9 Eylül 2009 Çarşamba

Felaket

İstanbul ve Türkiye'nin gördüğü en büyük felaketlerden biri . Allah herkesin yardımcısı olsun . Bizim burada ( Kocaeli ) aynısı olursa bizim 1.kattaki kiracının evine kesin sel basar .

İddaa Kuponum # 17

Oynayın kazanın .

Ortega ve Arkadaşları / Rosario 2 River Plate 1


Cuma günü Riquelme ve arkadaşlarını yazdıktan sonra sıra Ortega ve arkadaşlarına geldi . İddaa oynadığım için maçı seyretme kararı aldım ve tv'yi açar açmaz karşımda eski Fenerbahçeli Ortega'yı görünce bariz sevindim . Ortega bize resital sunar dedim . Ama nerdee . Sadece göstermelik pres yapıyor arada başka da hiçbirşey yok . Ne bir pas ne bir şut . Takımdaki diğer oyuncular eski emektar Almeyda ve genç yetenek Buonanotte'de hiçbirşey yapmayınca River Plate maç boyunca 2 veya 3 cılız pozisyon buldu . Rosario zaman zaman oldukça etkili oynadı ve maçı Burdisso ve Castillejos'un attığı gollerle 2-1 kazandı . River'ın tek golü Burdisso'nun kendi kalesine attığı kafayla geldi . Boca maçı söylediğim şeyi bu maç için de rahatlıkla söyleyebilirim . River bu oyunla maçı 5 gün oynasa kazanamazdı . Tribünler bildiğiniz Arjantin tribünleri . Son olarak İddaa'da bu maç tuttu . Üst vermiştim ancak Brezilya 2.liginden Juventude maçı yatırdı . Neyse sağlık olsun bugün oynancak milli maçlara bakacağız .

Tarihi Nasıl Kaçırdık ? : Adana Demirspor - Livorno

Her şey şehir efsanesi gibi başlamıştı, Adana Demirspor Livorno'yu konuk edecekti ve biz de tarihi bir olaya tanıklık edecektik. Ne yazık ki şanslı olan 15.000 biletli seyirci dışında 70 Milyon nüfuslu ülkede bunu izleyebilen hiç kimse olmadı. Cuma günü bu ülkede tarihi bir maç oynandı ama futbolun her şeyiyle yankılandığı, her alanda konuşulduğu topraklarda bizim gibi futbolun peşinde bıkmadan usanmadan koşanların elinde hiç bir bilgi yok. Konuşacak bir şeye, yapılacak farklı yorumlara sahip değiliz. Dünya çapında ses getirmesi gereken, Türk futbol tarihinde bir ilk olan, modern futbolu rafa kaldırıp 1950'lerin, 1960'ların ruhunu yaşatan bu tarihi maçı kamuoyumuzun, Türk basınının ve medya kuruluşlarının işgüzarlığı ve ilgisizliği sayesinde izleyemedik. Elimizde DHA'nın 4-5 dakikalık görüntüleri ve kendi yayın kuruluşlarındaki birbirinin kopyası haberleri, NTV Spor'un bir kaç haberi ve çekimiyle Anadolu'dan Futbol'un yazarı Hüseyin'in yazıları var bilgi olarak. Cuma gecesi Türk futbolu için nasıl tarihi ve unutulmaz bir gece olduysa Türk spor yayıncılığı için de aynı oranda tarihi ve utanç dolu bir gece oldu bizce.

Öncelikle DHA ve NTV'nin hakkını verelim, canlı yayın yapmamış olsalar bile ileride bahsedeceğimiz gibi siyasi yönü olan böyle bir müsabakadan bizi haberdar etmek için verdikleri çaba da önemliydi. Özellikle NTV'nin canlı bağlantıları ve Bağış Erten'in oraya gitmesi tatmin ediciydi. Yenilsen De Yensen De'yi sunarken konsept olarak bu maçı temel almaları da zaten işi önemsediklerini gösteriyor. DHA da elindeki görüntüleri diğer yayın organlarıyla paylaştı, kendine bağlı olan bir kaç gazetede haber yaptı bunu. Çaba harcayanların emeklerine ve çabalarına saygımız sonsuz elbette ancak futbol tarihimizde bir ilki yaşadığımız bu festival gibi olayla ilgili tüm verileri 10 dakikada izleyip-okuyup bitiriyoruz. Bu kadar kısa sürmemeliydi bir tarihe tanıklık etmek.

Şimdi Livorno'nun Türkiye'ye gelişinin belli olmasından sonra aşama aşama yaşanan olaylara ve bir tarihin gözümüzün önünden nasıl kaçıp gittiğine bakalım.

O olaya tam anlamıyla girmeden önce şuna değinelim : İlk paragrafın sonunca "bizce" diye kişisel bir ifade kullanmış olabiliriz ancak bunu açmak gerekir. Düşüncemiz bu olsa da kişisel olarak değil, ülke genelinde de hayati önemi olan bir olaydı bu sonuçta. Türkiye'nin 3. kademe ligi olan TFF 2. Lig takımı Adana Demirspor, Avrupa'nın 3 dev liginden biri olan İtalya Serie A'dan bir takımı Türkiye'ye getiriyor. Bu olay sadece Adana Demirsporlular'ı değil, en büyük rakipleri Adanasporlular'ı ve stada giremeyen tüm Adanalılar'ı, Anadolu'da futbolun peşinden koşan tüm tribün emekçilerini, karşılaşan iki ekibin ortak noktası olan solcuları ve solcuların da siyasi arenada en büyük rakibi olan sağcıları da ilgilendiriyor. Maça ilginin ne kadar fazla olduğunu anlamak için İzmir'den Yalı'nın, İstanbul'dan Çarşı'nın, Ankara'dan Alkaralar'ın ve çeşitli yerlerden bir çok taraftar grubu üyelerinin tribünde yer aldığını hatırlatalım. Futbolu kıyısından köşesinden tutan herkes kendini bir de siyasete adayanlar için zaten bulunmaz bir nimetti bu maç.

Artık yayın konusuna geçebiliriz tamamen. Bu maçın oynanacağı kesinleştiği zaman ilk olarak Adana Demirspor ve NTV Spor arasında ufak bir görüşme oluyor. Anlaşmaya varılamıyor ilk aşamada. Tabii bu 2 yönü var, Adana Demirspor ve NTV olarak ayrı ayrı bakmak gerekiyor. Aslında ikisi de farklı açılardan aynı yola çıkıyor ama açıklamalardaki ufak farklılıklar ilginç tezatlara da sebep oluyor. Öncelikle NTV'ye sorduğumuzda NTV tarafından canlı yayın konusunda bir niyet olduğu, görüşmenin yapıldığı ancak anlaşmanın sağlanamayıp sonuçsuz kaldığı söyleniyor. Bu gelişmelerin ardından Adana Demirspor başkanı aynı zamanda bir Adanasporlu da olan Güntekin Onay'ı arıyor ve bu maçın yayını konusunda bir ricada bulunuyor. Araya başkaları da sokuluyor ancak NTV ikinci aşamada pek de niyetli olmuyor yayın konusunda. Kısacası "bakarız" deniyor ve geçiştiriliyor olay. Detaylı görüşüp de anlaşılamama gibi bir durum yok ortada ama devamında da konuşulan bir şey yok. Öylece askıda kalıyor kulüp ile NTV arasındaki görüşme. Olumlu sonuç alınamamasındaki sebebin mali konular mı yoksa maçın siyasi durumu mu olduğu konusunda bir kanaate varamıyoruz yani. NTV'nin bu maçı kimseye kaptırmayacağını düşünürken yayın konusunda ciddi sayılabilecek bir gelişmenin olmayışı bile düşündürücü. Burada ilginç bir nokta da NTV'nin maçı yayınlamamasına rağmen bu işe en çok özen gösteren kanal olması ve diğer kuruluşların önünde yer alması, garip bir tezat oluşuyor bu açıdan bakınca.

TRT cephesinde ise olaylar başka bir boyut alıyor. NTV cephesindeki gibi basit bir ilgisizlik hikayesi değil olay. İlk başta ücretsiz yayınlayalım diyor TRT. Bu işin en tepesindeki kurum olduklarını söyleyip kulüple ücretsiz yayınlanması için anlaşmak istiyorlar, bir nevi ültimatom yolluyorlar kulübe. Ya parasız yayınlarız ya da yayın yapmayız diye. En azından sembolik bir ücret ödenmesi ve az da olsa bu güzel girişim için destek olunması isteniyor kulüp tarafından, TRT para vermemekte direniyor. Kulüp devreye AKP Adana Milletvekillerinden birini sokmak istiyor. Telefon görüşmesi yapılıyor ve TRT'den yayının yapılıp kulübe makul bir ücret ödenmesi yolundaki istekler iletiliyor. Bilin bakalım bir vekil bu tarihi maç için seçildiği ilin takımına nasıl destek oluyor ?.. Herhangi bir girişimde bulunmayıp kendisini vekil seçen ili böyle mükafatlandırıyor. Devletin elindeki kanala bir milletvekili olarak açıp rica etse ve bu maç TRT3'ten yayınlansa herkes tatmin olurdu. Ancak milletvekili bunu yapmadı, TRT yönetimi de bu güzel girişime finansal olarak destek sağlamayınca canlı yayın konusundaki son umut da uçup gidiyor. Tüm bu olumsuz görüşmelerin ve sonuçsuz çabaların ardından TRT maçın siyasi yönünü sebep gösterip yayınlanmama gerekçesini böyle açıklıyor kulübe. Mali konuların önüne perde çekilip ana sebep buymuş gibi gösteriliyor bir bakıma. Gerçi ana sebep olduysa o daha da vahim ya neyse, siyaset olayına girmeyelim, bizim tek derdimiz futbol. Her fırsatta Anadolu takımlarının gelişmesini savunanların, kendi normal reytinglerini fazlasıyla aşacağı neredeyse garanti olan böyle bir tarihi organizasyonu bedavaya getirme çabalarını da Türk futbolundaki kısır döngünün cevabını arayanlar için verilmiş en güzel cevap olarak addediyoruz.

Kaçırdığımız tarihi fırsatın verdiği üzüntü ve buna bağlı hayal kırıklığının etkisiyle elimizin uzandığı her yere uzanmaya çalıştık bize göre medya ayıbı olan bu olayın detaylarını öğrenebilmek için. Bunca bilgiye ulaştıktan sonra üzerine daha fazla yorum yapmak, işin siyasal boyutlarına karışmak pek bizim işimiz değil. Yukarıdaki olaylar çerçevesinde kaçan fırsat konusunda herkes gibi bizim de düşüncelerimiz var fakat bizim aklımız fikrimiz futbol. Bu yüzden kimseyi yönlendirmeden ulaşabildiğimiz bilgileri sizlerle paylaşmak istedik. Gönül isterdi ki stadın kapasitesi doğrultusunda 15 binle sınırlı kalan bu tarihe tanıklık eden birey sayısı çok daha fazla olsun ama olamadı maalesef. Muhtemelen önümüzdeki sezon bir fırsatımız daha olacak bu şölen için. Bu sefer yer İtalya olacak. Bizim medya kuruluşlarımız akıllanır mı bilmiyoruz ama İtalyan TV kuruluşlarının tutumunu da merakla bekliyoruz. Bu tip olaylara son derece alışık olan ve bir çok takıntıyı aşıp demokratikleşmeyi başarmış olan İtalya'da yayın sıkıntısı olmayacağını düşünüyoruz aslında. Olmadı İtalya yollarına düşebiliriz şu heyecan ve merakla...

TV yayını konusunda canlı yayın olmasa bile izleyiciye maç sunulamaz mıydı diye düşünüyoruz. 90 dakika kaydedilir ve maç sırasındaki tatsız durumlar ve siyasi olaylar kırpılıp 60-70 dakikalık çok geniş bir özet şeklinde yayınlanabilirdi.

NOT : Bu yazı ile ilgili eleştirilerinizi ve itirazlarını violafranchi@gmail.com veya tanjuern@hotmail.com adresine iletmenizi rica ediyoruz. Destek olan ve şu an bu yazıyı okuduğunuz tüm blog sahiplerini destek olmalarına rağmen olası bir tatsız duruma karşı korumak için sorumluluğu fikrin oluşmasını sağlayan bu iki arkadaşımız üstleniyor.

NOT 2 : Yazı konusunda Blog İdman Yurdu ve Futbloglar gibi blogları toplayan oluşumların herhangi bir desteği yoktur. Tamamen kişisel olarak haberleşilerek böyle bir tepki düşünülmüştür.

NOT 3 : Yazı içerisinde de defalarca belirtildiği gibi amaç asla siyasi değildir, herkesin tek tepkisi bu tarihi ve eğlenceli maçı canlı canlı tüm detaylarıyla izleyememiş olmaktır..

Türkiye 94 Bulgaristan 66

Kasmadan , sıkmadan , zorlanmadan ikinci turdayız . Ender , Ersan ve Sinan skor kısmını üstlendi . Oğuz Savaş ve Ömer Aşık 7'şer ribaund 10'ar sayı ile etkili olan diğer oyuncularımızdı . Bu akşam ev sahibi Polonya ile grup liderliği için oynuyoruz . 2.periyottaki oyunumuzu oynayalım yeneriz .

8 Eylül 2009 Salı

Demtaş Koygun / 2009

Geçen sene bugün Demtaş Koygun 2008 ile blog okuyucuları ile birlikte olmuştuk . O zaman blogu kimse okumuyordu :) Ya da en fazla 10 kişi . Şimdi ise binlere hitap eden bir blog olduk . Gerçekten de olduk . Neyse Demtaş Koygun'u kısaca tarif edeyim . Karamürsel'in çıkışında Yalova'nın girişinde bulunan bir yazlık site . Şaka şaka Yalova ile alakası yok . Ben dahil sitedeki herkesin Karamürsel adını beğenmediği için ve havalı olması için Yalova da diye yalan attığı bir yazlık site . Normalde Karamürsel'in 3 km çıkışında yer alıyor . Deniz var , havuz var , Futbol sahası var , voleybol sahası var , ufak dandik bir bakkalı var , oyun ( okey , batak ) oynacağımız ufak bir yeri var , sahilde ve havuz başında şezlongu var vs.vs.vs .

Haziran Ayı

Haziran ayında aslında herkes yazlığa büyük umutlarla gidiyordu . Msnde , Facebook'ta iletilerde yazlığa gidecek olmanın coşkusu yaşanıyordu . Ancak yazlığa gittikten sonra ortada hiçbirşey olmadığını görünce insanın morali bozuluyordu ancak havuz ve deniz o 1-2 ayın geçmesini sağlıyordu . Kimse yalan atmasın yazlık paspal diye . Ayrıca zaten 35-40 derece sıcaklıkta oradan daha iyi Bodrum , Çeşme , Antalya var ki oraya gitmek içinde cebinden büyük miktarda para çıkması gerekiyor . Gidenler olmadı değil oralara ama en fazla 10-15 gün . Haziran ayı böyle havuz ve denizde yüzerken , futbol maçı yaparken , okey , batak, tavla oynarken ve alkol alırken bitip geçiyordu .

Temmuz Ayı

Temmuz ayı ise ondan biraz daha iyi geçmişti . Ortada yine pek fazla birşey yoktu . Ancak çevre illerden gelen arkadaşlar ( Trabzon'dan ) ile ortam gayet iyi oluyordu . Gitar çalıp şarkı söylerek geceler ve yüzerek , maç yaparak batak oynayarak gündüzler geçiyordu . O ara yanan mangallar , yapılan muhabbetler dün yapılmış gibi aklımdadır . Ancak onlar da gelip geçti . Yine de 3 ayın Temmuz gibi geçmesini isteyen 25 kişi bulabilirim . Belki daha da fazla .

Ağustos Ayı

Temmuz bitip Ağustos geldikten sonra iyice paspala bağlıyordu . Ramazan'ın geliyor olması ve Öss'ye girecek olan arkadaşlarımızın dershaneye başlıyacak olması sebebiyle yazlık tatsız bir hal alıyordu . ( Diğer aylar çok tatlıydı sanki ) . Yine de şu an Ağustos 1'i tercih ederdim . Ağustos ayı da önemli birşey olmadan bitiyordu .

Genel olarak ;

Havuzda yüzdüğüm saatleri , denizde yüzdüğüm saatleri , tekneyle açılıp balık tuttuğum veya tutmaya çalıştığım günleri , okey , batak , tavla , 21 vs.vs oynadığım saatleri , geceleri yan sitede yaptığımız makaraları , içki içtiğimiz yeri , yazlıkta ki patates kızartmasını ( belki özlemem heryerde var :) ) , şortla gezmeyi , rahat hareket etmeyi , gece 4-5'lere kadar dışarılarda durmayı , yaktığımız mangalları , gitar dinletilerini , yaptığımız futbol ve voleybol maçlarını , maç yaparken inanılmaz güldüğümüz anları unutmayacağım herhalde . Zaten ondan daha iyisi olması için hepimizin cebinde banknotlar olması lazım :) Ayrıca Bodrum'a , Çeşme'ye , Antalya'ya gidip sadece 1 hafta veya 10 gün durup kışlık eve gitmektense yazlıkta 3 ay deniz , havuz ve güneşin keyfini çıkarmayı tercih ederim . Tabiki de arada Bodrum'a veya başka bir yere gitsek süper olurda neyse . Özleyeceğimiz bu olayların yanında ; İnsanların neredeyse birbiriyle konuşmadığı , bütün gün evlerinde oturduğu , denize ve havuza girmediği , bolca dedikodu yaptığı , bazı kızların erkek peşinde , bazı erkeklerin kız peşinde koştuğu , sana kötü birşey yapmışsın gibi baktığı , eğlence neden yapmıyoruz dediği , yapınca katılmam dediği ! , eğlenen insanlara kötü gözle bakıldığı , top oynarken sana bağardığı anları ise direk unutacağım bir yaz sona erdi . Ayrıca hemen dibimizde ki sitenin her ay 1-2 kere eğlence yaptığı her hafta birlikte mangal yaktığı , her akşam birbirleri ile oturduğunu görünce bizim sitenin neden böyle olduğunu insan daha bir merak ediyor ! Neyse yinede sonuç olarak yaz gelsin tek başıma durayım hiç kimse bana selam vermesin , hiç kimse makara yapmasın , hiç kimse gülmesin , hiç kimse benimle konuşmasın diyebilirim :) Şaka bir yana Yiğit ne iş manyakmısın da diyebilirsiniz . Bu arada ilk defa da isim kullandım Yiğit dedim :) O benim :) 265 gün sonra görüşürüz yazlıkta :) Kafiye ye bak sen ya :) Herkese hayatta başarılar . Fotoğrafları başka zaman koyarım ya da belki koymam . Canım isterse koyarım yada koymam ya . Neyse sonuç olarak herkes ne düşünür bilmem ama '' Viva Demtaş Koygun Viva Karamürsel '' .

Türkiye 84 Litvanya 76


Milli takımımız Litvanya'yı 84-76 yenerek turnuva'ya galibiyetle başladı . Litvanya'yı yenmek , turnuvaya galibiyetletle başlamak , savunmada iyi işler yapmak , hücümda iyi işler yapmak , Hidayet'in ve Ender'in güzel oyunları , Murat Murathanoğlu'nun makara yorumları yaşandığı bir maç sona erdi . Maçın bitişinden sonra ki yorum ; Murat Murathanoğlu '' Litvanyalılar 4-5 bin kişilerdi sanki deplasmanda oynuyorduk ancak otobüslerle geldiler ve yenilip geri gidiyorlar . Yok yok geri gitmiyorlar onların da bizim gibi 2 maçları var . ''

7 Eylül 2009 Pazartesi

160 TL = Fenerbahçe'yi Kadıköy'de İzlemek

Fenerbahçeli bir öğrenci olarak İzmitte yaşıyorsun diyelim . Aşırı derecede fanatik Fenerbahçelisin . Her maçına gideceğim diyorsun . Bende sana diyorum ki nereye gidiyorsun ? 4 günde 2 tane maç var Kadıköyde . Bilet fiyatları 55 Tl'den 110 Tl , Otobüsle gideceğim rahat edeceğim diyorsan otobüse gidiş-dönüş 20 tl vereceksin . 2 maç olduğu için 40 tl . Çok şükür kü gitceğin otobüs firması insaflı olduğu için 2 bilete 1 bilet bedava veriyor ve bu 40 tl 30 tl'ye düşüyor . Ve üstüne üstlük Haremden seni stada kadar BEDAVA servisi ile götürüyor . Yemek yiyeceğim dersen ki dememe gibi bir durum söz konusu değil 2 maç için ayran-köfte ekmek yersen 15 tl gibi bir para vereceksin . Su ihtiyacanı bulduğun musluktan karşılayacaksın . Statta su içmeye kalkarsan ufacık bardağına 2 tl vereceksin . Dışarıda alıp stada sokamıyorsun ! Çünkü dışarıda 50 kuruş ! Ama 55 Tl bilete para veriyorum herhalde statta çeşmeden akan su güzeldir deyip çeşmeden de içebilirsin . Yemek yemeye kalkarsan ( Bence kalkma ! ) 10 tl gibi bir miktar ödeyeceksin küçük hamburgere . Üstüne tekrardan tuvalete su içmeye ! Devre arası yerinde oturup etrafını seyredeceksin . Ben Fenerbahçe için bağırdım yoruldum su içmem lazım dersen 2 Tl daha vereceksin ki Fenerbahçe için su içmeden de durabilirsin . Evet maç bitti . Fenerbahçe için bağırdın 2 maçta ve toplam cebinden çıkan para herşeyiyle 160 tl . 4 günde 160 tl veriyorsun Fenerbahçeyi statta izliyorsun . Ya da otobüs yerine trenle gelirsen bu 160 tl 152 Tl'ye düşüyor . Tren 2 saatte gidiyor 2 saatte geliyor . İzmitten gidip gelirken harcıyacağın para bu kadar . Fenerbahçe için başka semtlerden gelmeye kalkarsanız çok daha fazla para vermeniz lazım . Fenerbahçe için değer mi tabikide değer . Ama paran varsa verebilirsin ya yoksa ...

4 Eylül 2009 Cuma

Ara # 7

Haftasonu bununla balığa çıkacağım ( Biraz daha ufağı )


Bunları tutacağım ( İstavrit )

Kızarınca bu şekil olacak .



Balığın yanında olmazsa olmaz salata :)

Av yasağı kalktı bende haftasonu yazlıktayım . Umarım bu dediklerimi yapabilirim . Yapma imkanım var mı ? Tabikide var . Pazartesi görüşürüz .

Riquelme ve Arkadaşları



Boca Juniors Arjantin ligi 3.hafta maçında Newell's Old Boys ile 1-1 berabere kaldı . Mücadelenin ilk yarısını seyretmedim . 2.yarı can sıkıntısından açayım dedim başta Riquelme'ye attığı çalımlar verdiği paslar için , sonra atmosfere , daha sonra maçı anlatan spikere bayıldım . Riquelme arada adamlara sert dalsa da Riquelme'dir yapar diyorum . Maça gelince Boca Lucas Viatri ( arkadaşı elle önüne indirdi ) ile öne geçti ardından Newell's Leonel Vangioni ( Abbondanzieri kendi attı da diyebiliriz ) ile beraberliği yakaladı ve maç 1-1 sona erdi . 3 gün oynansaydı Boca maçı alamazdı diyorum ve konuyu kapatıyorum . Boca'lı arkadaşlar kızmasın . Maç esnasında babam'dan çıkan cümle ile bitiriyorum . '' Riquelme oraya kadar düştü demek ki ''

3 Eylül 2009 Perşembe

Pankart Organizasyonu



Kocaeli Gfb olarak 17 Eylül'deki Twente maçına veya 20 Eylül'deki İstanbul B.Ş.B.Spor maçına pankart yapacağız . Pankartı kendimiz boyayacağız . Pankartta ne yazması gerektiği hakkındaki önerilerinizi yorum kısmına bekliyorum . Umarım güzel bir söz çıkar ve stada giden herkesin '' vayy bee '' diyerek baktığı bir pankarta imza atarız .

Fotoğraflar bizim daha önce yaptığımız pankart çalışmasından .

Laf Salatası # 3


David Beckham '' Capello ile dünya kupasını kazanabiliriz ''

Yalakalık yapmak delikanlıyı bozar ...

1 Eylül 2009 Salı

Genç Fenerli Muro


Genç Fenerli Muro 10.hafta Fenerbahçe - Galatasaray maçında bizimle birlikte Maraton A-B blokta . Tabi bende A-B bloktayım . Genç Fenerbahçeliler'in Müstafa Üstündağ ( Muro ) röportajı için TIKLAYINIZ .

Maç Günlüğüm # 19

- Fenerbahçe - Manisasor maçı için saat 16:35'te Karamürselden hareketle yola çıktık ve saat 18:40 civarı Kadıköyde oldum .

- Kadıköy'ün oraya gittiğimde stadın orda yürürken Fb tv'nin programlarından Orta Şut Karışımı'nın çekim yaptığını gördük . Daha doğrusu o bizi gördü :) Programın jeneriğinde kullanılacak bir klip için beste yapmış bize dedi siz bunu söyleyin bizde çekelim . Tabi biz onun bulduğu melodiyi beğenmedik ve kendimiz yazıp kendimiz oynadık Gayet coşkulu bir şekilde programa desteğimizi olduk . Ardından bir de gol videosu çektik . Fb tv izleyenler bilirler . Artık her çarşamba günü programın başında biz olacakmışız . Bekleyip göreceğiz .

- Derken iftar saati geldi ve oruçlarımızı açtık . Köfte , kokoreç , çorba derken karnımız doydu :)

- Stadın etrafında ki arabalar her zaman ki gibi ilgimi çekiyordu . Ferrari ve Porsche kaynıyor :)

- Saat 20:30 gibi stada girdim . Stadın boş olduğunu görünce üzülsemde maçın başlamasıyla birlikte baktığımda ise yine de 30-35 bin kişi vardı .

- Ünifeb'in , Vamos Bien'in hazırladığı pankartlar süperdi . Fenerium üst'te açılan '' Atam izindeyiz , Bizde Fenerbahçeliyiz '' pankartıda güzeldi . Tabi bizde Maraton üst'te koskocaman bir Türk bayrağı açtık . Yani kısacası 30 Ağustos Zafer Bayramı stadımızda coşkuyla kutlandı .

- Fenerbahçe'nin sahaya ay yıldızlı t-shirtlerle çıkması süper bir olaydı .

- Mücadele başlamasıyla bizde tribünde desteğimize başladık . Önce hemen maçın başında '' Bitmez tükenmez aşkımız '' bestesi ile maça iyi girmiştik . Daha sonra gol gelmeyince sürekli gole yönelik '' Haydi Fener haydi Fener ... , Fener gol gol gol , Fenerbahçe gol Fenerbahçe gol , Haydi haydi haydi allah aşkına ... , vs.vs bestelerle desteğimiz bütün maç boyunca sürdü . Golü attıktan sonra tam tribünlerde şova ( Dale ) başlamıştık ki golü yedik . Ancak bu golden sonra bile maçın sonuna kadar desteğimiz sürdü ve 90+4'te Semih'in golüyle kendimizden geçtik . O an biriyle gol sevincini yaşadım adamı tanımadan . '' oooooooo ooooo bu sene s... s... Şampiyon Fener '' bestesi ile coşuyorduk . Mücadele sonunda 5 dk daha besteler söyledikten sonra stattan çıktık .

- Kocaeli Gfb üyeleri ile birlikte ( 8 kişi ) arabayla İzmit'e doğru hareket ediyorduk ve saat 00.30'da evdeydim .

- Sonuç olarak Kadıköy'den yine mutlu şekilde döndüm . Bakalım sezon sonuna kadar bu mutluluk sürecek mi ?

- 17 Eylül Fenerbahçe - Twente Uefa Avrupa Ligi maçında görüşmek üzere .

- Herkese hayatta başarılar .