12 Şubat 2015 Perşembe

Bir Gün Herkes Kazanır


Yaklaşık 4 ay önce başlayan bir hikaye. Kadıköy'de maçlara beraber gittiğimiz arkadaşlarımızla, yine maçlara beraber gittiğimiz arkadaşlarımız halısaha maçlarına başladık. Taş gibi takım kurduk. Aramızdan ayrılanlar da oldu. Bir iki kilit transferle yenilmez takım olduk. Her maçı rahat aldık. Her maç fark attık. Ama bu hafta öyle olmadı.

Bu haftaya gelmeden önce başa saralım. Takımdan bahsedelim. Kalecimiz dünyanın en iyi kalecilerinden. Belki abartıyorum gibi gelecek ama biraz antrenmanla süper lig seviyesine çıkar. Hatta o seviyeyi geçer. Ben onu hep Şampiyonlar Ligi'nde hayal ediyorum. Savunma hattımız İtalya'da yok. Her topu kesen, her topa ölümüne giren, oyunu Pique'den iyi başlatan mı dersiniz, iyi zamanlamayla her topu kazanan mı dersiniz. Ne çeşit defans isterseniz bizim takımda. Ayrıca rakipler tam ''geçtim, gole gidiyorum.'' diyecekken birden topun kendilerinden gittiğini görmüyorlar mı işte bu o defansın etkisi. Yavaş gibi gözüken aslında oldukça zeki hareketlerle savunmada gerekeni yapan oyuncumuz da mevcut. O oyuncumuz her atağa çıktığında pozisyon yaratıyor. Böyle de ofansif gücü yüksek. Ortasaha'da maestro'muz var. Takımın beyni. Adeta hepimizi yönetiyor. O olduğu zaman sıkıntı yok. Forvette ise bulduğu fırsatları affetmeyen, nereden olursa olsun gol atma becerisi olan golcümüz. Bir de ben. Kendimi anlatmayayım. 

Bu kadar iyi özelliklere sahip olan takımın galibiyet alması kadar doğal bir şey var mı?

Bu hafta yine Kalamış'ta gerekeni yapmak amacıyla bir araya geldik. Takımımız bu kez tamamen farklıydı. Doğal olarak birbirimizi iyi tanımadığımız için haklı bir yenilgi aldık. Mücadelenin başından sonuna kadar gerekenleri yapan bir karşı takım vardı.

Bu maçın benim açımdan başka bir önemi daha vardı. Hayatım boyunca futbol ayakkabısı ile maç yapmadım desem yanlış olmaz. Genelde hep halısaha ayakkabısı alır, onlarla oynardım. Bu hafta hayatımda ilk kez bir futbol ayakkabısı ile oynadım, ilk kez kendimi daha bir futbolcu gibi hissettim. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi Puma'nın evoPOWER futbol ayakkabıları ile çıktım. Ayakkabı ile şimdiye kadar yaptığım her hareketi daha rahat yaptım. Paslarım daha isabetli gitti, şutlarım daha etkiliydi. Topu nereye atmak istersem oraya gitti. Belki benim, belki ayakkabının etkisi. Fabregas'ın bu ayakkabı ile söylediği '' Futbol küçük paylarla kazanılabilir ya da kaybebilebilir, özgüveninizi doruğa çıkaracağına inandığınız bir ayakkabı giyiyorsanız, bu sizin en iyi şekilde oynamanızı sağlar.'' yorumu son derece doğru. Bu ayakkabı ile insan kendini daha da rahat, daha da her şeyi yapabilecek gibi hissettiriyor. 

Puma'nın evoPOWER futbol ayakkabısı güç, kesinlik, esneklik, kontrol konusunda bekleneni kesinlikle veriyor.

Mücadele'yi bu ayakkabı ile oynayıp kaybetmek ise yakışmadı. Maçı 12-6 kaybettik. Belki de aylardır süren galibiyet serisi sonrası bir tokata ihtiyacımız vardı. Bu tokat bizi kendimize getirir. İlk maç yine gereken skoru alır, rakiplere korku salmaya devam ederiz. Bu arada mücadelenin 15.dakikası civarı kalemin önünden aldığım topta ilerleyip de ayağımın dışıyla verdiğim pası-asist oldu- cidden Fenerbahçe'de hiçbir oyuncu veremez. Bunu sadece yeni ayakkabıya bağlayamayız. Kendimi de övdüm.

6 yorum:

varol döken dedi ki...

Güzel ayakkabıymış ama pek işinize yaramadı:) Kaleciyi de öv, kaleciyi de:)

yiğit yılmaz dedi ki...

Kaleci cidden inanılmazdı. Bu ayakkabıya rağmen bu şutları kurtardı ya vallah helal :)

Adsız dedi ki...

Başkan buram buram reklam kokuyor be

yiğit yılmaz dedi ki...

reklam diye hashtag var zaten altında? Reklam direkt?

Adsız dedi ki...

Markalar hâlâ bloglara reklam veriyor mu yigit? Bir de reklam metnini sen mi yazdın

yiğit yılmaz dedi ki...

Bu bir abimiz sayesinde oldu. Reklam metnini ben yazdım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...