29 Nisan 2014 Salı

Maç Günlüğüm # 123 / Şampiyonuz


Şampiyonluk çok güzel bir şey be kardeşim. Çok anlamlı. Tuttuğun takımın şampiyon olması bir insanı mutlu eden en güzel şeylerden birisi. Hele bu heyecanı tüm sezon gerek Kadıköy’de, gerek deplasmanda da yaşadıysanız çok daha anlamlı, çok daha güzel. Fenerbahçe tarihinin en anlamlı şampiyonluğuna ligin bitimine 3 hafta kala ulaştı ve milyonlarca taraftarını sokağa döktü.

Kaydı geri alalım. Cumartesi günü’ne dönelim. İçimizde heyecan, beklentimiz artık bu hafta işin resmiyete dökülmesi yönünde. Formalarımızı da alıp Cumartesi akşamından düşüyoruz yollara. Kadıköy, Yoğurtçu Parkı, Stat çevresi fırtına öncesi sessizliği yaşıyor. Bayraklar asılmış şampiyonluk bekleniyor. Lefter ve Alex gibi iki efsaneye selamı çakıp kalacağımız eve geçiyoruz. 

Pazar günü gün erkenden başlıyor, saat 10:00’da kalkılıyor, sokaklar yine sessiz ama hazır. Etrafta çevre illerden, Avrupa’dan gelen Fenerbahçeliler.  İçimizde tarif edilmeyecek bir mutluluk, heyecan. Çocuklar gibiyiz. İlk defa şampiyon oluyor gibiyiz.

Yoğurtçu Parkı ;  Saat 12:00 civarı parka geçiyor, tek başıma – Ogün de var – mangalı yakıyordum. Şampiyonluk mangalı diyoruz-toteme dönebilir-. Yoğurtçu Parkı’nda mangal yaktığımız tüm sezonlar Fenerbahçe şampiyon oldu. Seneye de yakar mıyız? Yakarız be abi. Dakikalar ilerliyor, park yükünü alıyor. Gelen herkesin yüzü gülüyor. Şampiyonluk için dakikaları sayıyorlar. Muhabbet, gırgır, şamata, yenen köfteler, tavuklar derken saatler ilerliyor maç anına geçiyorduk…



Maç ; Belki de günün en sıkıcı anı, Takım futbol adına pek bir şey yapmıyor. Arada evde-Varol abinin evinde izledik- tezahuratlar ile sıkıcı geçen maçı canlandırmaya çalışsak da takım 1 puanın üzerine yatıyor. Ya da yatıyor demeyelim de Rizespor’un da gol atmaya hali olmadığından oyunu iyice rolantiye alıyor. Sivasspor’un da golleri gelince artık iyice mutluluk üst noktaya ulaşıyor. Bizim maç 0-0 bitiyor ve diğer maçlarına sonuçlarına bakmaksızın şampiyon oluyorduk. Evde yapılan tezahuratlar derken sokağa çıkma zamanıydı…

Stat Çevresi ve Bağdat Caddesi ;  Maç sonunda tezahuratlar ile beraber sokağa dökülüyoruz, şampiyon Fener sesleri, mutluluk, tarif edilemez duygular. Stadın yanında binlerce insan, tezahuratlar, yanan meşaleler, bayraklar. Ekip sağlam, giderken her yerde tezahurat yapıyoruz. Yol üzerinde gördüğümüz neredeyse her mekanla karşılıklı ‘’Sarı-Lacivert-Şampiyon-Fener’’ çekiyoruz. Hatta abartıyoruz ve yolun ortasında da tezahuratlar yapıyoruz. Trafiği durduruyoruz. Sevinçten ne yapacağımızı bilememek. Bunun da beteri var. Vitrinde duran cansız mankenlerle Sarı-Lacivert yapmaya çalışıyoruz, gülüyoruz, kahkaha atıyoruz. Koca koca adamlar kendinden geçiyor. Cadde’de ilerliyor, diğer arkadaşlarımızın yanına varıyoruz, orada da tezahuratlar devam ediyor. Herkesin mutluluğu gözünden belli oluyor. Bağdat Caddesi’nin ortasında, davul zurna ekibi ile, karşımda Ogün oyun havası oynuyorum. Herhalde şu hayatta daha iyi anım yok. Yarın yine yapar mıyım? Yaparım tabii. Fenerbahçe işin içindeyse her şey yaparım. Daha sonra işler artık çığırından çıkıyor. Kontrol yavaş yavaş kayboluyor. Vamos mi Sevilla tezahuratları, Betis’e küfürler derken yağmur planları biraz sekteye uğratıyor.  Cadde’den beyaz bir minibüsle stadın yanına doğru gidiyoruz, minibüs’e biz binerken Bedri Baykam iniyordu. Evet Bedri Baykam. Neden orada olduğunu anlamadık. Hoş minibüsle ile ilgili her şey karmakarışık. Minibüsün içerisinde 30 kişi! Kapalı, sadece kapısı açık, hava zor giriyor. Tezahuratlara devam ediyoruz. Dünyanın en keyifli insanları ile, dünyanın en iyi takımının şampiyonluğunu kutluyorduk. Herkes mutluydu. Tek bir şikayet eden insan yoktu. Maraton Fenerium’un önüne geldikten sonra orada son durak diyorduk. Yapılan tezahuratlar, yanımızda bulunan arkadaşların zorla stada girme çabaları, fotoğraf çekilmeler falan derken evin yolunu tutuyorduk. Sağanak yağmur ise bize son şakasını yapıyordu.



Pazartesi ; Dünyanın en güzel Pazartesi günü olsa da 05:30’da uyanmak, otobüste yerde oturarak İzmit’e gitmek, hasta olmak, işten izin almak ve günü yatakta tamamlamak günün notları.

Şampiyonluktan geriye bunlar kaldı. Dünyanın en güzel haftasonu sona erdi.

Fenerbahçe’nin 19.şampiyonluğu bizleri çok mutlu etti ama bu şampiyonluk başta Selçuk kardeşimize, Ali İsmail’e, Burak Yıldırım’a, Ahmet Atakan’a, Selçuk Yula’ya, Fatma abla’ya, Mümtaz amca’ya armağan olsun. Fenerbahçe’linin Fenerbahçeyi sevmesi dünyanın en güzel olayıdır.

Biz şampiyonluğu kutlamaya devam edeceğiz. Burada da yazmaya devam ederim.

Fenerbahçe de çok güzel, Fenerbahçeliler de.

1 yorum:

varol döken dedi ki...

Ben neden eve yalnız döndüm, bu soruyu cevaplar diye okudum yazıyı, yazık :(