Madonna'nın sahnede olduğu sıradan müthiş bir fotoğraf. Super Bowl 2012 finalinden.
6 Şubat 2012 Pazartesi
Alex'in Gol Sevinci
Dk 92, Fenerbahçe derbi maçta Sow'un ayağından gelen gol ile 2-0 öne geçiyor, kötü oynadığı maçın 84.dakikası kenara gelen Alex ise adeta kendinden geçiyor. Sonuç ; Hafta içinde parasını almadığı iddia edilen, bu yüzden performansının düştüğü söylenen Alex böyle bir sevinç yaşayarak herkese gereken cevabı veriyor. Alex hep gül, hep sevin. Yıllar sonra sonra seni orada takım elbise ile de sevinirken göreceğiz.
Golcünün Gol Atması
Bu taraftar golcünün ilk maçında gol atmasına çok alışık değil. Hatta bu taraftar golcünün iyi olmasına, golcünün gol atmasına, golcünün aldığı topu kaybetmemesine, golcünün pres yapmamasına, golcünün boş koşular yapmamasına alışık değil. İyiki geldin be Sow. Çok şeyler bekliyoruz senden. Ayrıca 7 numara bir insana ancak bu kadar yakışır.
Alışverişin Yeni Adresi ; sporena.com
''Sporena, son moda ve en kaliteli ürünleri, en uygun fiyatlarla ayağınıza getiriyor. '' Sporena sitesi kendini bu cümle ile tanıtıyor. Ben ise alışverişin güzel ve yeni adresi olarak tanıtıyorum. Sporena'yı ben burada uzun uzun yazsam da siz alışveriş yapmadan bu sitenin nasıl bir site olduğunun farkına varamazsınız. Ancak kısa kısa bahsetmek gerekirse;
Neredeyse bütün sporların ürünleri ; Tenis, Futbol, Basketbol, Yüzme, Kayak, Kaykay...vs ile ilgili herhangi bir ürün mü alıyorsunuz? O zaman adresiniz sporena.com!
Çeşitlilik ; Ayakkabılar, t-shirtler, raketler, botlar, polarlar, sweatshirtler ve daha pek çok çeşit size bekliyor.
Kalite ; Her ürün % 100 orijinaldir.
Yardım ; Her türlü sıkıntınızı, sorunuzu “ürün yorumları” başlığı altında paylaşabilir veya müşteri hizmetlerini arayabilirsiniz.
Ücretsiz Kargo ; Kargo için para vermeye gerek yok !
Değişim ; 30 gün içinde ürünlerinizi değiştirebilirsiniz, iade edebilirsiniz.
Sonuç olarak ben burada bu maddeleri tek tek sıraladım. Ancak karar sizin. Ama ben sadece şunu söylerim. Ben bu siteden alışverişe başladım, mutluyum, siz de başlayın, siz de mutlu olun.
İşte alışverişinize burayı tıklayarak başlayabilirsiniz.
Size özel kupon kodunuzu girerek 50 TL ve üzeri alışverişlerinizde %10 indirim hakkı kazanacaksınız!
Kupon kodunuz: BLOG10YY
Klas
Geçtiğimiz ay atkılarımızın arasına eklenen şık atkı. İşe giderken bile takıyorum. O derece güzel. Fenerium'dan 25 TL gibi bir fiyata sahip olabilirsiniz. Şu an satışı devam ediyor.
Maç Günlüğüm # 76
3 Aralık 2012 günü oynanan Fenerbahçe-Ankaragücü maçından sonra ilk kez futbol maçına gidiyordum. Uzun bir ara verdik. Çoğu kişi için uzun ara olmasa da benim için uzun ara.
Kocaeli'den saat 14:00 otobüsü ile yollara düşüyorduk.
Keyifli başlayan yolculuk keyifsiz devam etti. Otobüsümüz bozulduğu için arkadan yeni bir otobüs bekledik ve İstanbul'a bu yüzden 3 saatte gittik. Hangi firmanın otobüsüne bindiğimi de söyleyim. Efe Tur. Ama yine de Efe Tur candır. Futbol maçına giderken Efe Tur, basketbol maçına giderken Metro Turizm tercih edilir.
Stadın oraya vardığımızda önce biletlerimizi aldık ve daha sonra maçkolik'de yemeğimizi yiyip, biralarımızı içtik. Üşüdük.
Üşüdük derken şunu söyleyim. Ben Kadıköy'de yıllardır maça gidiyorum böyle bir soğuk görmedim. Aşırı bir soğuk vardı.
Maçkolikten sonra Nazlı'nın Yeri'ne geçtik ve orada da bir süre üşüdükten sonra stada girdik.
Tribünler bu soğuğa rağmen iyi doluydu. Tabii Pazar maçı olması bunda etken. Pazar maçları candır. Tabii bir de gündüz olsa her şey daha güzel olur. #pazarmaclarigunduzoynansin
Maçı Stoch'un müthiş golü ve Bienvenu'nun golleriyle 2-1 kazandık.
Tribünler bu soğuğa rağmen iyiydi. Zaman zaman etkili tezahuratlar yaptık. Zaman zaman tüm stat tezahuratlara katıldı.
Beste seçimi tam bir sorun. Bütün stat havaya girmiş, bütün stat gaza gelmiş anında uyutucu besteler giriyoruz. Ve taraftar grupları dışında yer alan diğer münferitler bu tezahuratlara katılmıyorlar. Amigo'nun kesinlikle stat atmosferini ve maçı takip etmesi gerekiyor. İnşallah bu sorun hallolur. Gerçi yıllardır bu sorun devam ediyor. Çözüldüğü falan yok.
Fenerium'un kalitesi her geçen gün artıyor. Ürünler çeşitleniyor, ürünler kaliteli oluyor ancak fiyatlar hâlâ büyük bir sorun.
Sonuç olarak aylar sonra gelinen maç, solunan stat atmosferi, solunan nazlı atmosferi ve Fenerbahçe.
Keyifli bir gün daha sona erdi. Akşam 00:00'da evdeydik.
Koreografi '' Haklıyız Kazanacağız ''
Keşke çok büyük beklenti içine girmeseydik. Yine de emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Beşiktaş maçında yaptığımız bu koreografi ile yine bu işte 1 numara olduğumuzu gösterdik.
Fenerbahçe 2 Beşiktaş 0 / Kötü Futbol, Kötü Maç, İyi Skor
Fenerbahçe Süper Lig 25.hafta mücadelesinde Beşiktaş'ı Yobo ve Sow'un golleriyle 2-0 yendi ve lider Galatasaray ile arasındaki puan farkını 3'e indirirken, Beşiktaş ile arasındaki puan farkını 6'ya çıkardı.
Mücadele öncesi Beşiktaş'ın çok eksik kadrosu nedeniyle Fenerbahçe tüm her yerde büyük favori olarak gösteriliyor, maçı rahat kazanacağı söyleniyordu. Skora bakan insan da Fenerbahçe'nin rahat kazandığını zanneder ama durum hiç de öyle değil.
24 Kasım 2010 tarihinde oynadığımız Galatasaray maçına da çok büyük favori çıkan Fenerbahçe sahadan 0-0 beraberlikle ayrılıyor ve yıllar sonra Galatasaray'a puan veriyordu. Ayrıca galibiyeti kaçıran takım Galatasaray oluyordu. 5 Şubat tarihinde oynanan bu maçta da Beşiktaş'ın puan alması içten bile değildi.
Fenerbahçe'nin müthiş baskıyla başlamasını, sürekli pozisyon bulmasını, her topa koşmasını, Beşiktaş'ı ezmesini ve çok daha rahat galibiyet almasını bekliyorduk. Öyle olmadı. Yobo'nun ve Sow'un golleri arasında Fenerbahçe'nin öyle ahlar vahlar arasında kaçan bir pozisyonu yoktu. Beşiktaş'ın ise bir kaç tane '' Ohh be '' dediğimiz pozisyonu vardı. Ayrıca ne iyi paslaşan bir Fenerbahçe ne de çok mücadele eden Fenerbahçe vardı. Sadece akıllı oynuyorduk.
Fenerbahçe açısından sahanın en iyisi Yobo'ydu. Daha sonra Serdar diyebilirim. diğer oyuncular aşırı bir dikkat çekmedi.
Sow'un ilk maçı olmasına rağmen yaptığı koşular, zaman zaman çalımları, aldığı topları kaybetmemesi, pres yapması nasıl bir oyuncu olduğunu biraz da olsa gösterdi. Attığı gol ise hepimizi ilk golden daha çok sevindirdi.
Fenerbahçe'nin 2.golünde Caner'in Stoch'a pası attıktan sonra koşusuna devam etmesi, Stoch'un müthiş ara pası, Caner'in tekte müthiş asisti, Sow'un soğuk kanlılığı ve golü. Müthiş.
Tribünler normal. Aşırı iyi değil.
Hakemin herhangi bir hatası, maça etkisi yoktu.
Çok sıkıcı maçtı.
Fenerbahçe bir daha Kadıköy'de böyle oynamasın. Gerçekten iyi olmuyor.
Sonuç olarak başlıkta dediğim gibi ; Kötü futbol, kötü maç, iyi skor.
Pazar günü Karabükspor deplasmanına gidiyoruz.
5 Şubat 2012 Pazar
Lefter Küçükandonyadis Tribünü
Tribünler inledi binlerce kere, ver Lefter'e yaz deftere, bitti kalem doldu defter, Efsaneler ölmez LEFTER ...
Yukarda yazılan tezahuratı bir çok insan statta, Lefter'in cenaze töreninde, evde, sokakta söyledi ya da dinledi. Ancak bu sadece bir tezahurat değildir. Efsaneler ölmez Lefter derken laf icabı demiyoruz. Gerçekten öyle düşündüğümüz için diyoruz. Lefter asla ölmez.
Gelelim konumuza. Geçtiğimiz aylarda Manchester United takımın başında 25.yılını kutlayan efsane teknik direktörleri Sir Alex Ferguson'ın adını bir tribüne verdi. Müthiş klas hareket. Futbol takımı için cefalar çeken, futbol takımı içi gece gündüz çalışan Ferguson için gurur verici bir şey. Vefalı taraftarları ise duygulandıracak bir olay. İngilizler bu işleri çok iyi biliyor.
Peki biz neden yapmıyoruz. Sponsor isimleri olan tribünlere futbol takımımızın tarihi boyunca en büyük oyuncusunun adını neden vermiyoruz? Migros, Fenerium, Türk Telekom tribünü demek çok mu güzel? Arkadaşınızla konuşurken '' Abi ben bu maç Lefter tribünündeyim. '' demek daha güzel olmaz mı? Futbolcularımız o sahaya çıkınca tribüne bakınca Lefter'in adını görse daha güzel olmaz mı?
Sonuç olarak Lefter'in vefat ettiği ilk günler stadyumun adının değiştirilmesini istiyorduk ancak bu çok mümkün görülmüyor. Ancak bu isteğimiz mümkün. Zor bir şey de değil bana göre. Manchester United yapıyorsa Fenerbahçe'de yapar. Migros, Telekom, Maraton ya da Fenerium tribününün adı Lefter Küçükandyonyadis Tribünü olsun !
Fenerbahçe'yi seven, Fenerbahçe için her türlü fedakarlığı yapan milyonlarca Fenerbahçelinin buna karşı çıkacağını sanmıyorum. Vefa sadece semt adı olarak kalmasın. Bundan sonra biletlerimizi '' LEFTER KÜÇÜKANDONYADİS TRİBÜNÜ '' nden alalım ve Fenerbahçe diye '' LEFTER TRİBÜNÜ '' içinde bağıralım.
Yönetimden bununla ilgili bir adım bekliyoruz.
4 Şubat 2012 Cumartesi
Henry'nin Hastasıyız
68.dk oyuna girdi, 90+1.dk topu kaptı, Persie'ye verdi, Persie'den aldı, savunmanın da yardımıyla topu 90+2.dk ağlarla buluşturdu. Arsenal'e döndükten sonra ilk golü. Toplamda 2.resmi golü.
Arsenal Blackburn karşısında mücadele'yi 7-1 kazanırken 3 gol atıp, 2 de asist yapan Van Persie maçın adamıydı. Arsenal'in diğer golleri Chamberlain (2) ve Arteta'dan geldi.
İzmir Derbisi
Enfes bir fotoğraf. Olimpiyat statlarında ya da o tarz statlarda deplasman tribünü hep daha iyi gözükmüştür zaten. Göztepe tribünleri de bu güzelliği daha da arttırmışlar. 35.dk yaktıkları meşaleler ile müthiş bir görüntü oluşturmuşlar. Maçı Karşıyaka, tribünü Göztepe kazandı.
3 Şubat 2012 Cuma
Maç Günlüğüm # 75 / + Yeni Salon Açılışı
Euroleague Top 16 2.maçı. Bu zaten bizi salona büyük bir şevkle götürürken salonun açılışının da bu maça denk gelmesi her şeyi ikiye katladı. Müthiş bir heyecan yaşadık.
Kocaeli'den saat 16:30 otobüsü ile yollara düşüyorduk. İstikamet önce Palladium - İstanbul B.Ş.B.Spor - Fenerbahçe futbol maçını izlemek - daha sonra salon olacaktı. Metro Turizm ile keyifli yolculuk. Bu arada blogu İzmit'den takip edenler için not yazalım. Kocaeli'den Metro'ya biniyorsun, Samandıra'da inip, servise biniyorsun, salona getiriyor. Bu Kocaeli'den bu salona gelmek için müthiş bir kolaylık. Dönüş için ise 22:00 otobüsüne kadar çok çok rahat. Yeni Sahra'dan Efe Tur alıyor. Yeni Sahra salona 5 dk. 22 TL + maç bileti = Kocaeli'den salona gelmek. Ayrıca şunu net olarak söylerimki salona Kocaeli'den gelmek İstanbul'dan gelmekten çok daha kolay.
Palladium Midpoint'de yemek yiyip, Fenerbahçe maçının ilk yarısını yemekle beraber izleyip salona geçtik. - çok sıkıcı maçtır, bıraktık -
Ve salona hareket. Palladium'dan yürüyerek gidilebilir. Yani maç öncesi orada gezip 15 dk kala yürüyerek gidebilirsiniz.
Salon müthiş. Dışarısı bile enfes. Giriş rahat, güvenlikler iyi, bilet okuma olayı müthiş, bir alet ile barkodu okuyorlar ve yırtmadan içeriye sokuyorlar.
İçerde karşımıza yürüyen merdiven çıkıyor. Alışveriş Merkezi değil, basketbol salonu. Girişte dağıtılan Ülker ürünleri ve salonun açılışına özel atkılar.
İçerde müthiş yeme, içme yerleri, arkası müthiş geniş. Fiyatlar pahalı.
Ve tribüne giriş. Etkilenmemek elde değil. Devasa bir yapı. Müthiş güzellikler. Localar, koltuklar, parke, Jack Nickolson koltukları ...
118 nolu bizim tribün. Çok rahat koltuklar. Üstünde zıplama şansın yok. Zaten onun üstünde zıplayacak adam o salona gelmesin.
Rakip bench'in arkasının kapalı olması? Milyon dolarlık salon yapıyorsun ancak hâlâ rakibi o şekilde koruma altına alıyorsun. Salona yakışmıyor.
Dev skorbord. Ancak üstünde istatistiklerin yazmaması çok saçma. Hemde gayet yer bile var. Bunu bir ara Twitter'dan Ömer Temelli'ye söylemek lazım.
Maç öncesi müthiş açılış gösterisi, ışıklar, ateşler, müzikler, klipler. Havaya girdik.
Herkes oturuyor. Bağıran kimse yok.
Bazen tribünlerden çıt çıkmıyordu. Sadece üst kesimde yer alan bir grup taraftar tezahurat yapmaya çalışıyordu. Onlarda işi abarttı. Bütün maç diğer taraftarlara salladılar. Madem tezahurat yapacaksınız takıma katkınız olsun. İnsanların bağırmak içinden gelirse bağırır. Demekki gelmiyor.
Milano'yu rahat yeniyoruz.
Sine Büyüka yine güzel. Geziyor kenarda.
Locaların yeri mükemmel.
Ben basın tribününü beğenmedim. Acaba basın beğendi mi?
Atmosfer açısında kötü ancak ilerleyen haftalar iyi olabilir.
Sonuç olarak Aziz Yıldırım'ın burada hakkını verelim. Bu salonun yapılmasında emeği çok büyük. Müthiş bir salon. İnşallah tribün ve takım da güzel olur ve bu salon ile beraber müthiş başarılara imza atarız.
Çıkış sıkıntı. Merdiven kilit.
Özgür abi ile arabayla İzmit'e yolculuk ve 1 saat sonra evdeyiz.
Bir maç günlüğü daha bitti.
2 Şubat 2012 Perşembe
Hayatımdan Kesitler # 2
Kişisel bir konu yazarken neden başka birine ait fotoğraf kullanıyorum bilmiyorum ama bu sefer de Abbey ve Peter Crouch çiftini koyalım. Abbey'in kucağında da 10 aylık Sophia. Kızları.
İş hayatı devam ediyor. Aynı yoğunluk, aynı monotonluk. İş ile ilgili daha da konuşacak bir şey yok. İşin nesi konuşulur abi. Sıkıcı işte.
Kar yağıyor millet Kartepe'ye çıkıyor biz yüksek yerlere. Poşetle kaymak > kayakla kaymak. Ben poşetle kayarken daha büyük zevk alıyorum. Zaten yanımda sevdiğim insanlar olsun, her şeyden zevk alırım. - yazar burada duygusallığa bağladı. -
Geçtiğimiz aylarda bir laptop masası aldık. Şu an da bu yazıyı o masanın üzerinde duran laptop'dan yazıyorum. İşte bu ; Tıklayın. İmkanı olan gitsin alsın. Yer kaplamıyor, istediğiniz yere götürüyorsunuz. Yanına bir bardak da konabiliyor. Fiyatı da 40-50 TL bir şey galiba.
Madem alışveriş konusuna girdik. Yine geçtiğimiz aylardam fotoğraf makinası aldım. 640 TL ! Şöyle bir şey. Bir süredir onunla fotoğraf çekmeye devam ediyorum. Tabii fotoğraf çekmeyi sevmek lazım. Fotoğraf çekmek lazım. Yıllar sonra bile bu fotoğraflara bakacağım. Tabii silinmezse ...
Üç nokta koydum biraz önceki cümleye çünkü konuyu bir yere bağlayacağım. Bir de silinmesin, belli bir arşiv olsun diye şöyle de bir şey aldım. Harici Hard Disk. 500 Gb. Bununla bilgisayar performansı daha da arttı. Çünkü dolmuyor. Filmleri, dizileri, maçları oraya atıyorum. Arşiv de oluşacak.
Alışveriş olaylarından biraz ciddi olaylara geçelim. Okul. Açıköğretim'e kayıt oldum. Sadece 2 sene okuyacağım ve Üniversite mezunu olacağım. Sonra da bir aksilik olmazsa bir süre gemilere işe. - Gemi Makinaları mezunuyum da -
Hâlâ tenis oynamadım. Hayatımda bir kere bile oynamadım. Tenis izlemeyi çok seven, en basit, önemsiz turnuvanın bile tüm maçlarını izleyen, izlemeye çalışan benim tenis oynamamış olmam büyük skandal. Gerçekten bir dahaki hayatımdan kesitlere kadar oynayacağım. - buraya böyle yazarsam oynarım belki. -
Limonlu bira > normal bira. Yazın çok içiyorduk. Yaz demişken kar bir süre daha yağsın, böyle yağsın ama. Sonra da yaz gelsin. Tekne ile gezmek, balık tutmak, yüzmek, top oynamak, mangal yakmak ...
En son ne zaman Sinema'ya gittiğimi hatırlamıyorum. Tiyatro'ya 1.5 hafta önce gittim. Tiyatro > Sinema :)
İnsanlar çevresine göre neden yaşar ? Neden evde bütün gün İbrahim Tatlıses dineyip twitter'a, facebook'a sürekli yabancı müzik, caz dinliyorum ayağı yapar ? Neden sokakta farklı davranıp, sosyal ortamda farklı davranır ? Neden başkalarının arkalarından konuşur? İkili oynar ? Neden sürekli elit takılıyormuş gibi bir imaj vermeye çalışır ? Çok soru sordum. Cevaplanması gereken sorular.
Twitter'da 1594 takipçim var. Ancak insanların işine gelmeyen yorumları yazdığımdan bu sayı burada. Mesela Aziz Yıldırım hakkında yazmasam - savunsam, övsem demiyorum - rahat 3 binden fazla takipçim olurdu. En sevmediğim insan tipi. Sen Ebru Gündeş dinliyorsun unfollow, sen onu sevmiyorsun unfollow, sen benimle aynı şekilde düşünmüyorsun unfollow ... Böyle insanlar beni unfollow yapsın. Cidden yapsın. Temizlensin twitter'ım.
Objektifliğin suç olduğu zamanlar. İnsan sadece Türkiye'de objektiflik yüzünden suçlanabilir herhalde.
Kaan Erden geldi akıllara. Askerde şu an. Sağ salim gelir inşallah. Bize objektiflik konusunda mesajlar versin.
Zülfü Livaneli büyük sanatçı. Çok da seviyorum.
D-Smart > Digitürk. Eve D-Smart aldığımdan beri Digitürk izlemiyorum. Sadece bazı maçlar. D-Smart'ın görüntü kalitesi çok daha iyi. Bunu da okuyun be. Belki indirim falan verirsiniz :)
Karamürsel > Kadıköy > İstanbul > İzmit.
Bahislere devam. Şanssız da olsa devam ...
Neyse ya bu seferlik bu kadar. Sık yazmak lazım bunlardan aslında da yazamıyoruz işte. Zaten kim yazıyorki. Kutay yazar bu kadar sık. Başka da kimse yazmaz.
Saygılar ve sevgiler. Okuyan herkese selam.
Kısa Kısa Fenerbahçe # 2
22 Kasım 2011'den sonra yine bloga son zamanlarda yazı yazmadığımızın göstergesi olarak '' Kısa Kısa Fenerbahçe '' başlığı.
Ne futbol ne basketbol maçlarını yazamıyorum, yazmıyorum. Çok büyük bir üşengeçlik var.
Mesela futbol takımımızın en son Kayserispor maçını kazandığını yazmışım. O maçtan sonra uzun zaman sonra Fenerbahçe'nin maçını izlemedim ve İstanbul B.Ş.B.Spor'a 3-2 yenildik. Daha attığımız ve yediğimiz golleri bile izlemedim. Düşünün yani. O kadar diyorum. Mersin İdman Yurdu ile de oynadık. O maçı 2-1 kazandık ve statta izledim. Bu maçın maç günlüğünü yazacağım.
Euroleague'de 2 maç oynadık. Kazan'a ilginç şekilde maçı verdikten sonra sahamızda Milano'yu yendik. Ligde Trabzonspor'u zar zor yenmemiz de ilginçti.
Bayan voleybol takımımız yoluna emin adımlarla giderken, erkek voleybol takımımız bir alt kupada yarı final maçına çıkıyor. İlk maçı 3-2 kazandı.
Kadın basketbol takımımız ise ligde ve kupada emin adımlarla gidiyor. 12'de 12 yaptığı Euroleague ve sadece 2 yenilgi aldığı Türkiye Ligi. Şampiyonluk dışında bu sene Avrupa'dan da kupa gelmeli. Gelirse müthiş olur. O kadro, o isimler bunu hakediyor.
Stoch'un golleri, Kim'in smaçları, Birsel'in asistleri - son maçta yine ilk 15 dk 8 asist yapmıştı - camia'yı iyice heyecanlandırıyor. Zaten taraftar olarak böyle şeyler görmeyi çok istiyoruz.
Sow geldi. Onunla ilgili de yazı yazamadık. O gollerini atmaya başlasın da ben yazmasam da olur.
Ve enfes salon. Ayrı bir yazı ile ondan da bahsederiz.
Şimdilik bu kadar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













