23 Eylül 2015 Çarşamba

Tarihi Gece


Futbol tarihi açısından unutulmaz bir güne şahit olduk. Bayern Münih Wolfsburg'u 5-1 yenerken Lewandowski 9 dakika içinde 5 gol attı. Yukarı video koydum da biraz konuşturalım. 

Oyuna 2.yarı başıyla beraber dahil olup golleri sırayla 50:45, 51:43, 54:03, 56:25 ve 59:42'de atıyor. 

İlk golde vuruş ayağını değiştirip diğer ayağıyla golü yapması, ilk golün anonsu sürerken uzaktan attığı 2.gol, 3.golde direkten ve kaleciden dönen topları tekrardan bekletmeden kaleye vurabilmesi ve şansının da yardımıyla golün olması, 4.golde nefis bir vole, Robben'in tribünde ''4 oldu be'' tepkisi, son golde kapanış olarak efsane bir vuruş yapması, Neuer'in sevinci, Guardiola'nın tepkisi.

Ligde 6 maç geride kalırken bunların 5'inde oynayabildi. 3'üne ilk 11 başladı, birinde 24 dk oynadı. Dün yine 2.yarı oyuna girdi. Bu 5 maç'ın dördünde toplam 8 gol attı. Toplamda bu sezon 8 maç 9 gol. 

Dünya futbol tarihinin en büyük forvetlerinden birisini izleme şansını yakalıyoruz, tadını çıkaralım.

Bu arada Guardiola 61.dakika Lewandowski'yi oyundan alsa kim ne diyebilirdi? Belki etik olmaz diyenler çıkardı ama çok büyük şov olurdu.


22 Eylül 2015 Salı

Pereira & Van Persie Olayı


Aslında olay dememek lazım ama başka bir başlık bulamadım. Fotoğraf üzücü, fotoğraf olayı sanki çok büyük bir şey yaşanmış gibi yansıtıyor ama pek de ufak olay sayılmaz ya da en azından mesele böylesine ufakken çözülmesi gerekiyor. Kısa kısa yazayım.

Vitor Pereira bu takımın lideridir, takımı o belirler, kimin oynayacağına o karar verir. Performansından memnun olmayan oyuncuyu yedeğe çekme konusunda tek ve tam yetkili odur, o olmalıdır.

Özellikle Molde maçında kötü oynayan bir Van Persie'nin Bursaspor maçında kesilmesi sonrası kimsenin hocaya en ufak bir hakaret etmeye hakkı yoktur. Ayrıca Markovic, Nani ve Fernandao ile 4-3-3 oynamak isteyen bir Fenerbahçe sahaya çıktığında forvette formsuz Van Persie'nin kesilmesi de zaten mesele yapılmamalı. Nasıl insanlar formsuz Caner'in kesilmesi sonrası iyi oynayan Hasan Ali'den övgüyle bahsediyor, yaptıklarını övüyorsa bu konuda da aynı şeyleri söylemek durumundalar.

İlk 11 çıkmaması zaten kafalarda soru işareti yaratmışken, hafta boyunca konuşulacakken bir de fotoğraftaki durum oluşunca işin boyutu daha farklı yere gitti. Şuradan izleyebilirsiniz. Van Persie oyuna girmek için yedek kulübesine geldiğinde Vitor Pereira'nın yardımcıları taktik verdi ve daha sonra Van Persie öne doğru hareketlendi. Bu arada Vitor Pereira da elindeki not defterinden bir şeyler gösteriyor, bir şeyler anlatıyordu. Tam bu arada Van Persie'nin bana göre oldukça anlamsız ''Yardımcıların anlattı ya, sen ne anlatıyorsun!'' şeklinde davranması Van Persie büyüklüğünde birisi için pek de hoş olmayan hareketlerdi.

Van Persie, Nani ya da herhangi Fenerbahçe oyuncusu takımın teknik direktörü, tek yetkilisi Vitor Pereira taktiği 5 kere anlatsa 5 kere dinleyecek, 6.kez çağırırsa yanına gelecek, yine dinleyecek. Öyle tüm kameraların üstünde olduğu durumda el kol hareketleri ile hem kendisini, hem hocayı mahcup duruma düşürmeyecek, basına malzeme vermeyecek.

Sonrasında ise oyuna girdikten sonra golü atan Van Persie ve sevinmediği iddia edilen - bana göre o heyecandan ne yapacağını şaşırıyor  - Vitor Pereira var. Her insanınn kilitlenip kaldığı anlar olur, bu da o anlardan birisidir. Fazla abartmamak lazım.

İşi özetlersek Vitor Pereira her konuda haklı, Van Persie haksızdır. Bu işi çözmesi gereken kişi sportif direktörümüz Terraneo'dur. Mesele çok büyük değil ama çok yakın geçmişte belki daha büyüğü ama benzeri bir Alex-Aykut Kocaman olayı yaşanmışken taraftarlar olarak bizler açısından kafa karıştırıcı olayın yaşanması üzücü. Camianın bir araya gelip kenetlenmesi gereken günlerde böyle şeylere hiç ama hiç gerek yok. Umarım dediğim gibi Terraneo olayı çözer ve bundan sonra herhangi bir sıkıntı yaşanmaz.

Vitor Pereira'nın basın toplantısı sonrası söylediği ''Oyuncular beğensin ya da beğenmesin ben teknik direktörüm ve burada kararlar almak için bulunuyorum.'' cümle ile olayı bana göre kendi açısından bitirdiğini gösteriyor.

21 Eylül 2015 Pazartesi

Alkış


Nani ve Van Persie golleriyle gelen galibiyet ne de güzel galibiyettir. Bir kaç ay önce biri bunlar yaşanacak dese hayal kurma derdik, şimdi Kadıköy'de Nani ve Van Persie izliyoruz, Nani ve Van Persie tezahuratları yapıyoruz, Nani ve Van Persie alkışlıyoruz. Keyfini çıkarmaya devam.

20 Eylül 2015 Pazar

Baskı


İlk yarı sonunda Bilic'in West Ham'ı Manchester City deplasmanında 1-2 önde. 2.yarı başlıyor ve bitene kadar ortasahayı geçemeyen bir West Ham. Bir takım önde olduğu büyük maçta nasıl savunmak zorundaysa öyle bir savunma yapıyor. Şutlar, pozisyonlar, kornerler, kanattan bindirmeler, ortadan delmeye çalışmalar, duran toplar derken gol sesi çıkmıyor ve Türkiye'de derbi kazanamayan Bilic İngiltere'de Arsenal ve Liverpool'dan sonra bir başka büyük kulüp olan Manchester City'yi de mağlup ediyor.

Mücadelenin sonlarına doğru West Ham oyuncusu Jenkinson'ın sakatlık numarası yapıp oyunu soğutması, Manchester City oyuncularının tepkisi, daha sonra aynı Jenkinson'ın 85.dakika kendini bir kez daha yere bırakması, West Ham kaptanı Noble'ın gelip kollarından tutarak ayağa kaldırması, Jenkinson'ın Noble'a anlamsız bakışı ve o dakika oyundan çıkışı, Okay Karacan'ın böylesine bir maçı bana göre kötü anlatması maçın en önemli notlarıydı. 

İngiltere'de bir farklı geride olan büyük kulüplerin kurduğu baskıları izlemek futbol açısından oldukça keyifli oluyor, tabii bu baskıdan sonuç anlamında Manchester şehrinin ana takımı United kesin sonuç alır ve maçı en azından kaybetmezdi.

West Ham 6 maç sonunda 12 puanla 2.sırada, Lider Manchester City'nin 6 maç sonunda 15 puanı var.

19 Eylül 2015 Cumartesi

Fenerbahçe 1 Molde 3


Sezona yenilgiyle başladık. Oyuncular da, hoca da formsuz. Düzelmesini umuyoruz. Düzeleceğine de inanıyoruz. Şu maçtan sonra yazacak çok şey yok.

17 Eylül 2015 Perşembe

Başlıyoruz


Uefa Avrupa Ligi'nde heyecan bu akşam oynanacak Molde maçıyla başlıyor. Kurulan iyi kadro, yıldızlar, hırslı hoca, inanmış camia, dolu tribünler. Avrupa Ligi'nde bu sene hedef Nisan ayında hatta Mayıs ayında maç yapabilmek. 17:30 Kalamış Parkı, 20:00 Şükrü Saracoğlu Stadyumu. Vurduğumuz gol olsun.

14 Eylül 2015 Pazartesi

Dörtlü


Çok acayip fotoğraf. Dünya futbolunun en iyi oyuncuları ve Arda Turan. Yine sempatik hareketleri ile ekibi güldüren bir Arda Turan gerçeği.

Kasımpaşa 0 Fenerbahçe 1


Bazı maçlar vardır hakkında bir şeyler yazmak bile zor olur. Dün akşam oynadığımız maç da onlardan birisi. Mücadele başından sonuna kadar - ya da sonuna kadar demeyeyim, Volkan Şen girene kadar - oldukça etkisiz 2 takım ve oyun vardı. Ne Kasımpaşa ne de Fenerbahçe istediklerini sahaya yansıtamadı. Seyir açısından sıkıcı maçtı. Volkan Şen girdikten sonra oyuna çok kısa bir sürede hareket getirdi.

Takımda şu oyuncu iyi ya da kötü diyecek de bir maç değil. Nani'nin asisti, güzel bir korner organizasyonu, Josef'in doğru yerde olması ve gelen gol.

Isınmaya t-shirtlerle, sahaya pankartla çıkmak güzel detaydı.

Milli takımlardan dönen oyuncuların yorgunluğu, defans hattında eksiklikler, oyuncuların formsuzluklarına rağmen alından 3 puan güzeldir.

Perşembe Molde, Pazar Bursaspor maçlarında bu futbol 2 maça da yenilgi yazar.

9 Eylül 2015 Çarşamba

Fırsatçılık?


Fenerbahçe sezon başından bu yana Kadıköy'de 4 resmi maça çıktı. İlk maçımız olan Shakhtar maçında en ucuz bilet 85 TL'ye satıldı, ikinci maçımız ise ligin ilk maçıydı, rakip Eskişehirspordu ve en ucuz bilet 80 TL'ye satıldı.  Ardından Atromitos maçında da yine 80 TL'ye bilet satışı yapıldı. Son oynadığımız Antalyaspor maçında da biletler 80 TL'ye satıldı

Ancak şimdi işler değişti, Şuradan da gördüğünüz üzere Fenerbahçe Bursaspor maçıyla beraber bundan sonra oynayacağımız maçların bilet fiyatını 100 TL'ye çıkarmış. Bunu hangi mantığa çıkararak yaptı gerçekten bilmiyorum. Bir önceki maç 80 TL'den satılan biletler 1 maç sonra nasıl oluyor da 20 TL daha fazla fiyata satılıyor?

- İnsanların 1 haftalık sürede gelirleri mi arttı?
- Stat her türlü doluyor, bari 100 yapalım da daha çok mu para kazanalım denildi?
- Zaten ülke olarak sıkıntılı günler yaşıyoruz, arada fiyatları arttırsak kimse bakmaz, karambolde gider diye mi düşünüldü?
- Kulüp batmak üzere ve bu 20 TL'lere daha çok ihtiyacımız var diye mi düşünülüyor?
- Yandex diyoruz kullanıyorlar, forma diyoruz alıyorlar, yürüyün diyoruz yürüyorlar, susun diyoruz susuyorlar denildiği gibi bu sefer de ''100'e satacağız ulan, alacaksınız'' diye mi düşünüldü?

Bu ve benzer bir çok soru sorabiliriz ama işin özeti Fenerbahçe taraftarı Akhisar maçında 100 TL verip maça girmemeli. Fiyatlar daha uygun olmalı. Yıllardır halkın takımı olmadığımızı açıkca söyleyen biri olarak bir kez daha bunun ne kadar da haklı olduğunu gördüm.

Fenerbahçe yönetimi Türkiye şartlarına uygun bilet fiyatları belirlemeli ve her kesimden Fenerbahçe taraftarını stada çekmelidir.

Tabii statta, sosyal medyada, bloglarda yıllardır bu fiyatların eleştirildiğini ancak hiçbir değişiklik olmadığını da söyleyelim.

Her geçen gün halktan uzaklaşan bir Fenerbahçe ile herkese iyi seyirler.

8 Eylül 2015 Salı

Fikstür


Futbol Federasyonu'nun yaptığı en güzel işlerden. Herkes işini gücünü maç saatlerine göre önceden ayarlıyor. Keşke tüm sezonun maç programı belli olsaydı desek de buna da şükür. Fenerbahçe'nin ilk yarı boyunca oynayacağı tüm maçların gün ve saatleri belli oldu. Maç saatlerinden ziyade park saatlerine bakıyorum. Özellikle herkesin izinde olduğu Pazar günü 5 maçımız var, erkenden parkta toplanırız. Onun dışında Perşembe günleri Avrupa Ligi maçlarımız var. İlk yarı boyunca 3 tane maçımız da 17:00'de başlayacak. Bu da güzel bir saat.  

4.Hafta - 13 Eylül 2015 Pazar 21:00 Kasımpaşa-Fenerbahçe  
Avrupa Ligi 17 Eylül 2015 Perşembe 20:00 Fenerbahçe-Molde 
5.Hafta - 20 Eylül 2015 Pazar 20:00  Fenerbahçe-Bursaspor 
6.Hafta - 27 Eylül 2015 Pazar 19:00 Beşiktaş-Fenerbahçe 
Avrupa Ligi 1 Ekim 2015 Perşembe 22:05 Celtic-Fenerbahçe 
7.Hafta - 4 Ekim 2015 Pazar 20:00 Fenerbahçe-Akhisar Belediyespor 
8.Hafta - 18 Ekim 2015 Pazar 17:00 Kayserispor-Fenerbahçe 
Avrupa Ligi 22 Ekim 2015 Perşembe 22:05 Fenerbahçe-Ajax 
9.Hafta - 25 Ekim 2015 Pazar 19:00 Fenerbahçe-Galatasaray 
10.Hafta - 29 Ekim 2015 Perşembe 19:00 Osmanlıspor-Fenerbahçe 
Avrupa Ligi 5 Kasım 2015 Perşembe 20:00 Ajax-Fenerbahçe 
11.Hafta - 8 Kasım 2015 Pazar 17:00 Fenerbahçe-Konyaspor 
12.Hafta - 21 Kasım 2015 Cumartesi 17:00 Mersin İdman Yurdu-Fenerbahçe 
Avrupa Ligi 26 Kasım 2015 Perşembe 22:05 Molde-Fenerbahçe 
13.Hafta 30 Kasım 2015 Pazartesi 20:00 Fenerbahçe-Trabzonspor 
14.Hafta 6 Aralık 2015 Pazar 19:00 Gaziantepspor-Fenerbahçe  
Avrupa Ligi 10 Aralık 2015 Perşembe 20:00 Fenerbahçe-Celtic 
15.Hafta 13 Aralık 2015 Pazar 19:00 Fenerbahçe-Başakşehir 
15-16-17 Aralık Türkiye Kupası 
16.Hafta 20 Aralık 2015 Pazar 19:00 Gençlerbirliği-Fenerbahçe 
22-23-24 Aralık Türkiye Kupası 
17.Hafta 28 Aralık 2015 Pazartesi 20:00 Fenerbahçe-Sivasspor


4 Eylül 2015 Cuma

Güneşin Oğlu


Haluk Bilginer, Özgü Namal, Ahmet Kural, Hümeyra, Bülent Emin Yarar ve Serkan Keskin gibi oyuncularun yer aldığı filmin daha güzel olmasını beklerdim.

Film oldukça güzel başladı, müzik falan derken dedim ''Güzel bir film, belli.'' ama sonunda aynı beğeniye ulaşamadım. Zaten filmden pek bir şey anlamadım. Belki de bir daha seyretmek lazım. Ya da yok ya bu film bir daha seyredilmez. Zaten ben fantastik filmleri sevmiyorum.

Haluk Bilginer'in ''Böyle bir kara sevda'' şarkısını söylemesi ve Özgü Namal'ın sempatikliği-güzelliği dışında filmden notum yok.

İzmitli yönetmen Onur Ünlü'ye de selam olsun.

Ama siz siz olun şarkıyı Haluk Bilginer'den şarkıyı defalarca dinleyin. Tıks.

3 Eylül 2015 Perşembe

2015/2016 Transferleri # 11 - Lazar Markovic


Harika geçen 2015/2016 sezonunun son transferi. Partizan ve Benfica günlerinden sonra 25 milyon euro gibi rakamla Liverpool'a transfer olan ancak beklentileri karşılayamayan Markovic için ilk söylenen özellik hızlı olması.  Hızı ve top sürme kabiliyeti ile beraber Fenerbahçe'de fark yaratmasını bekliyoruz. Bunun dışında hırslı olduğundan da bahseden bir çok kişi mevcut. Potansiyeli olan ancak sallantıda olan bir oyuncu. Kendini ispat etmek isterse oldukça fayda sağlar. Bekleyip göreceğiz. Hayırlı olsun.

2 Eylül 2015 Çarşamba

Eve Dönüş


Hiçbir suçu olmamasına rağmen bir insanın başına neler gelebileceği daha iyi anlatılamazdı. Askeri darbe sonrası hiç yoktan, bir kişinin şikayeti üzerine bir insanın hapse girmesi, işkenceye maruz kalması, 22 gün sonra ''Pardon'' denilerek serbest bırakılması. Polislerin insanlara nasıl yoktan işkenceler yaptığını, 1980'li yılları, darbeyi kısa ama net şekilde anlatmış bir film. 

Çok güzel film değil belki ama kötü de değil. 1 saat 40 dakika boyunca sıkılmadan izlersiniz. Bu arada Mehmet Ali Alabora başrol oynamanın hakkını vermiş. Filmin sonunda çıkan istatistiksel bilgiler ise oldukça düşündürücüydü.

Fenerbahçe 2 Antalyaspor 1


Moussa Sow'a veda, Nani'nin golleri, tribünde zirveye oynayacak sevinç. Günün öne çıkan 3 maddesi.

Fenerbahçe Antalyaspor maçına giderken keyifli maç olacak, Antalyaspor iyi takım, Eto'o gibi konuşmalar yapıyor ancak yine de Fenerbahçe'nin her geçen gün daha iyiye gideceğini düşünerek maçı bir şekilde kazanacağımızı söylüyorduk.

Maç öncelerinin keyifli yerlerinden Kalamış'da beklediğimiz maçın bu kadar güzel bir son ile biteceğini tahmin bile edemezdik.

Mücadelenin 90 dakikası olmasa da zaman zaman oldukça etkili bir Fenerbahçe vardı. Maçı ise tüm isimlerle beraber 90 dakika isteyen futbolcular topluluğu. Kimseden en ufak bir şüphem yok. Herkes forma için mücadele ediyor. Sahada yalancı hareket eden isim yok.

Van Persie'nin asisti ve Nani'nin golüyle devreyi 1-0 öne tamamladıktan sonra 2.yarı daha kolay olur desek de sakatlanan Ba'nın yerine giren Kadlec'in yaptığı hata ile şok bir gol yedik ve maç dengeye geldi. Uzatma dakikalarında ise kazanılan duran topu nefis bir şekilde kullanan Nani Fenerbahçe'yi milli maç arasına lider soktu.

Nani = Maçın adamı. Her geçen gün daha da ısınıyor. Golleri, asistleri tabiiki de konuşulur ama benim asıl beğendiğim olay bu kadar istekli olması. Toplu ya da topsuz oyun farketmiyor. Nani 90 dakika kazanmak için yılların Fenerbahçelisi gibi mücadele ediyor. O yüzden şimdiden bir çok Fenerbahçe taraftarı için sevilen isim oldu.

Kjaer çok iyi, Van Persie ilk 45 dakika iyiydi, 2.yarı yalnız kaldı çok top kaybetti. Yorgunluk da var tabii. Diego yine en çok eleştirilen ama sahada en çok bir şeyler yapmak isteyen futbolcumuzdu. Yaptı-yapmadı sabaha kadar konuşuruz ama gerçek olan bir şey var, Diego formayı vermemeye devam eder. Şener yine çok iyiydi, Gökhan formayı alamaz demeye devam ediyorum. Diğer oyuncularımız ise idare eder bir oyun oynadılar.

Nani ve vücudu. Kasları.

Tribünler bir olsun demiştik bu maç bir adım atıldı. Migros'un tezahuratına karşılık veren bir Okul açık. Anadolu GFB'den GFB'ye. Yaklaşık 1 dakika boyunca Migros - Okul Açık tezahuratına katıldık. Daha sonra yine herkes kendi tezahuratlarına devam etti.

Fenerbahçe'nin bir çok güzel tezahuratı olduğunu düşünüyorum ancak kullanamıyoruz. Eskiden ''Hep inandık, ne cimbom ne kartal, neyleyim cebimdeki milyon doları, çok sevdik çok, '' gibi bir çok beste söyleyen tribünler şimdi sabit beste sırasıyla devam ediyor. Bir de tribünün en ateşli yerinde, herkesin ayakta olduğu anda nasıl oluyor da arabesk besteye geçiliyor anlamıyorum.

Okul Açık'da olmaktan da, maçı izlediğimiz bölümden de çok memnunuz be.

Gol sevinci hayatımda statta en çok sevindiğim goller listesinde ilk 5'e girer, Kadıköy'de tribünde bu kadar karıştığımız maç çok yaşamadım. Harikaydı.

Normalde tribünde öyle frikiklerde falan ''Gol olacak kesin, rahat olun'' falan tazrı konuşmam ama bu golde net öyleydim. Yanımda bulunan arkadaşlara bunu defalarca söyledim. Hissetmek.

Maç öncelerini Kalamış'da geçirmek şu an Yoğurtçu Parkı'nda geçirmekten daha başarılı oldu. 4 maç öncesi Kalamış'a gittik. 3 galibiyet, 1 beraberlik. Parkta koku bitti-bitiyor ama ilk maç nerede olacağımıza ortak karar veririz.

15:30 İzmit'ten başlayan yolculuk gece 02:00'de Kayseri otobüsünün beni İzmit'te indirmesiyle son buldu. 

Kadıköy'de yine 5 gün içinde iki maça gideceğiz. Önce Avrupa Ligi'nde Molde ardından Bursaspor. Sezon yavaş yavaş daha da ısınıyor.

Daha gidilecek çok maç var.



Potansiyel


Davet edilenler-edilmeyenler konuşulmaya devam etsin ben uzun yıllardır bu kadar potansiyelli milli takım görmedim. Ya da özellikle potansiyel var diye yıllardır izlediğimiz isimlerden dolayı büyük beklenti içine girdik. Caner, Şener, Mehmet Topal, Arda, Selçuk, Hakan, Burak gibi kimsenin ilk 11 oynamasına itiraz etmeyeceği 7 isim. Bunların yanında Ozan, Alper, Volkan, Gökhan, Yasin, Mehmet, Oğuzhan gibi çok şey beklenen isimler. Yarın akşam Türkiye'nin Letonya ile oynayacağı maçı büyük bir merakla bekliyorum. Umarım kazanırız ve Avrupa Şampiyonası yolunda önemli bir adım atarız. Yoksa bir çok kez yazdığım gibi şu müthiş jenerasyona yazık olacak.