10 Aralık 2012 Pazartesi

Şanslı Fenerli

 Fenerbahçe 12 yaş altı takımında oynayan 11 yaşındaki Oğuzhan Özcan dünyanın en şanslı insanlarından. Messi ile konuşmak, fotoğraf çektirmek, imza almak herhalde hayatı boyunca unutamayacağı bir anı olacak. Bize de buradan bakmak düşüyor sadece.



Diriliş


Fenerbahçe Ülker'in Banvit'i yeneceğine, bu maçın bir diriliş maçı olacağına çok inandım, twitter'da bunu dile getirdim ve böyle oldu. Baştan sona üstün oynadığımız Banvit maçını 20 sayı farkla kazandık. Hayati Cantu maçı öncesi moral bulduk.

Hafta içi Panathinaikos deplasmanında kaybederken ne mücadele ediyorduk, ne skor olarak geriye düşünce bir direnç gösteriyorduk ne de kazanacağımıza inanıyorduk. O maçtan gelip de ligin iyi takımlarından Banvit'i 89-69 ile 20 fark atarak yenmek kolay değil.

Bugün tüm oyuncular iyiydi ancak bir tanesi çok daha başkaydı. Fenerbahçe Ülker kazanırken sahada Ömer Onan diye bir oyuncu vardı, 34 yaşındaydı ama sanki 25 yaşında gibi oynuyor, her topa koşuyor, her adamın yanında bitiyor, sanki kadroya girmek isteyen genç oyuncu gibi oynuyordu. Ömer Onan Fenerbahçe'nin zor döneminde yine bir maçta oyuna ağırlığını koydu ve galibiyeti getirdi.

Mücadelesinin yanında 6/6 2 sayılık, 3/3 3 sayılık, 1/2 serbest atış ile 22 sayı, 1 ribaund, 2 asist, 1 top çalma gibi istatistikler de ekledi.

Banvit maçında gösterilen mücadele devam ettiği takdirde Fenerbahçe Ülker için kötü başlayan sezon, kesinlikle daha iyi gidecek. Banvit maçı için diriliş maçı diyorum. Perşembe günü bunun ne derece olduğunu öğrenmiş olacağız. Bekliyoruz...

Radamel Falcao'dan Beşlik


28' Falcao
42' Falcao
64' Falcao
67' Falcao
71' Falcao

Messi'nin Gerd Muller'in rekorunu kırdığı gece bir maçta 5 gol atıyor ama geri planda kalıyor. Falcao öyle böyle formda değil, Attığı 2.gol müthiş. Ligde Messi'nin peşinde gol krallığını kovalıyor. 16 golü var. Ama o kadar şanssız ki önünde Messi gibi bir isim var. 22 gol. Geçen sezondan sonra bu sezon da Messi'yi geçmesi çok zor. Ama bir gerçek var, Falcao çok ama çok büyük golcü ve daha da büyüyecek.

Messi 86


Ve Messi bir rekoru daha himayesi altına alır. Fotoğrafta gözüken vuruş ile beraber 2012 yılı içerisinde attığı gol sayısı 86 oldu. 1972 yılında Almanya ve Bayern Münih forması ile beraber 85 gol atan Gerd Muller'in rekorunu kırdı.

1972 yılında 60 maçta 85 gol atan Muller'in rekorunu 65 maçta kırdı. Barcelona forması ile ligde 56, Şampiyonlar Ligi'nde 14, Kral Kupası'nda 3 ve İspanya Süper Kupa'da 2 gol, Arjantin forması ile 12 gol attı. Messi'nin 2012 yılı içerisinde oynayacağı 3 maç daha var, bakalım rekoru nasıl bir seviye'ye getirecek.


Batiste'e Vefa


Olağanüstü anlar, duygusal, sporu seven herkesin gözler dolu, bir takımın eski sporcusuna nasıl bir vefa gösterebileceğinin kanıtlarından. Tüm salon ayakta, tüm salon alkışlıyor, ekranda videoları dönüyor, mikrofonu alıyor, konuşamıyor, kalıyor, diyecek bir şey bulamıyor, o an bizim de gözler doluyor, daha sonra konuşmaya başlıyor, sesi titriyor, teşekkür ediyor, kısa bir konuşma yapıyor, ağlıyor... Koskoca adam dersin ama milyonlarca insanın önünde ağlıyor. Enfes görüntüler. Ömür boyu unutulmayacak bir şey. Mike Batiste Panathinaikos taraftarları, camiası tarafından büyük bir ''VEFA'' ile karşılandı ve yıllarca o forma ile yaptıklarına bir nevi teşekkür edildi.

Batiste gibi olmak lazım, gittiği kulübe ''keşke gitmeseydi.'' , yeni geldiği kulübe ''iyi ki geldi'' dedirtmek. Batiste olunca o yüzden dünyaca ünlü isim oluyorsun, dünyanın her yerinde saygı duyuluyorsun.

Mike Batiste 9 yıllık Panathinaikos kariyeri sonrası Fenerbahçe kariyerine çok iyi başlamadı ama böyle bir oyuncunun kötü bitirme şansı yok, Fenerbahçe'den de herkesin saygı duyduğu bir oyuncu olarak gidecek, bundan eminim.

7 Aralık 2012 Cuma

Legend





















Sade ama net pankart.

Recep Niyaz'ı Anlamak


Fenerbahçe formasıyla ilk kez ilk 11 çıkıyor, bunu Avrupa Ligi maçında başarıyor. Recep Niyaz'dan önce ona formayı veren Aykut Kocaman'ı tebrik etmek lazım. Recep 1995 doğumlu, 17 yaşında, Avrupa Ligi maçında binlerce kişi önünde Şükrü Saracoğlu'nda ilk 11 çıkıyor.

Sahada oynadığı oyun çok da önemli değil, henüz 17 yaşında olan bir oyuncudan ne bekliyorduk? 2 kişiyi geçip, topu arka direğe asmasını mı? Veya % 95 pas isabet oranı ile mi oynamasını? Asist yapmasını mı? Sürekli top çalmasını mı? 

Tüm bu soruların cevabına evet diyenler var, Recep'in ilk maçında çıkıp harikalar yaratmasını bekliyorlardı, o yüzden yerden yere vuruyorlar, zaten güçsüz diyorlar, fiziği de yok, bundan futbolcu falan olmaz diyorlar, ayakta duramıyor diyorlar... Böyle yüzlerce eleştiri.

Evet Recep Niyaz'ın fiziği olmayabilir, ayakta duramıyor olabilir, pas hatası yapıyor olabilir, yeterli şekilde koşmayabilir ama Recep Niyaz daha 17 yaşında beyler. Recep Fenerbahçe formasıyla ilk kez ilk 11 oynadı. Hoş Recep Niyaz tek pasları ile, dengesi ile, futbol zekası ile sahada parlıyor ya, şu an için önemsiz...

Recep'den çok büyük beklentiler var, herkes Recep için ''Sen de bizim alt yapıdan çıkardığımız yıldızımız ol be Recep'' diyor. Ama taraftarlar olarak bunu hemen istememek lazım, sabretmek lazım, belki de kiralık bir yerlere gitmesini, geldikten sonra değerlendirmek lazım. 

Recep Niyaz gerçekten beklediğimiz futbolcu olacak mı bunu zaman gösterecek ama bu yolda başta Recep Niyaz'a sonra Aykut Kocaman'a ve daha sonra ona sahip çıkacak milyonlarca Fenerbahçe'liye çok iş düşüyor. Recep için güzel günlerin başlangıcı 6 Aralık 2012 olsun.

Fenerbahçe Taraftar Tribünü


























Öncelikle fotoğraf Borussia Mönchengladbach maçından ve Burak Kaptan tarafından çekildi.

Fenerbahçe sahasında iddiasız maçta Borussia Mönchengladbach'ı ağırladı ve mücadeleden 0-3'lük yenilgiyle ayrıldı. Bunu zaten yazdık.

Benim yazmak istediğim başka konu. Bunu daha önce Genç Fenerbahçeliler forumunda da dile getirmiştim. Tribünün şov yapması, tezahurat yapması falan önemli tabii ama taraftar tribünü için bir başka önemli konu maç bitmeden stattan çıkmamak olmalı. Bunu her maçta yaşıyoruz ve görüyoruz. Özellikle Genç Fenerbahçeliler'in olduğu tribün Maraton Üst tribününde dururken de, Okul Açık tribününe geçtikten sonra da maçın 85.dakikası boşalıyor. Bunu neden yapıyoruz? Çözemedim. Bütün hafta o maçı bekliyoruz, 85 dakika duruyoruz, 5 dakika mı duramıyoruz? 

Maraton alt tribünü ve Fenerium alt tribünü erken boşaldığı zaman nasıl eleştiriyorsak, kızıyorsak kendimize de bakmak lazım. Taraftar tribünü maçın önemi ne olursa olsun maç bitmeden boşalmamalı, maç boyunca takıma skora rağmen destek olmalıdır. İnşallah sezon boyunca bir daha böyle bir olay yaşamayız. Ufak ama önemli bir olay.

Fenerbahçe, Uefa, Rotasyon, Puan, Mönchengladbach























Fenerbahçe'nin üst üste gidemediğim 3.maçı, yıllar önceye geri döndük, eskiden arada maça giderdik, genelde tv başında izlerdik, yine o dönemler, gerçi bu sefer daha farklı, cebimde kombine var, ama maçlara belli sıkıntılar nedeniyle gidemiyorum.

Bu akşam oynanan maç, havanın yağmurlu olması, deplasman tribününün tamamen dolu olması ile beraber statta izlemekten en çok zevk aldığım maçlar kategorisinden. Orada sadece bu yüzden bile olmak isterdim. Neyse...

Sahaya çıkan kadro nefis, Türk futbolu için unutulmaz gecelerden, Avrupa maçı yapıyorsun ancak sahaya çıkan kadro haftasonu lig maçına göre sadece 1 oyuncu aynı kalarak oluşmuş; Mehmet Topal. Diğer 10 isim değişik, içlerinde hiç oynamayan Bienvenu, 17 yaşındaki Recep Niyaz var, tabii bunun yanında Krasic, Egemen, Stoch gibi üst düzey kabul edilebilecek oyuncular da var. Ama genel olarak bir arada oynamayan oyuncular.

Mücadele başlıyor, sahada birbirini tanımayan, birbiri ile anlaşamayan, mücadele etmekten kaçınan oyuncular topluluğu. Takımda elle tutulur oyuncu sayısı az. Rahat izleriz, stres yok, heyecan yok diyoruz, 28.dk 0-2'yi görünce tadımız kaçıyor, neden böyle diyoruz, sahada 0-2'ye rağmen gayret göstermeyen oyuncular. İnsan sinirleniyor.

Aykut hoca için günlerce rotasyon yapsın diyorduk, yaptı ama bunu bir daha böyle yapmasın, Fenerbahçe'de olmadığını Türkiye kupası maçında ve bu maçta net şekilde gördük. Rotasyonu bundan sonra Göztepe maçında yaparız ama 5-6 oyuncu ile yapalım, sahaya direkt 11 farklı oyuncu ile çıkmayalım, kadroya giremeyen oyuncuları üst düzey oyuncular ile oynatarak daha çabuk takıma alışmasını, daha iyi oynamasını sağlayalım. Direkt geri dörtlüyü değiştirmeyelim, Bekir-Egemen-Gökhan-Özgür yapalım mesela, aynı şekil ortasaha, forvette yapamayız, her maç Sow oynamalı.

İkinci yarıya başlıyoruz yine ortada bir şey yok, can sıkıcı, maç bitiyor, sahada ruhsuz oyuncular.

Recep Niyaz, Özgür gibi isimlere yoğun eleştiriler de geliyor maçtan sonra. Ama çok ağır eleştiriler yapıyorlar. Recep ve Özgür gibi isimleri klasik olarak her maç oynayan isimlerin arasına yerleştirip görmek lazım. % 100 eminim performansları kesinlikle daha iyi olur. Çünkü bu iki genç oyuncu belli kalitesi, belli top bilgisi olan futbolcular. Gerçi bu tüm takım için geçerli, bu oyuncuları sezon içinde böyle kadro ile değil, as kadro ile de görüp, değerlendirmek lazım.

Takımın en iyisi dediğimiz Stoch'un oyundan çıkışı, sinirlenişi ve eldivenleri atışı. Aykut hocaya saygısızlık olarak değerlendirenler ve hatta takıma bir daha girmesin diyenler. Bence yanlış düşünüyorlar. Sahada o ana kadar takımın en iyisi, en isteklisi olan Stoch'un yerine koyun kendinizi, zaten normal zaman oynayamıyorsunuz, oynadığınız maçta herkesten çok çırpınırken çıkıyorsunuz, insan robot değil, orada tepki verir, sonradan özür dilerse hocadan olay da kapanır. Aykut hocanın zaten futbolcu ruh halinden anlayabileceğine inanıyorum.

Tribünler de kendi halinde, 0-1 olunca omuz omuza, 0-2 olunca sensiz ben nefes alamam, buralarda hiç duramam, 0-3 olunca rakiplere küfürler. İlginç. Fenerbahçe tribünleri de formsuzdu.

Gelelim puan başlığına, Fenerbahçe Uefa'da 32.640 puanla 64.sırada, üstümüzde tam 63 takım var, yani Fenerbahçe hedeflediği yerden çok uzakta, futbol konusunda çok geride. Her sene zor takımlarla karşılaşıyoruz, acaba seri başı olacak mıyız, olmayacak mıyız diyoruz? Ama bunun için çaba da harcamıyoruz, Fenerbahçe, Manchester United ve Barcelona gibi değil. Uefa puanlarına çok ihtiyacı var, bu akşam maçı kazansak sıra atlayacaktık, bundan sonraki seneler için avantaj yakalamaya devam edecektik. Olmadı, yaptığımız rotasyon olur ama sahada mücadele etmeyen oyuncu olamaz, çıkıp orada Fenerbahçe'nin geleceği için daha çok mücadele etmek zorunda. Bu küçümsenecek bir konu değil, rekorlar belki önemli değil ama bu puanlar çok önemli. İnşallah bundan sonra sahaya çıkacak herkes-zaten artık rotasyon olacak maç yok- tüm etkenler ile her şeyin farkına varır ve sahada öyle bir mücadele sergiler.

Sonuç olarak Fenerbahçe bir ust tura yükseldi ve artık rakibi bekliyoruz. 20 Aralık Perşembe günü çekilecek kura öncesi de bloga bir yazı gireriz, Atletico Madrid'i çekmeyelim de...

6 Aralık 2012 Perşembe

Messi'den İmza Almak


Messi'den imza almak. Ne kadar gerçek dışı bir cümle gibi geliyor di mi? Lionel Messi, dünyaca ünlü futbolcu, hatta birçoklarına göre dünyanın en iyi futbolcusu, sen ona kendi aşık olduğun, sevdiğin, uğruna ağladığın, güldüğün takımın formasını imzalatıyorsun, heyecanlanırsın, gülersin, sevinirsin, belki de milyonların izlediği videodaki gibi ''Messi lan, vallah Messi'' cümleleri kurarsın, şaşırırsın ya da böyle bir durumda en azından o yaşta olduğun için rahat edersin, ne var yani triplerine girersin, sonuç olarak Messi'den imza almış olursun.

Ne için orada olduğunu bilmiyorum-imzayı camp nou'da aldı.- ama eğer Türkiye'de yaşıyorsan ve tatil için oradaysan okula giderken sakın formayı götürme, kimse inanmaz, üzülürsün. Düşünsene, okula gidip formayı gösterdiğinde bir çok arkadaşın ''Oğlum yeme bizi, Messi lan bu, sen kim, Messi'yi görmek, imza almak kim... '' cümleleri kurar. Fotoğraf varsa herkes inanır, hatta bence fotoğrafa bile inanmayanlar çıkar, ses kaydı ister, video ister....

Messi'den imza aldın, fotoğrafın da var artık, senin yerinde olmak isteyen milyonlarca insan var. Şanslısın. Kendimi bir an hayatımda en çok sevdiğim futbolcu olan Alex'den imza alırken düşündüm de... Neyse susalım...


Kobe & Messi


Türk Hava Yolları ile hiç uçmadım, zaten 3 kere uçağa bindim, onda da diğer firmalar, THY'nin hizmet kalitesini bilmiyorum ama böyle tabakta falan servisleri varsa iyidir. Tabii herkese mi var orası tartışılır. Reklam şahane olmuş, inşallah bir gün biz de Kobe gibi ''Messi'' diye seslenme şansı yakalarız-oha- ...

Gareth Bale ve Golf Şovu


Hayatımda elime golf sopası almadım, o sektirdiği yerin büyüklüğünü kestiremiyorum ama çok büyük olmasa gerek. Yani Bale büyük iş yapmış. Belki bir kaç denemede yapmış ve videoyu sonra paylaşmıştır. İzleyelim.

5 Aralık 2012 Çarşamba

2012 Uefa Yılın Takımı


Hakkının hakkını vereceksin. Bana göre şu seçtiğim kadroda orayı haketmeyen oyuncu yok. Diziliş, bir arada oynayıp oynayamayacakları -ki kötü bir kadro değil- falan önemsiz, sadece hakedenler burada. Kalede Casillas var, neler yaptıklarını geçen sezon gördük, o olmasa belki de daha az maç kazanır, şampiyon olamazdı Real Madrid. Defans dörtlüsü, Valencia ile büyük işler yapan, sol kanadı otoban gibi işleten ve Barcelona'ya transfer olan Alba, Juventus'un mükemmel geçen sezonunda defansın her şeyi olan Barzagli, City ile şampiyonluk yaşayan ve takımınn en önemli oyuncularından olan Kompany ve Barcelona ile oynadığı 46 maç kusursuza yakın oynayan Pique, ortasaha Dortmund ile müthiş işler yapan, bu müthiş işlerin yanında 22 gol, 13 asist gibi şahane istatistik tutturan Reus, Juventus'a şampiyonluk yolunda çok büyük katkı sağlayan efsane Pirlo, Barcelona'da Messi'den sonra takımın en iyisi Iniesta ve Lille ile müthiş bir sezon geçirip, 17 gol atıp, 16 asist ile kral olan ve Chelsea'ye transfer olan Hazard, forvet Atletico Madrid Uefa Avrupa Ligi'ni ve Süper Kupa'yı kazanırken olağanüstü işler yapan Falcao ve Dortmund sezonu 2 kupayla kapatırken çok önemli işler yapan ve 29 gol-7 asist'lik istatistik tutturan Lewandowski.

Kadronun takım olarak sıralanması ; Real Madrid, Barcelona, Manchester City, Juventus, Barcelona, Dortmund, Juventus, Barcelona, Chelsea, Atletico Madrid ve Dortmund. 

Siz de oy vermek isterseniz ; tıks

1 Aralık 2012 Cumartesi

Hayatımdan Kesitler # 3


























Fotoğraf Londra'dan, şarkı da Zülfü Livaneli'den.

Son zamanlarda hayatımda yaşadığım maddi sıkıntılar, yapılan büyük yanlışlar sonucu, şu hayatta aile, eş-dost, sevgili'den sonra en mutlu eden şey olan Fenerbahçe'den uzak kalıyorum. Kombinem olmasına rağmen maça gitmiyorum. Maddi sıkıntılardan dolayı artık maçlara gitmeme kararı aldım, gitmemeliyim. Eskiden olsa bir şekilde Kadıköy'e de, salon maçlarına da, deplasmana da giderdim ama şu aralar gitmemem en hayırlısı. Bir süre daha böyle devam edecek. 

Gitmediğim maçlarda kombineyi bilet fiyatına kiralıyorum.

Bu süreçte yanımda olan insanlara da ayrı bir şeyler söylemek lazım, teşekkür etmek lazım. Maddi-manevi yanımda oluyorlar, bu arada bu kadar yazıyoruz falan da borcumun çok olduğunu sanmasın kimse, telefon, anneler günü hediyesi, kartlar derken 4 haneli sayıyı biraz geçiyor. Öyle aşırı sıkıntı çekmeden de halledebilirim-halledeceğim.

Bir sonraki #hayatımdan kesitler yazısında durumlar tamamen düzelmiş olacak.

Yeter bu kadar sıkıntılı yazı,cümle.

İş yerinde gececi olarak çalışıyorum ve bir süre daha öyle çalışacağım. Sabah uyumak, akşam sakin şekilde çalışmak, gece Nba'i takip etmek gibi güzellikleri olsa da sosyal hayat sıfır, 4'de işe giriyorsun, ondan önce geç kalktığından hiçbir yere gidemezsin, akşam 24:00'de çıkıyorsun, bir yere gidemezsin, evden işe, işten eve şeklinde geçen bir süreç yaşıyoruz.

Yaz gelsin abi, yaz çok güzeldi, deniz, havuz, tekne, balık tutmak, futbol oynamak, mangallar, muhabbet falan, kış tek kelimeyle sıkıcı.

Bir ara Kutay'la Bodrum'a kaçsak hiç fena olmaz ya, gidip bir gün takılıp dönelim. Bakalım olabilir belki.

Fenerbahçe için de bir avrupa deplasmanı zamanı geliyor, Arda Başaran askerden gelsin de gidelim bir maça.

Twitter'da 105 bin tweet'e gidiyoruz, 2230 takipçi ile beraber devam ediyoruz, her gün unfollowlar, her gün karşılıklı sohbetler, bir gün kapatıp orayı da gitmek lazım diyeceğim de twitter'dan kopmak çok zor, kendimizi kandırmayalım. İyice bağımlısı olduk.

İzmit de sıkıcı mı ne?

Arada film izlesem de dizi hiç izlemiyorum. Sadece şu aralar Leyla ile Mecnun, Lost ve İşler Güçler izlemeye başladım. Leyla ile Mecnun'un 20 bölümünü falan izlemiştim ama 1'den başladım, Lost'un da sadece 3 sezonunu izledim, etrafta birilerine bunu söyleyince '' Senin yerinde olmak isterdim, önünde müthiş bölümler var.'' diye tepkiler alıyorum. Bir ara gaza gelip bitirmek lazım, harici hard-disk'de bütün bölümleri mevcut. İşler Güçler komik dizi, onu daha çok izliyorum.

85 kiloya çıkmıştım bir ara, şu an 75 kiloyum, nasıl indim, abur cubur yemeden, her gün yürüyerek. Ama şu aralar yürümüyorum ve abur cubur yiyorum. Belli oldu yaza yine başladığımız yere dönmüş şekilde gireceğim.

Ruffless Fenerbahçe cipsi. Yıllar önce Barcelona store'da görmüştüm-tv'de- bizimkiler de böyle bir işe girişti, fikir kimden geldi bilmiyorum ama cipsin arkasında ''Fenerbahçe lisanslı ürünüdür.'' yazıyor. Bu işten para alıyor muyuz bilmiyorum da, ben hep ondan alıyorum. Buradan da kulübe katkı sağlayalım.

Beyaz Mont, süper falan ama 269.95 TL. Biri hediye alırsa hayır demem, ama abi biraz fiyatının inmesi gerekmiyor mu ya? Bu fiyat çok değil mi? Bakın siz de beğenin. Tıks . Böyle fiyatlarla da kulübe katkı sağlamamız söz konusu değil.

Fenerium dedik de şu ürünü de ilk maça gittiğimizde alacağım, şahane bir şey, fiyatı da güzel. Tıks Ayrıca şu da şahane, onu da bir ara sepete atmak lazım... Tıks

Neyse şimdilik bu kadar yeter, bundan sonraki yazı çok daha pozitif, çok daha dolu olacak, en azından bunu başaralım.

1 Aralık bu yazı ile başladık, Aralık güzel geçsin be...