12 Ekim 2012 Cuma

Alex Şimdilik Gidiyor ...



Gelmesini istemediğimiz gün geldi, Alex'in gideceği gün ne yaparız diyorduk, aniden geldi, Alex bugün 22:00 uçağı ile Türkiye'den ayrılacak, bizler de Alex'e gidip son görevimizi - şimdilik - yapacağız. Veda etmek adıyla gitsek de ben Alex'i bir kez daha görmenin mutluluğunu yaşayacağım. Yarın '' Vefa '' diyenler gelsin, gelmeyenlerin de canı sağolsun. Büyük kaptan, büyük insan Alex ülke'ye veda ediyor ...

11 Ekim 2012 Perşembe

Fefo



Felipe'yi şimdi daha çok seviyorum :) Merve Toy instagram da paylaşmış.

Başbakan'ın Alex'e Vedası


Bir başbakan bir futbolcu ülkeden gitmeden önce onu telefonla arayıp '' Gidiş tarihini ve saatini istiyorum. '' der mi? Başbakanlık ofisine davet eder mi? Belki bu sorulara Alex'den önce hayır derdik, bir başbakanın bir futbolcu için böyle bir şey yapacağına asla imkan vermezdik. Ama dediğim 2 olay da gerçekleşti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Alex'i aradı, ofisine davet etti, hediyeler sundu, belki de çocukları ve geleceği ile ilgili yorumlar yaptı. '' Çocuklar okuyordu Alex senin, ne olacak onlar? '' dedi, Alex'den '' bizim Brezilya'da evin az aşağısında okul var, oraya gidecekler. '' cevabını aldı, belki '' Daianne, Türkiye'ye alışmıştın, stada gitmeyi özleyeceksin, her maç seni görüyorduk, çılgınca seviniyordun '' yorumunun yaptı, Daianne güldü ...

Bunun gibi bir çok hayali cümle kurabiliriz. 1 saat ne konuştular acaba?. Eğer günün birinde Recep Tayyip Erdoğan'a ya da Alex'e soru sorma şansım olursa soracağım sorulardan birisi de 10 Ekim 2012 tarihinde Başbakanlık ofisinde neler konuşulduğudur. 

Sonuç olarak kulüp başkanı Aziz Yıldırım '' Efsane değil. '' diyedursun, başbakan, ülkenin en önemli isimlerinden birisi Alex'e iyi bir veda sundu. Evet bence de Alex efsane değil, efsanenin önde bayrak taşıyanı ...

ps : Fotoğraflar sizce de çok samimi değil mi? Özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın Daianne'in elini sıkması, Alex'in elini tutması ...




10 Ekim 2012 Çarşamba

Neyleyim Cebimdeki Milyon Doları


10 Ocak 2012 ... Galatasaray kupada Adana Demirspor ile karşılaşıyor, sahada oynanan oyun tam anlamıyla Galatasaray üstünlüğü ile geçmese de maçın skoru 4-1 Galatasaray lehine sonuçlanıyordu.

Adana Demirspor yıllar sonra İstanbul'a, yıllar sonra büyük bir takıma geliyordu. Tabiiki de tribünlerin de iyi olması bekleniyordu. Tüm hafta twitter'da, sosyal medya'da Adana Demirspor'un nasıl bir tribün yapacağı konuşuluyordu. 


Sahada oynanan oyuna bakmayan, sahada alınan skora bakmadan, yenen gollere bakmadan o gün Türk Telekom Arena deplasmanına giden taraftarlar sadece takımlarına olan aşklarını belirtti. Neyleyim bu dünyayı sen olmayınca .... tezahuratını içten söylediler, meşaleler yanıyor, tribünler daha iyi oluyor, takım kötü oynuyor, tribünler daha iyi oluyor, davula daha iyi vuruyorlar, daha çok bağırıyorlar, Arena susup Adana Demirspor taraftarlarına bakıyor- gidenler anlattı - .

Neredeyse her gün, her takımın tribün videolarını izleyen ben ise şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki 2011/2012 sezonun  en iyi deplasman tribünlerinden birisi de Adana Demirspor tribünleri olmuştur.

Tribün hayatın ta kendisi diyoruz ya, işte aynen öyle ... Adana Demirspor taraftarlarından aldığımız pası ile devam edelim ... Neyleyim cebimdeki milyon doları hayatımda tribün olmayınca .... 

Fenerbahçe 5 Sarıyer 2 / 19 Yıl Önce Bugün


Bundan tam 19 yıl önce Fenerbahçe Sarıyer ile oynuyordu. Fenerbahçe sahaya Engin İpekoğlu, Emre Aşık, İlker Yağcıoğlu, Andreas Wagenhaus, Nuri Kamburoğlu, Müjdat Yetkiner, Cengiz Alp, Mecnur Çolak, Bülent Uygun, Oğuz Çetin ve  Tayfur Havutçu ilk 11’i çıkıyor sonradan oyuna Kemalettin Şentürk ve Aygün Taşkıran giriyordu.



Rakip Sarıyer ; Kalede Metin Mert,  Sarıyer ile futbola başladıktan sonra Trabzonspor ve oradan da Kocaelispor’a geldiği için onlarca maçını canlı izledim. Savunmada Yarovenko, Feridun Alkan, Mehmet Kaplan ve Sinan Engin. Böyle yazınca sadece Sinan Engin’i tanıyorum.  Ortasaha Ali Ravcı, Esat Bayram,  Sercan Görgülü, Selçuk Bıyıklı, Forvet ise Erdi Demir ve Cengiz Güzeltepe. Erdi 1987 yılında Fenerbahçe’ye transfer olan ve ligin en pahalı oyuncusu ünvanı alan bir oyuncuydu.


Mücadele  hızlı başlıyor, 33.dk geldiğinde tabelada 3-0 Fenerbahçe üstünlüğü vardı.  34.dk Erdi’nin penaltı golü ile skor 1-3 oluyor ve ilk yarı bitiyordu. Mücadele’nin 2.yarısının ortalarında 66.dakikada Sarıyer  Sercan Görgülü ile skoru 2-3’e getiriyor ve mücadelede heyecan artıyordu.  Ancak 84.dk Oğuz Çetin, 88.dk Bülent Uygun’un golleri geliyor ve maç 2-5 Fenerbahçe üstünlüğü ile bitiyordu. 



Maçtan bir gün sonra bugünlerde herkes tarafından sözleri paylaşılan, yazıları paylaşılan İslam Çupi ‘’ Ucuz Gece ‘’ başlıklı yazısını yazıyor, Fenerbahçe’yi yerden yere vuruyordu. Hatta yazısının son bölümünde ‘’ İyi şeyler yazmak isterdim ama, iyi şeyler görmüyorum ki Fenerbahçe’de, iyi şeyler görmediğim Fenerbahçe’de , iyi şeyler yazmak benim işim değil, vücudunun her hücresiyle hayal görenlerin işi … ‘’ yazıyordu.

Skorun 5-2 bittiği maçlardan sonra Türkiye’de bugün neler yazıldığını düşününce İslam Çupi’nin söyledikleri ‘’ Çok sert ‘’ olarak değerlendirebilir. 

Bülent Uygun’a gelelim. Tam 19 yıl önce Fenerbahçe forması ile Sarıyer’e 4 gol atan ‘’ Asker Bülent ‘’ bir kaç gün önce kariyerinde tekrarladığı istifa kararlarından birini daha gerçekleştirdi ve Elazığspor'dan da ayrıldı. Onun öncesi şikeden ceza aldı ... 

Tayfur Havutçu da o günden sonra başarılı olan - Kocaelispor, Beşiktaş ve milli forma - ancak daha sonra 3 Temmuz şike sürecinde ceza alan birisi olarak tarihteki yerini aldı ...

Emre Aşık, Oğuz Çetin, Aygün Taşkıran, İlker Yağcıoğlu ve Engin İpekoğlu o maçtan sonra futbol kariyeri iyi şekilde devam eden oyuncular oldular. Milli takım ve kulüp takımları ile önemli başarılar yakaladılar.

Sarıyer'in o gün antrenörlüğünü yapan eski futbolcu Yakup Kaptan 2012'nin Ağustos ayı sonlarında bıçaklı saldırıya uğradı ve öldürüldü. O günden kalan en kötü bilgilerden biri.

Fenerbahçe'nin hocası Holger Osieck Avustralya milli takımının hocalığını yapıyor. O günden bugüne kadar gelen en başarılı isimlerin başında geliyor. Tabii yine Holger Osieck'i Kocaelispor hocası olduğu dönemde statta izleme şansını da yakaladık - pek hatırlamasam da -. Daha sonra Urawa Reds'i çalıştırdı.

Maçın hakemi Ahmet Çakar'ı anlatmaya gerek yok, hayatını insanları karalamak, insanlara sürekli belaltı vuran biri olarak sürdürüyor.

Tam 19 yıl önce 10 Ekim 1993 tarihinde olan maç, maçtan kalanlar böyle ... Hayat kimilerini vezir, kimilerini ise rezil ediyor ... 

9 Ekim 2012 Salı

Maç Günlüğüm # 90 / Alex'in Vedası ...


Alex son kez Kadıköy'e çıkarken ...


Marsilya maçı üzerinden 19 gün, 500 küsür saat, 27 bin küsür dakika geçti. Marsilya maçını bloga yazacaktım ancak Alex’in benim için son maçı olması nedeniyle bu zamana kaldı. Maç Günlüğüm # 90 yazıp Alex’i son kez gördüğüm maç, Alex’in son golünü attığı maç, Alex diye son kez bağırdığım maç, Alex’i son kez oyundan çıkarken alkışladığım maç … yazıp bitirebilirdim. Ama bir şeyler yazalım ...

Marsilya maçı öncesi takım belki iyi top oynamıyordu, ligde iyi durumda değildi falan ama yine de oraya o gün giderken sonunun böyle olacağını tahmin edemezdik.

Maç öncesi sabahtan iş yerine giderken tanıdıklarımla, iş yerinde çalıştığım insanlarla konuştuğum cümleler  ‘’ Alex akşam bize maçı aldırır. ‘’ diye başlıyor, ‘’ Alex golü atar, Aykut Kocaman’a gider, bu meselede biter. '' şeklinde devam ediyordu.  Bir kısmı dışında öyle oldu.


Kadıköy’e yola çıkmış, yine klasik olarak maç öncesi muhabbetlerimizi yapmış, maçı masaya yatırmış ve tribüne girmiştik. Her şey çok iyiydi.

Tribünler, takımın mücadelesi, attığımız gol … İlk yarı 1-0 bitmiş ve 2.yarıya başlıyorduk. Tribünler zaten iyiydi ama meşalelerin yanması ile daha da iyi oluyordu, tribünler komple ayağa kalkmış, tribünler komple takıma bağırıyordu, stadı kaplayan duman, oyunun durması … romantik futbolsever cümlesi kurayım ; Alex’i belki de daha çok görmemizi sağlayan o meşaleler ve çıkardığı dumanlar …

Ve evet, 8 yıl boyunca o tribünlerde olan insanları mutlu eden, sevinçten ağlatan, yanındaki tanımadığı insana sarılmasını sağlayan, müdür, iş adamı, berber, manav, bakkal, avukat, doktor ayrımını ortadan kaldıran adam ALEX bir kez daha taraftarları çılgına çeviriyor, attığı kafa golü ile beraber taraftarlara son kez büyük bir mutluluk yaşatıyordu … Tribünler golden sonra son kez ‘’ Alexxxxx ‘’ diye bağırıyor, Alex son kez kolundaki kaptanlık bandını düzeltiyordu …

Tabela Fenerbahçe 2 Marsilya 2 şeklinde beraberliği gösterse de, skor, tribünler, sahada oynanan oyun değil, yıllar sonra Marsilya maçı denildiğinde akıllara ilk olarak ‘’ Alex’in son maçıydı - Kadıköy'de ve benim için -, son golünü attığı maçtı, son kez Alex’i gördüğümüz maçtı. ‘’ cümleleri gelecek ve 67.dk oyundan çıkarken alkışladığımız anı düşünüp iyi ki Marsilya maçına gitmişiz, iyi ki bu ana tanıklık etmişiz diyeceğiz …

Marsilya maçı … Alex’in veda maçıydı …

7 Ekim 2012 Pazar

En Tembel Futbolcu

















Alex'in geçtiğimiz aylarda çıktığı Lig Tv Quiz programında '' En tembel futbolcu kim? '' sorusuna verdiği cevap.

'' Gökhan Gönül. Fizik olarak çok güçlü çok kaliteli bir futbolcu. 6 yıldır aynı takımda birlikte çalışıyoruz ama ben daha bir kez onun takımla birlikte yaptığımız antrenmanlar sonrası sahada kalıp da tek başına çalıştığını, ekstra bir çaba sarfettiğini görmedim. Kapasitesi oldukça fazla, biraz çalışsa bugün çok daha iyi bir oyuncu olabilirdi. ''



97-91


































Boston Celtics'i 97-91 yenen Fenerbahçe Ülker. Gittik, tarihi ana tanıklık ettik. Nba takımlarını yenen 6.takım olduk. Detayları günlük olarak yazacağım.

Varlığı Bile Sevilen Adam ; Alex de Souza



'' Hani hep anlatırlardı ya, Metin Oktaylar geçti Türk futbolundan diye… Hani anlatırlar babalarımız bize, Lefter’i; kitapların yazdığı Baba Hakkı’yı; siyah-beyaz gazete sayfalarına yazılan kaleci Şenol’u… 

Biz futbolu renklerin altında devleşmiş isimlere öğrendik… Tarihi anlatılırken sevdalısı olduğumuz takımların, cümle içinde kullanılan “adam”larıyla coşturduk içimizdeki forma aşkını… 

Ve bir gün, hepimiz kendi efsanelerimizin doğuşuna da tanıklık ettik… Hakan Şükür’ün Galatasaray’a gelip imza attığı günü okuduk gazetelerden… Metin-Ali-Feyyaz’ın işbirliğine İnönü’nün olmayan koltuklarından tanıklık ettik. Bülent Korkmaz’ın ilk çıktığı maçı seyrettik, küçük ekran televizyonlardan. Hami’nin frikiklerini saydık, henüz vuruş hızını hesaplayacak teknolojiler yoktu o zaman…

Bizim futbol sevdamız, kendisinden büyük isimler yaratmış adamların adları ile soyadları arasında büyüdü… Bazen de renklerin de ötesinde bir yer edindiler kendilerine… Büyüktür futbolseverin yüreği; kendi takımına gol atan adamları da sevecek kadar…

Bir gün bir adam geldi, sarı lacivertli formayı giymeye… Işıl ışıl parlayan gözlerinin ardında muzip bir çocuk gülümsemesi ile… Yepyeni bir aşkın tohumlarının atıldığı gündü o gün… Beraber sevinip beraber üzülmeye; zaferlere, kahırlara ortak olmaya gelmişti. Usulca sokuldu, formasını üzerine geçirdi, aldı koca takımı sırtında taşıdı.
Bir efsanenin doğuşuna tanıklı ettik, hep beraber, her türlü renk sırtımızda… 

O Fenerbahçeliydi, üzerinde sarı-lacivert forma… O frikik atacaksa, anlayın ki penaltı… Ancak o kaçırır, tabii kaçırırsa… Stada gidip de topla yaptığı dansı seyretmek, Fenerbahçelinin futbol ibadetiydi artık… O gol atıp da, sevgili eşi Dianna yanına koşuyor diye, olmayan Alex tribününü yaratmak, Fenerbahçelinin boynunun borcuydu… 

Hiçbir şey yapmasına gerek yoktu, sarı-lacivert çubukluyu, bir de kolunda kaptanlık bandıyla, adı anons edilsin statta yeterdi… Kazanmak mı, tabii önemli de, Alex topun başına bir geçsin hele… Kramponlarının izni Fenerbahçe Stadı’na kazıya kazıya yürüsün, bir vursun, isterse gol de olmasın… 
Varlığı bile sevilen adam… 

Şimdi bize kalan ise, bir efsaneye tanıklık etmiş ve ona veda etmiş olmanın verdiği hüzünle, çocuklarımıza hikayesini anlatmak… 
“Alex’in en güzel golüm dediği rövaşata var ya, o gün tam da o kalenin arkasında oturuyordum”  ''


Alıntıdır. Tutkumuz Futbol'dan.  Buradan da izleyebilirsiniz.

İnleyen Nağmeler ...


ruhumu sardı ...

foto : medyaspor

5 Ekim 2012 Cuma

Borussia Mönchengladbach 2 Fenerbahçe 4


Alex'siz ilk maç ...

Belki de şu cümleyi bile yazmamam lazım, Fenerbahçe'den oyuncular gitse de ben aynı şekilde takımı desteklemeye sadece çubuklu forma için destek vermeye devam etmeliyim. Ama olmuyor. Fenerbahçe forması ile tüm maçlarını 90 dk izlediğim, hayatım boyunca beni en çok sevindiren, en çok güldüren anlardan çoğunu onunla yaşadığım adam, Alex takımdan kovularak gönderiliyorsa benim sürekli aklıma gelir.

Mücadele'ye başlarken, kadrolar açıklanırken, goller olunca, korner kullanılırken, duran top kazanıldığında akıllara Alex geldi. Bir süre daha devam edecek. Bunun için elimden bir şey gelmiyor. Alex'i kolay unutma şansım yok. Unutmayacağım zaten. Hayatımın futbolcusu olarak çocuklarıma anlatacağım.

Maça geçersek baştan sona birbirine yardım eden, birbiriyle konuşan, mücadele eden, her topa koşan, iyi paslaşan, iyi atak yapan, duran topları iyi kullanan, konsantre, maçı düşünen oyunculardan kurulu bir Fenerbahçe izledik. Takımdan zevk aldık. 1-0 geriye düşmemize rağmen oyundan kopmadık. Cristian'ın frkik golü, Meireles'in şahane golü, Kuyt'ın hazırlanış ve bitiriş bakımından güzel golü, Cristian'ın yapılan pres sonucu kapılan ataktan gelen ve güzel paslaşılarak atılan son golü ...

Volkan'ın zaman zaman kritik kurtarışları, Meireles'in iyi oyunu, soğukkanlı hareketleri, Gökhan'ın özellikle 2.yarı iyi oyunu, Hasan Ali Kaldırım'ın kademe hataları, savunmanın yaptığı hatalar, Mehmet Topal'ın tam görev adamı rolü, Cristian'ın '' Alexvari '' hareketleri ve golleri, Kuyt'ın bitmek bilmeyen enerjisi ...

Tribünlerin mükemmelliği. Fenerbahçe tribünleri zaten deplasman konusunda ülkenin en iyisidir. Bunu tribüne giden '' Objektif '' taraftarlar çok rahat şekilde söyler. Bugün yine çok iyiydik. Tribünün hakkını verdik.

Aziz Yıldırım'ın artık başkanlık yapmasını istemiyorum. 2 Temmuz günü öncesi görevi bıraksa üzüleceğim adam 3 Temmuz ve özellikle son yaptığı Alex olayından sonra tüm kredisini bitirdi. Artık görevi bırakma zamanı geldi.


Çok iyi oynadık mı? Belki tam anlamıyla evet diyemeyiz ama çok iyi mücadele ederek 4-2 kazandık ve gruptan çıkma yolunda önemli bir avantaj yakaladık. 

Pazar günü Beşiktaş ile İstanbul derbisi ... Ne yazıkki statta olamayacağız ...

4 Ekim 2012 Perşembe

Fenerbahçe Uğruna da Ölecek Olan Biziz


Vamos Bien yapmış. Ben bugün gördüm. Büyük ihtimal Elazığspor maçı öncesi İzmir'de söylenmiş. Ortam şahane. Sözleri at, bu melodiye ne yazarsan yaz güzel olur. Melodi çok güzel ve melodi güzel olunca da beste kendini dinlettiriyor. Bilgisayar'a indirdim sabahtan beri dinliyorum. Dinlemeye de devam edeceğim. Belki stadyumlar da söylenmez ama salon maçlarında çok net şekilde söylenir. Vamos Bien'e teşekkür edelim sözleri vererek bitirelim konuyu ...

Açlık bize, soğuk bize, yolların bize
Fenerbahçe sevdasını haykırmak bize
Bağıran biz, haykıran biz, deplasmanda aç kalan biz,
Fenerbahçe uğruna da ölecek olan biziz.


3 Ekim 2012 Çarşamba

Alex Gitti ...


Ve Alex de Souza gitti. Fenerbahçe tarihinin gelmiş geçmiş en büyük bir kaç oyuncusundan biri tabiri caizse attığı bir tweet yüzünden gitti. Yaşadığım üzüntünün tarifi yok. Tanıdığım biri vefat etmiş gibi, en yakın arkadaşım mahalleden taşınmış gibi, sevgilimden ayrılmış gibi ... 

Fenerbahçe forması ile neredeyse bütün maçlarını 90 dk izlediğim, kahve'ye onun için koştuğum, statta farklı gözle baktığım, anonslarda iki elimi kaldırarak bağırdığım Alex de Souza Fenerbahçe'den ayrıldı. 

15 Ağustos günü bloga '' 1 Ekim '' başlıklı bir yazı göndermiştim. kişisel bir yazıydı,  güzel günler o tarihte başlayacaktı ama 47 gün sonra hem kişisel olarak beklediğim olay gerçekleşmedi, hem de hayatım boyunca Fenerbahçe için en üzüldüğüm anı o tarihte yaşadım. 1 Ekim konusunu belki de bir şeyler malum olduğu için yazdım. 

Ve geçen hafta Marsilya maçı, Alex'in veda maçı olacağını, gittiğim son Alex maçı olacağını, canlı canlı son kez Alex golünü görmüş olacağımı, son kez iki elimi açarak Alex diye bağıracağımı nereden bilirdim ki. Yine bloga '' Maç Atkısı '' adlı yazıyı yazmıştım, maç güzel olmasa da ileride çocuklarımıza o maçta neler yaşadığımızı anlatırız demiştim. Evet dediğim gibi oldu. Anlatacak çok şey kaldı o maçtan, skor, tribünler falan da anlatılır tabii ama o maçı çocuklarıma ya da herhangi birisine anlatırken, o atkıyı birisine gösterirken '' Bak Alex'in son oynadığı, son kez Kadıköy'e çıktığı, son kez gol atarak bizi sevinçten havalara fırlattığı, son kez tezahurat yaptığımız maçın atkısı '' diye göstereceğim. 

Daha bloga Alex ile ilgili çok şey yazarız, yazacak o kadar çok şey var ki ama şimdi kısa bitirelim, sadece şunu söyleyelim ben Alex'i bir çok kişiden, bir çok futbolcudan daha çok sevmişim. Gidişinde yaşadığım hayal kırıklığı, üzüntü, gönderiliş sebebinden duyduğum öfke asla geçmeyecek. Asla unutulmayacak. Alex'in gidiş şekline hep üzüleceğim, Alex'i hep iyi hatırlayacağım ama Alex'e bunu yaşatanları da asla affetmeyeceğim, hakkımı helal etmeyeceğim ve Alex'e bunu yaşatanların gitmesi için de her türlü organizasyona katılacağım.

30 Eylül 2012 Pazar

17 Ağustos Önce İzmit'i, Sonra Kocaelispor'u Batırdı


Bir zamanlar dört büyüklere kafa tutan Kocaelispor ve bugün Erzurumspor ile 3.lig maçına çıkan Kocaelispor. Kocaelispor unutulsa da, Kocaelispor adı yavaş yavaş silinse de hâlâ televizyon dizilerinin gündemine gelebiliyor.

Star'da yayınlanan '' Sudan Çıkmış Balıklar '' dizisinde de bu hafta Kocaelispor gündeme geldi. Uğurlu forma Kocaelispor forması, saydığı isimler efsane, Faruk, Omerovic, Ergün, Saffet Sancaklı ... Dizi oyuncularından kızın sorusu çok güzel '' Ne oldu sattılar mı Kocaelispor'u ? '' , '' Hayır, 17 ağustos önce İzmit'i, sonra Kocaelispor'u batırdı. '' dese de şu an ben Kocaeli'de yaşayan biri olarak rahatlıkla sattılar diyebilirim. Gelen başkanlar, yönetimler, taraftarlar, belediye başkanları ...

Video'nun sonuna doğru oyuncu '' Ahhh bir de Kocaelispor Süper Lig'e çıksa ... '' dese de Kocaelispor için Süper Lig günleri ne yazık ki çok uzakta ...


29 Eylül 2012 Cumartesi

Alex'den Ryan Giggs Olmadı


Bağış Erten 2011 yılının Şubat ayında '' Alex'den Ryan Giggs olur mu? diye yazı yazmış sonunda ise şu cümlelere yer vermişti. '' Kendisi için en iyisini o bilecektir. Ama biz de şunu iyi biliyoruz ki Fenerbahçe için şu sıralar Alex'ten daha iyi bir efsane bulmak zor. Uche olmadı, Van Hooijdonk olmadı. Ama o olabilir. Alex, önümüzdeki iki sezon asıl bu açıdan izlemeye değecek. ''

Bağış Erten gibi Türkiye'nin en iyi yazarlarından birisi bunu yazmıştı. Ve son aylarda yaşadıklarımız malum. Alex'den Giggs yaratmak derken, Alex hocasına twitter'dan '' Kıskanç '' dedi, gereksiz kaprisler yaptı, oyundan çıkınca tribüne çıktı, kendisinden söz ettirdi. 

Ve evet Bağış Erten 2011'in Şubat ayında Alex'den Giggs olur mu sorusuna bugün cevap verebiliriz. Alex büyüdü, efsane oldu, Alex'in heykeli dikildi ama Alex'den ne yazıkki bir Giggs olmadı ve artık bundan sonra da olması çok ama çok zor. Fenerbahçe Giggs'ini Alex ile bile bulamadı. Aramaya devam etsin ...