2018 Mayıs ayında Ali Koç'u İstanbul'da canlı izlerken ya da vaatlerini okurken ya da yapmak istediklerini dinlerken hep umut dolmuştuk. Ve o günler efsane slogan çıkmıştı ortaya. ''Ali Koç başkan olacak, güneş doğacak.'' Aradan geçen 3 yılın sonunda Ali Koç'un maalesef böyle bir şeyi başaramadığını üzülerek söylüyorum. Kulübün maddi durumunu düzeltirken, cebinden büyük paralar harcarken sportif başarı anlamında zayıf kaldık. Ve elbette Fenerbahçe taraftarlarının üzüldüğü noktalardan birisi de bu sportif başarı yakalanmezken Ali Koç ve yönetiminin devamlı farklı sistemler denemesi, bir türlü istikrarlı planı oturtamaması, sürekli deneme yanılma yoluna gitmesi, söylemleriyle yaptıklarının farklı olması, taraftarlara yeteri kadar şeffaf olmaması, camiaya seslenmemesi, kötü günlerde susması, Fenerbahçe haklarını yeteri kadar savunmaması... Şimdi 13 Haziran günü Fenerbahçe yeniden sandığa gidiyor ve yeni başkanını seçiyor. Ali Koç bir kez daha aday olduğunu açıkladı. Elbette geçen 3 yılın sonunda karşısına aday çıkmasını da, yarışın daha keyifli geçmesini de, Ali Koç ve yönetiminin ''rakipsiz'' kalmamasını da görmek isterdim. Ancak büyük ihtimal bu kez tek adayla girebiliriz. Temennim ve beklentim yapılan hataların bitmiş olması ve Ali Koç ve yönetiminin Fenerbahçe'yi istenilen seviyeye tekrardan çıkarmasıdır. Hayırlı olsun demekten, Fenerbahçe için hep iyi düşünmekten başka yapacak bir şey yok. Gitsinler, defolsunlar demek benlik değil. Kazanan Fenerbahçe olsun.
22 Mayıs 2021 Cumartesi
11 Mayıs 2021 Salı
2020 Avrupa Futbol Şampiyonası Çıkartma Albümü
Ve bir gelenek zamanı geldi çattı. Yıllardır büyük turnuvalar öncesi hep aynı hobinin peşinde gidiyoruz; Panini çıkartma albümü. Üstelik bu sene Türkiye'nin de olduğu bir albümü yapmak daha keyifli olacak. Biz bir Whatsapp grubundaki arkadaşlarla beraber direkt üretici firmadan albümleri ve kutuları alarak yola çıktık. Önceki senelere göre fiyatların saçma bir şekilde artması can sıksa da her zaman mı yapıyoruz diye kendimizi kandırarak ya da ikna ederek bu albüme başladık. Euro 2012'de 1 TL'ye, Euro 2016'da 2 TL'ye satılan çıkartmaların bu sene 7.5 TL'ye satıldığını belirtmeden geçmeyelim. 2016'da % 100 isabet oranı tutturduğumuz takdirde toplam 275 TL'ye mal olacak albüm bu sene 1020 TL'ye tamamlanacak. Elbette burada devreye takaslar girecek ve herkes albümü tamamlamaya o yöntemle çalışacak. Ben bu sene 2 kutu alarak başladım. Hediyelerle birlikte toplam 550 çıkartmanın 397 tanesini yapıştırıp albümün % 58'ini tamamladım. Geriye kalan 231 tane için hem yeni paketler almam lazım, hem iyi takaslara girmem lazım. Panini resmi uygulaması üzerinden fazla çıkartmalarımı görebilirsiniz. Kullanıcı adım; ygtylmz. Uygulamayı şuradan indirebilirsiniz. Fotoğrafını da ekledim. Albümü satın almak isteyenler için adresleri de bırakayım; Tık ve Tık. Panini resmi sitesinden de satış var ancak orada sanırım gümrük vergisi olayı var, araştırmadan almayın. Tık. Takasa girmek isteyenler Twitter'dan ya da buradan bana ulaşabilir. Elimde 153 fazla çıkartma var...
Etiketler:
çıkartma,
Çıkartma Albümü,
Euro 2020,
Panini,
sticker
25 Nisan 2021 Pazar
Diego Maradona
Filmin açılışı hareketli bir şarkı ve arabayla ilerliyoruz. Her şey oldukça güzel. Fotoğraftaki gibi basının ve taraftarların ilgisinin olduğu yüzlerce an. Daha sonra futbol sahasında tarih yazan bir futbolcu. Goller, asistler, kupalar. Hem Arjantin halkı tarafından hem Napoli halkı tarafından ''tanrı'' gözüyle gözüken futbolcu. Ancak daha sonra şöhretin bedelini ödeyip kendi hayatına zarar veren ve oldukça sıkıntılarla geçen hayat. Maradona bir çok futbolsever tarafından tarihin en büyük futbolcusu olarak görülüyor. Asif Kapadia'nın bu şahane belgeselini izledikçe her saniye bunu hissediyorsunuz. Bir futbolcunun dibe çöküşünü de, zirveye çıkışını da gerçek görüntülerle bizlere kusursuz şekilde yansıtmış. Hareketli bir şarkıyla başlayan belgesel duygusal bir melodi ile bitiyor. Tabii son sahne keşke Maradona biraz daha düzgün yaşasaydı diyor insan. Tabii o zaman böyle bir efsane olur muydu? Bilemeyiz. BeIN Connect üzerinden izleyebilirsiniz.
11 Nisan 2021 Pazar
Seyircisiz Sezon
Yıllarca sahip oldukları taraftarları ile beraber Türkiye çapında ses getirdiler. Taraftarları ile gündem olup, taraftarları ile var oldular. En dibe düştüklerinde de, zirveye çıktıklarında da değişmeyen tek bir şey vardı. Taraftarlar. Kocaelispor ve Sakaryaspor taraftarları ile beraber büyüyen kulüpler. Pandemi nedeniyle uzun bir süredir seyircisiz devam eden futbolda bu iki takımın tribünlerini özlüyorum.
Kocaelispor 2.Lig Beyaz Grup mücadelesine devam ediyor. Hedef her maçın televizyondan yayınlandığı 1.lige çıkmak. Sezona oldukça karışık başlayan Kocaelispor daha sonra toparlandı ve şu an 31 maçta topladığı 56 puan ile beraber 3.sırada. Direkt olarak çıkma şansı kalmadı. Son 5 maça girerken hedef play-off oynayıp oradan 1.ligin yolunu tutmak.
Sakaryaspor ise 2.Lig Kırmızı Grup mücadelesi yapıyor. Sezon başında beklentiler Kocaelispor ile Sakaryaspor'u aynı ligde izlemekti ancak TFF yine kötü bir karar alarak bu iki kulübü farklı gruplara yolladı. Gerçi seyircisiz bir sezonda çok da üzücü olmadı. Sakaryaspor'un olduğu grupta da Eyüpspor direkt olarak 1.lige çıkmayı garantiledi. Sakaryaspor da Kocaelispor gibi son 5 maça 3.sırada giriyor. Puanı 60.
Her iki takımın da play-off oynaması garanti değil ancak seyirci avantajının da olmadığı bir yerde, taraftarından yoksun geçirdiği bir sezonda taraftarlar 3.ligde bıraktıkları takımlarını seneye pandemi biraz olsun azaldığı zaman 1.lig mücadelesi yaparken görebilir. Kocaelispor ya Sakaryaspor'dan birisi seneye 1.lig oynayabilir. Sezonun kalanı ve play-off neler getirecek göreceğiz. Umarım beklentiler karşılanır ve seneye Kocaelispor veya Sakaryaspor, Bursaspor, Adana Demirspor, Altay, Adanaspor gibi efsane takımlarla beraber iyi bir lig izleme şansı buluruz.
Kocaelispor 2.Lig Beyaz Grup mücadelesine devam ediyor. Hedef her maçın televizyondan yayınlandığı 1.lige çıkmak. Sezona oldukça karışık başlayan Kocaelispor daha sonra toparlandı ve şu an 31 maçta topladığı 56 puan ile beraber 3.sırada. Direkt olarak çıkma şansı kalmadı. Son 5 maça girerken hedef play-off oynayıp oradan 1.ligin yolunu tutmak.
Sakaryaspor ise 2.Lig Kırmızı Grup mücadelesi yapıyor. Sezon başında beklentiler Kocaelispor ile Sakaryaspor'u aynı ligde izlemekti ancak TFF yine kötü bir karar alarak bu iki kulübü farklı gruplara yolladı. Gerçi seyircisiz bir sezonda çok da üzücü olmadı. Sakaryaspor'un olduğu grupta da Eyüpspor direkt olarak 1.lige çıkmayı garantiledi. Sakaryaspor da Kocaelispor gibi son 5 maça 3.sırada giriyor. Puanı 60.
Her iki takımın da play-off oynaması garanti değil ancak seyirci avantajının da olmadığı bir yerde, taraftarından yoksun geçirdiği bir sezonda taraftarlar 3.ligde bıraktıkları takımlarını seneye pandemi biraz olsun azaldığı zaman 1.lig mücadelesi yaparken görebilir. Kocaelispor ya Sakaryaspor'dan birisi seneye 1.lig oynayabilir. Sezonun kalanı ve play-off neler getirecek göreceğiz. Umarım beklentiler karşılanır ve seneye Kocaelispor veya Sakaryaspor, Bursaspor, Adana Demirspor, Altay, Adanaspor gibi efsane takımlarla beraber iyi bir lig izleme şansı buluruz.
7 Mart 2021 Pazar
Manchester City 0 Manchester United 2
Futbolu neden bu kadar çok sevdiğimi gösteren bir maç izledim. Normalde Pep Guardiola'nın oynattığı futbolu, yaptıklarını daha çok seviyorum. Elbette City'nin bu yüzden hep kazanmasını istiyorum ancak sahada iyi şeyler görünce mutlu oluyorum. Manchester United rakibinin 21 maçlık galibiyet serisini bitirirken takım halinde kusursuz bir savunma ile oynadılar. Maç sonrası istatistiklere baktığımız zaman City tarafında gördüğümüz % 66 topla oynama, 23 şut, 6 korner, 700 pas karşımıza çıksa da 75.dk'ya kadar ''bu nasıl kaçar'' diyeceğimiz bir pozisyon vermediler. Shaw, Maguire, Lindelof, Wan-Bissaka ve McTominay ile beraber kusursuz bir alan yerleşimi ve konsantrasyon ile oynadılar. Manchester City şampiyonluğu elbette büyük bir mucize olmazsa vermeyecektir ancak bu galibiyet Solskjaer'in böylesi bir rakibe karşı derslik bir galibiyeti olarak hatırlanacaktır.
Bu arada maçı S Sport'tan izledim. Erman Yaşar spiker, Emre Özcan yorumcu anlamında kusursuz bir maç çıkardılar. İnsanı asla sıkmayan, futbolun sadece doğrularını söyleyen, devamlı doyurucu bilgiler veren, bizleri daha çok maçın içine sokan, maçı anlamamızı sağlayan bu ikiliye ne kadar teşekkür etsek az. Var olsunlar.
Bu arada maçı S Sport'tan izledim. Erman Yaşar spiker, Emre Özcan yorumcu anlamında kusursuz bir maç çıkardılar. İnsanı asla sıkmayan, futbolun sadece doğrularını söyleyen, devamlı doyurucu bilgiler veren, bizleri daha çok maçın içine sokan, maçı anlamamızı sağlayan bu ikiliye ne kadar teşekkür etsek az. Var olsunlar.
2 Mart 2021 Salı
Free Solo
Hayatımda izlediğim en acayip, en iyi, en heyecan verici belgesellerden birini izledim. Resmen bir gerilim filmi. Alex Honnold ve dünyanın en büyük kaya kütlelerinden biri olan El Capitan yolculuğunu anlatan şahane bir belgesel. Belgeselin tamamı şahane ama son 25 dk müziğin de etkisiyle acayip bir noktaya dönüştü. Belgeseli yapanlar bile ''Belki de birazdan düşecek ve biz bir insanın ölümünü çekmiş olacağız'' diye heyecan yapsa da neyse ki sonunda korkulan olmadı ve ipsiz, ekipmansız 3 saat 56 dk süren bir tırmanışla tarihe geçti. Yerimde duramadığım, heyecandan terlediğim, kalbimin farklı şekilde attığı bu belgeseli ben malum yerlerden indirerek izledim. Siz nasıl izlersiniz bilmiyorum. En ufak bir konsantre kaybında öleceğini bile bile bunu yapmak çok büyük saygı duyulası bir şey. Alex Honnold gerçekten büyüksün be abi. Ayrıca 2019 yılında en iyi belgesel oscarını aldığını da ekleyeyim. Çekimleri, müzikleri ve Alex Honnold'a saygıları ile beraber belgesel ekibini de kutlamak lazım. Bir sabaha karşı kalkıp hiçbir şey olmamış gibi sakince gidip 900 metreye tırmanmak... Alex Honnold gibi isimlere büyük saygı duyuyorum.
27 Şubat 2021 Cumartesi
Call Me by Your Name
Çok iyi film. Çok beğendim. Olive ve Elio sahneleri, evde yemek masasında geçen anlar, İtalya'nın nefis manzaraları, sokakları, gölleri, doğal güzellikleri, bisikletlerle sağa sola gitmeleri, gezmeleri, birbirlerini görünce hissettikleri, kurdukları cümleler... Filmin her saniyesi çok iyiydi. Netflix'ten izleyebilirsiniz. Film hakkında iyi bir yazı okumak isteyenler tıklasın.
The Professor and the Madman
Oyunculuklar iyi, son bölümü güzel ama film nedense belli kaliteyi geçememiş. İçine girmeyi başaramadım. Aslında çok iyi konu, şahane bir atmosferde geçiyor ama bir şeyler eksik bu filmde. Ya da ben yanlış bir zamanda izledim. Netflix'ten izleyebilirsiniz. Sean Penn ve Mel Gibson oyunculukları şahane.
25 Şubat 2021 Perşembe
The Best Together
Yine koleksiyona Turgay Keskin imzası. La Liga yönetimi tarafından kendisine yollanan bu atkıyı o da bana hediye etti. Daha etiketi üstünde olan bu atkı da koleksiyonun içinde yer alacak.
Everton
Atkı koleksiyonu yaptığımı bilen BeIN Sports spikerlerinden Turgay Keskin tarafından hediye edilen Everton atkısı. Kendisi bu atkıyı Everton resmi sitesinden alıp bana hediye etti. Koleksiyon için yollamış olsa da ben bu atkıyı soğuk kış günlerinde kullanırım. Kendisine çok teşekkür ederim.
20 Şubat 2021 Cumartesi
Amour
80'li yaşlarında iki insan, iki emekli müzik öğretmeni. Evlerinde kitapların içinde, müziğin içinde bir hayat sürerken kadının felç geçirmesi sonucu tüm hayatları değişir. İnsan hayatının ne kadar boş, aslında ne kadar aniden değişebileceğini bizlere çok iyi anlatıyorlar. Filmi ağır bulanlar olabilir ancak her saniyede insan kendi hayatını düşünüyor, kendi ailesini, çevresini, sevdiği insanları. Bir insana nasıl her şartta destek verebileceğini, nasıl bir insanın en kötü gününde yanında olabileceğini, onun için mücadele edeceğini, zaman zaman insan doğası gereği pes ediyor gibi oluşunu ancak bunun da geçici olduğunu gösteriyor. Hayatın bu kadar kısa olduğu bir dünyada bu film insanların izlemesi ve dersler çıkarması gereken bir film olarak karşıma çıktı. Michael Haneke yönetmenliğinde başrollerinde Jean-Louis Trintignant ve Emmanuelle Riva'nın oynadığı ve sanki bizlere gerçekten o evde yaşadıklarını sonuna kadar hissetiren kusursuz oyunculuk. Hayatımda izlediğim en iyi dram filmlerinden birisi olarak yerini aldı. Uzun zaman etkisinden çıkamam.
19 Şubat 2021 Cuma
Amores Perros
Burayı adeta günlük olarak kullandığım için istediğim cümleleri yazabiliyorum. Zaten kimse okumasa olur. Yıllar sonra dönüp bakabilmek için yazıyorum. Film konusunda fikirlerine değer verdiğim bir arkadaşıma ''hangi filmi izleyeyim?'' diye sorduğumda direkt bu film söyledi. İyi ki söyledi. Son zamanlarda izlediğim en güzel film. Kesişen hayatlar konusunda bir film daha izlemek bana keyif verdi. Alejandro Gonzales Inarritu yönetmenliğinde şahane bir film izledim.
''Daha sonra seninle yaşayabilmek için dünyayı düzene sokmaya çalışıyordum.'' Kusursuz bir cümle. IMDB 228 numara. Mutlaka izleyin. Ayrıca Emilio Echevarria kusursuz oynamış ya.
''Daha sonra seninle yaşayabilmek için dünyayı düzene sokmaya çalışıyordum.'' Kusursuz bir cümle. IMDB 228 numara. Mutlaka izleyin. Ayrıca Emilio Echevarria kusursuz oynamış ya.
15 Şubat 2021 Pazartesi
Milk
Çok iyi insan, çok iyi konu, çok iyi film. Harvey Milk ismini bu filme kadar bilmiyordum. Ancak 1970'li yıllarda San Francisco'da LGBT hakları için yaptıklarından sonra ne kadar güzel bir adam olduğunu görmüş oldum. Kısa bir sürede insanlar için yaptıkları acayip şeyler. 1970'lerin Amerika'sında halk tarafından itilen, dışlanan, polis tarafından itilen, şiddete maruz bırakılan, hor görülen, dövülen, öldürülen, hapse atılan eşcinseller için meclise denetçi olarak girip hakları için elinden geleni yapmış biriymiş. Sean Penn şahane oynamış, bizlere gerçekten Harvey Milk'i yaşatmış. Netflix üzerinden izlediğim bu filmi kolay kolay unutamam. Vakit yaratıp izleyin, pişman olmazsınız. İnsan hakları konusunda kusursuz bir film. 2009 yılında 8 dalda oscar adaylığı alıp, 2 oscar ödülü alan bir film. Şahane.
''Bu hareketin sürmesini istiyorum. Çünkü bu hareketin kişisel kazançla, egoyla, güçle alakası yok. Bu hareket ''bizler'' için. Sadece geyler için değil. Aynı zamanda siyahlar, Asyalılar, yaşlılar ve engelliler için. ''bizler'' için. Umut olmazsa ''bizler'' pes eder. Umut olmazsa hayat yaşanmaya değmez.''
14 Şubat 2021 Pazar
Sıkıldım
Fenerbahçe 14 Şubat 2021 tarihinde saat 20:23'te Twitter'dan fotoğrafta gördüğünüz gibi bir tweet attı. Galatasaray-Kasımpaşa maçında yaşanan hakem hatalarından dolayı atıldı. Kasımpaşa'nın verilmeyen penaltısı. Elbette bana göre de penaltı verilmesi, en kötü VAR hakeminin maçın hakemini çağırması gerekiyordu. Ancak benim başlığa da yazdığım ''sıkıldım'' demem bu sebepten değil.
Fenerbahçe ya da başka kulüpler yıllardır bu tarz açıklamalar yapıyor. Galatasaray açıklama yaparken Fenerbahçe'nin ağlama emojisi attığını da, Fenerbahçe açıklama yaparken Galatasaray'ın benzer tepkileri verdiğini de biliyoruz. Yani bu yaşanan süreçler değişmiyor. Atılan bu tweetin altına baktığımız zaman ''Çok güzel oldu, bu yoldan gidelim, işte beklediğimiz tepkiler, işte olması gereken kulüp duruşu...'' gibi cümleler görsek de bu anlık tatminden başka bir şeye yaramıyor. Açıkcası ben hiçbir taraftarın bunları keyifle konuştuğunu düşünmüyorum. Herkes düz saha içine bakıp sevinmek ya da üzülmek istiyor. Ancak bu mümkün olmuyor. Her maçtan sonra bir hakem konuşması duyuyoruz.
Artık gerçekten sıkıldım. Kulüpler bunu attığı tweetlerle, yaptığı açıklamalarla değil başka şekilde çözmek zorundalar. Çünkü yapılan açıklamalar, atılan tweetler bunu çözmüyor. Yıllardır aynı süreçleri izleyip duruyoruz. Tabii ben bu kişisel sayfamda bunları yazsam da bu süreçlerin de biteceğini düşünmüyorum. Bir hafta Galatasaray, bir hafta Beşiktaş, bir hafta Fenerbahçe tweet atmaya, açıklama yapmaya, kınama yayınlamaya devam eder.
Artık gerçekten sıkıldım. Kulüpler bunu attığı tweetlerle, yaptığı açıklamalarla değil başka şekilde çözmek zorundalar. Çünkü yapılan açıklamalar, atılan tweetler bunu çözmüyor. Yıllardır aynı süreçleri izleyip duruyoruz. Tabii ben bu kişisel sayfamda bunları yazsam da bu süreçlerin de biteceğini düşünmüyorum. Bir hafta Galatasaray, bir hafta Beşiktaş, bir hafta Fenerbahçe tweet atmaya, açıklama yapmaya, kınama yayınlamaya devam eder.
Le genou de Claire
Mubi'de ''günün filmi'' olarak görünce izlemek istedim. Açıkcası Claire'nin Dizi isminde bir filmin nasıl olduğunu merak etmiştim. Bir orta yaşlı insan olan Jerome'un evlilik aşamasında tatilde tanıştığı Claire isimli bir kıza duyduğu hayranlığı anlatıyor. Tabii bu hayranlık kıza değil daha çok dizine. Yani bir nevi fetişizm. Film kadın-erkek ilişkilerini, bir insanın saplantılarını çok farklı şekilde gözler önüne seriyor. Filmin IMDB puanı 7.6. Filmin bir diğer güzelliği ise İsviçre'nin nefis manzaralarına şahit olmamız. Ayrıca Jerome'un teknesi olması ve devamlı tekneyle gidip gelmesi, gezmesi beni filme bağlayan başka detay oldu. Mubi üyeliği olanlar bi denesin. 1970 yapımı film olduğunu da ekleyeyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







