5 Nisan 2013 Cuma

Seken Top































Kaleciden seken topta nerede olması gerektiğini bilen oyuncu. Kariyerinde her zaman yaptığını yine yapıyor. Lazio maçında attığı gol, onun bu yaşında neden burada olduğunu ve onun kariyerinde neden başarılı olduğunu kanıtlayan cinsten. İsteyeceksin, mücadele edeceksin, olması gereken yerde olacaksın. Kuyt maçtan sonra hep bizi alkışlıyor ama bizim de artık onu daha güçlü şekilde alkışlamamız lazım. Takımda bunu en çok hakeden oyunculardan.

3 Nisan 2013 Çarşamba

Fenerbahçe-Lazio Maçı Analizleri # 2


Fenerbahçe-Lazio maçı analizlerinin 2. ve son kısmı ile tekrardan buradayız. Fenerbahçe-Lazio maçı yorumu aldığım 13 arkadaşıma çok teşekkürler, umarım Fenerbahçe iyi sonuçlar alır da yarı final için de böyle bir konu hazırlarım. İşte Lazio maçı hakkında kalan yorumlar ; 

26 Ekim'de, ortalık toz dumanken; şöyle demiştim:
"Fenerbahce futbol takımının F4/Yarı final şansını, basketbol takımından fazla görüyorum. Biraz şans, bir seri; bu takım çok iyi olacak."
Şimdi o yarı finalin arefesindeyiz.
Öngörülerimden biri de; takımın, ilk maçı deplasmanda oynayacağı her takımı eleyebileceğiydi. Sebebi basit; mevcut oyun formasyonumuz ve anlayışımız, Avrupa ve bilhassa deplasmanlar için biçilmiş kaftan. Özellikle ilk maçta gerekli ve yeterli skoru alabileceğimizi düşünmüştüm yukarıdakileri yazarken. Lazio taş gibi bir İtalyan takımı. İtalyanların turnuva reflekslerinin tamamına haiz. Dolayısıyla Türk futboluna ters. Ama bize değil. Sahadaki 11 oyuncu, Aykut Hoca'nın vereceği taktiği maç boyunca sabırla uygular ve şu malum/meşhur anormallikler bu turda yakamızı bırakırsa, gol yemeden geçeceğimiz bir tur olarak görüyorum. Noavas Blog'da Sevgili Fırat Aktav'ın kaleme aldıığı derin Lazio analizini okuyup, yeterince tahlil ettikten sonra iki yumurtayı zihnimde tokuşturduğumda, yarı final için heyecanlandığımızı gizleyemeyeceğim.
İnşallah, maşallah, amin."

Noavas - noavas.blogspot.com 

Fenerbahçe ve İtalyan takımları diyince benim hatırlayabildiğim en eski Fenerbahçe anısı sanırım 1990'daki Atalanta eşleşmesi. Caniggia'nın Atalanta'da olduğu dönem. Strömberg, Evair gibi isimlere de sahipti İtalyanlar. Milliyet'in başlığı "Atalanta... Yabana atma". Eleyen Atalanta olmuştu. Yine, Parma eşleşmesini de unutmaz Fenerbahçeliler. Eylül '98'de oynanan iki maçın ilkini İstanbul'da kazanmasına rağmen deplasmanda yenilerek elenmişti Fenerbahçe.  '96'da Juventus'la aynı gruba düştüler Şampiyonlar Ligi'nde, iki maçı da kaybettiler. 2005'te bu sefer Milan'dı aynı gruptaki İtalyan, yine iki maçta tek gol bulabildiler. Zico'lu efsane sezonda Inter'i İstanbul'da Deivid'in inanılmaz golü ve baskılı oyunla mağlup edip şeytanın bacağını kırdı. Rövanş o kadar parlak değildi.
Bu sezon Plzen'in Napoli'yi elemesiyle İtalyan'dan kaçış bir tur sürebildi. Şimdi rakip Lazio. Belli başlı medya kaynaklarının şimdiden son 24 yılın en kötü Lazio'su ilan ettiği takım bir dönemin parlak halinden uzak olabilir. Ancak Juventus ve Napoli'nin nispeten kopmuş gözüktüğü Serie A'da 7. sırada, puanı Inter'le aynı. Avrupa koltuğu kovalıyor ve Fenerbahçe maçları zorlu bir fikstür dönemecinin ortasında kalıyor. Benzer dönemeçteki Napoli'nin Plzen karşısındaki hafife alışı onlara pahalıya patladı. Lazio ise Napoli'den daha küçük ama kendisi için daha kritik bir hedefi kovalıyor. Konsantrasyon bölünmesi yaşayabilirler. Maçlarını hiç izlemedim ama güvendiğim kalemlerin analizlerine bakılırsa Avrupa alışkanlıkları bu sezonki gibi olan bir Fenerbahçe'nin turu geçme şansı yukarıda yazdığım Fenerbahçe'lere göre epeyi fazla. İç sahada oynanacak ilk maçta gol yemeden Roma'ya kapağı atabilirse tura yakın diyebiliriz Fenerbahçe için. 

Barış Gerçeker – Ntvspor.net Yazarı

Fenerbahçe'nin şansız bir kura çektiğini düşünüyorum. Lazio elenmesi mümkün ama oldukça güç bir rakip. Özellikle savunma ve orta saha bloğunun bir bütün oluşturması, savunması güçlü ve gol yemesi zor bir rakip olarak Lazio geçilmesi oldukça zor bir takım. her iki maçta da ilk golü bulan takım doksan dakika sonu için önemli bir avantaj yakalayacaktır. Hernanes Lazio adına maçın kilit ismi olurken Fenerbahçe yakasında çok fazla olmayacağına inandığım gol pozisyonlarını değerlendirme oranı açısından Sow'un performansı da belirleyici olacaktır. 

Orhan Uluca – devrimderki.blogspot.com /

Lazio oyun karakteri olarak Fenerbahçe'ye benzer yapıda bir takım.. Özellikle ikinci bölgede çok iyi alan daraltıp iyi savunma yaparak hızlı çıkabiliyorlar.. Ön tarafta çok baskılı bir oyun yapıları yok ve bu aslında Fenerbahçe için avantaj konumunda.. Deplasmandaki Plzen maçına baktığımızda oyun anlamında sıkıntılı Topal ve Selçuk göbeğine rağmen Plzen ön tarafta baskıyı yapmadı ve beklemeyi tercih etti.. Oyunun nasıl olduğu akıllarda.. Buna benzer oyunlar beklenebilir.. Fenerbahçe kadro kalitesi ve derinliği anlamında rakipten üstün bana göre.. Turu çok uzak görmüyorum ancak gerektiği gibi oynamak kaydı ile.. İlk maç iç sahada ve ne olursa olsun kazanmak mantığı ile değil daha kontrollü oynamak gerektiği kanısındayım.. Deplasman maçına handikaplı gidilmemeli, 0-0 bile orada Fenerbahçe'nin avantajına olacaktır zira açıldıkları zaman soru yaşıyorlar.. Lazio her ne kadar sezonun bu kısmında ligde form olarak bozuk olsa da Candreva, Hernanes ve Ederson gibi kaliteli ayaklara, Floccari, Klose ve benim çok beğendiğim Kozak gibi forvetleri var.. Çok tehlikeli bir takım.. Alan oyununu çok iyi oynuyorlar ve asla ama asla konsantrasyon eksikliğine, düzen dışı oynamaya müsade edilecek maç değil.. Fenerbahçe aslında kupada hedefi buldu ve illa ki turu geçmesi şart değil.. Bu avantajı olabilir.. Aykut Kocaman'ın daha önce kendisine ters gelen Petkovic'i bu sefer alt edeceğini ve turu geçeceğini düşünüyorum.. Fenerbahçe'ye başarılar dilerim. 

Erdal Vahid - http://riqfutbol.com/ 

Lazio inişler ve çıkışlarla dolu bir sezon yaşıyor. Lige harika girip sonra düşüşe geçip yeniden çıkış yakaladılar. Uzun süre Şampiyonlar Ligi potasında dolaştılar ama son iki aydır sezon ortasındakinden daha sert bir düşüş içindeler. Sadece Pescara'yı içeride yenebildiler. Serie A'da ilk 10 sırada yer alan takımlar arasında en az gol atan Lazio. 37 golden 25'i içerde sadece 12'si deplasmanda. Bu istatistik savunmaya kapandıklarından çok yaratıcı olamadıklarının göstergesi. Lazio, çeyrek finalden önce Mönchengladbach ve Leverkusen'i iki maçta da yenerek eledi. Serie A'daki 14 deplasmanda 12 gol atabilen Lazio, Almanya'da çıktığı iki karşılaşmada 5 gol attılar. Saracoğlu'nda kesinlikle gol yemeden Roma'ya gitmek gerek. Bu turun şifresi atmak değil, yememek.

Atilla Nesipoğlu – eurosport.com.tr Editör ve Yazarı

Lazio’nun başında, tanıdığımız ama hiç anlamadığımız bir teknik adam var; Vladimir Petkoviç. Young Boys’tayken oynattığı futbola hayran olup, müthiş taktisyen ilan etmişliğimiz de var, Samsunspor’dayken ‘bu ne ya?’ demişliğimiz de. Bu, ülkemiz futbolcusunun söz dinleyip dinlememesi ve taktik farkındalığıyla da ilgili aslında. Petkoviç sezon boyunca Lazio’da gayet başarılı bir performans ortaya koydu. Sezon başındaki hızları biraz kesilse de, hâlâ korkulacak bir takımlar. Tek bir taktikle oynamıyorlar ve ‘dönerli’ oyunu tatbik etmekte başarılılar. Genelde 4-1-4-1 veya 4-3-3 arasında değişen bir taktikleri var. Merkezi forvet Klose’yi biliyoruz. Kozak, Zarate ve Floccari’den ikisinin forma giyme şansı da yüksek. Hepsi hücum gücünde dikkat edilmesi gereken isimler. Orta sahada Hernanes zaten uzun yıllardır adını duyduğumuz bir yetenek. Lazio, alan daraltmada başarılı bir takım ama defansta ve kalede sıkıntılar yok değil.

Gününde bir Fenerbahçe’yle gününde bir Lazio’nun kapışmasında dengeler hemen hemen eşit aslında. Kuyt-Sow-Webo üçlüsü de hiç yabana atılacak bir hücum gücü değil. Orta sahada biraz dirençli olmak ya da o bölgeyi hızlı geçmek gerekiyor Fenerbahçe adına. Defansımızın göbeğinde kademeli ve biraz da önde basmak gerekiyor. Zira Klose yakın mesafelerden affeden bir adam değil. Yobo’nun Egemen veya Bekir’in arkasını iyi toplaması gerekecek. Salih eğer toparlanırsa agresif baskısıyla önemli pres gücü yaratabilir ve Baroni’nin gölge presinden daha yararlı olur. Gökhan’ın cezası sıkıntı yaratabilir ama Orhan Şam’dansa Mehmet Topuz tercihi daha yararlı olacaktır. Şanslar neredeyse yüzde 50’ye 50 diyebiliriz. Fakat diğer kuvvetli rakipler arasından Lazio’yu çektik diye kendimizi ‘yaymamamız’ ve konsantrasyonu üst düzeyde tutmamız gerekiyor.


Bundan tam 10 yıl önce o zamanki ismiyle UEFA Kupası’nda Beşiktaş çeyrek finalde Lazio ile karşılaşmıştı. Deplasmandaki yenilginin ardından iç sahada da yenilgi gelmiş ve Beşiktaş kupaya veda etmişti. Şimdi Fenerbahçe 10 yıl öncenin rövanşını almak için sahaya çıkacak. Ayrıca turu geçmesi halinde yarı finale yükselecek ve tarihinde ilk kez bir Avrupa Kupası’nın bu kadar yakınında olacak. Doğrusu, Lazio serisi ilerleyen yıllarda Fenerbahçe tarihinin önemli dönemeçlerinden birini temsil edebilir. Sarı Lacivertliler turu geçmesi halinde finale pekâlâ yürüyebilir ve Lazio asla Fenerbahçe’nin eleyemeyeceği bir takım değil.

Fenerbahçe düşük tempo oyununu Avrupa’da belki en iyi uygulayan ekip. İç sahada taraftar baskısı sebebiyle bu oyunu fazla sergileyemiyorlar ama Lazio maçı için taraftara kulak bir nebze tıkanmalı ve denge oyunundan vazgeçmemeli. İlk maçta alınacak her türlü galibiyet(hatta 0-0 beraberlik), rövanş öncesi Fenerbahçe’nin hanesine büyük bir artı koyacak. İtalya’daki maçın seyircisiz olmasıysa başlı başına büyük avantaj.

Lazio’yu geçen sezon Samsunspor’u çalıştıran Petkovic yönetiyor. Kötü Samsunspor macerasından sonra ilginç bir kariyer atlaması gerçekleştirdi. Fenerbahçe’yi tanıyor olması dezavantaj. Ayrıca kariyeri için büyük bir zıplama tahtası olacağından Petkovic’in UEFA Avrupa Ligi’ni çok önemseyeceğini düşünüyorum.

Bu tur için en büyük çekincem Fenerbahçe’nin lige daha çok asılıyormuş gibi bir görüntü sergilemesi. Avrupa’da kupanın bu kadar eşiğine gelmişken ligi ön planda tutmak doğru mu, değil mi bana göre tartışılır. Fakat şunu kolaylıkla söyleyebilirim ki Lazio karşısında Fenerbahçe en az rakibi kadar şanslı.  

Göksel Sert - http://www.uzunpaslar.com

2 Nisan 2013 Salı

Sol Kanatta Di Maria'yla


Fenerbahçeli taraftarlar Galatasaray'ın şampiyonlar ligi çeyrek finaldeki rakibi Real Madrid'e tezahurat yapmış, sözleri ve melodisi çok güzel. Pazar günü Akhisar Belediyespor maçı öncesi stat çevresinde bir çok Real Madrid atkılı fenerbahçe taraftarı gördüm. Tabii işportacılar bu fırsatı paraya dönüştürmüş. Şunu yazalım ve konuyu kapatalım ; Hiçbir Fenerbahçeli Galatasaray'ı desteklemek zorunda değil, desteklemeyene saygı, tabii destekleyene de...

Mesut Özil, Ronaldo'suyla, 
ileride Karim Benzema, 
sol kanatta Di Maria'yla, 
acımayın cimbomboma.

Maç Günlüğüm # 99


























Fenerbahçe, Bursaspor'u 4-1 yenerken oradaydık. İyi ki oradayız dediğimiz günlerden biri. Unutulmaz bir maça şahit olduk. Sadece burada dursun diye girilmiş üst üste 245.yazı.

Fenerbahçe-Lazio Maçı Analizleri # 1


Çoğumuzun hatırlamadığı 1963/1964 sezonu, bir çok Fenerbahçelinin kariyer başarısı olarak gördüğü 2007/2008 sezonu ve Aykut Kocaman önderliğinde Fenerbahçe'nin 2012/2013 sezonu. Fenerbahçe tarihinde 3.kez avrupa kupalarında çeyrek final oynuyor. Ben de Fenerbahçe'mizin bu tarihi maçı öncesi spor basınından, blog dünyasından arkadaşlara bu maçı sordum, işte Fenerbahçe-Lazio maçı hakkında güzel analizlerin ilk bölümü ; 

Lazio nötr olarak bir maçını izleyeni çok rahat bir sekilde uyutabilecek bir takım aslında. Ön alanda hemen hemen hiç baskı yapmaya, rakip orta alanı geçtikten sonra hareketlenen ve zaman zaman çok kompakt ve etkili bir hal alan bir savunması var. Oyun temposu düşük. Rakibin hatalarını degerlendirmeye yönelik bir tarzı benimsiyorlar Petkovic yönetiminde. Sabırlılar. Kenarları Candreva ve Lulic ile iyi kullanıyorlar. Zaafiyet olarak ise kenar oynayan Candreva'nın bek takip etmeyi pek sevmemesi, bunun yanı sıra defanslarının top kullanmada sorun yasaması gösterilebilir. Rakip forvetlere ilk topları kolay aldırıyorlar, ayrıca sag bek kademeleri Pereirinha ile çok sıkıntılı. Çok efektif hücum ediyorlar, o nedenle saldırmak büyük hata olur. Topa sahip olmak, rakibin zaafını risk almadan kullanmak önemli olacak. Ilk maçı kendi sahasında oynayacak Fenerbahçe ve bu nedenle saldırmaktan ziyade ilk maçta gol yememeyi hedeflemek önemli. Stuttgart saldırdı, sonucu çok az pozisyon vermesine ragmen kalesinde gördügü iki gol oldu.

Oğuzhan Oğuz – Amk Spor İddaa Yazarı , yarısaha.com Yazarı

Tarihin en kötü Laziosu!” Genellikle tatil havasında geçen, basın için tatlı rejenerasyon idmanlarına dönen milli maç arasının unutulmazlarından biriydi bu cümle. Elmalarla armutların karıştırıldığı hesaplara uzun uzun girmeye gerek yok. Hayır lig performansları göze alınırsa, Fenerbahçe’yi aynı bakışla şimdiden şampiyon ilan etmek gerekiyor. Her ne kadar sezonun uzunca bir bölümünde misak-ı milli sınırlarında dış sahada yer yer kaybolan sarı-lacivertliler, Kapıkule’nin öbür tarafında çizdikleri harika performansla dikkat çekiyor. İlk defa Nisan ayına iki takımla giriyoruz. Sonrası olur mu... İşte bu sorunun yanıtı Fenerbahçe’de gizli. Kâğıt üstünde şansların çok eşit olduğu bir eşleşmeyi kendi lehine çevirebilecek Aykut Kocaman’ın bir anda tüm rüzgârı arkasına alması muhtemel gözüküyor. Fakat unutmamak gerekiyor, futbol çim üstünde oynanıyor ve o mücadele gösterilmeden olmuyor.

Ali Murat Hamarat – Eurosport.com.tr  Genel Yayın Yönetmeni

Lazio'nun bize ters gelebilecek bir takım olduğunu düşünsem de, İngiliz ekipleriyle eşleşmektense Lazio tabi ki daha mâkul bir seçenek.Lazio'nun kadrosu kağıt üzerinde çok sansasyonel durmasa da; tamamen görev adamlarından kurulu, kaliteli bir kadro. Petkovic bu kadroyu lige çok iyi hazırladı ve lige çok iyi başlangıç yaptılar. Benim de Petkovic'in bu işi götürebileceğine dair şüphelerim vardı, ancak kendisi beklentilerin çok üstüne çıkan bir performans gösterdi. Ligde uzun süre zirve yarışı içerisinde mücadele verdi. Juventus'a kafa tutacak bir tempoya gelemese de, ikinciliği oldukça zorladı. Son dönemde ligdeki kötü gidişatı Lazio’yu Uefa’ya odaklandırdı. Petkovic’in Fenerbahçe’yi tanıması ve Aykut Kocaman’a hiç kaybetmemesi gibi avantajları var. Oyun yapısı olarak ise benzer bir oyun yapısında olduğumuzu düşünüyorum. Her iki takım da sabırla pas yaparak hücum etmeyi seviyor. Lazio’da en önemli oyuncular; Radu, Hernanes, Ledesma ve Candreva. Radu’nun agresifliği zaman zaman başına iş açabiliyor. Radu’yu sinirlendirebilmek önemli. Bir de Konko’nun sakatlığından dolayı Ocak’ta transfer ettikleri Pereirinha en zayıf halkaları. Çok mucizevi oynamazsave Konko da iyileşmezse, Pereirinha üstünden çok pozisyon bulabiliriz. Tur şansı için düşüncem ise; Lazio yüzde 51, Fenerbahçe yüzde 49. Bunun sebebi de Lazio’nun özellikle her maçın son 10-15 dakikalık bölümünde kurduğu müthiş baskı.Özellikle mağlup duruma düştükten sonra çok sağlam baskı kuruyorlar. Bate ve Plzen maçlarının son bölümünde kabullendiğimiz baskıda yaşadığımız stresi düşünürsek, Lazio’nun baskısında gol yemeden çıkmamız şans gerektirir.

Serkan Özerik - http://stiff1907.blogspot.com/

Hayatı vodoo ile geçen biri olarak FB ile ilgili her olaya uğurlu mu ? uğursuz mu ? diye bakarım. Bir tür paranoyaklık. GS UEFA kupasını aldığından beri her yeni sezon  Avrupa Kupalarını acaba bu sene mi diye umut ederek başlarım izlemeye. Chelsea’yi burada 2-1 yendiğimiz yıldan sonra ilk defa bu kadar yaklaştık bu hayalin gerçek olmasına.  Lazio benim ilk istediğim takım değildi. Ama aklıma GS’nin UEFA’yı alırken Bologna’yı  elediği gelince bir nebze rahatladım. Demek ki doğru sıra ile gidiyor kader ağları dedim. Normalde İtalyan takımları ile eşleşmekten nefret ederim. Pozisyon vermeyen maçı her an durduran, sen konstantrasyonu kaybettiğinde golü atan yapıları vardır. Lazio bu tura gelene kadar geçtiği takımları aynı anlattığım şekilde geçti.  Bu sene FB  gruplar ve ön elemeler dahil dışarıda oynadığı maçlarda aldığı iyi sonuçlarla başarılı oldu.  Son iki eleme tur ilk maçlarını deplasmanda oynadı ve turları %50 orada geçti. Bu turda ilk maçın İstanbul’da olması ve deplasmanda oynama sanatını en iyi bilen İtalyan takımlarından birine karşı olması net sıkıntı. Bana kalsa ilk maç İstanbul da 0-0 bitecek deseler oynamadan kabul ederdim. Seyirci  eğer formda olur ise takıma büyük katkı verir, ligin 2.yarısı ile seyirci de maça katkının üst seviyede olması bu anlamda umut verici.

Netice de Aykut Kocaman’ın bol pas ve top hakimiyeti ne dayalı oynatmak istediği sisteme en çok bu turda ihtiyaç duyacağız. “180 dakikalık bir maç” klişesinin gerçek olduğu iki maça çıkıyoruz. Lehine olan skoru 179. Dakikada dahi bulabilirsin , sabır bu turun anahtarı.

Ancak benim hayatımın totem olduğunu hatırlarsak bence Lazio bize burada iki atar orada ki maç 0-0 biter derim. Sabaha kadar oynasak turu geçemeyiz diye de eklerim. Anlayan anlar Kamil :)

Cüneyt Kaşeler – Lig Radyo yorumcusu

Fenerbahçe, Lazio ile eşleştiğinden beri İtalyan ekibi hakkında yapılan yorumlar genelde rakibin gücünü göz ardı eden türden. Halbuki durum böyle değil. Öncelikle bu aşamaya gelmiş her takım saygı duyulmayı hak ediyordur. Artı, Lazio'nun başında daha önce Fenerbahçe'yi Young Boys'la elemeyi başaran bir teknik adam var. Türkiye Ligi tecrübesi de cabası. Rakibinin bizim hakkımızdaki bilgisinin, bizim onları tanımamızdan daha çok olduğu kesin. Bu sezonki Lazio ve Fenerbahçe'yi iki açıdan benzetiyorum öte yandan. İki takım da EL'yi ciddi boyutta önemsiyor ve yine iki takımın da Avrupa kupasındaki performansı yerel lige oranla daha iyi. Taktik detaya dair de lafı çok dolandırmadan orta sahayı ele alanın turu da geçeceğini söylemek lazım. Fenerbahçe bu konuda Mehmet Topal'ın sakatlığı ve Emre'nin yokluğunda hayli zorlanacaktır. Bu ciddi bir dezavantaj. Daum'un bir dönem dilinden düşürmediği kompakt futbolu iyi uygulayan bir ekip Lazio. Plzen deplasmanındaki kadar rahat top yapması zor bu yüzden Fenerbahçe'nin. Bu turu geçebilmenin yolu Fenerbahçe'nin artık alışagelen sabırlı oyun oynabilme yetisinde. Bu becerilirse tur da gelir. Son olarak biraz ironi gibi de algılanabilir belki ama Lazio ile içeride oynanacak maçta yine seyirci olmasa daha mı iyi olurdu diye sormadan edemiyor insan. Malum Fenerbahçe, Avrupa kupasında tur maçlarında kendi seyircisi önünde zorlanan bir takım. Tribünlerin sabırsızlığı sahaya da sirayet ediyor ve genelde olumsuz bitiyor maçlar. Umarım, bu kez öyle olmaz. 

Hasan Muradoğlu – arielortega.blogspot.com

Ligde yakaladığı çıkışı ve başarılı form grafiğini son haftalarda aldığı üst üste yenilgilerle kaybeden Lazio için birinci odak noktası UEFA Avrupa Ligi olmuş olabilir. UEFA Avrupa Ligi genel olarak liglerinde şampiyonluk iddiasını sürdüren takımların geri plana ittiği bir turnuva olduğundan Lazio gibi liginde Avrupa kupalarına katılım mücadelesi veren ekiplerden bu anlamda biraz daha çekinmek gerekiyor. Kimine göre sıkıcı ve temposuz gibi görünen Lazio esasında futbolun doğru yönlerini fırsatçılığıyla da birleştiren bir ekip. Bu açıdan oyun yapısı olarak ezberimizi bozacak varyasyonlar pek fazla vadetmeseler de tur biletini bir anlık dalgınlık ve gevşekliğimizle alıp gidebilirler. Sakatlık haberi gelen stoperleriDias ve durumu şüpheli Klose’nin en azından ilk maçta oynamamaları da lehimize olacaktır. İşimize yarayabilecek bir diğer detay da Lazio’nun önündeki kritik maç fikstürü. Zira 4 Nisan’da oynanacak ilk maçın ardından 7 Nisan’da derbi maçta Roma ile karşılaştıktan sonra  ayın 11’inde bizimle rövanşa çıkıp 14’ünde de Juventus ile karşılaşacaklar. Lazio ile Roma arasındaki rekabetin boyutu düşünüldüğünde bu maçın öncesi ve sonrası birçok futbolcunun Fenerbahçe maçına olan motivasyonunu da etkileyecektir. Kısacası Laziokağıt üzerinde bize çok denk ve yapı olarak uygun bir rakip. Oyun disiplinini ve futbolun doğrularını uyguladığımız taktirde yarı final biletini kapabilir, bir anlık gevşekliğin sonucunda ise ahlar vahlar eşliğinde bu maceraya bir nokta koyabiliriz.

Cenk Akın








31 Mart 2013 Pazar

Futbol Sevgisi























Ürdün ile Japonya arasında oynanan 2014 Dünya Kupası eleme maçından Ürdün tribünleri. Futbol aşkı böyle bir şey.

27 Mart 2013 Çarşamba

Bolivya Deplasmanı
























Mascherano Bolivya ile 1-1 berabere kaldıkları maç sonrası Twitter hesabından bu fotoğraf paylaştı, fotoğrafın değeri 300 milyon euro.

Sürklase


Portekiz Azerbaycan'ı deplasmanda Alves ve Almeida'nın golleriyle 2-0 yenerken istatistiksel olarak da rakibini ezmiş, top göstermemiş.










26 Mart 2013 Salı

2020 Olimpiyat Adaylığı Röportajı / Burak Eren


Msn üzerinden röportajlara devam ediyorum,  yine sportifcumleler blogundan Burak Eren ile 2020 Olimpiyat adaylığımız hakkında konuştuk, biz keyif aldık, siz de alırsınız umarım.

Öncelikle 2020 Olimpiyat adaylığının zamanı gelmiş miydi? Ne düşünüyorsun ilk olarak?

Türkiye'nin en iyi yaptığı işlerden biri zaten aday olmak. Hemen hemen her şampiyonanın, organizasyonun adayıyız. 2004 Atina için de adaydık, 2008 Pekin için de ama ilk defa bu kadar güçlüyüz. Zamanı geldi Olimpiyatları düzenlemenin, bunu hak ettiğimizi düşünüyorum.

Tokyo, Madrid ve İstanbul. Adaylık konusunda kim şanslı?

Takip ettiğim kadarıyla tüm otoriteler Madrid'e pek şans vermiyor. Tokyo ve İstanbul ön planda. Tokyo ve İstanbul finale çıkacak ve Madrid'e gelen oyları alanlar kazanacak gibi görünüyor. Lobisi güçlü olan kazanır.

Bizim lobimiz olduğuna inanıyor musun?

İnanmak istiyorum.

2004 Atina adaylık öncesinde Roma ile kapıştı, hatta bir çok kesime göre Roma ağır favoriydi, şimdi de aynı şekilde Tokyo ağır favori, tarih tekerrür eder ve bir kez daha az şans verilen ülke ev sahipliğini alır mı?

Londra 2012'i alırken, eleme turlarından hiç birinci çıkmadı ama final turunda kazanan o oldu. Bu iş lobi işi, lobiyi sağlam tutarsan kazanırsın.

Tokyo 1964'de olimpiyatlara ev sahipliği yaptı ve şimdi bir kez daha aday. Ve bunun yanında en favori ülke, bunu tüm herkes söylüyor, ayrıca bahis şirketleri tarafından en favori şehir Tokyo gösteriliyor. 

Olimpiyatları daha önce düzenlemiş olmak aslında bir avantaj değil. İlk defa düzenleyecek olmak daha büyük bir avantaj ama Japonların neler yapabileceği biliniyor, kültür ve teknoloji anlamında çok farklı bir noktadalar. Tokyo çok önemli bir şehir. İstanbul'un ise ulaşım gibi büyük bir derdi var ve tek derdi de bu değil. Bu açıdan sıkıntı var.

İstanbul sence doğru seçim mi? Bir de iyi bir başvuru süreci geçiriyor muyuz? Yeteri kadar destek alıyor muyuz?

İstanbul, Türkiye'nin vitrini ve ne olursa olsun öncelik olarak tutuluyor. Ama bana sorsalar, bu tip bir organizasyon adına İzmir'i ön plana çıkarırdım. Yeteri kadar destek alıyoruz bence, iyi bir adaylık süreci geçirdiğimizi düşünüyorum. Devlet kanalında bu tip organizasyonları düzenlemek adına büyük bir çaba var, Olimpiyatı da olmazsa olmaz olarak görüyorlar. Tabii detayları bilemiyoruz, ne oluyor ne bitiyor haberimiz yok.

İnsanların olimpiyat oyunlarına bakışını nasıl değerlendiriyorsun? Bugün bir çok kişiden ''gerek yok olimpiyatlara, boşuna kalabalık olacak, trafik olacak '' gibi serzenişler duydum.

Boş bir serzeniş. Olimpiyat oyunlarının bir ülkeye katacağı değerleri sadece sporla da belirtemeyiz. Olimpiyat bir kültürdür ve bu kültüre de ülkenin ihtiyacı vardır. Ayrıca Olimpiyat oyunlarının katacağı spor ruhunun da ülke geleceği açısından önemi çok büyük. Anın tadını çıkarmak, bunu yaşamak lazım.

Ülkenin en önemli kuruluşları olimpiyatlara destek veriyor, Koç holding, Turkcell, Thy, Digitürk, Doğuş oto ve daha bir çok büyük firma sponsor oldu. Bu kadar büyük şirketlerin destek vermesi önemli olsa gerek.

Elbette. Herkesin bu konuda birlik olması çok önemli. Olimpiyatları her koşulda istiyoruz ve ülke genelinde de yaratılan sinerji mükemmel.

Resmi sloganımız ''Bridge together = birlikte köprüler kuralım '' nasıl?

Çok eleştirildi bu slogan, nedeni de sloganın İngilizce karşılığı yok ve böyle bir kelime çıktı ortaya. İlginç bir durum, umarım üyeler espirili bir şekilde karşılar.

Şöyle bir eleştiri var, Türkiye spor ülkesi değil, olimpiyat oyunları ile ne işimiz var, hem zaten spor müsabakalarına olan ilgiye bakın, statlar, salonlar derbiler hariç bomboş. Son olimpiyat oyuncuları performansımız da iyi değildi. 

Türkiye bence de spor ülkesi değil ama spor ülkesi olmak adına da Olimpiyat oyunlarına ihtiyacımız var. Olimpiyatın ülke sporuna katacağı ruh var, geçmişte de bunun örneklerini çok gördük. Çin nasıl spor ülkesi oldu hatırlamak lazım.

Bence Çin yıllardır spor ülkesi, belki kalabalık nüfus yüzünden böyle ama kabul etmek lazım başarılılar, 1996 olimpiyatları 50 madalya ile 4 , 2000 olimpiyatları 58 madalya ile 3, 2004 olimpiyatları 63 madalya ile 2, 2008 olimpiyatları 100 madalya ile 1 ve 2012 olimpiyatları 88 madalya ile 2.sıradaydı. Yani yıllardır gelen bir spor ülkesi durumu var, Ve evet 2008 de düzenledikleri olimpiyat ile beraber bu daha da arttı. Bizim de neden olmasın?

1988'den sonra bu çıkışları geldi. Nufüs güçleri zaten malum, doğru da bir yapılanmaya gittiler ve giderek güçlendiler. 2008 Pekin için de çok büyük yatırımlar geldi ve zirveye oturdular. 1992 Barcelona oyunlarını düşün, olimpiyatlardan sonra geldikleri noktayı, şehircilik anlamında çağ atladılar, inanılmaz bir seviyeye geldiler.

Gelelim önceki senelere, Türkiye hep aday oluyordu ancak verilen vaatler tutulmuyor, olimpiyat adaylığı sonrası rafa kaldırılıyordu, yani spora olan bakış böyleydi, kazanamayınca yine aynı şey olmasın? Bu seni korkutmuyor mu? Gerçekten ülkenin olimpiyat düzenlemek istediğine tam anlamıyla inanıyor musun?

İnanıyorum, Olimpiyatlar olmazsa olmaz çünkü. Ama 2020'yi kazanamazsak aynı hevesle 2024'e aday olur muyuz, sanmıyorum. Euro 2016'yı kazanamadık, aynı hevesi Euro 2020 adına göstermedik. Gerçi Olimpiyatla aynı anda düzenleyemezsiniz, birini seçin çıkışı da oldu ama aynı arzuyu göremedim. Euro 2016 için verilen vaatler tutuyor ama, stadyumlar inşa ediliyor. Birçok spor tesisi kazandırılıyor ülkeye. Samsun'dan biliyorum, yeni salon bitmek üzere, stadyum yapılacak, olimpik yüzme havuzu, diğer ilçelere spor salonları derken spora alakamız büyük. Takdir edilesi bir durum.

Olimpiyatlar alınırsa ülkede neler değişir?

Spor kültürü kazanır ülke. İstanbul şehircilik anlamında çok önemli adımlar atar.

7 Eylül 2013 karar açıklanacak, son olarak söyleyeceğin bir şey var mı?

Heyecanla sonucu bekliyoruz.

Keyifli muhabbet için teşekkürler, seninle her konuda konuşmaya devam edelim...

25 Mart 2013 Pazartesi

Soldaki > Sağdaki


































Ah be Ronaldinho tam anlamıyla doyamadık sana.

Topal Ailesinden Hareketin Kralı























Dün gördüğümde gurur duydum, Fenerbahçe'nin milli futbolcusu Mehmet Topal'ın eşi Selda Topal'ın girişimleri ile başlayan organizasyon meyvesini vermiş. Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı futbolcular, yöneticiler, Aziz Yıldırım, Fikret Orman, Aykut Kocaman gibi isimlerin de maddi yardımları ile beraber 5 adet diyaliz makinesi alınmış ve Türk Böbrek Vakfı'na bağışlanmış.

Mükemmel hareket, Selda Topal'ın hakkı ödenemez, bir çok hasta bu hareket sayesinde hayat bulacak, aileleri sevinecek, çocuklarının yüzü gülecek, hayata bir başka bakacak, hayata tutunacak kısacası mutlu olacaklar.

Selda Topal'a, Mehmet Topal'a, maddi-manevi destekveren herkese sonsuz teşekkürler. Futbol dünyasının gücü var, bu gücü her zaman böyle hayırlı işler için kullansınlar.

Detaylara buradan ulaşabilirsiniz

24 Mart 2013 Pazar

Bisiklet Hikayesi


































Tam bir bisiklet hikayesi. Serena Williams, dünya tenisinin kadınlarda 1 numarası Miami masters tenis turnuvasında kaldığı otelden korta Miami'deki aşırı trafik yüzünden bisiklet ile gitmek zorunda kalmış. Eğer bisiklet ile gitmese geç kalabileceği söyleniyor. Bisikletle zor yetiştiği mücadele'yi 6-3'lük 2 setle kazandı ve bir üst tura yükseldi. Eğer şampiyon olursa başlık hazır ; Bisikletle geldi, kupayı aldı, bisikletle dönüyor. 

19 Mart 2013 Salı

Mourinho'ya Saygı

Real Madrid'in dünyaca ünlü hocası Jose Mourinho haftasonu Kayserispor-Galatasaray maçını izlemek üzere Kayseri'ye geldi. Neden mi? Çünkü şampiyonlar ligi çeyrek finalindeki rakibi Galatasaray'ı iyice tanımak, nasıl oynadıklarını görmek, oyuncuları hakkında bilgi almak istiyor. Jose Mourinho'nun Türkiye'ye gelmesi üzerine rakip takım taraftarları ve Galatasaraylılar '' Abi neden geliyor, ne gerek var.'' dese de iş öyle değil.

Sevsek de, sevmesek de Jose Mourinho büyük hoca. İşine çok saygı duyuyor, rakibin Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş veya x takım olması onun için önemli değil. O işini ciddiye alıyor, işinin gerektirdiği hareketleri yapıyor. Bir hoca rakibini tanımak zorunda, rakibini bilmek zorunda. Jose Mourinho işini seven, her rakibe saygı duyan ve daha iyi olabilmek için çabalayan bir hoca. Sadece bu hareketinden dolayı bile saygıyı hakediyor.

18 Mart 2013 Pazartesi

Barcelona Gollerinin Dağılımı

Barcelona bu sezon toplam 46 maçta 126 gol attı, Messi ve Villa ikilisi bu gollerin % 54.7'sini kaydetti. Müthiş ikili.  Barcelona'da bu sezon kim kaç gol attı bakalım ; 

Messi - 55 gol
Villa - 14 gol
Fabregas - 9 gol
Pedro - 7 gol
Adriano - 6 gol
Tello, Xavi, Iniesta, Alexis ve Alba - 5 gol
Pique - 3 gol
Thiago ve Puyol - 2 gol
Alves, Busquets ve Song - 1 gol.

Alex'in Kafası




















Sokağa çık, 100 Fenerbahçeli ile anket yap ''Alex'in kafası'' denildiğinde akıllara ne geliyor diye sor, cevap olarak Arena'da attığı golü söyleyenlerin sayısı bir hayli fazla olur. Ne güzel goldü ama di mi?

Tam 2 yıl önce, 18 Mart 2011, Arena'da Fenerbahçe ile Galatasaray karşılaşıyordu, Mücadele'ye Galatasaray iyi başlamış Colin Kazım ile 1-0 öne geçmişti. Fenerbahçe son 15 dakika'ya girilirken Semih Şentürk ile beraberliği yakalamıştı. Ve sonrası dakikalar 87'yi gösterirken Mehmet Topuz sol kanattan topla ilerlemiş, topu Semih'e vermişti, Semih tam kaptırıyorken yanındaki Cristian'a, ondan da sağ kanattan gelen Gökhan Gönül'e, topu alan Gökhan eliyle arkadaşlarına orta yapacağını bildiriyor ve bu arada Semih ön direğe giderken Alex topa bakarak arkaya doğru koşuyordu, Gökhan kariyer ortalarından birini yapıyor ve topu Alex'in kafasına gönderiyordu, Alex ise bu ikramı geri çevirmiyor, müthiş zamanlama ile zıplıyor, müthiş vuruyor ve Fenerbahçe'yi deplasmanda 1-0 geriden gelerek 1-2 öne geçiriyordu.  

Arena'daki ilk maç olması, taraftarların şahane deplasman yolculuğu, Arena'yı inletmeleri, maç sonucu ve Alex gibi konular ile hikayesi bol olan maçı Fenerbahçe kazanıyor ve şampiyonluk yolunca emin adımlarla yürüyüşe devam ediyordu.

Sezon sonu ''3 Temmuz'' gibi bir olay ortaya çıksa da bu ne Alex'in o golünü, ne Gökhan'ın ortasını ne de Fenerbahçe futbolcularının ortaya koyduğu emeği silemez. 

Tarih bu golü de, bu maçı da, bu sonucu da ve tabiiki de Alex'i de unutmaz.