da zaman zaman efsane bir atmosfer oluşturdular. Emeklere sağlık.

14 haftada ligin en çok gol atan takımı olarak 26 puandayız. Lider Başakşehir'in 4 puan arkasındayız.

Cuma günü kritik bir Bursaspor deplasmanına çıkacağız. Galibiyet çok çok iyi olur. Yenilgi halinde ise işlerin tekrar eskiye dönebilecek olmasının korkusu var. Şimdiden merakla bekliyorum.

Fenerbahçe taraftarlarının mutlu olması çok güzel. Bu mutluluğu hakediyoruz.

2 Aralık 2017 Cumartesi

2018 Dünya Kupası Grupları


2018 Dünya Kupası grup kuraları çekildi. 14 Haziran ile 15 Temmuz 2018 arasında oynanacak turnuva yine bizleri ekran karşısına kilitleyecek. Tabii Messi önderliğinde Arjantin'in destekçiyisim. İzlanda, Hırvatistan ve Nijerya gibi dengeli bir grup çektiği gözüken Arjantin'in yıldızlarıyla grubu lider bitireceğini düşünüyorum. Tahminlerimi de bırakayım. Rusya-Uruguay, Portekiz-İspanya, Fransa-Danimarka, Arjantin-Hırvatistan, Brazilya-İsviçre, Almanya-Meksika, Belçika-İngiltere ve Polonya-Kolombiya üst tura yükselir. Turnuvanın Rusya'da düzenleneceğini düşünürsek özellikle bir Arjantin maçını statta izleme şansı bulsak efsane bir şey olur. Bakalım...

29 Kasım 2017 Çarşamba

Buğday


Hayatım boyunca sinemada en çok sıkıldığım filmlerden birisi kesinlikle buydu. Aslında iyi bir konusu var ancak uygulama konusunda sıkıntı yaşamışlar. Hayatımdan çalınan 2 saat.

27 Kasım 2017 Pazartesi

Teb Tennis Stars

26 Kasım 2017'de Sinan Erdem Spor Salonu'nda düzenlenen Teb Tennis Stars organizasyonu öncesi 20 TL'ye satılan bu atkıyı maç sonrası 10 TL'ye satın aldım ve koleksiyona kattım. Çağla Büyükakçay-Maria Sharapova yazıp bir de tarih olsaydı daha da güzel olurdu ancak böyle de güzel. İşporta candır.


Maria Sharapova-Çağla Büyükakçay Maçı Yaşananlar


Maria Sharapova ile Çağla Büyükakçay Teb Tennis Stars organizasyonunun 2.senesinde karşı karşıya geldi. Geçen sene Ankara'da Bouchard ile karşılaşan Çağla'nın bu yıl rakibi dünyaca ünlü Rus tenisçi Sharapova'ydı.

Sosyal medyada iyi bir reklam organizasyonu olduğu için ve spora meraklı olduğum için zaten günler öncesinden haberim vardı bu maçtan ancak gerek biletlerin satışa çıktığı zaman maddi yetersizlik yaşamam, maddi konuda yeterlilik yakaladığım zaman da biletlerin bitmesi nedeniyle maça bilet alamadım. Ancak kafamda ben bu maça gideceğim cümlesi hiçbir zaman silinmedi.

Bir çok spor hesabının yarışmalarına katıldım ancak ne bilet kazanabildim ne da başka yerden bilet bulabildim. Twitter'da parayla almak istediğimde 300 TL, 200 TL gibi fiyat çekenler olunca dedim ''bilete gerek yok salonun oraya gideyim, bir şekilde girerim.'' düşüncesine kapıldığım son akşam twitter'da takipleşmediğimiz bir kadının elinde 2 bilet olduğunu, ancak kardeşine bilet almasının gerekmediğini söyleyerek bileti bana yollaması ile beraber birden her şey güzelleşti. Artık telefonumda bir maç bileti kodu vardı ancak yine de acaba girebilir miyim? düşüncesi de yok değildi. Kendisine ne kadar teşekkür etsem az.

Kocaeli'den normalde biletsiz şekilde gideceğim bu organizasyona cebimde biletim ile beraber yola çıkıyordum.

Trafik olmayınca İstanbul dünyanın en güzel şehri olabilir. Kocaeli'den 09:40'da yola çıktım. Otobüsle Harem'e, oradan servisle Kadıköy'e ve yürüyerek Söğütlüçeşme'ye ve oradan da metrobüsle Sinan Erdem'e toplam 2 saat sürdü. Ayrıca İstanbullular doluluğundan şikayet edebilir ancak kıymetini bilsinler büyük kolaylık.

Salonun oraya vardığımda etrafın oldukça hareketli olduğunu gördüm. İnsanlar normal olarak sıraya girmiş salona girmeyi bekliyordu. Kitle genelde yaşları 15 ile 20 arasında değişen çocuklardı. Anneleri, babaları, arkadaş grupları ile beraber böylesi bir tenis şölenini kaçırmak istememişler. İşportacılar da 20 TL'ye maça özel atkı satıyordu, maç öncesi 20 TL'ye almadığım atkıyı maç sonuna bırakarak 10 TL'ye aldım. Onu da ayrı postta paylaşacağım.


Salona girip bu fotoğrafı çektiğimde neredeyse bomboştu ancak daha sonra boş yer kalmayacak şekilde doldu. Yalnız bu barkod olayı 

Büyük maç öncesi karışık çiftler maçı oynandı. Ancak bu maç insanların sıkıldığını düşünüyorum. 3 sete gitseydi oyunculara tepki bile alabilirdi. Zaten bu maçın başında alınan puanlarda alkışlar ne kadar çoksa ilerleyen zamanlar alkış oranı iyice düştü. Zaten 2 set boyunca file önünde 2 oyuncunun paslaşması dışında bir numarası olmayan bir maçı koymak bile bana göre gereksizdi. Ya cidden mücadele etselerdi ya da daha kısa sürseydi. 2 set boyunca aynı komiklikler, şakalar pek hoş olmadı.

Ardından Can Bonomo ve Ceza konseri vardı. Keşke Aleyna Tilki konseri olsaydı diye düşündüm. Sadece 3 kere ''Sen Olsan Bari'' bile söylese salon yıkılırdı. Yine özellikle Ceza'nın ''Fark var'' şarkısı atmosferi zirveye çıkardı.

Ve ardından büyük maç için her şey hazırdı. Önce Çağla, ardından Maria Sharapova korta çıktı. Kort yıkıldı. Mücadele zaman zaman iyi rallilere sahne oldu. Sharapova maçı 7-6, ve 6-0''lık setlerle 2-0 kazandı. Sharapova'nın büyük güç üreterek yaptığı vuruşları izlemek gerçekten keyifliydi. İyi bir Sharapova her zaman seyretmesi keyifli bir sporcu olmuştur. Çağla da elinden geleni yaptı ancak Sharapova gibi bir isme karşı yetmiyor. Seneye resmi bir maçta karşı karşıya gelirse bir kez daha bakarız.

Atmosfer için bir şeyler yazayım. Daha önce WTA sezon sonu turnuvasında olduğu gibi yine iyi bir atmosfer vardı ancak yeter mi? Değil. Bulunduğum tribünden başlayayım. Maç anında yerinden kalkanlar, aşağı yukarı gidenler, telefonla konuşanlar, telefonlarını sessizde bırakanlar bir hayli fazlaydı. Salonun tamamında ise kitle oyunun ortasında iyi bir vuruş geldiği zaman puan bitmiş gibi alkışlamaya başlıyordu. Bu dünyanın tüm ülkelerinde oluyor ancak sessiz kalabilmek, puanın bitmesini beklemek daha normal olurdu. Mücadelenin ortalarında sessiz bir yerde ''Arkadaşlar Sharapova'yı alkışlamayın'' diyen adama tribünlerin önce yuhalaması daha sonra Sharapova'nın her puanında çılgınlar gibi alkışlayarak destek vermesi günün en güzel anlarından biriydi. O adam gibi zihniyettekilerin kortta yeri olmamalı. Bando maç öncesi ve oyuncular ısınırken iyiydi, ancak sonra puan sonraları da çalmaya başlayınca yine bir seyirci sayesinde gitti. ''Bando artık çalmasan mı?'' diye bağırınca bu adama da destek alkışları geldi.

İlk set sonunda salonun bir kısmı gitti. Bu sayede ben de gittim 2.seti tam basın tribünün orada izledim. Kontrol falan da yoktu. Aslında bir bakıma 2.set gerçek kitle kaldı salonda, daha iyiydi.

Teniste Türkçe iyi olmuyormuş. ''Time'' duymaya alışmışken ''zaman'' duymak garip oluyor. 15-0 değil, ''fifteen love'' duyalım.

Salonda bir çok sporcu ve sanatçı vardı. Hülya Avşar, Serenay Sarıkaya, Mehmet Ali Erbil, Gökhan Gönül, Kerem Bursin, Bülent Serttaş, Metin Uca, Muslera ve bir çok manken salondaydı. Muslera bir ara ekranlara gelince salon tenisi bıraktı, Muslera'yı alkışlamaya başladı. Çağla bu pozisyon servisine tekrar konsantre olmak zorunda kaldı. 

Sharapova korta gelirken de, maç anında da sempatik hareketleri ile dikkat çekti. Evlenme teklifine cevabı, alkış tutması, tribünlerde gidip bebek ile oynaması, bir seyirciden t-shirt alıp giymeye çalışması gibi detaylar vardı. Burada olmaktan keyif alıyordu.

TEB 2 senedir bu turnuvanın sponsoru. Acaba seneye bu organizasyonu erkeklere çevirsek ve sezon sonunda bir Marsel İlhan-Nadal ya da başka bir büyük tenisçi maçını izlesek mi diye düşünmüyor değilim.

Yaşanan aksaklıklara, eksikliklere, seyircilerin zaman zaman tenisten uzaklaşmalarına, hatalarına rağmen oluşan atmosfer, kalabalık bir ATP sezon sonu turnuvasını hakediyor. Umarım yakın zamanda bu gerçeğe dönüşür.

Güzel bir tenis günü geride kaldı. Seneye yine görüşürüz.

24 Kasım 2017 Cuma

Kaka Leite & Alex de Souza


Milan efsanelerinden Kaka dün oynadıkları Austria Wien maçı öncesi plaketle onurlandırılmış. Bu fotoğrafı görünce aklıma Alex geldi. Fenerbahçe'den nasıl ayrıldığını, bir veda yapılmadığını biliyoruz. Yeni başkanla beraber Alex de Kadıköy'de 50 bin kişinin önüne çıkacak ve bu şekilde onurlandırılacak. O gün yakın...


21 Kasım 2017 Salı

İyi Çift # 3


Sezonu dünya 8 numarası olarak tamamlayan Amerikalı Jack Sock ve sevgilisi Michala Burns

Mindhunter


Kaliteli dizi izlemek isteyenlerin kaçırmaması gereken dizi. Başrollerinde Jonathan Groff, Holt McCallany, Hannah Gross, Anna Torv ve Cotter Smith'in oynadığı nefis bir suç-dram dizisi. İki FBI ajanının cinayet psikolojisini araştırmasını ve gerçek seri katillerle yapılan yakınlığı anlatıyor. Dizide aksiyon göremezsiniz belki ama katilleri sorguladıkları, konuştukları sahnelerin ağırlıkta olduğu dizi gerçekten tüyler ürpertici.

Holden Ford'un ilk bölüm ile son bölüm arasındaki değişimini görmeniz lazım.

Edmund Camper. 1970'li yıllarda Amerika'da 10 cinayet işlemiş bir seri katil. Dizide müthiş bir oyunculuk performansı ile Cameron Britton oynuyor. 2.06 boyunda ve 113 kilo. Gerçeği ile her anlamda benzer oyuncunun oynaması harika detay. Youtube'da gerçek katilin videolarını izledim, dizi devam ediyor gibi. Yani Cameron Britton o derece kusursuz bir oyun sergiliyor.

Holden Ford ile Debbie aşkını izlemek keyifli.

İlk sezonu 10 bölümdü ve sona erdi. Monte Rissell'ın -1976-1977 yıllarında Amerika'da bir çok cinayet işleyen seri katil ve tecavüzcü - yer alacağı 2.sezonun onayı alındı ancak ne zaman yayınlanacağı belli değil.

10 bölümlük Netflix dizisini boş bir-iki gününüzde bitirebilirsiniz. Öyle güzel bir dizi.

20 Kasım 2017 Pazartesi

Yeraltı


Yine bir Zeki Demirkubuz filmi. Yemek sahnesi, hep beraber ''çav bella'' söyledikleri an, Engin Günaydın'ın oyunculuğu, Serkan Keskin'in filmde yer alması güzel detaylardı. Aslında yine çok gerçek bir hikayeyi beyaz perdeye aktarmış Zeki Demirkubuz. Muharrem rolüyle Engin Günaydın'dan da, Türkan rolüyle Nihal Yalçın'dan da, Cevat rolüyle Serhat Tutumluer'den de, Cevdet rolüyle Sırrı Süreyya Önder'den de çevremizde çok var. Evden işe, işten eve giden memurlar, evlere temizlik yapmaya gelen kadınlar, kötü niyetli ev sahipleri, arkadaşının sırtından geçinen ve ona kazık atan insanlar. Hepsi bol.

Engin Günaydın, Serhat Tutumluer, Nergis Öztürk, Nihal Yalçın, Sırrı Süreyya Önder, Serhat Keskin, Sarp Apak, Murat Cemcir, Feridun Koç filmin oyuncu kadrosu.

Yeraltından Notlar kitabını okuyan filmi daha çok sevip, anlayabilir.

Zeki Demirkubuz ''Mağduriyetin içinde büyüdüm, geliştim. Bu ülkenin zaten yegâne hayat bilgisi mağduriyet. Bu geleneğin, bu ideolojik dilin içinde, bir gün gerçeği aramaya ve sorular sormaya başladığınız zaman şunu görüyorsunuz: Evet mağduriyet var. Koca Türkiye toplumu için bir şikâyet konusu. Ama değiştirilecek bir şeyden çok bir varoluş şekline dönmüş. '' diyor. Filmlerinde de bunu sonuna kadar kullanıyor.

Zeki Demirkubuz filmleri arasında ilk 3'e girmez belki ama yine de iyi film. İzletiyor kendini.

Filmde yine bir çok sevişme sahnesi var. Zeki Demirkubuz filmlerinin olmazsa olmazı. Ancak bazıları şey diyebilir ''Bu ne kardeşim her filmde sevişme sahnesi var.'' Tamam işte gerçek hayatta da öyle değil mi?

Zeki Demirkubuz filmlerini izlemeye devam.

Zeki Demirkubuz ''Egemen ideolojik sinema büyük hikâyeler, olaylar ve kahramanlardan bahsediyor. Zaten kimsenin değer vermediği bir hikâye anlatıyorum. Patates ve şarap anlatıyorum. Başka bir şey vaat etmiyorum. Bütün Türkiye’ye seyrettirin bu filmi, her gün yaşadığı şey olmasına rağmen “Bu ne ya” diye sorar.''