11 Aralık 2011 Pazar

Maç Günlüğüm # 71


- Bu günlüğün şarkısı ; Zülfü Livaneli - Sevdalı Başım. İnsanı dinlendiren şarkı. http://fizy.com/#s/1aijol

- Günlük olayına 8 Ocak 2009 Perşembe günü Fenerbahçe-Bursaspor maçını yazarak başlamışım ve peşinden 69 tane yazmışım. Şu an 71.günlüğü okuyorsunuz. Okumaya da devam edeceksiniz.

- Fenerbahçe-Ankaragücü maçı için saat 14:00'de sevdiğimiz abilerimiz ile beraber yollara düşüyorduk. Giderken şike, futbol, Fenerbahçe, cemaat derken alkolümüzü de yudumluyorduk. Tamam muhabbet falan iyi hoş de 3 saatte İstanbul'a gidilmez. Ben böyle trafiğin ...

- Saat 17:00 gibi Kadıköy'de olduk. FBloggers resmi buluşma mekanı Deniz Yıldızı'na geçtik ve bir süre burada takıldık. Bu arada Doktor lakaplı Kerem arkadaşımızın Londra'dan getirdiği West Ham atkılarını da teslim aldık. Bir kez daha teşekkür edelim.

- Saat 17:30 gibi stadın oraya maçı beraber izleyeceğim arkadaşlarımın yanına geçtim ve ufak bir Fenerium turundan sonra stada girdik. Uzun bir zaman sonra stada ilk kez bu kadar erken girdim.

- Stada girerken güvenlik torbada bulunan 2 West Ham atkısını görünce '' Oooo Trabzonspor '' yaptı, dedim abi West Ham atkıları. Tamam tamam biliyorum diyerek geçtim içeri. Adam da haklı ama direkt bordo-mavi renkleri olunca insanın ister istemez dikkatini çekiyor.

- Stada girdiğimizde Türk Telekom tribünü üst tarafına çıktık. Yerimiz gayet güzeldi. Zaten stadın her yeri, her köşesi güzel.

- Maçı mükemmel gollerle beraber kazandık. 

- Hayatımda bir maçta ilk kez bu kadar güzel goller gördüm. Ya da daha önce gördüm ama bu son gerçekleştiği için öyle sanıyorum.

- Tribünlerde çok bayan var. Aşırı. Bizim grupta da 2 tane vardı zaten.

- Isıtıcılar candır.

- Tribün performansı iyiydi. Özellikle 2.yarı çok iyiydi. Küfürsüz de iyi tribün olabiliyormuş. Yalnız bir kez daha söyleyelim. Bağıran taraftar grupları aynı tribüne girmelidir. Bu da Türk Telekom tribünü olmalıdır. Hem görsellik için, hem birliktelik için. Düşünsenize Genç Fenerbahçelilerin de Türk Telekom'a geldiğini. Enfes tribünler olur.

- Maçın üzerinden çok zaman geçtiği için daha da yazacak bir şey bulamıyorum :)

- Bursaspor deplasmanına da gideceğim. O maçın günlüğü ile burada olacağım.

10 Aralık 2011 Cumartesi

El Clasico'ya Doğru


Yine bir El Clasico günü. Real Madrid ile Barcelona Madrid'de karşı karşıya gelecek. Real Madrid bu sene çok iyi, Real Madrid bu sene çok gol atıyor, Real Madrid bu sene El Clasico'ya lider çıkıyor ancak Barcelona için bu maç daha önceden oynadığı maçlara benzemez.

Real Madrid'in aşağı yukarı nasıl oynayacağını hepimiz biliyoruz. Ancak Barcelona'nın da biliyoruz. Geçen sezon veya ondan önceki sezon kötü giden dönemlerden sonra büyük bir maça nasıl çıktığını, nasıl bir futbol düzeyine ulaştığını gördük. Rakiplerini konsantre olduğu maçların tamamında ezdi, sahaya gömdü.

Real Madrid'i tüm dünya favori gösteriyor ancak ben yine de Barcelona'nın büyük maçları farklı oynamasından dolayı bu maçı da kazanacağını düşünüyorum. Messi, Xavi, Cesxc, Villa ile beraber Real Madrid'i deplasmanda yeneceğini düşünüyorum.

Mücadele saat 23:00'de başlayacak ve Ntv Spor'dan canlı yayınlanacak.

Real Madrid ; Casillas, Arbeloa, Pepe, Ramos, Marcelo, Khedira, Xabi Alonso, Lass, Di Maria, Benzema ve Ronaldo

Barcelona ; Valdes, Alves, Pique, Puyol, Abidal, Xavi, Busquets, İniesta, Fabregas, Messi ve Villa

Tarafımız da belli. Banner ile beraber akşama hazırız.

Andrea Huisgen


2011 İspanya güzeli Andrea Huisgen de tarafını belli etmiş.


Avrupa Yolu Fenerbahçe Başarılarıyla Dolu


Dünyanın en büyük spor kulübüyüz diyoruz ancak Galatasaray yenilgisi sonrası hayattan kopuyoruz. En azından çoğu insan Fenerbahçe Ülker'in maçını bile seyretmedi. Fenerbahçe Universal'in maçını izlemedi, Fenerbahçe kadın basketbol takımının deplasmanda nasıl kazandığını bilmiyor.

Erkek basketbol takımımız deplasmanda 20 sayı fark attı, grup lideri, bayan voleybol takımımız deplasmanda 3-0 yendi, grup liderliği sürüyor. Set bile vermedi. Kadın basketbol takımımız Euroleague'in tek yenilgisiz takımı. İyi basketbol oynuyorlar. Rahat kazanıyorlar.

Bu 3 takım - 3 Temmuz değil 3 takım - bu sene Avrupa'da büyük ihtimalle - büyük bir sakatlık falan olmazsa - Ocak ayına, Şubat ayına hatta Mart ya da Nisan ayına kadar maç yapmaya devam edecek. Avrupa'da başarı sağlamaya devam edecek.

Camia'nın bu kadar sıkıntı çektiği bir dönem bu 3 takım sezon öncesinden çok daha farklı, çok daha iyi, sezon öncesinden çok daha iyi mücadele ediyor.

 Bu 3 takıma salonlara gidip destek olmak her Fenerbahçelinin başlıca görevlerinden olmalı. Futbol takımı Avrupa kupalarında bu kadar başarılı olsa herhalde her maç stat dışında 10 binlerce insan kalırdı.

Bu sene Avrupa'dan kupa gelmeli.

9 Aralık 2011 Cuma

Sisli Bir Gece Yarısında ...


Konu Fenerbahçe değil ama fotoğrafı görünce aklıma bizim beste geldi.

Sisli bir gece yarısında
Issız bir sokak ortasında
Kırık bir lambanın altında
Dalmışım sevdalara
Neler geçti kalbimden bilsen
Yaşlar damladı gözlerimden
Anladımki ölene kadar
FENERBAHÇE düşmeyecek dilimden.

Şike Sürecini Unutturan Yenilgi


Çarşamba akşamı Türk Telekom Arena'da Galatasaray derbisine çıktık. Galatasaray baştan sona üstün oynayan taraftı, baştan sonra mücadele eden taraftı. Bu net şekilde görülen bir gerçek. Hoş biz bu gerçeği yazdığımız için de küfür yiyoruz. Neymiş Galatasaray'ın iyi oynadığını söylemeyecekmişiz, Galatasaray'ın maçı hakettiğini söylemeyecekmişiz. Söylerim ben abi.

3 Temmuz tarihinden sonra Fenerbahçe'nin özellikle futbol takımı yönünden ne oynadığı kötü futbola, ne aldığı bir yenilgiye ne de herhangi bir başka sıkıntısına bu kadar üzülmedim.

Galatasaray'a 3-1 kaybetmek beni çok üzdü. Hem de bu yenilginin bu kadar net bir şekilde gelmesi daha çok üzdü.

3 Temmuz'dan beri Fenerbahçe'nin zorluklara karşı mücadele ettiğini, Fenerbahçe'nin onur savaşı verdiğini söylüyoruz. Hatta bunu söylediğimiz zaman da karşı görüşler geliyor. Fenerbahçe'nin özellikle tüm takım genelinde bu onur mücadelesini verdiğini reddedenler var. Belki de hakllılar. 

Fenerbahçe sezon başından beri kaç maç dolu dolu mücadele etti? Kaç maç rakibi yoğun bir baskı altına aldı? Kaç oyuncu taraftarların bu kadar mücadele ettiği, birlik sağladığı dönemde varını, yoğunu sahaya yansıttı?

Bunların cevaplarını herkes biliyor. Evet bu süreç çok acayip bir süreç, bu süreç insanı değil maç yapmaktan, antrenmana çıkmaktan bile soğutabilecek bir süreç ancak yine de eğer bir birliktelik sağlanıyorsa bunu tüm camia olarak yapmalıyız. Takımın sahaya çıkması bile bir mücadeledir. Elbette bunu da söyleyebilirsiniz ama belli maçlar bu mücadelenin de çok üstüne çıkmak zorundayız.

Bunlardan birisi de Galatasaray maçıydı. Sahada ne yaptığını bilmeyen oyuncular - bir kaç kişi hariç - , mücadele etmeyen oyuncular, maçı kazanmayı istemeyen oyuncular.

Maçtan önce yazdığım yazı da bu maçın sezonun en kritik ve en önemli maçlarından birine çıktığımızı söyledim. İyi oyundan ziyade, 90 dk mücadele eden bir takım görmek istiyordum. Böyle olmadı.

Fenerbahçe bu kadar sıkıntıya rağmen şu an bile sadece averaj farkıyla 2.sırada. Ancak Fenerbahçe bu kadar sıkıntıya rağmen onları terketmeyen, onların yanında olan, onları hiçbir zaman yalnız bırakmayan taraftarları için o formanın hakkını çok fazla vermeliler.

Evet bütün takıma teşekkür ediyorum. Yaşananlar öyle böyle şeyler değil. Ancak taraftarların da istediği şeyler var. Mücadele istiyoruz, hırs istiyoruz, formanın hakkının verilmesini istiyoruz.

Önümüzde Bursaspor maçı var. Sonucu pek alakadar etmiyor ancak Fenerbahçe'nin 18 Aralık 2011 Tarihinde oynayacağı Trabzonspor maçı herkesi çok ilgilendiriyor. Özellikle Trabzonspor karşısında futbolcuların bir an bile mücadeleden vazgeçmesini, bir an bile hırslarından vazgeçmesini en azından ben kaldıramam. Çok üzülürüm. Bu sene bundan sonra 2 tane maç kazanacaksak bu iki maç Trabzonspor maçları olmalıdır.

Sonuç olarak Galatasaray karşısında alınan mağlubiyet en azından bana şike sürecini unutturdu. Maçtan önce başlayan heyecan, maç anında da devam etti. Aylardır hasret kaldığımız duyguları Galatasaray maçı anında ve sonrasında yaşadık. İnşallah bundan sonra saha dışı olaylar bir an önce sona erer ve taraftarlar olarak sadece saha içinden dolayı üzüntüler yaşarız.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Fenerbahçe Kuponu



Fenerbahçe'ye güvendiğimizi bir göstergesi de bu kupon.

Derbiye Doğru


3 Temmuz'dan bu yana 156 gün geçti. 156 gün boyunca Fenerbahçe taraftarları olarak çok acılar çektik, çok üzüldük. Sürecin belirsizliği daha da can sıkmaya başladı. Belki de o tarihten sonra ilk kez aklımızda şike süreci olmayacak. Bu akşam 19:30'da 90 dk boyunca aklımda ne süreç olacak ne de başka bir şey. Sadece Galatasaray derbisi olacak.

156 gün önce sabah saatlerinde gelen haberlerden sonra kahrolan taraftarlar, kahrolan futbolcular ve kahrolan camia'nın bu akşam Türk Telekom Arena'dan gelecek galibiyete çok ihtiyacı var. Belki sadece 3 puan olarak gözüküyor ancak hiç de öyle değil.

Bugün alınacak galibiyet Fenerbahçe ile ilgili yalan haber yapanlara, Fenerbahçe üzerine oyun oynayanlara, Fenerbahçe'nin adını kirletenlere, Fenerbahçe'yi rant kapısı olarak görenlere, Fenerbahçe üzerinden prim yapanlara tokat gibi çarpacak.

Bugün sahaya çıkın ve o formanın hakkını verin. Fenerbahçe'nin asla yıkılmayacağını bir kez daha gösterin. Hep yaptığınız gibi yine Galatasaray'ı yenin.

Galatasaray-Fenerbahçe
19:30

6 Aralık 2011 Salı

Derbi Özel Banner'ı


Bloga derbi öncesi banner yaptım. Gayet amatör olarak. Gelsin profesyonel biri yapsın, mükemmel olsun yine de bloga koymam. Bu Banner'ın özelliği ise Fenerbahçe'nin son 17 yıl lig maçlarında Galatasaray'a gol atan oyuncularının isimlerinin nolması. Bence mükemmel bir banner :)

2011 Uefa Yılın Takımı


Her yıl Aralık ayında Uefa yılın takımını seçiyoruz. Bu sene de seçtik. Bazı noktalar çok net belliyken, bazı noktalara adam seçerken çok düşündük.  Barcelona'dan 4, Bayern Münih'den 1, Manchester United'dan 1, Real Madrid'den 3, Dortmund'dan 1 ve Tottenham'dan 1 oyuncu var. Teknik direktörümüz Dortmund'un genç hocası Jürgen Klopp, kaptanımız en tecrübeli oyuncumuz Xavi. Yalnız bu takımın bir araya geldiğinizi düşünsenize? Xavi, Bale, Mesut önlerinde Messi ve Ronaldo. Haksız rekabetin bile haksız olduğu anlar. Siz de oy vermek isterseniz. Tıklayınız.

5 Aralık 2011 Pazartesi

2010/2011 ; Cenk Tosun, 2011/2012 ; Muhammet Demir


Muhammet Demir. 1992 Araklı doğumlu. Forvet oynuyor. 2008/2009 sezonu Bursaspor ile 1 maç, 2009/2010 sezonu yine Bursaspor ile 2 maç, 2010/2011 sezonu Gaziantepspor ile 2 maça çıktı. Ancak bu sene Gaziantepspor ile kendisini buldu. Geçen sezon Cenk Tosun'un öne çıktığı Gaziantespor'dan bu sene de Muhammet ön plana çıkıyor. 9 maça çıktı ve 4 gol attı. Gençlerbirliği'ne 2, Galatasaray'a 1 ve Samsunspor'a 1 gol attı.

Benim bu yazıyı yazmamdaki amaç ise bu hafta izlediğim Samsunspor maçı oldu. Mücadelenin sadece özetini izledim. Ancak öyle bir Muhammet Demir izledimki gerçekten şaşırdım. Her ortaya o kafa vurdu. Her topa vuruyor falan ama boyu sadece 1.75. Öyle çok uzun bir oyuncu değil. Ancak çok iyi hava hakimiyeti var. İyi sıçrıyor. Alex gibi diyebiliriz. Bu hafta bu maçı izlemeden skoru biliyordum. Ancak golü kimin attığını bilmiyordum. '' İnşallah Muhammet Demir atmıştır, en çok o haketti. '' dedim. Ve 81.dk güzel bir kafa golü atarak Gaziantepspor'a kritik bir 3 puan getirdi.

Muhammet Demir henüz 1992 doğumlu. Yani henüz 19 yaşında. Gaziantepspor'un ve Türk futbolunun yıldızı olabilir. İnşallah sonu geçen sezon o takımda fırtınalar estiren ancak bir sene içinde müthiş bir düşüş yaşayan Cenk Tosun gibi olmaz. Muhammet'i takip edin.

West Ham United


Londra'dan Kerem 'in getirdiği West Ham United atkısı. Koleksiyona katıldı. Kendisine teşekkür ediyoruz.

Euro 2012 Grupları


Euro 2012'nin grup kuraları geçtiğimiz hafta çekildi. Yine Türkiye'nin olmadığı bir şampiyona. İspanya'yı destekleyeceğiz. A grubu her takımın lider, her takımın sonuncu olabileceği bir grup, B grubu için ölüm grubu diyoruz ama bana göre öyle değil. Hollanda ve Almanya 1-2 olarak üst tura çıkarlar, C Grubu fazla yorum yapmayı gerektirmiyor. 1.belli 2.kim? ve D grubu ise yine İngiltere'nin 1.olması muhtemel, 2.takımın kim olacağının merak edildiği bir grup. 8 Haziran Polonya-Yunanistan maçı ile beraber turnuva başlıyor.

Arjantin Apertura Şampiyonu : Boca Juniors



Arjantin Apertura yani Arjantin açılış ligi'nde şampiyon Boca Juniors oldu. Evinde oynadığı Banfield maçını 3-0 kazanan Boca bitime 2 hafta kala şampiyon oldu. Boca Juniors tarihinde 7.kez Apertura şampiyonu oldu.  

Maçı internetten izledim. Muazzam bir atmosfer vardı. Kaptan Riquelme'nin devre arası tribünleri coşturması mükemmel görüntülerin çıkmasına neden oldu. Maç sonrası ise La Bombonera'da yer yerinden oynuyordu. Bu arada kupayı kaptan Riquelme kaldırırken, parayı İveco götürüyordu !

Socrates


Brezilya futbol efsanesi Socrates bugün 57 yaşında hayata gözlerini yumdu. Okuduklarımız, internetten izlediklerimiz ve bize anlatılanlardan Socrates'in çok büyük bir oyuncu olduğunu anlıyoruz. Keşke izleme fırsatımız da olsaydı. Sevenlerinin başı sağolsun. Corinthias taraftarları şampiyon oldukları maç öncesi pankartlar, t-shirtler, atkılar ile beraber Socrates sevgilerini net bir şekilde ortaya koydular.


Socrates 19 Eylül 1984 tarihinde Fiorentina forması ile Uefa Kupası maçı için Fenerbahçe Stadı'na da gelmişti.