19 Temmuz 2011 Salı

Konuşan Fotoğraflar # 28


Fotoğraf'ı Twitter'da http://twitter.com/serhatkeskin hesabında gördüm. Gerçekten de efsane bir fotoğraf. Yoruma bile gerek yok.

19.07 Dünya Fenerbahçeliler Günü

Zor günler geçirsek de, camia olarak üzüntüler yaşasak da bugün bizim günümüz. Evimize Fenerbahçe bayrağı asma günü, sokağa Fenerbahçe forması ile çıkma günü. Bugün Fenerbahçe günü. Tüm Fenerbahçelilerin Fenerbahçeliler Günü kutlu olsun. Doğduğun günden beri gönül verdik biz sana ...

18 Temmuz 2011 Pazartesi

David Beckham & Brooklyn


David Beckham ve oğlu Brooklyn Malibu'da tatilin tadını çıkarıyor. Brooklyn sörf yaparken Beckham onun fotoğraflarını çekiyordu. Tabii o makinanın suya düşmesi, su sıçraması gibi olaylardan etkilenmemesi gibi bir bilgi de verelim :) Anne Victoria yeni doğan kızı ile ilgileniyor sanırım.



David Beckham & Harper



David Beckham ve Victoria Beckham çiftinin geçtiğimiz günlerde kız çocukları oldu. İşte basına yansıyan ilk fotoğraf. Bunca yıldır gerek aile yaşantısı, gerek futbolu, gerek karizması ve gerek reklam filmleri ile hep adından söz ettiren Beckham ailesi çocuğuna Harper Seven ismini koymuş. Bu arada David Beckham geçen gün Real Madrid ile oynadıkları hazırlık maçına çocuklarının isminin yazılı olduğu kramponlarla çıkmış.



15 Temmuz 2011 Cuma

Yazlık / Demtaş Koygun


İlk olarak şu şarkıyı açın ve öyle başlayın okumaya. Tabii okursanız. En azından ben bu şarkıyı dinlerken yazıyorum. Şarkı da şarkı hani. Efsane.

Yaz yaz yaz. Yaz çok güzel. Çalışmadan önce de güzeldi, çalışırken de güzel.

Yazlık olduğu için güzel olabilir. Eğer bu imkanım olmasa sıcaktan bunalır ve yazdan nefret edebilirdim. Bilemem. Gerçi yok be abi. Yazlık 7 senedir var. Ben ondan önce de yaz aylarını çok seviyordum. Bu arada Yazlık derken ne Bodrum, ne Antalya, ne de Çeşme'de. Gayet Karamürsel ile Yalova arası bir yerde. Karamürsel Kocaeli'ye bağlı. Ama gayet de mükemmel - megalomanlık -

Hafta içi sabah 8'de ayrıldığım, akşam 7.30'da geldiğim siteden nasıl memnun olabilirim. Gayette olurum. Akşam siteye döndükten sonra yapılan futbol maçı, peşinden terli terli girilen deniz ve peşinden havuz keyfi. Tabii bazı akşamlar ne deniz ne de havuz'a girmek yok. İşten çıktıktan sonra yapılan tek şey balık tutmak. Tekneyle balığa çıkmak paha biçilemez. Durun enter'a basayım da okuma zorluğu olmasın.

Tekne 3-4 metre. Ufak bir motoru var. Çekince çalışıyor. Bazen çalışmıyor. Beni sinir ediyor. Hareket ediyor. İşte bütün mesele bu. Hareket etmesi yeterlidir benim için. Biniyorum, çalıştırıyorum ve beni istediğim yere götürüyor. Balık tutmak için bundan iyisi yok. Ayrıca gayet tek başınayken hızlı da gidiyor. - yazar burada arkadaşlarına siz binmeyin, ben hızlı gideyim mesajı veriyor. -

Akşamları ne yapıyoruz. Havuz'dan sonra duş, yemek falan derken saat 9 oluyor. 9'dan sonra ne yapıyoruz. Batak, okey, 51, yanık, tavla tarzı oyunlar oynuyoruz. Zevk alıyoruz. Gayet hesabına güzel 51 partileri düzenleniyor. Ayrıca masada alkolde olduğu zamanlar oluyor. Eğlence olarak kopmalı şeyler de bulunmuyoruz. Aslında gitsek gideriz ama ne bileyim kimse istemiyor. Ya da istiyor da gerçekten gidemiyor.

Ayrıca akşamları oyunlar oynuyoruz. Geçen sezon Trivial Pursuit oynayan bizler bu sene Cranium oynuyoruz. Yine de her ne kadar zor da olsa Trivial Pursuit > Cranium. 

Ayrıca genel olarak yanan mangallar da hayatımıza renk katıyor. Tabii mangalı yakarken yapılan muhabbetler + mangal yandıktan sonra yapılan muhabbetler, içilen alkoller ve yenen etler de iyi oluyor.

Cumartesi ve Pazar günleri ise tüm bu aktiviteleri bütün gün yapabiliyorum.

Sonuç olarak işten çıkıp gidebildiğim, deniz ve havuz'a girdiğim, tekneyle gezdiğim, spor yaptığım, arkadaşlarla muhabbet ettiğim bir yazlık sevilmez de ne yapılır.

3 ay yazlık - yeri önemli değil - > 10-15 günlük en kral yerde yaz tatili.

Neyse yazı yazma zevkim kaçtı. Yazıyı bitirme vakti. Ara ara bu tarz yazılar yazmak lazım. Kafama göre yazılar ...

Coldplay ile başladık Coldplay ile bitirelim ... http://fizy.com/#s/16k5uk

Yarın da Cumartesi. TATİL ...

14 Temmuz 2011 Perşembe

2011/2012 Sezonu Fenerbahçe Formaları


Fenerbahçe futbol takımımızın 2011/2012 sezonunda giyeceği formalar belli oldu. Efsane Çubuklu,  Tek Yıldız, Altın Zırh ve Sarı Kanarya çeşitleri olmak üzere 4 adet forma çıkarıyoruz. Bir de Mavi Zırh kaleci kazağı çıkartıyoruz. Çubuklu forma her sene olduğu gibi çok güzel. Özellikle kol kısmı şahane olmuş. Tek Yıldız forma değişik bir tasarım olmuş. Arjantin formasına benziyor. Alex'in üzerinde çok güzel duruyor. Altın Zırh forma değişik. Nasıl olduğunu canlı görmeden söyleyemem. Sarı Kanarya forma 2005/2006 ve 2002/2003 sezonlarında çıkardığımız formalara benziyor. Bu sezon çıkanın ise özellikle bel tarafı çok iyi olmuş. Kaleci forması ise oldukça güzel. Lacivert-Turkuaz uyumunu iyi yakalamışlar. Sonuç olarak formalarımız genel olarak güzel. Ayrıca diğer sezonlar da olmayan ancak bu sezon olan bir ayrıntı var. Gayet büyük bir Türk Bayrağı yer alıyor. - Şampiyon olan ve Türkiye Kupası'nı kazanan takımın formasında bir sonraki sezon Türk Bayrağı yer alıyormuş. Şu an internetten satılan formalar 19 Temmuz tarihinde tüm Fenerium ve Adidas mağazalarında satışa çıkacak. Formaların fiyatları 95 TL! Geçen sezon Mavi, ondan önce Arma, ondan önce Bayrak ... formaları alan ben bu sene ilk olarak 19 Temmuz tarihinde Tek Yıldız formayı alacağım. Daha sonra duruma göre Sarı Kanarya forma da alınabilir.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

3 Saat Gidiş, 3 Saat Geliş, 25 Dk Fenerbahçe



Ne bir şampiyonluk maçı, ne önemli bir deplasman, ne bir derbi. İstanbul'dan, İzmir'den, Kocaeli'den, Sakarya'dan, Ankara'dan, Bursa'dan, Yalova'dan veya Türkiye'nin çeşitli yerlerinden kalkan Pazar sabahını feda eden binlerce Fenerbahçe gönüllüsü Düzce'ye Topuk Yaylası Tesisileri'ne gitmek için yollara düşüyordu. Giderken çok şey beklemiyorlardı. Herkesin ortak bir görüşü vardı. '' Gidelim, futbolculara moral verelim ve taraftarlık olarak bu zor günlerde takımımızı yalnız bırakmayalım. '' İmkanı olup da gerçekten takımı seven, takıma gönül veren herkes sabahtan yollara düşüyordu.


Saat 11 gibi İzmit'te İstanbul'dan gelen münferit Fenerbahçeliler ve Fenerbahçeli Bloggerlar'ın kaldırdığı otobüse binerek yolculuğumuza başlıyorduk. Üzgündük ama gururluyduk. Otobüste Fenerbahçe'nin durumu pek konuşuluyor desem yalan olur. Ara ara tezahuratlar ile gayet normal bir deplasmana gidiyor gibi yolculuğumuz devam ediyordu. Tabii acaba kazanır mıyız? ,  zor maç gibi cümleler de söylenmiyordu.

Bir çok kez durarak, ağır ağır giderek artık son kilometrelere yaklaşıyorduk. Ve bana göre günün en güzel ilk anlarından. Kaynaşlı'dan çıktıktan sonra Bolu Dağı'na döndük ve o an gayet kendiliğinden inanılmaz bir konvoy oluştu. Kornalar, bayraklar, tezahuratlar ile beraber Bolu Dağı'nda hareket ediyorduk. Çevreden anlamsız bakışlar veya alkışlar. İnanılmaz keyiflendik. Otobüste daha coşkulu tezahuratlar yapıyorduk. Ve artık Düzce Topuk Yaylası Tesisleri'ne gitmek için önümüzde sadece 11 kmlik yol kalmıştı. Henüz tesisler yeni bittiğinden yollar berbattı. 2 araç yan yana zor geçiyordu. Ve sonunda tesisi görmüştük. Uzun bir yolculuğun ardından karşımıza güzel bir göl, güzel bir tesis çıkıyordu. Ve etrafta binlerce Fenerbahçe sevdalısı. Tezahuratlar, pankartlar, meşaleler ile beraber yürüyorduk. 

Tesis hakkında bir şey yazalım. Tesisin yeri çok ters. Yolu kötü. İllah yapılır ancak şu an gidecekler gerçekten zorlanırlar. Gece gidemezsiniz. Ayrıca çok tozlu yollardan geçiyorsunuz. Tesis etrafı çok güzel. Ağaçlar, ortada şahane bir göl, şahane 2 tane saha, şahane bir yapı ve müthiş bir manzara. Yazın da güzel olur, kışın çok daha güzel olur. Paranız varsa gidin ve kalın. Öyle gayet mükemmel bir tatil olur. Hem de Fenerbahçe'ye katkınız olur. Ancak öyle git-gel yapılacak bir yer değil gibi geldi bana.


Ve tesiste geçirdiğimiz sadece 25 dakika. Basına tepki tezahuratları, takıma sevgi tezahuratları, Emenike ve Sezer'e destek tezahuratları, Alex'e, Aykut Kocaman'a destek tezahuratları. Futbolcuları mutlu görmenin verdiği mutluluk. Yaktığım meşale.

Aziz Yıldırım'a destek için yaptığımız tezahuratlara bütün futbolcuların ve özellikle yeri futbolcuların gayet net şekilde katkı sağlaması. Karşıklıklı yapılan güzel tezahuratlar. Camia'nın birliktelik mesajları.

Sonuç olarak 3 saat gidiş, 3 saat geliş. Tesiste geçirdiğim zaman sadece 30 dakika. Ama o 30 dakikanın bana verdiği huzur paha biçilemez. Gelen neredeyse herkesin Fenerbahçe forması giymesi, Alex'in, Gökhan'ın, Volkan'ın, Sezer'in mutlu olması, Aykut Kocaman'ın arkadan şapkasının altından mutlu ve gururlu şekilde etrafı izlemesi, futbolcuların taraftarları dakikalarca alkışlaması ve benim yaşadığım mutluluk. Tarifi yok. Taraftarlık gerçekten de paha biçilemez bir şey. Son söz ise ; Ne şampiyonluk günü, ne derbi galibiyeti, hayatım boyunca unutamayacağım ve gururla hatırlayacağım tarih ; 10 Temmuz 2011 !

Beckham, Casillas, Ronaldo ve Donovan


En sol tarafta duran futbolcuyu sevmesem de gerçek yıldız. Diğer 3 kişi zaten hem sahada, hem saha dışında iyiler.

12 Temmuz 2011 Salı

Messi'nin En İyi Milli Maç Performansı


Ev sahibi olduğu Copa America'da istediğini bulamayan Messi ve Arjantin 3.maç kendine geldi. Kosta Rika karşısında etkili bir oyunla kazanmayı başardılar. Agüero 2 ve Di Maria'nın golleriyle 3-0 kazanan Arjantin'de Messi şovu vardı. Kariyerinin en iyi milli maçını oynadı. Asistler, paslar, çalımlar. 9 dakikalık görüntüyü seyredin zaten gerçekten de en iyi maçı olduğunu kabul edeceksiniz.

8 Temmuz 2011 Cuma

Taraftarlık Güzel Şey


Fotoğraf İtalya'dan. Bayern Münih antrenmanını izleyen taraftarlardan bazıları krampon, forma, defter gibi kişisel eşyalarını futbolculara imzalatmak için demirlerin arasından uzatıyorlar. Belki de imzalatamayacaklar. Bir an için oyunculara ve kulübe kırılacaklar ancak bu en fazla 1 saat sürecek. 1 saat sonra yine her şey normale dönecek. Ya da imzalatacaklar ve hayatlarının en mutlu anlarını yaşayacaklar. Gidip ailesine, arkadaşlarına anlatacaklar. O defteri en iyi defteri, o formayı uğurlu forması, o kramponu en güzel kramponu olarak adlandıracak. Belki de bir kaç gün sonra defter kaybolacak, krampon ve formadaki imza silinecek ve gidecek. Ancak hayatı boyunca bu an o insanın aklından çıkmayacak. Takımı şike de yapsa, takımı 5 yese de, takımı sürekli yenilse de o insanlar oraya gidip o formayı, o defteri, o kramponu imzalatmaya devam edecekler. Futbolu neden sevdiğimizi anlatan fotoğraflardan. Orada Bayern Münih taraftarları, başka yerde Milan, başka yerde Real Madrid, burada Fenerbahçe taraftarları .... Renkler değişse de takıma olan sevgi asla değişmez .... Ölene kadar ...

Sezer, Emenike ve Takım Ruhu


0:12 ; Aykut Kocaman'ın '' Bravo beyler '' diye oyuncuları alkışlaması, liderlik vasfını, takım için birlikteliği ortaya yansıtması ve oyuncuları ortama ısındırması ...
0:38 ; Semih'in Sezer'e sanki 40 yıllık arkadaşı gibi sarılması, kafasına vurması ...
1:00 ; Volkan'ın Sezer'e sarılması ...
1:20 ; Alex'in kaptanlık görevini yerine getirmesi ve Sezer'e gayet sıcak bir şekilde sarılması ...
1:28 ; Alex'in Emenike'ye sarılması, kafasına vurması ...
1:40 ; Cristian'ın, Brezilyalı Cristian'ın Sezer'e sarılması, kafasını ellemesi, makara yapması ...
1:50 ; Aykut Kocaman'ın bu sıcak karşılamayı gayet mutlu bir şekilde izlemesi ...
2:32 ; Emre'nin Sezer'e bir abi gibi yaklaşması, halini hatrını sorması ...

Yukarıda kendi adıma gördüğüm güzellikleri yazdım. Çoğu kişi için anlamsız gelebilir ancak bu zor şartlarda takım ruhunun, takım birlikteliğinin ne demek olduğunu gösteren anlardı. Geçen sezon yakalanan müthiş arkadaşlık ortamının hâlâ devam ettiğini görmek de insanı gururlandırıyor ve duygulandırıyor.

İnsan bu ortamı görünce bir an önce liglerin başlamasını istiyor. Bur birliktelik, bu arkadaşlık ve bu samimiyet sürdüğü sürece Fenerbahçe şampiyon olmaya devam eder.

Tribünde söylediğimiz gibi ' Aşığım aşığım sana, doyamıyorum ki sana, neyleyim ben bu hayatı, of of of sen olmayınca KANARYA '' 

7 Temmuz 2011 Perşembe

Zaman Birlik Olma Zamanı


Fenerbahçemiz camia olarak zor günler yaşıyor. Acı çekiyor. Hepimiz acı çekiyoruz. Üzülüyoruz. Geceleri uyuyamıyoruz, Sürekli bu olayların ne olacağını düşünüyoruz. Bütün sezon neler yaşadığımızı düşünüyoruz. Utanmıyoruz ama canımız gerçekten sıkılıyor. Bu işler daha netleşmedi. Netleşince zaten bize bunları yapanlar cezalarını çekerler ve camia'dan silinip giderler. Biz geride kalan milyonlarca Fenerbahçe taraftarı ise Fenerbahçe'ye çok daha güçlü bir şekilde destek vermeye devam edecek. Bundan şüphem yok.

Mali yönden sıkıntı çekecekmişiz diyorlar-diyoruz. Her sene 1 forma alıyorduk, 2 forma alırız.

Statta 30 bin kombine satıyorduk, 40 bin kombine satarız.

Fenerbahçe için maça gidip tezahurat yapıyorduk, daha çok yaparız.

Fenerbahçe için 1 ay önce ne yapıyorsak, 2 ay sonra 2 katı daha çok şey yaparız.

Ve Fenerbahçe formasını geçen sezon büyük bir onurla, gururla taşıyan, terini akıtan, varını yoğunu sahaya yansıtan futbolcularımıza, takımı hazırlayan teknik ekibe, tercümanlara, Aykut Kocaman'a ve emeği geçen herkese destek için Pazar günü Düzce'ye Topuk Yaylası tesislerine gidiyoruz. Futbolcularımızın, teknik ekibimizin, hocamızın yüzünü biraz güldürelebilirsek, sahipsiz olmadıklarını bir kat daha hissettirebilirsek mutlu olacağız.

Eğer sen de biraz önce Alex'in '' Elimden gelse ben de pazar gunü Bağdat Caddesi'nde olurum. Taraftarlara her zaman olduğu gibi teşekkür ediyorum." açıklamasını dinlediysen işini gücünü ayarlayıp ya Topuk Yaylası'na ya da Bağdat Caddesi'ne git. Aşkını haykır. Desteğini ver. Bu zor günde takımı yalnız bırakma.

Bizler Fenerbahçeli bloggerlar olarak da bu organizasyona katılıyor ve Pazar günü saat 10'da İstanbul'dan, Kocaeli'den ve Sakarya'dan katılacak arkadaşlarla beraber Düzce'ye gidiyoruz.

Zaman Birlik Olma Zamanı !



4 Temmuz 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Bayrağının Gölgesi Bize Yeter


Fenerbahçe bayrağının gölgesi bize yeter
Bazen sevinçli bazen kederli
Hayat Seninle Güzel

Kemal Sunal'ı Saygı ve Sevgiyle Anıyoruz


3 Temmuz 2000. Daha dün gibi. Tatile giderken yolda radyodan öğrenmiştim. Sonra mola yerinde tv'den bakmıştım. Çok üzülmüştüm. Tam 11 sene oldu. 11 sene önce bugün Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran Kemal Sunal aramızdan ayrıldı. Herhalde hayatı boyunca Kemal Sunal filmi seyretmeyen insan yoktur. Ya da seyretmeyi geçtim aynı filmi 5'den az seyretmeyen yoktur. Hababam Sınıfı, Salako, Salak Milyoner, Mavi Boncuk, Hanzo, Meraklı Köfteci, Kapıcılar Kralı, Süt Kardeşler, Tosun Paşa, Şabanoğlu Şaban, Çöpçüler Kralı, Yüz Numaralı Adam, Sakar Şakir, İnek Şaban, Avanak Apti, Kibar Feyzo, Umudumuz Şaban, Şark Bülbülü, Korkusuz Korkak, Dokunmayın Şabanıma, Bekçiler Kralı, Gol Kralı, Tokatçı, Şabaniye, Postacı, Çarıklı Milyoner, En Büyük Şaban, Ortadirek Şaban, Atla Gel Şaban, Şaban Pabucu Yarım, Gülen Adam, Garip, Kiracı, Şaban Askerde, Bay Kamber, Propaganda dahil tam 87 film veya dizi performansı. Hiçbirini unutmuyoruz. Hâlâ tv'de gördüğümüz zaman başına oturuyor ve ilk kez izlermiş gibi aynı heyecanla takip ediyoruz. Herhalde yıllar geçse de takip etmeye devam edeceğiz.

Çok Mu Şey İstedik ?


Biz taraftarlar çok mu şey istedik acaba? Sadece maça gidip veya gitmeyip, takımı desteklemek, tezahurat yapmak, üzülmek, sevinmek. Sahada o çubuklu formayı görmek, onunla ağlamak, onunla gülmek. Yenilgilerden sonra arkadaşlarımızın bizi kızdırmasını sevdik ... Galibiyetlerden sonra okula gazete alıp gitmeyi sevdik ... Maç öncesi arkadaşlarla oturup muhabbet edip, Fenerbahçe'yi konuşmayı sevdik ... Çubuklu formayı gururla yıllarca taşıyan Lefter'i ziyaret etmeyi sevdik ... O yüzden şike yaptığımız kesinleşirse bizi en dibe kadar düşürsünler ancak buna neden olan her kim olursa - futbolcu veya yönetici - gereken cezaları alsın. Bizi en büyük zevkimiz, en büyük mutluluğumuz Fenerbahçemiz ile rahat bıraksınlar.