Kadıköy’e çok eskiden beri giden biri değilim, bana göre çok geç
tanıştım. Tabii bu tanışıklığın bu kadar geç olmasının nedeni Kocaeli’de
yaşıyor olmam. Öyle küçük yaşta evden kaçarak falan stada gitme durumum olmadı. İlk
maçımı hatırlıyorum. Spontane gelişen bir plandı. Evde Fenerbahçe maçını
bekliyor, maç saati gelse de kahve’ye gidip maçı izlesem diyordum. Tabii maçı
izleyememe durumu da olabilir. Yaşım tutmadığından kahveci bazen polis
korkusuna kahveye almıyordu. Öyle durumlarda ya kenarda camdan izliyor ya da
üzgün şekilde eve geliyordum. Ben bu düşüncelerdeyken o arada eve babam geldi.
Nasıl o soruyu sorma durumum oldu bilmiyorum ama birden ‘’Kadıköy’e maça mı
gitsek? ‘’ dedim. O güne kadar hiç gitmedik, babam da gitmedi. Tamam dedi. O an yaşadığım heyecanı,
mutluluğu anlatacak kelime yok. Hayatım boyunca sadece İzmit İsmetpaşa Stadyumu’nda
birkaç izlediğim Fenerbahçe’ye sonunda kavuşacaktım. Derhal hazırlandık ve Kocaeli’den
arabayla çıktık yola. İstikamet Kadıköy.
2004’ün Kasım ayıydı. 27 Kasım 2004. Günlerden Cumartesi. Hava
inanılmaz soğuk. Rakip ligin 14.haftasında Diyarbakırspor. Stadın oraya vardığımızda
heyecanım daha da tavan yaptı. Arabayı bırakarak evlendirme dairesinin oradan
geçip direkt tribüne geçecektik. Tabii o zaman nereden bilet alınır bilmiyoruz.
Tren istasyonunun orada ilk ‘’maça bilet’’ diyen karaborsacı’dan bileti
almıştık. Artık Şükrü Saracoğlu Stadyumu’na girip maç izleyebilmem için hiçbir
engel yoktu.
Migros tribünü merdivenlerinden koşar adım çıkıp tribüne
girdik. O ara Beşiktaş maçında yaşanan olaylardan dolayı sıkı güvenlik
önlemleri vardı. Ayakkabılarımıza kadar aramışlardı. Ve stattayız.
Stada girer girmez büyük şaşkınlık yaşıyorum, aptal aptal
tribünlere, zemine, etrafa bakıyorum. Biraz sonra Fenerbahçe sahaya çıkacak ve
o an hayran olduğum takımı, futbolcuları özellikle bize gelişi ile bile beni
heyecanlandıran Alex’i canlı gözlerle izleyeceğim. Yaşadığım heyecan yerini aşırı mutluluğa bırakıyordu. O zamanlar
taraftarlar ile yönetim arası da iyi. Skorbord’da yeni yapılan tezahuratın
sözleri yazıyor, taraftar oradan sözleri ezberliyor. Ve artık maç zamanı.
Omuz omuza ile maça başlıyorduk. Fenerbahçe’yi ilk kez canlı
izliyordum. Ve ilk gittiğim maç gol erken
dakika geliyordu. 7.dk ortasahadan aldığı topla ilerleyen, iki kişiyi geçen
Aurelio golü atıyor ve Fenerbahçe’yi 1-0 öne geçiriyordu. Ve dakikalar 42.yi gösterirken tam bizim
önümüzde ceza sahasının 3 metre dışında kazanılan frikikte topu başına Alex
geçiyordu. Ben tam kalenin arkasındayım. Alex topu başına geçiyor ve topu
kaleci Murat Yiğiter’in de büyük hatasıyla ağlarla buluşturuyordu. İlk gittiğim
maçta Alex beni golle selamlıyordu. Mücadelenin ilk yarısı 2-0 sona erdikten
sonra 2.yarı 88.dk sağ kanattan ilerleyen Serkan Balcı’nın penaltı noktasına
kestiği topta güzel bir kontrol ve vuruşla topu ağlara gönderen yine Alex
oluyordu. Bu golle beraber maç 3-0 bitiyor, Alex gittiğim ilk maçta 2 gol
atıyordu.
Hayatımın ilk Kadıköy maçında 2 golle ve müthiş futbolla tanıştığım Alex’in
sonrasında çıktığı 300’den fazla maçı gerek stadyumda gerekse de tv başında
seyrettim.
Ve son Kadıköy maçı, bu kez kombineli olarak stattayım. Tabii Alex’in son maçı
olduğunu bilmiyoruz. Bilsem herhalde her şeyi göze alarak sahaya girerdim.
Fenerbahçe Avrupa Ligi maçında Marsilya ile karşılaşıyor. Biz tribünlerde
tezahuratlarımızla takıma destek oluyoruz. Alex’i son kez tribüne çağırıyoruz.
Mücadele Fenerbahçe’nin iyi futboluyla başlıyor ve devam ediyor. 28.dk Caner
Erkin topu ağlara yolluyor ve Fenerbahçe 1-0 öne geçiyor. Tribünde kendimizden
geçiyoruz. Ve beni gollerinde en mutlu eden Fenerbahçeli, Alex sahneye
çıkıyordu. Mücadele’nin 57.dakikası yine benim önümdeki kalede topu ağlara
gönderiyor skoru 2-0’a taşıyordu. Alex’in
son golüne şahitlik ediyorduk. DJ’in De Souza anonsuna son kez Alex diye
bağırıyorduk. Alex’i çılgınlar gibi
alkışlıyorduk. Bu golden 10 dakika sonra bir daha o çimlere çıkma şansı
olmayacak Alex oyundan çıkıyordu. Tribünlerde olan binlerce insan Alex’i son
kez alkışlıyor, son kez adını haykırıyordu.
Bu maçtan sonra yaşananlar malum. Bundan tekrar bahsetmeye gerek yok.
Alex de
Souza bugün itibari ile futbola veda ediyor.
Fenerbahçe tarihinin gelmiş geçmiş en büyük 5 futbolcusundan birisi olduğunu
kimsenin inkar edemeyeceği Alex’in bugün itibari ile futbolu bırakacak olması
canımızı acıtmıyor desek yalan atmış oluruz. Alex’in futbolu bırakması net olarak canımızı acıtıyor.
2004’ün Kasım ayında Diyarbakırspor maçıyla canlı izlemeye başladığım Alex’i,
2012’nin Eylül ayında önce statta ve daha sonra 12 Ekim’de
hava alanından gözlerim yaşlı şekilde uğurladım. İlk izlediğim maçında attığı
2 gol ve son izlediğim maçında attığı tek gol ile beraber hayatımdan büyük bir
futbolcu böyle gitti.
2004’ün Ağustos ayında Samsunspor maçıyla başlayan Fenerbahçe kariyeri. Neredeyse hepsini izlediğim 378 maç, hepsini
hatırladığım 185 gol, 162 asist. Alınan kupalar, alınan zaferler.
Alex, büyük kaptan, efsane, 21:00’da futbola veda ediyor. 2004 ile 2012 yılları arasında hayatımıza
damga vuran, hayatımızı domine eden Alex. Bizlere yaşattığın yüzlerce güzel an
için sana ne kadar teşekkür etsek az. Umarım yollarımız çok kısa bir zaman
içinde tekrardan kesişecek ve sen tekrardan çubuklu forma için hizmet etmeye
devam edeceksin.
Seni unutanın kalbi kurusun.
Obrigado Capitao.