7 Aralık 2014 Pazar

Alex'den Veda


Kadıköy’e çok eskiden beri  giden biri değilim, bana göre çok geç tanıştım. Tabii bu tanışıklığın bu kadar geç olmasının nedeni Kocaeli’de yaşıyor olmam. Öyle küçük yaşta evden kaçarak falan stada gitme durumum olmadı. İlk maçımı hatırlıyorum. Spontane gelişen bir plandı. Evde Fenerbahçe maçını bekliyor, maç saati gelse de kahve’ye gidip maçı izlesem diyordum. Tabii maçı izleyememe durumu da olabilir. Yaşım tutmadığından kahveci bazen polis korkusuna kahveye almıyordu. Öyle durumlarda ya kenarda camdan izliyor ya da üzgün şekilde eve geliyordum. Ben bu düşüncelerdeyken o arada eve babam geldi. Nasıl o soruyu sorma durumum oldu bilmiyorum ama birden ‘’Kadıköy’e maça mı gitsek? ‘’ dedim. O güne kadar hiç gitmedik, babam da gitmedi. Tamam dedi. O an yaşadığım heyecanı, mutluluğu anlatacak kelime yok. Hayatım boyunca sadece İzmit İsmetpaşa Stadyumu’nda birkaç izlediğim Fenerbahçe’ye sonunda kavuşacaktım. Derhal hazırlandık ve Kocaeli’den arabayla çıktık yola. İstikamet Kadıköy.

2004’ün Kasım ayıydı. 27 Kasım 2004. Günlerden Cumartesi. Hava inanılmaz soğuk. Rakip ligin 14.haftasında Diyarbakırspor. Stadın oraya vardığımızda heyecanım daha da tavan yaptı. Arabayı bırakarak evlendirme dairesinin oradan geçip direkt tribüne geçecektik. Tabii o zaman nereden bilet alınır bilmiyoruz. Tren istasyonunun orada ilk ‘’maça bilet’’ diyen karaborsacı’dan bileti almıştık. Artık Şükrü Saracoğlu Stadyumu’na girip maç izleyebilmem için hiçbir engel yoktu.

Migros tribünü merdivenlerinden koşar adım çıkıp tribüne girdik. O ara Beşiktaş maçında yaşanan olaylardan dolayı sıkı güvenlik önlemleri vardı. Ayakkabılarımıza kadar aramışlardı. Ve stattayız.

Stada girer girmez büyük şaşkınlık yaşıyorum, aptal aptal tribünlere, zemine, etrafa bakıyorum. Biraz sonra Fenerbahçe sahaya çıkacak ve o an hayran olduğum takımı, futbolcuları özellikle bize gelişi ile bile beni heyecanlandıran Alex’i canlı gözlerle izleyeceğim. Yaşadığım heyecan yerini aşırı mutluluğa bırakıyordu.  O zamanlar taraftarlar ile yönetim arası da iyi. Skorbord’da yeni yapılan tezahuratın sözleri yazıyor, taraftar oradan sözleri ezberliyor. Ve artık maç zamanı.

Omuz omuza ile maça başlıyorduk. Fenerbahçe’yi ilk kez canlı izliyordum. Ve ilk gittiğim maç gol erken dakika geliyordu. 7.dk ortasahadan aldığı topla ilerleyen, iki kişiyi geçen Aurelio golü atıyor ve Fenerbahçe’yi 1-0 öne geçiriyordu.  Ve dakikalar 42.yi gösterirken tam bizim önümüzde ceza sahasının 3 metre dışında kazanılan frikikte topu başına Alex geçiyordu. Ben tam kalenin arkasındayım. Alex topu başına geçiyor ve topu kaleci Murat Yiğiter’in de büyük hatasıyla ağlarla buluşturuyordu. İlk gittiğim maçta Alex beni golle selamlıyordu. Mücadelenin ilk yarısı 2-0 sona erdikten sonra 2.yarı 88.dk sağ kanattan ilerleyen Serkan Balcı’nın penaltı noktasına kestiği topta güzel bir kontrol ve vuruşla topu ağlara gönderen yine Alex oluyordu. Bu golle beraber maç 3-0 bitiyor, Alex gittiğim ilk maçta 2 gol atıyordu.

Hayatımın ilk Kadıköy maçında 2 golle ve müthiş futbolla tanıştığım Alex’in sonrasında çıktığı 300’den fazla maçı gerek stadyumda gerekse de tv başında seyrettim.  

Ve son Kadıköy maçı, bu kez kombineli olarak stattayım. Tabii Alex’in son maçı olduğunu bilmiyoruz. Bilsem herhalde her şeyi göze alarak sahaya girerdim. Fenerbahçe Avrupa Ligi maçında Marsilya ile karşılaşıyor. Biz tribünlerde tezahuratlarımızla takıma destek oluyoruz. Alex’i son kez tribüne çağırıyoruz. Mücadele Fenerbahçe’nin iyi futboluyla başlıyor ve devam ediyor. 28.dk Caner Erkin topu ağlara yolluyor ve Fenerbahçe 1-0 öne geçiyor. Tribünde kendimizden geçiyoruz. Ve beni gollerinde en mutlu eden Fenerbahçeli, Alex sahneye çıkıyordu. Mücadele’nin 57.dakikası yine benim önümdeki kalede topu ağlara gönderiyor skoru 2-0’a taşıyordu.  Alex’in son golüne şahitlik ediyorduk. DJ’in De Souza anonsuna son kez Alex diye bağırıyorduk. Alex’i çılgınlar gibi alkışlıyorduk. Bu golden 10 dakika sonra bir daha o çimlere çıkma şansı olmayacak Alex oyundan çıkıyordu. Tribünlerde olan binlerce insan Alex’i son kez alkışlıyor, son kez adını haykırıyordu.

Bu maçtan sonra yaşananlar malum. Bundan tekrar bahsetmeye gerek yok.

Alex de Souza bugün itibari ile futbola veda ediyor.

Fenerbahçe tarihinin gelmiş geçmiş en büyük 5 futbolcusundan birisi olduğunu kimsenin inkar edemeyeceği Alex’in bugün itibari ile futbolu bırakacak olması canımızı acıtmıyor desek yalan atmış oluruz. Alex’in futbolu bırakması net olarak canımızı acıtıyor. 2004’ün Kasım ayında Diyarbakırspor maçıyla canlı izlemeye başladığım Alex’i, 2012’nin Eylül ayında önce statta ve daha sonra 12 Ekim’de hava alanından gözlerim yaşlı şekilde uğurladım. İlk izlediğim maçında attığı 2 gol ve son izlediğim maçında attığı tek gol ile beraber hayatımdan büyük bir futbolcu böyle gitti.

2004’ün Ağustos ayında Samsunspor maçıyla başlayan Fenerbahçe kariyeri.  Neredeyse hepsini izlediğim 378 maç, hepsini hatırladığım 185 gol, 162 asist. Alınan kupalar, alınan zaferler.

Alex, büyük kaptan, efsane, 21:00’da futbola veda ediyor. 2004 ile 2012 yılları arasında hayatımıza damga vuran, hayatımızı domine eden Alex. Bizlere yaşattığın yüzlerce güzel an için sana ne kadar teşekkür etsek az. Umarım yollarımız çok kısa bir zaman içinde tekrardan kesişecek ve sen tekrardan çubuklu forma için hizmet etmeye devam edeceksin.

Seni unutanın kalbi kurusun.

Obrigado Capitao.

1 yorum:

Emrah ŞEN dedi ki...

Eline yuregine saglik da Alex`in Kadikoy`deki son maci persembe oynanan marsilya maci degil 4 gun sonra pazartesi trabzonspor maciydi. Yanlis hatirlamiyosam ceza nedeniyle kadin ve cocuklar izleyebiliyodu. Bu arada Alex`in topu direkten donmustu