25 Temmuz 2011 Pazartesi

Maç Günlüğüm # 65


- 15 Mayıs 2011'den sonra ilk defa Kadıköy'e gidiyordum. Geçen sezon Ankaragücü maçı ile beraber Kadıköy'e veda etmiştik. O maç sonunda oluşan duygulu bir atmosfer vardı. Samanyolu çalıyor, eşlik ediyoruz, Fenerbahçe marşları çalıyor, eşlik ediyoruz ancak bir türlü stattan çıkmıyorduk. O gün stadı en son terk edenlerdendik. Belki de kötü günlerin geleceğini hissetmiş, iyi günlerin tadını çıkarıyorduk. Aslında bu yazıyı sadece o günler yaşadıklarım ile yazmak isterdim. En azından bugünlerden çok daha güzeldi. Stres, heyecan, mutluluk, hüzün, sevinç ...

- Fenerbahçe 60 gün sonra taraftarına karşına çıkıyordu. Biz de biletimizi almıştık. Geçen seneden sonra bu sezon da kombine alamadığımı belirteyim. Yine de her maça gitmeye çalışacağım. 

- Fenerbahçe-Shakhtar Donetsk maçı için saat 15:45 otobüsü ile yolculuğa başladım. Sabah erken kalktığımdan dolayı henüz yolun yarısında uyuya dalmış ve ancak Harem'e geldiğinde uyanmıştım. Kadıköy'e gelince ise etrafın bir değişik olduğunu gördüm. Yine formalı insanlar vardı, yine güzel bir hava vardı ancak bir şey eksikti. Ne bileyim ya da bana öyle geldi.

- Lefter Heykeli'ne kadar yeni sezon forması görmedim. İlk Tek Yıldız formayı gördüm. Ve tabii en güzeli bana göre. Ayrıca gün içinde kaleci forması dahil her formayı insanların üzerine gördüm. Tek Yıldız forma diğer bütün formalardan bir adım önde. Hatta çubuklu'dan bile. 

- Fenerbahçeli bloggerlar ve diğer münferit arkadaşlar ile buluşarak Kalamış'a geçtik. Her şeye rağmen neşeli şekilde biralarımızı içerek muhabbet ediyorduk. Yaklaşık 1-1.5 saat takıldıktan sonra hep beraber tribüne hareket ettik.

- Etrafta inanılmaz bir t-shirt sayısı vardı. T-shirt derken, Aziz Yıldırım t-shirtleri. Biz blogda giyer misiniz, giymez misin derken millet zaten giyiyor. En yakın arkadaşım bile alıyor. Gerçekten Aziz Yıldırım'ı çok başka seviyor Fenerbahçe taraftarları. Ayrıca 2 ay öncesine kadar Aziz Yıldırım'dan nefret eden insanlar bile t-shirt giyiyor, maske takıyor, tezahurat yapıyordu.

- Stadın etrafında güzel bir kitle vardı. Herkes forma giymişti.

- Stada girdiğimizde ilk dikkat çeken şey tribünlerin üstüne atılan Aziz Yıldırım posterleriydi. Hatta bana az geldi. Ben daha çok fotoğraf ve yönetim tarafından yapılmış pankartlar bekliyordum. Göremedim yanıldım.

- Maç öncesi futbolculara ve takıma yapılan tezahuratlar maç başlar başlamaz yerini tepkilere bıraktı. Kadıköy'ü böyle anlar çok daha fazla seviyorum. Basına verilen tepki iyiydi. Belki sadece foto muhabirlerine yapılan yabancı madde yağmuru yapılmamalıydı.

- Ve gecenin olayı ; Sahaya girmek ! Fotoğraf çekilmek için, çimlere yatmak için sahaya girmek çok ama çok saçma. Gir sahaya aç bir tane Fenerbahçe bayrağı ya da Aziz Yıldırım posteri o zaman diyeyim gerçekten de olayları protesto ediyorlar ama bu şekil yapınca inanılmaz anlamsız oldu. Ayrıca Fenerbahçe-Shakhtar maçını yarıda bırakacak şekilde sahaya giriyorsun ve bundan en çok bizim oyuncularımız etkileniyor. İnşallah bundan sonra bu tarz protestolar yapmayız.

- Dia, Stoch, Cristian, Semih ve Gökhan çok iyi. Sahaya baktığımız zamanlar özellikle dikkat çeken oyuncular bunlar oldu. Onun dışında Alex yok, Santos yok, Lugano yok, Mehmet yok ama oynadığımız futbol kötü değil. İyi pres yapıyoruz, hızlı çıkıyoruz, yıllardır olduğu gibi iyi paslaşıyoruz.

- Sahadan çıkmayan cimbomlu olsun, ayağa kalkmayan cimbomlu olsun, bağırmayan cimbomlu olsun. Bu tezahuratları bırakma vakti gelmedi mi? Fenerbahçe aşkıyla herkes bağırsın, ayağa kalkın, Fener için bağırın, Fenerbahçe aşkıyla herkes buraya gibi tezahuratlar yapsak daha güzel olmaz mı?

- Sabah iş nedeniyle 06:30'da başlayan gün akşam 01:00'da sona erdi.

- Daha yazacak bir şeyler illah vardır ama üzerinden 3-4 gün geçtiği için unuttum ya da yazmak istemiyorum. İnşallah ligler bir an önce başlar - hangi lig olduğu farketmez - ve gerçek maç günlüklerini yazmaya başlarım.

3 yorum:

Adsız dedi ki...

"Belki sadece foto muhabirlerine yapılan yabancı madde yağmuru yapılmamalıydı."

belki mi?

pardon ama bu kendi hatalarınızı küçülten ifade tarzı çok itici maalesef. belki yapılmamalıydı. yani belki de yapılabilirdi. süpersiniz.

yiğit yılmaz dedi ki...

Belki değil yapılmamalıydı. Orada '' Belki '' kelimesini kullanmayacaktım.

Adsız dedi ki...

maalesef bu bir hata değil. bilinçaltının dışa vurumu. orayı küçültmek için kullandığın, beyninin oraya soktuğu bir ifade. "belki yapılmamalıydı, ama çok da büyütmemek lazım" manasına denk geliyor.

tarik

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...